Subhi Franciye
Suriye ve İsrail arasında güney Suriye'de askeri olarak gerilimin artması korkusu, özellikle bölgesel güvenlik, genel olarak da uluslararası güvenlik ve ekonomi üzerindeki etkisi nedeniyle giderek artıyor. Güney Suriye ve İsrail sınırında Suriye ve İsrail birlikleri yığınak yapıyor ve İsrail'in müdahaleleri Suriye halkının öfkesini körüklüyor, bölgesel tarafların ve Batı'nın gerilimin artmasını önleme ve şiddet yerine diyaloğu önceliklendirme çabaları arasında siyasi müzakere sürecini tehdit ediyor.
Satır aralarında ise bölgedeki İran hücreleri ve milisleri, yeniden faaliyete geçmek ve “direniş” anlatısı için halk desteği toplamak üzere hızlı adımlar atmalarına imkân sağlayacak yeni bir fırsat için hazırlanıyor. Al-Majalla, Suriye istihbaratının, Hizbullah hücrelerinin, Irak milislerinin ve eski rejimin kalıntılarının, güneyde gerilimin tırmanması durumunda güney Suriye'de Suriye hükümetine karşı saldırılar başlatmaya hazırlandığına dair bilgilere ulaştığını öğrendi. DEAŞ hücrelerinin, Uluslararası Koalisyonun operasyonları ve Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Suriye genelinde güvenlik güçlerinin takibi sonucunda hem Suriye hem de Irak'ta kaybettiği nüfuzu yeniden kazanmak için bu gerilimden faydalanma olasılığı da göz ardı edilmiyor.
Gerilimi tırmandırma son dakikada engellendi
Askeri gerilimin ilk belirtileri, Suriye hükümetinin Süveyda’da Şeyh Hikmet el-Hicri'ye bağlı askeri grupların, Süveyda sınırındaki bölgelerde Suriye ordusu ve iç güvenlik kuvvetlerinin mevzilerine saldırılar düzenlemeye hazırlandığına dair bilgi almasının ardından, 19 Ekim Pazartesi gecesi ortaya çıktı. Suriye hükümetine ulaşan bilgiler, Süveyda’daki grupların bu eylemleriyle, hükümeti onlara karşılık vermeye kışkırtmayı amaçladıklarına ve bunun da İsrail'i Dürzileri koruma bahanesiyle Suriye'ye çekmeyi hedeflediğine işaret ediyor. Şam, elde ettiği bu bilgiyi müttefiklerine iletti ve gerilimin bu hatların ötesine geçmesini, çevredeki köylere ulaşmasını önlemek için proaktif bir hamlede bulunarak, Süveyda ile olan cephe hatlarına askeri takviyeler göndermeye başladı. Şam, İsrail tarafının bir noktada kendisini Süveyda’daki gruplarla doğrudan bir çatışmaya çekmek istediğinin farkında. Bu çatışma, İsrail'in güney Suriye'ye büyük ölçekli hava ve kara müdahalesinin gerekçesi olarak hizmet edecektir.
Siyasi hamleler ve hızla harekete geçen arabuluculuk çabaları 20 Ekim Salı günü başladı. Washington, bölgesel taraflar ve Körfez ülkeleri, bölgedeki gerginliğin artmasını önlemek için diplomatik çabalara girişti; zira bunun etkileri ve sonuçları tüm bölgeyi etkileyecek ve bir noktada ABD Başkanının Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından geliştirilen “barışçıl bir Ortadoğu” projesi vizyonuyla çatışacaktı. Suriye'de ise Suriye hükümeti ile Şeyh Hicri arasında müzakereleri kolaylaştırmaya çalışan önde gelen Suriyeli Dürzi şahsiyetler ve Avrupalı arabulucular öncülüğünde arabuluculuk ve müzakere çabaları başladı. Süveyda ve Şam arasında mesajları ileterek gerginliğin tırmanmasını önleme yolunun taşlarını döşediler. Kaynaklara göre, bu birleşik çabalar Salı gecesi gerginliğin artmasını önlemeyi başardı. Bu başarı, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Ürdün'den helikopterle güney Suriye üzerinden 21 Ekim Çarşamba günü Şam'a varmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.
Suriye ilk kurşunu atan taraf olmak istemiyor ve gerilimin yükselmesini önlemek için her türlü çabayı gösteriyor. Ancak, tek taraflı bir gerilimi azaltma isteği, bunu önlemek için yeterli değil
Salı akşamı varılan gerilimi önleme anlaşması, kaynaklara göre kırılgan ve her an çökebilir, bu da güney Suriye'yi uzun süre devam edebilecek çok taraflı bir çatışmaya sürükleyebilir. Bu mesele, çarşamba günü Şam'da Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında yapılan görüşmelere de hâkim oldu. Kaynaklar, Suriye tarafının ABD Özel Temsilcisi’ne, Suriye'nin hâlâ İsrail ile müzakereleri ve siyasi bir çözümü tercih ettiğini, ancak askeri olmayan bir çözüme meyletmesinin İsrail ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlıksız olduğu anlamına da gelmediğini bildirdiğini söyledi. Suriye tarafı, İsrail'in Suriye'deki davranışlarının, Tel Aviv'in Şam ile siyasi bir çözüm ve güvenlik anlaşması istediği konusunda olumlu bir gösterge olmadığını vurguladı.
ABD Özel Temsilcisi, Washington'un gerginliğin artmasını önlemek için her türlü çabayı gösterdiğini ve İsrail'e, iki taraf arasında bir anlaşmaya varılması sürecinde Suriye-İsrail siyasi görüşmelerine öncelik vermesi için baskı yaptığını vurguladı. ABD Özel Temsilcisi, Suriye’nin güneyinin Suriye ve İsrail arasında bir savaş alanı haline gelmesini önlemek için devam eden ABD baskısı göz önüne alındığında, güneyde bir çatışma riskini küçük bir olasılık olarak gördü.
Tom Barrack'ın Şam ziyareti, yaptığı açıklamalarla eş zamanlı gerçekleşti. Bu açıklamalarda, “ABD ile bir tür fikir birliği ile İsrail’in desteğini alacağı algısını kullanarak diğer Dürzilere baskı yapmak isteyen belirli bir Dürzi şeyhi” hakkındaki “endişe”lerini dile getirdi. Bununla birlikte, Şam ve Tel Aviv arasında bir uzlaşı olasılığının hâlâ mevcut olduğunu ve Şam'ın “büyük ölçekli bir yüksek gerilimi önlemek için sabırlı davrandığını” da belirtti.
Suriyeli ve Batılı çeşitli kaynaklar, kendisini önlemeye yönelik bütün çabalara rağmen güney Suriye'de gerilimin yükselmesi tehlikesinin devam ettiğini belirtti. Suriye ilk kurşunu atan taraf olmak istemiyor ve gerilimin artmasını önlemek için her türlü çabayı gösteriyor. Ancak, tek taraflı bir gerilimi azaltma isteği, bunu önlemek için yeterli değil. Kaynaklara göre, bölgesel ve Batılı siyasi çabaların büyük çoğunluğu, güney Suriye'de yüksek gerilimin bir yandan bölgesel ve uluslararası güvenlik, diğer yandan da İsrail ve Suriye güvenliği için önemli sonuçlar doğuracağına, ayrıca diğer tarafların da çatışmaya dahil olmasına yol açarak hızlı bir çözümü zorlaştıracağına İsrail tarafını ikna etmeye odaklanmış durumda.
Şam, güneyde gerilimin yükselmesini önleme yönünde hareket ediyor
ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Şam ziyaretinden bir gün sonra, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani'nin uçağı Ürdün'e iniş yaptı. Ziyaretin amacı, iki ülke arasındaki ortak konuları, özellikle de güney Suriye'deki durumu ve bunun Suriye-Ürdün güvenliği üzerindeki etkilerini görüşmekti. Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Ürdün Kralı İkinci Abdullah arasında gerçekleşen görüşmede, Şeybani, Suriye'nin geçen yıl eylül ayında Suriye, Ürdün ve Washington tarafından üzerinde anlaşmaya varılan Süveyda yol haritasına bağlılığını teyit etti. Şeybani ayrıca Ürdünlü mevkidaşı Eymen Safadi ile Güney Suriye'deki durumu ve kasım ayında yapılması planlanan Suriye-Ürdün Yüksek Koordinasyon Konseyi'nin yeni oturumu için hazırlıkları da görüştü.
Suriye Dışişleri Bakanı, Güney Suriye'de gerginliğin tırmanmasını önlemek ve ülkedeki istikrara katkıda bulunmayan İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını engellemek için diplomatik çabalara öncülük ediyor. Bakan Şeybani, son haftalarda Körfez ülkeleri, Türkiye, Washington ve Avrupa ülkeleriyle yoğun ziyaretler ve istişareler gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu görüşmeler, Suriye ve İsrail arasında artan gerilimlere siyasi bir çözüm bulmanın önemine ve İsrail'e Suriye'ye yönelik tekrarlanan askeri müdahalelerini durdurması için daha fazla baskı uygulamanın gerekliliğine odaklandı. Bu müdahaleler son zamanlarda yoğunlaşarak Suriye'de halkın öfkesini körüklüyor ve siyasi müzakere süreci önünde engeller oluşturuyor.
Suriye'deki Lübnan Hizbullahı hücreleri ve Irak milisleri, geri dönmek için önlerinde altın bir fırsat bulacaklar. Bu fırsatı, Suriyelileri uyardıkları şeyin gerçekleştiğine ve İsrail ile mücadelenin tek yolunun direniş olduğuna ikna etmeye çalışmak için kullanacaklar.
İsrail'in Suriye'ye yönelik müdahalelerinin ivmesi ekim ayı boyunca önemli ölçüde arttı, Kuneytra ve Dera'daki köylerde neredeyse günlük olaylar haline geldi. Bu müdahaleler ayrıca Suriye vatandaşlarının gözaltına alınmasını ve bu köylerde geçici kontrol noktalarının kurulmasını da içerdi. Resmi olmayan istatistiklere göre son iki haftada İsrail 12'den fazla saldırı gerçekleştirdi, 8'den fazla gözaltı yaptı, tarım alanlarını bombaladı ve geceleyin işaret fişekleri attı. Bu durum, Tel Aviv'de tasarlanan, 2022'de İsrail tarafından uygulamaya sokulan “Sufa 53 Projesi” olarak bilinen planı uygulamak için İsrail'in Suriye içindeki operasyonlarını artıracağı yönündeki Suriye ve bölgesel endişelerin ortasında yaşanıyor. Bu endişeler, özellikle bölgeye kara yoluyla bir İsrail müdahalesinin önünü açmak amacıyla, güney Suriye'de askeri çatışma kararı alınması halinde askeri yeteneklerini pekiştirmek için İsrail'in Süveyda'daki gruplara askeri destek gönderdiğine dair artan haberler ile daha da büyüyor.
İsrail'in eylemlerine karşı Suriye'deki öfke yeni boyutlara ulaştı; son günlerde birçok Suriye bölgesinde İsrail müdahalesini protesto eden kitlesel gösteriler düzenlendi. İsrail'in tekrarlanan müdahaleleri ve Suriye'deki öfke düzeyi, Suriye rejiminin devrilmesinden ve yeni Suriye yönetiminin Suriye'yi yeniden inşa etmeye, komşu ülkelerin ve dünyanın güvenliğine ve siyasetine karışmamaya odaklanan bir politikaya geçiş yapmasından sonra Ortadoğu'nun önüne çıkan tarihi fırsata bir tehdit olarak yorumlanabilir. Güney Suriye'de ilk kurşun sıkıldıktan sonra tekrar ortaya çıkmayabilecek bu fırsatın başarısız olmasının, özellikle bölgeyi başlangıç noktasına geri döndürebileceği için Ortadoğu'nun çok ötesinde yankıları olacaktır. Ayrıca, Suriye rejiminin devrilmesinden ve Washington'un bölgede İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlardan bu yana etkisi azalan güçler ve ülkeler için de kapıyı yeniden aralayacaktır.
İlk kurşun sonrası senaryolar
Birçok kişi, Suriye'deki yüksek tansiyon ve artan İsrail faaliyetleri hakkındaki konuşmaları, gözlemcilerin ve politikacıların Ortadoğu'nun bir sonraki aşamasını şekillendirmede önemli bir faktör olarak gördüğü 27 Ekim Salı günü yapılacak İsrail seçimleri ve sonuçlarıyla ilişkilendiriyor. Bu arada, bazı gözlemciler Tel Aviv'in Suriye ve Lübnan'daki politikalarının, bölgedeki nüfuz sınırlarını yeniden çizmeye yönelik adımlar olduğunu düşünüyor. Bu adımlar, alevleri bölge sınırlarının ötesine yayılacak ve yankıları Ortadoğu'nun güvenlik ve istikrarının ötesine uzanacak bir savaşı ateşleyebilir.
Aşağıdaki maddeler ile Majalla, Şam ve Tel Aviv arasında Suriye'de yaşanabilecek askeri gerilimin olası senaryolarını ve Ortadoğu ile uluslararası güvenlik üzerindeki yankılarını özetlemeye çalıştı. Zira ilk kurşunun etkileri Suriye topraklarıyla sınırlı kalmayacak, yankıları sınırların ötesine uzanacaktır. Gerilimin ilk kurşunu, yakın gelecekte tekrarlanmayacak siyasi projelerin sonu ve geçmişi beraberinde sürükleyen ve geleceği tüm jeopolitik, askeri ve ekonomik düzeylerde karmaşıklaştıran bir aşamanın başlangıcı olabilir.
-Suriye-İsrail gerilimi, özellikle Suriye'de kontrolsüzce dolaşan milyonlarca silah göz önüne alındığında, Suriye hükümetinin uluslararası destekle yürüttüğü tüm istikrar çabalarına bir tehdit oluşturmaktadır. Bu gerilimin yol açacağı kaos, Suriye güvenliğini olumsuz etkileyecek, DEAŞ hücrelerine düşman İsrail ile mücadele ve Kudüs'ü özgürleştirme anlatısıyla beslenerek yeniden toparlanma ve yeni savaşçılar kazanma konusunda tarihi bir fırsat sunacaktır. Güney Suriye'de zaten birçok cephede mücadele eden Suriye hükümeti, DEAŞ’ın Suriye ve Irak'ta, hatta belki de bir noktada Lübnan'da yeniden ortaya çıkmasına karşı koyamayacaktır. Bu durum, örgütün Arap ve Batı ülkelerindeki eleman kazanma çabalarıyla daha da karmaşık hale gelecektir. Bu ise DEAŞ'a karşı kurulan uluslararası koalisyonun kazanımlarını tehdit ederek başlangıç noktasına geri dönme tehdidi oluşturmaktadır.
- Lübnan ve Irak'taki İran milisleri, Suriye'deki hücreleriyle birlikte (direniş ekseni), son üç yılda Suriye, Lübnan ve Irak'ta yaşadıkları tüm kayıplardan sonra yeni bir tarihi fırsat elde edeceklerdir. Lübnan'da eşi benzeri görülmemiş bir zayıflık içinde olan ve Suriye'de günlük olarak takip edilen Lübnan Hizbullahı, İsrail'e karşı bir direniş hareketi olarak yeniden ön plana çıkacak ve direniş anlatısını yeniden kullanarak Lübnan'daki halk desteğini güçlendirecektir. Suriye'deki Hizbullah hücreleri ve Irak milisleri, geri dönmek için altın bir fırsat yakalayacak ve bunu Suriyelileri, uyardıkları şeyin gerçekleştiğine ve İsrail’e karşı mücadelede tek çözümün direniş olduğuna ikna etmek için kullanacaklardır. Iraklı milisler, Irak hükümetine silahlarını teslim etmeme ve ülkeyi ve direnişi korumak için gerekli olan bu silahlara sıkıca tutunma anlatılarını desteklemek için uzun zamandır bekledikleri bir fırsata sahip olacaklardır.
-Ekonomisinin çökmesi ve topraklarında ABD-İsrail askeri geriliminin yeniden tırmanması tehdidi nedeniyle önemli krizlerle karşı karşıya olan İran, Suriye'deki askeri gerilimi büyük bir dönüm noktası olarak görecektir. Bu gerilimden faydalanarak ABD-İsrail'in dikkatini dağıtabilir, Suriye, Lübnan ve Irak'taki hücrelerine desteğini artırabilir, İran içinde direniş anlatısını güçlendirebilir ve belki de uluslararası endişelerden, Ortadoğu'daki kaostan yararlanarak uranyum zenginleştirme programının ve mevcut stokların yeni yerlere transferini hızlandırabilir.
Suriye'deki askeri gerilimin çok sayıda ve önemli sonuçları olacaktır, potansiyel olarak küresel siyasi ve güvenlik ortamını yeniden şekillendirebilir ve birçok ülkenin ekonomik ve güvenlik kaynaklarını tehdit edebilir
-Dahası, Suriye'deki askeri gerilim ve onu takip edecek Ortadoğu'daki kaos, bölgenin ve dünyanın güvenliğini tehdit eden uyuşturucu kaçakçılığının yeniden canlanması için yeni bir kapı açacaktır. Yollar ve sınırlar bu ticaret için daha az tehlikeli hale gelecek, öncelikler değiştikçe bölgedeki uyuşturucuyla mücadele operasyonları azalacaktır. Ortadoğu'da uyuşturucu kaçakçılığının yeniden canlanması, Lübnan Hizbullahı ve İran milislerinin bölgedeki en hayati ekonomik damarı için yeni bir fırsat anlamına geliyor.
-Suriye ve İsrail arasında askeri gerilim, bölgedeki petrol ve enerji boru hattı projeleri için felaket bir dönüm noktası olacaktır. Birçok ülke bu projeleri, İran ve Yemen'deki vekil gücü (Husiler) tarafından Hürmüz Boğazı ve Babul Mendeb'de dünyaya ve bölge devletlerine şantaj yapılmasını önlemek için hayati önemde görüyor. Alternatif enerji ve tedarik boru hattı projelerinin çökmesi, İran'ın jeopolitik nüfuzunu yeniden tesis ederek, kazanımlar elde etmek ve bölgenin ve dünyanın güvenliğini tehdit eden istikrarsızlaştırıcı etkisini sürdürmek için küresel ekonomiye baskı yapmasına imkân tanıyacaktır.
- Şüphesiz ki, Suriye ve İsrail arasındaki siyasi sürecin çökmesi, Trump'ın barışçıl bir Ortadoğu kurmayı ve Ortadoğu barış planının önünü açmayı amaçlayan projesi için önemli olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Trump yönetimi bu planı, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin sunduğu bir fırsat olarak görüyor; bu fırsat, 2023 sonrası yeni bölgesel düzenin çökmesi durumunda bir daha görülmeyebilir. Ayrıca, Ortadoğu'daki olası bir kaosun, Washington'un kısa veya uzun vadeli emellerine hizmet etmeyebilecek şekilde ittifakları yeniden şekillendirmek için yeni fırsatlar yaratacağı da açıktır.
Suriye'deki askeri gerilimin çok sayıda ve önemli sonuçları, potansiyel olarak küresel siyasi ve güvenlik ortamını yeniden şekillendirebilir ve birçok ülkenin ekonomik ve güvenlik kaynaklarını tehdit edebilir. Bu sonuçların ciddiyeti, siyasi çevreler için caydırıcı ve teşvik edici bir unsur olarak da işlev görebilir ve onları, Ortadoğu'da güvenlik ve ekonominin geleceğini şekillendiren tek araç olarak kurşunların kullanılmasını önlemek için daha fazla çaba göstermeye yönlendirebilir.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."