Cezayir: İslamcı MSP, Fransız sömürgeciliğini suç sayan tasarıyı gündemleştirdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, sömürge öncesi ‘Cezayir ulusunun varlığını’ reddeden açıklamaları Cezayir kamuoyunda tepki uyandırmaya devam ediyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
TT

Cezayir: İslamcı MSP, Fransız sömürgeciliğini suç sayan tasarıyı gündemleştirdi

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)

Cezayir'deki en büyük İslamcı parti olan Barış Toplumu Hareketi (MSP) Meclis’te Cezayir’de Fransız sömürgeciliğiyle (1830-1962) ilgili olarak eski bir yasa tasarısını yeniden gündeme taşıdı. MSP’nin girişimi işgalden önce ‘bir Cezayir ulusunun’ varlığını reddeden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a verilmiş bir yanıt niteliği taşıyor. Macron’un ifadeleri, Cezayir’i ‘Paris’teki büyükelçisini geri çekmeye, hava sahasını Fransa savaş uçaklarına kapatmaya ve Cezayir’de faaliyet gösteren Fransız şirketlerinin sözleşmelerini feshetmeye’ sevk etti.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir MSP yetkilisi yaptığı açıklamada, Cezayir Millet Meclisi’nin alt birimi olan Ulusal Halk Meclisi’ndeki MSP milletvekillerinin Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) ve Demokratik Ulusal Birlik’ten (RND) iki milletvekiline ‘girişime dahil olma’ çağrısı yaptığını belirtti. İsminin verilmesini istemeyen yetkili, Cumhurbaşkanı’na yakınlığıyla bilinen FLN ve RND liderlerinin ‘konuyla ilgili üst makamlara danışma talebi’ çerçevesinde yanıt vermek üzere iki günlük bir süre talep ettiğini vurguladı.
Ancak MSP yetkilisine göre bu süre, 12 Ekim’de sona erdi ve girişimin sahipleri bir yanıt alamadı. Öyle ki Cumhurbaşkanlığından yeşil ışık alınmadığı taktirde Ulusal Halk Meclisi Başkanlığı’nın yasa tasarısını kabulü pek olası değil. Meclis Başkanı İbrahim Buğali’nin 12 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından göreve geldiği günden bu yana, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’a bağlılığını dile getirdiği belirtildi.
MSP Genel Başkanı Abdurrezzak Makri, geçen hafta yaptığı açıklamada yetkililere ‘dersler çıkarma ve Cezayir halkının sömürge döneminden kopmak için almak istediği gerçek önlemleri uygulama’ çağrısında bulundu. Makri, bu önlemlerin ‘sömürgeciliği suç sayan bir yasanın onaylanmasını, Arap dilinin kullanımını yaygınlaştıran bir yasanın onaylanmasını, resmi belge, mektup ve toplantılarda Fransızcanın kullanılmasını yasaklayan bir yasanın onaylanmasını’ içerdiğine dikkati çekti.
Bu çağrı, Fransa Cumhurbaşkanının geçen ayın 30’unda Cezayir’deki ‘askeri-politik rejimi’ şiddetle eleştirdiği açıklamalarının ardından geldi. Macron, “Tebbun, son derece uzlaşmaz bir rejim tarafından alıkonulmakta” diyerek, 1830 yılındaki işgalden önce bir Cezayir ulusunun olup olmadığını sormuştu.
Paris yönetimi Cezayir’in Fransa’da yasadışı olarak ikamet eden 7 bin vatandaşını kabul etmeyi reddetmesinin bir sonucu olarak geliştiğini iddia ediyor. Cezayir tarafı ise bu sayının terörizme karışan 94 kişiden ibaret olduğunu sadece bu kişilerin iadesini kabul etmediğini açıkladı.
Sömürgeciliği suç sayan bir yasanın onaylanması fikri, 2010 yılında, o dönemde çoğunluk partisi olan FLN mensubu 125 milletvekili tarafından gündeme getirildi. Yasa tasarısı, 19. yüzyılda Kuzey Afrika’daki Fransız kolonyalizminin olumlu yönlerine ilişkin çıkartılan Fransız yasasına bir yanıt olarak gündeme getirildi. Cezayir makamlarına göre söz konusu yasa, ‘sömürgeciliği yüceltmek’ anlamına geliyor. Parlamento ofisi, ‘Fransız sömürgeciliğini suç sayan’ yasayı, sunulduğu vakitte reddetmiş ve hukuken eksik olduğu gerekçesiyle yasa tasarısını geri iade etmişti. Yetkililer, bilinmeyen nedenlerle ve açıklanmayan bir şekilde yasa tasarısını rafa kaldırdı.

Cezayir basını: Bürokrasi Fransa’yı rahatsız etmemek istiyor
Cezayir basını ise “Rejim bürokrasisi, onları güçlü Fransız çevrelerine bağlayan ekonomik çıkarlar nedeniyle Fransızları kızdırmamak için yasanın çıkarılmasının önünde durdular” yorumu yaptı. Yetkililerin çoğu, gazetecilerin bu konuyla ilgili sorularıyla karşı karşıya gelmekten kaçınırken gazeteciler, özellikle Bağımsızlık Günü’nde (1954) ve sömürgeciliğe karşı Zafer Bayramı’nda (1962) sömürgeci Fransa’yı ağır biçimde eleştirdi.
Ahmed Uyahya’ya 2016 yılında Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin Direktörüyken yasanın akıbeti soruldu. Uyahya, “Bu tür bir yasanın Cezayir halkına hizmet edeceğine inanmıyoruz” ifadeleriyle yanıt verdi. Aynı şekilde 2010 yılında Fransa Göç Bakanı Eric Besson, Cezayir yasa önerisine ilişkin yaşadığını ‘üzüntüyü’ dile getirirken, ‘konunun hassasiyetine ve kalıcı yaraların etkilerine’ işaret etti.

Macron, Cezayir ile ilgili ne söyledi?
Şarku’l Avsat’ın AB’nin resmi yayın organı Euronews’ten aktardığına göre Fransa Cumhurbaşkanı, 1962'de sona eren Cezayir Savaşı'nda önemli roller üstlenmiş kişilerin soyundan gelen gençlerle bir araya gelmiş, bu görüşme Le Monde gazetesi tarafından haberleştirilmişti.
Gazeteye göre toplantıda Macron, ülkenin 1962'de bağımsızlığını kazanmasının ardından Cezayir'in "kiralık bir hafıza" üzerine inşa edildiğini ve "siyasi-askeri bir sistem" tarafından idare edildiğini ifade etti.
Le Monde gazetesine göre Macron bu görüşmede Cezayir'in "yeniden yazılmış bir ülke tarihi"ne sahip olduğunu ve bu tarihin "gerçeklere değil, Fransa'ya karşı nefret söylemi" üzerine inşa edildiğini söyledi.
Bu nefret söyleminin halkta karşılığı bulunmadığına inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı, bunun "siyasi ve askeri yönetimden" ve "kiralık hafızadan" geldiğini ileri sürdü.
"Türkiye'nin Cezayir'de Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyetini unutturabilme kapasitesi büyüleyici"
Macron'un bu açıklamaları Cezayir basınında tepki ile karşılandı.
Fransızca yayın yapan Cezayir 24, Fransız cumhurbaşkanını Fransız sömürge mirasının eleştirilmesinden, Cezayir ile Afrika'da işlenen sömürgecilik suçlarının kabul edilmesinden rahatsızlık duymakla eleştirdi.
Cezayir basınında Macron'a yöneltilen bir diğer eleştiri de Osmanlı İmparatorluğu konusunda geldi.
Le Monde'a göre Fransa Cumhurbaşkanı gençlerle yaptığı aynı toplantıda "Fransız sömürgesinden önce Cezayir'de bir ulus var mıydı?" sorusunu sormuş ve Osmanlı İmparatorluğu'na atfen daha önce de ülkede "kolonileştirilme" yaşandığını söylemişti.
Haberde Macron, "Türkiye'nin Cezayir'de oynadığı rolü ve sahip olduğu hakimiyeti tamamen unutturabilme kapasitesini görmek beni büyülüyor" dedi.

Cezayir'den Fransa'ya nota
Fransa, geçtiğimiz hafta eski Fransız kolonilerini yasa dışı göçmenlerin geri dönmesine izin vermek için yeterli adımları atmamakla suçlayarak Cezayir, Fas ve Tunus'tan gelenlere verilen vize sayısını keskin bir şekilde azaltacağını duyurdu.
Paris yönetimi, söz konusu ülkeleri, yasa dışı yollardan ülkeye giren vatandaşlarının iadesi sırasında gerekli izin belgelerini sağlamamakla suçluyor.
Cezayir, bunun üzerine, vatandaşlarına vize kısıtlaması getirdiği gerekçesiyle Fransa'nın Cezayir Büyükelçisi'ni, Dışişleri Bakanlığına çağırarak, karara tepki göstermişti.
Macron ise vize sayısındaki düşürmenin "iş insanları ve öğrencileri etkilemeyeceğini" ifade etmişti. Bununla birlikte Cumhurbaşkanı, buradaki "fikrin" "kolayca vize almayı alışkanlık haline getirmiş yönetimdeki kişileri rahatsız etmek" olduğunun altını çizmişti.

Cezayir ve Tunus Cumhurbaşkanları görüşecek
Öte yandan 12 Ekim’de Tunus Cumhurbaşkanlığı, geçen pazartesi günü yeni hükümetin açıklanmasının ardından Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un Tunus’a ziyarette bulunacağını açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı, 12 Ekim’de Tunus Cumhurbaşkanı Kais Said ile Cezayir Cumhurbaşkanı arasında, tarih belirtmeksizin bir ziyaretin düzenlenmesini içeren bir temas gerçekleştiğini belirtti.



Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin planının kalan maddelerinin hayata geçirilmesi için arabulucuların yoğun diplomatik temaslar yürüttüğü bildirildi. Özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılmasına ilişkin maddeler öne çıkarken, bu başlıklar ocak ayı ortasında bölgede yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması öncesinde tartışmalara yol açmıştı. Tartışmaların temelinde, İsrail’in Türkiye’nin sürece dahil olmasına karşı çıkması yer alırken, bu yöndeki yeni girişimler de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinden eleştiri aldı.

İsrailli kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’u, son cesedin teslimini beklemeden bu hafta Ankara’nın istikrar güçlerine katılımı ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapmakla suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise söz konusu gelişmelerin, ‘sınır kapısının açılması ve güçlerin konuşlandırılmasına daha da yaklaştıracağını; zira Washington’ın, ABD Başkanı’nın büyük önem atfettiği Barış Konseyi’nin önüne herhangi bir engelin çıkmamasına özen gösterdiğini’ bildirdi. Uzmanlar, olası bir seçim süreci öncesinde İsrail’den gelen itirazların ‘esas olarak iç kamuoyuna mesaj verme amacı taşıyacağını’ ve bu tutumun sürmesini beklediklerini ifade etti.

İsrail'e yönelik eleştiriler

İbranice yayın yapan Ynet internet sitesi, Netanyahu’nun dün ABD Başkanı’nın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff ile bir araya geldiğini duyurdu. Haberde, ‘Witkoff’un, son rehinenin iadesi gerçekleşmeden önce Refah Sınır Kapısı’nın açılması için yoğun baskı yaptığı’ belirtildi.

Site, kimliğinin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynağın aktardığı görüşmeye de yer verdi. Kaynak, “Witkoff, azılı düşmanımız Türkiye’yi sınıra getirmek için baskı yapıyor. Zaman, Türkiye ile bir yüzleşmeye doğru hızla ilerliyor ve bu durum güvenliğimiz açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

defrgt
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrail ordusunun geride bıraktığı moloz ve enkazın ortasında yaşıyor. (AFP)

ABD Başkanı Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planını geçtiğimiz yıl eylül ayında açıklamasından ve Gazze’de ateşkes anlaşmasının 10 Ekim’de yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, Türkiye ve Katar’ın Gazze Şeridi’ndeki istikrar güçlerine katılmasına defalarca karşı çıktı. İsrail, Ankara ve Doha’yı ‘Hamas’a destek vermekle’ suçluyor.

Öte yandan İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi de dün Netanyahu hükümeti içinde Witkoff’a yönelik rahatsızlık bulunduğunu yazdı. Haberde, Witkoff’un, Hamas’ın Gazze’de tutulan son İsrailliye ait cesedi teslim edememesi ihtimaline rağmen, bu hafta Refah Sınır Kapısı’nın açılması yönünde ‘haklı olmayan baskılar’ uyguladığı ifade edildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail işleri uzmanı Dr. Ahmed Fuad Enver ise İsrail’den gelen eleştirilerin Washington tarafından artık ciddiye alınmadığını savundu. Enver, ABD yönetiminin, Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi için somut bir başarı elde etmek amacıyla anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda ısrarcı olduğunu ve bunu konseyin rolünü genişletme çabalarında temel almak istediğini söyledi.

Enver, ABD’nin istemesi halinde istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının yaklaşık bir ay içinde gerçekleşebileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın da Gazze Yönetim Komitesi’nin giriş yaparak çalışmalarına başlaması için yakında açılacağını öngördü. İsrail’den gelen eleştiri ve itirazların ise muhtemel seçim süreci öncesinde iç kamuoyuna yönelik mesajlar olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab da ABD baskısının İsrail üzerinde mutlaka etkili olacağını ifade ederek, “Bu eleştirilere ilişkin sızdırmalar bir manevra değilse, Refah Sınır Kapısı’nın çok yakında açılmasına ve Türk askerinin katılımıyla istikrar güçlerinin konuşlandırılmasına her zamankinden daha yakınız. Bu adım, özellikle Türkiye ve Katar’ın Barış Konseyi’nde yer alması nedeniyle, Washington tarafından Tel Aviv’e dayatılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'ın talepleri

Gazze konusu, Mısır ile ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelerde de ele alındı. Bu kapsamda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile Gazze’deki son gelişmeleri ve Gazze anlaşmasını değerlendirdi.

Abdulati, ABD Başkanı’nın planının ikinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerin hayata geçirilmesinin önemini vurgulayarak, Gazze’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin desteklenmesi, ateşkesin denetlenmesi amacıyla uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılması, Refah Sınır Kapısı’nın iki yönlü olarak açılması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

sdcfvg
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, dün Kahire'de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ahmed Fuad Enver, Mısır’ın taleplerinin anlaşmanın ilerletilmesi ve İsrail kaynaklı engellerin azaltılması amacıyla gündemde kalmaya devam edeceğini belirtti. Enver, özellikle istikrar güçlerinin konuşlandırılması, Gazze’ye yönelik yardımların artırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi kalan maddelerin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, Gazze’yi yönetecek Filistinli komitenin bölgeye giriş yaparak çalışmalarına başlamasının da İsrail’in olası engelleme girişimlerini boşa çıkaracağını ifade etti.

Eymen er-Rakab ise Mısır’ın tekrarlanan taleplerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu taleplerin anlaşmanın sürdürülmesi için yeni bir güvence sunduğunu, yeniden imar ve artan insani yardımlar yoluyla Gazze’de hayatın normalleşmesine katkı sağlayacağını söyledi. Rakab ayrıca, başta Washington olmak üzere uluslararası aktörlere, İsrail’in yeni engeller çıkarmasını önlemek amacıyla baskılarını artırmaları yönünde açık mesajlar verildiğini kaydetti.


Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
TT

Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göçmenlik memurlarının vücut kameralarının kullanımını genişletme çabalarına karşı çıktı ve denetim personelini büyük ölçüde azalttı. Aynı zamanda çok sayıda memuru Minneapolis ve diğer şehirlere göndererek bir dizi şiddetli çatışmaya yol açtı.

İki Amerikalı protestocuyu öldüren iki silahlı çatışmanın yoldan geçenler tarafından çekilen görüntüleri, vurulmuş iki kişinin göçmenlik memurlarıyla şiddetli çatışmalara neden olduğu yönündeki resmi açıklamaları doğrulamada videoların gücünü ortaya koydu.

Bu nedenle, memurlar tarafından giyilen vücut kameraları polis reformu çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak Trump yönetimi geçen yıl, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı memurlarına vücut kameraları takılmasına yönelik pilot programın uygulanmasını yavaşlatmak için harekete geçti ve haziran ayında fonlamayı yüzde 75 oranında azaltmasını ve kolluk görevlilerini kamera ile donatma eğiliminden vaz geçmesini istedi.

Geçen yıl yetkililer, göçmenlik kurumlarını denetleyen üç iç denetim kurumunun tüm çalışanlarını ücretli izne çıkardı ve bu da onların suistimalleri soruşturma yeteneklerini zayıflattı.

Ağustos ayına kadar Baltimore Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu'nun direktörlüğünü yapan Darius Reeves, eski Başkan Joe Biden'ın (Demokrat) görevde olduğu 2024 yılında vücut kameraları için pilot programın yavaş ilerlediğini söyledi ancak Cumhuriyetçi Trump döneminde “doğum aşamasında öldü”.

Yorum talebine yanıt olarak, Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurlarının “yasayı uygulamak ve Amerikan toplumlarını korumak için kahramanca çalıştıklarını” söyledi. Jackson, “Suçlular yerine kolluk görevlilerini suçlayanlar, yasadışı yabancı suçluların emirlerini yerine getiriyorlar” ifadesini kullandı. Reuters tarafından yayınlanan doğrulanmış video görüntülerinde, cumartesi günkü silahlı çatışmanın yaşandığı olay yerinde bulunan sekiz veya daha fazla sınır muhafızından en az üçünün vücut kamerası taktığı görülüyor.

Reuters, kameraların çalışır durumda olup olmadığını veya fiziksel çatışmaya karışan memurlardan herhangi birinin bunları takıp takmadığını belirleyemedi.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi veya sınır devriye görevlileri, Minneapolis'te Amerikan vatandaşları Reneh Goode ve Alex Brattin'in vurularak öldürülmesi dahil olmak üzere şiddet olaylarına karıştığında, Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kapsamlı soruşturma yapılması çağrısında bulunmak yerine, kurbanları saldırganlar olarak nitelendirdiler.

Trump, geçen yıl Kongre'deki Cumhuriyetçiler kampanyaya 170 milyar dolarlık bütçe ayıran bir yasa tasarısını kabul ettikten sonra, bu yıl göçmenlik uygulamalarını sıkılaştırmaya başladı. Bu önemli bütçe artışının, ICE ve Sınır Devriyesi'nin çalışma şeklini değiştirmesi bekleniyor.


Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
TT

Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)

Sudan'ın Mavi Nil Eyaleti'nin güney cephesinde, ordunun merkezi bölgeleri ve Hartum'u Hızlı Destek Kuvvetleri'nden (HDK) geri alması sonrasında yaşanan göreceli sakinliğin ardından şiddetli çatışmalar yeniden başladı.

Dün, bir tarafta ordu, diğer tarafta HDK ve müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında çatışmalar yoğunlaştı ve özellikle Bav bölgesinde yoğun çatışmalar yaşandığı bildirildi.

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), el-Salk ve Ahmar Saydak kasabalarının yanı sıra stratejik öneme sahip Malkan kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini ve ordu güçlerinin Mavi Nil Eyaleti'nin başkenti Damazin'e doğru geri çekildiğini bildirdi. Bu, saatlerce süren ve savaş dronları, topçu birlikleri ve zırhlı araçların da dahil olduğu şiddetli çatışmaları bildiren çok sayıda kaynak tarafından doğrulandı. Ordu konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Öte yandan, Kamil Idris başkanlığındaki Sudan hükümeti, dün başkente döndükten sonra Hartum'da ikinci toplantısını gerçekleştirdi.