Libya: Kaddafi’nin üst düzey kadroları serbest bırakılıyor

Kaddafi’nin “kara kutusu” Albay Ahmed Ramazan, Saadi’nin serbest bırakılmasından bir gün sonra serbest bırakıldı.

Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)
Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)
TT

Libya: Kaddafi’nin üst düzey kadroları serbest bırakılıyor

Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)
Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)

Libya’daki geçiş yönetimi yetkilileri, devrik lider Albay Muammer Kaddafi’nin üçüncü oğlu Saadi’nin ve birkaç eski üst düzey yardımcısının tutuklu bulundukları başkent Trablus’taki hapishanelerden serbest bırakıldıklarını duyurdu.
Yetkililer dün devrik Cumhurbaşkanı Albay Muammer Kaddafi’nin yakın çevresinin bir üyesi olan üst düzey bir liderin de serbest bırakıldığını duyurmuştu.
Olay, Temsilciler Meclisi’nin Tobruk kentindeki merkezinde Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) güvenoyunu tartışacağı toplantıdan sadece birkaç saat önce gerçekleşti.
Dün Cumhurbaşkanlığı Konseyi, cezaları sona eren veya yargı kararıyla hüküm giymemiş çok sayıda siyasi tutuklunun serbest bırakıldığını duyurdu. Serbest bırakılanlar arasında, Kaddafi rejiminde Albay rütbesine sahip, Genelkurmay ve İstihbarat şefi olarak görev yapan ve Kaddafi’nin “kara kutusu” lakaplı Kaddafi’nin ofisinin Müdürü ve Özel Sekreteri Ahmed Ramazan da bulunuyor.
Konsey yaptığı açıklamada, kapsamlı bir ulusal uzlaşma sağlamak için çalışmalarına devam etme ve haklarında herhangi bir yargı kararı verilmeyen kalan mahkumların serbest bırakılmasını koordine etme sözü verdi.
Adalet Bakanı Halime Abdurrahman cebri tutuklu ve davası olmayan tüm tutukluların tahliyesinin hızlandırılmasının önemine işaret ederek, tutuklu ve tutukluların tamamının yargıya sevk edilmesinin önemine dikkati çekti.
Bu adımı savunan Libya Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, dün Trablus’ta düzenlediği basın toplantısında, “Hakkında yargı kararı verilenler serbest bırakılır. Diğer işlemler ise mahkemelerce karara bağlanır” dedi. Vehibe, serbest bırakılmanın “Ortak Askeri Komite’nin çabalarını tamamlamak üzere geldiğini” kaydederek, tahliye sürecinin “belirli bir tarafın tekelinde olmadığı; Serbest bırakılıp bırakılmayacağı, özellikle koordinasyonun yapıldığı yargı mercii tarafından belirlenir” açıklamasında bulundu.
Buna karşılık Dibeybe hükümeti, daha önce yaptığı açıklamada, Saadi Kaddafi’nin tahliyesinin, tahliye kararından iki yıl sonra yargı kararlarının uygulanmasıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Bunun ise Başsavcılık ile Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Ajansıyla işbirliği içinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Saadi ailesinin kendisini yasal prosedürlere uygun olarak kabul ettiğini açıklayarak, bu çabaların kapsamlı bir ulusal uzlaşma yoluna yol açacağını umduğunu ifade etti.
Ailesine iadesini ve yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından Saadi, önceki gün Adalet Bakanlığı Müsteşarı’ndan ayrılarak özel uçakla İstanbul’a hareket etti. Saadi’ye, daha önce Trablus’ta Harp Okulu Komutanlığı görevinde bulunan, yine sağlık nedenleriyle serbest bırakılan Tümgeneral Naci Harir eşlik etti.

Kaddafi Türkiye’ye gitti
Türkiye kaynakları, hakkındaki suçlamalardan beraat eden Saadi Kaddafi’nin serbest bırakılmasının ardından İstanbul’a geldiğini doğruladı. Türk medyasına göre Kaddafi, dün gece geç saatlerde İstanbul Havalimanı’na özel uçakla geldi.
Adalet Bakanlığı’ndan bir kaynak, AFP’ye verdiği demeçte, Saadi’nin Libya’dan ayrılmasıyla ilgili olarak, “Saadi, tutuklandığı davayla ilgili olarak, yargı önüne çıkarılan ardından tahliye kararı çıkarılan bir Libya vatandaşıdır. Bu nedenle ülkede kalmakta veya ülkeyi terk etmekte özgürdür.”
Bu arada resmi bir kaynaktan alıntı yapan Reuters, Saadi’nin serbest bırakılmasının “Dibeybe, önde gelen aşiret liderleri ve eski İçişleri Bakanı’nın da dahil olduğu müzakerelerin bir sonucu olduğunu” söyledi.
Libya Futbol Federasyonu başkanı ve mütevazı futbol kariyeri sahip bir oyuncu olan Kaddafi’nin üçüncü oğlu Saadi, 2011’de babasının rejiminin düşmesinden sonra kaçtığı Nijer tarafından Mart 2014’te iade edilmişti.
Ancak Saadi, geçtiğimiz günlerde “Kaddafi ailesinin henüz son sözünü söylemediğini” ve “siyasi bir operasyon planladığını” söyleyen kardeşi Seyfülislam’ın aksine, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmıyor.
Öte yandan, Dibeybe’nin hükümetindeki Petrol Bakanı Muhammed Avn ile Petrol Şirketi başkanı Mustafa Sunullah arasında uzlaştırma çabalarına rağmen, Avn, Sunullah’ı işten uzaklaştırma kararının hala geçerli olduğunu düşünüyor. Avn, sorumluların uygulanmasını bekliyor. Yetkililer, yönetim kurulunun değişmesi yönünde tavsiyede bulunulduğuna işaret edip Kurumun halen varlığını sürdürdüğünü vurgulayarak, Dibeybe’nin bunu Bakanlar Kurulu’na sunmayı taahhüt ettiğini vurguladı.
Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi ve Birleşmiş Milletler Libya Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkarılması ve ülkelerine dönüşleri için Libya meselesiyle ilgili ülkelerin katılımıyla yeni bir strateji geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş ve Kubis önümüzdeki ayın başlarında Berlin Konferansları 1 ve 2’nin sonuçlarını uygulamak için tamamen Libya girişiminde pratik mekanizmalar geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir konferans düzenleme ve başkanlık etme çabalarını görüşecekler.
Buna karşılık, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Kubis ile yaptığı görüşmede, Parlamentonun Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanan yaklaşan seçim yasalarına katılımını sağlamaya çalıştı. el-Mişri, Kubis’e Danıştay tarafından önümüzdeki hafta oylamaya hazırlanmak üzere hazırlanan en son yasa tasarıları hakkında bilgi vererek, bunları istişare için Temsilciler Meclisi’ne iletti.
Diğer taraftan, Trablus’un batısındaki Zaviye kentinin farklı bölgelerinde silahlı milisler arasında çıkan ve en az bir kişinin ölümüne, sayısı bilinmeyen sayıda yaralıya yol açan şiddetli çatışmaların ardından patlama sesleri duyuldu.
Çatışma haberleri, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Fırtına Tugayı’nın dün şafak vakti Fizan bölgesindeki Murzuk şehrinde DAEŞ liderlerinden birini tutuklamak için düzenlediği askeri operasyondaki başarısını açıklamasıyla aynı zamana denk geldi.

 


Sudri, Kuzey Kurdufan’daki çatışmaların seyrini değiştirdi

Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)
Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)
TT

Sudri, Kuzey Kurdufan’daki çatışmaların seyrini değiştirdi

Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)
Sudan ordusuna bağlı askerler, 17 Ağustos’ta Gedaref kentinde düzenlenen askerî geçit törenine katılıyor (AFP)

Kuzey Kurdufan cephelerinde dikkat çekici bir saha değişimi yaşandı. Sudan ordusu, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile yaşanan çatışmaların ardından Kuzey Kurdufan eyaletindeki stratejik Sudri kentinin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini açıkladı. Bu gelişme, ordunun eyaletteki varlığını ve kontrolünü güçlendirirken HDK’nın yayılım alanını daralttı ve böylece eyaletteki çatışma haritası ordunun lehine değişti.

Kara birliklerinin ilerleyişi, insansız hava araçlarıyla (İHA) yürütülen saldırıların yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Eyalet makamları, HDK’yı Beyaz Nil’in başkenti El-Ubeyyid’e yönelik saldırılar düzenlemekle suçladı; saldırılarda 2 kişinin öldüğü, yaklaşık 20 kişinin yaralandığı bildirildi. Buna karşılık Kurucu ittifakı, orduyu Mezrub’a düzenlenen ve 9 kişinin ölümüne, 24 kişinin yaralanmasına yol açan bir saldırıyla suçladı. Ancak iki tarafın anlatımı da bağımsız olarak doğrulanmadı.

Şarku’l Avsat’ın Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden (BMMYK) aktardığına göre çatışmaların artmasıyla her gün 400’den fazla Sudanlı Doğu Çad’a geçmeye başladı. Bu sayının, son aylarda kaydedilen günlük ortalamalardan yaklaşık 20 kat fazla olduğu belirtilirken, Sudanlıların çatışma, bombardıman ve İHA saldırılarından kaçarak bölgeyi terk ettiği ifade edildi.


Erbil, Uluslararası Koalisyon tarafından durdurulan yardımların yerine geçecek alternatifler arıyor

Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)
Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)
TT

Erbil, Uluslararası Koalisyon tarafından durdurulan yardımların yerine geçecek alternatifler arıyor

Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)
Peşmerge güçlerinin geçit töreni (Kürt medyası)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Peşmerge Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Uluslararası Koalisyon’un daha önce bölge muhafız güçlerine tahsis ettiği mali yardımları durdurduğunu duyurdu.

Açıklama, IKBY’nin, daha önce iki ana parti olan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı iki ayrı güç şeklinde örgütlenen Peşmerge güçlerini tek çatı altında birleştirmeyi başarmasından bir haftadan kısa süre sonra geldi. Karar ayrıca, ABD güçlerinin ay sonunda Irak’tan çekilmesinin arifesinde alındı.

Yardımlar sona erdi

Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Korgeneral Bahtiyar Muhammed Sıddık yaptığı açıklamada, “Uluslararası Koalisyon tarafından Peşmerge güçlerine sağlanan mali yardımların süresi, iki taraf arasında daha önce imzalanan anlaşma uyarınca sona erdi. Ağustos ve Eylül 2026 aylarına ilişkin mali yardımlar, anlaşma kapsamında yapılan son ödeme oldu” dedi.

Sıddık, “Mutabakat zaptı 21 Eylül 2022 ile 21 Eylül 2026 tarihleri arasında yürürlükteydi. Süresinin dolmasıyla birlikte Koalisyon tarafından sağlanan mali ödemeler de durduruldu” ifadelerini kullandı.

Sıddık ayrıca bakanlığın, Koalisyon tarafından Ağustos ve Eylül 2026 ayları için sağlanan yardımların, anlaşma kapsamında son ödeme olarak geçen perşembe günü dağıtıldığını daha önce açıkladığını belirtti.

dfgthy
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerini tek çatı altında birleştirme töreninde yaptığı konuşma sırasında (IKBY Başkanlığı)

Kürt yetkili, Erbil yönetiminin Bağdat’taki Irak hükümetinden, Peşmerge mensuplarının maaşlarının Irak güçlerinin maaşlarıyla eşitlenmesi yoluyla söz konusu yardımların telafi edilmesini talep ettiğini söyledi.

Mali yardımların yanı sıra Washington, geçen yıl Irak hükümetinin onayıyla Peşmerge güçlerine 105 milimetre çapında 24 adet M119 tipi hafif ve orta sınıf obüs teslim etmişti. Söz konusu teslimat, Uluslararası Koalisyon’un, DEAŞ’a karşı mücadelede Kürt ortak güçlerinin savunma kapasitesini güçlendirme planları kapsamında gerçekleştirilmişti. Bu adım, Bağdat’taki bazı siyasi gruplar ve siyasetçilerin tepkisini çekmişti.

Yardımların uzatılması

Kürt yetkililer, Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesi konusunda ciddi güvenlik endişeleri ve rahatsızlık dile getiriyor. KDP lideri Mesud Barzani de daha önce birçok kez çekilmenin doğurabileceği risklere ve DEAŞ’ın Irak’taki faaliyetlerini yeniden canlandırma ihtimaline karşı uyarıda bulunmuştu.

Barzani’nin medya danışmanı Kifah Mahmud, yardımların durdurulmasının ‘normal’ olduğunu belirterek, bunların ‘sonuçta imzalanan bir mutabakat zaptı kapsamında sağlandığını ve söz konusu anlaşmanın artık sona erdiğini’ söyledi. Mahmud, yardımların büyük bölümünün Bağdat’taki federal hükümet tarafından kesilen Peşmerge maaşlarının telafisi amacıyla kullanıldığını kaydetti.

Mahmud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Erbil’in yardımları almasının temel nedenlerinden birinin Bağdat’ın Peşmerge güçlerini, Irak Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Iraklı askerlerin sahip olduğu haklarla eşit kapsamda değerlendirmemesi olduğunu belirtti. Mahmud, Irak Anayasası’nın Peşmerge’yi ülkenin askeri yapılanmasının bir parçası olarak kabul ettiğine dikkat çekti.

Mahmud, Bağdat’ın tutumunun ‘anayasanın uygulanmasındaki aksaklıklar, anayasanın uygulanmasına ilişkin yanlış yorumlar ve bölge yönetimine karşı kısa vadeli bir yaklaşım’ gibi sorunlardan kaynaklandığını ifade etti. Bunun da IKBY ile Bağdat arasında yaşanan sorunların daha da büyümesine yol açtığını söyledi.

Bununla birlikte Mahmud, Peşmerge maaşlarının artırılması ve diğer güvenlik güçlerinin maaşlarıyla eşitlenmesi konusunda ‘ciddi bir yaklaşımın işaretlerinin’ görüldüğünü belirtti. Mahmud, özellikle Ali ez-Zeydi’nin federal hükümet başkanlığını üstlenmesinden bu yana komisyonların, IKBY güçlerinin maaşları da dahil olmak üzere taraflar arasındaki ihtilaflı dosyaları çözmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

Olası uzatma

Mahmud, Bağdat’ın Kürt tarafının taleplerine yanıt vermemeyi sürdürmesi halinde “Uluslararası yardımların durdurulması Peşmerge maaşlarını önemli ölçüde etkileyecek” dedi. Mahmud bu durumun, ‘ABD’yi yardım mutabakatını iki veya dört yıl süreyle yenilemeye yöneltebileceği’ değerlendirmesinde bulundu.

IKBY Bakanlar Kurulu Sekreteri Amanc Rahim de geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, bölge hükümeti heyetinin 2027 bütçe yasa tasarısı konusunda federal hükümetle devam eden görüşmeler sırasında, 148 bin Peşmerge mensubunun maaşları için mevcut ödeneklere 450 milyar dinarlık artış yapılmasını resmen talep ettiğini belirtmişti.

Rahim, basına yaptığı açıklamada, “Artış, Peşmerge güçleri mensupları ile Irak askeri güçlerindeki meslektaşları arasında maaş ve mali ödenekler açısından tam eşitlik sağlanmasını amaçlıyor” ifadesini kullanmıştı.

frgthy
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Peşmerge Bakanlığı yetkililerinin Bağdat’ta düzenlenen bir güvenlik koordinasyon toplantısı sırasında çekilmiş fotoğrafı (Arşiv – Hükümet medyası)

Kürtçede ‘ölümle yüzleşenler’ anlamına gelen Peşmerge, IKBY’yi korumakla görevli resmi askeri güç olarak kabul ediliyor. Tarihsel olarak Kürtlerin haklarını savunmak amacıyla dağlarda silahlı direniş hareketleri şeklinde ortaya çıkan Peşmerge, 2003 sonrasında ise örgütlü ve donanımlı bir güvenlik kurumuna dönüştü.

Peşmerge, başta DEAŞ’a karşı savaş olmak üzere kritik çatışmalara katıldı ve Uluslararası Koalisyon’un başlıca stratejik ortaklarından biri oldu.

IKBY, 2026 yılında tarihi bir adım atarak tüm askeri birliklerinin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında kapsamlı biçimde birleştirilmesinin tamamlandığını duyurdu. Erbil yönetiminin ifadesiyle bu adım, KDP ile KYB arasındaki onlarca yıllık siyasi bölünmeye son vererek Peşmerge’yi ‘kurumsal ve birleşik bir orduya’ dönüştürmeyi amaçlıyor.


Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
TT

Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

Hamas lideri Halil el-Hayye yaptığı açıklamada, Filistinlilerin kanının İsrail’deki seçim kampanyalarına malzeme edilmesini reddettiklerini söyledi. Hayya, bütün İsrail partilerini Filistinlilerin öldürülmesine ortak olmakla suçladı.

Hayya, “Dünyaya mesajım şu: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. “Herkes, tabir yerindeyse, bizim kanımıza ortak oldu. Bizim için önemli olan, Filistin halkının hedeflerine, taleplerine ve meşru haklarına ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Hayye, İsrail’de seçimlerin “zaman zaman tekrarlandığını”, Filistin halkının ise haklarını güvence altına alacak sonuçları aradığını belirtti. “Hangi İsrail partisinin iktidara geldiği fark etmeksizin, Filistin halkı tarih boyunca, bütün İsrail partilerinin yönetiminden zarar gördü” dedi.

Hayye, “İsrail propagandası ve seçim kampanyalarının yakıtı Filistin kanı ve Filistin hakkıdır. Onlar, Filistinlilerin hakkını kimin daha fazla çiğneyeceği konusunda yarışıyor; birlikte yaşama iradesi gösterip kendisini dünyaya insan olarak sunacak olanın kim olduğu konusunda değil” ifadelerini kullandı.

İsrail’de 27 Ekim’de yasama seçimleri yapılacak.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile başlıca merkezci rakibi, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un başını çektiği blok arasında sonuçların birbirine yakın olması bekleniyor.