BM Genel Sekreteri Danışmanı’nın mekik diplomasisi Libya’yı siyasi kaostan kurtarır mı?

Stephanie Williams’ın BM Libya Misyonu’nun görev süresinin bitmesine sayılı günler kaldığı ve Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki uçurumun genişlediği bir ortamda yürüttüğü mekik diplomasisi ülkeyi siyasi kaostan kurtarır mı?

Williams Londra’da Birleşik Krallık'ın Güney Asya ve İngiliz Milletler Topluluğundan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed ile bir araya geldi (Twitter)
Williams Londra’da Birleşik Krallık'ın Güney Asya ve İngiliz Milletler Topluluğundan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed ile bir araya geldi (Twitter)
TT

BM Genel Sekreteri Danışmanı’nın mekik diplomasisi Libya’yı siyasi kaostan kurtarır mı?

Williams Londra’da Birleşik Krallık'ın Güney Asya ve İngiliz Milletler Topluluğundan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed ile bir araya geldi (Twitter)
Williams Londra’da Birleşik Krallık'ın Güney Asya ve İngiliz Milletler Topluluğundan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed ile bir araya geldi (Twitter)

Libyalıların büyük bir kesimi iktidar çekişmesine son vermeye yönelik uluslararası ve bölgesel çabaların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda ülkelerinde hâlâ yerinde sayan krizin yeniden savaşa dönüşmesinden endişe ediyor ve on yıldan uzun süredir kaynaklarını siyasi çatışmalarda tüketen bu ülkeye sunmak üzere Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) çantasında ne kaldığını soruyor.
UNSMIL’ın görev süresinin bitmesine günler kalırken, BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams, ülkede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin düzenlenmesine imkan sağlayacak ve siyasi kaosun yayılmasını engelleyecek bir çözüm bulma arayışıyla çeşitli taraflar arasında çalışmalar yürütüyor. Libyalı bazı gözlemciler, siyasi taraflar arasındaki bölünmüşlüğün ve her grubun kendi ajandasını hayata geçirme çabalarının mevcut krizi daha da derinleştirdiği ve çözümsüzlüğün sürmesine neden olduğu görüşünde. Gözlemcilere göre Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki uçurum genişliyor.
Libya, Muammer el-Kaddafi rejiminin düşürülmesinden bu yana siyasi kaosun yanı sıra güvenlikle ilgili endişelerden mustarip. Ancak bu durum Abdulhamid Dibeybe hükümeti ile Fethi Başağa hükümeti arasındaki iktidar çatışması sebebiyle kendisini yeniden güçlü bir biçimde hissettirmeye başladı. Williams, Libyalıların bu endişeleri karşısında, ülkedeki gergin durumla ilgili gelişmeler hakkında uluslararası güçleri bilgilendirmek ve seçimlerin yapılmasını sağlayacak ‘anayasal zemin’ konusunda siyasi tarafların anlaşması amacıyla UNSMIL’ın gösterdiği çabaları koordine etmek için zamanla yarışıyor.
Williams, Libya’daki güncel gelişmeler hakkında bilgi vermek için önceki gün Londra’da üst düzey İngiliz yetkililerin yanı sıra Birleşik Krallık'ın Güney Asya, Kuzey Afrika, BM ve İngiliz Milletler Topluluğundan Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed ile bir araya geldi. Williams görüşmelerde “Libya’da uygulanabilir ve ulusal seçimlerin en kısa zamanda düzenlenmesine izin verecek anayasal-seçim sürecine destek konusunda tam bir mutabakatın” hakim olduğunu bildirdi. Williams ayrıca tüm katılımcıların “sahada sükunetin korunması, insan hakları, hesap verilebilirlik ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesinin gerekliliğini yinelediklerini” belirtti.
Williams’ın İngiliz yetkililerle görüşmesi, Libya’daki siyasi krize çözüm bulmak amacıyla çeşitli başkentlerde yürüttüğü temasların ardından geldi. Nitekim Williams daha önce Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndaki Devlet Bakanları Dr. Tobias Lindner ve Andreas Michaelis ile bir araya gelerek Libya’daki güncel gelişmeler ve Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi temsilcilerinden oluşan Anayasal Süreç Komitesi üyelerinin Kahire’de gerçekleştirdiği görüşmelerin sonuçları hakkında bilgi vermişti.
Kahire’de bir hafta boyunca BM himayesinde yürütülen siyasi görüşmelerden somut bir sonuç alınamadı ve Ramazan Bayramı sonrasına ertelendi. Dibeybe ise 5 yıl önce bağımsız bir komitenin onayladığı anayasa taslağının esas alınması amacıyla bireysel bir girişim yürütüyor.
Libyalı siyasetçiler, ülkedeki siyasi aktörler tarafından eleştirilen UNSMIL’ın Libya sorununu tek başına çözemeyeceği görüşünde. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının ülkelerini etkilediğini söyleyen Libyalı siyasetçiler, bu değerlendirmelerine kanıt olarak ABD-Libya İlişkiler Konseyi’nin “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki baskının artması halinde Paris, Washington ve Roma’nın Libya’daki çatışmayı çözebileceğini ve istikrarı sağlayabileceğini” ifade eden görüşünü gösteriyor.
Libya’nın eski Amman Büyükelçisi ve cumhurbaşkanı adayı Muhammed el-Bargati, dünkü açıklamasında, “Uluslararası aktörler sorunumuz için bir mucize yaratmayacak ve çözüm üretmeyecekler. Son yıllarda biriken siyasi yapılar çözüm değil, sorun olduğunu tecrübe ettik. Silahların da çözüm üretmeye gücü yetmez” dedi.
Libya’da bugün oldukça zor ve riskli bir durumun hakim olduğunu ve aynı şekilde küresel durumun da tamamen kızgın bir demirin üzerinde durduğunu söyleyen Bargati, bütünleştirici bir ulusal girişimin çekirdeği olması ümidiyle birtakım önerilerde bulundu ve bunların daha da geliştirilebileceğini belirtti.
Bargati’nin önerilerinden biri, ülkenin üç eyaletini temsil edecek ve mevcut çekişmenin içinde bulunmayan 30 Libyalı isimden oluşan bir ulusal komitenin kurulması ve komitenin koordinatörlüğüne bir mahkeme hakiminin seçilmesini öngörüyor.
Bu girişimin, ülkenin kurtuluşu için bir yol haritası sunduğunu, Libya ile ilgili tüm meselelerin görüşülmesini ve tüm soruların sorulmasını amaçladığını kaydeden Bargati, girişiminin ayrıca tüm endişelere, uyarılara ve askıda bekleyen meselelere kulak verdiğini ve çoğunluk değil adalet üzerine inşa edildiğini söyledi.
Bargati, kurulacak komitenin ilk toplantısının Trablus’un 450 kilometre doğusunda Sirte kenti yakınındaki El-Kardabiye’de yapılmasını teklif etti. Bargati, “ülkenin geri alınması ve devlet inşa etme sürecinin başladığı yer” olarak nitelendirdiği El-Kardabiye’nin sembolik öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.
UNSMIL’ın görev süresi bu ayın sonunda bitiyor. Bu süreçte küresel aktörler, Kasım 2021’de istifa eden UNSMIL Başkanı Jan Kubis’in yerine yeni temsilcinin atanması konusunda yeniden anlaşmazlık yaşayabilirler.



Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
TT

Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında entegrasyon ve ateşkes konusunda bir anlaşma imzalandığını duyurdu. Şara, SDG ile ilgili tüm sorunların çözüleceğini vurguladı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi'nin imzalarını taşıyordu. Suriye’nin resmi haber ajansları, Şara'nın “SDG ile ilgili çözülmemiş tüm sorunlar çözülecek” dediğini aktardı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, ateşkes anlaşmasının tüm SDG savaşçılarının Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle birlikte uygulanacağını gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın belgeden aktardığına göre ‘Suriye hükümet güçleri ile SDG arasındaki tüm cephelerde ve temas noktalarında kapsamlı ve acil bir ateşkesin sağlanması ve bunun yanında yeniden konuşlandırma için bir ön adım olarak tüm SDG askeri birliklerinin Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesi’ öngörülüyor.

Öte yandan ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşma ve ateşkesin ‘eski düşmanların bölünme yerine ortaklığı tercih etmesiyle birlikte önemli bir dönüm noktası’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Barrack, ‘Birleşik Suriye için yeniden diyalog ve iş birliğinin önünü açtığını’ söylediği bu anlaşmayı imzalamak için her iki tarafın da ‘yapıcı’ çabalarda bulunmasını övdü.


SDG lideri Abdi: Bize “dayatılan” savaşı sona erdirmek için Şam ile anlaşmayı kabul ettik

Şam'da SDG'yi Suriye ordusuna entegre etme anlaşmasının imzalanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Abdi, 10 Mart 2025 (EPA)
Şam'da SDG'yi Suriye ordusuna entegre etme anlaşmasının imzalanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Abdi, 10 Mart 2025 (EPA)
TT

SDG lideri Abdi: Bize “dayatılan” savaşı sona erdirmek için Şam ile anlaşmayı kabul ettik

Şam'da SDG'yi Suriye ordusuna entegre etme anlaşmasının imzalanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Abdi, 10 Mart 2025 (EPA)
Şam'da SDG'yi Suriye ordusuna entegre etme anlaşmasının imzalanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Abdi, 10 Mart 2025 (EPA)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi dün yaptığı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın duyurduğu ve Suriye'nin kuzeyinde kontrol ettikleri bölgelerde hükümet güçlerinin ilerlemesinin ardından Kürtlere ‘dayatıldığını’ söylediği savaşı sona erdirmek için anlaşmayı kabul ettiğini söyledi. Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, Haseke ilinde ‘katliamlar’ yapıldığına dair haberleri takip ettiğini açıkladı.

Abdi, Kürtçe yayın yapan Ronahi televizyonunda yayınlanan açıklamada, kendilerine bu savaşı dayatmak için açık bir kararlılık olduğunu söyledi. Bu savaşın iç savaşa dönüşmesini önlemek için Deyrizor ve Rakka bölgelerinden Haseke’ye çekilmeyi kabul ettiklerini belirtti. Bugün Şam’da Şara ile görüşmesi beklenen SDG lideri, döndükten sonra Kürtlere anlaşmanın şartlarını açıklayacağına söz verdi.

Bir diğer gelişmede Suriye İçişleri Bakanlığı, Haseke’de ‘katliam’ olarak nitelendirilen olaylarla ilgili haberleri takip ettiğini ve bunların doğruluğunu teyit etmeye çalıştığını açıkladı.

Görsel kaldırıldı.Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke’deki SDG üyeleri (Reuters - Arşiv)

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı, Haseke’deki katliam haberlerini büyük endişe ve ciddiyetle takip ediyor ve ilgili kurumlarının alınan bilgileri doğrulamak için gerekli soruşturmaları derhal başlattığını teyit ediyor” denildi.

Ancak Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Ilham Ahmed bu iddiaları yalanlayarak, “Haseke'deki katliam haberlerinin tamamı tamamen uydurma olup, ateşkesi bozmak, aşiretler arasındaki gerginlikleri körüklemek ve Haseke ve Kobani'ye saldırıları yeniden başlatmak isteyen taraflarla bağlantılı kaynaklar tarafından yayılıyor” dedi.

Şarku'l Avsat'ın Rudaw'dan aktardığına göre Ahmed Kürt haber sitesine yaptığı açıklamada, “Şam ile ateşkes anlaşmasına ve tam entegrasyona bağlıyız” ifadelerini kullandı.


Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
TT

Volker Türk: Sudan halkı cehennemde yaşıyor

Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)
Volker Türk, 18 Ocak 2026'da Port Sudan Havalimanı'nda düzenlenen basın toplantısının ardından bir muhabirle konuşuyor (AP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk dün, Sudan'daki çatışmada her iki tarafın da toplumu giderek daha fazla militarize ettiğine dair uyarıda bulunarak, Kordofan şehirlerinde el Faşir senaryosunun tekrarlanmasından endişe duyduğunu ve Sudan halkının "dehşet ve cehennem" içinde yaşadığını belirtti.

Türk, savaşın başlamasından bu yana ilk kez Sudan'ın çeşitli şehirlerini ziyaret ettikten sonra hükümetin geçici karargahı olan Port Sudan'da düzenlediği basın toplantısında, "Özellikle insansız hava araçları (İHA) olmak üzere gelişmiş askeri teçhizatın yaygınlaşması, hem Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) hem de ordunun askeri yeteneklerini artırdı; bu da çatışmaları uzatarak siviller için krizi derinleştirdi" ifadelerini kullandı.

BM yetkilisi, savaş suçlarının faillerinin hangi örgüte bağlı olduklarına bakılmaksızın adalete teslim edilmesinin sağlanması çağrısında bulundu. Türk, Sudan'daki ofisinin hesap verebilirliğin yolunu açmak için bu ihlalleri ve suistimalleri belgelemek ve raporlamak üzere çalıştığını ifade etti.