Suudi Arabistan-İran görüşmeleri devam ediyor: ‘Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz’

Bakan Faysal bin Ferhan, “Yemen çatışmasını sona erdirmenin en hızlı yolu, Husilerin ateşkesi kabul etmesidir” dedi.

Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
TT

Suudi Arabistan-İran görüşmeleri devam ediyor: ‘Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz’

Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin İran ile görüşmeler konusunda ‘ciddi’ olduğunu söyleyerek, “Bu bizim için büyük bir değişim değil. Zira biz her zaman bölgede istikrarı sağlamanın bir yolunu bulmak istediğimizi söylüyoruz” dedi.
Financial Times'a verdiği röportajda Suudi bakan, İran'la yapılan görüşmelerin ‘dostça ve keşif amaçlı’ olduğunu söyledi.
Dün Washington'da gazetecilere açıklamalarda bulunan Prens Faysal, “Bölge için vizyonumuz refah ve istikrarın sağlanmasını hedeflediği için bu görüşmeleri sürdürmeye ve ilerlemesi için bir yol bulmaya kararlıyız. İran'ın bizimle bu vizyonu paylaşacağını umuyoruz” dedi. İran'la yapılan görüşmelerin, Viyana'daki dolaylı görüşmeleri yeniden başlatma niyetleri ilgili olup olmadığına dair Prens Faysal, “Tüm endişeleri gidermek için İran’ı uluslararası toplum ve bölgedeki komşularıyla olumlu ilişkiler kurmaya teşvik ediyoruz" dedi.

İran'ın nükleer programı
Suudi Bakan dün, İran’ın nükleer programının hızlanması ile ilgili olarak, nükleer silahların yayılmasını önlemek ve bölgesel gerilimlerin üstesinden gelmek için gerçek, somut ve etkili bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı.
Prens Faysal bin Ferhan, nükleer anlaşmada yaşanan sorunların İran’ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasını sağladığını ve bu durumun bölgeyi tehlikeli bir aşamaya soktuğu konusunda uyarıda bulundu. ABD yönetimiyle devamlı koordinasyonun sağlanması ile ilgili olarak Suudi Bakan, “İstikrar ve refah adına ikili koordinasyon, bölge için olduğu kadar bizim için de önemli. Bakan Blinken ile yaptığımız görüşmelerde çok çeşitli konuları ele aldık. Blinken’e nükleer müzakere hususunda tutumumuzu aktardım. İran'ın Kapsamlı Ortalık Eylem Planı Anlaşması ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması kapsamındaki taahhütlerinin dışına çıkarak nükleer faaliyetlerini hızlandırmasından endişe duyuyoruz” açıklamasında bulundu.
Suudi Dışişleri Bakanı, B Planı ve ABD yönetiminin sunduğu diğer seçenekler hakkında şunları söyledi:
“Tüm seçeneklerin masada olması önemli. İran'ı, bölgesel meseleleri tartışmanın yanı sıra nükleer dosyayı da görüşmek üzere müzakere masasına gelmeye teşvik edecek tüm araçlar önümüzde olmalı. Bölgenin, İran’ın ve İran halkının refah ve kalkınması, ayrıca İran’ın, geleceğine yatırım yapmaya teşvik edilmesi ancak bu şekilde gerçekleştirilebilir. Bu sorunlarla başa çıkmanın bir yolunu bulabilirsek başarılı ve müreffeh bir bölgeye sahip olabileceğimize inanıyoruz.”
Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin tutumunun, Viyana'da müzakerelerin mümkün olan en kısa sürede yeniden başlamasını teşvik etmek olduğunu ifade ederek, “İran’ın nükleer silah üretmesini engelleyen uzun vadeli ve faydalı bir yol bulunmalı. Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Blinken ile görüşmeler
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesi ile ABD yönetimi arasındaki ilişkilerin güçlü olduğunu vurgulayarak, bölgesel meseleler ve istikrarın sağlanması ile ilgili tartışmalarda aktif olarak yer aldıklarını belirtti. Washington’a yaptığı ziyaret sırasında ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı görüşmelerde İran dosyasının gündemin üst sıralarında yer aldığına dikkati çekti.
İki bakan önceki gün Washington'da yaptıkları görüşmede iki ülke arasındaki stratejik ve tarihi ilişkileri ve bu ilişkileri güçlendirmenin yollarını tartışmıştı.
Suudi Dışişleri Bakanı Twitter'dan, "ABD Dışişleri Bakanı ile verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Tüm alanlarda stratejik işbirliğimizin güçlendirilmesi ve iki dost ülkeyi ilgilendiren birçok bölgesel ve uluslararası konuda ortak koordinasyonun artırılması da dahil olmak üzere pek çok konuyu ele aldık” paylaşımında bulundu.
İki bakan, başta Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarın sağlanması ve hem bölgede hem de tüm dünyada barışın tesis edilmesi için iki dost ülkenin yaptığı girişimler başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası meseleyi görüştü.
Görüşmede, Yemen'deki siyasi çözüm ve kalkınmayı engelleyen Husi milislerinin Yemen halkına yönelik ihlallerini durdurmaya yönelik ortak çabaların yanı sıra terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadelede işbirliği tartışıldı. İki taraf, Husi milislerinin sivil ve ekonomik tesislere yönelik devam eden saldırılarına, uluslararası deniz güvenliğine yönelik tehditlerine ve Yemen halkının acılarını bir pazarlık kozu olarak kullanmalarına son vermek için ortak çabaları güçlendirmenin önemini ele aldı.
İki taraf, İran nükleer programı ve bu kapsamda yürütülen uluslararası müzakereler hakkında da görüş alışverişinde bulundu. İki bakan, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ve bu konuda yapılan çabalar hakkındaki istişarelerin yanı sıra Afganistan'da güvenlik ve istikrarı garanti eden her adımın desteklenmesinin önemine değindi.
Suudi Bakan, ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile de bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasında, İran'ın uluslararası anlaşmaları ihlal etmesine engel olmak için ortak çabaların yoğunlaştırılmasının yanı sıra İran nükleer dosyası ve bu husustaki uluslararası müzakereler konusunda işbirliğini geliştirmenin yolları tartışıldı. Ayrıca iki taraf, Ortadoğu'da ve başka bölgelerde İran’ın güvenliği ve istikrarı bozan terörist milislere verdiği desteği durdurmak için işbirliğini güçlendirmenin önemini tartıştı.
Prens Faysal bin Ferhan ayrıca, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşleri Koordinatörü Brett McGurk, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşleri Direktörü Büyükelçi Barbara Leaf ve ABD Dışişleri Bakanlığının Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Yale Lambert ile bir araya geldi.
Görüşmede Suudi Arabistan-ABD ilişkilerini ve bu ilişkileri geliştirme fırsatları gözden geçirilirken, Suudi Arabistan ve ABD'nin Ortadoğu'da ve dünyada barış, güvenlik ve istikrarı destekleme çabaları ele alındı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’nın bildirdiğine göre, toplantıda İran nükleer dosyasına ilişkin gelişmeler, bu konuda devam eden müzakereler ve İran’ın uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden teröristlere verdiği desteğin yanı sıra Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının kalkınmasını ve istikrarını sağlayacak şekilde Yemen’de bir siyasi çözüme ulaşılması için gösterdiği çabalar ele alındı.

Yemen sahnesi
Suudi Dışişleri Bakanı, yaptığı görüşmelerde Yemen meselesine değinmeyi de ihmal etmedi. Suudi Bakan, ülkesinin siyasi diyalog yolunu ve Yemen çatışmasını sona erdirmeyi içeren bir öneri sunduğunu ancak Husilerin şu ana kadar görüşmeyi reddettiğini ve Suudi Arabistan'a saldırmaya devam ettiğini belirtti. Bakan, "ABD ve tüm uluslararası toplumun, çatışmayı sona erdirmeleri yönünde kendilerine sunulan önerileri kabul etmesi için Husilere daha fazla baskı yapması gerektiğine inanıyoruz.  Çatışmayı sona erdirmenin en hızlı yolu, Husilerin masadaki kapsamlı ateşkes önerisini kabul etmesi ve ciddi bir şekilde siyasi görüşmelere katılmasıdır” dedi.
Bakan, limanlar konusunda ise, “Havaalanları ve limanlar açıldı ve buralardaki ticaret trafiğinin yeniden başlamasıyla ilgili görüşmeler sürüyor. Yemen hükümeti ile Husiler arasında gelir dağılımı konusunda anlaşmazlıklar var. Bu bazen gemilerin limana gelmesine engel oluyor. Bu işi çözüme kavuşturmak için ABD ve diğer ortaklarımızla çalışıyoruz” dedi.

Tartışma oturumu
Suudi Bakan, Ortadoğu Enstitüsü, Atlantik Konseyi, Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü, Washington'daki Arap Körfez Devletleri Enstitüsü, Amerikan Dış İlişkiler Konseyi ve Wilson Merkezi gibi bir dizi Amerikan düşünce kuruluşunun üyelerinin katılımıyla bir tartışma oturumu düzenledi.
Tartışma oturumunda, stratejik Suudi-ABD ilişkileri, Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarın temellerinin atılmasındaki işbirliği ve ortak endişe alanlarına değinildi. Ayrıca Yemen'de tüm Yemenli tarafları bir araya getiren bir siyasi bir çözüme ulaşmak ve Yemen ve halkının güvenliğini, istikrarını ve refahını desteklemek için gösterilecek olan Suudi-Amerikan çabaları ele alındı.
Suudi Dışişleri Bakanı, Amerikan düşünce kuruluşlarının üyeleriyle ayrıca, İran nükleer dosyası ve bunun uluslararası barış ve güvenlik ile uluslararası seyrüsefere karşı oluşturduğu tehdit hakkında görüşmeler yaptı. Bakan Ferhan, bölge ve dünya halkları için gerçek bir tehdit oluşturan İran destekli terörist milislerle yüzleşmeleri için uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Tartışma oturumunda ayrıca, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz tarafından geçtiğimiz Mart ayının sonunda açıklanan ve büyük bir küresel etkileşim alan Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimleri de dahil olmak üzere Suudi Arabistan’ın dünyayı ve çevreyi koruma çabaları görüşüldü.
Düşünce kuruluşlarının üyeleri, iklim değişikliği olgusuyla yüzleşmeye, toprağı ve doğayı korumaya ve küresel hedeflere ulaşmaya güçlü ve etkili bir şekilde katkıda bulunacak iki öneri sundular. Bu önerilerin, iklim değişikliğiyle mücadelede bölgesel ve uluslararası düzeyde koordineli bir sistem oluşturacağını belirttiler.

Tutumlar ve yükümlülükler
Suudi Dışişleri Bakanı, Lübnan'daki durumla ilgili olarak, geçtiğimiz günlerde yaşananların ciddi ve gerçek bir değişim ve gerçek reformlara odaklanma gereğini gösterdiğini belirtti. Bakan ayrıca, ülkeyi kurtarmak, yapısal ekonomik ve politik sorunları çözmek için sorumluluğun Lübnan yönetimine ait olduğunu belirtti. Suudi Arabistan'ın Lübnan halkına destek sağlamaya devam edeceğini ifade etti.
Diğer taraftan Irak'taki seçim sürecinin başarısına övgüde bulunan Suudi Bakan, "Irak'ın istikrarının bölgesel istikrarı sağlamanın ve bölgeyi doğru bir geleceğe götürmenin bir ayağı olduğuna inanıyoruz" dedi.
Afgan meselesiyle ilgili olarak Prens Faysal, ülkesinin 2001 yılından bu yana Taliban hareketiyle hiçbir temasının olmadığını belirtti. Hareketin Afganistan'da istikrarı sağlamak için Afgan toplumunun tüm unsurlarını bir araya getirmesi gerektiğine inandığını belirterek, “Afgan halkının isteklerini karşılayan bir ülke inşa etme yolunu seçmek Taliban’a düşüyor” dedi.
Suudi Dışişleri Bakanı, petrol fiyatları ve üretimi artırma talepleri hakkında ise şunları söyledi: "Petrol piyasalarının karşılaştığı zorluklar aşacak, istikrarı sağlayacak ve üreticilerin ve tüketicilerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde dengeli bir enerji politikası yürütmeye çalışıyoruz. Sadece kısa vadede değil, orta ve uzun vadede de durumu çok ciddiye alıyoruz. Piyasayı, küresel ekonomiyi koruyacak şekilde yönetmeye kararlıyız."



Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Bölgedeki krizde savunma çabaları açıkça görüldü

Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, hacılara hizmet etme çalışmalarından dolayı ordu ve güvenlik güçleri mensuplarına, devlet çalışanlarına ve gönüllülere teşekkür etti (SPA)

Kutsal Yerler: İbrahim el-Kureyşi & Ömer el-Bedevi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, hacıların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için görev yapan askerî ve güvenlik birimleriyle kamu kurumlarının çalışmalarını takdir etti. Veliaht Prens, bu çabaların, bölgesel krizlere karşı sergilenen tutumda da görüldüğü üzere, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve egemenliğini koruma yönündeki çalışmaların devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

Prens Muhammed bin Selman, Kurban Bayramı dolayısıyla Mina Sarayı’nda, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdülaziz adına askerî kuvvetlerin üst düzey komutanları ile bayram tebriğine gelen yetkilileri kabul etti.

Veliaht Prens görüşmede, ülkenin güvenliğini koruma ve millî kazanımları savunma yönünde gösterilen çabaların gurur ve takdire değer olduğunu belirterek, bunun devletin köklü yaklaşımının devamı olduğunu ifade etti. Muhammed bin Selman, “Allah’a hamdediyoruz ki ülkemize Haremeyn-i Şerifeyn’e hizmet etme ve kutsal mekânlara gelen ziyaretçilere bakım sağlama şerefini nasip etti” ifadelerini kulandı.

Öte yandan hacılar dün teşrik günlerinin ilki olan “Yevmü’l-Karr” ("karar günü, yerleşme günü") ibadetlerini tamamladı. Suudi Arabistan hükümetinin sunduğu kapsamlı hizmetler sayesinde hacılar ibadetlerini huzurlu ve manevi atmosfer içinde yerine getirdi.

Hac ibadetini erken tamamlayarak Mina’dan ayrılmak isteyen hacıların ise bugün güneşin zeval vaktinin ardından bölgeden ayrılmaya başlaması bekleniyor.

Medine’deki resmî kurumların da ibadetlerini tamamlayan ve bu akşam itibarıyla otobüsler ile Haremeyn Hızlı Treni üzerinden kente ulaşmaya başlayacak ilk hacı kafilelerini karşılamak için hazırlıklarını tamamladığı bildirildi.


Fintech ve bulut hizmetleri, Suudi teknoloji sektöründe kâr patlamasına öncülük ediyor

Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
TT

Fintech ve bulut hizmetleri, Suudi teknoloji sektöründe kâr patlamasına öncülük ediyor

Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)
Dünyanın en büyük devlet veri merkezi olan Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi (SPA)

Suudi teknoloji şirketlerinin 2026 yılının ilk çeyreğine ait finansal sonuçları, iş yapış yapılarında köklü bir değişime işaret etti. Dijital gelirlerdeki artış ile operasyonel ve idari maliyetlerin etkin yönetimi bu dönemde bir araya geldi. Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nda (Tadawul) işlem gören öncü şirketler, toplamda 285 milyon doları (1,07 milyar riyal) aşan kâr marjıyla; siber güvenlik, dijital kimlik ve yönetilen hizmetler gibi alanlarda gelir kanallarını çeşitlendirme yetkinliklerini kanıtladı.

Söz konusu güçlü finansal performans ve net kâr artışı; dijital dönüşüm programlarının kararlılıkla sürdürülmesi, finansal teknoloji (fintech) sektörünün hızla olgunlaşması, altyapı geliştirmeleri, bulut bilişim yatırımlarının genişlemesi ve iş dünyasından gelen yoğun talepten kaynaklandı. Uzmanlar, bu ivmenin yerel bilgi ve iletişim teknolojileri pazarını istikrarlı bir şekilde büyüteceğini ve sektör harcamalarının 2031 yılına kadar 100 milyar dolar barajını aşarak tarihi bir seviyeye ulaşacağını öngörüyor.

Borsada işlem gören Suudi uygulama ve teknoloji hizmetleri sektörü şirketlerinin toplam kârı, 2026'nın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artış gösterdi. Geçtiğimiz yılın aynı çeyreğinde 919,98 milyon riyal (245 milyon dolar) olan toplam kâr, bu dönemde 1,07 milyar riyale (285 milyon dolar) yükseldi.

Sektörde faaliyet gösteren ve borsada işlem gören 5 şirketten 4’ü (Elm, Solutions, Perfect Presentation - 2P ve Al Moammar) net kâr açıklarken; Bahr Al Arab şirketi 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla çeyreklik dönem zararı kaydetmeye devam etti.

Kâr tablosu

Elm şirketi, yılın ilk üç ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artışla 656 milyon riyal net kâr elde ederek sektörün toplam kârının yaklaşık yüzde 61’ini tek başına sağladı. Şirket, geçtiğimiz yılın aynı döneminde 495 milyon riyal kâr açıklamıştı. Bu büyümede, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) giderlerinin azalması ve şirket gelirlerinin yüzde 31 artarak 2,47 milyar riyale ulaşması etkili oldu.

En yüksek kâr payına sahip ikinci şirket olan Solutions ise, faaliyet giderleri ile satış, dağıtım, genel ve idari giderlerdeki düşüşün yanı sıra şirket gelirlerinin yüzde 6,3 artışla 3 milyar riyale ulaşmasının desteğiyle yıllık yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Şirket, geçen yılın aynı dönemindeki 361 milyon riyallik kârına karşılık, bu çeyrekte 370 milyon riyal kâr elde etti.

sxdcvs
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Elm şirket binasının önünde dolaşan kadınlar (Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu-PIF)

Sektör şirketleri arasında en yüksek net kâr sıralamasında üçüncü olan Perfect Presentation (2P) şirketi de, başta çağrı merkezi hizmetleri olmak üzere çoğu operasyonel sektördeki olumlu performansın ve şirket gelirlerinin yüzde 14 artışla 330,08 milyon riyale yükselmesinin etkisiyle kârını yüzde 2,42 artırdı. Böylece şirketin kârı, önceki yılın aynı dönemindeki 32,28 milyon riyal seviyesinden 33,06 milyon riyale ulaştı.

Operasyonel atılımı yönlendiren 5 temel unsur

Çeyreklik sonuçları değerlendiren finans analisti Nasır er-Reşid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi pazarında işlem gören uygulama ve teknoloji hizmetleri şirketlerinin 2026’nın ilk çeyreğindeki güçlü kâr büyümesinin, beş ana temel altında özetlenebilecek çeşitli operasyonel ve stratejik faktörlerin bir araya gelmesiyle gerçekleştiğini vurguladı:

- Birinci Temel: Sektörün en büyük itici gücü olan dijital dönüşüme yönelik kamu ve özel sektör harcamalarının devam etmesi. Kamu kurumları ve büyük şirketlerin hizmetleri otomatikleştirmesi ve dijital altyapı verimliliğini artırmasıyla; teknoloji çözümleri, veri yönetimi, siber güvenlik ve bulut hizmetlerine olan talep arttı. Bu durum, kamu sözleşmelerine ve büyük ulusal projelere sahip şirketler için istikrarlı ve uzun vadeli gelir akışları yarattı.

- İkinci Temel: Finansal teknoloji (fintech) sektörünün hızla olgunlaşması ve bunun dijital ödemelere, elektronik hizmetlere, dijital kimliğe ve akıllı iş platformlarına olan güvenin artmasına yansıması. Bu gelişme, uygulama ve teknoloji işletim şirketlerinin gelir büyümesine doğrudan katkıda bulunarak, sürdürülebilir gelir ve daha yüksek kâr marjları üreten tekrarlayan bir operasyonel faaliyete dönüştü.

- Üçüncü Temel: Operasyonel verimliliğin artması. Bu durum, bazı şirketlerin operasyonel ve idari giderleri ile satış ve dağıtım maliyetlerindeki düşüşle kendini gösterdi. Bu da şirketlerin yalnızca gelir artışına güvenmediğini, aynı zamanda maliyetleri kontrol etmede ve kâr marjlarını iyileştirmede başarılı olduğunu kanıtladı.

ascsdcd
Suudi Arabistan’daki Solutions şubelerinden biri (Solutions şirketi)

- Dördüncü Temel: En yüksek kârlılığa sahip teknoloji faaliyetlerinden biri olan bulut bilişim hizmetleri ve veri merkezlerinin genişlemesi. İş dünyasından bulut barındırma çözümlerine, veri analitiğine ve yönetilen hizmetlere gelen talebin artması, kurumların geleneksel altyapıya olan bağımlılığı azaltma eğilimiyle birleşince teknoloji sözleşmelerinin ortalama getirisini yükseltti.

- Beşinci Temel: Gelir kalitesinin yükselmesi ve çeşitlenmesi. Büyük şirketlerin artık tek bir gelir kaynağına bağımlı kalmayıp; teknolojik işletim, dijital hizmetler, iş platformları, çağrı merkezi hizmetleri, bulut çözümleri ve sistem yönetimi gibi alanlardan çeşitli gelirler elde etmeye başlaması, operasyonel dalgalanmaların etkisini hafifletti ve kâr sürdürülebilirliğini artırdı.

100 milyar dolara doğru ilerleyen sürdürülebilir büyüme

Finansal piyasalar analisti Tarık el-Atik ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Elm şirketinin sektörün toplam kârının yüzde 60’ından fazlasını tek başına sağlamasının; devlet dijital hizmetleri, veri ve özel çözümlere dayalı iş modelinin yenilikçi gücünü yansıttığını belirtti. El-Atik ayrıca, şirketin verimliliği artırma ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) gibi bazı giderleri kısma yoluyla gelirlerdeki güçlü büyümeyi fiili kâra dönüştürme konusundaki yüksek kabiliyetine dikkat çekti.

El-Atik, Suudi uygulama ve teknoloji sektörünün; Vizyon 2030, dijital ekonominin ivme kazanması ve teknolojik altyapı harcamalarındaki artışın desteğiyle resmen ‘sürdürülebilir operasyonel büyüme’ aşamasına girdiğini sözlerine ekledi. Analist, bu faktörlerin önümüzdeki yıllarda da sektörü Suudi pazarının en hızlı büyüyen alanlarından biri olarak tutmaya devam edeceğini öngördü.

Uygulama ve teknoloji hizmetleri şirketlerinin önümüzdeki çeyreklerde de gelir ve kârlılıkta güçlü büyümesini sürdüreceğini tahmin eden el-Atik, ancak bu büyümenin sektörün son yıllarda kaydettiği büyük sıçramalara kıyasla daha dengeli bir hızda gerçekleşeceğini belirtti. Konuşmasını tamamlayan analist, sektörün halihazırda üç ana itici güç tarafından desteklenen uzun vadeli bir büyüme döngüsü içinde hareket ettiğini vurguladı: Kamunun dijital dönüşüm harcamalarının sürmesi, bulut hizmetleri ile yapay zekanın büyük ölçekte yaygınlaşması ve özel sektörün otomasyona yönelik artan talebi. Bu durum, bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2031 yılına kadar 100 milyar doların üzerine çıkacağı öngörüleri eşliğinde, Suudi pazarında teknoloji harcamalarının hacminde yaşanan belirgin genişlemeyi de gözler önüne seriyor.


Suudi Arabistan Yemen'e acil yardım kapsamında 150 milyon dolar sağladı

Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)
Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)
TT

Suudi Arabistan Yemen'e acil yardım kapsamında 150 milyon dolar sağladı

Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)
Suudi Arabistan tarafından Yemen valiliklerine sağlanan petrol ürünlerini taşıyan kamyonlar, 27 Ocak'ta görüntülendi. (Yemen'in Kalkınması ve Yeniden İnşası için Suudi Programı)

Suudi Arabistan, Yemen’in çeşitli vilayetlerindeki elektrik santrallerinin dizel ve fuel-oil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 150 milyon dolar değerinde acil petrol türevi yakıt desteği sağladı.

Bu adımın, Suudi Arabistan’ın Yemen halkına yönelik desteğinin devamı niteliğinde olduğu belirtilirken, yardımın Kral Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın talimatları doğrultusunda ve Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın takibiyle gerçekleştirildiği ifade edildi.

Destek, “Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı” aracılığıyla sağlanıyor. Yardımın, elektrik sisteminin istikrarını güçlendirmeyi, temel hizmetlerin sürekliliğini iyileştirmeyi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıları hafifletmeyi hedeflediği kaydedildi. Bunun yanı sıra hayati hizmetlerin desteklenmesi ile ekonomik ve kalkınma faaliyetlerinin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Yemen’den sorumlu Suudi Arabistan Büyükelçisi ve programın genel denetçisi Muhammed el-Cabir, desteğin Suudi Arabistan’ın Yemen halkının yanında olma ve insani sıkıntıları hafifletme yönündeki köklü yaklaşımının bir devamı olduğunu ifade etti.

El-Cabir, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yardımın özellikle yüksek sıcaklıkların yaşandığı dönemde elektrik hizmetlerinin istikrarına katkı sağlayacağını, ayrıca ticari ve hizmet sektörlerindeki faaliyetleri destekleyerek Yemen’de kalkınma ve istikrarı güçlendireceğini belirtti.