Libya: Kaddafi’nin üst düzey kadroları serbest bırakılıyor

Kaddafi’nin “kara kutusu” Albay Ahmed Ramazan, Saadi’nin serbest bırakılmasından bir gün sonra serbest bırakıldı.

Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)
Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)
TT

Libya: Kaddafi’nin üst düzey kadroları serbest bırakılıyor

Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)
Saadi Kaddafi’nin Şubat 2016’da başkent Trablus’ta yargılandığı sırada (Reuters)

Libya’daki geçiş yönetimi yetkilileri, devrik lider Albay Muammer Kaddafi’nin üçüncü oğlu Saadi’nin ve birkaç eski üst düzey yardımcısının tutuklu bulundukları başkent Trablus’taki hapishanelerden serbest bırakıldıklarını duyurdu.
Yetkililer dün devrik Cumhurbaşkanı Albay Muammer Kaddafi’nin yakın çevresinin bir üyesi olan üst düzey bir liderin de serbest bırakıldığını duyurmuştu.
Olay, Temsilciler Meclisi’nin Tobruk kentindeki merkezinde Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) güvenoyunu tartışacağı toplantıdan sadece birkaç saat önce gerçekleşti.
Dün Cumhurbaşkanlığı Konseyi, cezaları sona eren veya yargı kararıyla hüküm giymemiş çok sayıda siyasi tutuklunun serbest bırakıldığını duyurdu. Serbest bırakılanlar arasında, Kaddafi rejiminde Albay rütbesine sahip, Genelkurmay ve İstihbarat şefi olarak görev yapan ve Kaddafi’nin “kara kutusu” lakaplı Kaddafi’nin ofisinin Müdürü ve Özel Sekreteri Ahmed Ramazan da bulunuyor.
Konsey yaptığı açıklamada, kapsamlı bir ulusal uzlaşma sağlamak için çalışmalarına devam etme ve haklarında herhangi bir yargı kararı verilmeyen kalan mahkumların serbest bırakılmasını koordine etme sözü verdi.
Adalet Bakanı Halime Abdurrahman cebri tutuklu ve davası olmayan tüm tutukluların tahliyesinin hızlandırılmasının önemine işaret ederek, tutuklu ve tutukluların tamamının yargıya sevk edilmesinin önemine dikkati çekti.
Bu adımı savunan Libya Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, dün Trablus’ta düzenlediği basın toplantısında, “Hakkında yargı kararı verilenler serbest bırakılır. Diğer işlemler ise mahkemelerce karara bağlanır” dedi. Vehibe, serbest bırakılmanın “Ortak Askeri Komite’nin çabalarını tamamlamak üzere geldiğini” kaydederek, tahliye sürecinin “belirli bir tarafın tekelinde olmadığı; Serbest bırakılıp bırakılmayacağı, özellikle koordinasyonun yapıldığı yargı mercii tarafından belirlenir” açıklamasında bulundu.
Buna karşılık Dibeybe hükümeti, daha önce yaptığı açıklamada, Saadi Kaddafi’nin tahliyesinin, tahliye kararından iki yıl sonra yargı kararlarının uygulanmasıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Bunun ise Başsavcılık ile Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Caydırma Ajansıyla işbirliği içinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Saadi ailesinin kendisini yasal prosedürlere uygun olarak kabul ettiğini açıklayarak, bu çabaların kapsamlı bir ulusal uzlaşma yoluna yol açacağını umduğunu ifade etti.
Ailesine iadesini ve yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından Saadi, önceki gün Adalet Bakanlığı Müsteşarı’ndan ayrılarak özel uçakla İstanbul’a hareket etti. Saadi’ye, daha önce Trablus’ta Harp Okulu Komutanlığı görevinde bulunan, yine sağlık nedenleriyle serbest bırakılan Tümgeneral Naci Harir eşlik etti.

Kaddafi Türkiye’ye gitti
Türkiye kaynakları, hakkındaki suçlamalardan beraat eden Saadi Kaddafi’nin serbest bırakılmasının ardından İstanbul’a geldiğini doğruladı. Türk medyasına göre Kaddafi, dün gece geç saatlerde İstanbul Havalimanı’na özel uçakla geldi.
Adalet Bakanlığı’ndan bir kaynak, AFP’ye verdiği demeçte, Saadi’nin Libya’dan ayrılmasıyla ilgili olarak, “Saadi, tutuklandığı davayla ilgili olarak, yargı önüne çıkarılan ardından tahliye kararı çıkarılan bir Libya vatandaşıdır. Bu nedenle ülkede kalmakta veya ülkeyi terk etmekte özgürdür.”
Bu arada resmi bir kaynaktan alıntı yapan Reuters, Saadi’nin serbest bırakılmasının “Dibeybe, önde gelen aşiret liderleri ve eski İçişleri Bakanı’nın da dahil olduğu müzakerelerin bir sonucu olduğunu” söyledi.
Libya Futbol Federasyonu başkanı ve mütevazı futbol kariyeri sahip bir oyuncu olan Kaddafi’nin üçüncü oğlu Saadi, 2011’de babasının rejiminin düşmesinden sonra kaçtığı Nijer tarafından Mart 2014’te iade edilmişti.
Ancak Saadi, geçtiğimiz günlerde “Kaddafi ailesinin henüz son sözünü söylemediğini” ve “siyasi bir operasyon planladığını” söyleyen kardeşi Seyfülislam’ın aksine, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmıyor.
Öte yandan, Dibeybe’nin hükümetindeki Petrol Bakanı Muhammed Avn ile Petrol Şirketi başkanı Mustafa Sunullah arasında uzlaştırma çabalarına rağmen, Avn, Sunullah’ı işten uzaklaştırma kararının hala geçerli olduğunu düşünüyor. Avn, sorumluların uygulanmasını bekliyor. Yetkililer, yönetim kurulunun değişmesi yönünde tavsiyede bulunulduğuna işaret edip Kurumun halen varlığını sürdürdüğünü vurgulayarak, Dibeybe’nin bunu Bakanlar Kurulu’na sunmayı taahhüt ettiğini vurguladı.
Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesi ve Birleşmiş Milletler Libya Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkarılması ve ülkelerine dönüşleri için Libya meselesiyle ilgili ülkelerin katılımıyla yeni bir strateji geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş ve Kubis önümüzdeki ayın başlarında Berlin Konferansları 1 ve 2’nin sonuçlarını uygulamak için tamamen Libya girişiminde pratik mekanizmalar geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir konferans düzenleme ve başkanlık etme çabalarını görüşecekler.
Buna karşılık, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, Kubis ile yaptığı görüşmede, Parlamentonun Temsilciler Meclisi tarafından hazırlanan yaklaşan seçim yasalarına katılımını sağlamaya çalıştı. el-Mişri, Kubis’e Danıştay tarafından önümüzdeki hafta oylamaya hazırlanmak üzere hazırlanan en son yasa tasarıları hakkında bilgi vererek, bunları istişare için Temsilciler Meclisi’ne iletti.
Diğer taraftan, Trablus’un batısındaki Zaviye kentinin farklı bölgelerinde silahlı milisler arasında çıkan ve en az bir kişinin ölümüne, sayısı bilinmeyen sayıda yaralıya yol açan şiddetli çatışmaların ardından patlama sesleri duyuldu.
Çatışma haberleri, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Fırtına Tugayı’nın dün şafak vakti Fizan bölgesindeki Murzuk şehrinde DAEŞ liderlerinden birini tutuklamak için düzenlediği askeri operasyondaki başarısını açıklamasıyla aynı zamana denk geldi.

 


Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
TT

Türkiye, Libya’daki devlet kurumlarını birleştirme çabalarında koordinatör rolü üstlenmeyi hedefliyor

Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)
Müşir Halife Hafter ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Bingazi'deki görüşmeleri sırasında (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün yaptığı açıklamada, ülkesinin ‘Libya’daki devlet kurumlarını birleştirmeyi hedefleyen çabaları destekleme’ konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Ankara'nın uluslararası çabaların koordinasyonunda rol oynama ve ‘Libya'daki kurumsal bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan ABD girişimini destekleme’ arzusunu dile getirdi.

Fidan, bu açıklamaları, Libya ziyaretinin ikinci gününde Bingazi'de Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter ve Genelkurmay Başkanı Halid Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmeler sırasında yaptı.

Ziyaretine salı günü Trablus'tan başlayan Fidan, ülkenin doğusundaki üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Bingazi'ye geçmeden önce, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekale ile bir araya gelmişti.

Ziyaret, Libya'da yürütme erki ile ülkedeki bölünmüş kurumların birleştirilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilmesini amaçlayan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşleri Başdanışmanı Massad Boulos'un öncülük ettiği ABD girişimi etrafında temasların yoğunlaştığı hassas bir dönemde gerçekleşti.

Girişimin detaylarına dair basına yansıyan bilgilere göre bu plan, ülkenin doğusu ile batısındaki başlıca güç merkezlerini bir araya getirmeyi hedefleyen bir formül çerçevesinde yürütme erkinin yeniden şekillendirilmesini, Başkanlık Konseyi Başkanlığı'nın LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'e verilmesini ve Dibeybe'nin başbakan olarak görevde kalmasını öngörüyor.

LUO Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Fidan, Hafter ile gerçekleştirdiği görüşmede onun üstlendiği role duyduğu takdiri dile getirerek, bu ziyaretin Türkiye ile Libya arasındaki ilişkileri geliştirme sürecinin bir uzantısı niteliğinde olduğunu belirtti. Bakan Fidan ayrıca, yeni bir Türk konsolosun atanmasının ardından Bingazi'deki Türk Konsolosluğu'nun faaliyetlerine başladığına da dikkati çekti.

Fidan, pazartesi günü Bingazi'nin el-Havari mahallesinde aracını hedef alan bombalı bir saldırıyla suikasta uğrayan Libya'nın doğusundaki Askeri İstihbarat İdaresi Müdürü Korgeneral Fevzi el-Mansuri'nin vefatı dolayısıyla Hafter'e taziyelerini iletti.

Hafter ise ‘Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sağlamlığını ve kaydettiği gelişimi’ vurgulayarak, Türk şirketlerinin yeniden imar projelerindeki katkısına ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin yükselişine işaret etti.

LUO Genel Komutanlığından yapılan açıklamaya göre taraflar, ikili ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde pekiştirilmeye ve güçlendirilmeye devam edilmesinin önemini teyit etti.

Anadolu Ajansı'nın (AA) bildirdiğine göre görüşmenin ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Hakan Fidan’ı Bingazi'deki meclis binasında bulunan makamında kabul etti.

sdgs
Saddam Hafter, dün Bingazi’de Fidan’ı karşıladı (LUO Genel Komutanlığı Basın Ofisi)

Fidan'ın Libya'nın doğusuna ve batısına gerçekleştirdiği ziyaret, 2019 ve 2020 yıllarındaki Trablus savaşı sırasında Türkiye'nin üstlendiği rolün Libya'nın batısındaki eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile sıkı ilişkilerinin ardından, Ankara'nın ülkedeki muhtelif güç merkezlerine yönelik artan açılımını yansıtıyor.

Libya’daki devlet kurumlarının birleştirilmesi dosyası, Fidan'ın salı günü Trablus'ta Dibeybe ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ana gündem maddesiydi.

Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fidan ile görüşmesinde muhtelif çabaların devlet kurumlarının birleştirilmesine katkı sağlaması gerektiğini vurguladı. Menfi, geçiş süreçlerini sona erdirecek ve sürdürülebilir bir istikrar tesis edecek seçimlere ulaşmak maksadıyla, her türlü girişimin veya mutabakatın devlet kurumlarına ve ulusal egemenliğe saygı duyulması ile ‘siyasi sürecin Libyalılar tarafından sahiplenilmesi’ esasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Fidan ayrıca Tekale ile de görüştü. Görüşmeye dair fazla detay paylaşılmazken, görüşmede siyasi süreçte uzlaşıyı ve istikrara doğru ilerletmeyi hedefleyen çabalar ele aldı.


İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
TT

İsrail, Batı Şeria’da gerilimi artırmaya devam ediyor… Baskınlar, gözaltılar ve yıkımlar

(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)
(foto altı) İşgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında İsrail araçlarının bir binayı yıkmasının ardından meydana gelen hasarı inceleyen Filistinli bir adam (Reuters)

İsrail, Batı Şeria’da dördüncü haftasına giren tırmanışı sürdürürken, ordu dün çok sayıda bölgeye baskın düzenledi. Baskınlarda aramalar ve saha soruşturmaları gerçekleştirilirken, çok sayıda Filistinli gözaltına alındı, çok sayıda ev ve yapı yıkıldı. Yahudi yerleşimciler de farklı bölgelerde saldırılarını sürdürdü.

İsrail ordusu, geçen ayın sonlarından bu yana kuşatma altında bulunan Nablus’a baskın düzenleyerek kentin doğu kesimi ile Balata Mülteci Kampı’na girdi. Baskınlar çatışmalara ve gözaltılara yol açtı. Ordu ayrıca Cenin’e bağlı el-Yamun, Sile el-Harisiyye ve Arrabe beldelerine baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Bölgedeki başka köyler de baskınların hedefi oldu.

Cenin ve Nablus’un yanı sıra İsrail ordusu Ramallah ve el-Bire kentlerine de baskın düzenledi ve aralarında bir gazetecinin de bulunduğu üç Filistinliyi gözaltına aldı. Beytüllahim, El-Halil ve Tulkerim de baskınlardan etkilendi.

İsrail ordusu, Batı Şeria kentlerine neredeyse her gün baskın düzenliyor. Ancak geçen ayın 24’ünde bölgede operasyon başlatmasının ardından baskınların yoğunluğu arttı. Operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesinde yerleşimcilerin düzenlediği bir saldırının ardından çıkan çatışmaların sonrasında başlatılmıştı. Söz konusu çatışmalarda dört Filistinli ile iki İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

sdfrgth
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinin batısındaki Tel kasabasında bir evin yıkılmasının ardından yükselen duman, 11 Ağustos 2026 (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geniş çaplı operasyon düzenlenmesi talimatı verdi. Ordu, Batı Şeria’nın bağlantısını keserek kentleri, beldeleri ve köyleri kontrol noktaları, bariyerler ve çeşitli kısıtlayıcı uygulamalarla kuşatmasının ardından bir dizi baskın gerçekleştirdi, onlarca Filistinliyi gözaltına aldı ve çok sayıda evi yıktı.

Cenin’de 27 yapı yıkıldı

Kentlere, mülteci kamplarına ve köylere yönelik baskınlarını ve Filistinlilerin gözaltına alınmasını sürdüren İsrail ordusu dün ev ve yapı yıkımlarını da yoğunlaştırdı. Ordu, Cenin’in doğusundaki bölgeye baskın düzenleyip bölgeye ulaşan yolları kapattıktan sonra 27 yapıyı yıktı.

Aba Köy Meclisi Başkanı Burhan Azmuti, Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin yapıların ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıkıma başladığını söyledi. Azmuti, söz konusu yapıların bulunduğu arazilerin tapu kayıtlarıyla sahiplerine ait olduğunu belirtti.

vdfghyj
Filistinli bir adam, salı günü Nablus yakınlarındaki Tel kasabasında İsrail güçleri tarafından yıkılan bir eve bakıyor. (Reuters)

İsrail ordusu yaklaşık 10 gün önce bölgede bulunan 40’a yakın yapının yıkılacağına dair tebligatta bulunmuştu. Bu durum, bölgede yeni yıkımlar gerçekleştirilebileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Ev ve yapıların yıkılması, İsrail’in Batı Şeria’da uzun süredir uyguladığı cezalandırma politikalarının bir parçasını oluşturuyor. Uygulama, İsrail içinde dahi etkinliği konusunda tartışmalara yol açıyor. Yıkımlar genellikle saldırı düzenleyen Filistinlilere veya ailelerine misilleme amacıyla ya da ruhsatsız ve yasa dışı yapılaşma gerekçesiyle gerçekleştiriliyor. Bazı yıkımlar ise arazilerin niteliği ve sınıflandırmasına ilişkin gerekçelere dayandırılıyor.

Smotrich: Gerekli bir adım

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich dün yaptığı açıklamada, Batı Şeria’nın kuzeyindeki yıkım operasyonlarının bölgede yerleşim faaliyetlerini yeniden başlatmayı amaçladığını söyledi. Smotrich, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Batı Şeria’nın kuzeyindeki yerleşimleri tehdit eden yasa dışı yapıların yıkılması, yerleşim faaliyetlerini ve İsrail devleti için koruyucu bir duvar oluşturan güvenliği güçlendirmek açısından gerekli bir adımdır” ifadesini kullandı.

fgthy
Aşırı sağcı İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesini gösteren bir haritayı inceliyor. (Arşiv – AFP)

Yıkım operasyonları dün Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kentinde içinde insanların yaşadığı bir evi de kapsadı.

Evin sahibi Hikem ez-Zuru, 300 metrekarelik iki katlı evinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve önceden bildirimde bulunulmadan yıkıldığını söyledi. Zuru, 70 yılı aşkın süredir ayakta olan evin yıkılacağını, ekiplerin çalışmaya başlamasıyla öğrendiğini belirtti.

İsrail ordusu ayrıca Beytüllahim’in güneyindeki el-Masara köyünde üç katlı bir evi yıktı.

Yıkım operasyonları son birkaç haftada yoğunlaştı.

Resmi bir kurum olan Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu’nun verilerine göre, İsrail güçleri temmuz ayında 80 yıkım operasyonu gerçekleştirdi. Operasyonlarda 165 yapı yıkılırken bunların 80’ini içinde insanların yaşadığı evler, 8’ini boş evler, 63’ünü tarımsal yapılar ve 11’ini geçim kaynakları oluşturan işletmeler oluşturdu.

Yıkım sürecinden sorumlu Sivil İdare’nin başındaki Smotrich, Batı Şeria’nın İsrail devletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor. Filistin yönetimi ise İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmek ve Filistin yönetiminin varlığını zayıflatmak istediğini belirtiyor.

BM uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, salı günü işgal altındaki Batı Şeria’daki durumun ‘tehlikeli bir dönüm noktasına’ ulaştığı uyarısında bulundu.

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Yardımcısı Ramiz Alakbarov, BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, İsrail işgalinin derinleşmesinin “Filistin yönetimini çöküşün eşiğine getirdiğini, bağımsız, yaşayabilir ve egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflattığını” söyledi.

dfghjuk
Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarında bir binanın yıkılması sonucu ortaya çıkan yıkımı inceleyen Filistinliler, 12 Ağustos 2026 (Reuters)

İsrail merkezli Peace Now (Şimdi Barış) hareketi ise Netanyahu hükümetini, Batı Şeria’da Filistin yönetimini devirmek ve 33 yıl önce imzalanan Oslo Anlaşması’ndan kurtulmak amacıyla sistematik bir politika yürütmekle suçladı. Örgüt, İsrail hükümetinin ateşle oynadığını, Filistin yönetimini fiilen dağıtmaya ve Batı Şeria’yı resmen ilan etmeksizin ilhak etmeye başladığını belirtti.

İsrail medyasının salı günü ayrıntılarını yayımladığı rapora Smotrich’ten de yanıt geldi. Smotrich, söz konusu raporun ‘İsrail hükümetinin başarılarının bir kanıtı’ olduğunu savunarak, “Ülkenin kalbinde bir Filistin devletinin kurulmasını engellemek için öncülük ettiğim yerleşim devrimiyle gurur duyuyorum. Bu sadece başlangıç” ifadelerini kullandı.


Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var
TT

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'deki gerilimin arkasında İran var

Yemen Dışişleri Bakanı Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, İran destekli Husilerin sergilediği tutumun ‘Yemen’i, halkının çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini, bölgenin ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı. Dr. Zube, ‘saldırıların hiçbir bedel ödenmeden devam etmesine izin veren bir zeminden sürdürülebilir bir çözüme ulaşılamayacağına’ dikkati çekerek, ‘bedel ödenmeyen her ihlalin bir sonrakini cesaretlendirdiğini’ belirtti.

Dr. Efrah Abdulaziz ez-Zube, göreve gelmesinden bu yana verdiği bu ilk röportajda, Husilerin çıkarlarının, ‘İran'ın nüfuzunu genişletmeye ve emrivakiler dayatmaya hizmet ettiği her noktada İran projesiyle kesiştiğini’ söyledi. Yemenli Bakan, ülkesini ve coğrafi konumunu komşu ülkeleri, gemileri, limanları ve deniz koridorlarını tehdit eden bir platforma dönüştürme girişimlerine işaret ederek, bu durumun Muha Limanı'nın hedef alınmasına, Kızıldeniz, Bab’ul-mendep ve Aden Körfezi'nin birer baskı ve şantaj sahasına dönüştürülmesine kadar vardığını ifade etti.

Husilerin Marib ve Hadramevt'te konuşlu ordu güçlerini, sığınmacı kamplarını, Marib ve Muha'daki sivil hedefleri vurarak gerilimi tırmandırmasının, (Suudi Arabistan'ın güneyindeki) Necran'a yönelik saldırılarının, Kızıldeniz ve Babülmendep'teki gemilere ve deniz koridorlarına yönelik tehditlerinin, ‘siyasi çabaların, bilhassa Suudi Arabistan'ın siyasi sürece dönme girişimlerinin halen devam ettiği bir dönemde gerçekleştiğini’ açıkladı.

Dr. Zuba’nın açıklamalarına göre Yemen hükümeti, Suudi Arabistan'ın öncülüğünde hayata geçirilen ‘Çok Uluslu Savunma Odaklı Deniz Koalisyonu’nu ‘önemli bir adım’ olarak değerlendiriyor. Zira bu hamle, deniz taşımacılığının korunmasını ‘dağınık tepkiler verilmesinden çıkarıp kurumsal bir iş birliğine’ taşıyor. Bu kurumsal iş birliği, gemilerin korunmasını, bilgi paylaşımını, denizcilik farkındalığının artırılmasını, eğitimi ve tehditlerle başa çıkma kapasitesinin güçlendirilmesini kapsıyor.