Lübnan Başbakanı Mikati: ‘Suudi Arabistan benim siyasi ve dini kıblem… Kapılarını kapatmadı’

Patrik Rai, 8 Ekim’de Başbakan Necib Mikati’yi kabul etti (Dalati ve Nahra)
Patrik Rai, 8 Ekim’de Başbakan Necib Mikati’yi kabul etti (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan Başbakanı Mikati: ‘Suudi Arabistan benim siyasi ve dini kıblem… Kapılarını kapatmadı’

Patrik Rai, 8 Ekim’de Başbakan Necib Mikati’yi kabul etti (Dalati ve Nahra)
Patrik Rai, 8 Ekim’de Başbakan Necib Mikati’yi kabul etti (Dalati ve Nahra)

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Suudi Arabistan’ın ‘siyasi ve dini kıblesi’ olduğunu ve bu nedenle kapılarını hiçbir şekilde kapatmadığını ifade ederken, “Beş vakit namazımı kılarken Suudi Arabistan’daki kıbleye yöneliyorum” dedi.
Mikati, Lübnan Katolik Doğu Kilisesi Maruni Patriği Beşara Butros er-Rai ile Bkerki’de bir araya gelerek, kendisine hükümetin çalışmalarının ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Patrikhaneden açıklamada bulunan Mikati, görüşme atmosferinin iyi olduğunu söyleyerek, Rai’ye ‘Lübnan’ın ekonomik rolüne geri dönme yolunda işlerin devam edeceğine’ dair güvence verdiğini belirtti. Lübnan Başbakanı, “Toplumsal meseleye değindik. Patrik, başta çiftçilerin sorunları ve bunların nasıl ele alınacağı olmak üzere toplumsal ve yaşamsal endişelerini dile getirdi” dedi.
Lübnanlıların içinde yaşadığı kötü koşullar ortasında Necib Mikati, “İnsanların dertlerine ortak oluyoruz. Bu büyük endişeleri biliyorum” dedi. Mikati, sözlerinin devamında ise “Çabalıyoruz, ama açıkçası göz görüyor ve el kısa. Birçok sorunumuz var ve bunları yavaş yavaş çözmeye çalışıyoruz” açıklamasında bulundu. Enerji Bakanı’nın Perşembe gecesi elektriğin birçok bölgede kesilmesinin ardından aldığı hızlı tedbirlere de değinen Mikati, istasyonları dolaştığını ve tüm ihlallerin peşinde olduklarını vurguladı.
Lübnan Başbakanı, Beyrut Limanı’ndaki patlamayla ilgili olarak Yargıç Tarık el-Bitar’ın aldığı tehdide dair, hiçbir şeyin kesin olmadığını söylerken, “Bu konuyu soruşturduk. Hiçbir şey kesin değil. Olup bitenlerle ilgili soruşturmayı Adalet Bakanı yürütüyor. Yargıç Bitar’a güvenlik ve koruma sağlamak için gerekli önlemleri aldım. Ancak popülizm, hukuk ve anayasa arasında ayrım yapmamız gerektiğini söylüyorum. Popülizmden uzak, yavaş hareket etmeliyiz çünkü gerçeğe ulaşmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Mikati’nin Rai’ye yönelik ziyareti, ‘başta Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakereler öncesindeki görüşmeler, yaklaşan parlamento seçimlerine hazırlık, elektrik kesintisi meselesinin ele alınması ve Lübnan lirasının dolar karşısında kontrol edilmesi’ olmak üzere hükümetin üzerinde çalıştığı konular çerçevesinde gelişti.
Öte yandan Başbakan Yardımcısı Saade eş-Şami, IMF ile müzakerelerden sorumlu Bakanlar Komitesi’nin çalışmalarına ve bu amaçla devam eden hazırlıklara ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a bilgi verdi. Şami, komitenin oluşturulmasından sonra bir dizi hazırlık toplantısı yapıldığını açıklarken, ‘Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Komite üyelerinin isteğine göre, IMF ile müzakerelere başlamak için çalışmaların hızla tamamlanacağına’ dair umudunu dile getirdi.
Aynı şekilde İçişleri ve Belediyeler Bakanı Bessam Mevlevi, Patrik Rai ile yaptığı görüşmenin ardından, “Seçimler zamanında yapılacak, adil ve şeffaf olacak ve seçimler için denetleme organı atanacak” dedi. Mevlevi, “Gecikme, benden kaynaklı değil. Seçimlerin tam ve kesin başarısını sağlayacağım” ifadelerini kullandı.



Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
TT

Eş-Şara yarın Moskova'da Putin ile görüşecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'daki Kremlin'de Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi (Arşiv- DPA)

Syria Today TV dün, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın yarın Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşeceğini bildirdi.


İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
TT

İsim tartışmasının gölgesinde bir kentin tarihi: Ayn el-Arab mı Kobani mi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı Haseke’nin kuzeyine, ardından Halep’in kuzeydoğusunda Türkiye sınırına yakın konumdaki Ayn el-Arab (Kobani) bölgesine doğru çekilmesiyle birlikte gözler bu bölgeye çevrildi. Kürt güçlerinin diğer bölgelerinden fiilen izole kalan Ayn el-Arab çevresinde, Suriye ordusunun kentin eteklerine kadar ilerlemesi ve ateşkesin ihlal edildiğine dair karşılıklı suçlamalar gündemde. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin “Kürt bölgeleri kırmızı çizgidir” açıklaması da bu gerilimi daha görünür kıldı.

Kaynaklara göre Ayn el-Arab (Kobani), görece yeni bir yerleşim olup kuruluşu 20. yüzyılın başlarında Osmanlı topraklarında Alman bir şirket tarafından yürütülen Bağdat Demiryolu Projesi ile bağlantılıdır. Proje, Berlin’i Bağdat’a bağlamayı amaçlayan ve İstanbul’dan başlayarak Anadolu, Kuzey Suriye ve Irak üzerinden uzanan bir demiryolu hattını öngörüyordu.

İngiliz arkeolog Leonard Woolley, 20. yüzyılın başlarında bugünkü Ayn el-Arab ve çevresini ziyaret etmiş; bölgeyi, yarı göçebe yarı yerleşik yaşam süren Kürt aşiretlerinin yaşadığı, vadiler arasında dağılmış küçük köylerin bulunduğu bir alan olarak tanımlamıştı. Woolley ayrıca, Fırat Nehri’ne doğru batı kesimlerde bazı Arap aşiretlerinin de yaşadığını aktarmıştı.

Ayn el-Arab (Kobani), Kürtler açısından özel bir öneme sahip. Kent, PKK’nın önemli merkezlerinden biri olarak da görülüyor. PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan’ın 1979’da kenti ziyareti, özellikle 1925’te siyasi nedenlerle Türkiye’den göç etmiş Kürtlerin oluşturduğu aşiret yapısında ciddi toplumsal dönüşümlere yol açtı.

zscdfgrt
SDG destekçilerine ait; SDG bayrağı ile Türkiye’de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafının yer aldığı bir duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

Kent, Suriye’de 2011’de başlayan protestoların ardından, 19 Temmuz 2012’de Esad yönetiminin çekildiği ilk bölgelerden biri oldu. Daha sonra PKK’nin Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) kontrolü ele geçirdi. 2014 başında, DEAŞ’ın  kente bağlı onlarca köyü ele geçirmesi ve binlerce Kürdün Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmasına yol açan saldırıların ardından, bölge “özerk yönetim” ilan edildi. Bu süreçte Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG), DEAŞ’e  karşı direnişiyle öne çıktı.

Ayn el-Arab’ın kuruluşu, Osmanlı döneminde 1912 yılında Bağdat Demiryolu’nun inşasıyla doğrudan ilişkilidir. Demiryolu hattı üzerindeki bir istasyon etrafında gelişen kent, Kürt çoğunluğun yanı sıra Arap, Ermeni ve Türkmen azınlıklara da ev sahipliği yaptı.

Suriye-Türkiye sınırlarının çizilmesiyle bölge ikiye ayrıldı. Suriye tarafındaki kesime, Osmanlı dönemindeki adından esinle “Arap Pınarı” (Ayn el-Arab) adı verildi. Türkiye tarafındaki yerleşim ise idari binaların bulunması nedeniyle “Mürşitpınar” olarak adlandırıldı. Suriye tarafındaki Arap Pınarı, 1915 olayları sırasında Ermeniler için de bir sığınak oldu.

Kentin eski adı olan “Ayn el-Arab”, Osmanlıca “Arab Pınar” ifadesinden geliyor ve bölgeden geçen Arap bedevi çobanların hayvanlarını suladığı su kaynağına atıfta bulunuyor.

“Kobani” adı ise Alman şirketinin adı olan Company/Kompanie kelimesinin yerel telaffuzundan türedi; demiryolu istasyonu ve şirketin geçici merkezinin bulunduğu alan bu adla anılmaya başlandı.

Kent adı, Kürt nüfus ile Suriye devleti arasında uzun yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Baas yönetiminin onlarca yıl süren Kürt karşıtı politikaları; Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel unsurlarının yasaklanması ve yüz binlerce Kürdün vatandaşlıktan çıkarılması bu gerilimi daha da derinleştirdi.

fvghyj
SDG mensubu savaşçılar, 23 Ocak 2026’da Ayn el-Arab – Kobani’ye ulaşırken (AFP)

Ayn el-Arab (Kobani), uzun yıllar boyunca ihmal ve hizmet yoksunluğuyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen bölgede Kürt haklarını savunan siyasi partiler ve hareketler ortaya çıktı. SDG’nin  verilerine göre yaklaşık 440 köyü kapsayan Ayn el-Arab bölgesinde 300 bini aşkın kişi yaşıyor; nüfusun büyük çoğunluğunu Sünni Kürtler oluşturuyor. Bölge, Haseke ve Kamışlı ile birlikte Suriye’nin başlıca Kürt yerleşim alanlarından biri olmayı sürdürüyor.


Kaynaklar: Rusya, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı Havalimanı’ndan çekilmeye başladı

Rus güçleri, Suriye’nin doğusundaki Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanıyor – 12 Aralık 2024 (AFP)
Rus güçleri, Suriye’nin doğusundaki Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanıyor – 12 Aralık 2024 (AFP)
TT

Kaynaklar: Rusya, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı Havalimanı’ndan çekilmeye başladı

Rus güçleri, Suriye’nin doğusundaki Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanıyor – 12 Aralık 2024 (AFP)
Rus güçleri, Suriye’nin doğusundaki Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanıyor – 12 Aralık 2024 (AFP)

Suriyeli kaynaklar, Rusya’nın Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Kamışlı Havalimanı’ndaki askeri varlığını sonlandırma yönünde adımlar attığını söyledi. Çekilmenin, Şam yönetiminin Kürt güçlerin kontrolündeki bölgelerde yeniden hâkimiyet kurma çabalarıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Rusya, 2019’dan bu yana Kamışlı Havalimanı’nda sınırlı sayıda asker konuşlandırıyor. Bu varlık, Moskova’nın Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Hmeymim Hava Üssü ve Tartus’taki deniz tesisleriyle kıyaslandığında oldukça sınırlı düzeyde bulunuyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre kaynaklar, Rusya’nın ana askeri varlığını bu iki üsse yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti.

dfrgt
Kamışlı Havalimanı’nda Rus uçakları (Arşiv – X/Twitter)

Şam’a bağlı güçler, Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki geniş alanlarda Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) geri püskürttü. Taraflar arasında yürürlükte olan kırılgan ateşkes, cumartesi günü 15 gün süreyle uzatıldı.

Kaynaklar, Rus birliklerinin geçen hafta Kamışlı Havalimanı’ndan kademeli olarak çekilmeye başladığını belirtti. Hmeymim’de konuşlu Rus hava üssünde görev yapan bir kaynak, askerlerin bir bölümünün Suriye’nin batısına kaydırılacağını, bir kısmının ise Rusya’ya döneceğini söyledi.

Suriye’nin batı kıyısında görev yapan bir güvenlik kaynağı da, Rus askeri araçları ve ağır silahların son iki gün içinde Kamışlı’dan Hmeymim’e nakledildiğini aktardı.

frg
SDG’ye bağlı güçler, Suriye’nin kuzeydoğusunda Haseke bölgesine çekilmeyi tamamladı (Reuters)

Rusya Savunma Bakanlığı konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Rus gazetesi Kommersant, geçen hafta kimliği açıklanmayan Suriyeli bir kaynağa dayandırdığı haberinde, SDG güçlerin bölgeden tamamen çıkarılmasının ardından Şam yönetiminin Rusya’dan Kamışlı’daki askeri varlığını sonlandırmasını isteyebileceğini, zira bu varlığın artık gerekli görülmediğini yazdı.

Reuters muhabiri, pazartesi günü Kamışlı Havalimanı’nda Rus bayraklarının hâlâ dalgalandığını ve pistte Rus işaretleri taşıyan iki uçağın bulunduğunu bildirdi.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi uzmanlarından Anton Mardasov, 23 Ocak’ta Meduza’ya yaptığı değerlendirmede, bölgesel rekabetin artması ve Şam yönetiminin SDG  üzerindeki baskısının yoğunlaşmasıyla birlikte Moskova’nın arabulucu rolü üstlenmesinin giderek zorlaştığını, bu nedenle Rus askeri varlığının zaman içinde tamamen sona ermesinin “mantıklı” olduğunu ifade etti.

Son dönemde Kamışlı Havalimanı’ndaki Rus faaliyetlerinin kademeli olarak azaldığına dair haberler artmıştı. Rusya, havalimanını 2019’da kullanmaya başlamış, Suriye’deki yönetim değişikliğinin ardından da buradaki varlığını sürdürmüş, hatta Suriye medyasına göre 2025 yazında askeri mevcudiyetini artırmıştı.

Ancak Suriye televizyonu, ocak ayında uydu görüntülerine dayanarak Rusya’nın Kamışlı’daki bazı askeri teçhizatını, gerekçesi açıklanmaksızın kısmen geri çektiğini bildirmişti. Uzmanlara göre Beşşar Esad’ın iktidardan düşmesinin ardından üs fiilen askeri önemini yitirdi. Moskova’nın da Washington’un da SDG’yi ve bölgedeki petrol sahalarını korumaya yönelik bir politika izlemediği; Kamışlı’nın, Hmeymim ve Tartus’un aksine, başka cepheler için lojistik merkez olarak kullanılmadığı ve öneminin DEAŞ’e karşı yürütülen operasyonlar sırasında zirve yaptığı belirtiliyor.

Rusya, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın yakın müttefiki olmasına rağmen, yaklaşık 14 ay önce göreve gelen Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile ilişkilerini sürdürdü. Şara’nın geçen yıl Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Şam ile Moskova arasında daha önce imzalanan tüm anlaşmalara bağlı kalacağını ilettiği kaydedildi.