Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
TT

Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Kahire ile Ankara arasında yıllardır gergin olan ilişkilerin normale dönme yolunda karşılıklı olarak olumlu adımlar atıldı. Bu gelişmeden aylar sonra, Türkiye'nin silahlı insansız hava aracı (SİHA) satış sözleşmeleri imzalaması, Addis Ababa'nın Mavi Nil Nehri üzerinde inşa ettiği ve Kahire’nin su payının etkilenmesinden çekindiği Nahda (Rönesans) Barajı dosyasının hassasiyeti çerçevesinde Mısır'ın Türkiye'nin rolü ve niyetlerine ilişkin endişelerini bir kez daha artırdı.
Reuters haber ajansı, konuyla ilgili Türk kaynaklara dayandırdığı haberinde Ankara'nın uluslararası çatışmalarda başarılı bir şekilde kullanılan SİHA’larının ihracatını, Fas ve Etiyopya ile sözleşmeler imzalayarak genişlettiğini belirtti. Reuters, aynı zamanda Kahire’nin, Addis Ababa ile Ankara arasında SİHA satışı konusunda imzalanan sözleşmelerin dondurulması için baskı yapılması çağrısıyla Batılı ülkelere mektuplar gönderdiğine işaret etti. 
Başkent Ankara'da 7-8 Eylül’de Mısır ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleşen ikinci tur müzakerelerin üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçtikten sonra Etiyopya ile Türkiye arasında SİHA sözleşmesi imzalandığına dikkat çekilen haberde, “İki taraf, siyasi istişarelere devam etme konusunda anlaştılar. Görüşmelerde ele alınan konularda ilerleme sağlamak istediklerini ve iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesini kolaylaştırmak için ek adımlar atılması gerektiğini vurguladılar” denildi. Şarku’l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre görüşmenin ardından iki ülkenin dışişleri bakanları, sorunların çözümüne yönelik olumlu mesajlar verirken yıllarca süren gerilimin ardından iki ülke karşılıklı olarak büyükelçi ataması yaptılar.

Mısır’ın SİHA sözleşmesi endişesi
Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı bir kaynağa göre Mısır, SİHA sözleşmesinin her an çatışmaların patlak verebileceği bir hassasiyette olan Afika kıtasında, barışa ve güvenliğe yönelik bir tehdit yaratabileceğinden resmi kanallar aracılığıyla Türkiye’nin attığı adımdan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Reuters, Mısırlı iki güvenlik kaynağından Kahire'nin ABD ve bazı Avrupa ülkelerine SİHA’larla ilgili imzalanan herhangi bir sözleşmenin dondurulması için baskı yapmak amacıyla yardım istediğini aktardı. Mısırlı üçüncü bir kaynak ise, Kahire ile Ankara arasında ikili ilişkilerde reform yapmaya çalıştıkları görüşmelerde her türlü sözleşmenin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. 
Kahire, Etiyopya'ya yapılacak herhangi bir SİHA tedarikinin, Etiyopya'nın Mavi Nil Nehri üzerine inşa ettiği Nahda Barajı konusunda Mısır'ın su payını tehdit etmesi nedeniyle Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlığı körükleyeceğini ve hâlihazırda Türkiye ile zaten gergin olan ilişkileri daha da gergin hale getireceğini düşünüyor.
Independent Arabia’ya kısa bir açıklamada bulunan Mısırlı kaynak, “Kahire, özellikle sözleşmenin halen uygulanma aşamasında olması ve henüz SİHA’ların teslim edilmemesinden ötürü halen protesto ettiği sözleşmeyle ilgili Türkiye'nin nihai tutumunu değerlendiriyor” şeklinde konuştu. Böyle bir adımın, bölgenin istikrarına yardımcı olmayacağını düşünen kaynak, “Bu durum ancak Mısır'ın Türkiye’nin adımlarını sürekli değerlendirmesi ve kendi adımlarını bunun üzerine inşa etmesi çerçevesinde iki ülke arasındaki resmi iletişim kanalları aracılığıyla netleştirilebilir” dedi.
Türkiye, Etiyopya ve Fas’tan SİHA satışıyla ilgili sözleşme imzaladıklarına dair henüz herhangi bir resmi açıklama gelmedi. Independent Arabia, Ankara ve Addis Ababa hükümetlerine sözleşme imzalanıp imzalanmadığına dair bilgi edinmek için ulaşmaya çalışsa da iki taraftan da herhangi bir yorum yapılmadı.
Ancak Reuters'a göre iki ülke, Bayraktar TB2 model SİHA’ların satışıyla ilgili yedek parça desteği ve eğitimleri de içeren sözleşme imzaladılar. Fakat Reuters, kaç adet SİHA için sözleşme imzalandığını veya tutarı ile ilgili herhangi bir detay vermedi. Reuters, Fas'ın Mayıs ayında sipariş ettiği ilk SİHA filosunu teslim aldığını, Addis Ababa’nın siparişinin durumunun ise henüz netleşmediğini belirtti.
Resmi veriler, son iki ayda Türkiye'nin Fas ve Etiyopya'ya savunma ve havacılık alanındaki ihracatının net bir şekilde arttığına işaret etse de SİHA satışlarıyla ilgili detaylar bu veriler arasında yer almıyor. 

SİHA’lar Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzelmesi için atılan adımların seyrini etkiler mi?
Mısırlı kaynak, SİHA sözleşmesinin Ankara ve Kahire'nin yıllarca süren gerginlikten sonra aralarındaki ilişkileri yeniden kurmak için sarf ettikleri çabalar üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği hakkında konuşmayı reddetti. Gözlemciler ise farklı görüşler sundular. Bazıları, Etiyopya dosyasının Mısır’ın ulusal güvenliğinde önemli bir yeri olması nedeniyle SİHA sözleşmesinin, Türkiye ile Mısır arasındaki anlaşmazlığı artıracağını ve ilişkileri yeniden en başa döndüreceğini düşünüyorlar. 
Mısır merkezli el-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Türkiye uzmanı Dr. Beşir Abdulfettah, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Böyle bir anlaşmanın, Kahire ile Ankara arasında ilişkileri yeniden tesis etmeye yönelik istikşafi görüşmelerin başarılı olması için gerekli olan güven artırıcı önlemleri ve iyi niyet ilkesini bozacağına şüphe yok. İki ülke arasındaki ilişkiler, son zamanlarda, iki tarafın da ilerletmeyi umduğu olumlu adımlara tanık oldu. Ancak böyle bir hamle kesinlikle Kahire'ye olumsuz mesajlar gönderecektir.”
Dr. Beşir Abdulfettah, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Taraflar, Etiyopya'nın Türk yapımı SİHA’lara sahip olmasının Mısır ile askeri dengeyi değiştirmeyeceğinden emin olsalar da Ankara'nın Kahire'nin bu sözleşme karşısında duyduğu hayal kırgınlığını ele alış biçimi, kısa vadede iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltme yolunda ilerlemenin ne kadar mümkün olduğunu gösterecektir. Ankara, Mısır’ın protesto mesajlarını görmezden gelebilir. Bu durum ulusal egemenlik ve ulusal çıkarlar meseleleriyle açıklanabilir. Sözleşmenin Kahire ile doğrudan istikşafi görüşmelerin başlamasından aylar önce hazırlandığı göz önünde bulundurulsa da bu nedenlerden hiçbiri, iki ülke arasındaki iyimser atmosferin bozulmasını engelleyemez.”
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Ekim ayı başlarında, Türkiye ile ilişkilerde bir miktar ilerleme kaydedildiğini ve bu ilerlemenin devam etmesini umduğunu açıkladı. Şukri, istikşafi görüşmelerin son turunda ikili ilişkiler ve bölgesel meselelerin ele alındığını söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı açıklamasında, “Kahire, ikili ilişkileri düzenleyen kurallara, tarafların herhangi birinin diğerinin iç işlerine karışmama taahhüdüne, egemenliğine saygı duyma ve tanıma ilkesine ne ölçüde riayet edildiğini, bölgesel düzeyde benimsenen politikaların gözden geçirilmesi bağlamında değerlendiriyor. Aramızdaki öne çıkan sorunlara sunulan çözümlerden memnun kaldığımızda Türkiye ile ilişkilerimizin daha da ilerlemesinin kapısını aralamış olacağız” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Ankara’nın ev sahipliğinde yapılan son istikşafi görüşme turu hakkında yorum yaparken, Mısır ile normalleşme sürecinin devam ettiğini ve bir yol haritasının belirlendiğini söylemişti. Çavuşoğlu ayrıca iki ülkenin aralarında anlaşmazlık yaşanan konularda ilerleme kaydetmeyi ve ilişkileri yeniden kurmayı istediklerini vurgulamıştı.
Türk siyaset analisti Cevat Gök ise Etiyopya ile yapılan görüşmeler nedeniyle Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzeltilmesi için atılan adımların alacağı zararın boyutunun Kahire'nin tepkisinin, sözleşmeyi reddetmesinin, ilişkilerdeki kopuşu sürdürmeye olan bağlılığının yanı sıra, Türkiye’nin Mısır’ın protestosuna yönelik tutumuna bağlı olacağını düşünüyor. 
Gök, konuyla ilgili görüşlerini şöyle aktardı:
“İki taraf da mevcut tutumlarını sürdürürse, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma yolunda atılan adımlar başa dönebilir ve müzakereler ertelenebilir. Buna karşın iki ülkenin, ilişkilerini iyileştirmenin önemine inandıkları ortada. Ankara’nın Etiyopya ile imzalanan SİHA sözleşmesinden geri adım atabileceğini veya bu dosyayı iki ülke arasında önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak diğer tartışmalı dosyalarda denge sağlamak için baskı aracı olarak kullanacağını düşünüyorum.”
İkili ve bölgesel dosyalarda Mısır ve Türkiye arasında büyük anlaşmazlıklar söz konusu. Kahire, Ankara'dan Libya'daki askerli güçlerini geri çekmesini, Arap ülkelerinin iç işlerine karışmamasını ve ‘terörist’ grup olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler'e (İhvan) destek vermekten vazgeçmesini istiyor. Buna karşın Ankara da Kahire'den Fethullah Gülen’i temsil eden hiçbir kanala yer vermemesini, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynakları konusunda kendisiyle koordinasyon kurmasını ve deniz sınırlarının çizilmesini istiyor.



Koalisyon, ez-Zubeydi'nin Aden'den Somaliland üzerinden Abu Dabi'ye kaçış rotasını açıkladı

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon, ez-Zubeydi'nin Aden'den Somaliland üzerinden Abu Dabi'ye kaçış rotasını açıkladı

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Aydarus ez-Zubeydi ve bazı kişilerin dün gece Aden Limanı’ndan hareket eden bir deniz aracıyla Somali Federal Cumhuriyeti’ndeki Somaliland bölgesine kaçtıklarını açıkladı. Kaçış sırasında tanımlama sistemini kapattıkları belirtilen grup, öğle saatlerinde Berbera Limanı’na ulaştı.

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, yaptığı açıklamada, “Koalisyon güçlerinin önceki bildirisine ek olarak, Aydarus ez-Zubeydi’nin bilinmeyen bir yere kaçışıyla ilgili bilgileri doğruluyoruz” dedi.

Koalisyon, Aydarus ez-Zubeydi ve bazı kişilerin 7 Ocak gecesi Aden Limanı’ndan hareket eden BAMEDHAF adlı deniz aracıyla Somali Federal Cumhuriyeti’ndeki Somaliland bölgesine kaçtığını duyurdu. Koalisyon, geminin kayıt numarasının IMO-8101393 olduğunu, tanımlama sisteminin kapatıldığını ve grubun öğle saatlerinde Berbera Limanı’na ulaştığını bildirdi.

Açıklamada ez-Zubeydi’nin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ortak Operasyonlar Komutanı Tümgeneral Avad Said Musleh el-Ahbabi olduğu tespit edilen kişiyle irtibata geçtiği belirtildi. Ez-Zubeydi, kendilerini bekleyen bir İl-76 tipi uçak (MZB-9102 sefer sayılı) tarafından taşındı. Uçağın kalkış noktası belirtilmedi. Ez-Zubeydi ve beraberindekiler, BAE’li yetkililerin gözetiminde uçağa alındı. Uçak, saat 15:15’te Mogadişu Havalimanı’na indi ve bir saat bekledikten sonra 16:17’de Arap Körfezi üzerinden Arap Denizi’ni geçerek Körfez’e doğru hareket etti. Tanımlama sistemi Umman Körfezi üzerinde kapatıldı ve inişten on dakika önce yeniden açılarak saat 20:47’de Abu Dabi’deki er-Rif Askeri Havalimanı’na indi.

Koalisyon, söz konusu uçak türünün çatışma bölgelerinde ve Libya, Etiyopya, Somali gibi uluslararası güzergahlarda sürekli kullanıldığını açıkladı.

Diğer yandan el-Maliki, BAMEDHAF adlı deniz aracının kayıtlarının incelenmesi sonucu geminin Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıdığının tespit edildiğini bildirdi. Bu bayrağın, daha önce Füceyre Limanı’ndan Mukalla Limanı’na savaş araçları ve silah taşıyan Greenland adlı gemiyle aynı olduğu belirtildi; bilgiler, 30 Aralık 2025 tarihli Koalisyon güçleri bildirisinde yer almıştı.

El-Maliki, Koalisyon güçlerinin halen Aydarus ez-Zubeydi ile Aden’den kaçmadan önce görüştüğü belirtilen bazı kişilerin akıbetini takip ettiğini belirtti. Takip edilen kişiler arasında Aden’in eski valisi Ahmed Hamid Lemles ve Aden’deki Güvenlik Kuşağı Güçleri Komutanı Muhsin el-Vali bulunuyor; kendilerinden bugüne kadar haber alınamadı.


Suudi Arabistan ve Sudan arasında savaşın durdurulması görüşmeleri

Port Sudan'da Burhan ve el-Hureyci arasında dün gerçekleşen görüşmeden (Egemenlik Konseyi)
Port Sudan'da Burhan ve el-Hureyci arasında dün gerçekleşen görüşmeden (Egemenlik Konseyi)
TT

Suudi Arabistan ve Sudan arasında savaşın durdurulması görüşmeleri

Port Sudan'da Burhan ve el-Hureyci arasında dün gerçekleşen görüşmeden (Egemenlik Konseyi)
Port Sudan'da Burhan ve el-Hureyci arasında dün gerçekleşen görüşmeden (Egemenlik Konseyi)

Sudan Egemenlik Konseyi'nin açıklamasına göre, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, dün Port Sudan'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci ile Sudan'daki gelişmeleri ve ülkedeki savaşı sona erdirmenin yollarını görüştü.

Suudi Dışişleri Bakanlığı ise iki tarafın “Sudan'da güvenliği ve istikrarı sağlayacak, birliğini ve meşru kurumlarını koruyacak şekilde barışın sağlanması için çabaları” görüştüğünü belirterek, el-Hureyci'nin “Suudi Arabistan'ın Sudan'da güvenliği ve istikrarı yeniden tesis etme ve Sudan halkının beklentilerini karşılayacak şekilde ülkenin toprak bütünlüğünü koruma konusundaki kararlılığını yinelediğini” belirtti.

Toplantıda, iki ülke arasında “Stratejik Koordinasyon Konseyi”nin toplanması için devam eden düzenlemeler ele alındı. Egemenlik Konseyi'nin basın ofisine göre bu konsey “iki kardeş ülkenin liderlerinin cömert desteğinden yararlanıyor.”


Şeyh Maksud ve Eşrefiye'den 2 bin 324'ten fazla sivil tahliye edildi

7 Ocak'ta Halep'te Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yeniden çıkan çatışmaların ardından bir grup sivil, çantalarını ve eşyalarını taşıyarak bölgeden ayrılıyor. (Reuters)
7 Ocak'ta Halep'te Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yeniden çıkan çatışmaların ardından bir grup sivil, çantalarını ve eşyalarını taşıyarak bölgeden ayrılıyor. (Reuters)
TT

Şeyh Maksud ve Eşrefiye'den 2 bin 324'ten fazla sivil tahliye edildi

7 Ocak'ta Halep'te Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yeniden çıkan çatışmaların ardından bir grup sivil, çantalarını ve eşyalarını taşıyarak bölgeden ayrılıyor. (Reuters)
7 Ocak'ta Halep'te Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yeniden çıkan çatışmaların ardından bir grup sivil, çantalarını ve eşyalarını taşıyarak bölgeden ayrılıyor. (Reuters)

Suriye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Halep Havalimanı’na yönelik uçuşların askıya alınması kararını bugün saat 23.00’e kadar uzattı. Kurumdan yapılan açıklamada, gerekli teknik ve güvenlik değerlendirmeleri tamamlanana kadar, bu süre zarfında planlanan uçuşların Şam Havalimanı’na yönlendirilmeye devam edileceği belirtildi.

Diğer yandan Suriye’nin kuzeyindeki Halep kentinde, hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı milisler arasında yaşanan çatışmalar dün ikinci gününe girdi. Çatışmalar nedeniyle binlerce sivilin yerinden edildiği, en az dört kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden göç etmek zorunda kalan çok sayıda ailenin, kentin kuzey kırsalındaki Afrin bölgesine ulaştığı kaydedildi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın Halep muhabiri, göç dalgalarının SDG tarafından sivil yerleşimlerin doğrudan hedef alınmasının artması sonucu yaşandığını aktardı. Bu durumun, onlarca ailenin daha güvenli bölgelere sığınmak amacıyla evlerini terk etmesine yol açtığı ve devam eden güvenlik tehditleri nedeniyle insani durumun daha da kötüleşebileceğine dair endişelerin arttığı ifade edildi.

Tarafların çatışmaları kimin başlattığı konusunda birbirini suçladığı belirtilirken, yaşanan gelişmelerin Şam yönetimi ile merkezi hükümete entegre olmayı reddeden SDG arasındaki siyasi tıkanıklığın derinleştiğine ve gerilimin giderek arttığına işaret ettiği kaydedildi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı’na bağlı Sivil Savunma Teşkilatı, dün saat 14.40 itibarıyla Halep kentindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden 2 bin 324’ten fazla sivilin tahliye edildiğini duyurdu.

Sivil Savunma Teşkilatı, resmi hesaplarından yaptığı açıklamada, tahliye operasyonunun, SDG tarafından kentin çeşitli mahallelerine yönelik devam eden bombardıman nedeniyle ortaya çıkan insani koşullara yanıt olarak gerçekleştirildiğini bildirdi.

Sivil Savunma Teşkilatı, tahliye operasyonunun el-Avarid ve ez-Zehur Caddesi üzerindeki iki noktadan gerçekleştirildiğini, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden sivil çıkışının artmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü bildirdi. Açıklamada, yaralılara ilk yardım müdahalesinde bulunulduğu ve olası acil durumlara karşı hazırlıkların sürdüğü kaydedildi.

Yetkililer, paylaşılan rakamların yalnızca Sivil Savunma Teşkilatı ekipleri tarafından toplanma alanlarından barınma merkezlerine ya da sivillerin gitmeyi tercih ettiği bölgelere taşınan kişileri kapsadığını vurguladı.

Öte yandan Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye muhabiri, SDG’nin sivilleri canlı kalkan olarak kullanabileceği endişesiyle Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden sivil çıkışının devam ettiğini aktardı.

En olası senaryo

Şarku’l Avsat, SDG’nin çatışmaları Halep’ten başlatmasını ve bunun, geçtiğimiz pazar günü Şam ile SDG arasında yapılan görüşmelerin başarısız olduğuna dair sızıntıların ardından, 10 Mart Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri akamete uğratmayı hedefleyip hedeflemediğini, Jusoor Araştırma Merkezi araştırmacısı Vail Alvan’a sordu.

hy
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeniden çıkan çatışmaların ardından Halep'te konuşlanan hükümet devriyeleri, 7 Ocak 2026 (DPA)

Alvan, müzakerelerin çıkmaza girmesi ve Suriye hükümetinin SDG’nin tüm taleplerine yanıt vermemesi halinde, SDG’nin Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini hükümete karşı askeri tırmanış için kullanmasının beklenen bir senaryo olduğunu söyledi. Alvan’a göre bu adım, SDG’nin eş zamanlı olarak hükümeti yaşananlardan sorumlu tutan söylemler üretmesiyle birlikte, Şam yönetimi üzerinde baskı kurmayı amaçlıyor.

Alvan ayrıca, SDG’nin Halep’te Suriye hükümetini kışkırtma ve baskı altına alma stratejisi izlediğini, bunun da hükümetin geniş çaplı askeri çatışmalara girme yönünde bir karar almamış olduğunu bilmesinden kaynaklandığını ifade etti.

edfrgt
Halep'teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin sakinleri, çatışmaların yeniden başlamasının ardından evlerini terk etmek zorunda kaldı. (DPA)

Alvan, Suriye hükümetinin Halep’te yeni bir fiili durum dayatmasını mümkün kılacak bölgesel ve uluslararası güvenceler elde etmesinin beklendiğini belirtti. Bunun, Şam yönetiminin SDG ile geniş çaplı askeri çatışmaya girmeme yönündeki kararını etkilemeyeceğini ifade etti. Alvan, sahadaki en olası senaryonun, hükümetin Halep kentindeki tüm mahalleler üzerinde kontrol sağlaması, buna karşılık Suriye’nin kuzeydoğusunda mevcut durumun büyük ölçüde korunması olduğunu söyledi. Taraflar arasındaki uzlaşı sürecinde ise sınırlı ve yavaş bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini kaydetti.