Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
TT

Türkiye’nin Etiyopya ile yaptığı SİHA sözleşmesi, Mısır ile uzlaşı görüşmelerini engeller mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Kahire ile Ankara arasında yıllardır gergin olan ilişkilerin normale dönme yolunda karşılıklı olarak olumlu adımlar atıldı. Bu gelişmeden aylar sonra, Türkiye'nin silahlı insansız hava aracı (SİHA) satış sözleşmeleri imzalaması, Addis Ababa'nın Mavi Nil Nehri üzerinde inşa ettiği ve Kahire’nin su payının etkilenmesinden çekindiği Nahda (Rönesans) Barajı dosyasının hassasiyeti çerçevesinde Mısır'ın Türkiye'nin rolü ve niyetlerine ilişkin endişelerini bir kez daha artırdı.
Reuters haber ajansı, konuyla ilgili Türk kaynaklara dayandırdığı haberinde Ankara'nın uluslararası çatışmalarda başarılı bir şekilde kullanılan SİHA’larının ihracatını, Fas ve Etiyopya ile sözleşmeler imzalayarak genişlettiğini belirtti. Reuters, aynı zamanda Kahire’nin, Addis Ababa ile Ankara arasında SİHA satışı konusunda imzalanan sözleşmelerin dondurulması için baskı yapılması çağrısıyla Batılı ülkelere mektuplar gönderdiğine işaret etti. 
Başkent Ankara'da 7-8 Eylül’de Mısır ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleşen ikinci tur müzakerelerin üzerinden bir ayı aşkın bir süre geçtikten sonra Etiyopya ile Türkiye arasında SİHA sözleşmesi imzalandığına dikkat çekilen haberde, “İki taraf, siyasi istişarelere devam etme konusunda anlaştılar. Görüşmelerde ele alınan konularda ilerleme sağlamak istediklerini ve iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesini kolaylaştırmak için ek adımlar atılması gerektiğini vurguladılar” denildi. Şarku’l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre görüşmenin ardından iki ülkenin dışişleri bakanları, sorunların çözümüne yönelik olumlu mesajlar verirken yıllarca süren gerilimin ardından iki ülke karşılıklı olarak büyükelçi ataması yaptılar.

Mısır’ın SİHA sözleşmesi endişesi
Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı bir kaynağa göre Mısır, SİHA sözleşmesinin her an çatışmaların patlak verebileceği bir hassasiyette olan Afika kıtasında, barışa ve güvenliğe yönelik bir tehdit yaratabileceğinden resmi kanallar aracılığıyla Türkiye’nin attığı adımdan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.
Reuters, Mısırlı iki güvenlik kaynağından Kahire'nin ABD ve bazı Avrupa ülkelerine SİHA’larla ilgili imzalanan herhangi bir sözleşmenin dondurulması için baskı yapmak amacıyla yardım istediğini aktardı. Mısırlı üçüncü bir kaynak ise, Kahire ile Ankara arasında ikili ilişkilerde reform yapmaya çalıştıkları görüşmelerde her türlü sözleşmenin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. 
Kahire, Etiyopya'ya yapılacak herhangi bir SİHA tedarikinin, Etiyopya'nın Mavi Nil Nehri üzerine inşa ettiği Nahda Barajı konusunda Mısır'ın su payını tehdit etmesi nedeniyle Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlığı körükleyeceğini ve hâlihazırda Türkiye ile zaten gergin olan ilişkileri daha da gergin hale getireceğini düşünüyor.
Independent Arabia’ya kısa bir açıklamada bulunan Mısırlı kaynak, “Kahire, özellikle sözleşmenin halen uygulanma aşamasında olması ve henüz SİHA’ların teslim edilmemesinden ötürü halen protesto ettiği sözleşmeyle ilgili Türkiye'nin nihai tutumunu değerlendiriyor” şeklinde konuştu. Böyle bir adımın, bölgenin istikrarına yardımcı olmayacağını düşünen kaynak, “Bu durum ancak Mısır'ın Türkiye’nin adımlarını sürekli değerlendirmesi ve kendi adımlarını bunun üzerine inşa etmesi çerçevesinde iki ülke arasındaki resmi iletişim kanalları aracılığıyla netleştirilebilir” dedi.
Türkiye, Etiyopya ve Fas’tan SİHA satışıyla ilgili sözleşme imzaladıklarına dair henüz herhangi bir resmi açıklama gelmedi. Independent Arabia, Ankara ve Addis Ababa hükümetlerine sözleşme imzalanıp imzalanmadığına dair bilgi edinmek için ulaşmaya çalışsa da iki taraftan da herhangi bir yorum yapılmadı.
Ancak Reuters'a göre iki ülke, Bayraktar TB2 model SİHA’ların satışıyla ilgili yedek parça desteği ve eğitimleri de içeren sözleşme imzaladılar. Fakat Reuters, kaç adet SİHA için sözleşme imzalandığını veya tutarı ile ilgili herhangi bir detay vermedi. Reuters, Fas'ın Mayıs ayında sipariş ettiği ilk SİHA filosunu teslim aldığını, Addis Ababa’nın siparişinin durumunun ise henüz netleşmediğini belirtti.
Resmi veriler, son iki ayda Türkiye'nin Fas ve Etiyopya'ya savunma ve havacılık alanındaki ihracatının net bir şekilde arttığına işaret etse de SİHA satışlarıyla ilgili detaylar bu veriler arasında yer almıyor. 

SİHA’lar Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzelmesi için atılan adımların seyrini etkiler mi?
Mısırlı kaynak, SİHA sözleşmesinin Ankara ve Kahire'nin yıllarca süren gerginlikten sonra aralarındaki ilişkileri yeniden kurmak için sarf ettikleri çabalar üzerinde nasıl bir etki yaratabileceği hakkında konuşmayı reddetti. Gözlemciler ise farklı görüşler sundular. Bazıları, Etiyopya dosyasının Mısır’ın ulusal güvenliğinde önemli bir yeri olması nedeniyle SİHA sözleşmesinin, Türkiye ile Mısır arasındaki anlaşmazlığı artıracağını ve ilişkileri yeniden en başa döndüreceğini düşünüyorlar. 
Mısır merkezli el-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Türkiye uzmanı Dr. Beşir Abdulfettah, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Böyle bir anlaşmanın, Kahire ile Ankara arasında ilişkileri yeniden tesis etmeye yönelik istikşafi görüşmelerin başarılı olması için gerekli olan güven artırıcı önlemleri ve iyi niyet ilkesini bozacağına şüphe yok. İki ülke arasındaki ilişkiler, son zamanlarda, iki tarafın da ilerletmeyi umduğu olumlu adımlara tanık oldu. Ancak böyle bir hamle kesinlikle Kahire'ye olumsuz mesajlar gönderecektir.”
Dr. Beşir Abdulfettah, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“Taraflar, Etiyopya'nın Türk yapımı SİHA’lara sahip olmasının Mısır ile askeri dengeyi değiştirmeyeceğinden emin olsalar da Ankara'nın Kahire'nin bu sözleşme karşısında duyduğu hayal kırgınlığını ele alış biçimi, kısa vadede iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltme yolunda ilerlemenin ne kadar mümkün olduğunu gösterecektir. Ankara, Mısır’ın protesto mesajlarını görmezden gelebilir. Bu durum ulusal egemenlik ve ulusal çıkarlar meseleleriyle açıklanabilir. Sözleşmenin Kahire ile doğrudan istikşafi görüşmelerin başlamasından aylar önce hazırlandığı göz önünde bulundurulsa da bu nedenlerden hiçbiri, iki ülke arasındaki iyimser atmosferin bozulmasını engelleyemez.”
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Ekim ayı başlarında, Türkiye ile ilişkilerde bir miktar ilerleme kaydedildiğini ve bu ilerlemenin devam etmesini umduğunu açıkladı. Şukri, istikşafi görüşmelerin son turunda ikili ilişkiler ve bölgesel meselelerin ele alındığını söyledi. Mısır Dışişleri Bakanı açıklamasında, “Kahire, ikili ilişkileri düzenleyen kurallara, tarafların herhangi birinin diğerinin iç işlerine karışmama taahhüdüne, egemenliğine saygı duyma ve tanıma ilkesine ne ölçüde riayet edildiğini, bölgesel düzeyde benimsenen politikaların gözden geçirilmesi bağlamında değerlendiriyor. Aramızdaki öne çıkan sorunlara sunulan çözümlerden memnun kaldığımızda Türkiye ile ilişkilerimizin daha da ilerlemesinin kapısını aralamış olacağız” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Ankara’nın ev sahipliğinde yapılan son istikşafi görüşme turu hakkında yorum yaparken, Mısır ile normalleşme sürecinin devam ettiğini ve bir yol haritasının belirlendiğini söylemişti. Çavuşoğlu ayrıca iki ülkenin aralarında anlaşmazlık yaşanan konularda ilerleme kaydetmeyi ve ilişkileri yeniden kurmayı istediklerini vurgulamıştı.
Türk siyaset analisti Cevat Gök ise Etiyopya ile yapılan görüşmeler nedeniyle Türkiye-Mısır ilişkilerinin düzeltilmesi için atılan adımların alacağı zararın boyutunun Kahire'nin tepkisinin, sözleşmeyi reddetmesinin, ilişkilerdeki kopuşu sürdürmeye olan bağlılığının yanı sıra, Türkiye’nin Mısır’ın protestosuna yönelik tutumuna bağlı olacağını düşünüyor. 
Gök, konuyla ilgili görüşlerini şöyle aktardı:
“İki taraf da mevcut tutumlarını sürdürürse, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma yolunda atılan adımlar başa dönebilir ve müzakereler ertelenebilir. Buna karşın iki ülkenin, ilişkilerini iyileştirmenin önemine inandıkları ortada. Ankara’nın Etiyopya ile imzalanan SİHA sözleşmesinden geri adım atabileceğini veya bu dosyayı iki ülke arasında önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak diğer tartışmalı dosyalarda denge sağlamak için baskı aracı olarak kullanacağını düşünüyorum.”
İkili ve bölgesel dosyalarda Mısır ve Türkiye arasında büyük anlaşmazlıklar söz konusu. Kahire, Ankara'dan Libya'daki askerli güçlerini geri çekmesini, Arap ülkelerinin iç işlerine karışmamasını ve ‘terörist’ grup olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler'e (İhvan) destek vermekten vazgeçmesini istiyor. Buna karşın Ankara da Kahire'den Fethullah Gülen’i temsil eden hiçbir kanala yer vermemesini, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynakları konusunda kendisiyle koordinasyon kurmasını ve deniz sınırlarının çizilmesini istiyor.



Sudan ordusu, Etiyopya sınırında Mavi Nil bölgesindeki varlığını güçlendiriyor

Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
TT

Sudan ordusu, Etiyopya sınırında Mavi Nil bölgesindeki varlığını güçlendiriyor

Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Yasir el-Atta, ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil Eyaleti’nde güvenlik ve askerî konuşlanmayı güçlendirmek amacıyla bölgeye ilave birlikler ve askerî sevkiyat gönderileceğini açıkladı. Söz konusu adım, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında, Etiyopya sınırına komşu stratejik bölgede kontrol sağlama mücadelesinin sürdüğü bir dönemde geldi.

El-Atta, perşembe günü eyaletin başkenti ed-Damazin’de incelemelerde bulunarak Mavi Nil Valisi Ahmed el-Umde ile görüştü. Görüşmede, Kurmuk, Kaysan ve Bav bölgelerinin HDK ve müttefiklerinden geri alınmasına yönelik askerî ve güvenlik düzenlemeleri ele alındı. Vali el-Umde’nin açıklamasına göre el-Atta, son günlerde eyaletin çeşitli bölgelerine düzenlenen saldırılara karşı koyan 4. Piyade Tümeni ve destek birliklerinin direnişini övdü. Ayrıca ordunun eyalete tam destek verme taahhüdünü yineleyerek, sivillerin korunması ve bölge genelinde güvenliğin sağlanması için yeni askerî birliklerin sevk edilmesi talimatını verdi.

Korgeneral Yasser Al-Atta, Mavi Nil bölgesi valisiyle yaptığı görüşme sırasında (Facebook)Korgeneral Yasser Al-Atta, Mavi Nil bölgesi valisiyle yaptığı görüşme sırasında (Facebook)

El-Umde, sosyal medya platformu Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, sahadaki gelişmelere ilişkin ayrıntılı bilgi sunduğunu, özellikle Etiyopya sınırına yakın bölgelerdeki güvenlik zorluklarına dikkat çektiğini belirtti. Geçtiğimiz hafta HDK’nin, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (lideri Abdülaziz el-Hilu) ile iş birliği içinde Mavi Nil’deki el-Kili bölgesinin kontrolünü ele geçirdiği bildirilmişti.

El-Ubeyd'in bombalanması

Öte yandan yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, HDK’ne ait bir insansız hava aracının (İHA) dün el-Ubeyd kentinde bulunan devlet radyo-televizyon binasını hedef aldığını belirtti. Kuzey Kurdufan eyaletinin başkenti olan kentteki saldırının, yerleşim alanları içinde bulunan binada ciddi hasara yol açtığı belirtildi. Son dönemde el-Ubeyd’in, HDK tarafından düzenlenen tekrarlanan hava ve roket saldırılarına maruz kaldığı ifade ediliyor. Sudan ordusundan saldırıya ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntüde, Kuzey Kurdufan'daki el-Ubeyd şehrinde bulunan televizyon binasının yıkımı görülüyor.Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntüde, Kuzey Kurdufan'daki el-Ubeyd şehrinde bulunan televizyon binasının yıkımı görülüyor.

Karşılıklı İHA saldırılarının arttığı süreçte, HDK’nin perşembe ve cuma günleri arasında Cebel Evliya bölgesine iki gün içinde ikinci kez saldırı düzenlediği bildirildi. Ayrıca Omdurman’ın güneyindeki es-Salha bölgesinde bir askerî aracın hedef alındığı ve tamamen yandığı kaydedildi. Son günlerde Kosti ve Rabak kentleri ile Güney Kurdufan eyaletindeki Kadugli ve Dilling bölgelerine yönelik saldırıların arttığı, bu saldırılarda siviller arasında can kayıpları ve maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

"Kuruluş" para birimini yasaklıyor

Siyasi ve ekonomik gelişmeler kapsamında ise, Nyala merkezli paralel hükümetin başkanı Muhammed et-Taşı, Haziran 2024’ten sonra basılan ve Sudan Merkez Bankası Başkanı Berri es-Sıddık Ali Ahmed imzasını taşıyan kâğıt paraların kullanımını derhal ve tamamen yasaklayan bir karar yayımladı. Karara göre, yalnızca eski başkan Hüseyin Yahya Cengul döneminde basılan paralar geçerli sayılacak. Yasaklı paraların kullanımının “ekonomik suç” ve “ulusal güvenliğe tehdit” olarak değerlendirileceği belirtilirken, ihlaller için para müsaderesi, varlıkların dondurulması ve derhal cezai işlem uygulanması öngörülüyor. Ayrıca bankalar ve güvenlik birimlerine kararı derhâl uygulama talimatı verildi.


Trump neden Zeydi’ye gülümsüyor?

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
TT

Trump neden Zeydi’ye gülümsüyor?

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)

Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi ittifakı, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden adaylığına yönelik ABD’nin rahatsız edici vetosundan, Başkan Donald Trump’ın görevlendirilen isim Ali ez-Zeydi’ye gönderdiği dikkat çekici tebrik mesajına uzanan çarpıcı bir süreçten geçti.

27 Ocak 2026’da Trump, Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi halinde Irak’a verilen desteği kesmekle tehdit etmişti. Bu tarihten 93 gün sonra ise Washington, Bağdat’taki Şii siyasi güçleri şaşırtarak genç aday Zeydi’yi tebrik etti, ondan ‘terörden arındırılmış bir hükümet’ kurmasını istedi ve ardından Washington’a davet etti. Tahran ise bu gelişmelere henüz resmi bir tepki vermedi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın salı günü Zeydi ile yaptığı telefon görüşmesi, Trump’ın doğrudan temasının ön hazırlığı olarak değerlendirildi. Bu temas, Şii blokların üzerinde uzlaştığı bir isim olan Zeydi’yi, muhtemel ancak içeriği belirsiz bir anlaşmanın vitrini haline getirdi.

Normal şartlarda İran’a yakın Iraklı grupların, ABD ile bu tür dostane temaslara sert tepkiler vermesi ve kamuoyunda Washington ile normalleşmeye karşı yoğun eleştiriler yürütmesi beklenirdi. Ancak Trump’ın tebrik mesajının üzerinden 24 saat geçmesine rağmen bu yönde bir tepki görülmedi.

Aksine, ‘direniş ekseni’ olarak bilinen çevrelerin önde gelen isimleri, kamuoyunda Zeydi’ye hükümetine ‘güçlü isimler’ dahil etmesi yönünde tavsiyelerde bulunmakla yetindi ve medya üzerinden çok sayıda öneri sundu.

Zeydi, isminin ilk kez sızdırılmasından sadece iki saat sonra Bağdat’taki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda göreve atandı. İsmin, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Bağdat ziyaretiyle ilgili haberlerden kısa süre sonra aniden gündeme gelmesi dikkat çekti. Bu süreçte İran’ın şartlarını dayatıp dayatmadığı ya da kendi iradesi dışında bir uzlaşıya mı razı olduğu ise belirsizliğini koruyor.

Zeydi’ye hükümeti kurma görevinin verilmesi, Washington ile Tahran arasında sıkışmış bir ülke olan Irak’ta, iki gücün Bağdat üzerindeki etkisini sürdürme mücadelesinin ortasında gerçekleşti. Bu gelişme, taraflardan birinin üstünlük sağlamasının işareti olabileceği gibi, uzun süredir rekabet halindeki iki güç arasında bir uzlaşının sonucu olarak da değerlendiriliyor.

ABD ile İran arasında yaşanan gerilim ve sonrasındaki zorlu müzakere süreci öncesinde, Şii siyasi gruplar kabul edilebilir bir başbakan üzerinde uzlaşmakta zorlanıyordu. Washington’un Maliki’ye yönelik vetosu, ittifakın seçeneklerini daraltarak tarafları yeni arayışlara itti.

Son gelişmeler ışığında Ali ez-Zeydi ismi, bu çıkmazdan bir çıkış yolu olarak öne sürülse de, onu bu noktaya taşıyan olası anlaşmanın niteliği hâlâ soru işaretleri barındırıyor.

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmakla görevlendirilmesinden bu yana Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklar azaldı.Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmakla görevlendirilmesinden bu yana Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklar azaldı.

Küçük bir kapı anahtarı

Siyasi kulislerde yürütülen tartışmalara katılan birçok kişi, Zeydi’nin ‘daha geniş bir anlaşmanın küçük kapısını açan anahtar’ olduğu görüşüne eğilim gösteriyor. Bu değerlendirmelere göre Trump, Bağdat’taki etkili bir aktörden gelen ve açık bir Amerikan taahhüdü olmaksızın beklemeye değer görülen bir tekliften haberdar olmuş olabilir.

Kaynaklar, Zeydi’nin Koordinasyon Çerçevesi içindeki karar mekanizmasına sonradan dahil olmadığını, aksine uzun süredir ‘etkili tarafların masasındaki kazanan kartlardan biri’ olarak varlığını sürdürdüğünü belirtiyor.

Siyasi çevrelerde, Zeydi’nin başbakanlıkla görevlendirilmesinin akıbetine ilişkin iki temel senaryo öne çıkıyor. İlkine göre, kurulacak hükümet Irak parlamentosundan güvenoyu alamazsa, ittifak bu süreçte siyasi tıkanıklığı aşmak için zaman kazanmış olacak ve alternatif isimleri devreye sokacak. Bu yaklaşım, görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin daha önce izlediği taktiklerin devamı olarak değerlendiriliyor.

İkinci senaryoda ise Zeydi’nin parlamentodan güvenoyu alarak iki yıl ya da daha kısa süreli bir geçiş hükümeti kurması öngörülüyor. Bu durumda erken seçim ihtimali gündeme gelse de Mukteda es-Sadr ile örtük bir uzlaşı olmadan bunun gerçekleşmesinin zor olduğu ifade ediliyor.

Bu senaryonun hayata geçmesi için Bağdat yönetiminin bazı silahlı grupları ‘günah keçisi’ olarak feda etmesi gerektiği ve bunun da Sadr için olumlu bir gelişme olacağı yorumları yapılıyor.

Öte yandan, Zeydi’nin göreve geliş biçimi ve bölgesel aktörlerden hızlı destek alması, üçüncü bir ihtimali de gündeme taşıyor. Buna göre, ABD ile önceden hazırlanmış bir anlaşma söz konusu olabilir. Bu çerçevede, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın rolü öne çıkarken, kulislerde Çin’in bölgedeki etkisinin sınırlandırılmasına yönelik planlar konuşuluyor.

Bu senaryoya göre, Trump’ın dikkat çekici tebrik mesajını teşvik eden anlaşma kapsamında Washington’un Bağdat’ta önemli kazanımlar elde etmiş olabileceği, buna karşılık İran üzerindeki baskıyı görece azaltmış olabileceği değerlendiriliyor. Alternatif olarak ise Tahran’ın etkisinin zayıfladığı ve Bağdat’taki güçlü aktörlerin ekonomik yaptırımları önlemek, Irak’ın uluslararası izolasyonunu derinleştirmemek ve İran’ın daha fazla kuşatılmasını engellemek amacıyla harekete geçtiği ifade ediliyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği iki hava saldırısında 5 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği iki hava saldırısında 5 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan’ın güneyinde İsrail hava saldırıları bugün de devam etti. Şafak vakti düzenlenen saldırılarda en az 5 kişi hayatını kaybederken, birçok yerleşim yeri ağır hasar aldı.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda can kayıpları artıyor. Bugün yaşanan gelişmeler şu şekilde kaydedildi:

İklim el-Tuffah Bölgesi: Şafak vakti Luveyze kasabasında bir evin hedef alınması sonucu 3 kişi hayatını kaybetti.

Kefr Deccal - Nebatiye Yolu: İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) seyir halindeki bir aracı vurması neticesinde 2 kişi yaşamını yitirdi.

Şarku’l Avsat’ın NNA’dan aktardığına göre perşembe gününü cuma’ya bağlayan gece yarısı Şukin kasabasına düzenlenen hava saldırısında 2 vatandaş hayatını kaybetti, aralarında Şukin Belediye Başkanı Hüseyin Ali Ahmed'in de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı sonucu çok sayıda konut yıkılırken, mahallede "devasa" çapta hasar meydana geldi.

İsrail savaş uçaklarının gece saatlerinde Doğu ve Batı Zevter beldeleri ile Zevter-Deyr Siryan arasındaki nehir yatağına şiddetli hava saldırıları düzenledi. Ayrıca sabaha karşı Haruf kasabasındaki el-Kala mahallesinin de hedef alındığı bildirildi.

Trump’ın Ateşkesine Rağmen Tansiyon Düşmüyor

Bölgedeki bu karşılıklı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmelerin ardından nisan ortasında ilan edilen ve 23 Nisan'da uzatılan ateşkese rağmen durdurulamıyor. Ateşkes kararına rağmen İsrail ordusu ve Hizbullah arasındaki çatışmalar sahada etkisini hala sürdürüyor.