Filistin'den, İsrail'in, 'Mesafir Yatta' bölgesinin statüsüyle ilgili kararına tepki

İsrail'e bağlı Kudüs Yüksek Mahkemesi dün, El-Halil'e bağlı Mesafir Yatta bölgesinin, "İsrail ordusuna ait eğitim alanları" sayılmasına karşı Filistinlilerin yaptığı itiraz başvurusunu reddetmişti.

AA
AA
TT

Filistin'den, İsrail'in, 'Mesafir Yatta' bölgesinin statüsüyle ilgili kararına tepki

AA
AA

Filistin, işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan Mesafir Yatta bölgesinin statüsüyle ilgili İsrail yargı kararının tehlikesi konusunda uyarıda bulundu.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan habere göre, Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, yayımladığı yazılı açıklamada, İsrail'in 500'ü çocuk binlerce Filistinliyi hedef alan kararının, zorunlu göç ettirme ve etnik tahliye anlamına geldiğini kaydetti.
Ebu Rudeyne, İsrail'in yıkım, tahliye ve yerleşim gibi tüm eylemlerinin, Filistinliler ve topraklarına yönelik uygulanan 'apartheid' (sistemsel ayrımcılık) rejimi çerçevesinde bir uygulama olduğunu belirtti.
Bu uygulamanın sahada tehlikeli sonuçları olacağına işaret eden Ebu Rudeyne, bu gibi kararların sonuçlarından İsrail hükümetinin sorumlu olduğunu ifade etti.
Ebu Rudeyne ayrıca ABD yönetiminin, bölgede tansiyonu yükselten İsrail'in bu gibi pervasız ve düşüncesiz adımlarının önüne geçmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İsrail'e bağlı Kudüs Yüksek Mahkemesi dün, Batı Şeria'nın güneyindeki El-Halil kentine bağlı Mesafir Yatta bölgesinin, "İsrail ordusuna ait eğitim alanları" sayılmasına karşı Filistinlilerin yaptığı itiraz başvurusunu reddetmişti.
İsrail mahkemesinin, bölgenin statüsüyle ilgili Filistinlilerin itirazını reddetmesi, bölge sakinlerinin zorla tahliyesinin yolunu açmıştı.

Ne olmuştu?
İsrail ordusu 2000'de "askeri alan" olduğu iddiasıyla Filistinli bedevilerin yaşadığı El-Halil kırsalındaki Mesafir Yatta bölgesinde bulunan 8 köyün tahliyesi için dava açmıştı.
İsrail, söz konusu bölgelerin 1980'den bu yana kullanım dışı olduğunu iddia ederek bölge sakinlerinin yerlerinden edilmesini talep ederken, Filistinliler bu iddiaları yalanlıyor.
El-Halil'in güneyinde yer alan bu köylerin bulunduğu bölge Filistinliler tarafından "Mesafir Yatta" olarak isimlendirilirken İsrail ise buraya "Cebel el-Halil" diyor.
"Mesafir Yatta", Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan "İkinci Oslo Antlaşması" çerçevesinde A, B ve C bölgelerine ayrılan Batı Şeria'nın "C" bölgesinde yer alıyor. İsrail, bu bölgede Filistinlilerin inşa faaliyetlerini engelliyor.



Müfettişler Suriye'de 100'den fazla kimyasal silah sahası olduğunu tahmin ediyor

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) müfettişleri Suriye'de (AP)
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) müfettişleri Suriye'de (AP)
TT

Müfettişler Suriye'de 100'den fazla kimyasal silah sahası olduğunu tahmin ediyor

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) müfettişleri Suriye'de (AP)
Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) müfettişleri Suriye'de (AP)

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) müfettişleri, Beşşar Esed'in devrilmesinden sonra Suriye'de 100'den fazla kimyasal silah sahasının kaldığından şüphelendiklerini açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın New York Times'tan aktardığına göre bu rakam türünün ilk tahmini ve Esed'in şimdiye kadar kabul ettiği rakamlardan çok daha yüksek. OPCW, Esed'in kötü şöhretli askeri programından geriye kalanları değerlendirmek üzere Suriye'de araştırma yapmak istiyor.

OPCW, bu sayıya dışarıdan araştırmacılar, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve OPCW üyesi devletler tarafından paylaşılan istihbarattan elde edilen bilgilere dayanarak ulaştığını belirtti.

Bu tesislerin kimyasal silahların araştırılması, üretilmesi ve depolanması için kullanıldığından şüpheleniliyor. Esed rejimi, on yılı aşkın süredir devam eden iç savaş sırasında muhalif savaşçılara ve Suriyeli sivillere karşı sarin ve klor gazı gibi silahlar kullanmıştı.

Araştırmacılara, örgütün eski çalışanlarına ve diğer uzmanlara göre bazı tesislerin mağaralarda ya da uydu görüntüleri kullanılarak bulunması zor olan diğer yerlerde gizlenmiş olması muhtemel. Bu da bazı silahların emniyete alınmamış olabileceği ihtimalini arttırıyor.

Esed'in Suriye'si, 2013 yılında yüzlerce kişinin ölümüne yol açan sarin gazı saldırısının ardından ABD ve Rusya arasında varılan anlaşma uyarınca OPCW’ye katıldı.

Esed yönetimindeki Suriyeli yetkililer OPCW müfettişlerini engelledi ve eski başkanın devrilmesinden bu yana kimyasal silah sahalarının sayısı ve bunların güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığı bir muamma olarak kaldı.

İç savaşın ilk yıllarında Esed hükümeti 27 tesisin yerini OPCW’ye bildirmiş, örgüt de bu tesisleri ziyaret edip kapatmaları için müfettişler göndermişti. Ancak Esed, 2018 yılına kadar kimyasal silah kullanmaya devam etti ve araştırmalar, Esed rejiminin temel kimyasal öncülleri ithal etmeye devam ettiğini gösterdi.

(foto altı) Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), Suriye'de 100'den fazla kimyasal silah sahası olduğundan şüpheleniyor. (Reuters)

Müfettişler bu silahların özellikle nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kullanıldığında tehlikeli olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Bir sinir gazı olan sarin, insanları dakikalar içinde öldürebilir. Birinci Dünya Savaşı'nda ünlenen iki silah olan klor gazı ve hardal gazı gözleri ve cildi yakarak ciğerleri sıvıyla doldurur.

Geçtiğimiz mart ayında OPCW'nin Lahey'deki merkezine sürpriz bir ziyarette bulunan Suriye Dışişleri Bakanı, yeni hükümetin ‘Esed rejimi altında geliştirilen kimyasal silah programının tüm kalıntılarını yok edeceğini’ ve uluslararası hukuka uyacağını belirtti.

Konuyla ilgili bilgi sahibi kişilere göre, mevcut hükümet geçtiğimiz ay bir OPCW ekibinin sahaları belgeleme çalışmalarına başlamak üzere ülkeye girmesine izin verdi.

Ancak hükümet henüz OPCW'ye bir temsilci atamadı. Bu, ülkenin konuya olan bağlılığını gösteren önemli bir ilk adım.