İsrail ve Fas arasında iş birliğinin güçlendirmeye yönelik iki anlaşma ve bir mutabakat zaptı imzalandı

İsrail ve Fas arasında kültür, spor ve hava hizmetleri alanlarında iş birliğinin ve siyasi istişarelerin güçlendirilmesi çerçevesinde iki anlaşma ve bir mutabakat zaptı imzalandı

Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)
TT

İsrail ve Fas arasında iş birliğinin güçlendirmeye yönelik iki anlaşma ve bir mutabakat zaptı imzalandı

Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Fas ve İsrail dışişleri bakanları dün birlikte basın karşısına çıktı (Fas Dışişleri Bakanlığı)

Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, geçtiğimiz yılın sonlarında Fas ile İsrail arasındaki ilişkilerin yeniden başlamasından bu yana ilk resmi ziyaretini gerçekleştirmek üzere Fas'a gelen İsrailli mevkidaşı Yair Lapid ile dün siyasi görüşmelerde bulundu. Geçtiğimiz yıl Fas-ABD-İsrail üçlü anlaşmasının imzalanmasının ardından Fas ve İsrail arasında ilişkiler başlamış, ABD, Fas'ın Batı Sahra toprakları üzerindeki egemenliğini tanımıştı.
Görüşmelerin ardından iki bakan, ülkeleri arasındaki iş birliğini ve ilişkileri güçlendirmek için iki anlaşma ve siyasi bir istişare mekanizması oluşturmak için bir mutabakat zaptı imzaladılar. Fas Krallığı Hükümeti ile İsrail Devleti Hükümeti arasında kültür, spor ve gençlik alanında iş birliğine ilişkin yapılan ilk anlaşma,  iki ülkenin gençleri arasındaki iletişimi güçlendirmenin yanı sıra kültür ve spor alanlarında iş birliğini teşvik etmeyi ve geliştirmeyi amaçlıyor. Bu alanlardaki ikili iş birliğinin, iki ülkenin halkları arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine ve karşılıklı yarar sağlayan bağların geliştirilmesine katkıda bulunacağına inanılıyor.
Hava hizmetleri alanına ilişkin ikinci anlaşma ise iki ülke arasında hava hizmetleri alanındaki ilişkileri ve iş birliğini güçlendirmeyi, ilerletmeyi ve havayolları arasında rekabet ilkesine dayalı bir uluslararası havacılık sistemi geliştirmeyi hedefliyor. Anlaşma ayrıca uluslararası seyahat ve nakliye hizmetlerinde insanların ihtiyaçlarına cevap veren hava hizmetlerini rekabetçi fiyatlarla ve açık pazarlarda hizmet verebilecek kapasitede bir hava ulaşım ağının kurulmasının yanı sıra uluslararası hava taşımacılığında en üst düzeyde emniyet ve güvenliği sağlamayı amaçlıyor. Çoğu Fas kökenli İsrailli turist, aktarmalı uçuşlarla Fas'ı ziyaret edebiliyorlardı. Ancak 25 Temmuz'da iki ülke arasında ticari direkt uçuşlar başlatıldı.
Dün iki bakan arasındaki görüşmede aynı zamanda siyasi istişare mekanizması oluşturulması amacıyla bir mutabakat zaptı imzalandı. İmzalanan bu mutabakat zaptıyla ülke arasındaki çok yönlü ilişkilerin ve iş birliğinin derinleştirilmesine ve güçlendirilmesine katkıda bulunulması hedefleniyor. Bu mutabakat zaptı sayesinde taraflar, ikili ilişkilerinin tüm yönlerini gözden geçirmek için düzenli istişarelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası arenadaki gelişmelerin yanı sıra ortak çıkarları doğrultusunda bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunabilirler. İkili iş birliği istişareleri, siyasi, ekonomik, ticari, bilimsel, teknik ve kültürel iş birliği dahil tüm alanları kapsar.
İki bakan görüşmelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundular. Fas Dışişleri Bakanı Burita, İsrail Dışişleri Bakanı'nın Fas ziyaretini, ‘Fas-İsrail-ABD üçlü anlaşmasına özünü kazandırmaya yönelik ortak bir taahhüdün yansıması’ olarak değerlendirirken İsrail Dışişleri Bakanı Lapid ile ikili ve bölgesel meseleler üzerine kapsamlı bir görüşme yaptıklarını açıkladı. Burita, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinin Fas Kralı 6. Muhammed tarafından dile getirilen ‘irade ve inancın bir ifadesi’ olduğuna dikkati çekti.
Üçlü anlaşmanın imzalanmasından bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin olumlu bir dinamiğe tanık olduğunu söyleyen Burita, iki ülke arasında inovasyon, turizm ve havacılık, enerji, ticaret ve yatırım ve diğer alanlarda beş çalışma ekibinin kurulduğunu kaydetti. Faslı bakan ayrıca çeşitli projeler belirlenen ve önerilerde bulunulan çeşitli toplantılar yapıldığını da sözlerine ekledi.
İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine dair değerlendirmesinde Burita, kurumsal ilişkileri geliştirmek istediklerini belirterek, “İlişkilerimizi insani boyutuyla da zenginleştirmeyi amaçlıyoruz” dedi.
İki ülke arasındaki direkt uçuşların başlatılması ve buna eşlik eden ‘Fas kökenli İsrail vatandaşlarının Fas’ı ziyaret etme coşkusunu’ hatırlatan Burita, İsrail'deki Fas toplumunu Fas ile bir araya getiren bağları vurguladı. Fas Dışişleri Bakanı, imzalanan üç anlaşmanın yanı sıra gelecekteki ziyaretlerde imzalanmak üzere ‘hazır başka anlaşmalar’ olduğunu kaydetti.
Burita, Fas Kralı'nın başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulması temelinde iki devletli bir çözüme ulaşılması için Filistinliler ve İsrailliler arasındaki barış müzakerelerine geri dönmenin önemine yönelik çağrısını da hatırlattı. Ayrıca, Fas Kralı’nın Kudüs Komitesi’nin başkanı olarak Kudüs'ün onurlu kimliğini korumanın önemi konusundaki tutumunu da bir kez daha yineleyen Burita, barış ve refaha hizmet etmek için taraflar arasında güvenin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu.
Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanı Lapid, Yahudilerin 2000 yıldır Fas'ta yaşadıklarını ve İsrail’deki Fas kökenli Yahudilerin Fas'ı ziyaret ettiklerinde ‘geçmişlerinden bir bölümü keşfettiklerini’ söyledi. Lapid, “Bağları kopararak ne kazandık? Elimize hiçbir şey geçmedi” ifadelerini kullandı. Gelişmelerin, kültür, turizm ve diğer sektörlerde iş birliğini inşa etme yönünde bir değişikliği temsil ettiğini söyleyen Lapid, Kuran-ı Kerim’den “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş” (Enfâl - 61) ayetini referans gösterdi. Ancak Lapid, Filistinlilerle olan ilişkilerden bahsetmedi.
İsrail’den 2000 yılından bu yana Fas'ı ziyaret eden ilk dışişleri bakanı olan Lapid, ziyareti öncesinde Pazartesi günü Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Yarın tarihi bir ziyaret için Fas'a gideceğiz. Rabat'ta İsrail temsilciliğini açacağız. Kazablanka'yı ziyaret edeceğiz ve iki ülke ve halkları arasındaki barışı yeniden tesis edeceğiz” yazdı.
Lapid şöyle devam etti:
“Cesareti ve vizyonu için Majesteleri Kral 6. Muhammed'e teşekkür ediyorum. Fas ve İsrail arasındaki köklü tarihi ilişkiyi yansıtan ekonomi, turizm ve kültür alanlarında iş birliğini sağlamak için ekibiyle birlikte çalışacağız.”
İsrail heyetinin iki günlük Fas ziyaretinde Dışişleri Bakanı Lapid’e, Fas'ın (Rabat'ın güneyinde yer alan) Suvayr kentinde doğan Refah ve Sosyal Hizmetler Bakanı Meir Cohen, Knesset (İsrail parlamentosu) Dışişleri ve Savunma Komitesi Başkanı Ram Ben Barak ve Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Alon Oshbiz ve diğer yetkililer eşlik ediyor.
Lapid ve beraberindeki heyet, başkent Rabat’a ulaştıklarında, merhum krallar 5. Muhammed ve 2. Hasan'ın mozolelerini ziyaret etti. İsrail heyeti, bugün (Perşembe) Fas'ın ekonomik başkenti Kazablanka'da bir otelde basın toplantısı düzenleyecek. Heyet ziyaretini, Beth El Sinagogu’nu ziyaret edip orada dua ederek sonlandıracak.
Lapid, Kazablank yolculuğu öncesinde, Rabat’ın er-Riyad semtindeki İsrail temsilciliğinin açılışına katılacak.
Rabat, Temmuz ayı başlarında, iki ülkenin dışişlerinden yetkililer arasında ekonomik ve kültürel alanlarda ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunda istişarelere ev sahipliği yapmıştı.
İsrail Dışişleri Bakanı’nın ziyareti, geçtiğimiz ay uluslararası basın kuruluşlarında, Fas'ı İsrailli şirket NSO tarafından 2016'dan beri geliştirilen ‘Pegasus’ adlı casus yazılımı, Faslı ve yabancı aktivistlerin, gazetecilerin ve politikacıların telefonlarını dinlemek amacıyla kullanmakla suçlayan haberlerin yer almasıyla aynı döneme denk geldi. Rabat ise bu suçlamaları şiddetle reddetti ve Fransa, Almanya ve İspanya'daki basın kuruluşları hakkında ‘Fas’a hakaret ettikleri’ iddiasıyla yasal şikayetlerde bulundu. Bu haberlerin yayınlanmasından önce İsrail Ulusal Siber Güvenlik Müdürlüğü, Temmuz ayında, Facebook üzerinden Fas ve İsrail arasında siber savunma alanında iş birliği amacıyla bir anlaşma imzaladığını duyurmuştu.
Fas, 3 bin kişiyle Kuzey Afrika'daki en büyük Yahudi topluluğuna ev sahipliği yaparken İsrail'de 700 binden fazla Fas kökenli Yahudi yaşıyor. Filistinliler ve İsrailliler arasında 1993 yılında imzalanan Oslo Barış Anlaşması’nın ardından iki ülke irtibat büroları aracılığıyla aralarında diplomatik ilişkiler kurdu. Ancak Fas 2000 yılındaki Filistin İntifadası’nın ardından Tel Aviv ile ilişkilerini kesti. Fas yakın bir tarihte Birleşik Arpa Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Sudan'dan sonra İsrail ile diplomatik ilişki kuran dördüncü Arap ülkesidir.
Kudüs Komitesi'ne başkanlık eden Fas Kralı 6. Muhammed, İsrail ile ilişkilerin yeniden kurulmasından sonra çeşitli vesilelerle, iki devletli çözüm temelinde Filistin davasına verdiği desteğin devam ettiğini açıkladı.



Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
TT

Trump, Suriye'yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmaya karar verdi

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Liderler Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen ikili görüşmede Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile tokalaşıyor. (Reuters)

Üst düzey ABD’li bir yetkili, Başkan Donald Trump'ın Suriye'nin "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkarılması yönündeki kararını Kongre'ye resmen bildirdiğini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre, kararın yürürlüğe girmesi için Kongre'nin 45 günlük inceleme sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu sürenin ardından karar kesinlik kazanacak.

Trump, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD'nin hazırladığı teröre destek veren ülkeler listesinden Suriye'yi çıkarmayı düşündüğünü söylemişti. Türkiye'de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştireceği görüşme öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, "Sanırım bunu yapacağım" ifadelerini kullandı.

ABD daha önce de Suriye'nin teröre destek veren ülke statüsüne ilişkin kapsamlı bir inceleme yürüttüğünü duyurmuştu. Söz konusu statü, ABD dış yardımları, savunma ihracatı ve bazı mali işlemler üzerinde ciddi kısıtlamalar uygulanmasını öngörüyor.

Trump geçen ay imzaladığı başkanlık kararnamesiyle Suriye'ye yönelik ABD yaptırım programını sona erdirmiş, böylece ülkenin uluslararası finans sisteminden dışlanmasına son verilmesinin önünü açmıştı. Bu adım, Washington'ın iç savaşın ardından Suriye'nin yeniden inşasını destekleme taahhüdünün bir parçası olarak değerlendirilmişti.

Bununla birlikte, Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinde tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine zarar verdiğine yönelik işaretler giderek güçleniyor. Suriye'nin ilk kez 1979 yılında dahil edildiği bu liste, ülkenin ekonomik toparlanması için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmayı sürdürüyor.

Suudi Arabistanlı birçok şirketin, Suriye'nin toparlanmasına destek amacıyla milyarlarca dolarlık yatırım yapmayı planladığı belirtilirken, diğer Körfez ülkeleri de mali yardım sağlama taahhüdünde bulundu.

ABD yönetimi, Suriye'ye yönelik yaptırımların büyük bölümünü kaldırırken, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed'e bağlı kişi, kurum ve şirketlere kapsamlı yaptırımlar öngören Caesar (Sezar) Yasası'nı da yürürlükten kaldırdı.

Ancak Washington, yaptırımların Beşşar Esed ve yakın çevresini, insan hakları ihlalleriyle suçlanan kişileri ve bölgenin istikrarını bozduğu değerlendirilen diğer aktörleri hedef almaya devam edeceğini vurguluyor.

Trump, geçmişte El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin liderliğini yapan ve 2016 yılında örgütle bağlarını koparan Ahmed eş-Şara'yı övdü. Eş-Şara, 2024 yılının sonlarında İslamcı muhalif gruplardan oluşan bir koalisyona liderlik ederek Esed yönetimini devirmişti.

Eş-Şara'nın bölgede DEAŞ'a karşı yürüttüğü mücadeleyi de destekleyen Trump, "Herkes tarafından saygı görüyor, buna ben de dahilim." dedi.


Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump bugün Şera ile yapacağı görüşmede Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkaracak mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şera’yı Beyaz Saray’da kabul etti. (Arşiv – Reuters)

ABD ile Suriye arasındaki yakınlaşmayı destekleyen siyasi çevrelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’yi ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden yakın zamanda çıkarmasına yönelik iyimser beklentiler hâkim. Bu adımın, Trump’ın bugün Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile gerçekleştireceği görüşme sırasında açıklanabileceği öngörülüyor.

Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ listesinden çıkarılması, ülkede özel sektör yatırımlarının önünü açarak Şera yönetimini güçlendirebilir. Medya kaynaklarına göre bu adım, ABD’nin Ortadoğu’daki nüfuzunu artırmasına da katkı sağlayacak. Washington, aynı zamanda İran’la süregelen savaşı sona erdirecek uzun vadeli bir anlaşmaya ulaşmaya çalışıyor.

Bu yıl NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye de söz konusu statünün kaldırılmasını destekledi. Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Kendi içinde ve komşularıyla barış içinde yaşayan istikrarlı ve birleşik bir Suriye, Trump’ın barış ve refahın hâkim olduğu bir Ortadoğu vizyonunun temel unsurlarından biridir” dedi. Yetkili, Suriye’nin ‘terör için bir üs haline gelmemesi ve komşuları ile tüm dünya için tehdit oluşturmaması gerektiğini’ de vurguladı.

Trump, geçtiğimiz haziran ayında Suriye’nin ‘teröre destek veren ülkeler’ statüsünün gözden geçirilmesi talimatını vermişti. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, inceleme sürecinin halen devam ettiğini belirterek, söz konusu statünün kaldırılabilmesi için önce ‘bir dizi adımın’ tamamlanması gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte, Suriye’nin bu listede tutulmasının Trump yönetiminin bölgedeki hedeflerine ulaşmasını zorlaştırdığına yönelik işaretler giderek artıyor. İlk kez 1979 yılında Suriye’ye uygulanan ‘teröre destek veren ülke’ sınıflandırması, ülkenin yıkıcı iç savaşın ardından yeniden ayağa kalkabilmesi için ihtiyaç duyduğu ticari anlaşmaların önünde önemli bir engel oluşturmaya devam ediyor.

Güney Carolina Cumhuriyetçi Temsilcisi Joe Wilson yaptığı açıklamada, şirketlerin Suriye’ye yatırım yapmak istediğini ancak ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün bunun önünde engel oluşturduğunu söyledi. Wilson, “Şirketler yatırım yapmak istiyor ancak bu sınıflandırma önemli bir engel teşkil ediyor” ifadesini kullanırken, konuyu bizzat ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü belirtti.

Wilson, “Mükemmel yönetimler aramıyoruz. Ne yazık ki bölünmeden çıkar sağlayan ve Suriye’yi parçalamaya çalışan aktörler var. Bunun arkasında İran’ın nüfuzu ya da dünyanın farklı yerlerindeki aşırılık yanlılarının, egemen, güvenli, barışçıl ve müreffeh bir Suriye’nin kurulmasını engelleme çabaları olabilir” dedi.

FGTRHYJUKI
Deyrizor vilayetinin kırsalındaki el-Ömer petrol sahası... Suriye’nin terörizmle ilişkilendirilmesi, yatırımları kısıtlıyor. (EPA)

Wilson, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Başkan Trump ile Tom Barrack, değerli NATO müttefikimiz Türkiye ile birlikte basiretli bir liderlik ve gerçekçi bir vizyon ortaya koydu. Türkiye, Esed yönetimi döneminde on yılı aşkın süre devam eden toplu katliamların ardından Suriye’nin istikrara kavuşmasında kilit rol oynadı. Esed ise hak ettiği şekilde Moskova’ya kaçtı. Biz müttefiklerimize yaptırım uygulamıyor, daha iyi bir gelecek için birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde bulundurduğu ABD Kongresi de geçen yıl parti içi görüş ayrılıklarını aşarak Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımları kaldırmıştı. Trump yönetimi ayrıca Şera’nın ‘terörist’ olarak sınıflandırılması da dahil olmak üzere diğer önemli kısıtlamaları da iptal etmişti.

Buna karşın, Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünü koruması, daha önce Suriye devlet petrol şirketiyle anlaşmalar imzalayan Chevron ve ConocoPhillips gibi enerji şirketleri açısından hukuki belirsizlik yaratıyor. Söz konusu şirketlerin, bu statünün eninde sonunda kaldırılacağı varsayımıyla hareket ettiği belirtiliyor.

Aynı durum, teknoloji şirketlerinin ürünlerini Suriye’ye ihraç etmesini de zorlaştırırken, ülkenin teknoloji alanında Çin’e yönelme ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor.

Bu kapsamda, Nokia’nın Suriye parlamentosuna 30 bin dolar değerinde telekomünikasyon ekipmanı satışı için yaptığı anlaşmanın, ABD’den gerekli lisansın haziran ayında alınmasına kadar geciktiği belirtildi. Bilgi sahibi kaynaklara göre gecikmenin nedeni mevcut hukuki kısıtlamalar oldu.

Ortadoğu Enstitüsü bünyesindeki Suriye Girişimi Direktörü Charles Lister ise yaptığı açıklamada, “Suriye’nin ‘teröre destek veren ülke’ statüsünün sürdürülmesi için hiçbir hukuki ya da yasal gerekçe bulunmuyor. Hiçbir gerekçe yok” dedi.

Lister, “Duyduğum tüm bilgiler, kararın son iki ila üç hafta içinde kesinleştiğine işaret ediyor. Trump da her zamanki tarzıyla bunu Şera’nın yanında açıklamak istiyor” ifadelerini kullandı.


Sudan ordusu, Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Kurmuk kasabasını geri aldı

Sudan askerleri (dolaşımda)
Sudan askerleri (dolaşımda)
TT

Sudan ordusu, Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Kurmuk kasabasını geri aldı

Sudan askerleri (dolaşımda)
Sudan askerleri (dolaşımda)

Sudan ordusu, bugün ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil Eyaleti'nde, Etiyopya sınırına yakın stratejik öneme sahip Kurmuk kentinin kontrolünü yeniden sağladığını açıkladı. Kent, mart ayından bu yana Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) kontrolündeydi.

Sudan Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Asım Avad, Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, "Silahlı kuvvetler ve destek unsurları, HDK’ye karşı yürütülen şiddetli çatışmaların ardından Kurmuk kentini kurtarmayı başardı" dedi.

Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri mensupları (Arşiv- AFP)Sudan Hızlı Destek Kuvvetleri mensupları (Arşiv- AFP)

Avad, HDK ile ona bağlı müttefik güçlerin "can kaybı ve askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdiğini" belirtti.

Açıklamada ayrıca, sivillerin korunması, temel hizmetlerin yeniden sağlanması ve normal yaşamın yeniden tesis edilmesinin ordunun öncelikleri arasında yer aldığı vurgulandı.

Ordu sözcüsü, "Onur Savaşı'nın, HDK ve destekçileri tamamen etkisiz hale getirilene ve ülke topraklarının tamamı güvence altına alınana kadar süreceğini" ifade etti.

Sudan ordusuna bağlı birlikler, Kurmuk kentinde kontrolü ele geçirdiklerini gösterdiği belirtilen görüntüler de paylaştı.

Sudan askerleri el-Kadarif şehrinin sokaklarında devriye geziyor (Arşiv- AFP)Sudan askerleri el-Kadarif şehrinin sokaklarında devriye geziyor (Arşiv- AFP)

Mavi Nil Bölgesi Valisi Ahmed el-Umde de yaptığı açıklamada, "Kahramanca yürütülen bir operasyon sonucunda Kurmuk kenti, HDK ve Joseph Tuka'ya bağlı isyancı unsurlardan temizlendi" ifadelerini kullandı.

El-Umde, bunun Mavi Nil bölgesi ile Sudan genelinde güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması yönünde önemli bir adım olduğunu belirtti.

Mavi Nil cephesinde ilerleme

Sudan ordusu son günlerde Mavi Nil cephesinde önemli ilerlemeler kaydetti. Ordu, bölgenin başkenti Demazin ile Kurmuk'u birbirine bağlayan ana yol üzerindeki Keyli, Makca ve Sarkam yerleşimlerini yeniden kontrol altına aldı.

Buna karşın HDK, bölgedeki çatışmalara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak örgüte bağlı unsurlar, sosyal medyada yayımladıkları görüntülerle ordunun Kurmuk'a girdiği yönündeki iddiaları yalanladı.

Sudan ordusuna bağlı 4. Piyade Tümeni'nin son günlerde insansız hava araçları (İHA) ve ağır topçu birlikleriyle HDK'nin kent çevresindeki mevzilerine yoğun saldırılar düzenlediği bildirildi.

Etiyopya sınırındaki konumu nedeniyle stratejik öneme sahip Kurmuk, birkaç ay önce HDK'nin öncülüğündeki "Kuruluş (Tesis) İttifakı"nın kontrolüne geçmişti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu ittifakta, Abdulaziz Adem el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) de yer alıyor.

 Nisan ayında Hartum'daki evinin avlusunda, bombalı saldırıda yaralanan Sudanlı bir kız çocuğu tekerlekli sandalyesinde oturuyor (AP)Nisan ayında Hartum'daki evinin avlusunda, bombalı saldırıda yaralanan Sudanlı bir kız çocuğu tekerlekli sandalyesinde oturuyor (AP)

Mavi Nil bölgesinde son iki ayda çatışmaların şiddeti artarken, ordu ile HDK arasında çok sayıda küçük yerleşim yerinin kontrolü el değiştirdi.

Bu gelişmeler, Sudan ordusunun Etiyopya'yı, HDK'nin Kurmuk ve Mavi Nil bölgesini ele geçirmek amacıyla kendi topraklarını kullanmasına izin vermekle suçlamasının ardından geldi.

İHA saldırılarında siviller hayatını kaybetti

Öte yandan Sudan Doktorlar Ağı, bugün yaptığı açıklamada, Omdurman'ın batısındaki İhracat Yolu'nda HDK'ye ait olduğu belirtilen bir İHA’nın düzenlediği saldırıda aynı aileden 10 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Açıklamaya göre, hayatını kaybedenler arasında 5 kadın da bulunuyor. Ailenin düğün törenine gitmekte olduğu sırada hedef alınan araç tamamen yanarken, araçta bulunanların tamamı hayatını kaybetti.

Doktorlar Ağı, sivil araçların ve sivillerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu belirterek, saldırının yönlendirilebilir bir İHA ile kasıtlı şekilde gerçekleştirildiğini savundu.

Acil Durum Avukatları Grubu da pazartesi günü Kuzey Kurdufan eyaletindeki Şa'tut kasabasında düğüne giden sivilleri taşıyan bir araca düzenlenen İHA saldırısında beşi kadın 13 sivilin öldüğünü bildirmişti.

Grup ayrıca salı sabahı Hamra eş-Şeyh bölgesinde su taşıyan bir sivil aracın hedef alındığını ve saldırıda iki kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Afrika Birliği'nden siyasi çözüm çağrısı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Afrika Birliği'nin Sudan Özel Temsilcisi Muhammed Belaiş ile görüştü.

Burhan, Hartum'da Afrika Birliği büyükelçisiyle görüştü (Sovereignty Media)Burhan, Hartum'da Afrika Birliği büyükelçisiyle görüştü (Sovereignty Media)

Belaiş, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Afrika Birliği Komisyonu'nun Sudan'daki siyasi ve askeri gelişmeler konusunda yönetimle istişarelerini sürdürdüğünü söyledi.

Tarafların, barışın önündeki mevcut engelleri ele aldığını belirten Belaiş, önümüzdeki dönemde ateşkesin sağlanması amacıyla gerilimin düşürülmesi yönündeki çabaların artırılması gerektiğini ifade etti.

Afrika Birliği'nin bütün Sudanlı tarafların katılımıyla kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılmasını desteklediğini vurgulayan Belaiş, ulusal uzlaşı temelinde geniş kapsamlı bir diyalog çağrısını yineledi.

Belaiş ayrıca Afrika Birliği'nin Sudan'ın birliği ve egemenliğine desteğini sürdüreceğini belirterek, önümüzdeki dönemde Birlik yönetiminden üst düzey bir heyetin Hartum'u ziyaret edeceğini açıkladı.