Hamas, İsrail'e Mısır üzerinden iki aşamalı esir takası teklif etti

Mısır'ın Filistin Büyükelçisi Tarık Tayel, Mısır'ın Ulusal Günü nedeniyle Ramallah'taki büyükelçilikte gerçekleşen törende Iştiyye'yi karşıladı (Wafa)
Mısır'ın Filistin Büyükelçisi Tarık Tayel, Mısır'ın Ulusal Günü nedeniyle Ramallah'taki büyükelçilikte gerçekleşen törende Iştiyye'yi karşıladı (Wafa)
TT

Hamas, İsrail'e Mısır üzerinden iki aşamalı esir takası teklif etti

Mısır'ın Filistin Büyükelçisi Tarık Tayel, Mısır'ın Ulusal Günü nedeniyle Ramallah'taki büyükelçilikte gerçekleşen törende Iştiyye'yi karşıladı (Wafa)
Mısır'ın Filistin Büyükelçisi Tarık Tayel, Mısır'ın Ulusal Günü nedeniyle Ramallah'taki büyükelçilikte gerçekleşen törende Iştiyye'yi karşıladı (Wafa)

İsrailli kaynaklar, Hamas'ın İsrail'e Mısır üzerinden iki aşamalı bir esir değişimi anlaşması teklif ettiğini, ancak bu teklife İsrail'in yanıt vermediğini bildirdi.
İlk aşama, Filistinli mahkumların (yaşlı, çocuk, kadın, hasta ve ölülerin naaşları) serbest bırakılması karşılığında İsrailli tutsak askerler Shaul Aron ve Hadar Goldin hakkında bilgi verilmesi ve iki İsrailli sivil mahkum Abraham Mengistu ve Hisham es-Sayed'in serbest bırakılmasını içeriyor. İkinci aşama ise Fetih Hareketi Merkez Komitesi Üyesi Mervan el-Bergusi'nin de aralarında bulunduğu 800 mahkum karşılığında söz konusu İsrailli askerlerin serbest bırakılması için müzakere yürütülmesini içeriyor.
Hamas, takas anlaşması önerilerinde her zaman Bergusi ve diğerlerini talepleri arasına dahil etti, ancak İsrail bu önerilere yanıt vermedi. Gazze Şeridi'nde 2014 yazında çıkan savaşta Hamas tarafından esir alınan iki asker Shaul Aron ve Hadar Goldin’in yanı sıra toplam 4 İsrailli bulunuyor. İsrail bu askerlerin şu an hayatta bulunmadığını söylerken Hamas durumları hakkında herhangi bir bilgi vermiyor. İki İsrail vatandaşı, Etiyopya kökenli Abraham Mengistu ve Arap kökenli Haşim Bedevi es-Seyyid ise 2014 yılındaki Gazze savaşından sonra farklı zamanlarda Gazze'ye kendi özgür iradeleriyle girdiler.
Hamas, İsrail’e yönelik bu teklifini Mısır'a iletti, ancak Tel Aviv merkezli Kanalı 12'ye göre İsrail bu teklife şu ana kadar herhangi bir yanıt vermedi. Taraflar arasındaki son temaslara dair iyi bilgi sahibi bir kaynak, Hamas’ın, ilk aşamanın uygulanmasından sonra iki İsrail askeriyle ilgili belgeli bir içeriği İsrail tarafına teslim etmeyi teklif ettiğini söyledi. Tüm bunlara karşılık Hamas, tam bir anlaşma için 800 Filistinli tutsak, tüm kadın tutsaklar ve İsrail'de tutulan 300 Filistinlinin cesedini istiyor.
Kanal 12, İsrail ile Hamas arasındaki müzakerelerin Mısır arabuluculuğunda geçen Mayıs ayında Gazze'ye yönelik saldırıların sona ermesinden bu yana devam ettiğini kaydetti. Mısır, kapsamlı bir ateşkes anlaşmasını ileriye taşıyacağı göz önüne alındığında, bir takas anlaşmasının uygulanması için baskı yapıyor.
İsrail, ateşkes müzakerelerindeki herhangi bir ilerlemeyi, Hamas'ın elinde tutsak bulunan askerlerinin serbest kalmasına ve Gazze'nin yeniden inşa sürecine bağlamıştı, ancak Hamas, ateşkes ve takas anlaşması doğrultusunda iki paralel çizgide yürümeye hazır olduğunu söyleyerek Tel Aviv’in bu tutumunu reddetti.
Bu arada Mısır'ın Filistin Büyükelçisi Tarık Tayel, ülkesinin Filistinli gruplar ile İsrail arasındaki ateşkesi istikrara kavuşturmak ve Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etmek için uluslararası taraflarla temaslarını sürdürdüğünü belirtti. Mısır'ın Ulusal Günü'nde Ramallah'taki Mısır Büyükelçiliği'nde düzenlenen törende konuşan Tayel, Mısır'ın Gazze'nin yeniden inşası ve Gazzelileri rahatlatacak projelerin oluşturulmasına hazırlık olarak molozların kaldırılması konularındaki girişimine dikkat çekti. Tayel, Mısır'ın Gazze’nin yeniden inşası ve ateşkesin istikrara kavuşturulması çabalarına destek için uluslararası taraflarla temaslarını sürdürdüğünü ve Filistin için olduğu gibi Mısır için de bir öncelik olarak uzlaşma çabalarını sürdüreceğini söyledi.
Mısır'ın barış sürecini destekleme çabalarıyla ilgili olarak Mısır büyükelçisi, çalışmaların iki düzeyde yürütüldüğünü belirtti. Birincisi, Filistin davasının karşı karşıya olduğu zorluklarla başa çıkmak için ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla Mısır, Ürdün ve Filistin'i bir araya getiren üçlü işbirliği formülünün başlatılmasıdır. Ön sonuç olarak, bu formülün Arap dışişleri bakanlarının toplantısında, Filistinlilerin vazgeçilmez haklarına koşulsuz Arap desteğini yenilemede ve Arap Barış Girişimi'ni yeniden canlandırmada başarılı olduğunu açıklayan Tayel, sözlerini şöyle sürdürdü: “İkinci düzey, barış sürecini uluslararası seviyede canlandırma ve barışı sağlamak için Uluslararası Dörtlü Komite de dahil olmak üzere uluslararası parametreler dahilinde uluslararası temasları yürütmeye yönelik çaba sarf etmektir.” 
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, büyükelçilikteki tören sırasında yaptığı açıklamada, Mısır'ın İsrail'in Filistin topraklarındaki, özellikle Kudüs'teki genişleme politikasına iki devletli çözümü koruyacak şekilde karşı koymada Filistin ile ortak olduğunu söyledi.
DPA’nın aktardığına göre Iştiyye, “Bu yıl, Madrid Barış Konferansı'nın 30. yıl dönümü. Yerleşimlerin genişletilmesi, evlerin ve binaların yıkılması, Kudüs'ün Yahudileştirilmesi, Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlenmesi, Gazze’nin abluka altına alınması ve Batı Şeria'daki İsrail askerî kontrol noktaları kurulması gibi İsrail'in icraat ve politikaları nedeniyle barış şansı azalıyor. Yeni İsrail hükümetinin politikaları, karşılık verdiğimiz art arda krizler yaratan önceki hükümetlerin politikalarından çok uzak değil. Bölge şu anda doldurulması gereken bir siyasi boşluk içinde. Bu boşluğu, uluslararası bir konferans çatısı altında, meşruiyet ve uluslararası hukuka dayalı olarak Uluslararası Dörtlü doldurabilir. Çözüm için ortaya konan herhangi bir vizyon, bir yanda Filistin sokağının dayattığı güç dengesindeki değişime, diğer yanda uluslararası arenadaki değişimlere dayanmalıdır. Dünya kamuoyunda Filistin'e yönelik bakış açısında büyük bir değişiklik var.” açıklamalarında bulundu.



Suriye’de Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerinin açık yargılamasında ikinci duruşması başladı

Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
TT

Suriye’de Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerinin açık yargılamasında ikinci duruşması başladı

Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)

Suriye Ceza Mahkemesi, bugün (Pazar) Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik kamuya açık yargılamanın ikinci duruşmasını başlattı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre sanık Atıf Necib’in yargılandığı davanın ikinci duruşması pazar günü Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan “Dördüncü Ceza Mahkemesi”nde başladı.

Duruşma ağırlıklı olarak sanık Atıf Necib’in sorgulanmasına, savcılığın mütalaasının sunulmasına ve kendisine yöneltilen suçlamalara odaklanıyor.

fdfgbfgb
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Başkanı Atıf Necib, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülen ilk duruşmasına katılıyor. (AFP)

Duruşmaya mağdur yakınlarının yanı sıra “Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Heyeti” üyeleri ile uluslararası hukuk ve insan hakları kuruluşlarının temsilcileri de katılıyor.

Sanık Atıf Necib, Suriye halkına karşı suç işlemekle ilgili suçlamalar kapsamında mahkeme önüne çıkarılırken, eski rejim unsurları arasında yargılanan ilk isim oldu.

dtrghbgtr
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam’daki ceza mahkemesinde görülen duruşmasına katılıyor. (EPA)

Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik ilk açık yargılama ise geçen 26 Nisan’da, Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Danışman Hassan el-Turba’nın katılımıyla Şam’daki Adalet Sarayı’nda başlamıştı.


Mısır Başbakanı, ortaklık ilişkilerini güçlendirmek üzere Cibuti’de

Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır Başbakanı, ortaklık ilişkilerini güçlendirmek üzere Cibuti’de

Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)

Afrika Boynuzu’nda artan gerilimler sürerken Mısır, Cibuti ile ‘ortaklık’ ilişkilerini güçlendirmeyi ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliği alanlarını geliştirmeyi hedefliyor. Kahire’nin özellikle bu bölgeyi hayati çıkar alanı olarak gördüğü belirtiliyor.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli dün Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle’nin göreve başlama törenine katıldı. Bu katılımın, Mısır’ın Cibuti ile farklı düzeylerde ikili iş birliğini güçlendirme ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin ölçeğine uygun şekilde ilerletme isteğini yansıttığı bildirildi.

Uzmanlar, Mısır’ın üst düzey katılımının Kahire’nin Cibuti ile stratejik ortaklığa verdiği önemi gösterdiğini ve aynı zamanda bölgedeki komşu ülkelere yönelik bir mesaj niteliği taşıdığını belirtiyor. Bu mesajın, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’nda Cibuti ile artan koordinasyon ve yakınlaşmaya işaret ettiği ifade ediliyor.

Mısır-Cibuti ilişkilerinin son yıllarda önemli ölçüde geliştiği, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle bu sürecin pekiştiği belirtiliyor. Bunlardan biri de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin geçtiğimiz yıl mayıs ayında Cibuti’ye yaptığı ziyaret oldu. Sisi, o dönemde iki ülke arasındaki stratejik ortaklıktan duyduğu memnuniyeti dile getirmiş ve özellikle Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel gelişmeler konusunda koordinasyonun önemine vurgu yapmıştı.

dsvbvfb
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle’nin göreve başlama törenine katıldı. (Mısır Bakanlar Kurulu)

Medbuli’nin, Sisi adına Cibuti Cumhurbaşkanı Gulle’nin göreve başlama törenine katılması, Kahire’nin Cibuti ile ikili iş birliğini tüm seviyelerde güçlendirme kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Geçtiğimiz nisanda altıncı dönem için yeniden seçilen Gulle’nin göreve başlama törenine, çok sayıda ülke lideri, hükümet temsilcisi, Arap ve Afrika ülkelerinden yetkililer ile uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.

Medbuli, Gulle ile yaptığı görüşmelerde, Mısır ile Cibuti arasındaki tarihi ve kardeşlik temelli ilişkilerin altını çizdi. İlişkilerin karşılıklı saygı, ortak çıkarlar ve ortak kader anlayışı üzerine inşa edildiğini vurgulayan Medbuli, bölgesel ve uluslararası meselelerde iki ülke arasında sürekli koordinasyona önem verdiklerini belirtti.

Gulle ise Kahire ile ilişkileri, tarihî, kültürel ve siyasi bağlarla desteklenen ‘örnek bir iş birliği modeli’ olarak tanımladı.

Görüşmelerde ayrıca iki ülke arasındaki stratejik iş birliği başlıkları da ele alındı. Bunlar arasında limanların ve serbest ticaret bölgelerinin geliştirilmesi, altyapı ve lojistik kapasitenin güçlendirilmesi, elektrik ve enerji, ekonomi, tarım ve sağlık hizmetleri alanlarındaki iş birliği yer aldı.

Şarku'l Avsat'a konuşan Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi, Mısır’ın Cibuti’deki üst düzey katılımını, Kahire’nin bu ülkeyle ortaklığa verdiği önemi gösteren bir mesaj olarak değerlendirdi. Hicazi, iki ülke arasındaki iş birliğinin ikili ilişkilerin ötesine geçerek stratejik ortaklık düzeyine ulaştığını ve bunun iki ülkeyi birbirine bağlayan hayati çıkarlarla ilgili olduğunu ifade etti.

Hicazi ayrıca, Cibuti’nin özellikle Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’de deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması ile Afrika Boynuzu’ndaki istikrar açısından kritik bir rol oynadığını belirtti.

brhg
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle ile Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli arasındaki görüşmeden (Mısır Bakanlar Kurulu)

Hicazi, deniz ticaretinin güvenliğinin Mısır açısından hayati önem taşıdığını belirterek, bunun doğrudan Süveyş Kanalı üzerinden yürüyen deniz trafiğinin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Hicazi, Afrika Boynuzu’nda yaşanan gerilimlerin bölgesel istikrarı ve Kızıldeniz güvenliğini etkilediğine yönelik Kahire’de güçlü bir farkındalık bulunduğunu söyledi.

Bölgede artan gerilimler, özellikle deniz ticareti güvenliği konusunda endişeleri artırıyor. Son dönemde İsrail’in tek taraflı bir kararla Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanıdığı yönündeki açıklama, uluslararası düzeyde tepkiyle karşılandı.

Bölgede özellikle Babu’l Mendeb Boğazı gibi kritik geçiş noktalarına yönelik tehditlerin arttığı bir ortamda Hicazi, bu hattın güvenliğinin küresel ticaret açısından zorunlu hale geldiğini vurguladı. Ayrıca Mısır’ın Kızıldeniz’in yönetiminde, kıyıdaş Arap ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirerek ‘bölgenin yönetiminde yabancı aktörlerin bulunmasına karşı çıktığını’ ifade etti.

Kahire’nin, deniz güvenliğinin ortak yönetimi için 2020 yılında Riyad’da kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi mekanizmasının daha aktif hale getirilmesini savunduğu belirtildi. Bu yapı; Mısır, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Sudan, Somali, Cibuti ve Eritre’yi kapsıyor ve güvenlik ile kalkınma iş birliğini artırmayı hedefliyor.

Afrika uzmanı Rami Zehdi ise Mısır’ın Cibuti ile kurduğu ortaklığın hem Arap hem Afrika kimliğine dayandığını ve iki ülke arasındaki tarihsel çıkarlarla şekillendiğini söyledi. Zehdi, Cibuti Cumhurbaşkanı ile Mısır liderleri arasındaki ilişkilerin uzun süredir devam ettiğini ve iki ülke arasındaki iş birliğinin istikrarlı bir şekilde sürdüğünü ifade etti.

Zehdi ayrıca Kahire’nin, Cibuti ve genel olarak Afrika Boynuzu ülkeleriyle yakınlaşarak bölgedeki nüfuz rekabetine karşı diplomatik bir mesaj verdiğini belirtti. Etiyopya ve İsrail’in Kızıldeniz kıyılarındaki hareketliliği ile Sudan’daki gerilimlerin Kahire açısından önemli güvenlik zorlukları oluşturduğunu, Mısır’ın ise bu risklere karşı bölge ülkeleriyle iş birliğini artırarak yanıt vermeye çalıştığını söyledi.


Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletindeki stratejik öneme sahip el-Kili’yi geri aldı

Hartum’un kuzeyindeki Sudanlı askerler, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Hartum’un kuzeyindeki Sudanlı askerler, 25 Ocak 2025 (Reuters)
TT

Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletindeki stratejik öneme sahip el-Kili’yi geri aldı

Hartum’un kuzeyindeki Sudanlı askerler, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Hartum’un kuzeyindeki Sudanlı askerler, 25 Ocak 2025 (Reuters)

Sudan ordusu, Mavi Nil eyaletindeki stratejik öneme sahip el-Kili bölgesinin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini açıkladı. Ordu, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile yaşanan çatışmalarda can kayıpları ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, 4. Piyade Tümeni ile ona bağlı destek güçlerinin, güney ekseninde el-Kurmuk kenti yakınlarında bulunan el-Kili bölgesini, HDK ve Joseph Tuka liderliğindeki diğer isyancı gruplarla girilen çatışmaların ardından geri aldığı belirtildi. Açıklamada, askeri operasyonlar sırasında çok sayıda askeri ekipman ve savaş aracının imha edildiği, isyancı güçlere de ağır kayıplar verdirildiği ifade edildi.

Sudan ordusu, birliklerinin bölge içinde konuşlandığını gösteren görüntüler yayımlarken, askeri operasyonların ‘eyaletin tamamındaki isyanın bastırılması, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi ile ülke sınırlarının korunması’ hedefiyle sürdürüleceğini duyurdu.

Öte yandan Mavi Nil Eyaleti Valisi Ahmed el-Umde, Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, 4. Piyade Tümeni’nin el-Kili bölgesinde elde ettiği başarının ‘eyaletteki isyanın sonunun başlangıcı’ olduğunu belirtti. El-Umde, ‘tam kurtuluşun işaretlerinin yakında görüleceğini’ ifade etti.

El-Kili bölgesi, Damazin ile Etiyopya sınırına yakın el-Kurmuk kentini birbirine bağlayan ana yol üzerinde bulunması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Söz konusu bölge, geçtiğimiz mart ayında HDK ve müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey’in (SPLM-N) kontrolüne geçmişti. Daha önce bölgeyi ziyaret eden Sudan Genelkurmay Başkanı Yaser el-Ata, HDK’nin kontrolündeki bölgelerin geri alınması amacıyla Mavi Nil eyaletine askeri takviye gönderileceğini açıklamıştı. Buna karşılık HDK, bölgede devam eden çatışmalara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Çatışmaların, Mavi Nil eyaletinin ikinci büyük kenti olan Kaysan’ın çevresinde süren çatışmalarla eş zamanlı olarak devam ettiği bildirildi.

Diğer yandan HDK’nin desteklediği Sudan Kurucu İttifakı’nın ana bileşenlerinden biri olan SPLM-N, el-Kurmuk bölgesine bağlı Dukan, Karn Karn ve Hor el-Hasan kasabalarının kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu. SPLM-N ayrıca, güçlerinin Kaysan kentine doğru ilerlediğini açıkladı. SPLM-N’nin resmi Facebook sayfasında yayımlanan açıklamada, güçlerinin Sudan ordusunun bölgedeki savunma hatlarını dağıtmayı başardığı, bunun sonucunda ordu birliklerinin Damazin kentine doğru geri çekildiği ifade edildi.

FVERB
Sudan Genelkurmay Başkanı Yaser el-Ata, Mavi Nil Eyaleti Valisi Ahmed el-Umde ile yaptığı görüşme sırasında (Facebook)

Sahadaki bu gelişmeler, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Sudan ordusu, Etiyopya hükümetini HDK’ye destek vermekle suçlamayı sürdürüyor. Bu suçlamalar arasında, Etiyopya topraklarının Sudan içinde insansız hava araçlarının (İHA) saldırı düzenlemesi için kullanıldığı iddiası da yer alıyor. Sudan ordusu, son olarak geçen hafta Hartum Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan saldırının da bu kapsamda değerlendirildiğini öne sürdü.

Güney Kordofan’daki çatışmalar

Güney Kordofan eyaletinde, Sudan ordusu ve ona destek veren güçlerle HDK arasında şiddetli çatışmalar sürüyor. Çatışmaların, Delenc kenti yakınlarındaki et-Tekme bölgesinde yoğunlaştığı, ancak bölgenin hangi tarafın kontrolünde olduğuna ilişkin çelişkili bilgiler bulunduğu bildirildi.

Öte yandan, HDK tarafından desteklenen Sudan Kurucu İttifakı, dün Güney Kordofan eyaletindeki Ebu Zabad kenti yakınlarında sivil bir nakliye kamyonunu hedef alan İHA saldırısında 15 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını açıkladı. İttifak Sözcüsü Alaaddin Avad Nakd, saldırının Sudan ordusu tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Nakd, kamyonun Hami kasabasından Ebu Zabad’a doğru ilerlediği sırada hedef alındığını, saldırıda 15 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 17’den fazla kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını söyledi. Facebook üzerinden yayımlanan açıklamada Nakd, “Silahsız sivillerin kasıtlı şekilde hedef alınması, ülkede korku yaymayı ve savaş ile kaosun alanını genişletmeyi amaçlayan bir girişimdir” ifadesini kullandı. Nakd ayrıca, uluslararası topluma, bu saldırılar karşısında ‘güçlü ve net bir tutum’ alma çağrısı yaptı. Sudan ordusu ise suçlamalara ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre, Sudan ordusu ile HDK arasında ocak ayından bu yana karşılıklı İHA saldırıları sonucu yaklaşık 700 sivil hayatını kaybetti.