Filistin yönetimi Kudüs’te tansiyonun yükselmesinin ardından bazı ‘kararlar alacak’

Geniş çaplı bir yıkım sürecinin başlamasına yönelik endişeler mevcut

Dün şafak vakti İsrail güçleri tarafından yıkılan Kudüs'teki Salihiye ailesinin evinden geriye kalanları gösteren bir Filistinli (AFP)
Dün şafak vakti İsrail güçleri tarafından yıkılan Kudüs'teki Salihiye ailesinin evinden geriye kalanları gösteren bir Filistinli (AFP)
TT

Filistin yönetimi Kudüs’te tansiyonun yükselmesinin ardından bazı ‘kararlar alacak’

Dün şafak vakti İsrail güçleri tarafından yıkılan Kudüs'teki Salihiye ailesinin evinden geriye kalanları gösteren bir Filistinli (AFP)
Dün şafak vakti İsrail güçleri tarafından yıkılan Kudüs'teki Salihiye ailesinin evinden geriye kalanları gösteren bir Filistinli (AFP)

Filistin yönetimi, İsrail'in Kudüs'te hassas bir bölgede bulunan evleri kuşatmasından iki gün sonra Şeyh Cerrah mahallesinde Salihiye ailesine ait iki evi yıkmasının ardından birtakım karar alacağını bildirdi. İsrail’in yaptığı hamle Filistinliler ve Arap Birliği tarafından şiddetle kınandı.
Başkanlık tarafından yapılan açıklamada, evlerin yıkılmasının bir suç teşkil ettiği ve bu suçun tehlikeli yansımalarından İsrail hükümetinin sorumlu olduğu ifade edildi. Açıklamanın devamında Başkanlık, ABD yönetiminden sorumluluk alıp “İsrail’in Filistinlilere, özellikle de Şeyh Cerrah’takilere yönelik olarak işlemeye devam ettiği suçlara bir son vermek için derhal müdahale etmesini” ve “dünyanın daha önce hiç tanık olmadığı bir ırk ayrımcılığı politikasına maruz kalan Filistin halkına uluslararası koruma sağlanmasını” istedi. Açıklamanın devamında Şeyh Cerrah mahallesinin yıkımlar, yerinden edilmeler ve Kudüslülere gözdağı verilmesi şeklinde tanık olduğu şeyin, Biden yönetimi ve yükümlülükleri için bir sınav olduğu ve Filistin halkına yönelik İsrail’in izlediği etnik temizlik politikasını durdurmak ve bölgeyi daha fazla gerilim yaşamaktan uzak tutmak için işgalci İsrail hükümetine baskı yapılması gerektiği ifade edildi.
Başkanlık, vatandaşların evlerinin yıkılmasının ciddi etkilerinin olacağına dikkat çekerek yakında toplanacak olan Filistin Merkez Komitesi’nin oturumunda İsrail'in tansiyonu bu şekilde yükseltmesi ve uluslararası ve ABD tarafındaki sessizlik karşısında uygun kararlar alınacağını vurguladı.
Bu sırada Arap Birliği Genel Sekreterliği, Kudüs'teki Şeyh Cerrah mahallesindeki ailelerin yerinden edilmesini kınadı. Arap Birliği'nin Filistin ve işgal altındaki Arap topraklarından sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Said Ebu Ali yaptığı açıklamada Kudüs kentinde, özellikle de Şeyh Cerrah mahallesinde yaşananlara karşı uyarıda bulunarak, başta Kudüs kentindeki Filistinliler olmak üzere Filistin halkını tehlikeli ve benzeri görülmemiş bir biçimde hedef alan bariz, sistematik ve artan saldırganlığın devam etmesi bağlamında bu yapılanların işgal devleti tarafından onlarca yıldır Filistin halkına karşı işlenen bir dizi suç içerisindeki bir savaş suçundan ve tehlikeli bir etnik temizleme faaliyetinden başka bir şey olmadığını belirtti.
Said Ebu Ali açıklamasının devamında “En sonuncusu Şeyh Cerrah mahallesindeki Salihiye ailesine ait iki evin yıkılması olmak üzere işgal devletinin yetkilileri tarafından Filistin evlerini yıkma politikası, Salihiye ailesinin 13 ferdinin dondurucu soğukta dışarıya atılması ve 27 vatandaşın da uydurma gerekçelerle tutuklanması; bunların hepsi tek bir sonuca ulaşmak için yapılıyor: Filistinlileri anavatanlarından tehcir etmek ve üzerlerindeki baskıyı artırmak” ifadelerini kullandı. Şeyh Cerrah mahallesi ve Silvan’daki diğer altı mahallenin doğrudan ve tamamen hedef alındığına dikkat çeken Said Ebu Ali, uluslararası toplumu ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni (UCM) Filistin halkına yönelik bu etnik temizliğe son vermek için derhal harekete geçmeye çağırarak, bu suçlara ve zorla yerinden etme faaliyetlerine hızlı ve kararlı bir şekilde yanıt verilmesi gerektiğini vurguladı.
Dün şafak vakti işgalci İsrail güçleri, Şeyh Cerrah mahallesindek Salihiye ailesinin evlerine saldırdı. Salihiye ailesine ait iki evi yıkan güçler dondurucu soğukta ailenin yaklaşık 13 ferdini sokağa attı. Aileye destek olmak için toplanan gençlere de saldırarak 21'ini tutukladı.
İsrail, pazartesi günü ev sahibinin ‘ateşle’ barikat kurup askerler yaklaşırsa kendisini ve evi ateşe vermekle tehdit ederek yaptığı başarısız girişimin ardından evlere beklenmedik bir anda saldırdı. İsrail mahkemesinin 3 yıl önce aldığı bir karara göre okullar, eğitim merkezleri ve bu gibi binalar inşa etmek amacıyla Kudüs belediyesinin ‘kamu yararı’ adına araziye el koyma kararının uygulanması için evlerin bulunduğu araziyi kontrol altına almak istiyor.
Yerleşimcilere hizmet eden bir ‘Tevrat bahçesi’ kurmak için el konulan Kerem el-Mufti arazisinin yakınındaki el konulan bu arsanın alanı altı dönüm.
Aile, İsrail'in temyiz başvurusu ile ilgili Yüksek Mahkeme'nin kararını bekleyeceğini düşünürken söz konusu baskın gerçekleştirildi. Salihiye ailesinin topraklarının hikayesi, Şeyh Cerrah mahallesinde, buradaki çoğu aileyi etkileyen tehcir hayaletine karşı verilmekte olan uzun bir mücadeleyi özetliyor.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye yaşanan son olayı kınayarak, işgal altındaki Kudüs şehrinin Şeyh Cerrah mahallesindeki Salihiye ailesinin evlerinin işgalci İsrail güçleri tarafından yıkılması suçunun, yerleşimciler için arazinin asıl sahiplerine yönelik zulüm, ırkçılık ve etnik temizlik politikaları kapsamına girdiğini söyledi. Iştiyye Birleşmiş Milletler'i (BM) bu ırkçı politikaları durdurmak için müdahale etmeye çağırdı. Aynı şekilde Dışişleri Bakanlığı da bu yıkımı kınayarak, bunun işgal devletinin yetkilileri, milisler ve Kudüs’teki yerleşimciler tarafından Kudüs’ün İsrailleşmesi, Yahudileşmesi ve mevcut tarihi, yasal ve demografik statüsünü işgalci gücün anlatısına hizmet edecek ve Filistin çevresinden tamamen koparılıp İsrail derinliğine bağlanacak şekilde değiştirilmesi amacıyla işlediği birçok suçtan biri olduğunu söyledi.
Fetih Hareketi ise Salihiye ailesinin evlerinin tamamen yıkılmasının, kutsal şehri yayılmacı bir yerleşim kuşağıyla abluka altına almak, şehrin bağlarını koparıp diğer yerlerden izole etmek ve asıl sakinlerini tehcir ederek yerlerine gaspçı Yahudi yerleşimcileri yerleştirmek amacıyla mahalleyi boşaltmak için bir başlangıç ​​olduğunu ifade etti. Öte yandan Kudüs Valiliği konuya ilişkin yaptığı açıklamada, aç gözlü İsrail’in operasyonunun "tüm mahalledeki evlere ulaşacağını" belirtti.



ABD Başkanı'nın Irak Özel Temsilcisi görevinden ayrılacağına dair haberleri yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)
TT

ABD Başkanı'nın Irak Özel Temsilcisi görevinden ayrılacağına dair haberleri yalanladı

ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)
ABD Başkanı Donald Trump, Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya ile birlikte (Arşiv – X)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya, görevden alındığı ve yerine ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın atandığı yönündeki haberleri yalanladı.

Savaya bugün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Görevime ilişkin dolaşıma sokulan söylentileri kesin bir dille reddediyorum. ABD’nin Irak Özel Temsilcisi olarak görevlerime tamamen bağlıyım” ifadelerini kullandı.

Savaya’nın açıklaması, Reuters’ın görevden alındığına dair bilgileri, konuya yakın kaynaklara dayandırarak aktarmasının ardından geldi.

Savaya, ‘ABD Başkanı Donald Trump’ın dün (cumartesi) Tom Barrack’ın Irak dosyasını üstlenme ihtimalini değerlendirmeye başladığını’ belirterek, “Sayın Barrack, Ortadoğu’da geniş bir deneyime ve bölgeye dair derin bir bilgi birikimine sahip” dedi.

Ancak henüz nihai bir karar alınmadığını vurgulayan Savaya, “Görevin benim liderliğimde ya da Sayın Barrack’ın liderliğinde sürdürülmesi konusunda kesinleşmiş bir durum yok” ifadesini kullandı.

Savaya, hedeflerin değişmediğini belirterek, “Irak’ta İran destekli milislerle mücadele etmek, sistematik yolsuzluğu sona erdirmek ve Irak halkını istikrarlı, egemen ve müreffeh bir devlet inşa etme yolunda desteklemek temel amaç olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde önemli gelişmeler yaşanacak” dedi.

Diğer yandan Savaya bugün paylaştığı bir başka mesajda, eski başbakan Nuri el-Maliki’nin oğlu Ahmed el-Maliki’yi yolsuzlukla suçladı. Bu çıkış, Washington’un Maliki’nin adaylığına karşı tutumunun bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Reuters, kimliğini açıklamadığı bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Savaya’nın görevden ayrılmasının nedeninin, ‘başlıca dosyaları kötü yönetmesi’ olduğunu aktardı. Kaynak, bu kapsamda Savaya’nın, ABD Başkanı Donald Trump’ın Bağdat’ı açıkça uyardığı bir adım olan Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesini engelleyememesinin de yer aldığını belirtti.

Öte yandan Bağdat’ta Şii Koordinasyon Çerçevesi güçlerine yakın çeşitli siyasi çevreler, Savaya’yı Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığını engellemek amacıyla büyük miktarda para almakla suçlamıştı.

Irak-ABD gerilimi

Yeni gelişmeler, Washington ile Bağdat arasında Nuri el-Maliki’nin ülkenin en üst yürütme makamına aday gösterilmesi nedeniyle vuku bulan ciddi gerilimin ortasında yaşanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Maliki’nin başbakan seçilmesi halinde ABD’nin Irak ile çalışmayacağı yönündeki dikkat çeken paylaşımına rağmen, Şii Koordinasyon Çerçevesi güçleri adaylıkta ısrarını sürdürüyor. Bu durum, sürece ilişkin belirsizliğin devam etmesine yol açıyor. ABD’li Kongre üyesi Joe Wilson da Koordinasyon Çerçevesi’ni, ABD Başkanı’nı ‘aşağılamanın’ sonuçları konusunda uyardı.

Mark Savaya, geçen yıl ekim ayında ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi olarak atanmasından bu yana Irak’taki kamuoyunun yakın takibi altında bulunuyor.

Savaya’nın bu tarihten bu yana, İran’a yakın milislerin faaliyetleriyle mücadele, yolsuzluk ağlarının takibi ve Irak açısından acil nitelik taşıyan diğer dosyalar konusunda yaptığı çok sayıda açıklamaya rağmen, sahada somut bir sonuç elde edilemediği belirtiliyor. Özellikle, atandığı tarihten bu yana Irak’a hiç gitmemiş olması dikkat çekiyor.

Irak’ta hükümete muhalif ve İran nüfuzuna karşı olan kesimler, söz konusu dosyalar konusunda Savaya’nın atacağı adımlara umut bağlarken, diğer bazı çevreler bu beklentileri gerçekçi bulmuyor. Bu çevrelere göre, İran’la müttefik grup ve fraksiyonlar son aylarda önemli kazanımlar elde etti. Bu kazanımlar arasında, federal parlamentoda 329 sandalyeden 100’den fazlasına sahip olmaları da yer alıyor. Ayrıca, ABD’nin bu tür oluşumların hükümette yer almaması yönündeki uyarılarına rağmen, Asaib Ehli’l Hak hareketinden bir ismin Meclis Birinci Başkan Yardımcılığı görevine getirilmesi de bu sürecin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Savaya’dan memnun olmayan kesimler ise Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin ABD tarafından istenmeyen bir figür olarak görülen Nuri el-Maliki’yi başbakanlığa aday göstermekte ısrar etmesini, İran yanlısı grupların Washington’a açık bir meydan okuması ve ABD’nin Irak Özel Temsilcisi’nin görevinde şu ana kadar ciddi bir başarısızlık yaşandığının göstergesi olarak yorumluyor.

Öte yandan İran’a yakın silahlı grupların, Washington’un Tahran’a yönelik olası bir saldırısı ihtimali karşısında son günlerde ABD’ye meydan okuyan bir tutum sergilediği gözleniyor. Bu kapsamda, Ketaib Hizbullah ve en-Nuceba Hareketi, ABD’nin İran’a saldırması durumunda ‘savunma operasyonları’ yürütmek üzere vatandaşları gönüllü olmaya çağırıyor. Irak hükümetinin bu çağrılara karşı sessiz kalması ve herhangi bir engelleyici adım atmaması ise dikkat çekiyor. Irak Anayasası’nın bu tür faaliyetlere izin vermemesine rağmen yaşanan bu durum, gözlemcilere göre İran yanlısı fraksiyonların ülke içindeki nüfuzunun boyutunu ortaya koyuyor.


Savaş ve birlik arasında… Yaşlı Sudanlılar çocuksuz evlerine geri dönüyor

Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
TT

Savaş ve birlik arasında… Yaşlı Sudanlılar çocuksuz evlerine geri dönüyor

Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)
Mahalle sakinleri, yaşlıların bakım evine dönüşünü sıcak bir şekilde karşıladı (Şarku'l Avsat)

Sudan’ın başkenti Hartum’da, 70 yaşındaki yaşlı adam Muhammed el-Hassan, bacağı kesilmiş ve bastonuna dayanarak, uzun bir aradan sonra yaşlılar bakım evine geri döndü. Yorgun ve bitkin görünmesine rağmen, mutluluğu yüzünden okunuyordu. el-Hassan, “Sonunda evimize döndük… Çok özlemiştik” ifadelerini kullandı.

Sudan yetkilileri, kısa süre önce 21 yaşlıyı Hartum’un Bahri şehrindeki “El-Du Hacuc” bakım evine geri gönderdi. Bu yaşlılar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çıkan savaşın ardından yaklaşık iki ay önce bakım evini terk etmiş ve Kuzey Nil eyaletindeki Şendi şehrine taşınmıştı.

Göç sırasında el-Hassan, sağ ayağından aldığı yara nedeniyle ameliyat oldu ve ayağı kesildi. Şarku’l Avsat’a konuşan el-Hassan, bakım evinde çalışan personelin yıllardır gösterdiği saygı ve özenin, hayatının geri kalanını burada geçirme kararını vermesinde etkili olduğunu söyledi.

El-Hassan, savaş sırasında bakım evinin duvarlarının bile mermilerden zarar gördüğünü, çevredeki binaların ise büyük ölçüde yıkıldığını belirtti. Savaş öncesi bakım evinde 26 yaşlı bulunurken, Şendi’de geçici bakım evinde kaldıkları sırada dördü hayatını kaybetti.

Coşkulu Karşılama

 Hartum Kuzey'deki "Al-Daw Hajjaj" evine 21 yaşlının döndüğü an.(Şarku'l Avsat')Hartum Kuzey'deki “El-Du Hacuc” bakım evine 21 yaşlının döndüğü an.(Şarku'l Avsat')

Yaşlıların geri dönüşü, bölge halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. Hartum Eyaleti Sosyal Kalkınma Bakanı Sadık Firini, “Tüm yaşlılar sağlıklı bir şekilde bakım evine ulaştı” dedi. Firini, bazı yaşlıların on yıllardır burada yaşadığını, çocuklarının veya yakınlarının çoğunlukla ilgilenmediğini belirtti. “Bazen sağlık durumlarını bildirmek için aileleri arıyoruz, ancak cevap vermiyorlar. Bazı yaşlılar çocuklarıyla konuşmak istiyor ama sonuç alamıyor” ifadelerini kullandı.

Ailelerini Kaybedenler

Bakım evinde uzun süre kalan birçok yaşlı, aileleri tarafından terk edilmiş ve iletişim tamamen kesilmiş durumda. Bazıları yürüyemez hale gelirken, bazıları ciddi sağlık sorunları ve kronik hastalıklarla mücadele ediyor.

Yaşlı Selman Süleyman, bakım evine dönmesini olağanüstü bir deneyim olarak nitelendirerek gözyaşlarına hakim olamadı. Kuzey Atbara’da göç sırasında akut böbrek yetmezliği tedavisi gördüğünü belirten Süleyman, “Tek dileğim, savaş öncesi terk ettiğim evime geri dönmek” dedi.

Yaşlıların yüzlerindeki mutluluk kısa süreli olsa da ailelerinden ayrı kalmanın yarattığı acı hatırlanmaya devam ediyor. Bazıları, “Bu dünyadan gitmeden önce çocuklarımı görmek istiyorum” derken, diğerleri geçmiş acılara rağmen affedici bir tutum sergiliyor.

Alternatif Aile Modelleri

Huzurevine dönen yaşlılardan biri (Şarku'l Avsat')Bakım evine dönen yaşlılardan biri (Şarku'l Avsat')

Bakan Firini, bakım evinde bir yaşlının vefatı durumunda, polise haber verildikten sonra cenaze işlemlerinin gerçekleştirildiğini belirtti. Ayrıca yaşlıların alternatif ailelerde bakılmasının, daha istikrarlı bir sosyal ortam sağladığı için önemli bir çözüm olduğu ifade edildi.

“El-Du Hacuc” bakım evi, 1928 yılında Hartum Bahri’de kurulmuş olup, kabul edilenlerin en az 65 yaşında olması şartı var. Kayıt için sıkı prosedürler uygulanıyor; nadir durumlarda, yaşlılar yakınlarıyla birlikte kabul ediliyor veya aileleriyle yaşamayı reddediyor. Bakım evinin kapasitesi 70 kişi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Sudan’daki yaşlı nüfus, toplam nüfusun yaklaşık %4’ünü oluşturuyor.


İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
TT

İsrail, şubat ayı sonunda Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Gazze'deki faaliyetlerini yasakladı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Zuveyda kentinde, yanık tedavisi için gerekli tıbbi ekipman, ilaç ve temel malzemelerin ciddi bir şekilde yetersiz olduğu ortamda, Filistinli bir kadın Sınır Tanımayan Doktorlar hastanesinde yanıkları olan genç bir kadına yardım ediyor (Reuters)

İsrail, bugün yaptığı açıklamada, Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün Filistinli çalışanlarının listesini sunamaması üzerine Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini durduracağını duyurdu.

Yurtdışı İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, "Gazze Şeridi'ndeki Sınır Tanımayan Doktorlar'ın faaliyetlerine son verme yönünde adımlar atıldığını" açıkladı.

Bakanlık, kararın "Sınır Tanımayan Doktorlar'ın, bölgede faaliyet gösteren tüm insani yardım kuruluşları için geçerli şart olan yerel personel listelerini sunamaması" üzerine alındığını belirterek, örgütün faaliyetlerini durduracağını ve 28 Şubat'a kadar Gazze'den ayrılacağını kaydetti.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), salı günü, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeridi'ne erişimini sürdürmesi için talep ettiği personel listelerini vermeyeceğini açıkladı ve ekibinin güvenliği konusunda garanti alamadığını ifade etti.

Gazze'deki hastaneleri destekleyen MSF, İsrail'in bu ay Filistin topraklarındaki faaliyetlerini durdurması emrini verdiği 37 uluslararası kuruluştan biri. Bu kuruluşlar, personel bilgilerini sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni düzenlemelere uymadıkları takdirde faaliyetlerini durduracaklar.

Yardım kuruluşları, personel hakkında kişisel bilgilerin paylaşılmasının güvenliklerini tehlikeye atabileceğini belirterek, Gazze'deki iki yıllık savaş sırasında öldürülen veya yaralanan yüzlerce yardım çalışanını örnek gösteriyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre kayıt sürecini yöneten İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, yaptığı açıklamalarda, Hamas'ı Sınır Tanımayan Doktorlar'a baskı yapmakla suçladı. Bakanlık herhangi bir kanıt sunmadı, ancak Gazze Sağlık Bakanlığı'nın 29 Ocak'ta ortak sağlık kuruluşlarına bağlı sağlık çalışanlarının verilerini paylaşmayı reddettiğini, bunun nedeninin ise güvenlik endişeleri olduğunu belirtti. Bakanlık, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

İsrail daha önce, veri kaydının Filistinli silahlı gruplara yardım ulaşmasını engellemek amacıyla yapıldığını belirtmişti. Yardım kuruluşları, önemli miktarda yardımın başka yerlere yönlendirildiğini reddediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçen hafta, bu bilgiyi ifşa etmeyi kabul eden Filistinli ve uluslararası personelin kısmi bir listesini paylaşmaya hazır olduğunu, ancak listenin yalnızca idari amaçlarla kullanılması ve ekibini tehlikeye atılmaması şartıyla bunu yapacağını söyledi. MSF, insani tıbbi malzemelerin yönetimini kontrol altında tutmak istediğini belirtti. Örgüt yaptığı açıklamada, "Tekrarlanan çabalara rağmen, son birkaç gündür İsrail yetkilileriyle gerekli somut garantiler konusunda bir anlaşmaya varamadığımız ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. MSF, Gazze ve Batı Şeria'daki faaliyetlerine getirilen yasağın, Gazze'de devam eden insani kriz göz önüne alındığında, insani hizmetler üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabileceğini belirtti.