Rusya destekli 8. Tugay Suriye’nin güneyinde ‘bir Hizbullah casusunu’ tutukladı

8. Tugay ‘Hizbullah casusunu’ Dera’daki suikastlardan bazılarını düzenlemekle suçluyor.

Rus askerleri ve Hmeymim Üssü’nün desteklediği 8. Tugay unsurları (Horan Özgürleri Topluluğu)
Rus askerleri ve Hmeymim Üssü’nün desteklediği 8. Tugay unsurları (Horan Özgürleri Topluluğu)
TT

Rusya destekli 8. Tugay Suriye’nin güneyinde ‘bir Hizbullah casusunu’ tutukladı

Rus askerleri ve Hmeymim Üssü’nün desteklediği 8. Tugay unsurları (Horan Özgürleri Topluluğu)
Rus askerleri ve Hmeymim Üssü’nün desteklediği 8. Tugay unsurları (Horan Özgürleri Topluluğu)

İran, Hizbullah ve Suriye Hava Kuvvetleri İstihbaratı ile işbirliği yapmakla suçlanan suikast timinin üyelerinden birinin, Rus Hmeymim Üssü tarafından desteklenen 8. Tugay’a yönelik suikastlarla ilgili itiraflarının yer aldığı bir video görüntüsü yayınlandı. Görüntü, Dera’da faaliyet gösteren 8. Tugay tarafından servis edildi.
Videoda konuşan kişi isminin Bedr eş-Şaabin olduğunu ve Dera’nın doğusundaki Sayda beldesinde yaşadığını söylüyor. Suriye rejimine bağlı Hava Kuvvetleri İstihbaratı yetkilileriyle işbirliği yaparak 8. Tugay komutanlarını ve unsurlarını hedef alan suikastlar planladıklarını belirten Şaabin, her operasyon başına 3 milyon Suriye lirası aldığını ifade ediyor.
Muhalif Horan Özgürleri Topluluğu Sözcüsü Muhammed el-Horani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 8. Tugay’a bağlı yerel bir grubun önceki gün (perşembe) Bedr eş-Şaabin’in evine baskın düzenlediğini ve onu tutukladığını bildirdi.
Horani, 8. Tugay’ın, Şaabin’in yer aldığı suikast timinin faaliyetlerinin niteliğini öğrenmek amacıyla gruba dışardan iki eleman yerleştirdiğini, bu yöntemle Şaabin’in Hava Kuvvetleri İstihbaratı adına suikastlar gerçekleştirdiğini ortaya çıkardığını ve ardından Şaabin’i tutukladığını söyledi.
Horani, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“8. Tugay, Şaabin’in Sayda’daki eviyle ilgili bilgi toplaması için bir güvenlik unsuru görevlendirdi. Bu unsur deşifre olunca yakalandı. 8. Tugay’ın yayınladığı videoda konuşan Bedr’in kardeşi Firas eş-Şaabin’in itirafına göre Hava Kuvvetleri İstihbaratı yakalanan unsur için tasfiye kararı verdi. Bunun üzerine 8. Tugay komutanları, 8. Tugay mensubu genç unsurun serbest bırakılması konusunda arabuluculuk yapması için Şaabin’in babasına gitti. Fakat Bedr eş-Şaabin babasının arabuluculuk teklifini reddetti ve babası ile kardeşine silahla ateş açtı. Bedr’in babası ile kardeşi yaralandı. Çok geçmeden 8. Tugay Bedr’in evine baskın düzenledi. Bedr’in evinin önünde iki saatten fazla süren silahlı çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda Nidal eş-Şaabin öldürüldü ve onun kardeşi Bedr 8. Tugay unsurlarına teslim oldu. Suikast timinin yakaladığı genç serbest bırakıldı. Bedr ile Hava Kuvvetleri İstihbaratı’ndan ‘Ebu Vail’ lakaplı kişi arasındaki Whsatsapp yazışmalarının fotoğrafları yayınlandı. Bu yazışmalar Bedr’in para, silah ve mühimmat karşılığında Hava Kuvvetleri İstihbaratı ve İran destekli Lübnan Hizbullahı adına suikastlar gerçekleştirdiğini gösteriyor. Şaabin’in itiraflarında adı geçen Ebu Vail, Dera’nın doğu kırsalındaki suikast dosyalarının en önemli sorumlularından biri. Ebu Vail Dera’nın girişindeki bir kontrol noktasının sorumlusu. Emirleri doğrudan Dera’daki Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Hardel Deyub’dan alıyor. Ebu Vail’in Dera’daki İranlı milislerle de ilişkisi bulunuyor.”
Şarku’l Avsat’a konuşan Deralı aktivist Muhammed ez-Zabi, 8. Tugay’ın hedef aldığı suikast timinin Hizbullah ile yakın olduğunu ve 2018’deki uzlaşı anlaşmasından sonra bölgede Hizbullah için eleman devşirdiğini söyledi. Zabi söz konusu tim hakkında uyuşturucu ticareti yapmak ve 2021’de 8. Tugay Komutanı Arif el-Cehmani’yi öldürme suçları bulunduğunu kaydetti.

Dera’da suikastlar ve güvenlik zafiyetleri sürüyor
Kentte son iki gün içinde 4 suikast girişimi gerçekleşti. Başkent Şam’ın nüfusuna kayıtlı olan, Suriye ordusu 15. Tümen’de görev yapan ve Dera’nın Nehc beldesinde ikamet eden Muhammed en-Nablusi’nin dün kimliği belirsiz kişilerce öldürüldüğü bildirildi.
Dera’nın batı kırsalındaki Tafas ilçesinde de dün Raid el-Berdan isimli bir genç suikast girişiminden sağ kurtuldu. Berdan, kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Berdan daha önce Ebu Murşid el-Berdan liderliğindeki muhalif bir grubun saflarındaydı. Ebu Murşid 2018’deki uzlaşı anlaşmasından sonra Suriye rejimi ve Rusya tarafının Tafas’taki en önde gelen müzakerecilerinden biri oldu.
Askeri Güvenlik yöneticilerinden Vesim ez-Zerkan çarşamba günü kendisini hedef alan suikast girişiminden sağ kurtuldu. Zerkan’ın otomobiline yerleştirilen el yapımı patlayıcı infilak etti. Dera’nın kuzeyindeki Kefer Şems beldesindeki eski muhalif bir grubun komutanlığını yapan Zerkan daha önce muhalif Güney Cephesi’ne bağlı Ebabil Horan grubunun saflarında görev aldı. Zerkan, Suriye rejiminin 2018’deki uzlaşı anlaşmasıyla bölgede kontrolü ele geçirmesinin ardından rejime bağlı Askeri Güvenlik Servisi’nin Dera’daki yerel güçlerinin komutanlığına getirildi. Bölge halkı, Suriye rejimi yetkilileri ve komutanlarıyla çeşitli toplantılar gerçekleştiren Zerkan’ı 2018’deki uzlaşı anlaşmasının ardından rejime bağlı askeri teşkilatlara katılmayı reddeden muhalifleri tasfiye etmekle suçluyor. Zerkan ayrıca 2019 yılında Şam’daki bir güvenlik toplantısından dönüş sırasında yanında bulunan Özgür Suriye Ordusu’nun eski komutanlarından Edhem el-Kerrad ve diğer 4 kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor.
Dera’nın doğu kırsalındaki El-Hirak ilçesi yolu üzerinde kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen silahlı saldırı sonucu Kasım ed-Diri isimli sivil bir vatandaş hayatını kaybetti. Süveyda kırsalındaki bedevi aşiretlerden birine mensup olan Diri El-Hirak ilçesinde ikamet ediyordu.
Dera kenti, rejimin güvenlik teşkilatlarına bağlı yerel gruplar ile bölgede faaliyet gösteren eski muhalif grupların komutanlarına ve unsurlarına yönelik suikast eylemlerine tanık oluyor. Adam kaçırma ve silahlı saldırıların en büyük mağdurları ise siviller. Bu eylemlerin çoğu kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştiriliyor. Yıllardır devam etmesine rağmen güvenlik sorunlarını çözmeye yönelik herhangi bir çaba gösterilmiyor.



Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.


Yüzlerce İsrailli, Batı Şeria’nın kuzeyinde yeniden açılan iki yerleşime dönüşlerini “gösterişli bir şekilde” kutladı

İsrailli aileler, işgal altında bulunan Batı Şeria’daki Cenin kenti yakınlarında, Ganim ve Kadim yerleşimleri arasındaki yolda düzenlenen yürüyüşe katıldı. (AFP)
İsrailli aileler, işgal altında bulunan Batı Şeria’daki Cenin kenti yakınlarında, Ganim ve Kadim yerleşimleri arasındaki yolda düzenlenen yürüyüşe katıldı. (AFP)
TT

Yüzlerce İsrailli, Batı Şeria’nın kuzeyinde yeniden açılan iki yerleşime dönüşlerini “gösterişli bir şekilde” kutladı

İsrailli aileler, işgal altında bulunan Batı Şeria’daki Cenin kenti yakınlarında, Ganim ve Kadim yerleşimleri arasındaki yolda düzenlenen yürüyüşe katıldı. (AFP)
İsrailli aileler, işgal altında bulunan Batı Şeria’daki Cenin kenti yakınlarında, Ganim ve Kadim yerleşimleri arasındaki yolda düzenlenen yürüyüşe katıldı. (AFP)

Yüzlerce İsrailli, dün işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yakın zamanda yeniden açılan iki yerleşim arasında, Yahudi bayramı dolayısıyla düzenlenen yürüyüşe katıldı. Etkinlik, yakın zamana kadar büyük ölçüde Filistinlilerin yaşadığı bir bölgeye gelişin sembolik gösterisine dönüştü.

Her yaştan katılımcı, bir hafta boyunca kutlanan Sukot Bayramı kapsamında kullanılan geleneksel meyve ve dallardan oluşan demetler taşıdı. Tepede düzenlenen etkinlikte oyunlar ve palyaçolar da Filistin yerleşimlerine bakan bölgeye bayram havası kattı.

Yürüyüş, Cenin kenti yakınlarındaki Ganim yerleşiminden Kadim yerleşimine kadar uzandı. Her iki yerleşim de 2005 yılında dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un uygulamaya koyduğu tek taraflı “ayrılma planı” kapsamında boşaltılmaları nedeniyle İsrail yerleşim hareketi açısından güçlü semboller taşıyor. Yerleşimler, bu yıl yerleşim yanlısı Başbakan Binyamin Netanyahu döneminde yeniden inşa edildi.

İki yerleşimi birbirine bağlayan toprak yolun iki yanında, yerleşimlere yer açmak amacıyla Filistinlilere ait topraklardan İsrailli makamlar tarafından sökülen onlarca zeytin ağacı görüldü.

Oslo’nun yenilgisi

Yerleşim hareketinin önde gelen isimlerinden Yossi Dagan, kalabalığa hitaben, “İsrail’deki harika halkımız Oslo’yu yendi” dedi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Dagan, bu sözlerle 1990’larda Filistinlilerle yürütülen barış sürecine atıfta bulundu.

Dagan, “21 yıl önce dört yerleşimi söktüklerinde, topraklardan ayrılma girişimi aslında bir fikirden, Siyonizm’den ayrılma girişimiydi” ifadelerini kullandı.

İsrailli aileler, işgal altındaki Batı Şeria’da bugün Cenin kenti yakınlarında, Ganim ve Kadim yerleşimleri arasındaki yolda düzenlenen yürüyüşe katılıyor. (AFP)
İsrailli aileler, işgal altındaki Batı Şeria’da bugün Cenin kenti yakınlarında, Ganim ve Kadim yerleşimleri arasındaki yolda düzenlenen yürüyüşe katılıyor. (AFP)

Ardından, bölgenin Kitab-ı Mukaddes’teki adını kullanarak, “Birlikte yüz binlerce Yahudiyi Kuzey Samiriye’ye getireceğiz” dedi.

İsrail bayraklarıyla donatılan Kadim’de, ordu yerleşimcileri korumak üzere konuşlandırıldı. Bu durum, tepenin aşağısında bulunan Filistin kenti Cenin’le belirgin bir tezat oluşturdu. İsrail güçleri geçen yıl kentte düzenlediği bir askerî operasyon sırasında çok sayıda Filistinliyi öldürmüştü.

İsrail’e giden yol üzerinde ise yerleşimleri genişletmek ve bölgedeki İsrail kontrolünü pekiştirmek amacıyla kurulmayı bekleyen onlarca prefabrik ev bulunuyordu.

35 yaşındaki Yishai Gerstel, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Tam da burada ve Sukot Bayramı’nda bulunmak sevincimi katlıyor” dedi.

Gerstel, eşi ve üç çocuğuyla İsrail içindeki bir kentten geldi. Ancak Batı Şeria’nın kuzeyindeki bir yerleşimde büyüyen Gerstel, gençlik yıllarında Ganim’in 2004’te kapatılmasına karşı düzenlenen protestolara katılmıştı.

Gerstel, “Çocuklarımla geri dönmek, onlara geride bıraktığımız yeri ve şimdi nereye döndüğümüzü göstermek inanılmaz” diye konuştu.

Netanyahu’nun 2023’te İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden birinin başında yeniden iktidara gelmesinden sonra Batı Şeria’da 104 yeni yerleşimin kurulmasına onay verildi.

İsrail yerleşimcisi, bugün işgal altındaki Batı Şeria’da Cenin kenti yakınlarındaki Ganim yerleşiminde Filistinlilere ait bir su deposuna giriyor. (AFP)
İsrail yerleşimcisi, bugün işgal altındaki Batı Şeria’da Cenin kenti yakınlarındaki Ganim yerleşiminde Filistinlilere ait bir su deposuna giriyor. (AFP)

İsrail’in 27 Ekim’de yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde yerleşimlere verilen onayların hızı arttı. Netanyahu’nun rakipleriyle rekabetin kızıştığı seçimlerde toplumsal tabanını güçlendirmeyi umduğu belirtiliyor.

Batı Şeria’da son aylarda şiddet olaylarında da keskin bir artış yaşandı. Yerleşimciler neredeyse her gün Filistinlilere veya onların mülklerine yönelik saldırılar düzenlerken, kısa süre önce bir Filistinlinin silahlı saldırısında bir yerleşimci de öldürüldü.

Doğu Kudüs hariç, 1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Batı Şeria’da yaklaşık 3 milyon Filistinli yaşıyor. Bunun yanı sıra uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor.