Libya Başbakanı, siyasi anlaşmazlığı çözmek için ‘tartışmalı bir teklif’ sundu

Menfi’nin bazı isimlerin seçimlere katılmasını önleme girişimini takiben Bingazi ve Trablus arasındaki bölünme derinleşiyor.

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)
TT

Libya Başbakanı, siyasi anlaşmazlığı çözmek için ‘tartışmalı bir teklif’ sundu

Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, tartışmalı isimlerin yaklaşan seçimler için adaylıklarını geri çekmelerini önerdi (AFP)

Zayed Hediyye
Libya’da yasama ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması için belirlenen tarih olan 24 Aralık’a denk gelen Libya’nın bağımsızlığının 70. yıl dönümü yaklaşıyor. Bu bağlamda her geçen gün, Libya krizinin tarafları ve siyasi geçiş sürecindeki ortaklar arasında yenilenen anlaşmazlıklar nedeniyle seçimleri zamanında yapma olasılığı daha karmaşık hale geliyor.
Parlamento ve hükümet arasındaki krizin neden olduğu gerginliğin ardından siyaset sahnesine sükûnet hakim ancak iki taraf arasındaki anlaşmazlığın köklü bir şekilde çözülememesi nedeniyle Libya arenasında beklenti devam ediyor.
Son engeli ortadan kaldırmak amacıyla Başkanlık Konseyi, bazı çatışma taraflarının kulaklarını tıkaması gereken bir öneri sundu. Bu yolla, tartışmalı isimleri yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmamaya ikna etmeye çalışıyor.

Siyasi tıkanıklığı önleme girişimi
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Libya sahnesindeki bazı aktif tarafları vatan için uzlaşmaya ve bu yılın sonunda yapılacak seçimlerde aday olmamaya çağıran bir girişim sunmak üzere olduğunu belirtti.
Menfi, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Siyasi sürecin korunmasını ve güvenli, şeffaf, adil ve kabul edilebilir seçimlerin yürütülmesini sağlamak için Birleşmiş Milletler’deki (BM) konuşmamda, tüm aktif siyasi tarafların ‘tüm taraflar arasında anayasal zeminde uzlaşmayı kolaylaştırmaya’ davet edilmesi ve seçim sonuçlarının kabul edilmesi esasına dayanan bir girişimin başlatıldığını açıkladım.”
Muhammed el-Menfi, “Anlaşmaya varılamaması durumunda ilgili tarafları, ülke menfaati için tavizler vermeye, bir sonraki seçimlere katılmamaya, uzlaşmaya varmak ve doğabilecek herhangi bir siyasi tıkanıklığın önüne geçmek için diğer adayların önünü açmaya çağıracağım” şeklinde konuştu.
Başkanlık Konsey Başkanı, önerisinin ülkeyi güvenliğe ve kalıcı bir anayasa üzerinde uzlaşmaya izin veren istikrarlı bir haline getirmeyi amaçladığını belirtti.
Öte yandan Başkanlık Konseyi sözcüsü Necva Vehibe, Başkanlık Konseyi önerisine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yaparak, “Başkanlık Konseyi, seçim sürecini ve çeşitli taraflarca kabul edilmesini kolaylaştırmak için, geçmiş yıllarda sahnede geniş bir varlığı olan aktif siyasi isimleri 24 Aralık seçimlerine katılmamaya çağıracak” dedi.
Vehibe, “Girişim, Libya’da yerel bir tarafça yönetiliyor. Önceki tüm girişimler ya BM ya da Libya meselesiyle ilgilenen bazı dost ülkeler tarafından üstlenilmişti. Libyalılar katılsın ya da katılmasın bu sefer girişim, Libya sponsorluğu ve gözetimi altındadır” şeklinde konuştu.
Necva Vehibe, “Girişimin sunulmasının nedeni, adaylığı herkes tarafından kabul edilemeyecek isimler çıkartılarak seçimlere ilişkin anayasal zemin ve yasal çerçeveler meselesinin çözüme kavuşturulmasını kolaylaştırmak ve siyaset sahnesinde yeni yüzlere fırsat vermektir” ifadelerini kullandı.
Başkanlık Konseyi’nin kimlerle iletişim kuracağını belirtmeyi reddeden Vehibe, “Konu, hala öneri şeklinde ve yasaklananların bir listesi yok” dedi.

Hızlı tepki
Başkanlık Konseyi girişimine yönelik siyasi partilerin tepkileri, girişim açıklanır açıklanmaz hızla gelmeye başladı. Girişim, başta Devlet Yüksek Konseyi olmak üzere Libya’nın batısında memnuniyetle karşılandı.
Trablus’ta Devlet Yüksek Konseyi başkanının ikinci yardımcısı Ömer Buşah, “Başkanlık Konseyi başkanının girişimini destekliyoruz. Son aşamadaki olaylara katkıda bulunan tartışmalı isimlerden adaylara, geri çekilme ve geçmişin yükünden ve düşmanlıklarından kurtulmuş yüzlere yeni aşamaya öncülük etme fırsatı bırakma çağrısı yapıyorum” dedi.
Buşah, “Girişim, bu koşullar altında ‘ulusal uzlaşı, yerinden edilenlerin geri dönüşü, düşünce ve savaş esirlerinin serbest bırakılması ve Libya’da yeni bir sayfanın açılması’ için kullanılması gereken bir fırsattır” dedi.
Öte yandan Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Talal el-Mihub, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’nin ‘adaylara seçimleri boykot çağrısına’ ilişkin açıklamalarından duyduğu şaşkınlığı dile getirdi. Mihub, “Konsey üyeleri, önemli bir uluslararası destek kazandıktan sonra Başbakanın Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası için onay vermesini umuyorlardı” ifadelerini kullandı.
Mihub, “Parlamento tarafından onaylanan Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yasası, ülkedeki tek yasama organı tarafından çıkarıldığı için Libya devletindeki tüm yönetmelik ve yasalarla uyumludur. Temsilciler Meclisi, yeni aşamayla ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirecektir. Uluslararası toplum, tüm tarafları yol haritasının daha önce üzerinde anlaşmaya varılan maddelerini uygulamaya mecbur etme sorumluluğunu taşıyor” şeklinde konuştu.
Libyalı gazeteci ve siyasi aktivist Ahmed Aşur, “Menfi’nin önerisi, sorunları çözmekten çok karmaşıklaştıracak ve Bingazi ile Trablus arasındaki bölünmeyi artıracaktır. Bugünden itibaren doğunun önde gelen isimleri, bir önceki aşamada tavrı tarafsızlıkla karakterize edilen Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi, ‘ordu Komutanı Halife Hafter ve meclis başkanı Akile Salih’in cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını önlemek için Devlet Yüksek Konseyi ve Siyasi İslam Akımı ile gizli bir anlaşma yapmakla’ suçlamaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.
Aşur, Başkanlık Konseyi önerisine yönelik ilk tepkilere değinerek, “Doğal ve beklenen bir durumdu. Dolayısıyla Yüksek Konsey’in Hafter ve Akila Salih’i olay yerinden uzaklaştıran bir girişimi memnuniyetle karşılaması şaşırtıcı değil. İkisinin kendilerini siyasi arenadan dışlayan bir öneriyi reddetmesi tuhaf değil” dedi.

İngiltere’nin ordunun inşasına katkısı
Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı ve Savunma Bakanı Abdulhamid Dibeybe, pazartesi günü Trablus’ta İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet ile ‘İngiltere’nin Libya askeri kurumunun yeniden inşasına katkısını’ ele aldı.
Hükümet tarafından yayınlanan bir bildiride, toplantıya ‘Trablus’taki Libya Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed el-Haddad ve Libya Savunma Bakanlığı’nın birçok danışmanının’ katıldığı belirtildi. Bildiride, “İngiliz heyet, İngiltere’nin Libya Büyükelçisinin katılımının yanı sıra Kuzey Afrika ve Orta Doğu Savunma Bakanlığı Danışmanı Jen Martin Smeaton’u da içerdi” denildi.
Açıklamaya göre toplantıda, ‘Libya askeri kurumunun yeniden inşasında Londra’nın Libya’ya yardım etme olasılığı, ordunun birleştirilmesi, 5+5 Askeri Komite’nin çabalarını destekleme, paralı askerler ve yabancı savaşçılar’ meseleleri ele alındı. İki taraf, İngiltere’nin bu konulara verdiği destekle ilgili çeşitli ayrıntıları görüşmek üzere bu ayın sonunda bir toplantı düzenleme konusunda uzlaşı sağladı.

Eski ilişkiyi canlandırmak
Bu görüşmeler, Trablus ve Londra arasındaki eski askeri iş birliği tarihini canlandırmak için dikkate değer bir adım olarak görülüyor. Öyle ki İngilizlerin dönemin emiri ve ardından Kral İdris es-Senussi’yi, ‘yönetimi devralmak ve Libya’nın bağımsızlığını elde etmek’ için destekleme sözü karşılığında Londra, İkinci Dünya Savaşı’nın ortasında İtalya’ya karşı savaşa katılmak için 1940’ta Mısır’da Libya ordusunun kurulmasında çok önemli bir rol oynadı.
İki taraf arasında askeri alanlardaki yakın ilişki, 1951’den Kaddafi’nin 1969’da kendisine karşı yaptığı darbeye ve bir yıl sonra İngiliz güçlerini Libya’dan tahliye etmesine kadar Senussi’in Libya’daki yönetimi boyunca devam etti.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.