2021, sorunları sıfırlama ve çıkarlara öncelik verme yılı oldu

Körfez ülkesi liderleri, Ocak 2021’de düzenlenen el Ula Zirvesi öncesinde hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Körfez ülkesi liderleri, Ocak 2021’de düzenlenen el Ula Zirvesi öncesinde hatıra fotoğrafı çektirdiler.
TT

2021, sorunları sıfırlama ve çıkarlara öncelik verme yılı oldu

Körfez ülkesi liderleri, Ocak 2021’de düzenlenen el Ula Zirvesi öncesinde hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Körfez ülkesi liderleri, Ocak 2021’de düzenlenen el Ula Zirvesi öncesinde hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Suudi Arabistan’ın el Ula kentinde 5 Ocak 2021’de düzenlenen 41. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Zirvesi bölgede sıfır soruna ve çıkarlara öncelik verme hakkına sahip uzlaşıların başlangıç sinyali niteliğinde oldu.
KİK ülkelerini derinden etkileyen 43 aylık krizin ardından el Ula Zirvesi’nde, Mısır ve Katar’ın yanı sıra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn arasındaki anlaşmazlığı sona erdirmek için de anlaşmaya varıldı. 41. KİK Zirvesi, 2021 yılını iyi bir atmosferde açarak bahsi geçen ülkeleri üzerinde anlaşmaya vardıkları başlıkları uygulamaya yönelik iyi niyetlerini göstermek için pratik adımlar atmaya teşvik etti.
Suudi Arabistan Veliaht Presi Muhammed bin Selman zirve sırasında uzlaşmanın içeriğini  özetleyerek KİK’in varlığının haklar arasındaki inanç, akrabalık ve ortak kader bağları ile temsil edilen paydalar ve ülkeler arasındaki özel ilişkiye dayandığını vurguladı. Yüksek hedefleri ve temelleri gerçekleştirmek adına süreci tamamlamak ve her alanda bütünleşmeyi sağlamak zorunda olduklarını kaydetti. Veliaht Prens açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün özellikle İran rejiminin nükleer programı, balistik füze projesi, kendisinin ve vekillerinin bölgedeki güvenlik ve istikrarı bozmaya yönelik terörist ve mezhepçi faaliyetleri ile benimsediği yıkıcı projelerinden kaynaklanan tehditler karşısında bölgemizi ilerletmek ve bizi çevreleyen zorluklarla yüzleşmek için çabalarımızı birleştirmeye çok ihtiyacımız var. Bu da bize uluslararası toplumu bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden bu program ve projeleri durdurmak için ciddi şekilde çalışmaya davet etme sorumluluğu yüklüyor.”
Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Mısır, büyükelçilerin dönmesi için Katar ile görüşmeleri başlatmak ve uzlaşmayı tamamlamak ve hükümleri uygulamak için ülke liderleri arasında karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmek için davetiye göndermeye başladı. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad’ı Suudi Arabistan’ı ziyaret etmeye davet etti. Veliaht Prens Muhammed bin Selman geçtiğimiz mayıs ayında Cidde’de Katar Emiri ile bir araya geldi. Geçtiğimiz eylül ayında da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnun Bin Zayed el-Nahyan Kızıldeniz’de görüştü. Toplantının ardından yayınlanan fotoğraf iyimserlik atmosferinin gücünü ortaya koydu.

Körfez’e dönüş turu
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın gerçekleştirdiği Körfez turu, tüm anlaşmazlık sayfasının kapatıldığını doğrular nitelikte. Körfez turuna ilişkin verilen mesajlar şu şekildeydi:
İkili iş birliğini güçlendirmek, Körfez iş birliği sürecini desteklemek, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak, bölgenin, ulusun ve dünyanın çeşitli sorunlarına yönelik pozisyon ve vizyon koordinasyonu oluşturmak ve Körfez saflarını birleştirmek.
Suudi Arabistan ile Körfez İşbirliği Konseyi'ndeki beş ortağı arasında onlarca anlaşma ve mutabakat muhtırası imzalandı. Körfez turu, Riyad’ın ev sahipliğinde düzenlenen 42. Kik Zirvesi öncesi Körfez eyleminin gidişatını daha geniş ufuklara itmek için düzenlendi.
Yıl başında olduğu gibi yılın sonunda da düzenlenen zirvede Körfez ülkeleri liderleri, KİK üyeleri arasındaki safların birliği, tüm alanlarda daha fazla koordinasyon, entagrasyon ve karşılıklı bağımlılık sağlama arzusu konusundaki kararlılıklarını teyit etti. KİK ülkelerinin herhangi üye bir devlete yönelik tehdide karşı birlik içinde oldukları bildirildi. Liderler,  ekonomik birlik unsurlarının tamamlanması, ortak savunma ve güvenlik sistemleri dahil el Ula Bildirgesi ve Aralık 2015'te yapılan KİK 36’ıncı Yüksek Konsey oturumunda onaylanan Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in vizyonunun doğru ve sürekli olarak uygulanmasına vurgu yaptılar.

Türkiye’nin uzlaşı adımları
Körfez uzlaşması bölgedeki durgun suları da hareketlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz mayıs ayında Ramazan Bayramı vesilesiyle aradığı Kral Selman ile yaptığı görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve iş birliğini ilerletecek adımları görüştü. Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada  Erdoğan ve Kral Selman’ın ‘iki ülke arasındaki diyalog kanallarının açık tutulması hususunda’ mutabık kaldığı aktarıldı.
Söz konusu telefon görüşmesinden günler sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da ikili ilişkileri görüşmek üzere Riyad’ı ziyaret etti. Geçtiğimiz kasım ayında da  Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Macid Kasabi  ‘Helal Ürünler Fuarı’ kapsamında İstanbul’a düzenlediği ziyarette iki ülke arasındaki ikili ilişkileri görüştü.
BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnun Bin Zayed el-Nahyan geçtiğimiz ağustos ayında Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyarette Erdoğan ile görüştü. BAE ve Türk kaynaklar, görüşme sırasında iki ülkenin farklılıkları aşma arzusunu ve önemli sorunları tartışmak için ortak bir komite kurulmasına karar verildiğini bildirdi. Şeyh Tahnun’un Türkiye ziyaretinden iki hafta sonra, Erdoğan’ın Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed Bin Zayid Al Nahyan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde uzlaşma yönelimlerini yeniden teyit ettiği aktarıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşme sırasında Şeyh Muhammed bin ayid’i Türkiye’ye davet etti. Davet üzerine geçtiğimiz kasım ayında Ankara’da gerçekleşen görüşmede BAE ile Türkiye arasında karşılıklı çıkarlara hizmet eden tüm alanlarda iş birliği ve ortak çalışma için yeni ufuklar açmanın yolları ele alındı. Erdoğan ziyaretin, iki ülke halklarının ve bölgenin çıkarına olacak yeni bir aşamanın zemini hazırladığını vurguladı. Diğer yandan BAE,  Türkiye ekonomisi desteklemek ve iki ülke arasındaki ilişkiler güçlendirmek adına  yatırım için  10 milyar dolarlık  bir fon ayırdığını duyurdu.
7 Aralık’ta Katar’ı ziyaret eden Erdoğan, Körfez ülkeleriyle ilişkileri geliştirme arzusunu yineledi ve ilişkileri pekiştirmek için gereken her adımın atılacağını söyledi. “Katar ve Körfez’deki kardeşlerimizle ilişkilerimizi ilerleteceğiz” diyen Erdoğan, “Körfez bölgesinde yanlış anlaşılmaların giderilmesi yönünde yürütülen diplomatik çabaları memnuniyetle karşılıyoruz” ifadesini kullandı. İlişkileri güçlendirerek tüm Körfez ülkeleriyle dayanışmanın devamını desteklediklerini vurgulayan Erdoğan, Şubat 2022’de Abu Dabi ziyaret edeceğini duyurdu.
Türkiye'nin Körfez adımları Mısır'a da uzandı.  2020 yılının sonunda güvenlik düzeyinde başlayan temaslar ile ilişkilerin müzakerler ile devam etmesi hedeflendi. Kahire, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlıklarından iki heyet arasında geçtiğimiz mayıs ayında, anlaşmazlık dosyalarını görüşmek ve diplomatik ilişkilerin geri dönüşünün önünü açmak için ilk resmi gezilere tanıklık edildi. Bunu, geçtiğimiz eylül ayında Ankara'da düzenlenen ve Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri'nin Mısır'ın Türk tarafına bir talep ve beklenti paketi sunduğunu açıkladığı ikinci tur izledi. Şükri, uygun bir zamanda ikili ilişkilerin seviyesini yükseltmenin Mısır’ın çıkarlarına uygun olacağını söyledi.
Geçtiğimiz Kasım ayında BAE ile yeni bir sayfa açtıktan sonra ülkesinin kademeli olarak Mısır’la görüşme niyetini açıklayan Erdoğan, belli bir takvim doğrultusunda Mısır’a büyükelçi atanacağını bildirdi. Yapılan açıklamalar önümüzdeki yıl da ilişkilerde yeni bir döneme girilmesi için Türkiye ve Mısır görüşmelerinin devam edeceği yönünde.

Tahran ile keşif amaçlı diyalog
İran ile Körfez ilişkilerinin seyri bahsi geçen bu atmosferden uzak değil. Irak’ın başkenti Bağdat, ‘diplomatik temsil de dahil olmak üzere daha önce üzerinde anlaşmaya varılan bir yol haritasına göre iki ülke arasındaki olağanüstü meselelerin’ tartışıldığı bir Suudi-İran görüşme turuna ev sahipliği yaptı. Bunu, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal in Ferhan’ın ‘dostça’ ve ‘keşif amaçlı’ olarak nitelendirdiği müzakere turları izledi.  Ferhan açıklamasında “Bu bizim için büyük bir değişim değil. Zira biz her zaman bölgede istikrarı sağlamanın bir yolunu bulmak istediğimizi söylüyoruz” dedi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Suudi Arabistan ile yürütülen diyaloga övgüde bulunarak Krallığın iki ülkenin bölgedeki rolünün önemi göz önüne alındığında görüşmeler konusunda ‘ciddi’ olduğunu belirtti. Abdullahiyan, diyalogun yapıcı olduğunu ve doğru yönde ilerlediğini belirterek genel olarak sürecin her iki ülkenin ve bölgenin çıkarına olduğunu kaydetti.
BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı keşif amaçlı diyaloglara paralel olarak bu ay içerisinde Tahran’a yaptığı ziyarette, iki ülke arasında, 5 yıl süren iletilişimsizliğin ardından sıfır soruna giden yolların genişletildiğini teyit etti. Ancak 2022 yılı, bu farklı yolların nereye kadar ulaşabileceğini ve tarafların geçmişin çatışmalarını bir kenara bırakıp geleceğe bakma yeteneklerini test edecek.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.