Şarku'l Avsat'a özel açıklama... ABD’den SDG’ye ‘Afganistan’da yaşananların Suriye’de yaşanmayacağı’ güvencesi: SDG, desteğimiz olmadan DEAŞ ile mücadele edemez

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’nin kuzeyini kontrol eden SDG bünyesindeki Kürt savaşçılarla temas halinde olduklarını ve DEAŞ ile mücadelede birlikte çalıştıklarını vurguladı.

Şarku'l Avsat'a özel açıklama... ABD’den SDG’ye ‘Afganistan’da yaşananların Suriye’de yaşanmayacağı’ güvencesi: SDG, desteğimiz olmadan DEAŞ ile mücadele edemez
TT

Şarku'l Avsat'a özel açıklama... ABD’den SDG’ye ‘Afganistan’da yaşananların Suriye’de yaşanmayacağı’ güvencesi: SDG, desteğimiz olmadan DEAŞ ile mücadele edemez

Şarku'l Avsat'a özel açıklama... ABD’den SDG’ye ‘Afganistan’da yaşananların Suriye’de yaşanmayacağı’ güvencesi: SDG, desteğimiz olmadan DEAŞ ile mücadele edemez

ABD’nin geçen ay Afganistan’dan çekilmesinin ardından ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood’un bir heyetin başkanlığında Kürt ‘ortaklarına’ DEAŞ ile savaşta yanlarında durmaya devam edecekleri konusunda güvence vermek için Suriye’nin kuzeydoğusunu gizlice ziyaret ettiğine dair basında çok sayıda haber yer aldı.
Söz konusu haberlerde, Hood’un başkanlığındaki ABD heyetinin Suriye Demokratik Meclisi (SDM) Yürütme Kurulu Başkanı İlham Ahmed ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi ile görüştüğü belirtildi. Hood’un, Suriyeli Kürtlerle görüşmesinde Washington’un desteğinin süreceği mesajını verdiği fakat son birkaç aydır Kürtler arasında dondurulan müzakereleri yeniden başlatmada başarılı olamadığı aktarıldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı bu haberlerin ardından “Hood’un üst düzey bir heyetin başında Suriye’yi gizlice ziyaret ettiği” iddiasını yalanladı. Bununla birlikte Bakanlık, Suriye’nin kuzeyini kontrol eden SDG bünyesindeki Kürt savaşçılarla temas halinde olduklarını ve DEAŞ ile mücadelede birlikte çalıştıklarını vurguladı. Bakanlık ayrıca Afganistan’da yaşananların Suriye’de yaşanmasının mümkün olmadığına dikkati çekti.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood’un 29 Ağustos’ta SDG’deki ‘ortaklarla’ yüz yüze değil video konferans yöntemiyle görüştüğünü söyledi.
Kaynak, bu görüşmenin, ABD’nin terör örgütü DEAŞ’a ve bölgedeki istikrarsızlığın nedenlerine karşı yürütmeye devam ettiği operasyona bağlı kaldığını teyit etmek ve aynı zamanda Suriye’nin kuzeyinde askeri hareketliliğin artmasından duyulan endişeleri görüşmek için yapıldığını ifade etti.
Kaynak, SDG’nin terör örgütü DEAŞ’a ait sığınaklara onlarca saldırı düzenlediğini, örgütün eski mali ve sağlık işlerinden sorumlu yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda unsurunu esir aldığını ve öldürdüğünü ifade etti. Aynı zamanda çok sayıda kaçakçılık şebekesini ortaya çıkararak dağıttığını söyleyen kaynak, bu nedenlerden ötürü SDG’nin, ABD’nin güçlü ve kararlı bir askeri ortağı olarak kalmaya devam edeceğini vurguladı.
Kaynak, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“SDG, ABD’nin desteği olmadan, DEAŞ teröristlerini söküp atamaz ya da örgütten on binlerce tutukluyu ve halen gözaltında tutulan ailelerini kontrol edemez. ABD güçleri, DEAŞ’ın daimi yenilgisini garanti etmek için Suriye’de bulunuyor. Çünkü DEAŞ örgütü Suriye’de halen bir tehdit oluşturuyor, istikrarsız durumdan faydalanıyor, yurtdışına saldırılar düzenleme niyetini gösteriyor ve dünyanın her tarafına terör saldırılarının düzenlenmesine teşvik etmeye devam ediyor. Bu durum, DEAŞ’ı yenilgiye uğratmak için uluslararası koalisyonu oluşturan 83 ortağımızın ve müttefikimizin yanı sıra ABD’nin sürekli katılımıyla, DEAŞ’ın Irak ve Suriye’de yeniden ortaya çıkmasının engellenmesini ve aynı zamanda örgütün Ortadoğu dışındaki bağlı ortaklıkları ve ağlarıyla mücadele edilmesini gerektiriyor.”
Basında yer alan haberlere göre SDG Komutanı Mazlum Abdi, Hood ile görüşmesinde, uçuşa yasak tampon bölge oluşturulması, insansız hava araçları (İHA) da dahil olmak üzere SDG’ye askeri ekipmanların tedarik edilmesi ve Kürtlerin ‘Rojava’ olarak bilinen bölgelerdeki egemenliğinin Suriye’nin geri kalanı tarafından tanınması çağrısını yineleyerek, Kürt yetkililerin Türkiye’nin operasyonlarından endişe etmeye devam ettiğini söyledi. Abdi’nin dile getirdiği endişeler, SDG’nin kontrolündeki Tel Tamir’de SDG’ye ait noktaların bölgedeki Türk güçleri tarafından bombalanmasının ardından geldi. Nitekim SDG, bombardımanların ardından birtakım düzenlemeler yapmak amacıyla Tel Tamir bölgesini giriş çıkışlara kapatmıştı.
Suriye Demokratik Meclisi’nin (SDM) ABD Temsilcisi Sinem Muhammed, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, ABD’nin, Suriye’nin Afganistan olmadığı yönünde kendilerine güvence verdiğini ancak ABD’nin bölgedeki varlığının sonsuza kadar sürmeyeceğini herkesin bildiğini, günün birinde ABD’nin bölgeden çıkacağını ilan edeceğini fakat kimsenin bunun gerçekleşeceği tarih hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.
ABD’den yapılan resmi açıklamalarda, Suriye ve bölgeden gelen tehditlerin terör örgütleri kaynaklı olduğu ve İran’ın eskiye göre daha fazla tehdit oluşturduğunun vurgulandığını söyleyen Sinem, bu nedenle ABD’nin söz konusu örgütlerle mücadelede birlikte çalışma ve Afganistan senaryosunun tekrarlanmayacağı noktasında kendilerine güvence verdiğini ve ayrıca Suriye’nin kuzeydoğusundaki SDG birliklerini ve Özerk Yönetimi desteklemek için çalıştığını belirtti.
Suriye’deki savaşa ve acılara son verecek bir siyasi çözümün bulunmaması ve Suriyeli muhalifler arasında uzlaşının ya da Suriyeliler arasında net bir vizyonun olmamasının, Suriye’nin kuzeydoğusunda karşılaştıkları sorunların başında yer aldığına aktaran Sinem, aynı zamanda DEAŞ ve Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ile iki ülke sınırında mücadele etme hususunda sorunlarla karşılaştıklarını dile getirdi. Sinem, “Bu meseleler ve sorunlar Amerikalılarla ele alındı. Fakat ABD’nin verdiği güvenceler, ABD güçlerinin siyasi çözüme ulaşılana kadar bölgede kalmaya devam edeceği ve DEAŞ’a karşı SDG’yi destekleyeceği yönünde” dedi.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.