Irak’ta çoğunluk hükümeti ve uzlaşı hükümeti yanlıları arasındaki gerilim hattına füzeler ve bombalar dahil oldu

ABD Büyükelçiliği’ne katyuşa füzesi fırlatıldı. Muhammed el-Halbusi’nin liderliğindeki Takaddum Partisi ile Hamis el-Hancer’in liderlerindeki Azim Koalisyonu’nun Bağdat’taki parti binalarına saldırı düzenlendi.

Muhammed el-Halbusi, Meclis Başkanı seçildiği Pazar günkü oturumda Sadr Hareketi Milletvekilleri arasında oturuyor.
Muhammed el-Halbusi, Meclis Başkanı seçildiği Pazar günkü oturumda Sadr Hareketi Milletvekilleri arasında oturuyor.
TT

Irak’ta çoğunluk hükümeti ve uzlaşı hükümeti yanlıları arasındaki gerilim hattına füzeler ve bombalar dahil oldu

Muhammed el-Halbusi, Meclis Başkanı seçildiği Pazar günkü oturumda Sadr Hareketi Milletvekilleri arasında oturuyor.
Muhammed el-Halbusi, Meclis Başkanı seçildiği Pazar günkü oturumda Sadr Hareketi Milletvekilleri arasında oturuyor.

Irak Meclisi’nin ilk oturumu barış atmosferi içinde geçmedi. Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla oturuma başkanlık eden Mahmud el-Meşhedani milletvekilleri arasında çıkan arbede sonrasında Meclis binasına en yakın hastaneye sevk edildi. Federal Mahkeme, Milletvekili Basim Haşşan’ın ‘yasal olmadığı’ gerekçesiyle ilk oturumda alınan kararların iptal edilmesi başvurusunu kabul etti ve dava sonuçlanana kadar Meclis Başkanı ve iki yardımcısının görevlerini durdurma kararı verdi. 
Seçilen Meclis Başkanlığı Heyeti (Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, Birinci Yardımcısı ve Sadr Hareketi üyesi Hakim ez-Zamili ile İkinci Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Şahevan Abdullah) cumhurbaşkanlığı adaylık kapısını açmak için ilk resmi adımı attı. Ancak bu adımdan sonra ‘en büyük meclis bloğu’ tartışmaları nedeniyle genel kuruldaki milletvekilleri arasında arbede yaşandı.
Cumhurbaşkanı adaylık kapısının açılmasının üzerinden çok geçmeden onlarca Iraklı vatandaş adaylık başvurusunda bulundu. Irak Anayasası’nda cumhurbaşkanlığı adaylık kapısının tüm Iraklı vatandaşlara açık olduğu ifade edilse de sahadaki gerçeklik farklı. Zira ülkede uygulanan kota sistemi uyarınca cumhurbaşkanlığı koltuğu Kürtlerin iki büyük partisinin, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) gösterdiği adaylardan birine veriliyor. Başvuruların son gününde cumhurbaşkanlığı makamı için başvuruda bulunan kişilerin sayısı 26’ya ulaştı. Bunlar arasında KYB yöneticisi ve mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile KDP yöneticisi Hoşyar Zebari en öne çıkan isimler arasında yer alıyor.
KYB adayı Salih’ten taviz vermiyor. Salih’in yeniden aday olmasını istemeyen KDP ise Eski Maliye Bakanı Hoşyar Zebari’yi aday göstermek zorunda kaldı. KDP Zebari’yi aday göstererek, KYB’nin üzerinde baskı kurmak ve o sırada henüz adaylık belgelerini teslim etmediği Salih’i adaylıktan çekmeye zorlamak istiyordu. Ancak KYB adaylık başvurularının bitmesine son on dakika kala Salih’ten adaylık belgelerini sunmasını istedi. Böylece iki parti arasında pratikte kurulan anlaşma çöktü. KDP ve KYB bu meselede Bağdat’ta sahip oldukları siyasi ağırlığa ve ilişkilere güveniyorlar.
Ancak iki partiden birinin geri adım atarak adayını çekmesi amacıyla müzakerelere başlamadan önce Yeşil Bölge’de yer alan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği binasına üç katyuşa füzesi fırlatıldı. İki füze Büyükelçiliğin C-Ram hava savunma sistemi tarafından düşürülürken, üçüncü füze Büyükelçilik yakınlarındaki Kadisiye sitelerinde yer alan bir lise binasına isabet etti. Saldırıda bir kadın ve bir çocuk yaralandı.

İran’a yakın silahlı gruplar saldırıyı yalanladı
İran’a yakın silahlı gruplar, saldırının kendileri tarafından düzenlendiği iddiasını yalanladı.
Mukteda es-Sadr, Twitter hesabında paylaştığı mesajda yaşananlara tepki göstererek, “direniş iddiasında bulunanların bu tür uygulamalarla işgalin ABD askerlerinin Irak’ta kalmaya devam etmesini istediğini çünkü onların varlıklarının silah taşıma gerekçesi olduğunu” söyledi.
Ulusal çoğunluk hükümetinin kurulmasını isteyen Sadr Hareketi, Muhammed el-Halbusi başkanlığındaki Takaddum (İlerleyiş) Partisi, Hamis el-Hancer başkanlığındaki Azim Koalisyonu ve KDP’den oluşan koalisyonun liderliğini yapan Sadr ile rakibi Şii Koordinasyon Grubu isimli koalisyon arasındaki gerginlik tırmanıyor. Cumhurbaşkanlığı adayı konusunda KDP ile yaşadığı anlaşmazlık sebebiyle KYB’nin de Koordinasyon Grubu safına katılması muhtemel görünüyor.
Durum bununla da sınırlı değil. KDP’nin Bağdat’taki binasına el bombası atıldı. Yaralanan olmadı. Bu saldırı, daha ziyade silahlı gruplar tarafından verilen bir uyarı mesajı. Nitekim silahlı gruplar daha önce Kürt ve Sünni partileri, bir Şii tarafın aleyhine olacak şekilde diğer Şii tarafında yer almaları halinde ateşle oynayacakları uyarısında bulunmuştu.
KDP’nin Bağdat’taki binasına el bombasının atılmasının üzerinden çok geçmeden dün sabaha karşı Bağdat’ı sallayan bir patlama meydana geldi. Patlamayla ilgili çıkan haberlerde bu sefer Halbusi liderliğindeki Takkadum Partisi’nin Bağdat’ın er-Risafe yakasındaki El-Azamiye Mahallesi’nde bulunan binası ile iş insanı Hamis el-Hancer liderliğindeki Azim Koalisyonu’nun Bağdat’ın El-Karh yakasındaki Yermuk Mahallesi’nde bulunan binasının hedef alındığı bildirildi.
ABD Büyükelçiliği payına füze Kürt ve Sünni partilerin payına ise el bombası düştü. Her zamanki gibi sorumluluğu üstlenen olmadı. Ancak herkes bu saldırıların arkasındaki mesajı aldı.
Kürt partiler bu denklemde en çok kaybeden taraf oldu. Sünniler kendi aralarında uzlaşma sağlayarak Meclis Başkanlığı koltuğunu Şii vekillerin yarısı ile Kürt vekillerin yarısının desteği ile elde ederken, Şiiler arasında ‘en büyük meclis bloğu’ meselesiyle ilgili anlaşmazlıklar sürüyor. Sadr çoğunluk hükümeti kurma ümidini korurken, KDP yetkilileri çok geçmeden ‘en büyük meclis bloğu’ meselesinde bir Şii tarafın aleyhine olacak şekilde diğer Şii tarafında yer almayacaklarını ilan etti. KDP’nin Meclis Başkanı İkinci Yardımcısı’nın kendi saflarından seçilmesine karşılık olarak Meclis Başkanlığı seçiminde oy kullanması, cumhurbaşkanlığı seçimine gölge düşürebilir.
Kürtler en nihayetinde mali bütçe, Petrol ve Gaz Yasası başta olmak üzere çıkması ertelenen yasalar ve Anayasa’nın 140’ıncı maddesi gibi meselelerde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) çıkarlarını korumanın peşinde oldukları için yolun sonuna kadar bir Şii tarafın yanında yol yürümemeleri onların lehine olacak. Halihazırda Sadr Hareketi galip görünse de ileriki dönemlerde Koordinasyon Grubu çatısı altındaki siyasi grup ve partiler Kürtlerin meşru olarak gördüğü taleplerinin önüne taş koyabilirler.
IKBY’nin haklarının alınmasında KDP ve KYB’nin ortak çıkarı olmakla birlikte henüz yolun yarısında cumhurbaşkanlığı koltuğuyla ilgili iki taraf arasında makbul bir çözüm bulunabilmiş değil. İki taraf da taviz vermeye yanaşmıyor. Berhem Salih ya da Hoşyar Zebari’nin cumhurbaşkanı seçilmesi bir kenara bırakılırsa, eğer 2018 seçimlerinden sonraki senaryo tekrarlanırsa Kürtler bu sefer Bağdat’ta daha zayıf bir konuma düşer.



Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin planının kalan maddelerinin hayata geçirilmesi için arabulucuların yoğun diplomatik temaslar yürüttüğü bildirildi. Özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılmasına ilişkin maddeler öne çıkarken, bu başlıklar ocak ayı ortasında bölgede yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması öncesinde tartışmalara yol açmıştı. Tartışmaların temelinde, İsrail’in Türkiye’nin sürece dahil olmasına karşı çıkması yer alırken, bu yöndeki yeni girişimler de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinden eleştiri aldı.

İsrailli kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’u, son cesedin teslimini beklemeden bu hafta Ankara’nın istikrar güçlerine katılımı ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapmakla suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise söz konusu gelişmelerin, ‘sınır kapısının açılması ve güçlerin konuşlandırılmasına daha da yaklaştıracağını; zira Washington’ın, ABD Başkanı’nın büyük önem atfettiği Barış Konseyi’nin önüne herhangi bir engelin çıkmamasına özen gösterdiğini’ bildirdi. Uzmanlar, olası bir seçim süreci öncesinde İsrail’den gelen itirazların ‘esas olarak iç kamuoyuna mesaj verme amacı taşıyacağını’ ve bu tutumun sürmesini beklediklerini ifade etti.

İsrail'e yönelik eleştiriler

İbranice yayın yapan Ynet internet sitesi, Netanyahu’nun dün ABD Başkanı’nın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff ile bir araya geldiğini duyurdu. Haberde, ‘Witkoff’un, son rehinenin iadesi gerçekleşmeden önce Refah Sınır Kapısı’nın açılması için yoğun baskı yaptığı’ belirtildi.

Site, kimliğinin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynağın aktardığı görüşmeye de yer verdi. Kaynak, “Witkoff, azılı düşmanımız Türkiye’yi sınıra getirmek için baskı yapıyor. Zaman, Türkiye ile bir yüzleşmeye doğru hızla ilerliyor ve bu durum güvenliğimiz açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

defrgt
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrail ordusunun geride bıraktığı moloz ve enkazın ortasında yaşıyor. (AFP)

ABD Başkanı Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planını geçtiğimiz yıl eylül ayında açıklamasından ve Gazze’de ateşkes anlaşmasının 10 Ekim’de yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, Türkiye ve Katar’ın Gazze Şeridi’ndeki istikrar güçlerine katılmasına defalarca karşı çıktı. İsrail, Ankara ve Doha’yı ‘Hamas’a destek vermekle’ suçluyor.

Öte yandan İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi de dün Netanyahu hükümeti içinde Witkoff’a yönelik rahatsızlık bulunduğunu yazdı. Haberde, Witkoff’un, Hamas’ın Gazze’de tutulan son İsrailliye ait cesedi teslim edememesi ihtimaline rağmen, bu hafta Refah Sınır Kapısı’nın açılması yönünde ‘haklı olmayan baskılar’ uyguladığı ifade edildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail işleri uzmanı Dr. Ahmed Fuad Enver ise İsrail’den gelen eleştirilerin Washington tarafından artık ciddiye alınmadığını savundu. Enver, ABD yönetiminin, Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi için somut bir başarı elde etmek amacıyla anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda ısrarcı olduğunu ve bunu konseyin rolünü genişletme çabalarında temel almak istediğini söyledi.

Enver, ABD’nin istemesi halinde istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının yaklaşık bir ay içinde gerçekleşebileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın da Gazze Yönetim Komitesi’nin giriş yaparak çalışmalarına başlaması için yakında açılacağını öngördü. İsrail’den gelen eleştiri ve itirazların ise muhtemel seçim süreci öncesinde iç kamuoyuna yönelik mesajlar olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab da ABD baskısının İsrail üzerinde mutlaka etkili olacağını ifade ederek, “Bu eleştirilere ilişkin sızdırmalar bir manevra değilse, Refah Sınır Kapısı’nın çok yakında açılmasına ve Türk askerinin katılımıyla istikrar güçlerinin konuşlandırılmasına her zamankinden daha yakınız. Bu adım, özellikle Türkiye ve Katar’ın Barış Konseyi’nde yer alması nedeniyle, Washington tarafından Tel Aviv’e dayatılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'ın talepleri

Gazze konusu, Mısır ile ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelerde de ele alındı. Bu kapsamda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile Gazze’deki son gelişmeleri ve Gazze anlaşmasını değerlendirdi.

Abdulati, ABD Başkanı’nın planının ikinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerin hayata geçirilmesinin önemini vurgulayarak, Gazze’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin desteklenmesi, ateşkesin denetlenmesi amacıyla uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılması, Refah Sınır Kapısı’nın iki yönlü olarak açılması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

sdcfvg
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, dün Kahire'de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ahmed Fuad Enver, Mısır’ın taleplerinin anlaşmanın ilerletilmesi ve İsrail kaynaklı engellerin azaltılması amacıyla gündemde kalmaya devam edeceğini belirtti. Enver, özellikle istikrar güçlerinin konuşlandırılması, Gazze’ye yönelik yardımların artırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi kalan maddelerin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, Gazze’yi yönetecek Filistinli komitenin bölgeye giriş yaparak çalışmalarına başlamasının da İsrail’in olası engelleme girişimlerini boşa çıkaracağını ifade etti.

Eymen er-Rakab ise Mısır’ın tekrarlanan taleplerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu taleplerin anlaşmanın sürdürülmesi için yeni bir güvence sunduğunu, yeniden imar ve artan insani yardımlar yoluyla Gazze’de hayatın normalleşmesine katkı sağlayacağını söyledi. Rakab ayrıca, başta Washington olmak üzere uluslararası aktörlere, İsrail’in yeni engeller çıkarmasını önlemek amacıyla baskılarını artırmaları yönünde açık mesajlar verildiğini kaydetti.


Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
TT

Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göçmenlik memurlarının vücut kameralarının kullanımını genişletme çabalarına karşı çıktı ve denetim personelini büyük ölçüde azalttı. Aynı zamanda çok sayıda memuru Minneapolis ve diğer şehirlere göndererek bir dizi şiddetli çatışmaya yol açtı.

İki Amerikalı protestocuyu öldüren iki silahlı çatışmanın yoldan geçenler tarafından çekilen görüntüleri, vurulmuş iki kişinin göçmenlik memurlarıyla şiddetli çatışmalara neden olduğu yönündeki resmi açıklamaları doğrulamada videoların gücünü ortaya koydu.

Bu nedenle, memurlar tarafından giyilen vücut kameraları polis reformu çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak Trump yönetimi geçen yıl, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı memurlarına vücut kameraları takılmasına yönelik pilot programın uygulanmasını yavaşlatmak için harekete geçti ve haziran ayında fonlamayı yüzde 75 oranında azaltmasını ve kolluk görevlilerini kamera ile donatma eğiliminden vaz geçmesini istedi.

Geçen yıl yetkililer, göçmenlik kurumlarını denetleyen üç iç denetim kurumunun tüm çalışanlarını ücretli izne çıkardı ve bu da onların suistimalleri soruşturma yeteneklerini zayıflattı.

Ağustos ayına kadar Baltimore Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu'nun direktörlüğünü yapan Darius Reeves, eski Başkan Joe Biden'ın (Demokrat) görevde olduğu 2024 yılında vücut kameraları için pilot programın yavaş ilerlediğini söyledi ancak Cumhuriyetçi Trump döneminde “doğum aşamasında öldü”.

Yorum talebine yanıt olarak, Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurlarının “yasayı uygulamak ve Amerikan toplumlarını korumak için kahramanca çalıştıklarını” söyledi. Jackson, “Suçlular yerine kolluk görevlilerini suçlayanlar, yasadışı yabancı suçluların emirlerini yerine getiriyorlar” ifadesini kullandı. Reuters tarafından yayınlanan doğrulanmış video görüntülerinde, cumartesi günkü silahlı çatışmanın yaşandığı olay yerinde bulunan sekiz veya daha fazla sınır muhafızından en az üçünün vücut kamerası taktığı görülüyor.

Reuters, kameraların çalışır durumda olup olmadığını veya fiziksel çatışmaya karışan memurlardan herhangi birinin bunları takıp takmadığını belirleyemedi.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi veya sınır devriye görevlileri, Minneapolis'te Amerikan vatandaşları Reneh Goode ve Alex Brattin'in vurularak öldürülmesi dahil olmak üzere şiddet olaylarına karıştığında, Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kapsamlı soruşturma yapılması çağrısında bulunmak yerine, kurbanları saldırganlar olarak nitelendirdiler.

Trump, geçen yıl Kongre'deki Cumhuriyetçiler kampanyaya 170 milyar dolarlık bütçe ayıran bir yasa tasarısını kabul ettikten sonra, bu yıl göçmenlik uygulamalarını sıkılaştırmaya başladı. Bu önemli bütçe artışının, ICE ve Sınır Devriyesi'nin çalışma şeklini değiştirmesi bekleniyor.


Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
TT

Sudan: Mavi Nil cephesinde şiddetli çatışmalar sürüyor

12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)
12 Ocak 2026'da Güney Kordofan eyaletinde meydana gelen İHA saldırısının kurbanlarının için dua eden Sudanlılar (Reuters)

Sudan'ın Mavi Nil Eyaleti'nin güney cephesinde, ordunun merkezi bölgeleri ve Hartum'u Hızlı Destek Kuvvetleri'nden (HDK) geri alması sonrasında yaşanan göreceli sakinliğin ardından şiddetli çatışmalar yeniden başladı.

Dün, bir tarafta ordu, diğer tarafta HDK ve müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi (SPLM) arasında çatışmalar yoğunlaştı ve özellikle Bav bölgesinde yoğun çatışmalar yaşandığı bildirildi.

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), el-Salk ve Ahmar Saydak kasabalarının yanı sıra stratejik öneme sahip Malkan kasabasının kontrolünü ele geçirdiklerini ve ordu güçlerinin Mavi Nil Eyaleti'nin başkenti Damazin'e doğru geri çekildiğini bildirdi. Bu, saatlerce süren ve savaş dronları, topçu birlikleri ve zırhlı araçların da dahil olduğu şiddetli çatışmaları bildiren çok sayıda kaynak tarafından doğrulandı. Ordu konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı.

Öte yandan, Kamil Idris başkanlığındaki Sudan hükümeti, dün başkente döndükten sonra Hartum'da ikinci toplantısını gerçekleştirdi.