Husi milislerin Abu Dabi’ye yönelik saldırısı geniş çapta kınandı

Husi milislerin hedef aldığı Musaffah Sanayi Bölgesi’nden bir görüntü (AFP)
Husi milislerin hedef aldığı Musaffah Sanayi Bölgesi’nden bir görüntü (AFP)
TT

Husi milislerin Abu Dabi’ye yönelik saldırısı geniş çapta kınandı

Husi milislerin hedef aldığı Musaffah Sanayi Bölgesi’nden bir görüntü (AFP)
Husi milislerin hedef aldığı Musaffah Sanayi Bölgesi’nden bir görüntü (AFP)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yemen’deki İran destekli Husi milislerin Abu Dabi’ye yönelik 3 kişinin ölmesine, 6 kişinin de yaralanmasına neden olan terör saldırısının cezasız kalmayacağını bildirdi.
Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Husi milislerin BAE topraklarını ve sivil tesisleri hedef alan saldırısını kınıyoruz. Bu saldırı cezasız kalmayacak. BAE, bu terör saldırılarına ve gerilimin tırmandırılmasına karşı cevap hakkını saklı tutmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
Söz konusu saldırının, uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulanan açıklamada, uluslararası topluma sivilleri ve sivil tesisleri hedef alan bu terör saldırılarını kınama çağrısı yapıldı.
Açıklamada ayrıca, saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara da acil şifa temennisinde bulunuldu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Abu Dabi Veliaht Prensi telefonda görüştü
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, dün Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşme, bölgesel meseleler ve ortak çıkar konularına odaklandı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, terörist Husi milislerin Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yönelik terör saldırılarını kınadığını ifade etti. BAE’deki saldırıda hayatını kaybedenler için taziye ve yaralılar için de acil şifa dileklerini iletti.
İki lider, ülkelerini hedef alan bu terör eylemlerinin, ‘Yemen’de kardeş halkı öldüren şer ve terör güçleri tarafından gerçekleştirilen saldırıları engellemeye devam etme’ yönündeki kararlılıklarını artıracağını vurguladı.
Görüşmede, Husilerin bölgenin güvenlik ile istikrarını bozmak ve bölgede kaosu yaymak için sefil ve başarısız girişimleriyle terör eylemlerine devam ettiğine dikkat çekilerek, uluslararası toplumun bölgesel ve küresel barış ile güvenliği tehdit eden bu terör suçlarını reddetmesi ve kınaması gerektiği ifade edildi.
Abu Dabi Veliaht Prensi, Muhammed bin Selman’ın iki ülkeyi ve halkı birleştiren sağlam bağları ve teröre karşı koyma kararlılıklarını doğrulayan samimi duygular için derin teşekkürlerini dile getirdi.

Ne olmuştu?
Abu Dabi polisi, dün petrol firması ADNOC’un depolama tesisleri yakınındaki Musaffah Sanayi Bölgesi’nde petrol yakıtı taşıyan üç tankerde patlama meydana geldiğini ve Abu Dabi Uluslararası Havaalanı’ndaki bir şantiyede küçük bir yangın çıktığını bildirdi.
Ön incelemelere göre, söz konusu iki bölgeye düşerek patlama ve yangına neden olmuş olabilecek silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) benzer ‘küçük bir uçak’ görüldü.
Abu Dabi polisi, akaryakıt tanklarının patlaması sonucu Hindistan ve Pakistan vatandaşı 3 kişinin öldüğünü, 6 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Karkaş: Saldırı şeffaflıkla ele alınıyor
BAE Devlet Başkanı’nın Diplomasi Danışmanı Enver Dr. Karkaş, ülkedeki ilgili makamların Abu Dabi’deki bazı sivil tesislere yapılan Husi saldırısını şeffaflık ve sorumlulukla ele aldığını açıkladı.
Dr. Karkaş, terörist Husi milislerin bölge güvenliğine zarar verdiğini de vurguladı.
Husi milislerin Abu Dabi’ye yönelik terör saldırısı geniş tepkiler aldı.

Suudi Arabistan’dan kınama
Suudi Arabistan, Husi milislerin bir sanayi bölgesi ve Abu Dabi Uluslararası Havaalanı’nı hedef alarak 3 kişinin ölmesine, 6 kişinin de yaralanmasına neden olan terör saldırısını en güçlü şekilde kınadı.
Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarını tehdit eden her şey karşısında kardeş BAE’nin yanında olduğu ifade edildi.
Açıklamada, şer güçleri Husi milislerin arkasında olduğu bu terör saldırısının, söz konusu terör örgütünün taşıdığı tehlikeye ilaveten, bölge ve dünyada güvenlik, barış ve istikrara yönelik tehdidini yeniden teyit ettiğine vurgu yapıldı.
Suudi Arabistan’ın, Yemen’deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu aracılığıyla Husi milislerin tüm terör eylemi ve girişimlerine karşı koymaya edeceğinin altı çizildi.
Açıklamaya göre, Suudi Arabistan kurbanların aileleri, BAE hükümeti ve kardeş halkına en içten taziyelerini ileterek, bu saldırıda yaralanan herkese acil şifalar diledi.

Suudi Bakan BAE’li mevkidaşı ile görüştü
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, BAE’li mevkidaşı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile bir telefon görüşmesi yaptı.
Prens Faysal, terörist Husi milislerin BAE topraklarındaki sivil alanlar ve tesislere yönelik terörist saldırısını ülkesinin güçlü bir şekilde kınadığını dile getirdi.

Fas Kralı ve Bakanlık saldırıyı kınadı
Fas Kralı 6. Muhammed, Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, BAE’deki masum sivilleri ve sivil tesisleri hedef alan terörist Husi milislerin saldırısını kınadı.
Kral 6.Muhammed, Husi milisler ve arkasındakilerin terör saldırıları karşısında BAE’nin toprakları ve vatandaşlarını savunmak için attığı tüm adımlara ülkesinin verdiği desteği dile getirdi.
Dışişleri, Afrika İşbirliği ve Yurtdışında Yaşayan Faslılar Bakanlığı ise, “Fas, Kralı, hükümeti ve halkı, Husiler tarafından Musaffah sanayi bölgesine ve Abu Dabi Havaalanı’na düzenlenen menfur saldırıyı şiddetle kınıyor” şeklinde bir açıklama yaptı.

Cezayir’den kınama
Cezayir, Abu Dabi Havaalanı’nı hedef alan saldırıları kınayarak, bu kardeş ülke ve bölgede güvenlik ve istikrarı zedeleyecek tüm eylemleri kesinlikle reddettiğini yineledi.
ABD’den kınama geldi
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile telefonda görüştü.
Blinken, Abu Dabi’deki saldırıyı kınarken, BAE halkıyla dayanışma içinde olduklarını söyledi ve hayatını kaybedenler için baş sağlığı diledi.

Mısır Dışişleri Bakanı BAE’li mevkidaşını aradı
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin Husi milisler tarafından BAE ve vatandaşlarının güvenlik ve istikrarını hedef alan terör eylemini kınadığını bildirdi.
Şukri ayrıca, Mısır’ın BAE’nin herhangi bir terör eylemiyle başa çıkmak için aldığı tüm önlemlere verdiği desteği de dile getirdi.

Bahreyn kınadı
Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, olayı uluslararası insancıl hukuk ve tüm uluslararası yasaların ihlalini oluşturan korkakça bir terör saldırısı olarak nitelendirerek kınadı.
Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında saldırının BAE egemenliğinin apaçık ihlali olduğunu belirtilerek, bu eylemlerle mücadelede BAE’nin atacağı tüm adımların desteklendiği ifade edildi.

Kuveyt de saldırıyı kınadı
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayarak, güvenlik ve istikrarını korumak için attığı tüm adımlarda BAE’ye verilen desteği vurguladı.
Bakanlık, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) Husi milislerin saldırgan davranışlarına son vermesi ve uluslararası barış ve güvenliği koruması çağrısında bulundu.

Katar’dan kınama
Katar Dışişleri Bakanlığı da, ölüm ve yaralanmalara neden olan saldırıyı şiddetle kınayarak, bunu uluslararası normlara ve yasalara aykırı bir terör eylemi olarak nitelendirdi.
Açıklamada, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa, BAE ve halkına ise güvenlik ve istikrar temennisinde bulunuldu.

Umman: BAE’nin yanındayız
Umman, BAE ile dayanışmasını ve güvenlik ile istikrarını korumak için aldığı önlemlere verdiği desteği bildirdi.

Yemen Abu Dabi ve Suudi Arabistan’ın hedef alınmasını kınadı
Yemen, Husi milislerin Abu Dabi’yi SİHA’lar ile hedef almasının yanı sıra Suudi Arabistan’ın güneyine 8 SİHA göndermesini kınadı.
Yemen Dışişleri Bakanlığı kınama açıklamasında, “Bu saldırı, İran destekli Husilerin Marib ve Şebve cephelerindeki yenilgilerinin ardından yaşadığı kafa karışıklığı ve hayal kırıklığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

KİK: Saldırı hesap verebilirliği gerektiren bir savaş suçudur
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacraf, Abu Dabi Havaalanı’nı hedef alan terör saldırısını kınadı.
Dr. Hacraf, saldırıyı sivillerin hayatını tehlikeye atan, uluslararası hukuk ve insancıl hukuka göre hesap verebilirliği gerektiren bir savaş suçu olarak nitelendirdi.

Guterres’ten kınama ve azami itidal çağrısı
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Husilerin saldırını kınayarak, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası insancıl hukuk tarafından yasaklandığını hatırlattı.
Guterres, Yemen’de yaklaşık altı yıldır devam eden çatışmaya dahil olan tüm tarafları azami itidal göstermeye ve bölgede artan gerilimler arasında herhangi bir tırmanışı önlemeye çağırdı.
Yemen’deki çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını vurgulayan Guterres, tarafları BM Yemen Özel Temsilcisi  Hans Grundberg’in siyasi süreci ilerletmek ve çatışmayı sona erdirmek amacıyla kapsamlı müzakere edilmiş bir anlaşmaya varmak için yaptığı arabuluculuk çabalarına ‘yapıcı ve ön koşulsuz’ şekilde katılmaya çağırdı.

Ürdün’den kınama
Ürdün Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamada, 3 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı korkak terör saldırısı olarak nitelendirerek kınadı.
Açıklamada, BAE’nin güvenliğinin, Ürdün’ün güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi.

Lübnan da kınadı
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, yayımladığı yazılı açıklamada, saldırıyı kınayarak, BAE ile dayanışma içinde olduklarını belirtti.
Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı da, saldırıyı kınayarak, egemenliği, güvenliği ve istikrarını etkileyen herhangi bir saldırı karşısında kardeş BAE halkı ve hükümetiyle olan dayanışmayı ifade etti.
Arap Parlamentosu: Husilerin BAE’ye yönelik terör saldırısı bölgenin istikrarı için açık bir tehdittir
Arap Parlamentosu, Husi milislerin Abu Dabi’de bir sanayi bölgesi ve Abu Dabi Uluslararası Havaalanı’nı hedef alarak 3 kişinin ölmesine, 6 kişinin de yaralanmasına neden olan terör saldırısını en güçlü şekilde kınadı.
Arap Parlamentosu tarafından yapılan açıklamada, yaşananların korkakça bir terör saldırısı ve uluslararası insancıl hukuk ile tüm uluslararası yasaların açık bir ihlali olduğuna vurgu yapıldı.
BAE’nin egemenliğine açık bir saldırı olan bu terör eyleminin, terörist Husi milislerin saldırılara devam etme ısrarını kanıtladığı ifade edildi.
Açıklamada, Arap Parlamentosu’nun BAE’nin sabotaj eylemlerine karşı alınacağı tüm önlemlere verdiği destek belirtildi.
Arap Parlamentosu, uluslararası toplumu, suç eylemleriyle bölgenin güvenlik ve istikrarı için ciddi bir tehdit oluşturan bu milislere karşı sağlam adımlar atmaya da çağırdı.

İİT’den kınama
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreterliği, Abu Dabi Havaalanı’nı hedef alan terör saldırısını en güçlü şekilde kınadı.
Genel Sekreterlik tarafından yapılan açıklamada, Husi milislerin sivil tesisleri hedef alarak uluslararası yasaları açıkça ihlal etmedeki ısrarı da kınandı.
İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, bu menfur saldırıyı şiddetle kınadığını dile getirerek, BAE ile dayanışma içinde olduklarını dile getirdi.



Suudi Arabistan, dünyanın en büyük devlet veri merkezini inşa ediyor

Merkezin inşaatının resmi olarak başlamasını simgeleyen temel atma töreninden, Riyad, 1 Ocak 2026 (SPA)
Merkezin inşaatının resmi olarak başlamasını simgeleyen temel atma töreninden, Riyad, 1 Ocak 2026 (SPA)
TT

Suudi Arabistan, dünyanın en büyük devlet veri merkezini inşa ediyor

Merkezin inşaatının resmi olarak başlamasını simgeleyen temel atma töreninden, Riyad, 1 Ocak 2026 (SPA)
Merkezin inşaatının resmi olarak başlamasını simgeleyen temel atma töreninden, Riyad, 1 Ocak 2026 (SPA)

Suudi Arabistan dün başkent Riyad’da dünyanın en büyük Tier IV sınıfı kamu veri merkezinin inşası için temel atma töreni gerçekleştirdi. Alanı 30 milyon metrekareyi aşan ve toplam 480 megavat kapasiteye sahip olacak merkezle, ulusal ekonominin güçlendirilmesi ve Suudi Arabistan’ın küresel dijital ekonomi geleceğinde kilit bir aktör olarak konumunun desteklenmesi hedefleniyor.

Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) Hexagon Veri Merkezi, en yüksek uluslararası standartlara uygun şekilde tasarlandı. Merkezin, kamuya ait veri merkezleri için en üst düzey güvenlik ve operasyonel sürekliliği sağlaması, elektronik hizmetlere artan bağımlılık çerçevesinde kamu kurumlarının ihtiyaçlarını karşılaması amaçlanıyor. Projenin, Uptime Institute Küresel Veri Merkezi tarafından yapılan veri merkezi sınıflandırmalarında en üst seviye derecelendirmeye sahip olduğu belirtildi.

vfgh
Bu ulusal proje, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın devam eden desteğinin bir parçası olarak hayata geçiriliyor. (SDAIA)

Dünyanın en büyük Tier IV sınıfı kamu veri merkezinin temel atma törenine, İçişleri Bakanlığı Teknoloji İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Prens Dr. Bender el-Meşari, Prens Fehd bin Halid bin Faysal, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Abdullah es-Sevaha ile çok sayıda üst düzey kamu yetkilisi katıldı. Törende konukları, SDAIA Başkanı Dr. Abdullah bin Şerif el-Gamdi ve kurumdan üst düzey yöneticiler karşıladı.

El-Gamdi, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, söz konusu küresel nitelikteki ulusal projenin, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın sürekli ve kararlı desteği çerçevesinde hayata geçirildiğini söyledi. El-Gamdi, SDAIA’nın Suudi Arabistan’da veri ve yapay zekâ alanlarında yetkili kurum ve bu alanlarda düzenleme, geliştirme ve uygulamadan sorumlu ulusal referans otoritesi olarak rolünü üstlenmesini amaçladığını, böylece Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâ temelli ekonomiler arasında liderliğe taşınmasına katkı sağlanacağını ifade etti.

Hexagon Veri Merkezi’nin, SDAIA’nın veri merkezlerine yönelik stratejik girişimlerinin ilki olduğunu belirten el-Gamdi, ilerleyen dönemde başka merkezlerin de kurulacağını kaydetti. El-Gamdi, merkezin Suudi Arabistan’ı küresel bir veri merkezi haline getirme yolunda nitelikli ve stratejik bir ivme sağlayacağını, veri egemenliği ve güvenliğini teminat altına alacağını, inovasyon ile dijital ekonomiyi destekleyeceğini ve kamu kurumlarını güçlendirerek Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda Krallığın veri ve yapay zekâ temelli en gelişmiş ekonomiler arasındaki konumunu pekiştireceğini dile getirdi.

dsfvgth
SDAIA Hexagon Veri Merkezi, en yüksek uluslararası standartları karşılamak üzere tasarlandı. (SPA)

Merkezin, bölgedeki veri merkezleri açısından bir dönüm noktası niteliği taşıdığına işaret eden yetkililer, tesisin veri merkezleri için önde gelen küresel mühendislik standartlarından biri olan TIA-942 kriterlerine göre tasarlandığını belirtti. Çift bağımsız hatlar ve sistemlere dayalı operasyonel yapının, teknik süreçlerde yüksek güvenilirlik sağladığı, teknolojik altyapının verimliliğini artırdığı ve en zorlu operasyonel koşullarda dahi yüksek hazırlık seviyesini koruyarak hizmet sürekliliğini güvence altına aldığı ifade edildi.

Merkezin, ileri düzey destek sunan yüksek performanslı bir bilişim altyapısına sahip olacağı, bu sayede Suudi Arabistan’daki hayati ve kalkınma odaklı sektörlerin yapay zekâ alanındaki hızlı gelişmeleri benimseme kapasitesinin güçlendirileceği, teknoloji yatırımlarının teşvik edileceği ve dijital hizmetlerin güvenilirliğinin artırılacağı kaydedildi.

Hexagon Veri Merkezi projesinin çevre dostu bir yaklaşımla hayata geçirildiği belirtilerek, enerji verimliliği ve akıllı soğutma alanında yenilikçi çözümlerin benimsendiği, düşük enerji tüketimli modern bilişim teknolojilerinin kullanıldığı aktarıldı. Projede, gelişmiş enerji verimliliği uygulamaları, akıllı soğutma sistemleri, doğrudan sıvı soğutma teknolojileri ve hibrit soğutma çözümlerinin yanı sıra yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir bir kaynak olarak yararlanılacağı ifade edildi. Bu sayede merkezin, küresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği sertifikasyonlarıyla dünyanın en büyük ‘yeşil’ veri merkezleri arasında yer almasının hedeflendiği belirtildi.

El-Gamdi, SDAIA’nın veri merkezlerine yönelik stratejisinin yıllık yaklaşık 30 bin ton karbon salımının azaltılmasına katkı sağladığını ve gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) etkisinin yaklaşık 10,8 milyar riyal olarak hesaplandığını söyledi. El-Gamdi, bu merkezlerin modern dijital ekonominin hayati altyapısını ve temel dinamiğini oluşturduğunu, bunun da Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâ alanındaki küresel konumunu güçlendirdiğini vurguladı.

El-Gamdi, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sürekli desteğiyle ileri teknolojiler alanındaki varlığını güçlendirmeyi sürdüreceğini belirterek, SDAIA’nın entegre bir dijital ekosistem inşa etmeye yönelik iddialı vizyonunu yansıtan öncü projeler üzerinde çalışacağını kaydetti. Bu projelerin, veri ve yapay zekâ alanındaki ulusal yetkinlikleri pekiştireceği, dünya standartlarında teknolojik altyapılar oluşturacağı, ulusal ekonominin rekabet gücünü artıracağı ve yatırımları cezbederek Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir bir bilgi ekonomisi ile ileri teknolojilerde küresel liderlik hedefine katkı sağlayacağı ifade edildi.

uı7o
Temel atma töreninde projenin detayları ve merkezin teknik özellikleri tanıtıldı. (SPA)

SDAIA bünyesindeki Ulusal Bilgi Merkezi Direktörü Dr. İsam el-Vukayt da temel atma töreni sırasında merkeze ilişkin tanıtıcı bir sunum yaptı. El-Vukayt, sunumunda projenin ayrıntılarını, merkezin teknik ve mühendislik özelliklerini ve en üst düzey hazırlık ile operasyonel sürekliliği garanti eden işletim altyapısını anlattı. Ayrıca merkezin çözümleri ve mühendislik tasarımının, küresel referans kabul edilen uluslararası standartlar doğrultusunda aldığı sertifikalara değindi. Sunumun ardından katılımcılar, eşlik eden sergiyi gezerek merkezin tasarım aşamalarını ve gelecekteki teknolojik altyapısını yerinde inceleme imkânı buldu.


Muhammed bin Selman ve Şahbaz Şerif bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştüler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)
TT

Muhammed bin Selman ve Şahbaz Şerif bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştüler

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Başbakan (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile dün telefon görüşmesi yaparak bölgesel ve uluslararası alandaki son gelişmeleri ele aldı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin Pakistan Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde, Krallık ile Pakistan arasındaki ikili ilişkiler ve ortak iş birliğinin geliştirilme yolları ele alındı.


Hadramut, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Suudi Arabistan'ın tutumlarını nasıl karşıladı?

 Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
TT

Hadramut, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Suudi Arabistan'ın tutumlarını nasıl karşıladı?

 Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı’na düzenlediği hava saldırılarının ardından imha edilen askeri araçlar (AFP)

Tevfik Şanvah

Geçtiğimiz ay boyunca Hadramut şehri halkı, devam eden askeri gelişmelerin kanlı bir çatışmaya yol açacağı ve her daim barış ve huzura olan eğilimiyle bilinen şehirlerini vahim sonuçlar doğuracak bir çatışmaya sürükleyeceği endişesi, korkusu ve beklentisiyle boğuştu. Ardından, salı günü Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin kararları ve bundan önce, Suudi Arabistan liderliğindeki Koalisyon’un savaş uçaklarının Mukalla Limanı’nda Güney Geçiş Konseyi’ne gönderilen silah sevkiyatlarını hedef alan sınırlı bir askeri operasyonu, mevcut durumu umut edilen yöne çevirdi. Bunların gerilimi artırma faaliyetlerini durdurması, sükuneti sağlaması ve Güney Geçiş Konseyi’nin bir oldubitti dayatmaya yönelik tek taraflı icraatlarını önlemesi umuluyor. Ayrıca Geçiş Konseyi’ne bağlı güçlerin meşru hükümet ve Riyad'ın ele geçirdikleri bölgelerden çekilme ve “aklın sesine kulak verme” çağrısına uymaları da bekleniyor. Bu çağrı Yemen ve Suudi Arabistan'ın bunun “kabul edilemez bir isyan” olduğu yönündeki görüşüne dayanıyor.

Hadramut halkı, bilhassa meşru hükümetin Suudi Arabistan’ın açık tutumuna dayanan ve Hadramut ile komşu şehir Mehra’nın istikrarına yönelik kesin desteğini vurgulayan tepkisiyle birlikte, bu önlemlerin stratejik öneme sahip şehirlerine yeniden sükuneti getirmesini ve şehirlerini yönetmelerini sağlamasını umuyor.

Gerilimin durdurulması yönündeki yerel beklenti ve umut

Alimi'nin kararları arasında BAE ile ortak savunma anlaşmasının iptal edilmesi, kendisine bağlı güçlerin ve personelin 24 saat içinde Yemen'den çekilmesi kararı da yer alıyordu. Ayrıca, meşru hükümete bağlı “Vatan Kalkanı Kuvvetleri”ne harekete geçme, Hadramut ve Mehra (doğu Yemen) şehirlerindeki tüm askeri kampların kontrolünü teslim alma direktifi verdi. Gerektiğinde uzatılabilecek 90 günlük bir olağanüstü hal ilan etti. Tüm limanlara ve sınır kapılarına 72 saatlik hava, deniz ve kara ablukası uygulanması emrini verdi.

Güney Geçiş Konseyi'nin bu ayın başlarındaki eylemlerine yönelik toplumsal muhalefete dayanarak, Hadramut halkı bu önlemlerin silahlı tırmandırmayı durduracağı, sükuneti sağlayacağı, şehrin sakinlerinin Suudi Arabistan'ın himayesinde meşru hükümetle varılan uzlaşı formlarına göre kendi iç işlerini yönetmelerini sağlayacağı umuduyla memnuniyetle karşıladı. Kendi iç işlerini yönetme birçok yerel oluşumun ve genel kamuoyunun yıllardır talep ettiği bir husus.

Güney Geçiş Konseyi'ne karşı olan Hadramut Kabileleri İttifakı'nın sözcüsü Sabri bin Mehaşen, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, Hadramut halkının, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın aldığı kararları memnuniyetle karşıladığını, çünkü bu kararların, Güney Geçiş Konseyi'nin bir ay önce kontrolü ele geçirmesinden bu yana bu barışçıl şehrin sakinlerinin uğradığı ciddi zararı hafiflettiğini söyledi.

Meşru hükümet ve Suudi Arabistan tarafından alınan önlemleri “sivil barış ve doğu bölgesinde ve genel olarak Yemen'de güvenlik ve kalkınmayı güçlendirme çabaları için bir zafer” olarak değerlendirdi.

Halk ve resmi destek

Meşru hükümetin kararlarından duyulan memnuniyet, meşru hükümetin ve Suudi Arabistan'ın taleplerinin karşılık bularak tansiyonun düşmesini ve anlaşmazlığın çözülmesini bekleyen halkla sınırlı kalmadı. Bunu, Hadramut'un Yemen ve komşuları için jeostratejik önemini kavrayan güçlü bir Suudi duruşuyla pekiştirilen resmi destek izledi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Hadramut şehrindeki yerel yönetim, tüm idari, siyasi, askeri, güvenlik, kabilesel ve sosyal bileşenleriyle, bugün Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın aldığı kararları memnuniyetle karşıladı. “Bu kararların, Konsey’in ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma konusundaki anayasal ve ulusal sorumluluklarına dayandığını” belirtti. Buna dayanarak, Hadramut yerel yönetimi, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı'nın, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın, BAE ile ortak savunma anlaşmasını iptal etme ve tüm güçlerinden Yemen topraklarından çekilmesini isteme kararına tam destek verdiğini vurguladı. “Ulusal egemenliği güçlendiren ve vatanın güvenliğini ve istikrarını korumaya katkıda bulunan bu kararında, siyasi liderliği desteklediğinin” altını çizdi.

Suudi Arabistan arabuluculuğuyla krizin başlangıcında üzerinde anlaşmaya varılan çözüm önerisi kapsamında beklenen askeri çözümlerle ilgili olarak, Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi başkanlığındaki yerel yönetim, “vatandaşların çıkarlarına hizmet edecek ve daha fazla kan dökülmesini önleyecek şekilde askeri sorumlulukların sorunsuz ve güvenli bir şekilde devredilmesini, askeri kampların ve hayati öneme sahip mevkilerin teslim edilmesini sağlamak için Vatan Kalkanı Kuvvetleri ile koordinasyon ve iş birliğine tamamen hazır olduklarını” yineledi.

Çözüm önerisi, Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut şehrine güneyli güçlerin konuşlandırılmasıyla ilgili olarak tekrar tekrar kullandığı bahaneleri ortadan kaldırıyor; zira yeni kurulan Vatan Kalkanı Kuvvetleri, meşru hükümete sadık ve çoğunlukla güney şehirlerinin evlatlarından oluşan bir askeri birlik.

Daha fazla kan dökülmesini önlemek ve iç çatışmayı engellemek için Vali, “Hadramut'un tüm onurlu vatandaşlarını, silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçlerini meşru liderliğin etrafında toplanmaya ve bu egemen kararları uygulamak için birleşik bir ekip olarak çalışmaya, böylece Hadramut ve anavatanın güvenliğini korumaya” çağırdı. Ayrıca, “Suudi Arabistan tarafından temsil edilen Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu liderliğine, samimi ve kardeşçe tutumları, Yemen'in güvenliği ve istikrarını destekleme yönündeki sürekli çabaları, devletin yeniden kurulması ve tüm zorluklarla mücadele sürecindeki değerli himayeleri için” minnettarlığını dile getirdi.

Diyaloğu önceliklendirme ve sert çatışmalardan sakınma, meşru hükümet içinde genişleme, nüfuz temelli parçalanma ve bölünmeyle devletin temel yapısını tehdit eden ayrışmayı derinleştirmekten kaçınma yaklaşımını sürdüren Yemen hükümeti, Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve Mehra şehirlerinden derhal ve koşulsuz olarak çekilmesi çağrısını yineledi. Hükümet ayrıca, Konsey’den mevzilerini ve askeri kamplarını Vatan Kalkanı Güçleri’ne ve şehirlerdeki yerel makamlara devretmesini, geçiş aşaması için üzerinde anlaşmaya varılan çerçeveye uymasını ve vatandaşların güvenliğini tehdit eden ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayan tüm askeri veya gerilimi artırıcı eylemlere son vermesini istedi. Hükümet, “bu kritik aşamada iç cepheyi parçalamanın ve ulusal çabaları başka yöne çekmenin doğrudan terörist Husi milislerine hizmet ettiğini, darbelerinin ömrünü uzattığını, bu nedenle ulusal birliğin bugün ertelenemez bir askeri ve siyasi zorunluluk olduğunu” vurguladı.

Hadramut şehrinden Salim bin Brik başkanlığındaki hükümet, “Güney Geçiş Konseyi'nin tek taraflı askeri eylemlerinin ve resmi çerçeveler dışında silah ve güçlerin devreye sokulmasının, tehlikeli bir güvenlik ihlali, geçiş aşamasının ilkelerinin ve gerilimi azaltma çabalarının açık bir ihlali, vatandaşların güvenliğine ve devletin birliğine doğrudan tehdit ve ekonomik reformlara ciddi bir engel teşkil ettiğini” vurguladı.

Temsilciler Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi ve Başkanı’nın olağanüstü hal ilanı da dahil olmak üzere aldığı önlemleri ve kararları, “devleti korumayı, güvenlik ve istikrarı sağlamayı amaçlayan yasal önlemler” olarak değerlendirerek “tam destek” verdiğini açıkladı.

Güney Geçiş Konseyi'ne bağlı güçler, Hadramut Vadisi ve Mehra şehrindeki bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Bunun ardından Konsey, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetindeki bakanlara, eylemlerine destek vermeleri için baskı yaptı; bu da yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş çaplı bir tepkiyle karşılandı.

Suudi Arabistan’ın vurgusu

Hem yerel hem de bölgesel düzeyde bu gelişmelerin önemi, Hadramut şehrinin tarihi ve ekonomik önemi, krizin başlangıcında komşu ülkedeki gerilimi kontrol altına almak için hemen harekete geçmenin önemini yansıtan bir ziyaretle, güvenlik ve askeri ekip gönderen Suudi Arabistan sınırındaki hassas konumu sebebiyle, Suudi Arabistan Kabinesi, Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığındaki toplantısında, Suudi Arabistan'ın ulusal güvenliğine yönelik herhangi bir ihlal veya tehditle mücadele etmek için gerekli adımları ve önlemleri almaktan çekinmeyeceğini yineledi. İki ülkenin birbirine bağlı kaderleri göz önüne alındığında, Kabine ayrıca Yemen'in güvenliğine, istikrarına ve egemenliğine olan bağlılığını ve Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı ve hükümetine tam desteğini vurguladı.

Diyaloğun önemini ve askeri eylemden kaçınmayı açıkça vurgulayan açıklamada, Suudi Arabistan'ın tutumu şu şekilde ifade edildi: “Krallık, aklın galip geleceğine, kardeşlik, iyi komşuluk ilkelerinin ve Körfez İşbirliği Konseyi devletlerini birbirine bağlayan yakın ilişkilerin yanı sıra Yemen'in çıkarlarının da korunacağına, BAE'nin Yemen Cumhuriyeti'nin BAE güçlerinin çekilmesi talebine 24 saat içinde uyacağına, Güney Geçiş Konseyi'ne ve Yemen içindeki diğer tüm taraflara askeri ve mali desteği keseceğine, BAE'nin, Suudi Arabistan'ın güçlendirmek istediği iki ülke arasındaki ikili ilişkileri korumak ve bölge ülkelerinin refahını, kalkınmasını ve istikrarını artıracak her şey için birlikte çalışmak üzere gerekli adımları atacağına dair umudunu dile getirmektedir.”

Meşru hükümet ve destekçisi Riyad ile artan gerilimin gölgesinde, Güney Geçiş Konseyi, cuma günü yayınlanan kısa bir açıklamayla, operasyonlarını “halkın taleplerine yanıt olarak” gerekçelendirdi ve terörizmle mücadele etmeyi, Husi ikmal hatlarını kesmeyi ve güney vatandaşlarının kaynaklarını korumayı amaçladığını belirtti. Konsey Başkanı Riyad ile koordinasyona açık olduğunu teyit etti ama “güney halkının iradesinin müzakere edilemez olduğunu” vurguladı. Aynı askeri mantıkla muamele görme işaretleri karşısında, güçlerinin hedef alınmasının “ortaklığa hizmet etmeyeceği” konusunda uyardı.

Güney Geçiş Konseyi, BAE'nin desteğiyle Güney Yemen “devletini yeniden kurma” projesini benimseyen bir Yemenli siyasi oluşum. Başkanlık organı, liderleri ile eski Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi arasında yaşanan sert anlaşmazlıkların ardından 11 Mayıs 2017'de kuruldu. Üyeleri arasında ülkenin güneyinden, coğrafi olarak geçmişte “Yemen Halk Demokratik Cumhuriyeti” olarak bilinen bölgeyi temsil eden birçok isim yer alıyor. Başında da daha sonra Husi karşıtı bir koalisyon olan Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi'ne üye olarak atanan Ayderus ez-Zübeydi bulunuyor.