Ukrayna savaşının İdlib’deki Rus-Türk mutabakatına yansımalarına ilişkin senaryolar

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Deyr Hassan Kampı’nda Hama’dan yerinden edilmiş bir kişi (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Deyr Hassan Kampı’nda Hama’dan yerinden edilmiş bir kişi (Şarku’l Avsat)
TT

Ukrayna savaşının İdlib’deki Rus-Türk mutabakatına yansımalarına ilişkin senaryolar

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Deyr Hassan Kampı’nda Hama’dan yerinden edilmiş bir kişi (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Deyr Hassan Kampı’nda Hama’dan yerinden edilmiş bir kişi (Şarku’l Avsat)

Ukrayna’da devam eden savaşın Suriye’nin kuzeybatısındaki Hama ve İdlib kırsalını geçerek Halep şehrinin kuzeybatı banliyölerine ulaşması ve kuzeydoğudaki Lazkiye dağlarına kadar yansımalarının hissedilmesi beklentisi hâkim. Söz konusu bölgeler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Mart 2020’de Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleştirdikleri görüşmede, Rus ve Türk taraflarınca onaylanan ateşkes anlaşması kapsamında bulunuyor.  
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) duruma dair şu açıklamada bulundu:
“Şubat ayında rejim güçleri ve ona bağlı milisler tarafından Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) ve diğer grupların kontrolü altındaki çatışmasızlık bölgesine ateşlenen bin 400’den fazla mermi ve füzenin yerleşim bölgeleri ve askeri alanlara düştüğü belgelendi. Saldırıda, Suriye’nin kuzeybatısındaki Halep, İdlib, Hama ve Lazkiye kırsallarındaki 44 bölge hedef alındı. Bunlar arasında Halep kırsalındaki Atarib kasabası ve çevresi, Şeyh Süleyman, Takad, Tadil, Kafr Taal, Kafr Amma, el-Kasr ve Kafr Nouran köyleri 500 top mermisi, İdlib vilayetindeki en-Nayrab, Macdaliya, Maarbalit, er-Ruveyha, Mantaf, Marzaf, Deyr Sunbul, el-Bara, Kansafra, Felifel, Sufuhon, el-Fatirah, Kafr Uveyd, Ayn Laruz, Balion, Ablin, el-Haluba, el-Fatatra, Maaret Elnaasan bölgeleri ve Tarmanin çevresi 400 top mermisi ile vuruldu. Hama kırsalındaki el-Ankavi, el-Kalidin, Hirbet en-Nakuş, Tel Vasat, el-Mansura, ez-Zayara, el-Meşik ve es-Sarmaniye bölgeleri 300 top mermisi ile, Lazkiye kırsalındaki Kabane tepelerini, el-Hadar ekseni, et-Tafahiye, Deyr el-Ekrad ve Cebel et-Turkman eksenleri 200 top mermisiyle hedef alındı.”
SOHR açıklamasında meydana gelen ölümlere ilişkin de bilgi paylaştı:
“Çatışmasızlık alanına yönelik Rus hava bombardımanının azaldığı bir dönemde, şubat ayında rejim güçlerinin ve rejime bağlı milislerin düzenlediği kara bombardımanı, iklisi kadın, ikisi de çocuk olmak üzere 13 sivilin ölümüyle sonuçlandı. İdlib’in kuzeydoğusundaki Maaret Elnaasan, Tarmanin ve Afis kırsalında 12 Şubat Cumartesi meydana gelen katliamda da da ikisi kadın, ikisi çocuk 6 kişi öldürüldü.”
Diğer yandan Suriye Sivil Savunma Teşkilatı (Beyaz Baretliler), operasyonlarda yaklaşık 300 gönüllülerinin öldürüldüğünü belirtti. Gönüllülerin geçmiş yıllarda rejim ve Rusya güçlerinin Suriye’ye yönelik kara ve hava bombardımanlarında yaşamlarını yitirdiğini vurguladı. Teşkilatın 1 Mart Salı günü ‘Uluslararası Sivil Savunma Günü’ münasebetiyle yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Suriye Sivil Savunma Teşkilatı’na (Beyaz Baretliler) bağlı ekipler savaş süresince rejim ve Rusya güçleri tarafından yapılan kara ve hava bombardımanlarının neden olduğu enkazların altından aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu 125 binden fazla sivili kurtardı. Bu süre zarfında son yıllarda sivilleri kurtarmak ve insani görevlerini yerine getirmek için yapılan operasyonlarda 294 erkek ve kadın gönüllü hayatlarını feda etti.”
Diğer yandan Suriye Müdahale Koordinatörleri ekibi, Suriye’nin kuzeybatısındaki kamplarda kalan yerinden edilenlere ilişkin açıklama yaptı. Ekibin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Yerinden edilenlere sağlanan insani yardımların miktarındaki azalma, son dönemde afetler, yağmurlar ve kar fırtınaları nedeniyle insanların hayatlarını daha da zorlaştırdı. İnsani yardım düzeyinin azalması ve ısıtma araçları eksikliği göz önüne alındığında Suriye’nin kuzeybatısındaki yaklaşık 3 milyon yerinden edilmiş insan halen trajik koşullarda yaşıyor. Suriye’nin kuzeybatısındaki yerinden edilmişleri yaşadığı 18’den fazla kampta, şubat ayında meydana gelen yağmur ve kar fırtınası nedeniyle yaklaşık 3 bin 781 kişi zor durumda kaldı. Sağlıksız ve güvenli olmayan ısıtma yöntemlerinin kullanılması sonucu yaklaşık 22 çadır yanarken bir kadın ve iki çocuk da yaralandı.”
Ekip tarafından yapılan açıklamada ayrıca bölgedeki insani yardımlarda yaşanan düşüş oranlarına ilişkin de bilgi verildi:
“Suriye’nin kuzeybatısında faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının gıda güvenliği ve geçim kaynaklarına yanıt verme oranı yaklaşık yüzde 38’e düştü. Su ve sanitasyon sektöründe buoran yüzde 29’a, sağlık ve beslenmede yüzde 28’e ve gıda dışı maddelerdede yüzde 41’e ulaştı. Ayrıca eğitim sektörüne yönelik yardımların oranı yüzde 28, gayri resmi kamplar için barınma ve çadır temini yüzde 27 ve koruma sektörüne yanıt oranı da yüzde 35 oranında gerçekleşti.”
Suriye’nin kuzeybatısında çok sayıda öğretmen geçen şubat ayında eğitim sektörü için gerekli desteğin sağlanmamasını protesto amacıyla ‘Öğretmenlere Saygı Grevi’ adı verilen bir grev düzenledi Eğitim süreci durduruldu.
SOHR konuya dair şu açıklamayı paylaştı:
“İdlib ve kırsalındaki yaklaşık 80 okul ve eğitim yurdu, ortak bir bildiri yayınlayarak uzun süreli destek kesintisi ve eğitimi tamamlayamamaları nedeniyle kapılarını kapattıklarını ve eğitim sürecini askıya aldıklarını duyurdu. Okullarda eğitim- öğretim sürecinin yeniden başlaması için öğretmenlerin aylık maaş haklarının güvence altına alınması çağrısı yapıldı. Eğitime yönelik genel grev ilan eden okullar, Hama ve İdlib’deki eğitim müdürlüklerine bağlı olup İdlib kenti ile Cisr eş-Şuğur, Eriha, Maarrat Misrin ve ed-Dana bölgelerindeki eğitim kurumlarını kapsıyor. Eğitim Bakanlığı tarafından temsil edilen Kurtarma Hükümeti, Suriye’nin kuzeyindeki eğitim sektörünü desteklemekle ilgilenen birçok insani yardım kuruluşu ile birlikte bu toplantılardan sorumlu taraftır.”



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.