Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak

Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak
TT

Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak

Filistin Devlet Başkanlığı: Hiçbir koalisyon bizi denklemden çıkaramayacak

Filistin Devlet Başkanlığı sözcüsü Ebu Rudeyne, “Her türlü bölgesel veya uluslararası koalisyon Filistinlileri denklemden çıkarmada başarısız oldu. Güvenlik ve istikrar için tek yol tamamen net. Uluslararası meşruiyet kararları temelinde adres, Ramallah ve Filistin Kurtuluş Örgütü yönetimidir. Bu ilkelere dayalı siyasi bir ufuk olmadan tehlikeli ve patlamaya hazır olaylar sürecek. Bölge, sonu gelmeyen gerilimler ve çatışmalar yaşamaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Rudeyne dün (pazartesi) Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya verdiği mülakatta, “ABD ve İsrail politikasını tanımlayacak yeni kavram, Filistin yönetimi ve halkının apartheid (ırklar arası ayrım) politikasına karşı zafer elde etmesi ve bölge ve dünya halklarının gözünde güvenirliğini kaybeden batılı ülkelerin uyguladığı çifte standardı durdurması üzerinden geliştirilmeli” dedi.
Ebu Rudeyne’nin bu açıklaması, Ramazan ayında Filistin topraklarında gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi. İsrail bu gerilimin sorumlusu olarak Filistinlileri gösterirken, Filistin yönetimi verdiği yanıtta İsrail’i gerilimi sürekli tırmandırmak ve bölgeyi patlama noktasına sürüklemekle suçluyor.
Ebu Rudeyne, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Siyasi ufkun olmaması, İsrail’in halkımızın evlatlarına ve kutsallarına karşı gerginliği sürekli tırmandırması -ki bunun son örneği Yair Lapid’in Kudüs Eski Şehir’deki Bab el-Amud (Şam Kapısı) bölgesine sorumsuzca düzenlediği baskındı- işgal ordusu ve polisinin kışkırtıcı davranışları ve yerleşimcilerin baskınları sadece Filistin’de değil aksine bölgede olayların patlak vermesine yol açacak. İsrail’in mübarek Mescid-i Aksa’nın avlularında gerilimi tırmandırması, yerleşimcilerin günübirlik baskınları, Kudüs’ün mahallelerinde veya Batı Şeria kentlerinde halkımızın evlatlarına yapılan saldırılar; İsrail’in uzlaşmalara ve anlaşmalara veya ABD yönetiminin ilan ettiği taahhütlere ve pozisyonlara ve bölgedeki etkili aktörlerin gerginliği önlemek için gösterdiği çabalara bağlı kalmadığını kanıtlayan açık ve net bir ihlal teşkil ediyor. Bab el-Amud’da ve Kudüs’ün diğer mahallelerinde yaşananlar, işgal polisinin Filistinli vatandaşlara yönelik tavırları, şehit naaşlarının alıkonulmaya ve ailelerinin sıkıntı çekmeye devam etmesi ve hatta İsrail’in resmi yollardan Gazze’de yeni askeri operasyonlar düzenlemekle tehdit etmesi; tüm bunlar ateşin yakılmasına yol açar ve zaten kırılgan olan caydırıcılık dengesine zarar verir.”
Bölgedeki gerilimden tamamen İsrail’i sorumlu tuttuklarını belirten Rudeyne, İsrail’i İslam’ın ve Hristiyanlığın kutsallarına dokunmama hususunda uyardı. Rudeyne, “Kudüs satılık ya da pazarlık konusu değil” dedi.
Ramazan ayının başlamasından bu yana Kudüs’te her gece çatışmalar yaşanıyor. Bu olaylar, geçen yıl Ramazan ayında İsrail içinde benzeri görülmemiş çatışmalara, operasyonlara ve Gazze’ye karşı başlatılan ve 11 gün süren savaşa yol açan gergin atmosferi anımsatıyor.
Pazar gecesi Kudüs’ün Bab el-Amud bölgesi yakınında Filistinli göstericiler ile İsrail polisleri arasında çatışmalar patlak verdi. Olaylarda en az 10 Filistinli tutuklandı. İsrail polisi tutuklanan kişilerin “polis kontrol noktasına molotof kokteyli, havai fişek, (sapanlarla) taş ve demir bilye attıklarını ve iki polisin hafif yaralandığını” iddia etti.
Filistinliler Ramazan ayının ilk iki gecesinde İsrail polisiyle çatıştı. Polis daha büyük bir güçle karşılık verdi. Filistinli göstericiler çatışmalarda İsrail polisine molotof kokteyli, taş ve başka cisimler fırlattı.
İsrail polisi cumartesi gecesi gösterileri dağıtma yollarına başvurmadan durumu kontrol altına almayı başarabildi ve 4 kişiyi tutukladı. Ancak ikinci gün (pazar) polis ses bombası kullanarak, göstericileri copla darp etti. İsrail polisine bağlı atlı birlikler de göstericilerin dağıtılmasına destek verdi.
Filistinli göstericiler Eski Şehir’deki Bab el-Amud bölgesinde İsrail polisine saldırdı ve ayrıca bir çöp konteynerini ateşe verdi.
Pazar gecesi yaşanan gerginlik, İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in, Yeş Atid (Gelecek Var) Partisi’nden bazı milletvekilleri ve Polis Komiseri Kobi Shabtai eşliğinde Bab el-Amud’da gezintiye çıkmasından birkaç saat sonra geldi.
Bölgedeki gezintisi sırasında Shabtai ve Kudüs Emniyet Genel Müdürü Doron Turgeman’nın da aralarında bulunduğu üst düzey güvenlik yetkililerden bilgi alan Lapid, kendisine eşlik eden güvenlik yetkililerine hitaben, “Size tüm desteği sunacağız” ifadesini kullandı.
Ofisinden yapılan açıklamaya göre Lapid, “Bu süreç zor ve gergin. Ancak bu karmaşık süreci atlatabilmemiz için güvenebileceğimiz bir polis gücümüz var.
Filistin Yönetimi Lapid’in ziyaretini kınayarak, onu Filistinlileri kışkırtmakla suçladı.
Filistin Yönetimi, radikal Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya düzenlediği baskınlarla Kudüs’te kamu düzenini tehlikeye attıklarını belirtti.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, dün (pazartesi) haftalık kabine toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Filistin topraklarında son günlerde artan gerilime değindi. İsrail'in "öldürme, işkence, tutuklama, yerleşimcileri suç işlemek için salma" gibi eylemlerinin, bölgenin güvenlik ve istikrarına büyük tehdit oluşturduğunu söyleyen Iştiyye, “Bu durum, özellikle faziletli Ramazan ayı boyunca mübarek Mescid-i Aksa’ya baskın için yapılmakta olan hazırlıkların ışığında söz konusu saldırıları durdurmak ve radikallerin Mescid-i Aksa’nın saygınlığını ihlal etmesine son vermek için uluslararası toplumun müdahalesini gerektiriyor” dedi.
Iştiyye, konuşmasının devamında, “İsrail'in halkımızın evlatlarına karşı gerçekleştirdiği cinayetleri meşru göstermek için kullandığı, Filistinlilerin bir 'saatli bomba' olduğu söylemi tehlikeli bir gerilimin işaretini veriyor. Çünkü İsrail'e göre toprağı üzerinde bulunan ve mallarını koruyan her Filistinli bir saatli bomba ve öldürülmesi gerekiyor. Yerleşimcilerin silah taşımalarına ve Filistinlileri sadece şüpheli oldukları için öldürmelerine izin verilmesinin ışığında bu son derece tehlikeli bir durum” ifadelerini kullandı.
Iştiyye, bu gerginliğin doğuracağı tehlikeli sonuçlardan tamamen İsrail'in sorumlu olacağını vurguladı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı da Lapid'in ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, işgal devletinin (İsrail) Kudüs’e, kutsallarına ve Kudüs’teki Filistinlilerin yaşamına her yönden açtığı süresiz savaşı çok tehlikeli alanlara kaydırdığını belirtti.
Bakanlıktan dün yapılan açıklamada, İsrail’in Ramazan ayında Filistinlilerin Kudüs’te yoğunlukta olmalarından endişe ettiği, bu yoğunluğun işgalin masallarının ve Kudüs’ü ilhak etme kararının sahteliğini ortaya çıkardığı ve aynı zamanda Kudüs’ün işgal altındaki bir Filistinli Arap şehri olduğunu teyit ettiği ifade edildi.
Açıklamada, işgal devleti ve onun çeşitli mercilerinin, kutlamaların, toplanmaların veya Kudüs'ün sosyal hayatının tüm tezahürlerinin kabul edilemez ve onaylanamaz bir meydan okuma biçimi olarak gördüğünü ve bu nedenle Kudüs'teki Filistin varlığına ve mevcudiyetine karşı savaş yürüttüğü dile getirildi.
İsrail Ramazan ayı öncesinde yaşanan ve bir hafta içinde 11 İsrailli vatandaşın ölümüyle sonuçlanan olaylara yanıt olarak Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi çevresindeki güvenlik önlemlerini artırdı, Kudüs ve Tel Aviv gibi büyük şehirlerinin yanı sıra Batı Şeria’da ve Gazze sınırına takviye güçler konuşlandırdı.
İsrail, Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar açısından önemli gün ve tarihleri içeren ve ciddi bir gerginlik ve gerilim sinyallerinin verildiği bu süreci atlatmak istediğini söylüyor.  



Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)

İsrail basınına yansıyan sızıntılar, yarın (19 Şubat Perşembe) Washington’da Gazze Şeridi’ne ilişkin başlıkları ele almak üzere yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı öncesinde gündeme geldi. Söz konusu sızıntılarda, Hamas’ın silahsızlanması için 60 günlük süre tanınacağı, aksi halde ABD’nin ‘yeşil ışığıyla’ savaşın yeniden başlayabileceği ifade edildi.

Sızıntıların, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın derhal ve tamamen silahsızlanması yönündeki açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu adımı ABD ile İsrail’in, söz konusu dosyayı toplantı gündemine dayatmak amacıyla kullandığı ortak bir baskı aracı olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu baskının ‘Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratabileceği’ uyarısında bulundu.

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana, Trump’ın sunduğu öneriye dayanan bir ateşkes anlaşması yürürlükte bulunuyor. Hamas’ın silahsızlandırılması, ABD’nin ocak ayı ortasında ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu planın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu aşamanın, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden kademeli çekilmesi ve bölgede istikrarın sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasıyla eş zamanlı ilerlemesi öngörülüyordu.

İsrail tarafı ise Trump yönetiminin talebi doğrultusunda Hamas’a silah bırakması için 60 günlük süre tanınacağını, sürenin yarınki Barış Konseyi toplantısının ardından başlayabileceğini belirtiyor. İsrail hükümet sekreteri Yossi Fuchs’un pazartesi akşamı yaptığı açıklamaya dayandırılan ve The Times of Israel tarafından aktarılan haberde, Hamas’ın talebe yanıt vermemesi halinde savaşın yeniden başlatılacağı tehdidinde bulunulduğu kaydedildi.

Bu gelişme, Trump’ın pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımdan sonra geldi. Trump mesajında, “Hamas silahsızlanma taahhüdüne tamamen ve derhal uymalıdır” ifadesini kullandı.

Son sızıntı, aralık ayında gündeme gelen benzer bir iddiayı da hatırlattı. Israel Hayom gazetesi, ABD ile İsrail’in, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Florida’da gerçekleşen görüşmenin ardından Hamas’ın silahsızlandırılması için iki aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını öne sürmüştü.

Trump söz konusu dönemde Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Hamas ve silahsızlanma konusunu ele aldık. Silah bırakmaları için çok kısa bir süre verilecek, sürecin nasıl ilerleyeceğini göreceğiz” demişti. Netanyahu ise o tarihte Fox News kanalına verdiği mülakatta, Hamas’ın yaklaşık 20 bin silahlı unsurunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık 60 bin Kalaşnikof tüfeği bulundurduğunu savunmuş, savaşın hedeflerinin -başta Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması olmak üzere- henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini belirtmişti.

frrftgtr
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş insanların çadırlarının yanından geçen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Muhammed el-Umde, söz konusu sızıntının ‘İsrail’in anlaşma sürecini yalnızca sekteye uğratmayı değil, tamamen başarısızlığa sürüklemeyi amaçlayan doktriniyle örtüştüğünü’ belirtti. El-Umde, özellikle bu yıl yapılacak seçimlerle bağlantılı çıkarlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu müzakereleri uzatmaya, süreci yavaşlatacak engeller ve savaşa dönüşü meşrulaştıracak gerekçeler üretmeye ittiğini savundu.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise sızıntının birden fazla hedef taşıdığını ifade etti. Nazzal’a göre bunlar arasında beklenti çıtasını yükseltmek, ikinci aşama resmen sabitlenmeden önce ‘oyunun kurallarının’ değişebileceği mesajını vermek ve daha önce gündeme gelen kademeli silahsızlanma önerisinden farklı fikirler ortaya atarak Hamas üzerinde baskı kurmak yer alıyor.

Nazzal, bu gelişmeyi Washington yönetiminin Gazze anlaşmasını ilerletme konusundaki ciddiyetini test eden bir adım olarak nitelendirdi. Netanyahu hükümetinin ise süreci karmaşıklaştırmak ve Barış Konseyi’nde ortaya çıkabilecek muhtemel uzlaşıların önünü kesmek istediğini dile getirdi.

Son sızıntılar, bir hafta önce gündeme gelen farklı bir iddiayla çelişiyor. New York Times gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmıştı. Haberde, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini öngören teklifin, ilk aşamada Hamas’ın bazı hafif silahları elinde tutmasına izin verebileceği ve önerinin önümüzdeki haftalarda sunulmasının planlandığı belirtilmişti.

fygfy
Geçtiğimiz pazar günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların enkazı üzerine Ramazan süsleri asan Filistinliler (EPA)

Hamas ise silah konusunda tutumunu koruyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha’da düzenlenen bir forumda silahların tamamen bırakılması çağrılarını reddetti. “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası düzeyde her türlü silahla donatılmış durumda” diyen Meşal, Barış Konseyi’ne ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu.

Askeri uzman Muhammed el-Umde, tartışmaların kademeli silahsızlanma önerisi etrafında şekillenebileceğini ancak iki aylık sürenin Hamas ya da başka bir yapının silah bırakması için yeterli olmayacağını savundu. El-Umde, “Hareket zaten böyle bir adım atmayacak ve bu yolu kabul etmeyecektir” dedi.

El-Umde’ye göre Hamas gibi bir yapının silahsızlandırılması, taraflar arasında bir mutabakat sağlansa dahi en az bir yıl sürecek bir süreç gerektirir.

Nizar Nazzal da çelişkili sızıntıların ‘müzakere sürecinde kullanılan bir baskı kartı’ olabileceğini ifade etti. Nazzal’a göre 60 günlük süre iki olası senaryoya işaret ediyor: Hamas’ı kısmi tavizlere zorlayarak Gazze anlaşmasının yavaş da olsa sürmesini sağlamak ya da anlaşmayı uzun süreli olarak dondurmanın ve İsrail’e daha geniş çaplı ihlaller için alan açmanın zeminini hazırlamak.


Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
TT

Trump: Barış Konseyi üyeleri Gazze için 5 milyar dolarlık taahhütte bulundu

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen cuma günü Florida’ya hareketi öncesinde (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenecek “Barış Konseyi”nin ilk resmi toplantısından büyük beklentiler içinde olduğunu belirterek, üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar çalışmalarını desteklemek amacıyla 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüdünde bulunduğunu açıkladı.

Trump, pazar günü Truth Social hesabından yaptığı açıklamada küresel vizyonuna değinerek, yönetiminin İsrailli rehinelerin serbest bırakılması sürecinde kaydettiğini ifade ettiği ilerlemelere ve Gazze’deki sivillere yönelik “iddialı bir vizyon” sunduklarına dikkat çekti.

Dünya barışının mümkün olduğunu savunan Trump, Barış Konseyi’ni tarihteki en önemli uluslararası yapı olarak nitelendirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “(Barış Konseyi) sınırsız bir potansiyele sahip. Geçtiğimiz ekim ayında Gazze’deki çatışmayı nihai olarak sona erdirmeye yönelik bir plan başlattım ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi vizyonumuzu oy birliğiyle kabul etti. Kısa süre sonra insani yardımların rekor sürede ulaştırılmasını sağladık ve hayatta olan ve olmayan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını temin ettik. Geçen ay İsviçre’nin Davos kentinde yaklaşık yirmi kurucu üye bana katılarak Konsey’in resmi kuruluşunu kutladı ve Gazze’deki siviller için iddialı bir vizyon ortaya koydu. Nihayetinde hedef Gazze’nin ötesine, dünya barışına uzanıyor.”

ABD Başkanı, Washington’daki “Donald J. Trump Barış Enstitüsü”nde düzenlenecek toplantıya katılacağını da belirtti.

Trump, toplantıda üye ülkelerin Gazze’deki insani çabalar ve yeniden imar için 5 milyar dolardan fazla taahhütte bulunduğunu, ayrıca Gazze halkı için güvenlik ve istikrarı sağlamak üzere uluslararası istikrar gücü ve yerel polis teşkilatı kapsamında binlerce personel tahsis edildiğini açıklayacağını ifade etti.

Trump, Hamas’a “tam ve derhal silahsızlanma” taahhüdünü yerine getirmesi çağrısında bulunarak paylaşımını şu sözlerle tamamladı: “Barış Konseyi tarihin en önemli uluslararası yapısı olduğunu kanıtlayacak. Ona başkanlık etmekten onur duyuyorum.”

Bu açıklama, 2025’in sonlarında İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Gazze’nin yeniden imarına yönelik Trump planının hayata geçirilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilen toplantı öncesinde uluslararası beklentilerin arttığı bir dönemde geldi.

Toplantıya 27 kurucu ülkeden devlet başkanları, başbakanlar, dışişleri bakanları ve üst düzey heyetlerin yanı sıra diğer ülkelerden gözlemcilerin katılması bekleniyor.

Toplantıdan, Gazze'nin yeniden imarı için 5 milyar doları aşan, insani çabalar ve altyapıya yönelik fonları da içeren ve üye ülkelerin taahhütleriyle desteklenen iddialı açıklamaların yapılması bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın  Reuters'tan aktardığı habere göre açıklamaların Hamas için katı koşullar içermesi ve acil askeri taahhütlere odaklanmasıyla birlikte, Gazze'nin yönetimi için 'teknokrat bir Filistin hükümeti' kurulmasına vurgu yapılması öngörülüyor. Toplantıda ayrıca binlerce asker ve yerel polisten oluşacak 'Uluslararası İstikrar Gücü'nün detaylarının da kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

Ayrıca, binlerce askerden ve yerel polisten oluşacak “Uluslararası İstikrar Gücü”nün yapısına ilişkin ayrıntıların da kamuoyuna duyurulması bekleniyor.

Trump’ın mali ve güvenlik taahhütlerine yaptığı vurgunun gölgesinde, basında yer alan haberler geleneksel ABD müttefikleri arasında artan şüphelere işaret ediyor. Bazı çevreler konseyi “Birleşmiş Milletler’e gayrimeşru bir alternatif” olarak nitelendirirken, Fransa ve Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinin yokluğu dikkat çekiyor. Gözlemciler, toplantının “Gazze’nin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası” olacağını ancak “meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdiğini” belirtiyor.


İsrail'in yeni ‘detayları’ Gazze anlaşmasının ilerlemesini tehdit ediyor

Gazze şehrinin güneyindeki Tel el-Heva mahallesinde yıkılmış binaların yanından geçen yerlerinden edilmiş insanlar (AFP)
Gazze şehrinin güneyindeki Tel el-Heva mahallesinde yıkılmış binaların yanından geçen yerlerinden edilmiş insanlar (AFP)
TT

İsrail'in yeni ‘detayları’ Gazze anlaşmasının ilerlemesini tehdit ediyor

Gazze şehrinin güneyindeki Tel el-Heva mahallesinde yıkılmış binaların yanından geçen yerlerinden edilmiş insanlar (AFP)
Gazze şehrinin güneyindeki Tel el-Heva mahallesinde yıkılmış binaların yanından geçen yerlerinden edilmiş insanlar (AFP)

İsrail’de, Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının hükümlerinde değişiklik ve yeni bir sınır hattı belirlenmesine yönelik tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmalar, arabulucuların ‘kritik’ olarak nitelendirdiği ikinci aşamaya geçişin yakın olduğuna dair değerlendirmelerle örtüşüyor.

Uzmanların Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre söz konusu detaylar, İsrail’in 10 Ekim’de imzalanan ve Gazze’de İsrail’in geri çekilmesi ile güvenlik ve idari düzenlemeleri içeren anlaşmanın ikinci aşamasına ilerlemeyi geciktirme amacı taşıyan manevraları olarak değerlendiriliyor.

Bu belirsizlik ortamında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 29 Aralık’ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüşeceği duyuruldu.

Netanyahu, pazar günü İsrail’de Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bildiğiniz gibi birinci bölümü, yani ilk aşamayı tamamladık. Son rehine Ran Gvili’nin cenazesinin dönüşünün ardından yakında ikinci aşamaya geçmeyi bekliyoruz. Bu aşama daha zor, en azından ilki kadar zorlu olacak. Kimse Trump’ın Hamas’a baskı yaparak rehineleri serbest bırakmasını beklemiyordu ama bunu başardık. Şimdi ikinci aşamaya geçiyoruz: Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin silahlardan arındırılması. Üçüncü aşama ise Gazze’den aşırılığın temizlenmesi olacak” ifadelerini kullandı.

ABD basınında çıkan haberlere göre Trump’ın, Gazze barış sürecinin ikinci aşamaya geçtiğini Noel’den önce açıklaması bekleniyordu. Anlaşmanın ikinci aşaması, İsrail’in Gazze’nin bazı bölgelerinden çekilmesini, istikrar için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını ve Trump’ın liderliğinde oluşturulacak Barış Konseyi’ni içeren yeni yönetim yapısının devreye alınmasını kapsıyor.

İsrail Başbakanı’nın Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına yaklaşılmasına yönelik açıklamalarının ardından, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Gazze Şeridi’ndeki sarı hattın yeni bir sınır hattı olduğunu söyledi. Zamir, Gazze’de yaptığı saha turu ve durum değerlendirmesi sırasında, “Hamas’ın yeniden konuşlanmasına izin vermeyeceğiz. Gazze Şeridi’nin geniş bölgelerini kontrol ediyoruz ve kontrol hatlarında konuşlanmış durumdayız. Sarı hat yeni bir sınır hattıdır; Gazze çevresindeki İsrail yerleşimleri için ileri bir savunma hattı ve aynı zamanda bir saldırı hattıdır” dedi.

Sarı hat, İsrail ordusunun ABD Başkanı’nın Gazze savaşını sonlandırma planının birinci aşaması kapsamında çekildiği hattı ifade ediyor.

ABD planına göre İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 53’ünü oluşturan ve hâlen bulunduğu bölgelerden kademeli olarak geri çekilecek.

Mısırlı uluslararası güvenlik uzmanı Tümgeneral Ahmed eş-Şehhat, bu İsrail açıklamalarının ‘anlaşma için yeni bir tehdit oluşturduğunu, İsrail’in kötü niyet taşıdığını ve sarı hattın güvenlik hattından coğrafi bir sınıra dönüşme ihtimalinin Gazze’nin bölünmesi yönündeki planları güçlendirdiğini’ belirtti. Şehhat’a göre bu durum, anlaşmanın ikinci aşaması için uygun olmayan bir ortam yaratıyor.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mutava ise bu ayrıntıların ‘ikincil önemde olduğunu, Washington’ın himayesinde yürüyen bir anlaşma bulunduğunu ve İsrail’in buna uymak zorunda olduğunu’ ifade etti. Mutava, “İkinci aşamanın bu şekilde tartışılması için erken. Çünkü uluslararası kabul gören ve Arap dünyası tarafından desteklenen bir barış planı var; herhangi bir değişiklik kabul edilmeyecektir” dedi.

c
Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye'de yıkılmış binaların arasında duran Filistinliler (AFP)

Diğer yandan Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, pazar akşamı bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ‘Gazze Şeridi’nde ateşkesin her iki tarafça uygulanmasını güvence altına almak ve İsrail’in askeri operasyonlarını yeniden başlatmasına gerekçe oluşturabilecek herhangi bir durumu önlemek için uluslararası güçlerin konuşlandırılmasının gerekli olduğunu’ vurguladı.

Abdulati, Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını, İsrail’in ABD planında belirtilen hatlar doğrultusunda Gazze’den çekilmesini öngörmesi ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla ilişkili olması nedeniyle ‘büyük önem taşıyan’ bir dönem olarak nitelendirdi. Bakan, ikinci aşamaya geçiş için ciddi ve hızlı adımlar atılması gerektiğini belirtti.

Abdulati’ye göre ikinci aşamanın hükümlerine uyulmasının temel güvencesi, şu anda ABD’nin -özellikle de Başkan Trump’ın- sürece doğrudan dahil olmasıyla sağlanacak.

Ahmed eş-Şehhat ise ABD’nin ikinci aşamanın başarıya ulaşmasında belirleyici rol oynayacağını, Washington’ın İsrail’in olası manevralarını engellemek için Netanyahu üzerinde gerçek baskı kurması gerektiğini ifade etti.

Mutava da Trump ile Netanyahu’nun aralık ayı sonunda yapacağı görüşmenin, ikinci aşamanın geleceğini ve Washington’ın anlaşmanın ilerlemesi için uygulayabileceği baskının sonuçlarını göstereceğini belirtti.