Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
TT

Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Kahire ile Ankara arasında yıllardır gergin olan ilişkilerin normale dönme yolunda karşılıklı olarak olumlu adımlar atıldı. Bu gelişmeden aylar sonra, Türkiye'nin silahlı insansız hava aracı (SİHA) satış sözleşmeleri imzalaması, Addis Ababa'nın Mavi Nil Nehri üzerinde inşa ettiği ve Kahire’nin su payının etkilenmesinden çekindiği Nahda (Rönesans) Barajı dosyasının hassasiyeti çerçevesinde Mısır'ın Türkiye'nin rolü ve niyetlerine ilişkin endişelerini bir kez daha artırdı.
Reuters haber ajansı, konuyla ilgili Türk kaynaklara dayandırdığı haberinde Ankara'nın uluslararası çatışmalarda başarılı bir şekilde kullanılan SİHA’larının ihracatını, Fas ve Etiyopya ile sözleşmeler imzalayarak genişlettiğini belirtti. Reuters, aynı zamanda Kahire’nin, Addis Ababa ile Ankara arasında SİHA satışı konusunda imzalanan sözleşmelerin dondurulması için baskı yapılması çağrısıyla Batılı ülkelere mektuplar gönderdiğine işaret etti. 
Başkent Ankara'da 7-8 Eylül’de Mısır ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleşen ikinci tur müzakerelerin üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçtikten sonra Etiyopya ile Türkiye arasında SİHA sözleşmesi imzalandığına dikkat çekilen haberde, “İki taraf, siyasi istişarelere devam etme konusunda anlaştılar. Görüşmelerde ele alınan konularda ilerleme sağlamak istediklerini ve iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesini kolaylaştırmak için ek adımlar atılması gerektiğini vurguladılar” denildi. Şarku’l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre görüşmenin ardından iki ülkenin dışişleri bakanları, sorunların çözümüne yönelik olumlu mesajlar verirken yıllarca süren gerilimin ardından iki ülke karşılıklı olarak büyükelçi ataması yaptılar.

Mısır’ın SİHA sözleşmesi endişesi
Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı bir kaynağa göre Mısır, SİHA sözleşmesinin her an çatışmaların patlak verebileceği bir hassasiyette olan Afika kıtasında, barışa ve güvenliğe yönelik bir tehdit yaratabileceğinden resmi kanallar aracılığıyla Türkiye’nin attığı adımdan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Reuters, Mısırlı iki güvenlik kaynağından Kahire'nin ABD ve bazı Avrupa ülkelerine SİHA’larla ilgili imzalanan herhangi bir sözleşmenin dondurulması için baskı yapmak amacıyla yardım istediğini aktardı. Mısırlı üçüncü bir kaynak ise, Kahire ile Ankara arasında ikili ilişkilerde reform yapmaya çalıştıkları görüşmelerde her türlü sözleşmenin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. 
Kahire, Etiyopya'ya yapılacak herhangi bir SİHA tedarikinin, Etiyopya'nın Mavi Nil Nehri üzerine inşa ettiği Nahda Barajı konusunda Mısır'ın su payını tehdit etmesi nedeniyle Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlığı körükleyeceğini ve hâlihazırda Türkiye ile zaten gergin olan ilişkileri daha da gergin hale getireceğini düşünüyor.
Independent Arabia’ya kısa bir açıklamada bulunan Mısırlı kaynak, “Kahire, özellikle sözleşmenin halen uygulanma aşamasında olması ve henüz SİHA’ların teslim edilmemesinden ötürü halen protesto ettiği sözleşmeyle ilgili Türkiye'nin nihai tutumunu değerlendiriyor” şeklinde konuştu. Böyle bir adımın, bölgenin istikrarına yardımcı olmayacağını düşünen kaynak, “Bu durum ancak Mısır'ın Türkiye’nin adımlarını sürekli değerlendirmesi ve kendi adımlarını bunun üzerine inşa etmesi çerçevesinde iki ülke arasındaki resmi iletişim kanalları aracılığıyla netleştirilebilir” dedi.
Türkiye, Etiyopya ve Fas’tan SİHA satışıyla ilgili sözleşme imzaladıklarına dair henüz herhangi bir resmi açıklama gelmedi. Independent Arabia, Ankara ve Addis Ababa hükümetlerine sözleşme imzalanıp imzalanmadığına dair bilgi edinmek için ulaşmaya çalışsa da iki taraftan da herhangi bir yorum yapılmadı.
Ancak Reuters'a göre iki ülke, Bayraktar TB2 model SİHA’ların satışıyla ilgili yedek parça desteği ve eğitimleri de içeren sözleşme imzaladılar. Fakat Reuters, kaç adet SİHA için sözleşme imzalandığını veya tutarı ile ilgili herhangi bir detay vermedi. Reuters, Fas'ın Mayıs ayında sipariş ettiği ilk SİHA filosunu teslim aldığını, Addis Ababa’nın siparişinin durumunun ise henüz netleşmediğini belirtti.
Resmi veriler, son iki ayda Türkiye'nin Fas ve Etiyopya'ya savunma ve havacılık alanındaki ihracatının net bir şekilde arttığına işaret etse de SİHA satışlarıyla ilgili detaylar bu veriler arasında yer almıyor. 

SİHA’lar Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzelmesi için atılan adımların seyrini etkiler mi?
Mısırlı kaynak, SİHA sözleşmesinin Ankara ve Kahire'nin yıllarca süren gerginlikten sonra aralarındaki ilişkileri yeniden kurmak için sarf ettikleri çabalar üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği hakkında konuşmayı reddetti. Gözlemciler ise farklı görüşler sundular. Bazıları, Etiyopya dosyasının Mısır’ın ulusal güvenliğinde önemli bir yeri olması nedeniyle SİHA sözleşmesinin, Türkiye ile Mısır arasındaki anlaşmazlığı artıracağını ve ilişkileri yeniden en başa döndüreceğini düşünüyorlar. 
Mısır merkezli el-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Türkiye uzmanı Dr. Beşir Abdulfettah, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Böyle bir anlaşmanın, Kahire ile Ankara arasında ilişkileri yeniden tesis etmeye yönelik istikşafi görüşmelerin başarılı olması için gerekli olan güven artırıcı önlemleri ve iyi niyet ilkesini bozacağına şüphe yok. İki ülke arasındaki ilişkiler, son zamanlarda, iki tarafın da ilerletmeyi umduğu olumlu adımlara tanık oldu. Ancak böyle bir hamle kesinlikle Kahire'ye olumsuz mesajlar gönderecektir.”
Dr. Beşir Abdulfettah, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Taraflar, Etiyopya'nın Türk yapımı SİHA’lara sahip olmasının Mısır ile askeri dengeyi değiştirmeyeceğinden emin olsalar da Ankara'nın Kahire'nin bu sözleşme karşısında duyduğu hayal kırgınlığını ele alış biçimi, kısa vadede iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltme yolunda ilerlemenin ne kadar mümkün olduğunu gösterecektir. Ankara, Mısır’ın protesto mesajlarını görmezden gelebilir. Bu durum ulusal egemenlik ve ulusal çıkarlar meseleleriyle açıklanabilir. Sözleşmenin Kahire ile doğrudan istikşafi görüşmelerin başlamasından aylar önce hazırlandığı göz önünde bulundurulsa da bu nedenlerden hiçbiri, iki ülke arasındaki iyimser atmosferin bozulmasını engelleyemez.”
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Ekim ayı başlarında, Türkiye ile ilişkilerde bir miktar ilerleme kaydedildiğini ve bu ilerlemenin devam etmesini umduğunu açıkladı. Şukri, istikşafi görüşmelerin son turunda ikili ilişkiler ve bölgesel meselelerin ele alındığını söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı açıklamasında, “Kahire, ikili ilişkileri düzenleyen kurallara, tarafların herhangi birinin diğerinin iç işlerine karışmama taahhüdüne, egemenliğine saygı duyma ve tanıma ilkesine ne ölçüde riayet edildiğini, bölgesel düzeyde benimsenen politikaların gözden geçirilmesi bağlamında değerlendiriyor. Aramızdaki öne çıkan sorunlara sunulan çözümlerden memnun kaldığımızda Türkiye ile ilişkilerimizin daha da ilerlemesinin kapısını aralamış olacağız” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Ankara’nın ev sahipliğinde yapılan son istikşafi görüşme turu hakkında yorum yaparken, Mısır ile normalleşme sürecinin devam ettiğini ve bir yol haritasının belirlendiğini söylemişti. Çavuşoğlu ayrıca iki ülkenin aralarında anlaşmazlık yaşanan konularda ilerleme kaydetmeyi ve ilişkileri yeniden kurmayı istediklerini vurgulamıştı.
Türk siyaset analisti Cevat Gök ise Etiyopya ile yapılan görüşmeler nedeniyle Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzeltilmesi için atılan adımların alacağı zararın boyutunun Kahire'nin tepkisinin, sözleşmeyi reddetmesinin, ilişkilerdeki kopuşu sürdürmeye olan bağlılığının yanı sıra, Türkiye’nin Mısır’ın protestosuna yönelik tutumuna bağlı olacağını düşünüyor. 
Gök, konuyla ilgili görüşlerini şöyle aktardı:
“İki taraf da mevcut tutumlarını sürdürürse, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma yolunda atılan adımlar başa dönebilir ve müzakereler ertelenebilir. Buna karşın iki ülkenin, ilişkilerini iyileştirmenin önemine inandıkları ortada. Ankara’nın Etiyopya ile imzalanan SİHA sözleşmesinden geri adım atabileceğini veya bu dosyayı iki ülke arasında önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak diğer tartışmalı dosyalarda denge sağlamak için baskı aracı olarak kullanacağını düşünüyorum.”
İkili ve bölgesel dosyalarda Mısır ve Türkiye arasında büyük anlaşmazlıklar söz konusu. Kahire, Ankara'dan Libya'daki askerli güçlerini geri çekmesini, Arap ülkelerinin iç işlerine karışmamasını ve ‘terörist’ grup olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler'e (İhvan) destek vermekten vazgeçmesini istiyor. Buna karşın Ankara da Kahire'den Fethullah Gülen’i temsil eden hiçbir kanala yer vermemesini, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynakları konusunda kendisiyle koordinasyon kurmasını ve deniz sınırlarının çizilmesini istiyor.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.