Dünyadan Sevgililer Günü gelenekleri: Finler arkadaşlığı kutlarken, Güney Koreli bekarlar siyah erişte yiyor

İran'da dini yetkililer Sevgililer Günü'nü "Batı'nın kültürel saldırısı" oalrak niteleniyor (Reuters)
İran'da dini yetkililer Sevgililer Günü'nü "Batı'nın kültürel saldırısı" oalrak niteleniyor (Reuters)
TT

Dünyadan Sevgililer Günü gelenekleri: Finler arkadaşlığı kutlarken, Güney Koreli bekarlar siyah erişte yiyor

İran'da dini yetkililer Sevgililer Günü'nü "Batı'nın kültürel saldırısı" oalrak niteleniyor (Reuters)
İran'da dini yetkililer Sevgililer Günü'nü "Batı'nın kültürel saldırısı" oalrak niteleniyor (Reuters)

14 Şubat Cuma günü tüm dünyada Sevgililer Günü'nü kutlayan insanlar birbirlerini kart, hediye veya sembolik jestlerle sevgi yağmuruna tutacak.
Sevgililer Günü'nde bir kutu çikolata veya içten bir mesaj yazılmış kart hediye etmek yaygın bir uygulama olsa da, dünya genelinde gelenekler değişiklik gösteriyor.
Brezilya'dan Japonya'ya geleneksel Sevgililer Günü kutlamalarından bazılarını sizler için derledik.

Brezilya
Brezilya'da Sevgililer Günü 14 Şubat'ta kutlanmıyor.
Brezilyalılar bunun yerine haziranda "Dia dos Namorados" adını verdikleri bir günü kutluyor.
"Aşıklar Günü" anlamına gelen Dia dos Namorados, turizm şirketi Brazilian Experience'e göre Aziz Anthony Günü arifesine denk gelmesi için özellikle 12 Haziran'da kutlanıyor.
Şirkete göre Brezilyalılar, Aziz Anthony'nin "genç çiftleri müreffeh bir evlilikle kutsadığına" inanıyor.
Firma, Sevgililer Günü'nün geleneksel 14 Şubat gününde kutlanmamasının sebebinin, çoğu zaman bu tarihin ülkedeki en büyük etkinlik olan Karnaval Haftası'na denk gelmesi olduğunu belirtiyor.

Fransa
Çevrimiçi seyahat sitesi Lost in France'a göre, dünya genelinde insanların Sevgililer Günü kartları yazma geleneğinin kökeni 15. yüzyıl Fransasına uzanıyor olabilir.
Şirket, kayıtlara geçen ilk Sevgililer Günü kartının Orleans Dükü tarafından yazıldığını, Dük'ün 1415'te Londra Kulesine hapsedilmişken Fransa'daki eşine mektup ve şiirler yolladığını belirtiyor.
Fransa'da günümüzde devlet tarafından yasaklanan “une loterie d'amour" adlı bir de Sevgililer Günü geleneği vardı.
Lost in France, "aşk piyangosu" anlamına gelen bu geleneğin özetle "karşılıklı evlere giren tüm yaşlardan bekar kişilerin, birbirleriyle eşleşene kadar pencerelerden  bağırmasını" içerdiğini ifade ediyor.
"Partnerini çekici bulmayan erkek, kadını terk ederdi. Tek kalan kadınlar büyük bir şenlik ateşi kurar, nankör erkeklere küfür ve lanet ederek ederek tören eşliğinde resimlerini yakardı."

Filipinler
Son yıllarda Filipinler'de Sevgililer Günü'nde toplu düğün yapılması giderek daha popüler hale geldi.
Her yıl tekrarlanan bu gelenek sayesinde kendi düğün masraflarını karşılayamayan nişanlılara yardım ediliyor.
Şubat 2016'da Filipinler'in başkenti Manila'daki bir basketbol salonunda düzenlenen toplu düğünde 350 çift evlendi.
EFE haber ajansına göre Manila evlendirme dairesi toplu düğün için yaklaşık 14.482 sterlin (yaklaşık 115 bin TL) ödedi.
Manila evlendirme dairesi müdürü Joey Cabresa, "Buradaki insanların çoğu ilişkilerini resmiyete dökmek istese de evlenmek için kiliseye bile verecek parası olmayan kimseler" diyor.

Çin
Tur şirketi China Highlights'a göre, Çift Yedi Festivali olarak da bilinen Qixi (Çī-şì) Festivali, Batı'daki Sevgililer Günü'nün Çin versiyonu olarak değerlendiriliyor.
Geleneksel Çin takviminin 7. ayının 7. günü kutlanan festival bu yıl 25 Ağustos Salı gününe denk geliyor.
Şirket, festival için "Geleneksel Çin festivallerinin en romantiği olup, ülkenin küreselleşmesiyle beraber Çin'in Sevgililer günü olarak bilinmeye başladı" diyor.
"İnsanlar genelde artık geleneksel adetleri yerine getirmek yerine Çin Sevgililer Günü'nü sevdiklerine çiçek, çikolata ve başka hediyeler vererek kutluyor."
China Highlights ayrıca, Sevgililer Günü'nün Batılı versiyonunun genç nesil arasında Qixi'den daha popüler hale geldiğini ifade ediyor.

Finlandiya
Sevgililer Günü genellikle romantik aşkın kutlanışı olarak algılanırken, Finlandiya'da durum daha farklı.
14 Şubat'ta Finlandiya'daki insanlar platonik Arkadaş Günü kutlaması gerçekleştiriyor.
ThisisFinland adlı internet sitesi, “Arkadaşlarıyla olan ilişkilerini takdir edenler için Finlandiya Sevgililer Günü'nü geçirmek için doğru yer” diyor.
"Sevgililer Günü'nün Fince karşılığı 'ystävänpäivä' (Arkadaş Günü) ve isminden anlaşılacağı gibi ana fikrini arkadaşlığı kutlamak oluşturuyor. Finlandiya'da ystävänpäivä arkadaşlığın aleni ilanıdır."
Siteye göre, her ne kadar bu gün Fin takvimlerine resmi olarak 1990'ların ortalarında dahil edilmiş olsa da, 1980'lerden bu yana kutlanageliyor.

Japonya
Japonya'da Sevgililer Günü hediyesi alma sorumluluğunu yüklenen kadınlar geleneksel olarak tercihlerini çikolatadan yana kullanıyor.
Tam bir ay sonra, "Beyaz Gün" olarak bilinen 14 Mart'ta ise roller değişiyor, erkeklerden kadınlara hediye almaları bekleniyor.
Live Japan sitesi, "Japonya'da Sevgililer Günü'ne dair belirtilmesi gereken bir husus da, kadınların sadece romantik hisler besledikleri erkeklere değil, aynı zamanda aile mensuplarına ve hatta iş arkadaşlarına da çikolata hediye ettiğidir" diyor.
"Ancak tüm çikolatalar eşit kabul edilmediği gibi, verilen çikolatanın türü de ilişkiye göre değişiklik gösteriyor."

Kolombiya
Diğer dünya ülkeleri gibi Kolombiya da aşkı 14 Şubat harici bir günde kutluyor.
Çevrimiçi seyahat sitesi Medellin Guru'ya göre Dia de Amor y Amistad (Aşk ve Dostluk Günü) ülkede eylül ayının üçüncü cumartesi günü kutlanıyor.
Meksika, Porto Riko ve Kostarika dahil diğer Latin Amerika ülkelerindeyse Dia del Amor y Amistad, Sevgililer Günü'yle aynı tarihte kutlanıyor.
The Bogota Post'a göre Kolombiya'da Dia del Amor y Amistad "Sevgililer Günü ve Dünya Arkadaşlık Günü'nün bir karışımı olarak görülüyor".
Gazete şunları belirtiyor: "Sevgililer Günü'nü okul döneminin dışına almak isteyen ülke 1969'da bu günü Şubat'tan Eylül'e taşıdı. Yılın bu zamanı çikolata ve çiçeklerin daha iyi satış yakalaması da artı puan kazandırdı."

Güney Kore
Japonya'ya benzer biçimde Güney Kore'de de Sevgililer Günü'nde kadınların erkeklere hediye vermesi, erkeklerin de bir ay sonra tersini gerçekleştirmesi geleneği var.
Güney Kore'de ayrıca sevgililerle ilişkili geleneksel bir gün daha var: "Kara Gün"
Eğitim kurumu Asia Society, Sevgililer Günü'nden tam 2 ay sonra 14 Nisan'da kutlanan "Kara Gün'ün" bekar insanlar anısına düzenlendiğini belirtiyor.
Kurum, "Sevgililer Günü veya Beyaz Gün'de hediye alamayan bekarlar, 'Kara Gün' olarak bilinen 14 Nisan'ı diğer bekar arkadaşlarıyla Jjajyangmyeon (siyah erişte) yiyerek kutluyor" diyor.
"Belki de sevgililere özgü iki günle Kara Gün arasındaki en büyük farkın, bu günlerin aksine Kara Gün'e dair neredeyse hiçbir reklamın yer almaması olduğunu söylebiliriz."



Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi

Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi
TT

Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi

Trump: İran enerji tesislerine yönelik saldırılar 5 günlüğüne ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, İran’ın enerji altyapısına yönelik planlanan askeri saldırıların 5 gün süreyle ertelenmesi talimatı verdiğini duyurdu. Trump ayrıca, bölgedeki askeri operasyonları sonlandırmak için 5 temel hedeflerinin olduğunu açıkladı.

Donald Trump, kendi sosyal medya platformu üzerinden peş peşe yaptığı açıklamalarda, İran ile Ortadoğu'daki gerilimi sona erdirecek kapsamlı bir çözüm üzerinde çalışıldığını belirtti.

Trump, son iki gündür süren yapıcı görüşmelerle, İran'ın enerji santralleri ve altyapısına yönelik saldırı planlarını geçici olarak askıya aldığını duyurdu.

Saldırılar 5 gün süreyle askıda

Trump, "Bu derinlemesine ve yapıcı görüşmelerin tonuna dayanarak, Savaş Bakanlığı'na, devam eden toplantıların başarısına bağlı kalmak kaydıyla, İran'ın enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik tüm askeri saldırıları beş günlük bir süre için erteleme talimatı verdim" dedi.

Tahran yönetimini terör rejimi olarak nitelendiren Trump, İran’a yönelik askeri çabaların hedeflerine ulaşmaya çok yaklaştığını savundu.

Trump, bölgedeki askeri varlığı azaltmak veya sonlandırmak için şu 5 şartın yerine getirilmesi gerektiğini söyledi:

1 - İran'ın füze kapasitesinin, fırlatıcılarının ve bunlarla ilgili her şeyin tamamen etkisiz hale getirilmesi.

2 - İran'ın savunma sanayi altyapısının tamamen çökertilmesi.

3 - İran Deniz ve Hava Kuvvetleri ile hava savunma sistemlerinin ortadan kaldırılması.

4 - İran'ın nükleer kapasiteye yaklaşmasına asla izin verilmemesi ve ABD’nin olası bir durumda anında ve güçlü tepki verecek konumda kalması.

5 - İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt ve diğer bölge müttefiklerinin en üst düzeyde korunması.

ABD Başkanı daha önce İran’a, dünya petrol ve doğal gaz sevkiyatının önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nı açması için 48 saat süre tanımış ve aksi halde ülkenin enerji altyapısını hedef almakla tehdit etmişti.

İran’dan yanıt

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmadığını belirtti. Arakçi, X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, gemilerin geçişten kaçınmasının nedeninin savaş riski ve sigorta şirketlerinin çekinceleri olduğunu ifade ederek, gerilimin sorumlusunun İran olmadığını savundu.

İran Ulusal Güvenlik Konseyi ise savaşa taraf olmayan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapabilmesi için Tahran ile koordinasyon sağlaması gerektiğini açıkladı.

Açıklamada ayrıca, İran kıyıları veya güney adalarının hedef alınması durumunda deniz iletişim hatlarının kesileceği ve deniz mayınlarının döşeneceği uyarısında bulunuldu. Bu ifadelerin, ABD’nin İran’ın ana petrol ihracat noktası olan Hark Adası’na yönelik olası müdahale planlarına dolaylı bir yanıt olduğu değerlendiriliyor.

İran Devrim Muhafızları da enerji tesislerine yönelik herhangi bir saldırıya aynı düzeyde karşılık verileceğini belirterek, elektrik üretim tesislerinin hedef alınması halinde İsrail’deki enerji altyapısı ile bölgedeki ABD üslerine enerji sağlayan sistemlerin vurulacağını açıkladı.

Trump’ın bu açıklaması, son dönemdeki sert söylemlerinin ardından siyasi ve medya çevrelerinde sürpriz olarak değerlendirildi. ABD Başkanı kısa süre önce “güç yoluyla barış” yaklaşımını yinelemişti.

28 Şubat’ta başlayan çatışmaların ardından İsrail ve ABD, başta Tahran olmak üzere çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenledi. İran ise İsrail ve bazı Körfez ülkelerine füze saldırılarıyla karşılık verdi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri tehdit etti.

Bu gelişmeler, boğazda fiili bir kapanmaya yol açarken küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara ve petrol fiyatlarında artışa neden oldu.


Trump: 'Olumlu' görüşmelerin ardından İran enerji tesislerine yönelik saldırı 5 gün ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
TT

Trump: 'Olumlu' görüşmelerin ardından İran enerji tesislerine yönelik saldırı 5 gün ertelendi

ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın Ortadoğu'daki gerilimlere kapsamlı çözüm bulmak amacıyla son iki gündür "iyi ve verimli" görüşmeler gerçekleştirdiğini duyurdu.

Trump, açıklamasında bu "derinlemesine ve yapıcı" görüşmelerin hafta boyunca devam edeceğini belirterek, görüşmelerin "doğası ve atmosferi" göz önüne alındığında, İran'ın enerji santrallerini ve altyapısını hedef alabilecek olası askeri saldırıların beş gün ertelenmesi talimatını verdiğini söyledi.

Açıklamasında, bu ertelemenin "devam eden toplantı ve istişarelerin başarısına bağlı" olduğunu belirtti.

Trump, iki gün önce İran'a, Hürmüz Boğazı'nı deniz trafiğine yeniden açması için 48 saatlik bir ültimatom vermiş ve enerji altyapısını yok etmekle tehdit etmişti.

Trump, Truth Social platformunda şunları yazdı: “İran, herhangi bir tehdit olmaksızın, 48 saat içinde Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmazsa, Amerika Birleşik Devletleri en büyüklerinden başlayarak tüm enerji tesislerine saldırıp imha edecektir!”

Trump'ın tehdidinden dakikalar sonra, İran ordusu, ABD başkanının enerji altyapısını yok etme tehditlerini yerine getirmesi halinde, bölgedeki enerji altyapısını ve tuzdan arındırma tesislerini hedef alacağını duyurdu.


Türkiye'nin İran’daki savaş kaynaklı endişeleri ve hesapları

 Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
TT

Türkiye'nin İran’daki savaş kaynaklı endişeleri ve hesapları

 Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)

Rustem Mahmud

Türkiye, ABD ve İsrail’in İran'a karşı sürdürdüğü savaşın etkisiyle son derece tedirgin bir siyasi ve güvenlik ortamı yaşıyor. Karar alma merkezine yakın çevreler ve ‘derin devlete’ yakın siyasi güçler, bölgede Türkiye'nin bölgesel düzeydeki rolünü ve konumunu etkileyecek, hatta belki de iç kimliğini sarsacak jeopolitik dönüşümlerin yaşanacağını hissediyor. İran'da Kürt sorununun gündeme gelmesi, mezhepçi kutuplaşmanın artması ve tarihi bir imparatorluğun mirasçısı olan Türkiye ile benzerlikler taşıyan İran devletinin parçalanma olasılığı, Türkiye'de siyasi ve güvenlik açısından ‘endişe’ yaratıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidar koalisyonundaki ortağı ve ülkedeki derin devlet kurumları üzerindeki hakimiyetleriyle tanınan liderlerden biri olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, partisinin düzenlediği Ramazan iftarında yaptığı uzun konuşmada İran'da yaşananlarla ilgili Türkiye'nin endişelerini şu sözlerle özetledi:

“Suriye tecrübesi bize ağır bedeller ödeterek öğretmiştir ki, devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar kısa sürede farklı silahlı grupların, vekâlet unsurlarının, düzensiz göç hareketlerinin, kaçak ekonomi ağlarının ve dış müdahalelerin sahasına dönüşmektedir. Bugün İran merkezli gelişmeler de aynı dikkatle okunmalıdır.

Bir bölgede devlet boşluğu oluştuğu an oraya akıl, vicdan, izan ve merhamet yerleşmez; önce silah yerleşir, sonra istihbarat yerleşir, ardından vekâlet savaşı yerleşir. Sonrasında o coğrafyanın halkları başkalarının hesaplarının altında ezilir.

Tarihin ileride kayıt altına alacağı günleri yaşarken; bizler, bu sorunun cevabını aramak ve Türkiye’nin hangi istikamette yürümesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymak durumundayız.”

Irak savaşlarının anıları

Türkiye’deki siyaset, medya ve halk çevreleri, 1980’li yılların başlarından itibaren arka arkaya yaşanan ‘Irak savaşları’ sırasında yaşadıklarına benzer bir genel durumla karşı karşıya. Şu anda yaşanan olağanüstü bölgesel dönüşümlerin Türkiye’deki iç dengeleri etkileyeceği ve ülkeye mülteci dalgalarının başlayacağı yönünde bir algı söz konusu. Savaş daha da uzarsa, Türk siyasi güçleri arasında olup bitenlerle ilgili anlaşmazlıklar ve iç kutuplaşmalar yaşanacak ve bu da Türk hükümetini iç ve bölgesel olarak zor kararlar almaya itecek.

Milli Savunma Bakanlığı, bu savaşta sahada yaşanabilecek her türlü gelişmeye karşı önlem almak ve hazırlıklı olmak amacıyla, İran topraklarından Türkiye'ye milyonlarca mültecinin akınını engellemek için Türkiye ile İran arasında bir ‘tampon bölge’ oluşturmaya çalışıyor.

Türk basını, Milli Savunma Bakanlığı'nın bu savaşta sahadaki olası gelişmelere karşı önlem almak amacıyla, İran topraklarından Türkiye'ye milyonlarca mültecinin akınını engellemek için Türkiye ile İran arasında bir ‘sınır tampon bölgesi’ oluşturmaya çalıştığına dair haberler yayınladı.

İran’da endişe verici üç konu

Savaş devam ederken Türkiye, İran’daki ve Türkiye üzerinde, özellikle de ülkedeki mevcut siyasi dengeler üzerinde somut etkisi olan üç iç meseleye ilişkin endişe duyuyor. Sayıları 7 ila 10 milyon arasında değişen milyonlarca İranlı Kürt, ortak sınır boyunca yaşıyor ve sınırdaki üç ilin nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyor. İranlı Kürtlerin mevcut durumu, Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda Suriye'deki Kürtlerin durumunu hatırlatıyor. Suriye'deki Kürtler, on yıl boyunca Türkiye için jeopolitik bir sorun oluşturmuş, Türkiye'yi Suriye'de birden fazla savaşa girmeye zorlamış ve Türkiye'nin iç siyasi çatışmalara ve krizlere tanık olmasına neden olmuştu. İran Kürtleri siyasi açıdan son derece örgütlü ve PKK’ya yakınlığıyla bilinen Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) aralarında geniş bir nüfuza sahip. Bölgelerindeki saf Kürt coğrafyası ve demografisi, Suriye Kürtlerine uygulanan politikaların uygulamasına izin vermiyor. Buna, kolektif hafıza ve yaşadıkları tarihsel deneyimler de eklenmeli. İranlı Kürtler, 1946'da bir Kürt devletinin kurulduğunu ilan eden tek Kürt grubu olurken, 1980'lerin başında iktidara karşı uzun soluklu silahlı mücadeleye giriştiler. Savaşın sonuçları nedeniyle siyasi ve coğrafi alan kazanmaları, öncelikle bölgedeki tüm ülkelerde Kürt sorununun gelişimine yansıyacak, ancak aynı zamanda Türkiye’deki Kürtleri de siyasi taleplerinin sıklığını ve niteliğini artırmaya itecek.

Türkiye, İran’da devletin ve kamu düzeninin uzun süreli çöküşünden ve ülkenin zamanla bir dizi iç çatışmanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası güç merkezlerinin sahnesine dönüşmesinden endişe duyuyor.

İkinci konu, Türkiye sınırına yakın Batı ve Doğu Azerbaycan eyaletlerinde yaşayan ve hatta başkent Tahran'da da nüfusa sahip olan yaklaşık 15 milyon Azeri ile ilgili. 1990'ların başlarından itibaren, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ekonomik ve siyasi olarak öne çıkması ve onlar tarafından yakından takip edilen Türk basını bu nüfus üzerinde etkili. İran nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan İranlı Azeriler, bağımsızlık, konfederasyon ve federalizm gibi siyasi önerilerde bulunuyor ve bunların tümü Türkiye için birer zorluk teşkil ediyor.

Görsel kaldırıldı.
Irak'ın Erbil kenti dışındaki bir kampta eğitim gören Kürdistan Özgürlük Partisi’ne (PAK) üyesi İranlı Kürtler, 12 Şubat 2026 (Reuters)

Türkiye’nin İranlı Azerilerin taleplerine ilişkin tüm seçenekleri son derece zorlu. Çünkü bu talepleri kabul etmek, fiilen ya İran’ın parçalanması ya da federal bir siyasi düzeni kabul etmek anlamına geliyor. Dolayısıyla İranlı Kürtler için federal bir yapıyı kabul etmek ve Türkiye’ye komşu birçok bölgede Kürtler için federal modelin tekrarlanması demek oluyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Azerilerin beklentilerini engellemek, içerdeki Türk milliyetçiliği eğilimleriyle, özellikle de muhalefet partileriyle çatışmak anlamına gelecektir.

Kürtlerin ve Azerilerin beklentileri, talepler açısından birbiriyle örtüşse de gerçekte nesnel olarak çatışıyor. Batı Azerbaycan eyaletinde İranlı Kürtler ile Azeriler arasındaki siyasi, ekonomik ve sembolik çatışma yıllardır en şiddetli halini almış durumda. Bu da şimdiye kadar bu çatışmayı tek başına kontrol altında tutan ülkenin siyasi rejimi çökerse, geniş çaplı bir çatışmaya yol açabilir. Bu durum, Irak'ın Kerkük ilindeki Kürtler ile Türkmenler arasında yaşananlara ve bunun Türkiye'nin tutumuna etkisine benziyor.

Türkiye, İran’da devletin ve kamu düzeninin uzun süreli çöküşünden ve ülkenin zamanla bir dizi iç çatışmanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası nüfuz merkezlerinin vekalet savaşları alanına dönüşmesinden endişe duyuyor. İran rejimi, geçtiğimiz yıllar boyunca devletin kurumlarını ve işleyiş mekanizmalarını parçaladı ve altyapıların hizmet, sağlık ve eğitim sektörlerinde köklü çöküş yaşadığı bir dönemde, devletin değil iktidarın etrafında yoğunlaşan sağlam bir yönetim çekirdeği oluşturdu. Büyük şehirler ise içme suyu sağlayamama da dahil olmak üzere giderek kötüleşen hizmet koşullarıyla boğuşuyor.

Türkiye, İran’ın içindeki patlamanın yeniden yapılanma sürecinin yıllar alacağını ve özellikle de istikrarı Türkiye’nin ulusal güvenliğinin bir parçası olan tarihi bir imparatorluğun yokluğu nedeniyle bunun kendisi üzerinde de yansımaları olacağını biliyor.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.