Kudüs İşleri Bakanı: Kudüs'te kentin niteliklerini değiştirmek için yerleşimcilik artırılıyor

İsrail, kentin Yahudileşmesini hızlandıran ve Silvan'daki toprakları ele geçirmeyi hedefleyen projeleri ilerletiyor

Dün Batı Şeria'nın el-Halil kentinin güneyindeki Yatta beldesi yakınlarındaki Yahudi yerleşimi 'Carmel' lehine topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin önünde konuşlanan İsrail askerleri (AFP)
Dün Batı Şeria'nın el-Halil kentinin güneyindeki Yatta beldesi yakınlarındaki Yahudi yerleşimi 'Carmel' lehine topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin önünde konuşlanan İsrail askerleri (AFP)
TT

Kudüs İşleri Bakanı: Kudüs'te kentin niteliklerini değiştirmek için yerleşimcilik artırılıyor

Dün Batı Şeria'nın el-Halil kentinin güneyindeki Yatta beldesi yakınlarındaki Yahudi yerleşimi 'Carmel' lehine topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin önünde konuşlanan İsrail askerleri (AFP)
Dün Batı Şeria'nın el-Halil kentinin güneyindeki Yatta beldesi yakınlarındaki Yahudi yerleşimi 'Carmel' lehine topraklarına el konulmasını protesto eden Filistinlilerin önünde konuşlanan İsrail askerleri (AFP)

Filistin Yönetimi’ne bağlı Kudüs İşleri Bakanı Fadi el-Hedmi, Doğu Kudüs'ün, niteliklerini değiştirmeyi ve içinde yerleşimcilerden oluşan bir çoğunluk sağlamayı amaçlayan ciddi bir yerleşimcilik artışına tanık olduğunu söyledi.
Hedmi'nin açıklamaları, Kudüs belediyesinin Mescid-i Aksa yakınlarındaki Silvan beldesinde bulunan arazilere el koyma ve sözde Tabiat ve Parklar Kurumu aracılığıyla bu arazileri ‘Tevrat bahçelerine’ dönüştürme kararının ardından geldi.
Hedmi arazilerin bostanlara dönüştürülmesi ve Silvan'da Vadi er-Rebaba topraklarından 200 dönümden fazla alana sahip 27 parsele el konulması yönünde işgalci belediye başkanı tarafından verilen kararları onaylayan “İsrail Yerel İşler Mahkemesi’nin kararının, ‘Silvan’ı Yahudileştirme planı’ çerçevesinde özel Filistin mülkiyetinde yer alan toprakları yerleşimci grupların topraklarına dönüştürmek için yalnızca bir başlangıç olduğunu” söyledi.
Hedmi işgalci İsrail belediyesinin, Kudüs’ün tarihi merkezini Yahudileştirme çabalarından biri olan sözde ‘Silikon Vadisi’ uygulamasının bir parçası olarak Vadi el-Cevz sanayi bölgesindeki onlarca dükkan ve atölyeyi yıkmayı planladığına dair uyarıda bulundu.
Hedmi “Plan, tüm uluslararası yasaları ihlal ederek özel Filistin topraklarının ele geçirilmesi ve işgal altındaki Kudüs şehrinin Arap-Filistin çehresini değiştirmeyi hedefleyen Yahudileştirme projelerinin hayata geçirilmesi bağlamında geliyor” dedi.
Kudüs İşleri Bakanı, İsrail'i Filistinlilere karşı gerilimi tırmandırmakla suçlayarak işgal altındaki şehrin arazileri üzerine inşa edilen çeşitli yerleşim yerlerinde binlerce yerleşim biriminin kurulması yönündeki ilerlemeye ve ‘yerleşim sokakları’ yapılmasına ilişkin kararların alındığına işaret etti.
Hedmi uluslararası topluma, İsrail'in Filistin devletinin topraklarındaki işgalini sona erdirme yolunda atılacak ilk adım olarak uluslararası koruma sağlayarak İsrail'in gerilimi tırmandırmasına bir dur demek için daha hızlı müdahale etme çağrısında bulundu.
İsrail'in Doğu Kudüs'teki son hamlesi, yerleşimcilik projelerinin hızlanması, evlerin yıkılması ve geniş çaplı projelerin kurulmasıyla ilgili diğer kararların bir parçası olarak geldi.
Filistin Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, “İşgalci İsrail makamları işgal altındaki Filistin topraklarında insanlığa karşı suçlar işlemeye devam ediyorlar. Beş ana cephede halkımıza, davalarına ve haklı ve meşru ulusal haklarına karşı apaçık bir savaş yürütüyorlar. İsrail, savaş suçu ve insanlığa karşı suç boyutuna ulaşan tüm ihlalleri ve suçları işliyor. Uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk, uluslararası meşruiyet ve kararlarına karşı en korkunç ihlallerini gerçekleştiriyor. Beş cephe şu anda açık ve bu cepheler yayılmacı ve sömürgeci İsrail projesi devam ettiği sürece durmayacak veya kapanmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Bakanlık açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu beş cephe şunlar; Kudüs şehrini İsrailleştirme, Yahudileştirme ve Filistin çevresinden tamamen ayırıp İsrail derinliğine bağlama sürecini tamamlama cephesi, daha fazla Filistin toprağı çalma ve zorla ele geçirme cephesi, yerleşimcilik ve bunu derinleştirip genişletme cephesi, baskı, taciz, tutuklamalar, toplu cezalar verme, evleri yıkma, etnik temizlik, meydan idamları, Filistin kasabaları, köyleri, kampları ve şehirlerini kuşatma ve yerleşimcilerin ve silahlı terör örgütlerinin savunmasız Filistinli sivillere saldırmalarına müsaade etme cephesi ve Filistin davasını ortadan kaldırmak ve başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırlarında yaşayabilecek bir Filistin devleti kurmaya yönelik her türlü fırsatın önüne engeller koymak amacıyla Gazze Şeridi'ndeki halkımızı kuşatmaya, boğmaya ve aç bırakmaya devam etme ve işgal altındaki Batı Şeria'dan ayırmayı sürdürme girişimi cephesi.”
Bakanlık “İsrail sadece işgalci bir devlet değil. 1948 yılından beri halkımızın maruz kaldığı zulüm, baskı, nefret dolu ırk ayrımcılığı ve köklerden ayırma, yerinden etme ve kovma girişimleriyle ilgili altıncı ana cephede işgal altındaki Filistin'de ‘apartheid’ rejimini her geçen gün güçlendiriyor. Uluslararası tutumlar işgalin, yerleşimciliğin ve her gün baskı ve tacizin devam etmesi sonucunda halkımızın ve onların peşinden gelen nesillerinin çektiği acı ve ıstıraplarla bağdaşmıyor. Halkımızın başına gelen tarihi adaletsizliği ortadan kaldırmak üzere gerekli önlemleri almak için uluslararası hukuki, ahlaki ve insani bir uyanış gerekiyor” şeklinde açıklamasını sonlandırdı.



Beşşar ve Mahir Esed’in malları devlet yönetimine devredildi

Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)
Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)
TT

Beşşar ve Mahir Esed’in malları devlet yönetimine devredildi

Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)
Geçtiğimiz ekim ayında Lübnan’dan ülkelerine dönen Suriyeli mülteciler (AFP)

Suriye’deki bir ceza mahkemesi, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik kamuya açık yargılamanın ikinci duruşmasını bugün başlattı.

Şam’daki 4’üncü Ceza Mahkemesi, eski rejimin önde gelen isimlerinin medeni haklarının kaldırılmasına ve mallarının devlet yönetimine devredilmesine karar verdi.

Kararın kapsadığı isimler arasında Beşşar Esed, Mahir Esed, Fahd el-Fureyc, Muhammed Ayyuş, Luey el-Ali, Kusay Meyhub, Vefik Nasır ve Talal el-Usaymi yer aldı. Mahkemenin, geçtiğimiz nisan ayında görülen ilk duruşmanın devamı niteliğindeki oturumda söz konusu isimler hakkında gıyabi hüküm verdiği bildirildi. Sanıkların, yöneltilen suçlamalar kapsamında mahkemeye katılmaları ve yargı önüne çıkmaları için daha önce resmi olarak çağrıldıkları belirtildi.

Bu arada, sanık Atıf Necib’in yargılandığı davanın ikinci duruşması da bugün Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan 4’üncü Ceza Mahkemesi’nde başladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre duruşma, esas olarak sanığın sorgulanması ile savcılık mütalaasının ve yöneltilen suçlamaların ele alınmasına odaklandı.

FRTB
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Şefi Atıf Necib, 26 Nisan 2026 tarihinde Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülen davasının ilk duruşmasına katıldı. (AFP)

Duruşmaya mağdur yakınlarının yanı sıra Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Komisyonu üyeleri ile uluslararası hukuk ve insan hakları kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.

Necib, Suriye halkına karşı suç işlemekle ilgili suçlamalar kapsamında mahkeme önüne çıkarılırken, eski rejim unsurları arasında yargılanan ilk isim olduğu belirtildi.

DFYJ
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Şefi Atıf Necib, Şam’daki 4’üncü Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasına katıldı, 10 Mayıs 2026. (EPA)

Öte yandan Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik ilk kamuya açık dava, 26 Nisan’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülmeye başlanmıştı. Duruşmaya Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Hasan et-Turbe de katılmıştı.


Suriye’de Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerinin açık yargılamasında ikinci duruşması başladı

Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
TT

Suriye’de Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerinin açık yargılamasında ikinci duruşması başladı

Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)
Suriyeliler, 26 Nisan 2026’da Şam’da Atıf Necib’in ilk duruşması sırasında “Adalet Sarayı” salonunda görülüyor. (AP)

Suriye Ceza Mahkemesi, bugün (Pazar) Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik kamuya açık yargılamanın ikinci duruşmasını başlattı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre sanık Atıf Necib’in yargılandığı davanın ikinci duruşması pazar günü Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan “Dördüncü Ceza Mahkemesi”nde başladı.

Duruşma ağırlıklı olarak sanık Atıf Necib’in sorgulanmasına, savcılığın mütalaasının sunulmasına ve kendisine yöneltilen suçlamalara odaklanıyor.

fdfgbfgb
Suriye’nin güneyindeki Dera vilayetinin eski Siyasi Güvenlik Başkanı Atıf Necib, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda görülen ilk duruşmasına katılıyor. (AFP)

Duruşmaya mağdur yakınlarının yanı sıra “Ulusal Geçiş Dönemi Adaleti Heyeti” üyeleri ile uluslararası hukuk ve insan hakları kuruluşlarının temsilcileri de katılıyor.

Sanık Atıf Necib, Suriye halkına karşı suç işlemekle ilgili suçlamalar kapsamında mahkeme önüne çıkarılırken, eski rejim unsurları arasında yargılanan ilk isim oldu.

dtrghbgtr
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, pazar günü Şam’daki ceza mahkemesinde görülen duruşmasına katılıyor. (EPA)

Beşşar Esed rejiminin üst düzey isimlerine yönelik ilk açık yargılama ise geçen 26 Nisan’da, Cumhuriyet Başsavcısı Yargıç Danışman Hassan el-Turba’nın katılımıyla Şam’daki Adalet Sarayı’nda başlamıştı.


Mısır Başbakanı, ortaklık ilişkilerini güçlendirmek üzere Cibuti’de

Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır Başbakanı, ortaklık ilişkilerini güçlendirmek üzere Cibuti’de

Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle, Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli’yi kabul etti. (Mısır Bakanlar Kurulu)

Afrika Boynuzu’nda artan gerilimler sürerken Mısır, Cibuti ile ‘ortaklık’ ilişkilerini güçlendirmeyi ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliği alanlarını geliştirmeyi hedefliyor. Kahire’nin özellikle bu bölgeyi hayati çıkar alanı olarak gördüğü belirtiliyor.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli dün Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle’nin göreve başlama törenine katıldı. Bu katılımın, Mısır’ın Cibuti ile farklı düzeylerde ikili iş birliğini güçlendirme ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin ölçeğine uygun şekilde ilerletme isteğini yansıttığı bildirildi.

Uzmanlar, Mısır’ın üst düzey katılımının Kahire’nin Cibuti ile stratejik ortaklığa verdiği önemi gösterdiğini ve aynı zamanda bölgedeki komşu ülkelere yönelik bir mesaj niteliği taşıdığını belirtiyor. Bu mesajın, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’nda Cibuti ile artan koordinasyon ve yakınlaşmaya işaret ettiği ifade ediliyor.

Mısır-Cibuti ilişkilerinin son yıllarda önemli ölçüde geliştiği, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle bu sürecin pekiştiği belirtiliyor. Bunlardan biri de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin geçtiğimiz yıl mayıs ayında Cibuti’ye yaptığı ziyaret oldu. Sisi, o dönemde iki ülke arasındaki stratejik ortaklıktan duyduğu memnuniyeti dile getirmiş ve özellikle Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel gelişmeler konusunda koordinasyonun önemine vurgu yapmıştı.

dsvbvfb
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle’nin göreve başlama törenine katıldı. (Mısır Bakanlar Kurulu)

Medbuli’nin, Sisi adına Cibuti Cumhurbaşkanı Gulle’nin göreve başlama törenine katılması, Kahire’nin Cibuti ile ikili iş birliğini tüm seviyelerde güçlendirme kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Geçtiğimiz nisanda altıncı dönem için yeniden seçilen Gulle’nin göreve başlama törenine, çok sayıda ülke lideri, hükümet temsilcisi, Arap ve Afrika ülkelerinden yetkililer ile uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.

Medbuli, Gulle ile yaptığı görüşmelerde, Mısır ile Cibuti arasındaki tarihi ve kardeşlik temelli ilişkilerin altını çizdi. İlişkilerin karşılıklı saygı, ortak çıkarlar ve ortak kader anlayışı üzerine inşa edildiğini vurgulayan Medbuli, bölgesel ve uluslararası meselelerde iki ülke arasında sürekli koordinasyona önem verdiklerini belirtti.

Gulle ise Kahire ile ilişkileri, tarihî, kültürel ve siyasi bağlarla desteklenen ‘örnek bir iş birliği modeli’ olarak tanımladı.

Görüşmelerde ayrıca iki ülke arasındaki stratejik iş birliği başlıkları da ele alındı. Bunlar arasında limanların ve serbest ticaret bölgelerinin geliştirilmesi, altyapı ve lojistik kapasitenin güçlendirilmesi, elektrik ve enerji, ekonomi, tarım ve sağlık hizmetleri alanlarındaki iş birliği yer aldı.

Şarku'l Avsat'a konuşan Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi, Mısır’ın Cibuti’deki üst düzey katılımını, Kahire’nin bu ülkeyle ortaklığa verdiği önemi gösteren bir mesaj olarak değerlendirdi. Hicazi, iki ülke arasındaki iş birliğinin ikili ilişkilerin ötesine geçerek stratejik ortaklık düzeyine ulaştığını ve bunun iki ülkeyi birbirine bağlayan hayati çıkarlarla ilgili olduğunu ifade etti.

Hicazi ayrıca, Cibuti’nin özellikle Babu’l Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz’de deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması ile Afrika Boynuzu’ndaki istikrar açısından kritik bir rol oynadığını belirtti.

brhg
Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Gulle ile Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli arasındaki görüşmeden (Mısır Bakanlar Kurulu)

Hicazi, deniz ticaretinin güvenliğinin Mısır açısından hayati önem taşıdığını belirterek, bunun doğrudan Süveyş Kanalı üzerinden yürüyen deniz trafiğinin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Hicazi, Afrika Boynuzu’nda yaşanan gerilimlerin bölgesel istikrarı ve Kızıldeniz güvenliğini etkilediğine yönelik Kahire’de güçlü bir farkındalık bulunduğunu söyledi.

Bölgede artan gerilimler, özellikle deniz ticareti güvenliği konusunda endişeleri artırıyor. Son dönemde İsrail’in tek taraflı bir kararla Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanıdığı yönündeki açıklama, uluslararası düzeyde tepkiyle karşılandı.

Bölgede özellikle Babu’l Mendeb Boğazı gibi kritik geçiş noktalarına yönelik tehditlerin arttığı bir ortamda Hicazi, bu hattın güvenliğinin küresel ticaret açısından zorunlu hale geldiğini vurguladı. Ayrıca Mısır’ın Kızıldeniz’in yönetiminde, kıyıdaş Arap ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirerek ‘bölgenin yönetiminde yabancı aktörlerin bulunmasına karşı çıktığını’ ifade etti.

Kahire’nin, deniz güvenliğinin ortak yönetimi için 2020 yılında Riyad’da kurulan Kızıldeniz ve Aden Körfezi Kıyısındaki Arap ve Afrika Ülkeleri Konseyi mekanizmasının daha aktif hale getirilmesini savunduğu belirtildi. Bu yapı; Mısır, Suudi Arabistan, Yemen, Ürdün, Sudan, Somali, Cibuti ve Eritre’yi kapsıyor ve güvenlik ile kalkınma iş birliğini artırmayı hedefliyor.

Afrika uzmanı Rami Zehdi ise Mısır’ın Cibuti ile kurduğu ortaklığın hem Arap hem Afrika kimliğine dayandığını ve iki ülke arasındaki tarihsel çıkarlarla şekillendiğini söyledi. Zehdi, Cibuti Cumhurbaşkanı ile Mısır liderleri arasındaki ilişkilerin uzun süredir devam ettiğini ve iki ülke arasındaki iş birliğinin istikrarlı bir şekilde sürdüğünü ifade etti.

Zehdi ayrıca Kahire’nin, Cibuti ve genel olarak Afrika Boynuzu ülkeleriyle yakınlaşarak bölgedeki nüfuz rekabetine karşı diplomatik bir mesaj verdiğini belirtti. Etiyopya ve İsrail’in Kızıldeniz kıyılarındaki hareketliliği ile Sudan’daki gerilimlerin Kahire açısından önemli güvenlik zorlukları oluşturduğunu, Mısır’ın ise bu risklere karşı bölge ülkeleriyle iş birliğini artırarak yanıt vermeye çalıştığını söyledi.