Lübnan seçimleri: Müstakbel’den boşalan Sünni koltukları kim dolduracak?

Eski Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora (Getty Images)
Eski Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora (Getty Images)
TT

Lübnan seçimleri: Müstakbel’den boşalan Sünni koltukları kim dolduracak?

Eski Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora (Getty Images)
Eski Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora (Getty Images)

15 Mart’ta düzenlenmesi planlanan Lübnan genel seçimleri, 11 koltuklu Beyrut-2 seçim bölgesindeki adaylık düzenlemeleri sebebiyle farklı sonuçlanabilir. (Sünni) Müstakbel Hareketi Genel Başkanı Saad Hariri’nin seçimlere katılmamaya karar vermesinin ardından, Müstakbel adaylarından yoksun listelerin nasıl şekilleneceği merak konusu.
Beyrut’un Sünni çoğunluğa sahip ikinci bölgesindeki seçim savaşıyla ilgili belirsizlik, eski Başbakan Fuad Sinyora’nın ‘seçim sürecine aday olarak katılma ve Müstakbel’den boşalan Sünni kotaları Şii Hizbullah yanlısı Sünnilere kaptırmamak için oylama yapma’ çağrısında bulunarak açıkladığı koşulların genel yönü netleşene kadar devam edecek. Sinyora, İran’ın ülkedeki uzantısı Hizbullah liderliğindeki “Direniş Ekseni” yanlılarının Sünni kotaları doldurmaması için bir oylama çağrısı yapmıştı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre eski Başbakan Sinyora, seçimlere katılım kararında eski Başbakan Hariri’nden farklı davranmasına rağmen hala Başbakan Necib Mikati ile koordineli olarak görüşmelerini sürdürüyor. Seçimlere katılma konusundaki isteksizliğini açıklama yarışında olan eski Başbakan Temmam Selam ile de temasa geçmeye hazırlanıyor. Öyle ki Beyrut sokaklarındaki durumun yeniden toparlanmasına ihtiyaç duyuluyor. Bu toparlanma ise ‘Müstakbel’den boşalan koltukları doldurma yetisine sahip bir aday listesinin oluşturulmasını gerektiren bir atmosfer sağlama çabaları’ çerçevesinde ikinci bölgedeki ilgili liderlerin görüşlerinin alınmasını gerekli kılıyor.  
Başbakan Sinyora, Selam’ın Müstakbel’e mensup Haririciler ve yandaşlarını bir araya getiren seçim kaldıracını sağlamadaki rolünün yanı sıra, çoğunluğu Başbakan Hariri’nin arkasında duran Sünni halk tabanını kazanmaya odaklanmış durumda.
Öte yandan Sinyora, Beyrut-2 seçim bölgesi aday listesinin oluşturulması için çaba sarf ediyor. Aynı durum İslami Hayırsever Projeler Derneği (Ahbaş) ve bu ittifakların dışından bir listeyle seçimlere katılan Milletvekili Fuad Mahzumi için de geçerli. Sinyora ayrıca, Ahbaş karşıtı olan ‘İslami Grup’ ile temas halinde.
Sinyora, seçimlere adaylığı konusunda karar vermekte hâlâ isteksiz olsa da şu anda Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın daimî üyesi olan Lübnan’ın eski Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Navaf Selam ile de iletişim halinde. Koşullar hakkında endişeli olan Selam, adaylık kapısı kapanmadan önce, yakın bir zamanda tavrını belirginleştirmek üzere aday olma ya da olmama seçeneklerini inceliyor. Aynı şekilde ülkede, alacağı karara dair çeşitli istişarelerde bulunmak üzere Beyrut’a dönmeye hazırlandığı yönünde söylentiler yayılıyor.
Şarku’l Avsat’ın Beyrut’taki kaynaklardan edindiği bilgilere göre Hariri’ye mutlak sadakat borçlu olan bir grup, adaylık kapısı kapanmadan önce alabilecekleri nihai pozisyona hazırlanmak için, gözlerden uzak şekilde kendi inisiyatifleriyle sürekli toplantılar düzenliyor. Tavırları, şu ana kadar ‘devlet inşa projesine aykırı bir projeye sahip isimlerin denetimini engelleyecek bir listeye destek verilmesi’ ile ‘tarafsızlık’ arasında gidip geliyor. Söz konusu grup, her ne kadar arenayı başkası lehine terk etme eğilimi taşıyor olsa da aldığı seçim seçeneğini haklı çıkarmak için siyasi çıkışlar tasarlamaya çalışıyor.
Bu toplantılara katılan bazı isimler, iki ekip arasında ortak paydalar olması nedeniyle Sinyora’dan kopuk değiller. Bazıları ise seçimlere adaylık ve oy kullanma çağrısı konusunda Hariri ile birlikte hareket ediyor. Aynı şekilde İlerici Sosyalist Parti’nin adayı Milletvekili Faysal es-Saye’nin, diğer listelerin karşısında uzlaşı sağlanabilecek bir liste içerisinde yarışması mümkün. Ancak Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin, müttefiki Hizbullah’ı ortak listelerinde ‘mevcut Milletvekili Talal Arslan tarafından isimlendirilen’ bir başka Dürzi’yi aday göstermemeye ikna etmesi halinde bu seçenek mevcut.
Diğer ittifaklara gelince öyle görünüyor ki tüm gruplarıyla sivil hareket, ‘seçimlere birleşik bir liste ve siyasi bir eylem programı ile katılarak, konumunu birleştirmek için istişarelerini yoğunlaştırması’ nedeniyle henüz seçim gürültüsüne dahil olmadı. Aynı şekilde Beyrut’taki kaynaklar, Ahbaş’ın seçim savaşını ittifaklar olmadan yapmaya karar verdiğini söylemesine rağmen Şii İkili, ittifaka katılıp katılmayacağından veya savaşta tek başına mı savaşacağından emin olmak için ‘Ahbaş’ın nihai kararını bekliyor.
Beyrut kaynakları, Ahbaş’ın Şii İkili ile siyasi ittifak içinde olsa da iki nedenden dolayı seçim işbirliğini desteklemediğini belirtti. Kaynaklara göre ilk neden, ülke dışında ikamet eden ve Projeler Derneği’ne mensup seçmenlerin, kendilerini hedef alan yaptırımlara maruz kalmamak için Hizbullah ile ittifak yapmaktan endişe duyması. Zira Ahbaş üyeleri, Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkesinde ve ABD’de, Hizbullah’ın terör listesinde bulunuyor olması nedeniyle hedef alınıyor.
Ancak ikinci neden, Ahbaş içerisinde seçim sürecinde Hizbullah’la işbirliği yapmamayı veya bu aşamada ona bağlı kalmamayı tercih eden bir grubun varlığıyla ilgili.
Şii İkili, Ahbaş’ın nihai kararı kendilerine iletmesini bekliyor. Aynı şekilde Projeler Derneği, daimî müttefikleri Emel ve Hizbullah’tan, ‘direnişi destekleyici siyasi tercihine sırt çevirmeden’ rızayla ayrılmayı destekleyen taraf. Bu bağlamda Hizbullah, iki müttefiki Özgür Yurtsever Hareket ve Emel arasında arabuluculuk yürütüyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Hizbullah, iki müttefiki ile üçlü seçim işbirliğinin ana hatlarını belirlemeye çalışıyor. Bu hat, şu anda Baabda- Güney Matn dairesinde ve Baalbek- Hermel dairesinde bir birleşik liste ile seçimlerde yarışmakla sınırlı. Daha sonra ise ikili, Emel ve Özgür Yurtsever Hareket’in Batı Bekaa- Raşaya seçim dairesinde tek listede toplanmasının karşılaştığı zorlukların aksine, Beyrut-2 seçim bölgesindeki ittifaklarını görüşecek.
Edinilen bilgilere göre Emel ve Hizbullah, Emel’in Biblos- Keservan ve Zahle bölgelerinde Hizbullah adaylarını desteklemesi karşılığında Hizbullah’ın Jezzine ve Batı Bekaa’da Emel’in adayını destekleyeceği seçim- siyasi ittifakları için bir formüle ulaştı. Aynı şekilde gerek güneyde gerekse Baalbek- Hermel’de Şii topluluğunun çoğunlukta olduğu kasabalarda ittifaklarında sorun olmadığı göz önünde bulunduruluyor. Şiilerin temsil edilmediği bölgelerde ise iki hareketin seçmenlerine özgürlük tanınıyor.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.