Irak, cumhurbaşkanı seçim oturumunun kaderinin belirleneceği kritik bir haftaya giriyor

Erbil’e atılan füzeler krizin bir parçası haline geldi.

Irak, cumhurbaşkanı seçim oturumunun kaderinin belirleneceği kritik bir haftaya giriyor
TT

Irak, cumhurbaşkanı seçim oturumunun kaderinin belirleneceği kritik bir haftaya giriyor

Irak, cumhurbaşkanı seçim oturumunun kaderinin belirleneceği kritik bir haftaya giriyor

İran ile Irak’taki vekilleri arasındaki rol değişiminin son zamanlarda doruk noktasına ulaşmasıyla birlikte füzeler Irak’taki kriz hattında kendine en geniş şekilde yer buldu. İran Devrim Muhafızları, Mossad karargâhının varlığını gerekçe göstererek Erbil’i 12 balistik füze ile vurdu.
Irak Meclisi ve hükümeti Erbil saldırısı dehşetinin ardından kendine gelir gelmez açıklamalar yayınlama, gerçekleri açığa çıkarma komisyonları kurma ve ‘dost ve komşu’ ülkelere Irak’ın egemenliğine saygı duyma çağrıları yapmakla yetinirken, her zamanki gibi kimliğini açıklamayan bir grup Beled Hava Üssü’ne 4 katyuşa füzesi yağdırdı. İsminin açıklanmaması kaydıyla Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı bir yetkili, Irak’ın ABD’den satın aldığı F-16 uçaklarının bulunduğu Beled Hava Üssü’ne yönelik bu tür saldırıların değişmeyen bahanesinin Amerikalı askerlerin üsteki varlığı olduğunu belirtti.
Iraklı yetkili, “Irak’ın bu üssünde ülkeler arasındaki doğal anlaşmalar kapsamının dışında hiçbir yabancı varlık göstermiyor. Uçaklar ithal edildiğinde, uçak üreticisi tarafının yerine getireceği teknik çalışma ve bakıma ihtiyaç olur. Bunlar, tüm ülkeler arasında alışıldık meselelerdir. İthal edilen silahın türüne göre, uçak eğitmenlerinden ve diğerlerinden oluşan bu tür teknikerlerin bulunması doğal bir durum. Bu, yeni bir şey değil. Zira Irak Hava Kuvvetlerinin kuruluşundan beri Irak herhangi bir menşeden uçak ithal ettiğinde, eğitim ve bakım işlemlerini uçağı ihraç eden taraf üstlenir. Böyle bir üssün bombalanması ve yabancı kadroların kendilerine koruma sağlanmadığı için üssü terk etmesi, Irak’ı pratikte hava gücünden mahrum edebilir. Bu, Irak için büyük bir kayıp olur. Nitekim halen terörle ve çok sayıda güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu.
Iraklı siyasi parti ve gruplar, gelecek hafta cumartesi günü yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili krizi çözme imkânı noktasında çıkmaz sokağa girerken, siyasi mesajlara dönüşen füze saldırılarının devam etmesi ihtimali söz konusu. İran tarafının Irak’ı bombalamayı sürdürebileceğini ilan etmesinin yanı sıra, Bağdat Ortak Operasyonlar Komutanlığı’nın verdiği istihbarat bilgilerine göre önümüzdeki gün ve saatlerde başkent Bağdat’ta iki noktaya füze saldırısı düzenlenebilir. İstihbarat haberinin içeriğine göre saldırının hedefi olmaya aday iki nokta; Uluslararası Bağdat Havaalanı ve Yeşil Bölge.
Siyasetteki gelişmelere gelince, ne Şii Sadr Hareketi ile Şii Koordinasyon Grubu arasındaki ilişkilerde ne de Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Kürdistan Demokrat Partisi arasındaki ilişkilerde yumuşama işareti görülmüyor. İki taraf da cumhurbaşkanı adaylarının seçim yarışında galibiyet elde etmesi amacıyla cumartesi günü yapılacak oturum için destek toplamaya devam ederken- adaylardan birinin seçimde galibiyet elde edebilmesi için milletvekillerinin üçte iki çoğunluğunun oylarını alması gerekir- eldeki tüm veriler bu hususta kapıların tamamen kapalı olduğunu gösteriyor. Zira Egemenlik İttifakı, Sadr Hareketi ve KDP’den oluşan üçlü ittifakın yaklaşık 170 oyu bulunurken, Koordinasyon Grubu, Azim Koalisyonu ve KYB’den oluşan Ulusal Kararlılık İttifakı ise yaklaşık 133 oya sahip. İki taraf, oturumda gizli oylama yapılması kararından dolayı muhalif ve bağımsız milletvekillerinin oylarını ve karşı taraftaki milletvekillerini kendi taraflarına çekebilmeye ümit bağlıyor. Bununla birlikte iki taraf da cumhurbaşkanı seçim oturumunun ikinci turunun yapılabilmesi için gereken basit çoğunluk şartını milletvekillerini oturumdan çekme yoluyla bozabilir ve böylece oturumu geçersiz kılabilir. Çünkü ikinci oturumun yapılabilmesi, 220 milletvekilinin oturumda kalmaya devam etmesine bağlı.
Şu ana kadar iki taraf arasında bir uzlaşı sağlanamaması nedeniyle, önümüzdeki veya ondan sonraki raunt füzelerle halledilmek isteniyor. Irak Meclisi ‘en büyük meclis grubunu’ belirleme ve ardından yeni hükümeti kuracak başbakanı görevlendirmeye başlayabilmek için Yüksek Federal Mahkeme’nin cumhurbaşkanını seçme görevini yerine getirmesi için tanıdığı ‘kısa süreye’ mahkûm durumda. Meclis, cumhurbaşkanını seçme görevinde başarısız olursa çatışmalı tarafların önünde zor seçeneklerin yer aldığı bir kapı açılacak. Bu seçeneklerin arasında Meclis’in kendini feshetmesi, erken seçim çağrısının yapılması ya da Meclis’in kendini feshetmemesi halinde Yüksek Federal Mahkeme’nin Meclis’i feshetmesi ve yeni seçimlere gidilmesi bulunuyor.
Ufukta bir orta yol görünmezken, siyasi gruplar ‘sıfır’ seçeneğine ulaştıklarının farkındalar. Bazılarına göre çözüm, füzeler. Özellikle de İran’dan ateşlenmesi muhtemel füzeler.
İsminin açıklanmaması kaydıyla Şarku’l Avsat’a konuşan bir Kürt politikacı, “Irak’ta Mossad olmadığından değil aksine İran’ın, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’ye tehditlerini yönelttiği bahanesinin ifşa olması nedeniyle Kürdistan’daki Mossad hikayesi şaka gibi. Mossad, Bağdat Yeşil Bölge’deki ABD Büyükelçiliği de dahil olmak üzere çeşitli kılıflarla Irak’ta varlık gösteriyor. Ancak son günlerde meydana gelen ve tekrarlanması muhtemel tüm gelişmeler, İran’ın, Şii cepheyi parçalamakla suçladığı Barzani’ye verilen açık sert mesajlardır” dedi.
Kürt politikacı, “Aslında Kürt çevrelerinin birçoğu Barzani’nin Şiilerin bir tarafı olmadan diğer tarafla yol yürümesine şaşırdı. Barzani belki de şu anda gittiği bu yöne gitmemeye en çok özen gösteren Kürt liderdi. Bu da şaşkınlık yaratan bir durum haline geldi. Barzani muhtemelen İran’a karşı ateşle oynamanın tehlikesinin farkına vardı. Ancak Barzani’nin, karakterinden dolayı sonucu ne olursa olsun tutumundan veya kararından geri adım atması zor” diye konuştu.



Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.


Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki hastalar ve yaralılar, İsrail makamlarının Refah Kara Sınır Kapısı’nı yeniden kapatmasının ardından son derece ağır ve zor koşullarla karşı karşıya kaldı. Ateşkes anlaşması kapsamında kısa süreliğine kısmen açılan kapı, daha önce uzun süre kapalı tutulmuş ve on binlerce kişinin tedavi için Gazze’den çıkmasına engel olmuştu.

Refah Sınır Kapısı’nın geçen yıl şubat ayı başında yeniden açılması, hastalar ve yaralılar için tedavi amacıyla Gazze’den çıkma konusunda umut yaratmıştı. Ancak İsrail’in çıkış yapmasına izin verdiği kişi sayısına sınırlama getirmesi durumu daha da karmaşık hale getirdi. Geçtiğimiz ayın 28’inde İran’a yönelik savaşın başlamasıyla kapının yeniden kapatılması ise bu umutları tamamen kararttı.

fvvfe
Yeniden kapatılmadan önce Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı önünde bekleyen Mısır ambulansları. (Reuters)

Nadir görülen “Sanfilippo sendromu” hastalığından muzdarip 12 yaşındaki Esma eş-Şaviş, annesinin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre yıllardır ölüm riskiyle karşı karşıya bulunuyor ve son dönemde sağlık durumu kritik biçimde kötüleşmiş durumda.

Anne, kızının 2023 yılında – savaşın başlamasından kısa süre önce – yurt dışında tedavi için tıbbi sevk aldığını, ancak savaşın patlak vermesi nedeniyle Gazze’den çıkamadığını söyledi. O günden bu yana küçük kızın sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğini belirtti.

dfvf
Yaralı bir kız çocuğu, yeniden kapatılmadan önce Refah Sınır Kapısı üzerinden taşınıyor. (Mısır Kızılayı)

Annesi, kızının artık su içme yetisini kaybettiğini, beyin küçülmesi, karaciğer ve dalak büyümesi yaşadığını ve sürekli nöbet geçirdiğini belirtti. Çocuğun hayatta kalabilmesi için hastanelerde her gün tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade eden anne, durumunun hızla kötüleştiğini vurguladı.

Anne sözlerini şöyle sürdürdü:

“Refah Kapısı açıldığında yeniden seyahat edebileceğimiz ve tedaviye ulaşabileceğimiz konusunda biraz umutlanmıştık. Ancak bizim gibi bekleyen çok sayıda hasta ve yaralı olduğu için çıkışımız gecikti. Sonra işgal güçleri kapıyı yeniden kapattı ve bizi tekrar kaderimizle baş başa bıraktı. Çocuğumu bu halde gördükçe içim parçalanıyor. Son nefeslerini alıyor gibi… Her an ölebilir.”

20 bin hasta

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Gazze’de 20 binden fazla hasta ve yaralı, acil olarak yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyuyor. Sınır kapısının yeniden düzenli biçimde açılmasını bekleyen bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin sayısının arttığı bildiriliyor.

sfrgty
Böbrek yetmezliği yaşayan bir Filistinli kadın, Gazze’nin merkezindeki bir hastanede diyaliz tedavisi görüyor. (Reuters)

Bakanlık, Gazze’deki hastanelerin bu hastaların hayatını kurtarabilecek tıbbi imkânlara sahip olmadığını ve İsrail ablukasının yarattığı ağır koşullar nedeniyle bazı ilaçların tamamen tükendiğini, bazılarının ise tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.

Hükümet Medya Ofisi’nin verilerine göre Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açık kaldığı süre boyunca toplam 1148 kişi giriş-çıkış yapabildi. Oysa ateşkes anlaşmasına göre 3 bin 400 kişinin seyahat etmesi planlanıyordu. Bu da anlaşmanın yaklaşık yüzde 33’ünün uygulanabildiğini gösteriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a bağlı hükümet kaynakları ise Refah Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin herhangi bir vaat bulunmadığını, hatta kısmi bir açılış ihtimalinin bile gündemde olmadığını söyledi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Refah Kapısı’nın “asılsız güvenlik gerekçeleri ve yalanlar” öne sürülerek kapalı tutulmasının ateşkes anlaşmasının açık ve ciddi bir ihlali olduğunu belirtti. Kasım, bunun özellikle Mısır başta olmak üzere arabuluculara verilen taahhütlerden geri adım anlamına geldiğini ve Gazze’ye uygulanan kuşatmanın daha da sıkılaştırılması çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumun on binlerce yaralının seyahat ederek tedavi görmesini engellediğini söyledi.

Sahada gerilim sürüyor

Sahadaki gelişmelerde ise İsrail saldırıları devam ederek fazla Filistinlinin ölümüne neden oluyor. İsrail ordusu salı günü yaptığı açıklamada 6 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. Bunlardan üçünün Gazze’nin kuzeyinde “sarı hattı” geçtikleri iddiasıyla vurulduğu, diğer üçünün ise Refah’taki tünellerde bulunan Hamas mensupları olduğu ileri sürüldü.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Filistinli ölü sayısı 656’nın üzerine çıktı. Bunların en az 20’si, İran’la savaşın başlamasından sonra hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı ise 72 bin 134’e ulaştı.

tyn
Filistinliler, Gazze kentine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından hayatını kaybeden bir kişinin cenazesini taşıyor. (AFP)

İsrail güçleri, Gazze’de “sarı hattın” her iki tarafında da hava ve topçu saldırıları ile ateş açma eylemlerini sürdürdü. Aynı zamanda ikinci gün üst üste, Han Yunus’un doğusunda özellikle Salahaddin Caddesi’ne yaklaşık 20 metre mesafedeki bölgelerde kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı görüldü.

Bir savaş uçağı, İsrail’in tahliye emri verdiği ve sakinleri tarafından boşaltılan Kuzey Han Yunus’taki bir evi bombaladı. Ayrıca Gazze kentinin güneybatısında, yerinden edilmiş sivillerin çadırlarının yakınındaki boş bir arazide bulunan cep telefonu şarj noktası ve internet hizmeti veren bir alan da hedef alındı.