Kraliyet kaynaklarına göre Prens Charles, Harry'nin kızı Lillibet'i görmeyi ‘çok istiyor’

 Prens Charles ve oğlu Harry. (Arşiv - AFP)
Prens Charles ve oğlu Harry. (Arşiv - AFP)
TT

Kraliyet kaynaklarına göre Prens Charles, Harry'nin kızı Lillibet'i görmeyi ‘çok istiyor’

 Prens Charles ve oğlu Harry. (Arşiv - AFP)
Prens Charles ve oğlu Harry. (Arşiv - AFP)

İngiltere Prensi Charles'ın oğlu Prens Harry'nin yeni doğan kızı Lillibet Diana'yı görmeyi çok istediğini söyledi.
İngiliz Express Gazetesindeki habere göre İngiliz Kraliyet uzmanı Nick Bullen, Kraliyet Ailesi'ndeki gerilimlerin Prens Charles'ı inanılmaz derecede üzdüğünü ve kendisinin en küçük torunuyla tanışmak için ‘çok istekli’ olduğunu söyledi.
Bullen açıklamasında “Prens Charles, ailesinin yeniden bir araya gelmesini ve herkesin birbiriyle görüşmesini istiyor. Prens’in üzüntüsünü bu giderebilir” dedi.
Bullen ailenin bir araye gelme ihtimali ile ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Bunun gerçekleşmesi için en yakın fırsatın gelecek yılın temmuz ayı başlarında gerçekleşecek olan Kraliçe II. Elizabeth'in saltanatının 70’inci platin yıl dönümü olduğuna dikkat çekti. Daha yakın zamanda bir araya gelme ihtimali olmadığını belirtti.
Kraliyet uzmanı sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kraliçe'nin platin yıl dönümünün ailenin bir araya gelmesi için mükemmel bir fırsat olacağını düşünüyorum. Harry, eşi Meghan ve iki çocuğu bu etkinliğe katılırsa Prens Charles herkesten destek görmüş olacak. Bu vesileyle Kraliçe'yi mutlu etmek için herkes iyi şeyler yapacaktır.”
Bi diğer Kraliyet kaynağı da yaklaşık iki ay önce yaptığı açıklamada, Kraliçe Elizabeth'in Harry ve eşini platin jübile törenine katılmaya davet ettiğini ve bunun son dönemde Kraliyet ile ilişkileri gerginleşen torununa zeytin dalı uzatma anlamına geldiğini aktarmıştı. Kaynak ayrıca Kraliçe'nin de Harry ve ailesini görmeyi dört gözle beklediğini bildirmişti.
Kaynağa göre Harry ve Meghan'ın katılacağı ve Buckingham Sarayı'ndan başlayan geçit töreninde genellikle bin 400'den fazla geçit töreni askeri, 400 müzisyen ve 200’ün üzerinde atlı görevli yer alacak.
Ancak çiftin, Kraliyet Hava Kuvvetleri geçit törenini izlemek için Kraliçe ve diğer üst düzey Kraliyet üyleriyle birlikte sarayın balkonunda yer alıp almayacağı bilinmiyor.
Kaynak konuta dair şunları aktardı:
“Balkonda kimin duracağı törenden kısa bir süre önce kararlaştırılacak. Ancak balkonda bulunması gereken aile fertlerinin sayısında bir sınırlama var. Kraliyet görevlerine katkıda bulunan, çalışan aile bireylerinin bu konuda önceliği olacağına inanıyorum.”
Prens Harry ve eşi Meghan Markle iki hafta önce, Kraliyet personlerini cüretkarlığı ile hayret içinde bırakan bir adımla Kraliçe Elizabeth ile görüşmek istemişlerdi.
İngiliz The Sun gazetesindeki habere göre Harry ve Meghan, Kraliçe'yi 4 Haziran'da doğan kızları Lillibit Diana ile birlikte görmek istiyorlar.
Ancak kaynak, görüşmenin henüz kabul edilmediğini ve talebin Kraliçe'nin yardımcılarını "Harry ve Meghan'ın cüretini karşısında hayrete düşürdüğünü" kaydetti. Çİft aylar önce ABD medyasından Oprah Winfrey ile Kraliyet ailesini eleştirdikleri bir röportaj yapmıştı.
36 yaşındaki Harry ve 39 yaşındaki Meghan Markle çifti geçen yıl Kraliyet’teki görevlerinden ayrılarak Kaliforniya'ya taşınmıştı.



İran, olası bir saldırıya karşı İsrail’i ve ABD üslerini hedef almakla tehdit etti

İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)
İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)
TT

İran, olası bir saldırıya karşı İsrail’i ve ABD üslerini hedef almakla tehdit etti

İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)
İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, bugün (Pazar) ABD Başkanı Donald Trump’ı uyararak, İran’a yönelik herhangi bir saldırıya İsrail’i ve bölgedeki ABD askeri üslerini “meşru hedefler” olarak vurarak karşılık vereceklerini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre bu uyarı, İran Parlamentosu’nun ülkede devam eden protestoları görüşmek üzere bugün kapalı oturumda toplanmasının ardından geldi. Oturum sırasında milletvekilleri, genel kurul salonunda “Amerika’ya ölüm!” sloganları atarak hükümet yanlısı tezahüratlarda bulundu.

Rehberlik rejimine yakın isimlerin çoğunlukta olduğu parlamentodaki bu tablo, yüksek enflasyonun tetiklediği ve iki haftadır süren gösterileri kontrol altına almakta zorlanan İran hükümetinin baskı altında olduğu bir dönemde yaşandı.

Galibaf, “Sürdürülebilir güvenlik, ekonomik istikrarın temel şartıdır. İran’a karşı savaş çıkaranlar, halkın geçimini hedef almış olur” dedi.

İran yönetiminin protesto ve itiraz hakkını tanıdığını söyleyen Galibaf, buna karşın “terörizm ve DEAŞ unsurlarıyla mücadele edeceklerini” vurguladı. Galibaf, önümüzdeki günlerde güvenliğin yeniden tesis edileceğini, dün ise ülkede “terörist savaşta gerileme” yaşandığını savundu. Bu ifadelerle, geçen ayın sonlarından bu yana ülkeyi sarsan olaylara atıfta bulundu.

Son protesto dalgasının üçüncü haftasına girilirken, İran makamları güvenlik ve yargı alanındaki uyarıların dozunu yükseltti. Tahran ve diğer kentlerde gösteriler sürerken, uluslararası tepkiler de ABD’den gelen uyarılar ile Avrupa’dan gelen kınamalar arasında çeşitlendi.

İran Devrim Muhafızları, cumartesi günü yaptığı açıklamada, güvenliğin korunmasının “kırmızı çizgi” olduğunu vurguladı. Ordu ise kamu mallarını koruma sözü verdi. Bu açıklamalar, yetkililerin son yılların en geniş çaplı protestolarını bastırmaya yönelik çabalarını artırdığı bir dönemde geldi.

Söz konusu mesajlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü İran liderliğine yönelik yeni bir uyarıda bulunarak ABD’nin müdahale edebileceğini ima etmesinin, ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun cumartesi günü “ABD, cesur İran halkını desteklemektedir” açıklamasını yapmasının sonrasında geldi.

İran genelinde son iki haftada yaygınlaşan protestolar, başlangıçta yüksek enflasyona karşı ekonomik taleplerle ortaya çıktı; ancak kısa sürede yönetim sisteminin sona erdirilmesini isteyen siyasi taleplere dönüştü. İran makamları ise olayların arkasında ABD ve İsrail’in bulunduğunu öne sürerek, yaşananları “isyan” olarak nitelendiriyor. Buna karşılık, insan hakları grupları onlarca göstericinin hayatını kaybettiğini belgeliyor.

İran medyası, pazar günü protestolarla bağlantılı can kaybının 116’ya yükseldiğini duyurdu. İnternet kesintilerini izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks ise ülkede 60 saati aşkın süredir internetin büyük ölçüde kesik olduğunu bildirdi.

NetBlocks, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu sansür uygulaması, ülkenin geleceği açısından kritik bir anda İranlıların güvenliği ve yaşam kalitesi için doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

Söz konusu protestolar, zorlayıcı ekonomik koşullar ve geçen yıl İsrail ile yaşanan savaşın ardından, İran yönetiminin en az üç yıldır karşılaştığı en büyük iç meydan okuma olarak değerlendiriliyor.


Kaynaklar: Netanyahu ile Rubio, ABD’nin İran’a müdahale ihtimalini görüştü

Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)
Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)
TT

Kaynaklar: Netanyahu ile Rubio, ABD’nin İran’a müdahale ihtimalini görüştü

Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)
Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)

İsrailli kaynaklar, Reuters’a yaptıkları açıklamada, İran’da son yılların en büyük hükümet karşıtı protestolarının yaşandığı bir dönemde, ABD’nin olası bir müdahalesine karşı İsrail’in en üst düzey alarma geçtiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, son günlerde defalarca müdahale tehdidinde bulunmuş, İran yönetimini göstericilere karşı güç kullanmaması konusunda uyarmıştı. Trump, dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD’nin “yardım etmeye hazır olduğunu” ifade etti.

Hafta sonu güvenlik istişarelerine katılan kaynaklar, İsrail’in alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmasının pratikte ne anlama geldiğine dair sorulara cevap vermedi.

İsrail ile İran, Haziran ayında 12 gün süren bir savaşa girmişti.

İsminin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynak dün (Cumartesi) yapılan bir telefon görüşmesinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, ABD’nin İran’a müdahale ihtimalini ele aldığının belirtti. Bir ABD’li yetkili, Rubio ile Netanyahu’nun görüştüğünü doğruladı; ancak görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi paylaşmadı.

İsrail’den, protestoların ülkeyi sardığı bir dönemde İran’a müdahale etme niyetine işaret eden bir açıklama gelmedi. Buna karşın, İran’ın nükleer ve füze programlarına yönelik endişeler nedeniyle iki ülke arasındaki gerilim devam ediyor. Cuma günü yayımlanan The Economist dergisine verdiği röportajda Netanyahu, İran’ın İsrail’e saldırması halinde ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Protestolara atıfla ise, “Diğer tüm konularda, İran’ın içindeki gelişmelerin nasıl seyredeceğini görmemiz gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.


ABD'nin Mississippi eyaletinde altı kişi silahla vurularak öldürüldü; yetkililer şüpheliyi gözaltına aldı

ABD polisi (Arşiv- Reuters)
ABD polisi (Arşiv- Reuters)
TT

ABD'nin Mississippi eyaletinde altı kişi silahla vurularak öldürüldü; yetkililer şüpheliyi gözaltına aldı

ABD polisi (Arşiv- Reuters)
ABD polisi (Arşiv- Reuters)

Yerel medya ve ABD kolluk kuvvetleri, Mississippi'nin Clay County ilçesinde en az altı kişinin vurularak öldürüldüğünü ve olayın şüphelisinin gözaltına alındığını, daha fazla ayrıntı vermeden bildirdi.

NBC News'in bağlı kuruluşu WTVA, ölümlerin üç farklı yerde meydana geldiğini bildirdi.

Clay County Şerifi Eddie Scott, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, şüphelinin gözaltına alındığını ve “artık toplumumuz için bir tehdit oluşturmadığını” yazdı.

Scott gönderisinde Cuma günü gerçekleşen olaydaki ölü sayısından bahsetmedi, ancak YTVA altı kişinin öldüğünü doğruladı.

Ne Scott ne de polis departmanı Reuters'ın yorum talebine henüz yanıt vermedi.