Libya’da Dibeybe ve Seyfulislam’ın adaylığına ilişkin tartışmalar hız kazandı

Menfi, seçimlerin başarılı geçeceğine dair söz verdi.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi, Trablus’ta BM misyonundaki başkanlık görevinden çekilen Kubis ile görüştü.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi, Trablus’ta BM misyonundaki başkanlık görevinden çekilen Kubis ile görüştü.
TT

Libya’da Dibeybe ve Seyfulislam’ın adaylığına ilişkin tartışmalar hız kazandı

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi, Trablus’ta BM misyonundaki başkanlık görevinden çekilen Kubis ile görüştü.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi, Trablus’ta BM misyonundaki başkanlık görevinden çekilen Kubis ile görüştü.

Libya Yüksek Seçim Komisyonu, daha önce 28 Kasım olarak belirlenen sürenin sona ermesine rağmen seçmen kartının teslim süresini gelecek çarşamba gününe kadar uzattı. Ayrıca Başbakan Abdulhamid Dibeybe’nin adaylığına ve Seyfülislam Kaddafi’nin ‘seçimlerden uzak tutulma kararına’ yönelik itirazlar ülkedeki seçim atmosferinde yaşanan tartışmaları artırdı.
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ‘seçimlerin özgür ve adil olması, sonuçları Libya halkının iradesini yansıtması ve demokratik sürecin tüm koşullarının yerine getirilmesi için gerekli tüm güvenceleri sağlayarak’ yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimlerinin başarısı için yoğun bir çaba sarf ettiğini açıkladı.
Menfi, kısa süre önce Libya’daki Birleşmiş Milletler (BM) misyonunun başkanlığı görevinden istifa eden Jan Kubis ile 28 Kasım’da başkent Trablus’ta bir araya geldiğini, Slovak diplomatın ‘cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimlerinin belirtilen tarihte yapılması için uluslararası örgüte desteğini’ yinelediğini belirtti. Kubis görüşmede uluslararası toplumun, Libyalıları istikrar ve barış aşamasına taşıyacak bu önemli başarıyı sabırsızlıkla beklediğini vurguladı.
Trablus İstinaf Mahkemesi Birinci Derece Temyiz Komitesi, 28 Kasım’da Seçim Komisyonu ve Başkanı İmad es-Sayeh aleyhine temyiz başvurusunda bulundu. Aynı şekilde Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe’nin cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığına karşı birçok itiraz aldı. Ayrıca aktivistler de ‘başka bir uyruğa mensup’ olmasının ‘seçimlerden uzak tutulması için yeterli bir neden’ olduğunu bildirdi.
Sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı ülkede Sebha İstinaf Mahkemesi 28 Kasım’da devrik lider Muammer Kaddafi’nin ikinci oğlu Seyfülislam’ın avukatının ‘oğul Kaddafi’nin yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden uzak tutulması’ kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu inceledi.
Yerel medya organlarında konuya dair çıkan haberlerde şu ifadeler yer aldı:
“İtirazı incelemekte görevli üçüncü hakim mahkeme merkezine gelerek duruşmanın gecikmesi ve mahkeme ile yargı mensupları için yeterli çoğunluk sağlanamaması nedeniyle duruşmanın ertelendiğini açıkladı.”
Seçim Komisyonu, geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, ‘sayıları 2 milyonu aşan seçmen kartlarının teslim alınmasına katılımın artması’ gerekçesiyle oy pusulası teslim süresinin uzatıldığını açıkladı. Seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlara bu fırsatı değerlendirme ve ülkenin geleceğine ilişkin vizyonlarına karar verme yolunda kartlarını teslim alma sürecini hızlandırma çağrısı yaptı.
1906 sandık merkezine teslim edilen seçmen kartı sayısı iki milyonu aştı.
Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Sayeh, seçim süreçlerinin uygulanmasına ilişkin uluslararası standartlar doğrultusunda, gelecek 24 Aralık’ın sandık oylama günü olmasını sağlayacağını söyledi. Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin eş zamanlı olmasının, çoğu siyasi partinin üzerinde ısrar ettiği koşullardan biri olduğuna dikkat çeken Sayeh, Temsilciler Meclisi’nin parlamento seçimlerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuyla yapılmasına onay verdiğini bildirdi.
‘Libya’da güvenlik durumunun nispeten istikrarlı olduğu’ iddia ediliyor. Ancak buna rağmen, ‘kanun kaçağı silahlı grupların bazı güvenlik olaylarına karıştığı’ belirtildi.
Diğer yandan Müslüman Kardeşler (İhvan) grubu medyasının önde gelen isimlerinden, eski Ulusal Kongre üyesi Mahmud Abdülaziz geçen cumartesi günü başkent Trablus’ta güvenlik güçleri tarafından saldırıya uğrayarak darp edildi.
Görgü tanıkları, saldırının Ebu Salim kasabasında sahiplerine teslim edilmeyen seçim kartlarını almaya çalışması nedeniyle gerçekleştiğini söyledi. Güvenlik görevlileri, Abdülaziz’in yetkili makamlardan önceden izin almaksızın seçim sürecini şüpheye düşürmek için komisyon binası içinde gizlice çekim yaptığını belirtti.
Halid el-Mişri başkanlığındaki ‘Devlet Yüksek Konseyi’, İçişleri Bakanlığı’na ‘saldırılar hakkında soruşturma açması ve faillerden hesap sorması’ çağrısında bulunurken seçmen kartlarının kaydedilmesi ve teslim alınmasında sıkça karşılaşılan usulsüzlük haberlerinden duyduğu derin endişeyi ifade etti. Konsey, ‘sistematik dolandırıcılık’ olarak nitelendirdiği bu olaylardan Seçim Komisyonu’nu sorumlu tuttu.
Seçim Komisyonu’ndan şu açıklama yapıldı:
“Bazı vatandaşların seçim sürecini izleme ve takip etme görev ve eylemlerini herhangi bir hukuki ehliyet olmaksızın icra etmeleri, uluslararası standart ve ilkelere tabi bir seçim sürecinin uygulanmasını düzenleyen kanun ve yönetmeliklere aykırıdır.”
Seçim merkezleri komiteleri üyelerine soruşturma yapılmasının ve onay olmadan içeride video çekilmesinin de komisyon tarafından onaylanan medya temsilcileri yönetmeliği hükümlerine aykırı olduğu belirtildi. Ayrıca herkese, ‘şiddetten, nefret söyleminden ve ayaklanmadan vazgeçme, iyimserlik ve pozitiflik ruhunu yayma’ çağrısı yapıldı.
Diğer taraftan 28 Kasım’da Adalet Bakanı Halime el-Buseyfi, Sebha mahkemesinde tanık olduğu olaylarla ilgili devam eden soruşturmaları takip etmek ve mahkemelerdeki iş akışını denetlemek için Sebha şehrini ziyaret etti.
Adalet Bakanlığı, Sebha’daki mahkeme binasına yapılan saldırıyla ilgili olarak, bu ‘ciddi’ olayın koşullarının araştırılması için bir komite kurdu ve failleri adalete teslim etme sözü verdi. Bakanlık, ‘mahkemelerin korunmasının’ adli polisin asli bir yetkisi olduğu göz önüne alındığında, güvenlik desteği talebinin bakanlığın resmi yazışmaları yoluyla yapıldığına dikkat çekti.
Sebha’daki güvenlik yetkilileri, Ulusal Ordu (LUO) güçlerinin 115. Tugayı’nı Temyiz Mahkemesi binasına saldırmakla suçladı. Sebha Emniyet Müdürlüğü ve Sebha’daki polis karakolu olaydan 115. Ordu Tugayı’nı sorumlu tuttu. Tugayı oğul Kaddafi’nin avukatının ‘seçimlerden uzak tutma’ kararına itiraz etmesini engellemek için Sebha Mahkemesi’ne saldırmakla suçladı.                                                              
Tarafların bildirdiğine göre orduya bağlı iki taburun unsurları, geçen perşembe günü mahkeme binasına 6 ağır silahlı askeri araçla saldırıda bulundu. Silahlı unsurların Temyiz Mahkemesi’ne girdiğini, yargıçları ve polisleri zorla dışarı çıkardığını aktardılar.
Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, Hollanda’daki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bulunan Libya Büyükelçiliği’nden ve heyetinden, ‘yalnızca Libya temsilcisi aracılığıyla iletişim kurmalarına izin verileceğini mahkemeye bildirmelerini’ istedi. Ayrıca Dışişleri Bakanlığı’ndan izin alınmadıkça Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde herhangi bir görüşme veya ziyaret düzenlenemeyeceğini vurguladı. Bakan, mesajın içeriğini mahkemeye bildirme ve buna ayak uydurma çağrısı yaparken ihlal edenleri de sorumluluklarını üstlenmeleri konusunda uyardı.
Söz konusu adım, Dışişleri Bakanlığı’nın dış davaların Uluslararası Mahkeme nezdinde yapılmasını takipten sorumlu organ olduğu göz önünde tutularak, ‘özellikle 2011 tarihli 1970 sayılı Uluslararası Güvenlik Kararı’nın uygulanması olmak üzere’ Libya devletinin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi çerçevesinde atıldı.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.