Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
TT

Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Kahire ile Ankara arasında yıllardır gergin olan ilişkilerin normale dönme yolunda karşılıklı olarak olumlu adımlar atıldı. Bu gelişmeden aylar sonra, Türkiye'nin silahlı insansız hava aracı (SİHA) satış sözleşmeleri imzalaması, Addis Ababa'nın Mavi Nil Nehri üzerinde inşa ettiği ve Kahire’nin su payının etkilenmesinden çekindiği Nahda (Rönesans) Barajı dosyasının hassasiyeti çerçevesinde Mısır'ın Türkiye'nin rolü ve niyetlerine ilişkin endişelerini bir kez daha artırdı.
Reuters haber ajansı, konuyla ilgili Türk kaynaklara dayandırdığı haberinde Ankara'nın uluslararası çatışmalarda başarılı bir şekilde kullanılan SİHA’larının ihracatını, Fas ve Etiyopya ile sözleşmeler imzalayarak genişlettiğini belirtti. Reuters, aynı zamanda Kahire’nin, Addis Ababa ile Ankara arasında SİHA satışı konusunda imzalanan sözleşmelerin dondurulması için baskı yapılması çağrısıyla Batılı ülkelere mektuplar gönderdiğine işaret etti. 
Başkent Ankara'da 7-8 Eylül’de Mısır ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleşen ikinci tur müzakerelerin üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçtikten sonra Etiyopya ile Türkiye arasında SİHA sözleşmesi imzalandığına dikkat çekilen haberde, “İki taraf, siyasi istişarelere devam etme konusunda anlaştılar. Görüşmelerde ele alınan konularda ilerleme sağlamak istediklerini ve iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesini kolaylaştırmak için ek adımlar atılması gerektiğini vurguladılar” denildi. Şarku’l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre görüşmenin ardından iki ülkenin dışişleri bakanları, sorunların çözümüne yönelik olumlu mesajlar verirken yıllarca süren gerilimin ardından iki ülke karşılıklı olarak büyükelçi ataması yaptılar.

Mısır’ın SİHA sözleşmesi endişesi
Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı bir kaynağa göre Mısır, SİHA sözleşmesinin her an çatışmaların patlak verebileceği bir hassasiyette olan Afika kıtasında, barışa ve güvenliğe yönelik bir tehdit yaratabileceğinden resmi kanallar aracılığıyla Türkiye’nin attığı adımdan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Reuters, Mısırlı iki güvenlik kaynağından Kahire'nin ABD ve bazı Avrupa ülkelerine SİHA’larla ilgili imzalanan herhangi bir sözleşmenin dondurulması için baskı yapmak amacıyla yardım istediğini aktardı. Mısırlı üçüncü bir kaynak ise, Kahire ile Ankara arasında ikili ilişkilerde reform yapmaya çalıştıkları görüşmelerde her türlü sözleşmenin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. 
Kahire, Etiyopya'ya yapılacak herhangi bir SİHA tedarikinin, Etiyopya'nın Mavi Nil Nehri üzerine inşa ettiği Nahda Barajı konusunda Mısır'ın su payını tehdit etmesi nedeniyle Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlığı körükleyeceğini ve hâlihazırda Türkiye ile zaten gergin olan ilişkileri daha da gergin hale getireceğini düşünüyor.
Independent Arabia’ya kısa bir açıklamada bulunan Mısırlı kaynak, “Kahire, özellikle sözleşmenin halen uygulanma aşamasında olması ve henüz SİHA’ların teslim edilmemesinden ötürü halen protesto ettiği sözleşmeyle ilgili Türkiye'nin nihai tutumunu değerlendiriyor” şeklinde konuştu. Böyle bir adımın, bölgenin istikrarına yardımcı olmayacağını düşünen kaynak, “Bu durum ancak Mısır'ın Türkiye’nin adımlarını sürekli değerlendirmesi ve kendi adımlarını bunun üzerine inşa etmesi çerçevesinde iki ülke arasındaki resmi iletişim kanalları aracılığıyla netleştirilebilir” dedi.
Türkiye, Etiyopya ve Fas’tan SİHA satışıyla ilgili sözleşme imzaladıklarına dair henüz herhangi bir resmi açıklama gelmedi. Independent Arabia, Ankara ve Addis Ababa hükümetlerine sözleşme imzalanıp imzalanmadığına dair bilgi edinmek için ulaşmaya çalışsa da iki taraftan da herhangi bir yorum yapılmadı.
Ancak Reuters'a göre iki ülke, Bayraktar TB2 model SİHA’ların satışıyla ilgili yedek parça desteği ve eğitimleri de içeren sözleşme imzaladılar. Fakat Reuters, kaç adet SİHA için sözleşme imzalandığını veya tutarı ile ilgili herhangi bir detay vermedi. Reuters, Fas'ın Mayıs ayında sipariş ettiği ilk SİHA filosunu teslim aldığını, Addis Ababa’nın siparişinin durumunun ise henüz netleşmediğini belirtti.
Resmi veriler, son iki ayda Türkiye'nin Fas ve Etiyopya'ya savunma ve havacılık alanındaki ihracatının net bir şekilde arttığına işaret etse de SİHA satışlarıyla ilgili detaylar bu veriler arasında yer almıyor. 

SİHA’lar Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzelmesi için atılan adımların seyrini etkiler mi?
Mısırlı kaynak, SİHA sözleşmesinin Ankara ve Kahire'nin yıllarca süren gerginlikten sonra aralarındaki ilişkileri yeniden kurmak için sarf ettikleri çabalar üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği hakkında konuşmayı reddetti. Gözlemciler ise farklı görüşler sundular. Bazıları, Etiyopya dosyasının Mısır’ın ulusal güvenliğinde önemli bir yeri olması nedeniyle SİHA sözleşmesinin, Türkiye ile Mısır arasındaki anlaşmazlığı artıracağını ve ilişkileri yeniden en başa döndüreceğini düşünüyorlar. 
Mısır merkezli el-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Türkiye uzmanı Dr. Beşir Abdulfettah, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Böyle bir anlaşmanın, Kahire ile Ankara arasında ilişkileri yeniden tesis etmeye yönelik istikşafi görüşmelerin başarılı olması için gerekli olan güven artırıcı önlemleri ve iyi niyet ilkesini bozacağına şüphe yok. İki ülke arasındaki ilişkiler, son zamanlarda, iki tarafın da ilerletmeyi umduğu olumlu adımlara tanık oldu. Ancak böyle bir hamle kesinlikle Kahire'ye olumsuz mesajlar gönderecektir.”
Dr. Beşir Abdulfettah, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Taraflar, Etiyopya'nın Türk yapımı SİHA’lara sahip olmasının Mısır ile askeri dengeyi değiştirmeyeceğinden emin olsalar da Ankara'nın Kahire'nin bu sözleşme karşısında duyduğu hayal kırgınlığını ele alış biçimi, kısa vadede iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltme yolunda ilerlemenin ne kadar mümkün olduğunu gösterecektir. Ankara, Mısır’ın protesto mesajlarını görmezden gelebilir. Bu durum ulusal egemenlik ve ulusal çıkarlar meseleleriyle açıklanabilir. Sözleşmenin Kahire ile doğrudan istikşafi görüşmelerin başlamasından aylar önce hazırlandığı göz önünde bulundurulsa da bu nedenlerden hiçbiri, iki ülke arasındaki iyimser atmosferin bozulmasını engelleyemez.”
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Ekim ayı başlarında, Türkiye ile ilişkilerde bir miktar ilerleme kaydedildiğini ve bu ilerlemenin devam etmesini umduğunu açıkladı. Şukri, istikşafi görüşmelerin son turunda ikili ilişkiler ve bölgesel meselelerin ele alındığını söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı açıklamasında, “Kahire, ikili ilişkileri düzenleyen kurallara, tarafların herhangi birinin diğerinin iç işlerine karışmama taahhüdüne, egemenliğine saygı duyma ve tanıma ilkesine ne ölçüde riayet edildiğini, bölgesel düzeyde benimsenen politikaların gözden geçirilmesi bağlamında değerlendiriyor. Aramızdaki öne çıkan sorunlara sunulan çözümlerden memnun kaldığımızda Türkiye ile ilişkilerimizin daha da ilerlemesinin kapısını aralamış olacağız” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Ankara’nın ev sahipliğinde yapılan son istikşafi görüşme turu hakkında yorum yaparken, Mısır ile normalleşme sürecinin devam ettiğini ve bir yol haritasının belirlendiğini söylemişti. Çavuşoğlu ayrıca iki ülkenin aralarında anlaşmazlık yaşanan konularda ilerleme kaydetmeyi ve ilişkileri yeniden kurmayı istediklerini vurgulamıştı.
Türk siyaset analisti Cevat Gök ise Etiyopya ile yapılan görüşmeler nedeniyle Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzeltilmesi için atılan adımların alacağı zararın boyutunun Kahire'nin tepkisinin, sözleşmeyi reddetmesinin, ilişkilerdeki kopuşu sürdürmeye olan bağlılığının yanı sıra, Türkiye’nin Mısır’ın protestosuna yönelik tutumuna bağlı olacağını düşünüyor. 
Gök, konuyla ilgili görüşlerini şöyle aktardı:
“İki taraf da mevcut tutumlarını sürdürürse, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma yolunda atılan adımlar başa dönebilir ve müzakereler ertelenebilir. Buna karşın iki ülkenin, ilişkilerini iyileştirmenin önemine inandıkları ortada. Ankara’nın Etiyopya ile imzalanan SİHA sözleşmesinden geri adım atabileceğini veya bu dosyayı iki ülke arasında önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak diğer tartışmalı dosyalarda denge sağlamak için baskı aracı olarak kullanacağını düşünüyorum.”
İkili ve bölgesel dosyalarda Mısır ve Türkiye arasında büyük anlaşmazlıklar söz konusu. Kahire, Ankara'dan Libya'daki askerli güçlerini geri çekmesini, Arap ülkelerinin iç işlerine karışmamasını ve ‘terörist’ grup olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler'e (İhvan) destek vermekten vazgeçmesini istiyor. Buna karşın Ankara da Kahire'den Fethullah Gülen’i temsil eden hiçbir kanala yer vermemesini, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynakları konusunda kendisiyle koordinasyon kurmasını ve deniz sınırlarının çizilmesini istiyor.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.