Lübnan: Hariri gözyaşları içinde siyasetten çekildi

Hariri, siyasi faaliyetlerini askıya aldı. Müstakbel Hareket’teki yandaşlarını da aynı adımı atmaya ve parlamento seçimlerine katılmamaya çağırdı.

Eski Lübnan Başbakanı ve (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri, 24 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısından ayrılırken (EPA)
Eski Lübnan Başbakanı ve (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri, 24 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısından ayrılırken (EPA)
TT

Lübnan: Hariri gözyaşları içinde siyasetten çekildi

Eski Lübnan Başbakanı ve (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri, 24 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısından ayrılırken (EPA)
Eski Lübnan Başbakanı ve (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri, 24 Ocak’ta düzenlediği basın toplantısından ayrılırken (EPA)

Eski Lübnan Başbakanı ve (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri, siyasete ara verdiğini açıkladı.
Müstakbel Hareket’e de aynı adımı atma, parlamento seçimlerine katılmama ve ‘hareket’ adına aday göstermeme çağrısı yapan Hariri, “İran vesayeti, uluslararası kaos, ulusal bölünme, mezhepçilik ve devletin çöküşü ışığında Lübnan için herhangi bir olumlu durumun olmadığına inanıyorum” dedi.
Hariri, kısa konuşup kararının arka planından ayrıntılı olarak bahsetmese de kendi pahasına olan çözümlere, kişisel servetinin, bazı yabancı dostlukların ve birçok ulusal ittifakının kaybına dikkati çekti. Hariri’nin bir süre önce Lübnan’da ortaya koyduğu tavır, 24 Ocak’ta Beyrut’ta bulunan Hükümet Sarayı’ndaki (Beytu’l Vasat) karargahından Lübnanlılara hitaben yaptığı konuşmada geldi. Konuşması sırasında karargâhta, Müstakbel üyeleri, Müstakbel Hareketi Başkanlık Heyeti ve Lübnan Gazeteciler Sendikası Başkanı Avni el-Kaki de yer aldı.
Hariri, “Şehit Başbakan Refik Hariri’nin suikasta uğramasından sonra siyasi projesine devam etme, ayrıca proje, şartlar ve ilke ne olursa olsun Refik Hariri’nin projesini sürdürme seçeneği bana düştü. Bu proje, Hariri ailesinin siyasette kalması amacı taşımıyor. Refik Hariri’nin siyasal çizgisi, şu iki fikirde özetlenebilir; İlk olarak, Lübnan’da iç savaşı önlemek ve ikincisi, Lübnanlılar için daha iyi bir yaşam. İlkinde başarıya ulaştım. Ancak ikincisinde yeterince başarı elde edemedim” ifadelerini kullandı.
“7 Mayıs olaylarının yansımasından Doha Anlaşması’na, Şam ziyaretine, Mişel Avn’ın seçilmesine, seçim yasasına ve diğerlerine kadar, bana dayatılan iç savaşın önlendiğine şüphe yok” diyen Saad Hariri, “Bana pahalıya mal olan bu çözümler, Lübnanlılar için daha iyi bir yaşam sağlamadaki eksik başarının nedeni olabilir. Tüm bunları tarih yargılayacak” dedi.
Hariri ayrıca, “Ancak asıl mesele şu ki, iç savaş karşısında bağışık bir Lübnan’a ulaşmak için engelleri aşmak, tüm Lübnanlılar için daha iyi bir yaşam sağlamak amaçlanıyordu. Ve her zaman da öyle olacak. Attığım her adımın da sebebi buydu. Kişisel servetimi, bazı yabancı dostluklarımı, birçok ulusal ittifakımı, bazı yoldaşlarımı ve hatta kardeşlerimi kaybetmeme de bu sebep oldu” şeklinde konuştu.
Eski Başbakan, “Tüm bunlara dayanabilirim ama dayanamadığım şey, siyasette kalmak için kendilerine hizmet etmekten başka bir nedenim olmadığı birçok Lübnanlının, beni ‘felakete neden olan, ülkemize ve insanımıza çözüm üretecek yeni siyasi temsillerin önüne geçen’ otoritenin temel direklerinden biri olarak görmeleridir” ifadelerini kullandı.
17 Ekim’deki kitlesel halk hareketinin ardından hükümetten istifa ettiğini hatırlatan Hariri, “Sorumluluk alma meselesi olarak, 17 Ekim 2019 devriminde yanıt veren ve hükümetimin istifasını sunan tek kişi bendim. Beyrut’taki 4 Ağustos felaketinden (Beyrut Limanı patlamasından) sonra uzmanlardan oluşan bir hükümet aracılığıyla çalışma şeklini değiştirmeye çalışan tek kişi bendim. Lübnanlılar, her iki durumda da sonucun ne olduğunu biliyorlar ve inkarın bedelini kendi canlarıyla ödüyorlar” açıklamasında bulundu.
Saad Hariri, “Aynı şekilde sorumluluk alma meselesi olarak ve İran etkisi, uluslararası kargaşa, ulusal bölünme, mezhepçilik ve devletin çöküşü ışığında Lübnan için herhangi bir olumlu durumun olmadığına inanmam dolayısıyla, siyasi yaşamdaki çalışmalarıma ara verdiğimi açıklıyorum. Müstakbel Hareketi’nde yer alan ailemi de aynı adımı atmaya, milletvekili seçimlerine katılmamaya, Müstakbel Hareketi’nden veya hareket adına aday olmamaya çağırıyorum” dedi. Refik Hariri Okulu öğrencilerine de seslenen Hariri, “Halkımıza ve ülkemize hizmet etmeye devam ediyoruz, ancak kararımız iktidar, siyaset ve parlamentodaki her türlü rolü askıya almaktır. Refik Hariri’nin iç savaşı önleme projesine bağlı kalan ve tüm Lübnanlılar için daha iyi bir yaşam için çalışan vatandaşlar olarak duruşumuzu koruyacağız. Lübnan ve Lübnanlıların hizmetinde olmaya devam edeceğiz. Evlerimiz, halkımızın ve tüm Lübnan’daki sevdiklerimizin iyi niyetine açık kalacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Hariri, konuşmasını gözyaşları içinde sonlandırdı. Babasını da hatırlatan eski Başbakan, “Son olarak şu andaki en iyi konuşma, Refik Hariri’nin 17 yıl önceki isteksizlik açıklamasında söylediği şey olabilir: “Sevgili Lübnan ve iyi halkı, Yüce Allah’a emanet olsun. Son dönemde benimle iş birliği yapan herkese tüm kalbimle teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum’” ifadelerini kullandı.



Sudan: "İhracat yolu"nda çatışmalar şiddetleniyor

Hartum'u Batı Sudan'daki şehirlere bağlayan hayati öneme sahip "ihracat yolunu" gösteren bir harita
Hartum'u Batı Sudan'daki şehirlere bağlayan hayati öneme sahip "ihracat yolunu" gösteren bir harita
TT

Sudan: "İhracat yolu"nda çatışmalar şiddetleniyor

Hartum'u Batı Sudan'daki şehirlere bağlayan hayati öneme sahip "ihracat yolunu" gösteren bir harita
Hartum'u Batı Sudan'daki şehirlere bağlayan hayati öneme sahip "ihracat yolunu" gösteren bir harita

Omdurman ile el-Ubeyd arasında, batıda el-Faşir ve Bara şehirlerinden geçen ve yerel halkın "ölüm yolu" olarak adlandırdığı "ihracat yolu", Sudan ordusu ile "Hızlı Destek Kuvvetleri" arasında önemli bir çatışma ekseni haline geldi. En tehlikeli cephelerden biri olarak tanımlanan bu yol, malların ve ürünlerin ihracat limanlarına taşınması için ekonomik ve stratejik bir arter olmasının yanı sıra hayati bir askeri ikmal hattı olarak da kabul edilmektedir.

Yolda, hava saldırıları ve insansız hava araçlarının (İHA) kullanımı da dahil olmak üzere, şiddetli vur-kaç çatışmaları yaşandı ve bu durum, iki taraf arasında farklı bölümlerde kontrolün el değiştirmesine yol açtı.

Şu anda Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), Kuzey Darfur'daki el Faşir'e kadar uzanan Kordofan şehirlerinin birçoğunu da içeren yolun batı kesimini kontrol ederken, ordu Omdurman yakınlarındaki bölgeleri ve el Ubeyd şehri ile çevresini kontrol ediyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu çatışma siviller üzerinde olumsuz sonuçların doğmasına neden oldu; malların hareketi aksadı ve ulaşım maliyetleri arttı. Bu durum ise yetkililerin temas bölgelerinden geçişi kısıtlamasına yol açtı.


Suriye Savunma Bakanlığı: Ateşkes 15 gün daha uzatıldı

Haseke'de Suriye Demokratik Güçlerine (SDD) ait bir kamyon, cephe hatlarına giden bir yolun üstünde duruyor. (AP)
Haseke'de Suriye Demokratik Güçlerine (SDD) ait bir kamyon, cephe hatlarına giden bir yolun üstünde duruyor. (AP)
TT

Suriye Savunma Bakanlığı: Ateşkes 15 gün daha uzatıldı

Haseke'de Suriye Demokratik Güçlerine (SDD) ait bir kamyon, cephe hatlarına giden bir yolun üstünde duruyor. (AP)
Haseke'de Suriye Demokratik Güçlerine (SDD) ait bir kamyon, cephe hatlarına giden bir yolun üstünde duruyor. (AP)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün, Suriye Arap Ordusu'nun operasyonlarının tüm bölgelerinde ateşkesin 15 gün daha uzatıldığını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, ateşkes uzatmasının 24 Ocak 2026 saat 23:00 itibarı ile başlayacağını belirtti.

Bakanlık, uzatmanın "ABD'nin DEAŞ mahkumlarını SDG hapishanelerinden Irak'a transfer etme operasyonuna destek amacıyla" verildiğini belirtti.

Suriye Ordusu Operasyon Komutanlığı bugün yaptığı açıklamada, SDG’nin, Kandil Dağları'ndan Haseke vilayetine Kürdistan İşçi Partisi (PKK) milislerinden takviye birlikleri getirdiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın resmi El-İhbariya TV kanalından aktardığına göre Komutanlık açıklamasında, "SDG, kontrolü altındaki bölgelerde, politikalarına karşı çıkan herkesi tutuklayarak, zorla yerinden ederek ve işkence ederek yaygın ihlallere devam ediyor" denildi.

Suriye Ordusu Operasyon Komutanlığı, SDG ve PKK milislerini provokasyonlarına devam etmemeleri ve yalan ve kurgulanmış görüntüler yaymamaları konusunda uyardı. Komutanlık, "Sahadaki durumu inceliyor ve operasyonel koşulları değerlendirerek bir sonraki adımımızı belirliyoruz" ifadelerini kullandı.

Suriye Ordusu Operasyon Komutanlığı, ilgili bakanlıklarla iş birliği içinde, çatışmalardan etkilenenlere destek ve yardım sağlamak amacıyla önümüzdeki saatlerde insani yardım koridorlarının açılacağını vurguladı.

Ajans, ordunun "tüm Suriye toplumu için koruyucu kalkan olacağını, Suriye topraklarının birliğini koruyacağını ve sınır ötesi tüm terörist projelere karşı duracağını" belirtti.

Bugün erken saatlerde Suriye Enformasyon Bakanı Hamza el-Mustafa, ateşkes anlaşması kapsamında SDG'ye verilen sürenin dolduğunu ve hükümetin sonraki adımlarını değerlendirdiğini söyledi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı ise "tüm seçeneklerin masada olduğunu, aynı zamanda hukukun uygulanması ve ülkenin birleştirilmesi için gerilimin azaltılması ve diyalog yolunun izlendiğini" ifade etti.


Witkoff ve Kushner, Gazze Şeridi'nin geleceğini görüşmek üzere İsrail'de

ABD'li elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na katıldı. (AP)
ABD'li elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na katıldı. (AP)
TT

Witkoff ve Kushner, Gazze Şeridi'nin geleceğini görüşmek üzere İsrail'de

ABD'li elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na katıldı. (AP)
ABD'li elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na katıldı. (AP)

Bilgi sahibi iki kaynak, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’in, Gazze Şeridi başta olmak üzere bölgesel gelişmeleri görüşmek üzere bugün İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu ile bir araya gelmek için ülkede bulunduğunu bildirdi. Aynı gün Gazze’de iki yeni şiddet olayı yaşandığı açıklandı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, bölgedeki gelişmeler uluslararası kamuoyunun gündeminde yer almaya devam ediyor.

ABD, perşembe günü, sıfırdan inşa edilecek ‘yeni bir Gazze’ planını duyurdu. Planın, konutlar, veri merkezleri ve sahil şeridinde tatil tesislerini kapsadığı belirtildi. Bu girişimin, İsrail ile Hamas arasında, sık sık ihlallerle sekteye uğrayan ateşkes anlaşmasını ilerletme amacı taşıyan ABD Başkanı Donald Trump’ın çabaları kapsamında gündeme geldiği ifade edildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı, bugün yaptığı açıklamada, biri kuzeyde olmak üzere iki ayrı olayda, aralarında iki çocuğun da bulunduğu üç kişinin İsrail ateşi sonucu hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlığın verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bin 654’e ulaştı.

Netanyahu’nun ofisinden bir sözcü, taraflar arasında bir toplantı yapılacağını doğruladı ancak görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

İsrail’in yürüttüğü savaş nedeniyle Gazze Şeridi’nin büyük bölümü yıkıma uğradı. ABD destekli Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, perşembe günü yaptığı açıklamada, Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta açılacağını söyledi. Kapı, nüfusu iki milyonu aşan Gazze halkı için fiilen bölgeye giriş ve çıkışın tek yolu konumunda bulunuyor.

Reuters’a konuşan üç kaynağa göre İsrail, Mısır üzerinden Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye dönecek Filistinlilerin sayısını sınırlamak istiyor. Bu çerçevede, Gazze Şeridi’nden çıkan Filistinlilerin sayısının, bölgeye girenlerden fazla olması hedefleniyor.

Refah Sınır Kapısı’nın, Trump’ın savaşı sona erdirmeye yönelik planının ilk aşamasında açılması öngörülüyordu. ABD, bu ay planın ikinci aşamasına geçildiğini açıklamıştı. Söz konusu aşamada İsrail’in Gazze’den asker çekmesi ve Hamas’ın bölgenin yönetiminden çekilmesi bekleniyor. İsrail ordusu, 2024 yılından bu yana sınır kapısının Filistin tarafını kontrol ediyor.