Suudi Arabistan-İran görüşmeleri devam ediyor: ‘Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz’

Bakan Faysal bin Ferhan, “Yemen çatışmasını sona erdirmenin en hızlı yolu, Husilerin ateşkesi kabul etmesidir” dedi.

Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
TT

Suudi Arabistan-İran görüşmeleri devam ediyor: ‘Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz’

Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)
Prens Faysal bin Ferhan, önceki gün Washington'da ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile görüşmesi sırasında (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin İran ile görüşmeler konusunda ‘ciddi’ olduğunu söyleyerek, “Bu bizim için büyük bir değişim değil. Zira biz her zaman bölgede istikrarı sağlamanın bir yolunu bulmak istediğimizi söylüyoruz” dedi.
Financial Times'a verdiği röportajda Suudi bakan, İran'la yapılan görüşmelerin ‘dostça ve keşif amaçlı’ olduğunu söyledi.
Dün Washington'da gazetecilere açıklamalarda bulunan Prens Faysal, “Bölge için vizyonumuz refah ve istikrarın sağlanmasını hedeflediği için bu görüşmeleri sürdürmeye ve ilerlemesi için bir yol bulmaya kararlıyız. İran'ın bizimle bu vizyonu paylaşacağını umuyoruz” dedi. İran'la yapılan görüşmelerin, Viyana'daki dolaylı görüşmeleri yeniden başlatma niyetleri ilgili olup olmadığına dair Prens Faysal, “Tüm endişeleri gidermek için İran’ı uluslararası toplum ve bölgedeki komşularıyla olumlu ilişkiler kurmaya teşvik ediyoruz" dedi.

İran'ın nükleer programı
Suudi Bakan dün, İran’ın nükleer programının hızlanması ile ilgili olarak, nükleer silahların yayılmasını önlemek ve bölgesel gerilimlerin üstesinden gelmek için gerçek, somut ve etkili bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı.
Prens Faysal bin Ferhan, nükleer anlaşmada yaşanan sorunların İran’ın nükleer faaliyetlerini hızlandırmasını sağladığını ve bu durumun bölgeyi tehlikeli bir aşamaya soktuğu konusunda uyarıda bulundu. ABD yönetimiyle devamlı koordinasyonun sağlanması ile ilgili olarak Suudi Bakan, “İstikrar ve refah adına ikili koordinasyon, bölge için olduğu kadar bizim için de önemli. Bakan Blinken ile yaptığımız görüşmelerde çok çeşitli konuları ele aldık. Blinken’e nükleer müzakere hususunda tutumumuzu aktardım. İran'ın Kapsamlı Ortalık Eylem Planı Anlaşması ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması kapsamındaki taahhütlerinin dışına çıkarak nükleer faaliyetlerini hızlandırmasından endişe duyuyoruz” açıklamasında bulundu.
Suudi Dışişleri Bakanı, B Planı ve ABD yönetiminin sunduğu diğer seçenekler hakkında şunları söyledi:
“Tüm seçeneklerin masada olması önemli. İran'ı, bölgesel meseleleri tartışmanın yanı sıra nükleer dosyayı da görüşmek üzere müzakere masasına gelmeye teşvik edecek tüm araçlar önümüzde olmalı. Bölgenin, İran’ın ve İran halkının refah ve kalkınması, ayrıca İran’ın, geleceğine yatırım yapmaya teşvik edilmesi ancak bu şekilde gerçekleştirilebilir. Bu sorunlarla başa çıkmanın bir yolunu bulabilirsek başarılı ve müreffeh bir bölgeye sahip olabileceğimize inanıyoruz.”
Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin tutumunun, Viyana'da müzakerelerin mümkün olan en kısa sürede yeniden başlamasını teşvik etmek olduğunu ifade ederek, “İran’ın nükleer silah üretmesini engelleyen uzun vadeli ve faydalı bir yol bulunmalı. Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arınması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

Blinken ile görüşmeler
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesi ile ABD yönetimi arasındaki ilişkilerin güçlü olduğunu vurgulayarak, bölgesel meseleler ve istikrarın sağlanması ile ilgili tartışmalarda aktif olarak yer aldıklarını belirtti. Washington’a yaptığı ziyaret sırasında ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı görüşmelerde İran dosyasının gündemin üst sıralarında yer aldığına dikkati çekti.
İki bakan önceki gün Washington'da yaptıkları görüşmede iki ülke arasındaki stratejik ve tarihi ilişkileri ve bu ilişkileri güçlendirmenin yollarını tartışmıştı.
Suudi Dışişleri Bakanı Twitter'dan, "ABD Dışişleri Bakanı ile verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Tüm alanlarda stratejik işbirliğimizin güçlendirilmesi ve iki dost ülkeyi ilgilendiren birçok bölgesel ve uluslararası konuda ortak koordinasyonun artırılması da dahil olmak üzere pek çok konuyu ele aldık” paylaşımında bulundu.
İki bakan, başta Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarın sağlanması ve hem bölgede hem de tüm dünyada barışın tesis edilmesi için iki dost ülkenin yaptığı girişimler başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası meseleyi görüştü.
Görüşmede, Yemen'deki siyasi çözüm ve kalkınmayı engelleyen Husi milislerinin Yemen halkına yönelik ihlallerini durdurmaya yönelik ortak çabaların yanı sıra terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadelede işbirliği tartışıldı. İki taraf, Husi milislerinin sivil ve ekonomik tesislere yönelik devam eden saldırılarına, uluslararası deniz güvenliğine yönelik tehditlerine ve Yemen halkının acılarını bir pazarlık kozu olarak kullanmalarına son vermek için ortak çabaları güçlendirmenin önemini ele aldı.
İki taraf, İran nükleer programı ve bu kapsamda yürütülen uluslararası müzakereler hakkında da görüş alışverişinde bulundu. İki bakan, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ve bu konuda yapılan çabalar hakkındaki istişarelerin yanı sıra Afganistan'da güvenlik ve istikrarı garanti eden her adımın desteklenmesinin önemine değindi.
Suudi Bakan, ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile de bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasında, İran'ın uluslararası anlaşmaları ihlal etmesine engel olmak için ortak çabaların yoğunlaştırılmasının yanı sıra İran nükleer dosyası ve bu husustaki uluslararası müzakereler konusunda işbirliğini geliştirmenin yolları tartışıldı. Ayrıca iki taraf, Ortadoğu'da ve başka bölgelerde İran’ın güvenliği ve istikrarı bozan terörist milislere verdiği desteği durdurmak için işbirliğini güçlendirmenin önemini tartıştı.
Prens Faysal bin Ferhan ayrıca, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşleri Koordinatörü Brett McGurk, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşleri Direktörü Büyükelçi Barbara Leaf ve ABD Dışişleri Bakanlığının Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Yale Lambert ile bir araya geldi.
Görüşmede Suudi Arabistan-ABD ilişkilerini ve bu ilişkileri geliştirme fırsatları gözden geçirilirken, Suudi Arabistan ve ABD'nin Ortadoğu'da ve dünyada barış, güvenlik ve istikrarı destekleme çabaları ele alındı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’nın bildirdiğine göre, toplantıda İran nükleer dosyasına ilişkin gelişmeler, bu konuda devam eden müzakereler ve İran’ın uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden teröristlere verdiği desteğin yanı sıra Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının kalkınmasını ve istikrarını sağlayacak şekilde Yemen’de bir siyasi çözüme ulaşılması için gösterdiği çabalar ele alındı.

Yemen sahnesi
Suudi Dışişleri Bakanı, yaptığı görüşmelerde Yemen meselesine değinmeyi de ihmal etmedi. Suudi Bakan, ülkesinin siyasi diyalog yolunu ve Yemen çatışmasını sona erdirmeyi içeren bir öneri sunduğunu ancak Husilerin şu ana kadar görüşmeyi reddettiğini ve Suudi Arabistan'a saldırmaya devam ettiğini belirtti. Bakan, "ABD ve tüm uluslararası toplumun, çatışmayı sona erdirmeleri yönünde kendilerine sunulan önerileri kabul etmesi için Husilere daha fazla baskı yapması gerektiğine inanıyoruz.  Çatışmayı sona erdirmenin en hızlı yolu, Husilerin masadaki kapsamlı ateşkes önerisini kabul etmesi ve ciddi bir şekilde siyasi görüşmelere katılmasıdır” dedi.
Bakan, limanlar konusunda ise, “Havaalanları ve limanlar açıldı ve buralardaki ticaret trafiğinin yeniden başlamasıyla ilgili görüşmeler sürüyor. Yemen hükümeti ile Husiler arasında gelir dağılımı konusunda anlaşmazlıklar var. Bu bazen gemilerin limana gelmesine engel oluyor. Bu işi çözüme kavuşturmak için ABD ve diğer ortaklarımızla çalışıyoruz” dedi.

Tartışma oturumu
Suudi Bakan, Ortadoğu Enstitüsü, Atlantik Konseyi, Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü, Washington'daki Arap Körfez Devletleri Enstitüsü, Amerikan Dış İlişkiler Konseyi ve Wilson Merkezi gibi bir dizi Amerikan düşünce kuruluşunun üyelerinin katılımıyla bir tartışma oturumu düzenledi.
Tartışma oturumunda, stratejik Suudi-ABD ilişkileri, Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarın temellerinin atılmasındaki işbirliği ve ortak endişe alanlarına değinildi. Ayrıca Yemen'de tüm Yemenli tarafları bir araya getiren bir siyasi bir çözüme ulaşmak ve Yemen ve halkının güvenliğini, istikrarını ve refahını desteklemek için gösterilecek olan Suudi-Amerikan çabaları ele alındı.
Suudi Dışişleri Bakanı, Amerikan düşünce kuruluşlarının üyeleriyle ayrıca, İran nükleer dosyası ve bunun uluslararası barış ve güvenlik ile uluslararası seyrüsefere karşı oluşturduğu tehdit hakkında görüşmeler yaptı. Bakan Ferhan, bölge ve dünya halkları için gerçek bir tehdit oluşturan İran destekli terörist milislerle yüzleşmeleri için uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Tartışma oturumunda ayrıca, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz tarafından geçtiğimiz Mart ayının sonunda açıklanan ve büyük bir küresel etkileşim alan Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimleri de dahil olmak üzere Suudi Arabistan’ın dünyayı ve çevreyi koruma çabaları görüşüldü.
Düşünce kuruluşlarının üyeleri, iklim değişikliği olgusuyla yüzleşmeye, toprağı ve doğayı korumaya ve küresel hedeflere ulaşmaya güçlü ve etkili bir şekilde katkıda bulunacak iki öneri sundular. Bu önerilerin, iklim değişikliğiyle mücadelede bölgesel ve uluslararası düzeyde koordineli bir sistem oluşturacağını belirttiler.

Tutumlar ve yükümlülükler
Suudi Dışişleri Bakanı, Lübnan'daki durumla ilgili olarak, geçtiğimiz günlerde yaşananların ciddi ve gerçek bir değişim ve gerçek reformlara odaklanma gereğini gösterdiğini belirtti. Bakan ayrıca, ülkeyi kurtarmak, yapısal ekonomik ve politik sorunları çözmek için sorumluluğun Lübnan yönetimine ait olduğunu belirtti. Suudi Arabistan'ın Lübnan halkına destek sağlamaya devam edeceğini ifade etti.
Diğer taraftan Irak'taki seçim sürecinin başarısına övgüde bulunan Suudi Bakan, "Irak'ın istikrarının bölgesel istikrarı sağlamanın ve bölgeyi doğru bir geleceğe götürmenin bir ayağı olduğuna inanıyoruz" dedi.
Afgan meselesiyle ilgili olarak Prens Faysal, ülkesinin 2001 yılından bu yana Taliban hareketiyle hiçbir temasının olmadığını belirtti. Hareketin Afganistan'da istikrarı sağlamak için Afgan toplumunun tüm unsurlarını bir araya getirmesi gerektiğine inandığını belirterek, “Afgan halkının isteklerini karşılayan bir ülke inşa etme yolunu seçmek Taliban’a düşüyor” dedi.
Suudi Dışişleri Bakanı, petrol fiyatları ve üretimi artırma talepleri hakkında ise şunları söyledi: "Petrol piyasalarının karşılaştığı zorluklar aşacak, istikrarı sağlayacak ve üreticilerin ve tüketicilerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde dengeli bir enerji politikası yürütmeye çalışıyoruz. Sadece kısa vadede değil, orta ve uzun vadede de durumu çok ciddiye alıyoruz. Piyasayı, küresel ekonomiyi koruyacak şekilde yönetmeye kararlıyız."



Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Umman ve İran, salı günü, Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılması için geçici bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma, ortak bir geçici denizcilik koridorunun oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngörüyor. İki ülke ayrıca kalıcı bir geçiş koridoru ve gelecekte gemi trafiğinin yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda müzakereleri sürdürme kararı aldı.

Anlaşma, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran'a gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında sağlandı. Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü. Görüşme, iki ülke arasında boğazdaki deniz ulaşımının yeniden düzenlenmesine ilişkin haftalardır sürdürülen teknik müzakerelerin ardından gerçekleşti.

Umman Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, görüşmelerde iki ülkenin egemenliklerini ve egemenlik haklarını koruyacak şekilde Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılmasına verdiği önemin ele alındığı belirtildi.

Açıklamada, mevcut koşullar ve son savaşın boğaz üzerindeki etkileri dikkate alınarak, "uygulanabilir ve hayata geçirilebilir bir temel" oluşturacak "aşamalı bir çerçeve" üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi.

Önerilen çerçeve, Hürmüz Boğazı'ndan ortak bir geçici denizcilik koridoru oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanmasını içeriyor.

srgthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile görüşmeler gerçekleştirirken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Taraflar ayrıca kalıcı bir denizcilik koridoru ile boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda anlaşmaya varılması amacıyla teknik müzakerelerin sürdürülmesi üzerinde mutabık kaldı. Bunun yanı sıra, bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulması kararlaştırıldı.

Maskat ve Tahran, Körfez'in sularına kıyısı bulunan bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemini de vurguladı. İki taraf, uluslararası hukuk hükümlerine uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haftalar süren müzakereler

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntülere göre Arakçi, Busaidi'yi bakanlık binasına gelişinde karşıladı. Ardından iki bakan görüşmelere başladı.

İran devlet haber ajansı İSNA, görüşmelerin ana gündem maddesinin Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için bir su koridorunun belirlenmesine ilişkin anlaşma ve bu konudaki son mutabakatların gözden geçirilmesi olduğunu bildirdi. Busaidi'nin ziyareti sırasında başka üst düzey İranlı yetkililerle de görüşmesi bekleniyor.

Ortak açıklama, tarafların üzerinde uzlaştığı unsurları açık biçimde ortaya koyan ilk resmi açıklama oldu. İran tarafından son haftalarda yapılan açıklamalar ise teknik müzakerelerde ilerleme sağlandığı ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya varıldığı yönündeki ifadelerle sınırlı kalmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazartesi günü, Umman ile görüşmelerin "devam ettiğini" ve iki tarafın bir mutabakat zaptını kesinleştirmek ve nihai bir formüle ulaşmak için "son rötuşları" yaptığını söylemişti.

Bekayi, 15 Ağustos'ta yaptığı açıklamada ise iki ülkenin gemilerin geçiş güzergâhına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya vardığını ve ulaşılan düzenlemelere ilişkin ortak bir açıklama hazırladığını duyurmuştu.

dfvgthyj
Gemiler, 25 Ağustos 2026 Salı günü İran'ın güneyindeki Bender Abbas kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı'nda (Reuters

Salı günkü görüşme öncesinde Busaidi ile Arakçi arasında cuma günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmişti. Umman Haber Ajansı, iki bakanın "diyalog ve müzakerelerin yeniden başlaması için uygun koşulların hazırlanmasının yolları ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımındaki gelişmeleri" ele aldığını bildirmişti.

Ajansa göre taraflar, deniz ulaşımının özgürce ve kesintisiz şekilde yeniden başlamasını, bölgenin güvenliği ve istikrarını destekleyecek "pratik mutabakatlara ulaşmak için görüşmelerin sürdürülmesinin önemini" vurguladı.

Geçici koridordan kalıcı güzergâha

Arakçi daha önce boğaza ilişkin müzakerelerin, ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik temaslardan ayrı teknik bir süreç olduğunu belirtmişti. Arakçi, İran Silahlı Kuvvetlerinin de katılımıyla iki ülkenin uzmanlarının yeni deniz koridorlarına ilişkin düzenlemeler üzerinde çalıştığını söylemişti.

Tahran, önceki müzakerelerde, onlarca yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin aşamalı olarak değiştirilmesini ve gemi trafiğinin yönetiminde İran'a daha büyük bir rol verilmesini öngören bir yaklaşım ortaya koymuştu.

Ortak açıklama öncesinde İranlı yetkililer tarafından aktarılan ayrıntılara göre geçiş aşamasında gemilerin İran kıyıları ile Lark Adası yakınlarındaki kuzey koridorundan Basra Körfezi'ne girmesi, Umman kıyılarına yakın güney koridorundan çıkması planlanıyordu.

Tahran, bu aşamanın iki ila dört ay veya daha uzun süre devam edebileceğini, ardından kalıcı bir düzenleme kapsamında "orta güzergâha" geçilebileceğini belirtmişti.

Ancak Umman-İran ortak açıklamasında salı günü geçici koridorun yeri veya coğrafi güzergâhı belirtilmedi. Açıklamada ayrıca Tahran'ın daha önce ortaya koyduğu, giriş ve çıkış sorumluluklarının nasıl paylaşılacağına ilişkin ayrıntılar da açıkça benimsenmedi.

Buna karşılık açıklamada, gelecekte boğazın yönetimine ilişkin düzenlemeler ile kalıcı denizcilik koridorunun bundan sonraki müzakerelerin açık gündem maddeleri olacağı ilk kez resmen kabul edildi.

Bu yaklaşım, gemi trafiğinin koordinasyonu ve tankerler ile ticari gemilere ilişkin bilgilerin paylaşılması amacıyla İran-Umman ortak bir merkez kurulmasına yönelik daha önceki İran önerisiyle de örtüşüyor.

Yeni açıklama ise bunun ötesine geçerek bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve buna bağlı denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulmasını öngörüyor.

Yeniden açılma ve ücretler

Ortak açıklamada, İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması için ortaya koyduğu şartlara açıkça yer verilmedi. Açıklamada ayrıca müzakerelerin önceki aşamalarında gündeme gelen geçiş ücretlerine ilişkin herhangi bir rakam da belirtilmedi.

Arakçi, Maskat ile yürütülen müzakereler sırasında deniz ulaşımının düzenlenmesi ve yeni geçiş koridorlarının belirlenmesine ilişkin teknik mutabakatların Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Tahran, boğazın yeniden açılmasını askeri operasyonların durdurulması, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının kaldırılması ve İran petrol ihracatının yeniden başlamasına izin verilmesi şartlarına bağlamıştı.

İran daha önce yapılan görüşmelerin bazı aşamalarında, boğazdan geçen yüklerin değerinin yüzde 5 ila 7'si arasında değişen ücretleri gündeme getirmişti. Umman tarafında ise daha geniş bir uzlaşmanın parçası olarak yaklaşık yüzde 3'lük bir formül önerilmişti.

Ancak İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu pazar günü farklı bir düzenlemeyi kabul etti. Buna göre, geçişine izin verilen ülkelerin gemilerinden; seyir, sigorta, güvenlik, çevre hizmetleri ve özel koşullarda yakıt ikmali gibi hizmetler karşılığında ücret alınmasına izin veriliyor.

Parlamento metninde yük değerinin belirli bir yüzdesi şeklinde bir oran öngörülmüyor ve yalnızca geçiş yapılması karşılığında ücret alınması şartı getirilmiyor. Ücretlendirme, sağlanan hizmetlere bağlanırken ödemelerin İran riyaliyle veya Tahran'ın belirleyeceği herhangi bir para birimiyle yapılması öngörülüyor.

ABD ise İran'a Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımı üzerinde tek taraflı yetki verilmesine veya geçiş karşılığında zorunlu ücret uygulanmasına karşı çıkıyor ve boğazda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump da Hürmüz Boğazı'na ilişkin herhangi bir düzenlemenin ABD planının "önünde durması" halinde buna karşı mücadele edecekleri uyarısında bulunmuştu. Trump'ın açıklaması, Umman'ın İran ile yürüttüğü söz konusu mutabakat görüşmelerine işaret ediyordu.


Suudi Arabistan ve Fransa, daha derin stratejik ortaklığa doğru

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa, daha derin stratejik ortaklığa doğru

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)

Michel Ebu Necm - Abdullah el-Tumeyri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Paris’te düzenlenen 2026 Esports Dünya Kupası’nın üçüncü edisyonunda dereceye giren şampiyonlara ödüllerinin takdim edilme törenine katıldı.

Macron, bugün Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı Elysee Sarayı’nda düzenlenecek resmi karşılama töreniyle ağırlayacak. Devlet ziyareti kapsamında gerçekleştirilecek törenin ardından iki lider, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile ortak ilgi alanlarına giren konuları ele almak üzere baş başa görüşme gerçekleştirecek.

İkili görüşmenin ardından liderler, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıda iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve çeşitli alanlarda iş birliği olanaklarının geliştirilmesi ele alınacak. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmeler kapsamında Riyad ile Paris arasında çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptının imzalanması bekleniyor.

İki liderin katılımıyla ayrıca, her iki ülkeden yetkililer ve iş dünyası temsilcilerini bir araya getirecek Fransa-Suudi Arabistan İş Forumu düzenlenecek. Forumda yeni yatırım fırsatları ve ortaklıkların geliştirilmesi olanakları ele alınacak.


Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
TT

Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)

Suudi Arabistan’ın eserleri Louvre Müzesi’nde sergilendiğinde, Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri henüz bugünkü kapsamına ulaşmamıştı. O dönemde kültür, Fransızların Suudi Arabistan’ın tarihini tanımasını sağlayan bir pencere işlevi görürken, Riyad ise mirasını ülke sınırlarının ötesinde tanıtmak için yeni bir alanı test ediyordu.

Aradan geçen 15 yılı aşkın sürede tablo değişti. Kültür, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin temel unsurlarından biri haline gelirken, El-Ula bu iş birliğinin en belirgin örneklerinden birine dönüştü. Sinema, müzeler, kültürel miras, turizm, spor ve büyük ölçekli etkinlikler de iki ülkeyi birbirine bağlayan ortak ağa dahil oldu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti, söz konusu alanların artık krallığın yeni ekonomisinin parçası haline geldiği bir dönemde gerçekleşiyor. Bunlar, siyasi ilişkilerin yanında yürütülen yalnızca kültürel faaliyetler olmaktan çıktı.

Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)
Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)

El-Ula … Kültürün ekonomik projeye dönüşmesi

El-Ula’da arkeoloji turizmle, mühendislik çevreyle, sanat ise ekonomiyle kesişiyor. Suudi-Fransız ortaklığı, bölgedeki iş birliğinin kapsamını şehir planlaması, kültürel miras, turizm, kültür, eğitim, mesleki eğitim ve sanat alanlarına genişleterek yatırımcı bir ülke ile yabancı şirketler arasındaki geleneksel ilişkinin ötesine geçen farklı bir model ortaya koyuyor.

Proje yalnızca tarihi bir alanın geliştirilmesinden ibaret değil; yerel kimliği temel alan ve uluslararası uzmanlıktan yararlanan küresel bir destinasyon meydana getirmeyi amaçlıyor.

Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)
Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)

Bu tür bir iş birliği, kültür, turizm ve eğlence sektörlerini ekonominin etkin unsurlarına dönüştürmeyi amaçlayan Suudi Arabistan Vizyon 2030 hedefleriyle doğrudan örtüşüyor.

Louvre’dan başlayan yolculuk

Başlangıç noktası EL-Ula değildi. 2010 yılında Louvre Müzesi, Fransızların Suudi tarihine yönelik artan ilgisini yansıtan bir dönüm noktası olarak “Çağlar Boyunca Suudi Arabistan’ın Başyapıtları” sergisine ev sahipliği yaptı.

Bundan önce, 1986’da Paris’te “Dün ve Bugün Suudi Arabistan” sergisi düzenlenmiş, 2012’de ise Paris’teki UNESCO merkezinde Suudi kültür günleri gerçekleştirilmişti.

Bu duraklar, kültürel ilişkilerin Suudi Arabistan’ı tanıtma aşamasından, bizzat Suudi Arabistan’da ortak projeler geliştirme aşamasına uzanan bir sürecin göstergeleriydi.

Kültür ekonomiyle bütünleşiyor

En önemli değişim, kültürün artık ekonomiden ayrı bir sektör olarak görülmemesi. Turizm; ulaşım, konaklama ve teknolojiye ihtiyaç duyuyor. Müzeler; mühendislik, işletme ve eğitimi gerektiriyor. Büyük etkinlikler ise spor, medya ve dijital hizmetlerle iç içe geçiyor. Böylece kültür, birbirine bağlı geniş bir ekonomik sistemin içinde yer alıyor.

İki ülke arasındaki potansiyel iş birliği alanlarının turizm, konaklama, yaratıcı ekonomi, elektronik oyunlar ve spor gibi sektörlere genişlemesi de bu dönüşümü doğuluyor. Bu sektörler, Suudi Arabistan’ın daha çeşitlendirilmiş bir ekonomi oluşturma hedefiyle de örtüşüyor.

Spor… Ortaklığın yeni dili

Spor, ilişkilere yeni bir boyut kazandırıyor. Fransa’nın, Veliaht Prens’in ziyaretiyle eş zamanlı olarak Espor Dünya Kupası ile bağlantılı etkinliklere ev sahipliği yapması, sporun rekabet alanından ekonomik ve kültürel yakınlaşma alanına dönüşmesine örnek oluşturuyor.

Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)
Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)

Suudi sporu da yatırımları, yetenekleri ve organizasyonları kendine çeken küresel bir sektör haline gelirken, Fransa turnuvaların ve büyük ölçekli etkinliklerin düzenlenmesi konusunda oldukça  deneyime sahip.

Burada da çıkarlar kültür ve turizmde olduğu gibi kesişiyor: Suudi Arabistan pazar, projeler ve giderek büyüyen sermaye sunarken, Fransa köklü endüstriyel, organizasyonel ve kültürel deneyimini ortaya koyuyor.

Eğitim… Daha az görünen ancak daha kalıcı yatırım

İki ülke arasındaki değişim yalnızca projelerle sınırlı değil. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve eğitim kurumları arasındaki iş birliği, bilgi transferi ve insan kaynağının geliştirilmesi için farklı bir kanal oluşturuyor.

Bu alan, özellikle Suudi Arabistan’ın büyümek istediği bilim, teknoloji, inovasyon, sağlık ve mühendislik sektörleri açısından önem taşıyor.

Projeler birkaç yıl içinde inşa edilebilir; ancak bu projeleri yönetecek nitelikli insan kaynağının yaratacağı etki onlarca yıl sürer.

İki deneyim arasında ortaklık

Suudi Arabistan ile Fransa’nın deneyimleri birçok açıdan birbirinden farklı. Ancak tam da bu farklılık, iş birliği için yeni bir alan oluşturuyor.

Fransa; kültür, müzeler, sanat ve yaratıcı endüstriler alanında uzun bir geçmişe sahip. Suudi Arabistan ise kültür, turizm, eğlence ve spor sektörlerini yeniden şekillendirdiği kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor.

Bu nedenle yeni ortaklık, Paris’te hazır bir modelin Riyad’a aktarılmasına dayanmıyor. Bunu yerine, Fransız deneyimi ile Suudi Arabistan’ın yeni kalkınma projesini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Bu da kültürü iki ülke arasındaki ilişkilerde bir “yumuşak güç alanından” daha fazlası haline getiriyor. Kültür, yeni bir ekonomi inşa etmenin, toplumların birbirini tanımasının ve siyasi gündemdeki değişimlerden daha az etkilenecek ortak çıkarlar ortaya koymanın temelini oluşturuyor.

Geçmişten geleceğe

Yaklaşık bir asır boyunca Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri çeşitli aşamalardan geçti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk diplomatik temsil döneminden Kral Faysal ile Charles de Gaulle arasındaki tarihi görüşmeye, ardından ekonomik ve savunma alanlarındaki genişlemeye ve nihayet Kral Selman bin Abdülaziz döneminde yeni bir ortaklık vizyonuna uzandı.

Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)
Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)

Bugün Riyad, Paris’e yalnızca geçmişi konuşmak için gitmiyor. Gündemde geleceğin şehri, yeni bir müze, turizm destinasyonu, yaratıcı ve ileri teknoloji endüstrileri, enerji projeleri ve uzun vadeli yatırımlar bulunuyor.

Bu dönüşüm, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin en belirgin özelliklerinden birini ortaya koyuyor: Kültürle başlayan köprü, bugün artık ekonomi, siyaset ve teknolojiyi de taşıyor.