Mısır ve Sudan’dan Nahda Barajı müzakerelerine devam talebi

Mısır ve Sudan’dan BMGK’nın açıklamasına dayanarak Nahda Barajı müzakerelerine devam etme talebi

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır ve Sudan’dan Nahda Barajı müzakerelerine devam talebi

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Sudan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Afrika Birliği (AfB) Başkanı’nı destek amacıyla uluslararası gözlemcileri sürece aktif olarak katılmaya çağıran açıklamasına dayanarak Kahire, Hartum ve Addis Ababa arasındaki Nahda (Hedasi/Rönesans) Barajı müzakerelerini en kısa zamanda yeniden başlatma isteklerini dile getirdiler. Etiyopya hükümeti ise, BMGK’nın su haklarıyla ilgili bir konuda tutumunu açıklamasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, bunun yetkisinin ötesinde olduğunu vurguladı.
BM Güvenlik Konseyi, Çarşamba günü Mısır, Etiyopya ve Sudan'ı, bölgesel gerilimi artıran Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı konusunda bir anlaşmaya varmak için Mısır, Sudan ve Etiyopya’ya AfB gözetiminde müzakerelere yeniden dönme çağrısı yaptı. BMGK, projesi Tunus tarafından sunulan başkanlık açıklamasında, anlaşmanın herkes için kabul edilebilir olması ve barajın makul bir sürede doldurulması ve işletilmesi konusunda bağlayıcı olması gerektiğini belirtti.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz Nisan ayından bu yana askıya alınan müzakere sürecinin yeniden başlatılmasına yönelik hazırlık gibi görünen bir adımla, Afrika Birliği'ne başkanlık eden Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Christophe Lutundula ile dün Kahire’de bir araya geldi. Söz konusu ziyaret, Bakan Lutundula’nın Hartum ve Addis Ababa'yı kapsayan üçlü turunun bir parçası olarak geldi.
Bakan Şukri, Lutundula ile düzenlediği basın toplantısında, Mısır'ın Kongo Cumhuriyeti'nin Rönesans Barajı’na yönelik müzakere sürecindeki liderliğine duyduğu güveni ve müzakereleri yeniden başladığına dair en yakın zamanda davet alma arzusunu dile getirdi.
Mısırlı Bakan, BM Güvenlik Konseyi'nin açıklamasında belirtilenlerin uygulanması çerçevesinde müzakerelerin yeniden başlatılması için AfB Başkanı'nı destekleyen uluslararası gözlemcilerin aktif katılımını ve  barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir anlaşma metninin makul bir sürede hızlıca sonuçlandırılmasını şart koştu. 
Bakan Şukri’ye göre Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan açıklama, AfB’ye, Afrika sorunlarına Afrika'nın çözüm getirmesi ilkesini uygulayarak Rönesans Barajı müzakerelerinde arabuluculuk sürecinin lideri olarak misyonunu yerine getirmesi için önemli ve gerekli desteği sağlıyor. Ayrıca AfB Başkanı'na üç ülke tarafından üzerinde anlaşmaya varılan uluslararası gözlemcilerin uzmanlığından yardım alma fırsatı vererek rolünü güçlendiriyor.
Bakan açıklamasında, Mısır'ın, AfB Başkanı'nı destekleyen uluslararası gözlemcilerin aktif katılımıyla ve barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir bağlayıcı bir anlaşma metninin makul bir sürede hızlıca sonuçlandırılması amacıyla müzakereleri yeniden başlatmak için en erken fırsatta davet almayı dört gözle beklediğini ifade etti.
Şukri, Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan açıklamanın avantajlarını sıralayarak, müzakerelerin hızlı bir şekilde yeniden başlatılması ve belirli bir süre içinde bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılması çağrısında bulunduğunu belirtti.
Mısır, Kongo Dışişleri Bakanı'na müzakereleri sürdürme konusundaki tutumunu açıkladı. Ülkesinin teklif edilenlere yanıt vermek için tamamen hazır ve esnek olduğunu vurgulayan Şukri, teklifin dikkatli bir çalışmanın konusu olacağını ve Kongo başkanlığını destekleyeceğini ifade etti. 
Kongo Dışişleri Bakanı ile görüşmeyi “güvenilir ve olumlu" olarak nitelendirdi. Aynı zamanda, Kongo cumhurbaşkanının kendisine ve beraberindeki heyete üç ülkeyi ziyaret etme, yetkilileriyle görüşme ve üç ülke arasındaki diyaloğu sürdürme mesajı taşıma talimatı verdiğini vurguladı.
Şukri, Etiyopya tarafının anlaşma şartlarını yerine getirmesi için müzakereler ve garantilere ilişkin süre sınırı hakkındaki bir soruya cevaben, “Kongo Dışişleri Bakanı, müzakerelerin yeniden başlatılması noktasına ulaşmak için bir eylem planı ve zaman çerçevesi sundu. Ancak müzakerelerin kendisi belirleyici ve askıya alındı. Yeniden  başlatıldığında bununla ilişkili zaman çerçevesinin belirleneceğini umuyoruz” dedi. Kongolu Bakan ise, müzakerelerin bir çözüm bulmak ve tüm tarafların buna yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak için bir belge veya protokolün imzalanmasıyla sona ermesi gerektiğini bildirdi. Diğer taraftan Sudan hükümeti de BM Güvenlik Konseyi'nin açıklamasını dengeli ve üç ülkenin çıkarlarını dikkate alan bir açıklama olarak nitelendirdi.
Sudan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, "Konseyin açıklaması, bölgede güvenlik ve barış üzerinde herhangi bir etkisi olmayacak bir çözüm bulmanın önemine olan hassasiyetini teyit ediyor" dedi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı dün Hartum'a gelerek Sudan Dışişleri Bakanı Meryem el-Mehdi ile görüştü. Bakan Mehdi yaptığı açıklamada, ülkesinin, Afrika Birliği gözetiminde, müzakereleri yeniden başlatmaya istekli olduğunu, ancak baraj ile ilgili önceki müzakerelerde uygulanan ve etkisi olmayan yöntemleri değiştirme gereğini vurguladı. Mehdi ayrıca, tarafların müzakere sürecinin üç tarafını tatmin edecek bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için Afrika Birliği liderliğindeki gelişmiş arabuluculuk sürecini kabul etmeye çağırdı.
Sudan, Konsey'in açıklamasında, gözlemcilere müzakere sürecinde kolaylaştırıcı bir rol veren beşinci paragrafı uyarınca müzakerelerin yeniden başlamasına yol açacak her türlü sürece katılmaya hazır olduğunu vurguladı.
Mehdi açıklamasında, Etiyopya'nın barajı anlaşma olmadan doldurma sürecine devam etmesini, ‘komşularının egemenliğine saygı duyan ve çıkarlarını koruyan bir ülkeye yakışmayan bir uzlaşmazlık ve Sudan'ın çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Mehdi, Kongo Cumhurbaşkanlığı ve Afrika Birliği Komisyonu'ndan ortak bir uzmanlar ekibi tarafından hazırlanan, üç ülke arasında üzerinde anlaşmaya varılan noktaların ve çekişme noktalarının bir özetini ve tüm tarafları tatmin eden bir anlaşmaya varmak için tutumların yakınlaştırılmasını içeren bir belge teslim aldı. 
Buna karşılık Etiyopya ise Güvenlik Konseyi'nin açıklaması temelinde ileri sürülebilecek hiçbir iddiayı tanımayacağını açıkladı. Etiyopya'nın Birleşmiş Milletler Temsilcisi, konseyin açıklamasını yasal olarak bağlayıcı olmayan bir biçimde yayınladığını belirterek, konunun Afrika Birliği'ne havale edilerek doğru pozisyon alındığını ifade etti.
Etiyopyalı temsilci, Konsey’in uluslararası sularla ilgili anlaşmazlıkları ele almak için uygun bir yer olmadığını vurguladığını aktardı.
Etiyopya, sonunda Güvenlik Konseyi açıklamasının yayınlanmasına yol açan Tunus'un tutumunu eleştirdi. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Tunus, Güvenlik Konseyi'ni bir tavır almaya zorlayarak tarihi bir hata yaptı" dedi.
Mısır, Sudan ve Etiyopya, Afrika'nın en büyük hidroelektrik enerji kaynağı olması planlanan 6 bin 500 megavat kapasiteli Rönesans Barajı'nın doldurulması ve işletilmesi konusunda 2011 yılından bu yana anlaşmaya varmak için müzakerelerde bulunuyor.
Etiyopya, barajı ekonomik kalkınma için gerekli görürken, Mısır ise Nil'in sulama ve içme suyunun yaklaşık yüzde 97'sini sağladığı için barajı kendisi için hayati bir tehdit olarak görüyor.



Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
TT

Zindani hükümeti yolsuzlukla mücadelede zorlu bir sınavla karşı karşıya

Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)
Yeni Yemen hükümeti, yolsuzlukla mücadele konusundaki zorluklarla yeni bir aşamaya başlıyor. (SABA)

Şai Muhsin ez-Zindani liderliğindeki yeni Yemen hükümeti, mali ve idari reform taahhütlerini hayata geçirerek yolsuzlukla mücadelede hem yerel hem de uluslararası güveni yeniden tesis etmeyi hedefliyor. Uluslararası bir raporun ülkeyi yolsuzlukla mücadelede dünyanın en kötü beş ülkesi arasında göstermesi dikkat çekerken, uzmanlar sorunun ilan edilen siyasi iradenin ötesine geçerek mali ve siyasi sistemin yapısal niteliğine dayandığını belirtiyor.

Yemen, kamu sektöründe yolsuzlukla mücadele performansında küresel ölçekte en zayıf ülkeler arasında yer aldı. Ülke, Transparency International tarafından yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 182 ülke arasında 177’nci sıraya geriledi. Söz konusu sıralama, savaş nedeniyle bölünmüş durumdaki ülkede hesap verebilirlik mekanizmalarının çöküşünü, rüşvet ve yasa dışı vergi uygulamalarının yaygınlığını ortaya koyuyor.

Yemen hükümeti, özellikle uluslararası desteğin mali ve kurumsal reform şartlarına bağlanmış olması nedeniyle, yolsuzlukla mücadelede somut ilerleme kaydetmesi yönünde iç ve dış baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Ancak siyaset ve güvenlik alanındaki bölünmüş yapı, kapsamlı reform girişimlerini karmaşık güç dengeleri nedeniyle zorlaştırıyor.

Yeni Başbakan Zindani ay başında yaptığı açıklamada, yolsuzlukla mücadeleye öncelik vereceklerini, kurumsal performansı güçlendireceklerini ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin iyileştirilmesi için adımları hızlandıracaklarını duyurmuştu.

scvcdf
Yeni hükümetin kurulmasının ardından Yemenliler, çektikleri acılara ve kötüleşen yaşam koşullarına son verecek ciddi reformlar bekliyor. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Ekonomik İşler Ofisi Danışmanı Faris en-Neccar, yolsuzlukla mücadelenin artık kısmi tedbirler ya da medya kampanyalarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, asıl çözümün mali yönetim sisteminin yeniden inşası ve maliye politikası ile para politikasını birbirine bağlayan net bir kurumsal yapı oluşturulmasından geçtiğini söyledi. Neccar, kamu kaynaklarının yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesinin temel öncelik olması gerektiğini vurguladı.

Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi uluslararası ortaklarla entegre bir çerçevede çalıştığını ifade etti. Önceliklerin kamu mali yönetiminin reformu, harcamaların kontrol altına alınması ve bazı tahsilat mekanizmalarının geliştirilmesi olduğunu kaydeden Neccar, bu adımların mali ve parasal yönetişime geçişi destekleyen çok sayıda projeye yansıdığını dile getirdi.

Öte yandan Yemen’de yargı ve idari denetim kurumlarının halen zayıf ve tam anlamıyla bağımsız olmadığı belirtiliyor. Bu durumun, egemenlik kapasitesinin sınırlı olduğu bir ortamda yolsuzlukla mücadele önlemlerinin uygulanmasını ve yasaların ülke genelinde etkin biçimde hayata geçirilmesini zorlaştırdığı ifade ediliyor.

Yolsuzluğun yeniden tanımlanması

Yemen’in yolsuzluk endeksindeki gerilemesinin, on yılı aşkın süredir devam eden savaşın geçici bir sonucu olmanın ötesinde, yolsuzluğun bir idari sapma olmaktan çıkarak savaş ekonomisinin yapısal bir unsuruna dönüşmesinin yansıması olduğu değerlendiriliyor. Bu çerçevede, mevcut tablo sürdüğü sürece para ve maliye politikalarına yönelik sınırlı müdahalelerin etkisinin kısıtlı kalacağı, asıl sorunun iktidar, kaynak ve silah arasındaki ilişkinin niteliğinde düğümlendiği ifade ediliyor.

fdvfdv
Taiz’de yıllar önce yolsuzluk nedeniyle yaşam koşullarının sürekli kötüleşmesine karşı yapılan bir protestodan (AFP)

Savaşın politik ekonomisi alanında uzman Yemenli akademisyen Yusuf Şemsan, ülkenin endeksteki gerilemesine ilişkin yapısal bir okuma sunarak, savaş öncesi dönemde de yolsuzluğun sistemden bir sapma değil, sistemin işleyiş mekanizmasının parçası olduğunu savundu.

Şemsan’ın Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeye göre, yolsuzluk yapısal dengesizliklerin sürdürülmesinde bir araç işlevi gördü; yasaların etkisizleştirilmesi ve kurumların siyasi ve ekonomik elitleri koruyan yapılara dönüştürülmesi bu sürecin temel unsurları oldu. Bu anlamda yolsuzlukla mücadelenin sistem içinde gerçekçi bir seçenek olmadığı, çünkü bunun mevcut düzenin temellerine dokunmak anlamına geleceği belirtildi.

Şemsan’a göre daha tehlikeli dönüşüm ise savaşın başlamasının ardından yaşandı. Yolsuzluk, yasa ve kurum korumasından çıkarak silah ve güç korumasına dayalı bir yapıya evrildi; savaş ekonomisinin parçası ve başlıca rant ile finansman kaynağı haline geldi. Bu yapı, ordu, güvenlik, petrol ve gaz, kamu maliyesi, merkez bankası, elektrik ve insani yardım gibi kritik egemenlik alanlarında yoğunlaştı.

sdf
Yemen’deki insani yardımlar da yolsuzluktan nasibini aldı. Bu durum insani yardımı rant arayışının ve karaborsanın bir kaynağı haline getirdi. (Reuters)

Savaş yıllarında ülkede hayali askeri ve güvenlik birimlerinin oluşturulduğu, bu alanlarda maaşlarda mükerrer ödemeler yapıldığı, tedarik sözleşmelerinde yolsuzluk, yakıt ve silah kaçakçılığı vakalarının arttığı kaydedildi. Enerji sektöründe şeffaf olmayan sözleşmeler imzalandığı, bütçe dışı gelirlerin oluştuğu ve kaynakların silahlı nüfuz ağlarına aktarıldığı ifade ediliyor.

İrade sınavı

Bu karmaşık tablo içinde Yemen riyalinin değeri sert biçimde geriledi; kötü kur yönetimi, kamu gelirlerinin yağmalanması ve yasa dışı para transfer ağları nedeniyle alım gücü çöktü ve yaşam koşulları ağırlaştı. Elektrik sektöründeki sözleşmelerde yolsuzluğun yaygınlaştığı, insani yardımların ise rant kaynağına ve kara borsaya dönüştüğü ifade ediliyor.

Yemenli ekonomi araştırmacısı Abdulhamid el-Mesacedi ise ülkenin Transparency International endeksindeki alt sıralarının sürpriz olmadığını belirterek, bunun devlet kurumlarının çöküşünün ‘sayısal bir teyidi’ niteliği taşıdığını söyledi.

sdfrg
Marib’teki bir mülteci kampının yakınında çocuklarıyla birlikte duran Yemenli bir adam. Bu kampta, mülteciler insani yardımların kötü yönetilmesinden mustarip. (Reuters)

Mesacedi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu endeksin rüşvet düzeyini ölçtüğünü, aynı zamanda yönetişim zafiyetini, kamu kaynaklarının siyasallaştırılmasını ve denetim ile hesap verebilirlik mekanizmalarının aşınmasını yansıttığını belirtti.

Son yıllardaki başlıca yolsuzluk göstergelerini sıralayan Mesacedi, mali ve parasal kurumlarda yaşanan ikili yapının karar alma süreçlerinde çelişki yarattığını ve para politikasının bağımsızlığını zayıflattığını ifade etti. Üretken olmayan harcamaların genişlediğini, özellikle egemen sektörlerde gelir yönetiminde disiplinin kaybolduğunu kaydeden Mesacedi, imtiyaz ve tekel ekonomisinin nüfuz ağlarıyla iç içe geçerek rekabet ortamını bozduğunu ve gerçek özel sektörü dışladığını dile getirdi.

Mesacedi, bu uygulamaların yalnızca etik bir sapma olarak kalmadığını; para biriminin değer kaybı, ithalat maliyetlerinin artışı, yerli ve yabancı yatırımların gerilemesi ile ülke risk priminin ve finansman maliyetlerinin yükselmesinde doğrudan ekonomik bir etken haline geldiğini vurguladı.

ddv
Yemen’deki yolsuzluk, idari bir olgudan savaş ekonomisinin yapısal bir bileşenine dönüştü. (Reuters)

Faris en-Neccar, Yemen’in yeniden imarı için yürütülen iş birliği programlarının yalnızca mali destekle sınırlı kalmadığını belirterek, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Yeniden İnşası Programı kapsamında yönetim standartları, harcama mekanizmaları ve hizmetlerin iyileştirilmesine ilişkin şartların da yer aldığını ifade etti. Neccar, önümüzdeki dönemde tek hazine hesabının etkinleştirilmesi, genel bütçenin onaylanması ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması gibi somut adımlara daha fazla ağırlık verilmesinin beklendiğini söyledi.

Yusuf Şemsan ise şiddet, gelir ve karar alma yetkisini tekelinde toplamayan bir devletin yolsuzlukla etkin biçimde mücadele edemeyeceğini vurguladı. Savaş ekonomisi koşullarında yolsuzluğun rasyonel, kârlı ve güçle korunan bir yapıya dönüştüğünü belirten Şemsan, bu yapısal mantık kırılmadıkça reform söylemlerinin yetersiz kalacağını savundu. Şemsan’a göre gerçek başlangıç noktası, yolsuzluğu savaş ekonomisinin ayrılmaz parçası haline getiren döngünün kırılması.

Abdulhamid el-Mesacedi ise iyileşme ihtimalini dışlamadığını ancak bunun belirli koşullara bağlı olduğunu ifade etti. Bu koşullar arasında mali kurumların birleştirilmesi, merkez bankasının bağımsızlığının güçlendirilmesi, denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi, gelir, gümrük ve vergi sistemlerinin dijitalleştirilmesi, egemen kaynaklarda tam şeffaflık sağlanması ve dış desteğin ölçülebilir reform şartlarına bağlanması yer alıyor.


Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
TT

Irak'taki bir grup, Bağdat havaalanındaki ABD askeri üssünün bombalandığını duyurdu

Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)
Bağdat'ta bir protestocu, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in ölümünün açıklanmasının ardından onun fotoğrafını taşıyor, (Reuters)

Irak'ta "Saraya Evliya el-Dam" olarak bilinen bir grup, bu sabah Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki "Victoria" askeri üssünü hedef alan bir insansız hava aracı (İHA) sürüsüyle saldırı düzenlediğini duyurdu.

Silahlı grup yaptığı açıklamada, "Dini görevimizi yerine getirmek, lider Ali Hamaney'e misilleme yapmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ni desteklemek amacıyla mücahitlerimiz bugün, Bağdat Havaalanı'ndaki Victoria askeri üssünü hedef alan bir İHA filosuyla saldırı düzenledi" denildi.

Evliya el-Dam Tugayları dün gece, Kürdistan bölgesindeki Erbil şehrinde bulunan Amerikan tesislerini bombaladıklarını duyurdu.


Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.