Irak nüfus artışının getirdiği zorluklarla karşı karşıya

Irak, Ocak 2022'de 3,619 milyon varil petrol ihraç etti. Son 10 yılın en yüksek aylık gelirleri elde edildi.

Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)
Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)
TT

Irak nüfus artışının getirdiği zorluklarla karşı karşıya

Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)
Irak’ın nüfusu 41 milyonu geçti. (Reuters)

Şeza el-Amili
Irak, eski savaşların ve 2003 sonrası dönemde yaşananların yanı sıra özellikle ülke nüfusunun 41 milyonu geçmesiyle oldukça zor durumda. Ülkede nüfus artışına uygun bir ekonomi inşa edilememesi ve ekonomik planlamanın olmamasının getirdiği zorluklar her geçen gün artıyor. Planlama Bakanlığı'nın verilerine göre ülke nüfusu her yıl 900 bin ila bir milyon arasında bir artış gösteriyor.
Irak'taki nüfus artışının etkileri ve hayatın çeşitli alanlarında karşılaşılan eksikliklerin, ülkenin zengin kaynaklarıyla giderilemeyeceğini düşünenler olabilir. Ancak hükümet, Bağdat, Basra ve Musul gibi büyük şehirlerde dahi aşiret kökenli Irak toplumunun doğası gereği nüfus artışını kontrol edemiyor.
Sürdürülebilir kalkınma alanında uzman isimlerden Raad Sami, Irak’ta kaynak geliştirme ile ilgili gerçekçi ekonomi politikalarının bulunmadığını, buna tarım arazilerinin çölleşmesi ve erozyonunun yanı sıra hükümetin genel olarak tarımsal ve ekonomik kaynakların yokluğuna neden olan bu krize karşı sessizliğinin de eşlik ettiğini söyledi. Irak’ta devlet inşasında önemli bir ortak olan özel sektörün olmayışının nedenlerine değinen Sami, “Ülkede var olan idari ve mali yolsuzluklar sonucunda ne yazık ki özel sektör halen rayına oturabilmiş değil” ifadelerini kullandı.

Gerçek bir duruş
Tüm bunları, hükümetin ve liderlerin yoksulluğu ortadan kaldırmak ve iyi bir çevre sağlamak da dahil Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen 16 kalkınma hedefi çerçevesinde, ekonomiyi sağlam temeller üzerinde yeniden inşa etmek için gerçek bir duruş sergilemesini gerektiren sürdürülebilir kalkınmaya dayalı bir ekonomi inşa etme planının olmamasına bağlayan Sami, “Ülkede bu hedefleri hayata geçirecek bir vizyon ve stratejik planlar olmasını temenni ediyoruz”  dedi.
Irak’ın ekonomik ilişkileri konusunda uzman olan Ziya el-Muhsin meselenin boyutlarını birkaç maddede detaylandırdığı değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Öncelikle mesele, devletin 1990-2003 yılları arasında, yani ekonomik abluka altında olduğu dönemde Irak pazarının ihtiyaçlarını karşılamaya katkıda bulunan tarım sektörünü teşvik edememesiyle ilgili. Saddam Hüseyin rejimi o dönem çiftçileri, en yüksek fiyattan mahsul satın alarak ve tarım için gerekli araçları dağıtmanın yanı sıra devlet tarafından sübvanse edilen fiyatlarla tohum, böcek ilacı ve gübre dağıtarak  çeşitli mali ve lojistik katkılarla destekledi. Ancak 2003 yılından sonra devletin çiftçilere bu yönde herhangi bir desteği olmadı.”

Çiftçilere yapılması gereken ödemelerin gecikmesi
Hem çiftçilerin ödemelerini uzun süre ertelemenin hem de büyük zararlar görmelerine neden olan komşu ülkelerden tarım ürünlerinin Irak'taki emsallerinden çok daha düşük fiyatlarla iç pazara sürülmesinin tarım ile uğraşanları isteksizleştirdiğini vurgulayan Muhsin, aynı durumun eskiden iç pazar ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan ve fazlası yurt dışına ihraç edilerek gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) ve bütçeye önemli katkı sağlayan petrokimya endüstrileriyle bağlantılı olan tarımsal üretim ve imalat endüstrileri için de geçerli olduğunu vurguladı.
Ekonomik alanda, fosfat, magnezyum, kükürt, silikat ve diğer maddeler gibi Irak'ın kuzeyinde ve batısında bulunan alanlarda sanayi sektöründe sonsuz kaynak olduğunu söyleyen Muhsin, ardı ardına göreve gelen hükümetlerin, bu kaynakları değerlendirmeye ve ulusal ekonomiyi ve Irak vatandaşının geçimini iyileştirmeye yönelik mali getirilerini kullanmaya önem vermediklerini de sözlerine ekledi.
Muhsin, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Peş peşe göreve gelen hükümetler, yalnızca petrol gelirlerine bel bağladılar. Buradaki en büyük felaket, petrolle ilgili önemli bir kaynağın ihmal edilimesidir. Ülkenin günde 12 saatten fazla süren elektrik kesintilerinden şikayet ettiği bir dönemde elektrik enerjisi üretiminde kullanılmayan ve değeri üç milyar doları aşan doğalgaz yakılarak boşa harcandı.”
Nüfus artışının nedenlerinin komşu ülkelere kıyasla kıt olduğu düşünülen kaynakları olumsuz yönde etkilediğini belirten Muhsin, l-şunları söyledi:
“Örneğin Irak'taki buğday ve arpa mahsulleri için bir dönüm (bin metrekare) başına 500 kilograma kadar verim alıyoruz. Oysa birçok ülkede, hatta İmam Hüseyin Türbesi projelerinde dahi bu mahsullerin dönüm başına bin kilogramı aştığını görüyoruz.”
Muhsin, bu farkın nedeninin diğer ülkelerde çiftçilerin sahip olduğu tarım kültürünün yanı sıra sulama ve toprağa uygun miktarda gübre atılması noktasında modern teknolojilere dayanan bir tarım politikası olduğunu kaydetti.

Yüksek tuzluluk oranı
Toprağın yanlış işlem görmesinin tuzluluk oranını artırdığına işaret eden Muhsin, buna çiftçilerin kültür eksikliğinin yanı sıra Tarım Bakanlığı'nın çiftçileri verimi artırmak için izlenmesi gereken doğru yöntemler konusunda eğitmeye çalışmamasının neden olduğunu söyledi. Hükümetin güvenliği sağlama ve özel sektör projelerini organize suç çetelerinden koruma yeteneğiyle doğrudan bağlantılı olan özel sektörün canlandırılmasının yanı sıra Yerli Ürün Koruma Yasası, Tüketicinin Korunması Yasası ve İhracatı Destekleme Yasası'nın uygulanması gerektiğinin altını çizen Muhsin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Iraklı üreticiler arasında terörü yaymaya çalışan bu organize suç çetelerinin dış bağlantıları nedeniyle bunu sağlamak mümkün değil. Sonuç olarak Iraklı üreticilerin çoğu, ya komşu ülkelere ya da Güneydoğu Asya ülkelerine gittiler.”
Sorunun kaynak eksikliğinden daha büyük olduğuna işaret eden Muhsin, gerçek sorunun insanların hayatlarını her alanda iyileştirmek için bu kaynakları ve serveti uygun şekilde kullanan iyi bir yönetimin olmadığına işaret etti.  

Kamu maliyesinin yanlış yönetimi sorunu
Iraklı siyasi aktivist Hamza el-Cevahiri, Planlama Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı'nın çeşitli imkanlarıyla ülkenin ihtiyacına göre kaynak dağıtmasından ötürü hatanın kamu maliyesinin yönetiminde yattığını belirterek bundan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Bağdat’taki bakanlıklardan alttaki memura kadar tüm yetkilileri sorumlu tuttu. Cevahiri şu değerlendirmede bulundu:
“Irak'ın devlet kurumlarındaki yolsuzluk belasından büyük zarar gördüğünü çok iyi biliyoruz. Iraklıların yaşadığı yoksulluğun başlıca nedeni budur. Bu nedenle kamu maliyesi, sürdürülebilir kalkınmaya veya vatandaşa hizmet eden altyapıya asla yönlendirilmeyecek.”

Değerlere ve ahlaka dayalı bir sistemin olmayışı
Kaynak eksikliği sorununun Irak'ın Baas Partisi'nin yönetimi altında olduğu dönemde kaybedilen değerlere ve ahlaka dayalı sistemin geri gelmesine ihtiyaç duyduğunu belirten Cevahiri sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vatana ya da aileye değil, Baas Partisi’ne sadakat duyuluyordu. Sadece Baas partisine… Baasçı olmayan bir Iraklının çalışması, okuması, istihdam edilmesi ya da rejime bağlı güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında hizmet etmeye ve partinin onayını almak için büyük fedakarlıklar yapmaya hazır olduğunu ifade etmesi oldukça zordu. Irak'taki değerlere ve ahlaka dayalı sistem bu noktadan yara almaya başladı. Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız değerlere ve ahlaka dayalı sistemin yıkılmasının bir sonucudur. Geriye, onun gerçek değerleri yerine sadece söylemleri kalmış ve her şey mübah hale gelmiştir.”

Ülke nüfusundaki doğal artış
Planlama Bakanlığı'nın Bilgi Ofisi Direktörü Abd ez-Zehra tarafından açıklanan 2021 yılı bakanlık verilerine göre Irak'ta yıllık artışın yaklaşık yüzde 3,5 olduğu 10 yıl öncesine göre düşük olan nüfusun doğal artışı, son yıllarda yıllık yüzde 2,5 oldu.

Planlama Bakanlığı verileri
Bakanlığın 2021 yılı verilerine göre Irak’ın nüfusu, yüzde 51’ini oluşturan 20 milyon 810 bin 479’u erkek olmak üzere 41 milyon 190 bin 658 kişiye ulaştı. Toplam nüfusun yüzde 49'unu ise 20 milyon 380 bin 179 ile kadınlar oluşturuyor.
Planlama Bakanlığı Bilgi Ofisi Direktörü Zehra, kaynak kıtlığıyla ilgili olarak da Irak'ın kaynak kıtlığı ile karşı karşıya olmadığını, ancak sorunun bu kaynakların yönetiminde kaynaklandığını söyledi. Irak’ın gerek petrol zenginliği, gerekse tarım, sanayi, turizm ve diğerler alanlar gibi önemli kalkınma sektörleriyle iyi bir ekonomik potansiyele sahip zengin bir ülke olduğunu belirten Zehra, bakanlığın, bu yüzden nüfus artışlarını karşılamak ve kalkınmanın üzerinde bir yük olmaktan çıkarıp faydalı motor güçlere dönüştürmek çerçevesinde 2020 yılında patlak veren yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının yansımaları ve Irak'ın tanık olduğu değişikliklerle uyumlu birçok politikanın gözden geçirilmesini gerektiren mali kriz nedeniyle daha önce başlattığı ancak durdurmak zorunda kaldığı nüfus artışlarına ilişkin ulusal planı yeniden gözden geçirdiğini kaydetti.

Kalkınma politikaları
Bu geniş kapsamlı politikalar, özel sektörü ortaklık yaparak, başta gençlere iş fırsatları yaratma konusunda teşvik ederek, onu güçlendirerek ve devlet kurumlarındakine benzer şekilde özel sektördeki işçilere gerekli garantileri sağlamak olan bir takım temellere dayanıyor. Sağlık sektörünün iyileştirilmesi ise bu alandaki tesislerin, binaların veya tıbbi personelin şartlarının iyileştirilmesinden geçiyor.
Eğitim alanın geliştirilmesi için de bir takım politikalar oluşturuldu.  Gerek başkent Bağdat gerekse ülkedeki diğer iller, bu alanda hem devlet hem de özel çok sayıda projenin hayata geçirilmesine tanık oldu. Ülkedeki konut krizini ve bu sektördeki boşluğu kapatmak için çalışılması gerektiği de unutulmamalı. En sonuncusu ‘Dari’ (Evim) adlı proje olan konut projelerinin tamamlanmasının ardından bu sektörün önümüzdeki dönemde konut fiyatlarında düşüşe tanık olacağı düşünülüyor. Dari projesinde 15 bin konut yer alırken, dileyen vatandaşlar, Merkez Bankası’ndan ve diğer bankalardan bu konutları satın almakta kullanabilecekleri krediler alabilecekler.

Kovid-19 salgının yansımalarından kurtulma planı
Şarku’L Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Planlama Bakanlığı Bilgi Ofisi Direktör Zehra, bakanlığın Kovid-19 salgının 2021-2023 yılları arasındaki yansımalarından kurtulmak için bir plan uygulamaya koyduğuna dikkati çekti. Iraklı yetkili planın, özel sektörü destekleyen ekonomiyi, sağlık ve eğitim alanında iyileştirmeleri, sosyal dokunun korunmasını, yerinden edilenleri geri dönüşünü ve kadınların güçlendirilmesini amaçlayan sosyal hayat ve bakanlık tarafından yapılan anketlere ve çalışmalara dayanan kalkınma haritasına göre illerdeki kalkınma ile ilgili boşlukları gidermeyi amaçlayan bir takım politikaları içeren konut ekseni olmak üzere üç önemli sac ayağını kapsadığını belirtti.

Irak'ın petrol ihracatı
Irak, Ocak 2022'de 3,619 milyon varil petrol ihraç etti. Petrol fiyatlarındaki artışla birlikte son 10 yılın en yüksek aylık gelirleri elde edildi.

Sürdürülebilirlik
Irak, Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin küresel pazara açılmaya yönelik direktiflerinin yanı sıra diğer ülkelerle çeşitli düzeylerde ortaklık ilişkileri geliştirmenin ve dünya ülkeleri ile yeni iletişim kanalları açmanın önemi çerçevesinde, çeşitli ülkelerle ticari ve ekonomik ilişkilerini güçlendirme konusunda oldukça istekli bir ülke olarak ön plana çıkıyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.