Suudi Arabistan ve BAE ortak açıklamasında, köklü ilişkilere ve tarihi bağlara vurgu yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi önceki gün Abu Dabi Veliaht Presi tarafından kabul edilirken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi önceki gün Abu Dabi Veliaht Presi tarafından kabul edilirken (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve BAE ortak açıklamasında, köklü ilişkilere ve tarihi bağlara vurgu yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi önceki gün Abu Dabi Veliaht Presi tarafından kabul edilirken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi önceki gün Abu Dabi Veliaht Presi tarafından kabul edilirken (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Abu Dabi ziyaretinin ardından Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yapılan ortak açıklamada, iki ülkenin liderlerini ve halklarını birleştiren kardeş ilişkilere ve köklü tarihi bağlara vurgu yapıldı.
Açıklamada, güvenlik, refah, kapsamlı kalkınma ve iki ülke halklarının özlemlerini sağlayan daha iyi bir gelecek inşa etmeye yönelik stratejik işbirliğinin yanı sıra ekonomik, ticari ve kalkınma entegrasyonunu geliştirmek için çaba gösterildiği belirtildi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in direktifi doğrultusunda Salı günü BAE’ye ziyaret gerçekleştirdi.
Suudi Veliaht Prens, Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya gelerek BAE’nin 50. kuruluş yıldönümü vesilesiyle hükümet ve halkını tebrik etti. Muhammed bin Selman ayrıca, BAE’nin çeşitli alanlarda gösterdiği başarıya övgüde bulunarak, ülke içerisinde refah, güvenlik ve istikrar diledi.
Görüşme sırasında iki ülke arasındaki ilişkilerin çeşitli yönleri, stratejik işbirliği ve ortak entegrasyon sebebiyle elde edilen sürekli başarılarının yanı sıra, ilişkileri güçlendirmenin ve geliştirmenin yolları gözden geçirildi.
Taraflar siyasi, güvenlik, askeri, ekonomik ve kalkınma alanlarında aralarındaki seçkin işbirliği düzeyi ve Suudi Arabistan Kralı ile BAE Devlet Başkanı Şeyh Halife bin Zayed Al Nahyan’ın direktiflerince kurulan Suudi Arabistan- BAE Koordinasyon Konseyi çatısı altında sağlanan işbirliğine övgüde bulundu. Konseyin bundan sonraki süreçte tüm alanlardaki rolünü güçlendirme ve geliştirme konusunda kararlılığın vurgulandığı görüşmede, stratejik çıkarlara hizmet etmenin yanı sıra iki ülke arasındaki kardeşlik, işbirliği ve ortaklık bağlarını güçlendirmeyi amaçlayan vizyonunun somutlaştırılması masaya yatırıldı.
Taraflar, stratejik ortaklığı güçlendirmek ve ortak yatırımları ikiye katlamak adına ekonomik potansiyellere ve seçkin fırsatlara değinerek, her iki ülkedeki yatırıcımlar için gelecek vaat eden alanların önemini vurguladı.
Enerji alanında, her iki taraf da yakın işbirliği ve OPEC + ülkelerinin küresel petrol piyasasının istikrarını artırmaya yönelik çabalara övgüde bulunarak, işbirliğini sürdürmenin önemi ile OPEC + anlaşmasına uyulması gerektiğinin altını çizdi. Görüşmede ayrıca petrol, gaz ve petrokimya sektörlerindeki ortak fırsatlarda işbirliğinin önemine değinilerek, nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanlarında işbirliğinin yanı sıra elektrik ara bağlantısı, elektrik enerjisi, ticaret borsası, yapay zeka, dijital dönüşüm, siber güvenlik, sanayi ve ileri teknolojiden yararlanarak petrol ürünlerinin ticareti alanında işbirliğinin güçlendirilmesi ele alındı.
İklim değişikliğinin de ele alındığı görüşmede, taraflar Suudi Arabistan’ın G20 başkanlığı sırasında dairesel karbon ekonomisi yaklaşımının uygulanmasına ilişkin mevcut işbirliğini geliştirmek istediğini bildirdi. Mevcut ve yenilikçi teknolojiler aracılığıyla sera gazı emisyonlarının zorluklarını ele almak ve yönetmek için kapsamlı bir çerçeve G20 grubu tarafından onaylanmıştı.
BAE, Suudi Arabistan Veliaht Prensi tarafından iklim değişikliğiyle mücadele amaçlı başlatılan Yeşil Ortadoğu Gişimi’nin yerel, bölgesel ve küresel kazanımlarının kapsamlılığına övgüde bulundu. Suudi tarafı ise, 2023 yılında İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi COP 28 Taraflar Konferansı’na BAE’nin ev sahipliği yapacak olmasından övgüyle bahsederek, özellikle iklim değişikliğinin yansımalarıyla başa çıkmak için uluslararası çabaları yoğunlaştırmaya çalışan konferansın karbon ayırma, yeniden kullanım, geri dönüşüm ve jeolojik depolamada kullanılan son teknolojilere atıfta bulundu.
Taraflar,  ayrıca sağlık, turizm, gıda güvenliği ve insani gelişme, özellikle gençlik ve kadınların iş hayatına dahil edilmesi gibi çeşitli alanlarda işbirliğinin güçlendirilmesine değinirken, Muhammed bin Selman, Expo 2020 Dubai kapsamındaki çalışmalardan ötürü BAE’yi tebrik etti. Abu Dabi Veliaht Prensi ise BAE’nin Suudi Arabistan'a Expo 2030’a ev sahipliğine verdiği desteği teyit etti.

El-Ula Bildirgesi
Suudi Arabistan ve BAE, 5 Ocak 2021'de yayınlanan ve Aralık 2015'te yapılan KİK 36’ıncı Yüksek Konsey oturumunda belirli bir takvim ve dikkatli bir takip süreci sonunda onaylanan, ekonomik birlik bileşenlerinin tamamlanması, iki ortak savunma ve güvenlik sistemi kurulması ve ortak bir dış politika geliştirilmesi de dahil olmak üzere Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in vizyonunun tam ve doğru bir şekilde uygulanması şart koşan el Ula Bildirgesi’nin içeriğine vurgu yaptı.

Filistin
Bölgesel ve uluslararası arenada her iki ülkeyi ilgilendiren gelişmeleri ele alan taraflar, konumlarını kendi çıkarlarına hizmet etmenin yanı sıra güvenlik ve istikrarı destekleyecek ve geliştirecek koordineye atıfta bulundu.
Taraflar, Filistin halkının Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Madrid Konferansı’nın yanı sıra mutabık kalınan diğer uluslararası referanslara uygun olarak başkenti Doğu Kudüs olan 4 Haziran 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve tüm meşru haklarını elde etmesine verdiği desteği kaydetti.

Yemen
Yemen konusunda her iki ülkenin Yemen krizine kapsamlı bir siyasi çözüm bulma çabalarını sürdürme konusunda aynı görüşte olduğu aktarılarak, Yemen’in birlik ve bütünlüğünü koruyan, egemenlik ve bağımsızlığına saygı duyan, iç işlerine müdahaleyi reddeden Kapsamlı Ulusal Diyalog Konferansı, BMGK’nın 2216 sayılı kararı ve Suudi Arabistan’ın Yemen krizini sona erdirme girişimine vurgu yapıldı. Her iki taraf, Riyad Anlaşması’nın uygulanmasının tamamlanması gerektiğini vurgulayarak İran destekli terörist Husi milislerin Suudi Arabistan’daki sivil yerleşim yerlerini hedef almaya devam etmesi kınadı.

Lübnan, Irak ve Sudan
Suudi Arabistan ve BAE, Lübnan'daki krizin aşılması için kapsamlı siyasi ve ekonomik reformların gerekliliğine değinerek, Lübnan’ın herhangi bir terör eylemi için bir üs, Hizbullah gibi bölge güvenliği ve istikrarını hedef alan örgütler için kuluçka merkezi veya bölge ile dünya toplumlarının güvenliğini tehdit eden uyuşturucunun kaynağı olmaması konusunda vurgu yaptı. Irak’taki seçim süreci başarısını memnuniyetle karşılayan taraflar, Irak'ın güvenliği, istikrarı ve gelişiminin yanı sıra terörün ortadan kaldırılması ve dış müdahalenin durdurulması için çalışmaya devam edecek bir Irak hükümetinin kurulmasını temenni etti. Her iki taraf ayrıca Sudan'daki geçiş aşamasına ilişkin Sudanlı tarafların vardıkları mutabakatı memnuniyetle karşılayarak,  Sudan'da güvenlik ve istikrarı sağlayacak her şeye sürekli desteklerinin yanı sıra Sudan halkına istikrar ve refah dileklerini bildirdi.

İran ve Afganistan
İyi komşuluk ve BM kararlarının yanı sıra içişlerine saygı ilkelerine vurgu yapılarak, İran'ın nükleer ve füze dosyasının bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde ve ciddiyetle ele alınmasının önemi vurgulandı. Taraflar, bölge ülkelerinin çıkarlarını, güvenliğini ve istikrarını dikkatte almaya çağırdı. Afganistan konusunun da ele alındığı açıklamada, Suudi Arabistan ve BAE güvenlik ve istikrar ile insani yardım çalışmalarının desteklenmesi gerektiği ifade edilirken, Afganistan’da teröristler ve radikal gruplar için güvenli sığınakların varlığına izin verilmemesi gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda, BAE tarafı, Suudi Arabistan'ın 19 Aralık'ta Pakistan'da yapılacak Afganistan'daki durumu görüşmek üzere İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) olağanüstü bakanlar toplantısına davetini takdir etti. Diğer yandan Suudi Arabistan da BAE’nin Afganistan’daki tahliye operasyonlarındaki çabalarına övgüde bulundu.

Suriye ve Libya
Her iki ülke, Suriye’de ‘siyasi çözümün’ tek seçenek olduğunu teyit ederek, bu bağlamda, başta 2254 sayılı Güvenlik Konseyi kararı olmak üzere ilgili uluslararası kararların uygulanmasının yanı sıra birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğünü tehdit eden bölgesel müdahale ve projelerin durdurulması için Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisinin çabalarını destekliyor. Taraflar, Suriye’deki uluslararası insani yardım çabalarını destekleme gereğini vurgulayarak, Suriye halkına desteklerini bildirdi. Libya konusunda ise her iki taraf, Libya ve BM'nin üzerinde mutabık kaldığı siyasi sonucun uygulanmasını destekleme çabalarını memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, Libya halkının birlik, barış ve istikrar özlemlerini gerçekleştirme çağrısında bulundu. Ayrıca paralı askerler ve yabancı güçlerin Libya’dan geri çekilmesi vurgusu yapıldı.
Ziyaret sonrası Suudi Arabistan Veliaht Prensi, sıcak karşılama, misafirperverlik ve beraberindeki heyet adına Al Nahyan’a teşekkürlerini iletirken, Abu Dabi Veliaht Prensi de Muhammed bin Selman’a ve Suudi Arabistan halkına teşekkür etti.



Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’dan eski Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’nin ailesine taziye telefonu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’dan eski Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’nin ailesine taziye telefonu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, eski Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin vefatı dolayısıyla oğlu Nasır Abdurabbu Hadi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman görüşmede, merhumun ailesine ve yakınlarına içten taziyelerini ve başsağlığı dileklerini iletti.

Merhumun oğlu Nasır Abdurabbu Hadi ise Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a taziye ve destek mesajı dolayısıyla teşekkür etti.


İnayati, 30 bin İranlı hacı Suudi Arabistan'dan hava yoluyla dönmeye başladı

Bu yılki Hac ibadeti sırasında İranlı hacılar (İran Büyükelçiliği)
Bu yılki Hac ibadeti sırasında İranlı hacılar (İran Büyükelçiliği)
TT

İnayati, 30 bin İranlı hacı Suudi Arabistan'dan hava yoluyla dönmeye başladı

Bu yılki Hac ibadeti sırasında İranlı hacılar (İran Büyükelçiliği)
Bu yılki Hac ibadeti sırasında İranlı hacılar (İran Büyükelçiliği)

İranlı hacıların hac ibadetlerini tamamlamalarının ardından Suudi Arabistan’dan ülkelerine dönüş süreci bugün başladı. Dönüşler, Suudi Arabistan hükümetinin hacılara sunduğu kapsamlı hizmetler eşliğinde gerçekleştiriliyor.

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Dr. Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu yıl yaklaşık 30 bin İranlı hacının hac ibadetini yerine getirdiğini belirterek, İranlı hacıların diğer tüm hacılar gibi sıcak bir karşılama ve misafirperverlikle ağırlandığını söyledi.

Bu yılki Hac ibadeti sırasında İranlı hacılar (İran Büyükelçiliği)Bu yılki Hac ibadeti sırasında İranlı hacılar (İran Büyükelçiliği)

Suudi Arabistan İstatistik Kurumu verilerine göre, bu yıl toplam hacı sayısı 1 milyon 707 bin 301 olarak kaydedildi. Bunların 1 milyon 546 bin 655’i, 165 farklı ülkeden gelerek çeşitli sınır kapılarından ülkeye giriş yapan yabancı hacılardan oluşurken, 160 bin 646’sını Suudi Arabistan vatandaşları ve ülkede ikamet edenler oluşturdu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, İslam dünyasının liderleri ve önde gelen isimleriyle düzenlenen yıllık kabul programında yaptığı konuşmada, ülkesinin Haremeyn-i Şerifeyn’e ve kutsal mekânlara hizmet etme sorumluluğuyla onurlandırıldığını belirtti. Bin Selman, Kral Abdülaziz döneminden bu yana Suudi yönetiminin hacılara hizmet etme görevini sürdürdüğünü vurguladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Mina Sarayı'ndaki yıllık resepsiyonda (SPA)

Büyükelçi İnayeti, İranlı hacıların hava yoluyla ülkelerine dönüşünün bugün başladığını ve ay sonuna kadar devam etmesinin beklendiğini ifade etti.

İnayeti, “İranlı hacıların hava yoluyla dönüş süreci bugün itibarıyla başladı. Hac ibadetlerini kolaylıkla yerine getiren hacılarımız, diğer tüm hacılar gibi sıcak bir şekilde karşılandı ve ağırlandı. Şimdi de haclarını tamamlamış olarak güven içinde ülkelerine dönüyorlar” dedi.

Bu yıl yaklaşık 30 bin İranlı hacının kutsal topraklarda bulunduğunu belirten İnayeti, bu sayının İran’a ayrılan hac kotasının yaklaşık üçte birine karşılık geldiğini söyledi. Hacıların Suudi Arabistan’a hava yoluyla ulaştığını ve dönüşlerinin de aynı şekilde gerçekleştirildiğini kaydetti.

Kara yoluyla dönüşü gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığını ifade eden İnayeti, “Hava ulaşımı normal şekilde devam ediyor. Dönüş işlemleri önceden hazırlanan program çerçevesinde yürütülüyor” diye konuştu.

 Arafat'ta dua eden bir hacı (Reuters)Arafat'ta dua eden bir hacı (Reuters)

Hac sezonu boyunca İranlı hacılara eşlik ettiğini belirten Büyükelçi İnayeti, tüm süreçlerin sorunsuz ve düzenli geçtiğini söyledi. İranlı hacıların diğer ülkelerden gelen hacılarla birlikte ibadetlerini rahat bir ortamda yerine getirdiğini kaydeden İnayeti, Suudi Arabistan’ın Mekke, Medine ve kutsal bölgelerde sunduğu gelişmiş hizmetlerin hacıların huzur ve güven içinde ibadet etmelerine katkı sağladığını dile getirdi.

İran'ın Suudi Arabistan Büyükelçisi, Medine'deki İran Hac misyonu başkanı için düzenlenen resepsiyonda (İran Büyükelçiliği).İran'ın Suudi Arabistan Büyükelçisi, Medine'deki İran Hac misyonu başkanı için düzenlenen resepsiyonda (İran Büyükelçiliği).

İranlı diplomat ayrıca, İran Hac ve Ziyaret Kurumu ile Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin başarılı geçtiğini belirterek, bunun İranlı hacıların işlemlerinin kolaylaştırılmasına olumlu yansıdığını ifade etti.

İnayeti, “İran Hac ve Ziyaret Kurumu ile Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı yetkilileri, İranlı hacıların ihtiyaçlarının karşılanması ve işlemlerinin kolaylaştırılması için büyük çaba gösterdi. Suudi makamları da bu önemli ibadetin sorunsuz şekilde yerine getirilebilmesi için gerekli tüm kolaylıkları sağladı” dedi.

Ayrıca İranlı ve Suudi yetkililere teşekkür eden İnayeti, hacılara gösterilen ilgi, misafirperverlik ve sağlanan kolaylıklar nedeniyle memnuniyetini dile getirdi.

 Suudi Arabistan, tüm kaynaklarını kutsal mekanlardaki hacılara hizmet etmeye adamıştır (SPA).Suudi Arabistan, tüm kaynaklarını kutsal mekanlardaki hacılara hizmet etmeye adamıştır (SPA).

Suudi Arabistan İstatistik Kurumu verilerine göre, bu yıl hacıların 1 milyon 485 bin 729’u hava yoluyla, 54 bin 429’u kara yoluyla ve 6 bin 497’si deniz yoluyla ülkeye giriş yaptı.

Bu yılki hac organizasyonunda görev yapan personel sayısı 441 bin 49 olarak açıklanırken, çeşitli alanlarda görev alan gönüllü sayısı ise 26 bin 701’e ulaştı.


Bahreyn: DMO üyelerine yönelik yürütülen soruşturmalar güvenliği tehdit eden suçları ortaya koydu

Bahreyn'de yakalanan Velayet-i Fakih düşüncesiyle bağlantılı DMO üyeleri (BNA)
Bahreyn'de yakalanan Velayet-i Fakih düşüncesiyle bağlantılı DMO üyeleri (BNA)
TT

Bahreyn: DMO üyelerine yönelik yürütülen soruşturmalar güvenliği tehdit eden suçları ortaya koydu

Bahreyn'de yakalanan Velayet-i Fakih düşüncesiyle bağlantılı DMO üyeleri (BNA)
Bahreyn'de yakalanan Velayet-i Fakih düşüncesiyle bağlantılı DMO üyeleri (BNA)

Bahreyn Başsavcılığı dün, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı ana örgüte yönelik soruşturmanın bulgularını kısmen kamuoyuyla paylaştı. Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, bir kısmı avukatları eşliğinde olmak üzere gözaltına alınan 41 sanığın tamamına yasal güvenceler sağlandıktan sonra sorgularının başladığı, soruşturma süresince tutuklu kalmaları için karar çıkarıldığı bildirildi.

Bahreyn Başsavcılığı’nın sosyal medya platformu X hesabı üzerinden yayımladığı açıklamaya göre sanıkların banka hesaplarının gizliliğinin kaldırılmasına, hesaplarına ve mal varlıklarına el konulmasına karar verildi. Açıklamada soruşturmanın sürdüğü ve tamamlanır tamamlanmaz sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı vurgulandı.

Terör Suçları Savcısı Dr. Ahmed Muhammed el-Hammadi, soruşturmaların sanıkların ülkenin güvenliğini ve toplumsal düzeni tehdit eden pek çok suçun yanı sıra mali suçlar da işlediğini ortaya koyduğunu açıkladı. Hammadi, Velayet-i Fakih düşüncesini yaymaya yönelik çok sayıda materyale ve bir miktar nakit paraya el konulduğunu da belirtti.

Hammadi ayrıca sanıkların DMO’yu finanse etmek amacıyla para topladığını ve bu fonların bir bölümünü İran, Irak ve Lübnan'a oradaki terör örgütlerini desteklemek amacıyla transfer edildiğini açıkladı. Bazı sanıkların ise topladıkları paranın bir kısmını altın mücevher, gayrimenkul ve araç satın almak ile çocuklarının eğitim masraflarını karşılamak gibi kişisel ihtiyaçlarına harcadıkları da tespit edildi.

Başsavcı, savcılığın DMO’ya ve Velayet-i Fakih düşüncesine bağlı ana örgüte yönelik soruşturmaları başlattığını belirtti. Mahkeme kararıyla kapatılan İlim Adamları Konseyi üyelerinden oluşan bu örgütün; İran'daki Velayet-i Fakih'e vatana ve onun temel düzenine değil bağlılığı esas alan aşırı görüşleri yaymak ve böylece İran rejiminin Bahreyn'in iç işlerine müdahalesine zemin hazırlamak amacıyla kurulduğunu vurguladı.

Başsavclıkı, örgüt üyelerinin camilere, dini taziye merkezlerine ve dini ilim yuvalarına hâkim olmaya çalıştığını, bu platformları söz konusu düşünceyi yaymak ve vatanın çıkarlarına karşı kışkırtıcı hutbeler vermek için araçsallaştırdığını ortaya koydu. Aynı zamanda İran'da Velayet-i Fakih müfredatını öğrenip Bahreyn'de yaymak üzere örgüte üye devşirdiklerini, bu görüşe karşı çıkan din adamlarını ise fetvalar yayımlayarak, dışlayarak, düşünsel baskıyla ve hatta şiddet tehdidiyle sindirmeye çalıştıklarını aktardı. Bunlara ek olarak örgüt mensuplarının, Velayet-i Fakih düşüncesini ve İran'daki Yüce Rehber'e dini ve siyasi bağlılığı yaymak, halkı kışkırtmak ile terör eylemleri, kargaşa ve sabotaj faaliyetleri yürütmek amacıyla para toplamayı ve bu kaynakları kullanmayı meşru gördüklerini de ekledi.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, 9 Mayıs'ta DMO ile Velayet-i Fakih düşüncesiyle bağlantılı bir örgüte üye oldukları gerekçesiyle 41 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştu. Bakanlık, söz konusu örgütün mahkeme kararıyla kapatılan İlim Adamları Konseyi üyeleri ve onların takipçilerinden oluştuğunu, üyelerinin ‘terör örgütü kurup yönetmenin yanı sıra terörü finanse etmek, yabancı bir devletle İran ve terör örgütleriyle Irak ve Lübnan'daki taraflarla casusluk ilişkisi kurmak ve bu amaçla askeri eğitim almakla’ suçlandıklarını belirtmişti.