Lenderking, Yemen Başbakanı ile artan Husi saldırılarını görüştü

Yemen Parlamentosu, oturumların önümüzdeki haftalarda Seiyun'da yapılmasına yönelik hazırlıkları onayladı.

Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da ABD Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile görüştü. (SABA)
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da ABD Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile görüştü. (SABA)
TT

Lenderking, Yemen Başbakanı ile artan Husi saldırılarını görüştü

Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da ABD Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile görüştü. (SABA)
Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik dün Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da ABD Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile görüştü. (SABA)

Yemen Başbakanı Dr. Muin Abdulmelik, İran destekli Husi milislerinin Marib, Şebve ve Lahc kentlerine yönelik artan saldırıları çerçevesinde ABD Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile Riyad'da bu tırmanışın sonuçlarını görüştü. Lenderking, Washington'un Yemen’de barışı sağlama ve savaşı durdurma çabalarının bir parçası olarak toplantıdan önceki gün Riyad’a geldi. 
Bu gelişmelere, Nisan 2019'da Seiyun’da gerçekleşen oturumun ardından faaliyetleri askıya alınan parlamentonun denetleme ve yasama rolünü etkinleştirme çabaları çerçevesinde, Yemen Parlamentosu Başkanlığı heyetinin Seiyun’da (Hadramut'un en büyük ikinci şehri) oturumlar düzenlemeye hazırlanmak için onay vermesi eşlik etti.
Yemenli resmi kaynaklara göre Başbakan Abdulmelik, Lenderking ile görüşmesinde, Husi darbe milislerinin tırmanışı, sivillere ve Marib'de yerinden edilenlere yönelik sürekli saldırıları ve tüm barış girişimlerini reddetmesine yönelik uluslararası tutumları ele aldı.
Yemen resmi ajansı SABA’da yer alan habere göre toplantıda Husi milislerinin eylemlerinin sonuçları nedeniyle cezalandırılmasının önemine dikkat çekilirken, grubun çatışmayı körüklemeye devam etmesi ve uluslararası istikrar ve barışı tehdit eden terör örgütleri ile Husiler arasındaki mevcut çatışmaya değinildi. Ayrıca ekonomik ve insani dosyaların yanı sıra, uluslararası toplumun ekonomik istikrarı desteklemeye ve insani krizin şiddetini hafifletmeye odaklanmasının önemine dikkat çekildi. Toplantıda, Safir petrol tankerinin mevcut durumu masaya yatırılırken, Husilerin BM’den bir teknik ekibin tankerin bakımı ve boşaltılması için tankere erişimini reddetme konusundaki uzlaşmazlığı ve İran'ın Yemen'e ve bölgeye müdahalesi ele alındı.
Kaynaklar, Yemen hükümeti ile ABD arasında, özellikle askeri tırmanışın ve Husi milislerinin çeşitli cephelerde çatışmayı körüklemesinin bir an önce durdurulması gerektiği ve Suudi Arabistan’daki sivillere ve Yemen’de yerinden edilmiş kişilere karşı işlenen suçlar gibi birçok dosya ve meseleye ilişkin görüşlerinde bir uyum olduğuna dikkati çekti. Taraflar ayrıca, Yemen hükümetine ekonomik istikrarı sağlamak ve Husilerin yakıt ithalatı ve fiyatlarındaki manipülasyonunu sona erdirmek için uluslararası desteğin önemi konusunda fikir birliği sağladı.
Aynı kaynaklar toplantıda, Suudi Arabistan’ın yoğun çabalarına ek olarak Riyad Anlaşması'nın uygulanmasının tamamlanması için devam eden çabalar ve bu yönde ulaşılanlar ile Yemen'in uluslararası toplumdaki ortaklarıyla koordinasyon halinde devam eden terörle mücadele çabalarının gözden geçirildiğini bildirdi. Başbakan Abdulmelik açıklamasında, barışın koşullarının karmaşık olmadığını, daha ziyade durumun meşru otoriteye karşı silah zoru kullanan Husi milislerinin BM ve uluslararası kararlara uymasını gerektirdiğini belirtti. Başbakan bunun sağlanması için daha etkili uluslararası baskılar uygulanması gerektiğinin altını çizdi.
Yemen hükümetinin barışı sağlamaya yönelik BM’nin ve uluslararası toplumun çabalarını ve hamlelerini memnuniyetle karşıladığını belirten Abdulmelik, hükümetin barışı sağlamak için nesnel koşulları sağlama konusundaki istekliliğine atıfta bulundu. Başbakan, “Bu tutum, Husilerin uzlaşmazlığı ve Marib ve diğer bölgelerdeki tırmanışıyla karşılık buluyor. Yemen halkı, Husilerin İran’dan destek alarak daha fazla savaş suçu işlemeye ve ihlalde bulunmaya devam etmeleri nedeniyle acı çekiyor. Husiler, bağlantımız olmayan dosyalar üzerinde uluslararası toplumun takas etmesi karşılığında Yemen’in, bölgenin ve tüm dünyanın güvenlik ve istikrarını tehdit ediyor.
SABA’ya göre Abdulmelik açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
“Beklediğimiz şey, uluslararası toplumun ve BM’nin bu milislere karşı daha ciddi bir muamelede bulunmaları. Örneğin BM Safir petrol tankeri konusunda yıllardır Husilerle müzakerelerde bulunuyor. Ağır sonuçları olacak bu yakın felaketi önlemek için tüm imkanları sağlamamıza ve tüm çözümleri kabul etmemize rağmen şimdiye kadar hiçbir ilerleme kaydedilmedi.”
Yemen Başbakanı hükümetini ekonomik olarak desteklemek için acil ve hızlı bir müdahaleye ihtiyaç olduğunu vurgularken, Yemenli kaynaklara göre Lenderking ise ülkesinin insani krizi şiddetlendiren Husilerin Marib’e yönelik saldırılarının derhal durdurulması konusundaki tutumunu yineledi. Ayrıca ABD'nin Yemen hükümetinin çabalarına desteğini ve Riyad Anlaşması'nın uygulanmasını tamamlama, ekonomik istikrarı sağlama ve Yemen halkının acılarını hafifletme konusundaki istekliliğini vurguladı.
ABD Yemen Özel Temsilcisi Salı günü Riyad'a geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Lenderking'in Riyad’ı ziyareti sırasında Suudi Arabistan ve Yemen hükümetlerinden üst düzey yetkililerle görüşeceğini ve"insani krizi şiddetlendiren ve Husilerin Marib’e ve diğer bölgelere yönelik artan saldırılarının sonuçlarını tartışacağını bildirdi. 
Sözcü açıklamasında, "Lenderking, Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı'nın Yemen ekonomisini istikrara kavuşturmak, Yemen'in kuzeyine zamanında yakıt ithalatını kolaylaştırmak ve Husilerin akaryakıt ithalatı ve fiyatlarının manipülasyonuna ilişkin faaliyetlerini sona erdirmek için acilen çaba gösterme ihtiyacını ele alacak” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca, "Lenderking, kapsamlı bir barış sürecini başlatmanın önemini ve yeni bir BM Yemen Özel Temsilcisi’nin hızla atanmasını görüşmek üzere uluslararası toplumdan ve BM Yemen Özel Temsilciliği ofisinden temsilcilerle bir araya gelecek" ifadesi yer aldı.
Aynı bağlamda, Sultan el-Berkani başkanlığındaki Yemen Parlamento Başkanlığı üyeleri dün (Çarşamba) Seiyun şehrinde, meclisin bir an önce toplanması için gerekli düzenlemeleri görüştü. Resmi kaynaklara göre görüşmede, devlet kurumları arasındaki uyumun sağlanması ve bu istisnai durumda sorumluluklarını üstlenmesi konusu ele alındı.
Patlamento Başkanlığı, Genel Sekreterlik’in çalışmalarını Seiyun şehrinden yönlendirmesini ve Parlamento Başkanlığı’nın önümüzdeki haftalarda tüm oturumlar için uygun koşulları sağlamak için çalışmasını onayladı.
Sahada düzeyinde ise askeri medyaya göre Yemen Ulusal Ordusu dün (Çarşamba) Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun uçaklarının desteğiyle, Husi milislerinin Saada (ülkenin kuzeyinde) kentinin Bakim ilçesindeki Mahcar bölgesinde bulunan ordu mevzilerine yönelik şiddetli bir saldırısını püskürtmeyi başardı.
Söz konusu saldırı, milislerin Marib'in batısında, kuzeybatı ve güneyinde şiddetli saldırılarını sürdürürken, aynı zamanda Beyda'nın kuzeyinde ve Şebve’nin batısında füze ve insansız hava araçları saldırıları başlatmasıyla eş zamanlı yaşandı. 
Askeri kaynakların bildirdiğine göre Yemen ordusu, en son Salı günü Beyhan ilçesinde Ulusal Ordu güçlerinin mevzilerini balistik füzeyle hedef alan iki Husi insansız hava aracını düşürmeyi başardı. Saha kaynaklarına göre Husilerin saldırısında 20 asker ve 1 sivil öldü veya yaralandı.
Husi milisleri, meşruiyetin en önemli kalesi olan petrol eyaletini kontrol altına almak umuduyla Marib'in batısında, kuzeybatı ve güneyinde şiddetli saldırılar düzenliyor ve BM'nin uluslararası destekli savaşı durdurma planını reddediyor.
Yemen krizinin siyasi bir çıkmaza girmesi, darbecilere karşı verilen mücadelede yedi yıl boyunca ilerleme kaydedilememesi ve darbe karşıtı güçler arasındaki anlaşmazlık üzerine siyasi ve halk sahnesinde, meşru saflarda radikal reformların hızlandırılmasına yönelik birçok çağrı yükseldi. Bu çağrılar, dünyanın en büyük insani krizini yaşayan ülkede darbenin ortadan kaldırılmasını ve istikrarın yeniden sağlanmasını amaçlıyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.