İsrail Dışişleri Bakanı’nı kabul eden Bahreyn Kralı Hamad El Halife: Barış yolunda tarihi anlaşmalar yapacağız

Bahreyn’e yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Manama'ya gelen İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, burada İsrail büyükelçiliğinin açılışını yapacak.

Kral Hamad bin İsa El Halife dün İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid'i Sakhir Sarayı'nda kabul etti. (AP)
Kral Hamad bin İsa El Halife dün İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid'i Sakhir Sarayı'nda kabul etti. (AP)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı’nı kabul eden Bahreyn Kralı Hamad El Halife: Barış yolunda tarihi anlaşmalar yapacağız

Kral Hamad bin İsa El Halife dün İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid'i Sakhir Sarayı'nda kabul etti. (AP)
Kral Hamad bin İsa El Halife dün İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid'i Sakhir Sarayı'nda kabul etti. (AP)

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife dün (Perşembe) Sakhir Sarayı'nda İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid'i kabul etti. İki isim,  Barışa Destek Bildirgesi ve İbrahim İlkeler Anlaşması kapsamında ikili ilişkilerin gidişatını ve iki ülke arasındaki işbirliği alanlarının güçlendirilmesine katkıda bulunacak adımları gözden geçirdi. Kral Hamad El Halife, İsrail Devleti’nin Bahreyn’deki büyükelçilik açmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Görüşmede Kral Hamad El Halife, bu anlaşmaların imzalanmasının Ortadoğu'da adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşma ve halklarının güvenlik, istikrar ve refah beklentilerini karşılama yolunda önemli ve tarihi bir başarı olduğunu vurguladı. Ayrıca Bahreyn Kralı, halklar arasında anlayış, diyalog, işbirliği, barış, hoşgörü ve yakınlaşmayı teşvik eden ülke vizyonları ve yaklaşımları çerçevesinde barışın kendileri adına stratejik bir seçim olduğunu belirtti. Ülkesinin, herkesin çıkarına olan barış, istikrar ve kalkınmanın sağlanmasına yönelik tüm çabaları desteklediğini ve bu desteğini devam ettirmeye istekli olduğunu ifade etti.
Kral Hamad, Amerika Birleşik Devletleri'nin barış anlaşmalarına varılmasındaki rolünden ve tüm halkların yararına daha müreffeh ve istikrarlı bir gelecek için bölgeye barış getirme çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, iki ülke arasında resmi ilişkilerin tekrar başladığı geçen yıldan itibaren bir İsrailli yetkilinin Manama’ya yaptığı en üst seviye ziyaret kapsamında Perşembe sabahı Bahreyn'e geldi. İsrailli bakan, ülkesinin Manama'daki büyükelçiliğini açacak ve Bahreynli mevkidaşı ile temaslarda bulunacak. Lapid, Bahreyn ziyaretiyle ilgili olarak Twitter'da şu paylaşımı yaptı: "Bahreyn'e geldik. Bahreyn Krallığı’na yapılan ilk resmi ve tarihi ziyarette İsrail'i temsil etmekten gurur duyuyorum. Sıcak karşılama için teşekkürler.” Lapid, Bahreyn Uluslararası Havalimanı'nda Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif el-Zayani tarafından karşılandı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ziyaret kapsamında hastane anlaşmaları ile su ve elektrik şirketleri arasında işbirliği anlaşmaları da dahil olmak üzere beş mutabakat zaptı imzalanacağını söyledi. Sözcü, "Bahreyn'in işbirliği yapmayı umduğu ana alanların ekonomi ve teknoloji ile ilgili olduğunu ve imzalanacak bazı mutabakat zabıtlarının bu konulara odaklanacağını" ifade etti ancak ayrıntılara değinmedi. Şu ana kadar iki ülke arasında ulaşım, tarım, iletişim ve finans alanlarındaki anlaşmalar da dahil olmak üzere 12 mutabakat zaptı imzalandığını belirtti.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Dışişleri Bakanı Lapid, Bahreynli mevkidaşının daveti üzerine Perşembe günü Bahreyn Krallığı'na gidecek ve bu, İsrailli bir bakanın ülkeye yaptığı ilk resmi ziyaret olacak" denildi.
Açıklamanın devamında, “İki dışişleri bakanı, Manama'da İsrail büyükelçiliğini açacak. Bunun yanı sıra bir dizi ikili anlaşmanın imzalanması bekleniyor. Bakan Lapid'e Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Alon Oshbiz ve Ortadoğu İşleri ve Barış Sürecinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Oded Yousef eşlik edecek” ifadelerine yer verildi.
İsrail ve Bahreyn, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek için Eylül 2020'de bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşma çerçevesinde Bahreyn Büyükelçisi Halid Yusuf el-Calahama Eylül ayının başlarında Tel Aviv’e geldi ve İsrail’deki ilk Bahreyn Büyükelçisi oldu. İsrail de geçen yıl Bahreyn ile diplomatik ilişkiler kurulmasının ardından 2 Eylül’de Bahreyn'e ilk büyükelçisini atadı.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.