Irak’ta ‘en büyük meclis bloğu’ tartışması yeniden başladı: Yeni hükümetin kurulmasıyla ilgili kriz işaretleri bulunuyor

Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği, Bağdat’taki 140 seçim merkezindeki oyların elle sayımına başladı.

Bağdat’ta dün seçmenlerin oyları elle sayılırken (AFP)
Bağdat’ta dün seçmenlerin oyları elle sayılırken (AFP)
TT

Irak’ta ‘en büyük meclis bloğu’ tartışması yeniden başladı: Yeni hükümetin kurulmasıyla ilgili kriz işaretleri bulunuyor

Bağdat’ta dün seçmenlerin oyları elle sayılırken (AFP)
Bağdat’ta dün seçmenlerin oyları elle sayılırken (AFP)

Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği, başkent Bağdat’ın Resafe ve Kerh semtlerindeki 140 seçim merkezinde daha önce elektronik ortamda sayılan oyların elle sayımına başlandığını duyurdu. Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu Meclis’te ‘en büyük bloğu’ oluşturmak için çeşitli taraflarla iletişim halinde olduğunu duyurdu. Bu açıklama, yeni Meclis’te en çok sandalye alması dolayısıyla Sadr Hareketi’ne verilmesi beklenen yeni hükümeti kurma görevi konusunda ülkeyi bir siyasi krizin beklediğine işaret ediyor.Irak resmi haber ajansı INA’da yer alan habere göre, Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği Prosedürler Müdürü Davud Selman, “Komiserlik Kerh ve Resafe semtlerinde oyları elle saymaya başlayacak ve sonuçları 7 gün içinde ilan edecek. Komiserlik bütün sonuçları göndermeyi ve itirazları gözden geçirmeyi tamamlamasının ardından Komiserlik Konseyi sonuçları onaylayacak ve herkese duyuracak. Oyların elle sayımı sadece 140 seçim merkezinde olacak. Bu seçim merkezlerindeki sonuçlar flaş diske depolanmadı ve uydu üzerinden gönderilmedi” ifadelerini kullandı.
Seçim Komiserliği’nin önceki gün ilan ettiği kesin olmayan seçim sonuçlarına göre Şii cephede seçimleri birinci sırada tamamlayan Şii din adamı Mukteda es-Sadr’ın liderliğindeki Sadr Hareketi oldu. Sadr Hareketi’ni ise Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu takip etti. Buna karşılık Hadi el-Amiri’nin liderliğindeki Fetih koalisyonu başta olmak üzere İran yanlısı siyasi parti ve oluşumlar ise büyük gerileme kaydetti. Sünni cephede Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Takaddum Partisi rakibi olan iş insanı Hamis el-Hancer liderliğindeki Azim Koalisyonu’na büyük bir yenilgi yaşattı. Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Kürt cephesindeki rakibi Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) karşı dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Kazanan tarafta yer alan parti ve oluşumları bu sonuçları memnuniyetle karşılarken, kaybeden tarafta yer alan taraflar ise sonuçları öfkeyle karşıladı ve birçoğu ‘siyasi süreci koruma’ adına güce başvurmakla tehdit etti.
Tehdit dilini kullanan tarafların başında İran yanlısı silahlı gruplar geliyor. Zira bu grupların siyasi kanadı kabul edilen Fetih Koalisyonu seçimlerde ağır bir yenilgi aldı.
Geri kalan seçim merkezlerindeki oyların sayımını tamamlamadan sonuçları açıklamakta acele ettiği söylenen Seçim Komiserliği, ilan ettiği sonuçların kesin olmayan sonuçlar olduğunu vurgulayarak, itiraz yolunun açık olduğunu, itiraz ve şikayet sahiplerinin 3 gün içinde itirazda bulunabileceklerini belirtti. Nihai sonuçların açıklanması yaklaşık 20 gün sürecek. Bu sonuçlar duyurulmadan önce Federal Mahkeme tarafından onaylanacak. Bu süreçlerin ardından yeni Meclis’in ilk oturumu düzenlenecek. Ammar el-Hekim liderliğindeki Ulusal Hikmet Akımı hariç seçimden büyük bir yenilgiyle ayrılan bazı liderler Seçim Komiserliği’ni hedef aldı. Bu liderler arasında Irak’ın eski Başbakanı İyad Allavi de bulunuyor. Nitekim Allavi, kızı Sara Allavi’nin seçimlerde kazanabilmesi için tüm ağırlığını ortaya koymasına rağmen başarılı olamadı ve Sara seçimde ağır bir yenilgi aldı. Üstelik Allavi’nin liderlik ettiği Vataniyye Koalisyonu seçimleri boykot edeceğini ilan etmişti. Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri de seçimleri ‘üzerinde oynama yapılmış sahte seçimler’ diye niteleyerek Seçim Komiserliği’ni hedef aldı. Seçim Komiserliği aynı şekilde Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi, Fetih Koalisyonu’nun önde gelen yöneticileri ve silahlı grupların liderlerinin de hedefindeydi.
Seçim sonuçlarına yapılan itirazların ardından elle yapılan sayımın ardından Fetih Koalisyonu’nun aldığı sandalye sayısı 14’ten 17’ye yükselmesine rağmen Sadr Hareketi elde ettiği 73 sandalye ile en büyük blok olma özelliğini koruyor. Yeni hükümeti Meclis’in en büyük bloğu kuracak.
Bu bağlamda ‘Meclis’in en büyük bloğu’ tartışmaları yeniden gündeme geldi. Sadr Hareketi ‘Meclis’in en büyük bloğu’nun seçimde en yüksek oyu alan parti veya oluşum olduğunu savunurken, rakibi Kanun Devleti Koalisyonu ise en büyük bloğun seçimlerden sonra Meclis çatısı altındaki çeşitli parti ve oluşumlar tarafından kurulacağını belirtiyor. Iraklı Hukuk Uzmanı Tarık Harb, yaptığı açıklamada, “Seçim Yasası’nın 45. maddesi ve Anayasa’nın 76. maddesine göre Sadr Hareketi, hükümeti kurma görevi verilecek sayıca en büyük bloktur. Meclis tarafından seçilecek cumhurbaşkanı, hükümet kurma görevini başka bir parti veya oluşuma değil Sadr Hareketi’ne vermekle yükümlüdür. Çünkü seçim sonuçları Hareketin diğer parti ve oluşumlara karşı üstünlüğünü ortaya koydu. Federal Yüksek Mahkeme’nin içtihadı 2020 Yılı ve 9 Sayılı yeni Seçim Kanunu’nun 45. maddesinde kayıt altına alındı ve belirlendi” ifadelerini kullandı. Harb’in bahsettiği madde, milletvekillerin bloklar arasında geçiş yapmalarını engelliyor. Zira daha önceki dönemlerde vekillerin bloklar arasında geçiş yapmaları sebebiyle Meclis’te sayıca en fazla bloğun hangisi olduğunun tespitinde sıkıntılar yaşanıyordu. Harb, açıklamasının devamında, “Bir vekil veya vekillerin bulundukları bloktan tamamen geçiş yapmalarının engellenmesi, Meclis çatısı altındaki blokların sahip olduğu vekil sayılarının sabit kalması ve değişmemesi anlamına gelir. Vekil sayısı nihai sonuçlarda olduğu haliyle kalacak ve söz konusu maddenin geçişi engellemesiyle bir bloktaki vekil sayısının artması mümkün olmayacak. Dolayısıyla Sadr Hareketi seçimi kazananların sayısı bakımından en büyük blok. Bundan dolayı cumhurbaşkanını seçmeyi garanti altına aldı” dedi.
Bloklar arası geçiş ile koalisyonlar arası geçiş arasındaki farka dikkat çeken Harb, “Koalisyonlar arasında geçiş yapmak farklı bir mesele. Birincisinde (bloklar arasında geçiş yapıldığında) bir milletvekili geçiş yaptığı parti ve oluşumun hanesine yazılıyor. Koalisyonda ise blokların vekil sayılarına bir ekleme yapılmıyor. Çünkü koalisyonda blokların vekil sayıları olduğu gibi kalıyor ve değişmiyor. Yani blokların vekil sayıları artmadan olduğu haliyle kalıyor. 2010 seçimlerinde Maliki 89 sandalye Allavi 91 sandalye kazanmıştı. Fakat geçişler (bloklar arası geçişler) açıktı. Bu nedenle Maliki’nin tarafına geçen vekillerle birlikte Maliki’nin bloğundaki vekil sayısı 100’ün üzerine çıktı. Yani Allavi’nin bloğundaki sayıdan daha fazlaydı. Buna binaen hükümeti kurma görevi Maliki’ye verildi” ifadelerini kullandı.
Irak’ın resmi haber ajansı INA’ya değerlendirmelerde bulunan Hukuk Uzmanı Ali et-Temimi, “Federal Yüksek Mahkeme’nin 2010 ve 2014 yıllarındaki içtihatları, sayıca en fazla bloğun seçimlerden sonra bir liste tarafından ya da iki veya daha fazla listeden oluşabileceğini vurguluyordu. Sayıca en fazla blok (anayasa) yemini ettikten sonra birinci oturumda belirlenirdi. 2020 Yılı ve 9 Sayılı Seçim Kanunu’nun 45. maddesi ise hükümet kurulana kadar bloklar, partiler ve oluşumlar arasında geçiş yasağı getirdi. Bu madde bloklar arası koalisyona izin veriyor. Yani Federal Yüksek Mahkeme’nin içtihadının ikinci fıkrası, geçişlerin engellenmesi sebebiyle 45. maddeye göre geçersiz hale geldi. Fakat bu maddenin ikinci fıkrası parti ve bloklar arası koalisyonlara izin veriyor. Bu da hiçbir parti ve oluşumun başka bir parti ve oluşumla tek blok kuramayacağı ve kendi yapısını koruyacağı anlamına geliyor. Buradaki koalisyondan maksat mutlak çoğunluğa ulaşmaktır. Sayıca en büyük blok, her şeyden önce en fazla oyu alan bloktur. Başbakanı belirleyecek olan bu bloktur” dedi.
Siyasi alanda çalışmalar yürüten araştırmacı Vail er-Rukkabi, INA’ya yaptığı açıklamada, “Federal Yüksek Mahkeme’nin sayıca en büyük bloğun hangisi olacağına ilişkin içtihadı geçerliliğini halen koruyor. Bu içtihat seçimlerde kazanan bloğun, sayıca en büyük blok olacağını söylemiyor. Seçim Kanunu sayıca en büyük blokla ilgilenmiyor. Bu da seçimi kazanan bloğun hükümeti kurma hakkına sahip olmadığı anlamına geliyor. Irak Anayasası’nın 76. Maddesine göre bir sonraki başbakanı Meclis çatısı altındaki ittifaklar belirleyecek” diye konuştu.



Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
TT

Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)

Yemen’de güneyli siyasi çevreler, gerek liderlik düzeyinde gerekse yapı ve kurumlar bazında, Suudi Arabistan’ın Başkent Riyad’da kapsamlı bir Güney Konferansı düzenlenmesi çağrısına olumlu yanıt verdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’nin talebiyle gündeme gelen konferansın, Güney ve Doğu Yemen vilayetlerinin iradesini yok saymadan, tek taraflılığa kapı aralamadan Güney meselesine yönelik yol haritasını belirlemesi hedefleniyor.

Söz konusu uzlaşının; Hadramut, el-Mahra, Abyan, Lahic, Şebve ve Sokotra’daki yerel yönetimleri, önde gelen güneyli siyasi isimleri, danışma organlarını ve etkin bileşenleri kapsadığı; Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) de sürece dahil olduğu belirtildi. Girişimin Körfez, Arap ve uluslararası düzeyde destek gördüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın çağrısı ve buna eşlik eden resmî, halk ve uluslararası düzeydeki memnuniyetin; güney diyaloğunu kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlemeye, dışlayıcı yaklaşımları aşmaya ve Güney meselesini adil bir çerçevede ele alacak ulusal-bölgesel bir zemine oturtmaya yönelik kritik bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi.

zx
Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramut ve el-Mehra’da tek taraflı askeri adımlar atarak sahadaki gerilimi tırmandırdı. (AP)

Bu çerçevede Başkanlık Konseyi Üyesi Dr. Abdullah el-Alimi, Suudi tutuma duyduğu derin takdiri dile getirerek, başta Güney Geçiş Konseyi olmak üzere tüm güneyli bileşenleri, Güney’in çıkarlarını her türlü mülahazanın üzerinde tutan kapsayıcı bir diyaloğa yapıcı biçimde katılmaya çağırdı. El-Alimi, ciddi bir diyaloğun görüşleri yakınlaştırmanın, ortaklık esaslı çözümler üretmenin, halk iradesine saygı göstermenin ve güney saflarındaki birliği güçlendirmenin tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed bin Değir ise Riyad Konferansı’nın önemine dair en net değerlendirmelerden birini yaptı. Bin Değir, güney diyaloğunun Güney meselesini yeniden sahiplerine iade edeceğini, güney vilayetleri arasında derinleşen ve istikrarsızlığa yol açan fitne ve gerilimlerin önünü keseceğini söyledi. Konferansın; iktidar, kaynak paylaşımı ve siyasi sistemin geleceğine ilişkin sorunların, Ulusal Diyalog Konferansı çıktıları, Riyad Anlaşması ve yetki devri bildirisi gibi açık referanslar çerçevesinde ele alınması için gerçekçi bir giriş kapısı oluşturduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerden destek

Suudi çağrısına yerel yönetimlerden de art arda destek açıklamaları geldi. Lahic Valiliği, Riyad’da kapsayıcı bir Güney Konferansı’na ev sahipliği yapılmasını, “Güney halkının davalarının adaletini koruma yolunda doğru yönde ilerlediğinin göstergesi olan olumlu bir adım” olarak niteledi. Lahic Valisi Ahmed Türki, resmî açıklamasında yerel yönetimin meşru siyasi liderlik ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun yanında durduğunu, devlet kurumlarının korunmasının güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Tarihsel ve siyasi ağırlığıyla Hadramut da sürece güçlü destek verdi. Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın çağrıya yanıtının Yemen ile stratejik ilişkilerin derinliğini ve siyasi diyalog yoluyla ihtilafları aşma iradesini yansıttığını belirterek, Hadramut’un güney saflarını birleştiren her türlü çabanın dayanağı ve istikrarın temel unsuru olmaya devam edeceğini söyledi.

El-Mehra Valisi Muhammed Ali Yasir ise vilayetinin Riyad Konferansı’na tam destek verdiğini, kapsamlı diyaloğun çatışmayı sona erdirmenin ve birlik ile güvenliği güçlendiren adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın en doğru yolu olduğunu ifade etti. Abyan Valisi Ebu Bekir Hüseyin Salim de konferansın, Güney meselesinin ulusal bir çerçevede, dışlama ve tekelleşmeye izin vermeden ele alınması açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.

yfrgty
Aden’de, Yemen’den ayrılma çağrılarıyla bilinen Güney Geçiş Konseyi’nin destekçileri arasında yer alan bir kişi (AFP)

Gözlemciler, bu geniş coğrafi mutabakatın güney sahnesini yeniden şekillendirdiğini; vilayetlerin seslerinin görmezden gelinmesinin ya da Güney’in tek bir yapı veya tek sesli bir söylemle sınırlandırılmasının artık zorlaştığını belirtiyor.

Şartlı memnuniyet

Güney Geçiş Konseyi, Suudi çağrıyı diyaloğu esas alan yaklaşımıyla uyumlu bularak memnuniyetini açıkladı. Ancak bu tutum; “Güney halkının iradesinin” vurgulanması, uluslararası garantiler, net bir takvim ve nihai aşama olarak halk oylaması gibi siyasi şartlarla birlikte dile getirildi.

Gözlemcilere göre, GGK’nin bu şartları konumunu koruma çabası olarak görülse de, yıllar süren tek taraflı yaklaşımların ardından kapsayıcı bir müzakere masasına oturmayı kabul etmesi; Güney meselesinin herhangi bir bileşenden daha geniş olduğunun ve bölgesel-uluslararası koşulların tek taraflı süreçlere artık izin vermediğinin bir göstergesi.

Suudi davetin, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin talebi üzerine geldiği; daha önce GGK’nin bazı adımlarını reddeden ve bunların Güney meselesinin özüne zarar verdiğini, dış ajandalara hizmet ettiğini savunan güneyli bileşenler ve siyasi isimlerden gelen çağrıların bu süreci güçlendirdiği belirtildi. Bu durumun, yaklaşan konferansın meşruiyetini ve olası sonuçlarını pekiştirdiği ifade edildi.

Öte yandan Yemen Dışişleri Bakanlığı ile İstişare ve Uzlaşı Heyeti, Suudi rolünün güney diyaloğu için bir “emniyet supabı” oluşturduğunu vurgulayarak, Riyad’ın taraf değil, tarafsız bir kolaylaştırıcı olarak zemini hazırladığını ve diyaloğun yeni çatışmalara sürüklenmesini engellemeyi amaçladığını kaydetti. Körfez, Arap ve İslam dünyasından gelen destekle girişimin uluslararası bir boyut kazandığı; Güney meselesine ilişkin herhangi bir çözümün Yemen’de kapsamlı siyasi çözümün parçası olması gerektiği vurgulandı.


Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
TT

Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)

Yemen hükümetine bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin, ülkenin doğusundaki Mukalla kentinde konuşlandığı ve başta Merkez Bankası, yerel yönetim binası ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmak üzere kentin hayati kurumlarının büyük bölümünü güvence altına aldığı bildirildi.

Mukalla’daki güvenlik kaynaklarının Şarku’l Avsat gazetesine verdiği bilgiye göre, Vatan Kalkanı güçleri pazar günü saat 11.30 sularında kentte konuşlanmaya başladı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, güçlerin Mukalla’nın doğusundaki Hılf bölgesinde bulunan Hadramut Elit Güçleri kampına yöneldiğini, Hılf Tepesi’nde de konuşlanarak Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı güvence altına aldığını aktardı.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı’nın Mukalla’daki konuşlanmasının büyük ölçüde tamamlandığını” belirterek, “önümüzdeki saatlerde kente ulaşması beklenen Hadramut Valisi ile eş zamanlı olarak ilave birliklerin takviye amacıyla gelmesinin beklendiğini” ifade etti.

Televizyon görüntüleri, Mukalla’da Vatan Kalkanı güçlerinin geniş çaplı konuşlandığını ve halkın bu durumu memnuniyetle karşıladığını ortaya koydu. Kent sakinleri, kentin güvenliğinin sağlanması ve devletin hayati kurumlarının korunması nedeniyle memnuniyetlerini dile getirdi.

Öte yandan Vatan Kalkanı güçleri, Riyan Uluslararası Havalimanı’nda da konuşlanarak tesislerin güvenliğini sağladı ve havalimanı altyapısına yönelik olası ihlal ve yağma girişimlerinin önüne geçti.

Yemen İçişleri Bakanı Korgeneral İbrahim Haydan ise Hadramut vilayetinin vadi ve sahil kesimlerinde, Vatan Kalkanı komutanlığıyla koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını doğruladı. Haydan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, söz konusu adımların, kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, kamu düzenini korumayı amaçlayan güvenlik planları kapsamında atıldığını belirtti.

Haydan, bu tedbirlerin kamu ve özel mülkiyetin korunması, güvenliği bozmayı hedefleyen her türlü girişimin engellenmesi ve istikrarın pekiştirilmesi hedefiyle hayata geçirildiğini vurguladı.


İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın Tel Aviv'in kontrolündeki Filistin tarafının açılmasıyla ilgili İsrail'den bir haftadan kısa bir süredir bilgiler sızmaya devam ediyor. Bu akşam İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında sınır kapısındaki İsrail varlığı ve sınır kapısının kontrolü konusunda karar vermek üzere görüşmelerin yapılacağı konuşuluyor.

Mısır, İsrail'in 2024 yılının mayıs ayında sınır kapısını işgal etmesinden bu yana yaklaşık 18 aydır İsrail'in Mısır sınırındaki kapıda bulunmasını reddediyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bunun Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor.

Uzmanlar, bu manevraların anlaşmayı bozmak ve uygulanmasını geciktirmek için İsrail tarafından yapıldığını ve anlaşmanın ikinci aşamasının bu ay açıklanması durumunda bile bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail güvenlik kurumlarının önümüzdeki günlerde Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde yeniden açmak için siyasilerden talimat almaya hazırlandığını bildirdi.

Kanal, Başbakan Netanyahu’nun bugün güvenlik istişareleri yapacağını ve bu istişarelerde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede kabul ettiği ‘tavizleri’ sunmasının beklendiğini, gündemin en üst sırasının sınır kapısının yeniden açılması olduğunu aktardı.

İsrail, içerideki güvenlik endişelerine yanıt vermek amacıyla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışları kontrol etmek için Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında bir ‘kontrol noktası’ kurmayı planlıyor. Kanal 12 televizyonu, kontrol noktasının sahadaki güçler tarafından mı yoksa teknolojik araçlarla mı yönetileceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

İsrail Yayın Kurumu, geçtiğimiz çarşamba günü, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden dönüşünün ardından, ABD’nin baskısına yanıt olarak İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde de açmak için hazırlıklara başladığını ve gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra birkaç gün içinde bir duyuru yapılacağını bildirdi.

frgt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk elinde bir bidon suyla çömelmiş dururken (AFP)

Sınır kapısının yeniden açılması, başlangıçta Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması kapsamında planlanmıştı, ancak İsrail bu maddeyi zamanında uygulamaya koyamadı ve bu da ertelenmesine yol açtı.

Kanal 12 televizyonu bunu teyit ederek İsrail tarafının Florida'da ABD tarafıyla varılan mutabakat doğrultusunda bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıkları ve saha düzenlemelerini çoktan başlattığını bildirdi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde Trump ile bir araya gelen Netanyahu, Gazze'deki ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere birçok konuyu görüştü. ABD merkezli Axios haber sitesi, İsrailli ve Amerikalı yetkililerin, Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeren anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesini kabul ettiğini, ancak her iki tarafın da silahsızlandırma ile birlikte ikinci aşamada planlanan İsrail'in geri çekilmesiyle ilgili herhangi bir şeyi teyit etmediğini aktardı.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver, Mısır'ın hiçbir koşulda Refah Sınır Kapısı’nda İsrail'in varlığını kabul etmeyeceğini ve önceki duruma dönülmesinin önemini defalarca kez vurguladığını belirtti.

Mısır'ın sergilediği, açık ve geri dönüşü olmayan bir tutum olmasına rağmen, bu sızıntıları Kahire'nin tepkisini test etme girişimi olarak değerlendiren Dr. Enver, İsrail'in sınır kapısında yakınında bariyerler kuracağı, bu durumun da Mısır ile gerilimi artıracağı ve Gazze anlaşmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mattava, sınır kapısında veya yakınlarındaki kontrol noktalarında İsrail'in fiili varlığının Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor. Mattava, bugün yapılması planlanan toplantının, sınır kapısının Filistin tarafını izlemek için personel kullanmadan sadece kameralar ve teknoloji kullanılması ve giriş-çıkış yapanların isim listelerinin alınması yönündeki bir tavsiye ile sonuçlanmasını bekliyor.

Kahire, İsrail'in varlığıyla ilgili bu yeni tutum hakkında yorum yapmadı, ancak Mayıs 2024'ten bu yana İsrail ordusunun sınır geçişini işgal etmesini reddetti, geri çekilmesini talep etti ve resmi platformlar ve yetkili kaynaklar aracılığıyla bu tutumunu birden fazla kez yineledi. Geçtiğimiz aralık ayında Mısır, Katar ve diğer altı ülke, İsrail'in Rafah sınır kapısını tek yönlü olarak açarak sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin verme niyetini açıklamasını reddetti. Bu da İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın ‘önümüzdeki günlerde’ sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin vermek üzere açılacağına dair resmi açıklamasına verilen bir tepkiydi.

Ancak Kahire el-İhbariyye televizyonu, Mısır'ın Gazzelilerin tek yönlü geçişine izin veren bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildirdi. Televizyon kanalı, resmi bir kaynak aracılığıyla, sınırın açılması konusunda bir anlaşmaya varılması halinde, Trump'ın planına uygun olarak sınırın her iki yönde, Mısır'ın Filistinlilerin geri dönmeksizin Gazze Şeridi’nden ayrılmalarına izin vermemesine atıfla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkış için açılacağını doğruladı. Çünkü Kahire, Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin bir emsal oluşturulmasını istemiyor.

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı konusundaki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini belirten Dr. Enver, İsrail'in sızdırdığı bilgilerin, Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını geciktirmek için bir girişim olduğunu belirtti.

Mattava ise, ikinci aşamanın Washington'ın baskısı altında başlayacağını, ancak İsrail'in, sınır kapısı her iki tarafta da açıldığında Hamas'ın silahsızlandırılması ve elinde bulunan son İsrailli rehinenin kalıntılarının iadesi gibi engel teşkil eden konulara başvuracağını tahmin ediyor.