Mukteda es-Sadr’ın mecliste ‘yeter sayısını tamamlama’ mücadelesi

Vatanı Kurtarma İttifakı bağımsız milletvekillerine güvenirken Koordinasyon Grubu meclis üyelerinin üçte iki çoğunluğunun seçim oylamasına katılım şartının sağlanmaması için çalışıyor.

Bağdat’ın doğusundaki Sadr semtinde dünkü cuma hutbesi sırasında ismi başbakanlık için gündeme gelen Irak’ın Londra Büyükelçisi Cafer es-Sadr’ın fotoğrafının bulunduğu pankart açıldı.
Bağdat’ın doğusundaki Sadr semtinde dünkü cuma hutbesi sırasında ismi başbakanlık için gündeme gelen Irak’ın Londra Büyükelçisi Cafer es-Sadr’ın fotoğrafının bulunduğu pankart açıldı.
TT

Mukteda es-Sadr’ın mecliste ‘yeter sayısını tamamlama’ mücadelesi

Bağdat’ın doğusundaki Sadr semtinde dünkü cuma hutbesi sırasında ismi başbakanlık için gündeme gelen Irak’ın Londra Büyükelçisi Cafer es-Sadr’ın fotoğrafının bulunduğu pankart açıldı.
Bağdat’ın doğusundaki Sadr semtinde dünkü cuma hutbesi sırasında ismi başbakanlık için gündeme gelen Irak’ın Londra Büyükelçisi Cafer es-Sadr’ın fotoğrafının bulunduğu pankart açıldı.

Vatanı Kurtarma İttifakı Başkanı ve Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, Irak Meclisi’nde bugün düzenlenecek, yeni cumhurbaşkanının seçileceği oturum öncende bağımsız vekillere kritik oturuma katılma çağrısı yaptı. Bu, Sadr’ın son birkaç gün içinde yaptığı üçüncü çağrı oldu. Ancak oturumun düzenlenebilmesi için milletvekillerinin üçte iki çoğunluğunun oturuma katılıp katılmayacağı konusundaki belirsizlik dün akşam saatlerine kadar sürdü.
Meclis oturumu, Sadr’ın liderlik ettiği ve Sünni Egemenlik İttifakı ile Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) yer aldığı Vatanı Kurtarma İttifakı ile Şii partiler, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Sünni Azim Koalisyonu’ndan oluşan Koordinasyon Grubu oturum için hazırlık yaptı. Nitekim Sadr ve onun müttefikleri cumhurbaşkanı seçim oturumunda 220 milletvekilinin (meclisteki milletvekillerinin üçte ikisi) katılımını gerektiren ‘toplantı yeter sayısını’ tamamlamak için mücadele verirken Koordinasyon Grubu ise toplantı yeter sayısının oluşmasını engellemek için çalıştı.
İki taraf son günlerde sayıları yaklaşık 40’a ulaşan bağımsız milletvekilleri ile meclisteki muhalif gruplarla zorlu müzakerelere başladı. Bağımsız vekiller oturuma katılma veya boykot etme konusunda nihai tavrını ilan etmezken siyasi çevrelerde iki tarafın bağımsızlara makam ve nüfuz teklif ettikleri başka türden müzakereler yürütmeye başladığı yönünde haberler dolaşıyor. Her iki taraf da rakibini vekilleri para vererek kendi safına çekmekle suçluyor.
Sadr önceki gün Twitter hesabından paylaştığı mesajda vekillere bugünkü oturuma katılmamaları halinde bunun ‘meclisin sonu’ olacağı uyarısında bulunarak, oturuma katılmaları talebini yineledi. Ancak açıktan vaatler vermeden “Uygun bir zamanda size güzel bir dönüş yapacağız” ifadesini kullanmakla yetindi. Sadr, açıklamasında, “İktidar ve muhalefet, işgalin olmadığı, normalleşmenin yaşanmadığı ve terörsüz, prestijli, egemen ve onurlu özgür bağımsız bir ülke inşa etmek için el ele versin” diye yazdı. Vekillere cumartesi günkü meclis oturumunu ‘bir ganimete veya bir ziyafete değişmeme’ çağrısında bulunan Sadr sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ganimet veya ziyafet daha ağır bassa da oturuma katılmak en güzelidir. Aksine Irak ve halkını hükümetsiz bırakmak utanç vericidir. Bağımsızlar yolsuzluğa biat etmiyorsa, vatanını ve Irak’ı çoğunluk hükümetinden ve reformdan mahrum bırakması utanç vericidir. Kota hükümeti ile ulusal çoğunluk hükümetini aynı kefeye koymanız utanç verici olur. Direniş sahaları, reform çadırları ve blok notlar (Sadr’ın takipçilerine talimat vermek için kendi el yazısıyla oluşturduğu ve sosyal medyadan fotoğrafını paylaştığı blok notlara atıfla) bizim işgalciyle, tağutlarla, yozlaşmışlarla ve boyun eğenlerle ateşkes yapmadığımıza ve yapmayacağımıza şahittir. Bu nedenle bir sonraki hükümet öncekiler gibi olmayacak. Oy kullanmasa da oturuma katılan doğru ve dürüst bağımsızlardır. Oturuma katılmayanın ise öyle olmadığı açıktır. Aksi takdirde bu meclisin sonu olabilir. Allahu alem. Genel anlamda safların bir olması, Irak, halkı, mezhepleri, etnik kökenleri, azınlıkları ve hükümeti için bir güçtür.”
Ancak bağımsız bir Milletvekili Sadr’a net bir yanıt vererek bu çağrıya uymayı reddetti. Bu aynı zamanda Sadr’ın çağrısına verilen ilk yanıt olma özelliğine sahip. Bağımsız Milletvekili Basim Haşan, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Anayasal süreler kapsamında tarihi belirlenen ilk cumhurbaşkanı seçim oturumunu birtakım getirilere değiş tokuş etmedim. Tüm Sadr Hareketi milletvekilleri sayın Sadr’ın kararıyla gelmezken ben oturuma geldim. Tüm bağımsız vekiller de geldi. Ancak ben gelmeyen hiç kimseyi hiçbir şekilde hainlikle itham etmedim.  Çünkü oturumları boykot etme bir vekilin düşüncesini ifade etmesinin yollarından biridir. Bu, sayfamda duran daha önceki yazılarımda paylaştığım görüşümdü. Sayın Mukteda’nın Meclis Başkanı ve yardımcılarının (üçü de Vatanı Kurtarma İttifakı mensubu) anayasayı delerek, yasalara ve anayasaya aykırı bir biçimde ve tüm vekillere hakaret eder şekilde meclis kararlarını tekeline almışçasına cumhurbaşkanı adaylık kapısını yeniden açması konusunda anlaşmaları için kendi vekillerinin ilk seçim oturumuna katılmasını engellemesinde ülkenin çıkarından ve anayasal kazanımlardan daha ağır basan şey neydi? Ben şahsen cumartesi günkü oturuma katılmayacağım. Çünkü bana göre daha ağır basan çıkar bizim, yani bağımsızların yönettiği bir hükümetin kurulmasıdır. Çünkü bu bizim ve halkın kazanımıdır. Çünkü ben Hanane’nin (Mukteda es-Sadr’ın Necef’te ikamet ettiği bölgenin adı) blok notlarına veya diğer partilerin emirlerine boyun eğen bir başkan ve üyelerden oluşan bir hükümette başarısızlıktan ve önceki hükümetlerin üzerine inşa edildiği anti demokratik temeller üzerine bir inşadan başka bir şey görmüyorum.”
Anayasa uzmanı Ali et-Tamimi, yeni cumhurbaşkanı seçim oturumuyla ilgili anayasal süreci anlattı. Tamimi dün (cuma) yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Federal Mahkeme’nin 2022 yılı 24 sayılı karar uyarınca cumhurbaşkanlığı adaylık kapısı tek seferliğine açıldı. Irak Anayasa’sının 72’nci maddesinin ikinci bendine göre Meclis Başkanlığı’nın önünde cumhurbaşkanın seçilmesi için 6 Mart’tan 6 Nisan’a kadar 30 gün süre bulunuyor. Bu bağlayıcı bir süre. 26 Mart’ın oturumun düzenleneceği tarih olarak seçilmesinin ardından yeni cumhurbaşkanı seçilemezse Meclis Başkanlığı oturumu sadece 6 Nisan’a kadar erteleyebilir. Eğer bu süreyi aşarsak kendimizi tek seferliğine adaylık kapısının açılmasına izin veren Yüksek Federal Mahkeme’nin kararına açıkça muhalefet ederken buluruz. Çözümü mümkün olmayan bir başarısızlıkla karşı karşıya kalırız. Belki de anayasanın 64’üncü maddesi uyarınca meclis üyelerinin üçte birinin talebi ve üyelerin mutlak çoğunluk oylarıyla meclis feshedilebilir.”
Diğer yandan DPA’nın haberine göre Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın resmi daveti üzerine pazar günü Tahran’ı ziyaret edecek.
Irak Meclisi’nden yapılan açıklamada, Halbusi’nin ziyareti beraberinde bir meclis heyetiyle gerçekleştireceği bildirildi. Açıklamaya göre Irak heyeti ziyaret programı kapsamında İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve bazı yetkililerle bir araya gelecek.



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.