Mısır ve Sudan’dan Nahda Barajı müzakerelerine devam talebi

Mısır ve Sudan’dan BMGK’nın açıklamasına dayanarak Nahda Barajı müzakerelerine devam etme talebi

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır ve Sudan’dan Nahda Barajı müzakerelerine devam talebi

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Kongolu mevkidaşı Christophe Lutundula ile birlikte (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Sudan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) Afrika Birliği (AfB) Başkanı’nı destek amacıyla uluslararası gözlemcileri sürece aktif olarak katılmaya çağıran açıklamasına dayanarak Kahire, Hartum ve Addis Ababa arasındaki Nahda (Hedasi/Rönesans) Barajı müzakerelerini en kısa zamanda yeniden başlatma isteklerini dile getirdiler. Etiyopya hükümeti ise, BMGK’nın su haklarıyla ilgili bir konuda tutumunu açıklamasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, bunun yetkisinin ötesinde olduğunu vurguladı.
BM Güvenlik Konseyi, Çarşamba günü Mısır, Etiyopya ve Sudan'ı, bölgesel gerilimi artıran Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı konusunda bir anlaşmaya varmak için Mısır, Sudan ve Etiyopya’ya AfB gözetiminde müzakerelere yeniden dönme çağrısı yaptı. BMGK, projesi Tunus tarafından sunulan başkanlık açıklamasında, anlaşmanın herkes için kabul edilebilir olması ve barajın makul bir sürede doldurulması ve işletilmesi konusunda bağlayıcı olması gerektiğini belirtti.
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz Nisan ayından bu yana askıya alınan müzakere sürecinin yeniden başlatılmasına yönelik hazırlık gibi görünen bir adımla, Afrika Birliği'ne başkanlık eden Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Christophe Lutundula ile dün Kahire’de bir araya geldi. Söz konusu ziyaret, Bakan Lutundula’nın Hartum ve Addis Ababa'yı kapsayan üçlü turunun bir parçası olarak geldi.
Bakan Şukri, Lutundula ile düzenlediği basın toplantısında, Mısır'ın Kongo Cumhuriyeti'nin Rönesans Barajı’na yönelik müzakere sürecindeki liderliğine duyduğu güveni ve müzakereleri yeniden başladığına dair en yakın zamanda davet alma arzusunu dile getirdi.
Mısırlı Bakan, BM Güvenlik Konseyi'nin açıklamasında belirtilenlerin uygulanması çerçevesinde müzakerelerin yeniden başlatılması için AfB Başkanı'nı destekleyen uluslararası gözlemcilerin aktif katılımını ve  barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir anlaşma metninin makul bir sürede hızlıca sonuçlandırılmasını şart koştu. 
Bakan Şukri’ye göre Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan açıklama, AfB’ye, Afrika sorunlarına Afrika'nın çözüm getirmesi ilkesini uygulayarak Rönesans Barajı müzakerelerinde arabuluculuk sürecinin lideri olarak misyonunu yerine getirmesi için önemli ve gerekli desteği sağlıyor. Ayrıca AfB Başkanı'na üç ülke tarafından üzerinde anlaşmaya varılan uluslararası gözlemcilerin uzmanlığından yardım alma fırsatı vererek rolünü güçlendiriyor.
Bakan açıklamasında, Mısır'ın, AfB Başkanı'nı destekleyen uluslararası gözlemcilerin aktif katılımıyla ve barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir bağlayıcı bir anlaşma metninin makul bir sürede hızlıca sonuçlandırılması amacıyla müzakereleri yeniden başlatmak için en erken fırsatta davet almayı dört gözle beklediğini ifade etti.
Şukri, Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan açıklamanın avantajlarını sıralayarak, müzakerelerin hızlı bir şekilde yeniden başlatılması ve belirli bir süre içinde bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılması çağrısında bulunduğunu belirtti.
Mısır, Kongo Dışişleri Bakanı'na müzakereleri sürdürme konusundaki tutumunu açıkladı. Ülkesinin teklif edilenlere yanıt vermek için tamamen hazır ve esnek olduğunu vurgulayan Şukri, teklifin dikkatli bir çalışmanın konusu olacağını ve Kongo başkanlığını destekleyeceğini ifade etti. 
Kongo Dışişleri Bakanı ile görüşmeyi “güvenilir ve olumlu" olarak nitelendirdi. Aynı zamanda, Kongo cumhurbaşkanının kendisine ve beraberindeki heyete üç ülkeyi ziyaret etme, yetkilileriyle görüşme ve üç ülke arasındaki diyaloğu sürdürme mesajı taşıma talimatı verdiğini vurguladı.
Şukri, Etiyopya tarafının anlaşma şartlarını yerine getirmesi için müzakereler ve garantilere ilişkin süre sınırı hakkındaki bir soruya cevaben, “Kongo Dışişleri Bakanı, müzakerelerin yeniden başlatılması noktasına ulaşmak için bir eylem planı ve zaman çerçevesi sundu. Ancak müzakerelerin kendisi belirleyici ve askıya alındı. Yeniden  başlatıldığında bununla ilişkili zaman çerçevesinin belirleneceğini umuyoruz” dedi. Kongolu Bakan ise, müzakerelerin bir çözüm bulmak ve tüm tarafların buna yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak için bir belge veya protokolün imzalanmasıyla sona ermesi gerektiğini bildirdi. Diğer taraftan Sudan hükümeti de BM Güvenlik Konseyi'nin açıklamasını dengeli ve üç ülkenin çıkarlarını dikkate alan bir açıklama olarak nitelendirdi.
Sudan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, "Konseyin açıklaması, bölgede güvenlik ve barış üzerinde herhangi bir etkisi olmayacak bir çözüm bulmanın önemine olan hassasiyetini teyit ediyor" dedi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı dün Hartum'a gelerek Sudan Dışişleri Bakanı Meryem el-Mehdi ile görüştü. Bakan Mehdi yaptığı açıklamada, ülkesinin, Afrika Birliği gözetiminde, müzakereleri yeniden başlatmaya istekli olduğunu, ancak baraj ile ilgili önceki müzakerelerde uygulanan ve etkisi olmayan yöntemleri değiştirme gereğini vurguladı. Mehdi ayrıca, tarafların müzakere sürecinin üç tarafını tatmin edecek bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için Afrika Birliği liderliğindeki gelişmiş arabuluculuk sürecini kabul etmeye çağırdı.
Sudan, Konsey'in açıklamasında, gözlemcilere müzakere sürecinde kolaylaştırıcı bir rol veren beşinci paragrafı uyarınca müzakerelerin yeniden başlamasına yol açacak her türlü sürece katılmaya hazır olduğunu vurguladı.
Mehdi açıklamasında, Etiyopya'nın barajı anlaşma olmadan doldurma sürecine devam etmesini, ‘komşularının egemenliğine saygı duyan ve çıkarlarını koruyan bir ülkeye yakışmayan bir uzlaşmazlık ve Sudan'ın çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Mehdi, Kongo Cumhurbaşkanlığı ve Afrika Birliği Komisyonu'ndan ortak bir uzmanlar ekibi tarafından hazırlanan, üç ülke arasında üzerinde anlaşmaya varılan noktaların ve çekişme noktalarının bir özetini ve tüm tarafları tatmin eden bir anlaşmaya varmak için tutumların yakınlaştırılmasını içeren bir belge teslim aldı. 
Buna karşılık Etiyopya ise Güvenlik Konseyi'nin açıklaması temelinde ileri sürülebilecek hiçbir iddiayı tanımayacağını açıkladı. Etiyopya'nın Birleşmiş Milletler Temsilcisi, konseyin açıklamasını yasal olarak bağlayıcı olmayan bir biçimde yayınladığını belirterek, konunun Afrika Birliği'ne havale edilerek doğru pozisyon alındığını ifade etti.
Etiyopyalı temsilci, Konsey’in uluslararası sularla ilgili anlaşmazlıkları ele almak için uygun bir yer olmadığını vurguladığını aktardı.
Etiyopya, sonunda Güvenlik Konseyi açıklamasının yayınlanmasına yol açan Tunus'un tutumunu eleştirdi. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Tunus, Güvenlik Konseyi'ni bir tavır almaya zorlayarak tarihi bir hata yaptı" dedi.
Mısır, Sudan ve Etiyopya, Afrika'nın en büyük hidroelektrik enerji kaynağı olması planlanan 6 bin 500 megavat kapasiteli Rönesans Barajı'nın doldurulması ve işletilmesi konusunda 2011 yılından bu yana anlaşmaya varmak için müzakerelerde bulunuyor.
Etiyopya, barajı ekonomik kalkınma için gerekli görürken, Mısır ise Nil'in sulama ve içme suyunun yaklaşık yüzde 97'sini sağladığı için barajı kendisi için hayati bir tehdit olarak görüyor.



Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
TT

Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)

Yerel kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin geçtiğimiz birkaç gün içinde Rakka’da aralarında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yakın üç Kürt vatandaşın da bulunduğu kişileri tutukladığını bildirdi.

Rakka genelinde eski rejimin üst düzey isimleri de tutuklandı. Bununla ilgili ne hükümet ne de SDG tarafından resmi bir doğrulama yapıldı. Bu gelişmeler, Suriye güvenlik güçlerinin eski rejiminin sembol isimlerini takip etmeyi sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

Suriye basınında dün yer alan, ancak resmi makamlarca doğrulanmayan haberlere göre Şam’ın batı kırsalındaki Saasa beldesinde 220. Şube Komutanı Tuğgeneral Tellal el-Ali ve 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu ‘Kimyasal Albay’ lakabıyla tanınan Tuğgeneral Murhaf el-Selame'nin tutuklandığı bildirildi. Ancak Şarku’l Avsat, haberleri güvenilir kaynaklardan teyit edemedi.

Tuğgeneral Tellal el-Ali'nin tutuklandığına dair haber, Suriye’nin kıyısı kesimindeki Tartus ilinin Baniyas bölgesine bağlı köyü Hataniye'de yayılmıştı. Ali, Askeri İstihbarat Genel Müdürlüğü'ne bağlı Saasa Şubesi'nin başındaydı ve Şam’ın batı kırsalı ile Kuneytra ilinin güvenliğini denetliyordu.

Bu gelişme, Ali'den önce 220. Şube'nin başında bulunan ve ‘Cephe Şubesi’ olarak bilinen bu birimi yöneten Tuğgeneral Ali Edib Süleyman'ın tutuklanmasından yaklaşık dört ay sonra yaşandı. Söz konusu şube, Şam’ın batı kırsalındaki Kanaker beldesinden başlayarak işgal altındaki Golan Tepeleri ile olan sınır bölgelerine uzanan bir alanın güvenliğinden sorumluydu.

Haber doğrulanamadı, ancak Ali gerçekten tutuklandıysa bu, eski rejimin İsrail ile ilişkileri ve aynı zamanda Hizbullah ve İran ile olan bağlantıları ile ikmal ve kaçakçılık yollarının koordinasyonuna dair değerli bir bilgi hazinesi ele geçirilmesi anlamına gelir.

Aynı bağlamda yerel kaynaklar doğrulanmamış haberlere dayanarak Suriye makamlarının dün Şam kırsalındaki Kutayfe bölgesinde bulunan 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu Tuğgeneral Murhaf el-Selame'yi tutukladığını bildirdi. Scud füzeleri isabetsiz olmakla birlikte büyük tahribat yaratma kapasitesine sahiptir. Beşşar Esed rejiminin menzili 440 mile ulaşan yaklaşık 700 Scud füzesi bulunuyordu. Rejim bu füzeleri başta Rakka ve İdlib olmak üzere muhalefet bölgelerini bombalamak için kullandı ve yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı.

ergregr
PKK’nın Suriye kolunun üst düzey yöneticilerinden Fethi Ali Muslim (Sosyal medya)

Rakka'daki Kürt çevrelerinde SDG'ye yakın üç kişinin tutuklandığına ilişkin bilgilerin yayılmasının ardından temkinli bir bekleyiş hâkim oldu. Tutuklananlar arasında PKK'nın Suriye kolunun üst düzey liderlerinden biri olarak değerlendirilen Fethi Ali Muslim yer alıyordu. Rakka'daki kaynaklar, Muslim'in bir müteahhit olduğunu belirterek tutuklanmasının nedeninin Rakka'daki tünel kazı çalışmalarını yürütmesiyle bağlantılı olabileceğini ve altyapıya zarar vermeyle ilgili suçlamalarla karşılaşabileceğini öne sürdü.

Tutuklananlar arasında SDG’li İyad Ketkani de bulunuyor. Ayrıca Ayn İsa şehrinde SDG'ye bağlı Kürt güçlerinin tahkimat ve askeri tünel operasyonlarından sorumlu Huker Şeyho da tutuklandı.

vdfvf
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, Şam'da görülen duruşması için mahkeme salonuna girerken, 26 Nisan 2026 (EPA)

Bu tutuklamalardan önce Rakka'nın Meşlab mahallesinde ‘Ahmer el-Nuveran’ lakabıyla bilinen ve SDG istihbaratında komutan olduğu ileri sürülen Ahmed Mustafa el-Nuveran tutuklandı. Rakka halkı onu, SDG’nin Rakka’da nüfuzunun var olduğu dönemde ihlallere karışmakla suçluyor. Öte yandan Rakka kırsalında, savaş döneminde Ulusal Savunma Komutanlığı’ndan sorumlu önde gelen Baasçılardan Muhammed İsmail el-Cuveyd de gözaltına alındı.

Bu arada, Stockholm Mahkemesi’nin dün Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) eski lideri Mahmud Suveydan'ı 2014 yılında Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'nda savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlemekten mahkûm ederek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdığı belirtildi.

Şam'ın geçtiğimiz ay geçiş dönemi adaleti sürecini başlattığını ilan etmesinin ardından eski rejimin sembol isimlerinin ve bu rejimin iktidarı döneminde ağır suçlar ile ihlaller işlediğinden şüphelenilenlerin takibinin hızı belirgin biçimde arttı.

Eski Dera Askeri İstihbarat Şubesi Başkanı Atıf Necip'in ikinci duruşmasının yüz yüze, eski rejimin diğer sembol isimlerinin ise gıyabında görüleceği duruşmanın 10 Mayıs’ta gerçekleşmesi bekleniyor.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan'ın açıklamaları Sudanlı doktorların endişelerini artırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan'ın açıklamaları Sudanlı doktorların endişelerini artırdı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, cumartesi günü yanında Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim ile Sağlık Forumu'na hitap ederken (Sudan Sağlık Bakanlığı Facebook sayfası)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'daki sağlık ekiplerini överken, tıp kadrolarının ordunun şehir üzerindeki kontrolü yeniden sağlamasına büyük katkı sunan destekleyici bir taraf olduğunu söyledi. Ancak bu açıklamalar, tıp camiasında ‘tarafsızlıklarının’ sorgulanması ve dolayısıyla hedef alınma korkusuyla kısa sürede kaygı ve endişeye yol açtı.

Orgeneral Burhan, Sağlık Bakanlığı'nın Hartum'da düzenlediği forumda yaptığı konuşmada, “Tıp kadroları savaşın dehşetini herkesle birlikte göğüsledi” dedi. Orgeneral Burhan, tıp kadrolarının ‘düşmanın Hartum’un güneyindeki bölgelerde hareketleri ve araçlarına ilişkin ilgili makamlara bilgi sağlamak suretiyle o bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmede büyük bir rol’ oynadığını vurguladı.

Forumun tavsiyelerini hayata geçireceğine ve orduya ait hastanelerin rehabilitasyonuna başlanacağına dair taahhütlerde bulunan Orgeneral Burhan, çevre bölgelerdeki kadroların ikramiyeler ve destek sağlanarak tutulmasını emretti.

Ancak Orgeneral Burhan'ın açıklamaları Sudan'daki doktorlar, sağlık çalışanları ve insani yardım çevrelerinde geniş rahatsızlığa yol açtı. Mesleğin tarafsızlığına ilişkin etik yükümlülüklerinin sorgulanması ve tehlikeye maruz kalma endişesi bu rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldı.

Şarkul Avsat'a konuşan Sudan Doktorlar Sendikası üyesi Veliyuddin en-Nur el-Faki, bu açıklamanın şoke edici olduğunu, doktorları tehlikeye atabileceğini ve tarafsızlıklarını zedeleyebileceğini söyledi.

Faki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sudanlı doktorlar, savaşın patlak vermesinden bu yana kutuplaşmadan uzak biçimde hayat kurtarma görevlerini sürdürdüler.”

Tıp kadrolarının istihbarat ya da askeri faaliyetlere dahil edildiği iddialarını reddeden Faki şöyle devam etti:

“Görevimiz salt insani niteliktedir. Tüm tarafları tıbbın tarafsızlığına saygı göstermeye ve sağlık tesislerini korumaya davet ediyoruz; böylece çaresiz sivillere hayat kurtaran hizmetin ulaşmasının önünü açabiliriz.”

Orgeneral Burhan’ı destekleyen mesleki bir örgüt olan Sudan Doktorlar Sendikası da dün yayımladığı açıklamada söz konusu ifadelerin içeriğini kınadı. Bu konuşmanın doktorların insani misyonuyla çeliştiğini ve henüz sona ermemiş bir savaş ortamında sağlık çalışanlarının hayatını ciddi tehlikeye attığını vurgulayan sendika, askeri tarafları doktorları çatışmaya dahil etmekten vazgeçmeye davet ederek, doktorların Sudan halkının bir parçası olarak savaşın ağır bedelini ödediğine dikkat çekti. Sendika, ciddi kaynak kıtlığı ve güvenlik koşullarının bozulması dahil son derece ağır koşullar altında çalışan doktorların korunmasını ve hayat kurtaran hizmetleri sunabilmeleri için güvenli bir ortamın sağlanmasını talep etti.

Sudan Doktorlar Sendikası Hazırlık Komitesi de doktorların istihbarat ve askeri faaliyetlere dahil edilmesi konusunda uyarıda bulunarak bunun doktorların güvenliğini tehdit ettiğini ve insani çalışmayı zedelediğini vurguladı. Komite dün yayımladığı açıklamada, uluslararası insancıl hukuka bağlılığını teyit ederek sağlık tesislerinin hedef alınması ve tıp kadrolarının çatışmaya sürüklenmesinin uluslararası hukuk ihlali oluşturduğuna dikkati çekti.

Tüm tarafları doktorları ve sağlık tesislerini korumaya ve onları herhangi bir askeri faaliyette kullanmaktan kaçınmaya çağıran komite, aksi takdirde hem hayatlarının tehlikeye gireceğini hem de sivillerin tıbbi hizmetlerden yoksun kalacağını vurguladı.

Öte yandan Muhalif gönüllü bir insan hakları grubu olan Acil Durum Avukatları da benzer bir açıklama yaparak, ‘Hartum’un güneyinde’ doktorların orduya askeri bilgi sağladığına dair ifadenin savaş ortamında onları gerçek bir tehlikeyle yüz yüze getirebileceğini belirtti.


Gazze halkı, savaş tehditleri ve ‘silahsızlanmanın’ reddedilmesi nedeniyle endişeli

Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze halkı, savaş tehditleri ve ‘silahsızlanmanın’ reddedilmesi nedeniyle endişeli

Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, Hamas Hareketi liderliğinin ‘hareketin silahsızlandırılması’ konusunu müzakere etmeyi reddetmesi ve İsrail'in harekete yönelik askeri baskıyı yoğunlaştırdığına ilişkin açıklamalar yapmasının ardından savaşın yeniden başlaması ihtimalinden duydukları endişeyi dile getirdiler.

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim silah dosyasının müzakere edilmesini reddederken İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ‘Hamas’ın silahsızlandırma görevini engellemesi halinde ordunun savaşı şiddetle yeniden başlatacağı’ tehdidinde bulundu.

Gazze'nin orta kesimlerindeki Deir el-Belah'ta yerinden edilmiş bir Filistinli olan Bahaa et-Telbani, Şarkul Avsat'a yaptığı açıklamada, “Savaşın yeniden başlaması, Gazze'de geriye kalanların yok edilmesi anlamına gelir. Kaldı ki bu İsrail'in çıkarına olur. Hamas ve diğer grupların silahlarının bunu engelleyemeyeceğini anlamaları ve halkın yüce çıkarları adına düşünme zamanının geldiğini kavramaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Gazze'de acil insani yardımların sağlanması ve askeri faaliyetlerin azaltılması konularını görüşmek amacıyla dün İsrail'e gitti.