BAE ve Yunanistan’dan stratejik ortaklığı güçlendirme vurgusu

Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (WAM)
Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (WAM)
TT

BAE ve Yunanistan’dan stratejik ortaklığı güçlendirme vurgusu

Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (WAM)
Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Yunanistan, aralarındaki ilişkiyi çeşitli alanlarda genişletme, ortak küresel ve bölgesel zorlukları ele alma ve daha fazla barış ve refah için yeni fırsatlar keşfetme çabalarına katılma kararlılıklarını yineledi.
Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, ülkeye resmi ziyaret gerçekleştiren Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile görüştü.
Görüşmenin ardından yapılan ortak açıklamada, iki ülkenin uluslararası hukuk temelinde bölgesel ve uluslararası düzeyde barış ve istikrarı teşvik etmek için gösterilen çabaları desteklemeye olan bağlılıkları ifade edildi.
Bölgesel barış ve güvenliğin sağlanması için istikrar ve refahın korunmasının bir öncelik olmaya devam ettiği vurgulandı.
Açıklamaya göre, her iki lider, güvenlik, istikrar, ekonomik kalkınma ve işbirliğinin artırılmasına katkıda bulunan sağlam ortaklığın gücüne dayalı olarak, gelecekteki zorlukların üstesinden gelme yeteneklerine olan güvenlerini dile getirdi.
Liderler, her iki ülkenin yeni tip koronavirüs salgını ile mücadeledeki başarısını vurguladı sağlık sektöründe işbirliğini artırma taahhüdünün altını çizdi.
Taraflar, salgının ardından küresel toparlanmanın uzun vadeli stratejik sonuçlarını tartıştı.
İki ülke, 4 milyar euro değerindeki yatırımları ortaklaşa finanse etme ve gelecekte enerji alanda iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştı.
Şeyh Muhammed bin Zayed, 2020 yılında BAE ve Yunanistan tarafından açıklanan stratejik ortaklığın ilişkilerde niteliksel bir sıçrama kaydettiğini ve ülkesinin bu ortaklığı çeşitli alanlarda ileriye taşımaya istekli olduğunu söyledi.
BAE’nin güvenlik, istikrar ve dünyadaki ekonomik ve insani durum üzerindeki tehlikeli yansımaları nedeniyle Ukrayna krizini büyük bir endişeyle takip ettiğini dile getiren Şeyh Muhammed bin Zayed şu ifadeleri kullandı;
“BAE’nin başından beri kriz konusundaki konumu, barış çağrısı, krizlere diplomatik çözümlere öncelik verme ve çatışma bölgelerinde insan boyutuna dikkat etme konusundaki tutarlı yönelimleriyle tutarlıdır. Bu nedenle BAE, etkilenen sivillere insani yardım ve yardım sağlamaya devam edecektir.”
Ukrayna krizinin enerji piyasası üzerindeki etkileri ışığında, BAE’nin herkesin çıkarına olacak şekilde enerji güvenliği ve küresel enerji piyasasının istikrarı ve dengesi konusunda istekli olduğunu söyledi.
Ortadoğu ve Akdeniz bölgesinin yaşadığı gerilimlere rağmen, aynı zamanda barış ve işbirliği fırsatlarına sahip olduğunu belirten Abu Dabi Veliaht Prensi şu ifadelerle devam etti;
“BAE, bölgesel barışı teşvik etmek ve istikrarı sağlayacak, istisnasız herkesin çıkarlarına hizmet edecek ortaklıklar bulmak için bölgede koşullar yaratmak amacıyla çalışıyor. Kuşkusuz, BAE ve Yunanistan bölgede barış ve istikrar için çalışma konusunda ortak bir eğilimi paylaşıyor” dedi.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ise, ülkesinin BAE ile sahip olduğu seçkin dostluk ilişkileri ve stratejik ortaklıkların güçlenmesinden gurur duyduğunu dile getirerek, bunun başbakan olduğundan beri BAE’ye gerçekleştirdiği altıncı ziyaret olduğunu söyledi.
Miçotakis, Ukrayna krizinin özellikle enerji alanındaki yansımalarına değinerek, bölge ve dünyada güvenlik, istikrar ve barışın temel direklerini güçlendirmek için ortak işbirliğinin önemine vurgu yaptı.



Kuveyt’te sızmaya çalışan 4 İran Devrim Muhafızları mensubu yakalandı... İran büyükelçisi Bakanlığa çağrıldı

Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)
Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)
TT

Kuveyt’te sızmaya çalışan 4 İran Devrim Muhafızları mensubu yakalandı... İran büyükelçisi Bakanlığa çağrıldı

Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)
Kuveyt Şehri’nden genel görünüm (Reuters)

Kuveyt, Salı günü yaptığı açıklamada, ülkeye deniz yoluyla girmeye çalışan İran Devrim Muhafızları mensubu 4 kişinin yakalandığını ve bu “düşmanca eylem” nedeniyle İran’ın Kuveyt Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığını duyurdu.

Kuveyt İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Kuveyt topraklarına sızan grubun, sorguları sırasında İran Devrim Muhafızları mensubu olduklarını ve mevcut ayın 1 Mayıs Cuma günü Bubiyan Adası’na sızmakla görevlendirildiklerini itiraf ettikleri” belirtildi. Açıklamada, grubun özellikle düşmanca eylemler gerçekleştirmek amacıyla kiralanan bir balıkçı teknesiyle ülkeye giriş yapmaya çalıştığı ifade edildi.

Bakanlık, gözaltına alınan kişilerin Deniz Albay Emir Hüseyin Abdülmuhammed Zirai, Deniz Albay Abdüssamed Yedallah Kanavati, Deniz Yüzbaşı Ahmed Cemşid Gulam Rıza Zülfikari ve Kara Üsteğmen Muhammed Hüseyin Sohrab Furugi Rad olduğunu açıkladı.

Ayrıca sızmacıların Kuveyt Silahlı Kuvvetleri ile çatışmaya girdiği, bu sırada görev başındaki bir askerin yaralandığı belirtildi. Olay sırasında Deniz Yüzbaşı Mansur Gamberi ile tekne kaptanı Abdülali Kazım Siyamari’nin kaçmayı başardığı kaydedildi.

İçişleri Bakanlığı, olayla ilgili gerekli tüm yasal işlemlerin başlatıldığını bildirirken, bakanlığın tüm birimlerinin ve personelinin, ilgili güvenlik kurumları ile Kuveyt Silahlı Kuvvetleri koordinasyonunda, ülkenin güvenlik ve istikrarını hedef alan her türlü plan ve düşmanca girişime karşı hazır durumda olduğunu vurguladı.

Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud el-Atvan, 3 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, silahlı kuvvetlerin Kuveyt kara sularında bir deniz sızma girişimini engellediğini, ülkeye yasa dışı yollarla denizden girmeye çalışan 4 kişinin yakalanarak ilgili makamlara teslim edildiğini duyurmuştu.

Düşmanca eylemlere sert kınama

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, silahlı grubun gerçekleştirdiği eylemi sert şekilde kınadığını belirterek, İran’dan bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden, gerilimi düşürmeye yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları baltalayan yasa dışı düşmanca faaliyetlerine derhâl ve koşulsuz olarak son vermesini talep etti.

Bakanlık açıklamasında, Kuveyt’in tarihsel olarak iyi komşuluk ilkelerine bağlı kaldığı ve toprakları ile hava sahasının herhangi bir ülkeye karşı saldırı amacıyla kullanılmasını reddettiği vurgulandı.

cfdgfrbgfr
Kuveyt Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamad el-Meşan, İran’ın Kuveyt Büyükelçisi Muhammed Tutunci’ye protesto notası teslim etti (KUNA)

Açıklamada ayrıca İran’ın eylemlerinin, Kuveyt’in egemenliğine yönelik açık bir ihlal, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ciddi biçimde çiğnenmesi anlamına geldiği ifade edildi. Bunun aynı zamanda 2026 tarihli 2817 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına da meydan okuma niteliği taşıdığı belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, söz konusu düşmanca eylemlerden İran’ı tamamen sorumlu tuttuğunu bildirirken, Kuveyt’in Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi çerçevesinde meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu ve egemenliğini, halkını ve ülkede yaşayan yabancıları korumak amacıyla uluslararası hukuka uygun her türlü tedbiri alma hakkına sahip olduğunu kaydetti.

İran büyükelçisi Dışişleri’ne çağrıldı

Kuveyt Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamad el-Meşan, Salı günü İran’ın Kuveyt Büyükelçisi Muhammed Tutunci ile görüştü. Büyükelçiye, söz konusu sızma girişimine ilişkin resmi protesto notası teslim edildi.

El-Meşan görüşmede, Kuveyt’in bu düşmanca eylemi sert şekilde kınadığını yineleyerek, İran’dan bu tür faaliyetleri derhâl ve koşulsuz biçimde durdurmasını talep etti. Ayrıca İran’ın, Kuveyt’in egemenliğine yönelik açık ihlal, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı ve 2026 tarihli 2817 sayılı Güvenlik Konseyi kararının ciddi ihlali anlamına gelen bu olaydan tamamen sorumlu olduğunu vurguladı.

Kuveyt Dışişleri Bakan Yardımcısı, ülkesinin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi doğrultusunda meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu ve egemenliği ile halkının güvenliğini korumak adına gerekli gördüğü her türlü önlemi alma hakkına sahip olduğunu da sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan, Körfez ülkelerine desteğini yineledi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Körfez ülkelerine desteğini yineledi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, bölgedeki gelişmeleri ve yaşanan olayları değerlendirdiği toplantıda, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt’in kara toprakları ile karasularına yönelik “hain saldırıları” kınayarak Körfez ülkelerinin yanında olduğunu ve güvenlik ile istikrarlarını korumak amacıyla aldıkları önlemleri desteklediğini yineledi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen oturumun başında kurul üyeleri, Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh el-Gazvani ile Japonya Başbakanı Sanai Takaichi tarafından gönderilen iki mektubun içeriği hakkında bilgilendirildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca Suudi Arabistan’ın dünya ülkeleri ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğini güçlendirmeye yönelik gelişmeleri ele aldı. Bu kapsamda, Suudi Arabistan-Türkiye Koordinasyon Konseyi’nin üçüncü toplantısında ortaya çıkan sonuçların, iki ülke arasındaki ilişkileri çeşitli alanlarda daha ileri seviyelere taşıma yönündeki ortak iradeyi yansıttığı belirtildi.

Kurul, Riyad’ın Birleşmiş Milletler’e bağlı Dijital Hükümet Merkezi’ne ev sahipliği yapacak merkez olarak seçilmesini, Suudi Arabistan’ın çok taraflı uluslararası iş birliğini destekleme, inovasyonu teşvik etme ve yapay zekâ teknolojilerini benimseme konularındaki bölgesel ve küresel liderliğinin göstergesi olarak değerlendirdi. Bunun, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir dijital bir geleceğin inşasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

rtrgr
Muhammed bin Selman başkanlığında toplanan Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Riyad kentinde Krallık Üniversitesi’nin kurulmasını onayladı (SPA)

Toplantıda ayrıca 2026 mali yılına ait devlet bütçesinin üç aylık performans raporu incelendi. Raporda sağlık, eğitim, sosyal kalkınma, altyapı, su ve enerji gibi ulusal önceliklerin başında gelen alanlara yönelik harcamaların sürdürülmesine olan bağlılığın devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede vatandaşlara sunulan hizmetlerin geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması hedefinin sürdüğü vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, 2025 yılında sanayi ve madencilik sektörlerinde yaşanan kalkınma ivmesine de dikkat çekti. Yerel sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi, nitelikli yatırımların çekilmesi ve hedef sektörlerde kendine yeterliliğin artırılmasıyla üretim tabanının çeşitliliği ve sürdürülebilirliğinin desteklendiği, ayrıca ulusal ihracatın küresel pazarlardaki rekabet gücünün yükseltildiği ifade edildi.

Kurul ayrıca gündemindeki konuları değerlendirirken, Şura Meclisi’nin incelemesine katıldığı başlıkların yanı sıra Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi, Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi, Bakanlar Kurulu Genel Komitesi ve Uzmanlar Heyeti tarafından sonuçlandırılan dosyaları da gözden geçirdi.

Toplantı sonunda bir dizi karar alındı. Bunlar arasında, Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ile Rusya Federasyonu Ekonomik Kalkınma Bakanlığı arasında iklim değişikliği ve düşük sera gazı emisyonlu kalkınma alanlarında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptının onaylanması yer aldı.

Ayrıca İçişleri Bakanı veya yetkilendireceği kişinin, Umman tarafıyla bilimsel, eğitim ve araştırma faaliyetleri alanında bir mutabakat zaptı taslağı üzerinde görüşmeler yapmasına ve anlaşmayı imzalamasına yetki verildi.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı ile Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu arasında tarım sektöründe sürdürülebilirlik ve inovasyonun geliştirilmesine yönelik anlaşmayı da onayladı. Bunun yanında, Ulusal Yaban Hayatı Geliştirme Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı’na veya temsilcisine, Çin’deki Birinci Okyanus Bilimleri Enstitüsü ile deniz biyolojik çeşitliliğinin korunmasına yönelik mutabakat zaptı üzerinde görüşme ve imza yetkisi verildi.

ddfvd
Bakanlar Kurulu, Riyad’ın Birleşmiş Milletler’e bağlı Dijital Hükümet Merkezi olarak seçilmesini, Suudi Arabistan’ın öncü konumunun ve çok taraflı uluslararası iş birliğini desteklemedeki rolünün bir teyidi olarak değerlendirdi (SPA)

Kurul ayrıca Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı ile Tunus Sanayi, Madenler ve Enerji Bakanlığı arasında maden kaynakları alanında iş birliği mutabakatını onayladı.

Toplantıda, Suudi Arabistan Ulusal Ulaşım Güvenliği Merkezi ile diğer ülkelerdeki muadil kurumlar arasında kullanılacak örnek mutabakat zaptı modeli de kabul edildi. Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı’na veya temsilcisine, ilgili ülkelerle görüşme ve anlaşma imzalama yetkisi verildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Otoritesi Başkanı’nın veya temsilcisinin Bahreyn tarafıyla veri ve yapay zekâ alanında ortak iş birliği mutabakatı konusunda görüşmeler yürütmesini ve anlaşmayı imzalamasını kararlaştırdı.

Toplantıda ayrıca Suudi Arabistan Radyo ve Televizyon Kurumu ile Katar Medya Kurumu ve Tunus Radyo-Televizyon kuruluşları arasında radyo ve televizyon alanında iş birliği mutabakatları onaylandı.

Kurul, Başsavcı veya temsilcisine de Suudi Arabistan Başsavcılığı ile Singapur Başsavcılık Ofisi arasında iş birliği mutabakatı konusunda görüşme ve imza yetkisi verdi.

Öte yandan Bakanlar Kurulu, sigorta uyuşmazlıkları ve ihlallerini inceleyen komitelerin çalışma usul ve esaslarını kabul etti; Riyad’da “Krallık Üniversitesi” adıyla yeni bir üniversite kurulmasına onay verdi. Ayrıca Abdullah bin Abdurrahman el-Cefali ile Türki bin Muhammed bin Muammer, Suudi Sanayi Şehirleri ve Teknoloji Bölgeleri Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atandı.

Kurul ayrıca, Nükleer ve Radyolojik Denetim Kurumu, Genel Karayolları Kurumu, Doğu Bölgesi Kalkınma Otoritesi, Kalkınma Otoritelerini Destekleme Merkezi (eski adıyla), Kral Abdullah Atom ve Yenilenebilir Enerji Şehri, Cizan Bölgesi Stratejik Gelişim Ofisi ve Ümmü’l-Kura Üniversitesi için geçmiş iki mali yıla ait kesin hesapları da onayladı.

Son olarak Bakanlar Kurulu, Riyad Bölgesi Altyapı Projeleri Merkezi, Riyad Özel Ekonomik Bölgeler Merkezi ve Prens Sattam bin Abdülaziz Üniversitesi tarafından sunulan yıllık raporlar başta olmak üzere gündemdeki çeşitli konular hakkında gerekli talimatların verilmesini kararlaştırdı.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan ‘tek koridor stratejisini’ rafa kaldırdı ve küresel enerji piyasalarını güçlendirdi

(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)
(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan ‘tek koridor stratejisini’ rafa kaldırdı ve küresel enerji piyasalarını güçlendirdi

(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)
(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)

Uluslararası deniz taşımacılığında yaşanan krizlerin gölgesinde, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirdiği ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarının kontrolden çıkmasını önleyen stratejik bir unsur olarak öne çıktı. Suudi Arabistan’daki Avrupa Ticaret Odası CEO’su Kristijonas Gedvilas, alternatif enerji koridorunun asıl değerinin, ham petrol akışını güvence altına alması ve Avrupa’daki tüketiciler ile sanayi üzerindeki enflasyon baskısını hafifletmesi olduğunu söyledi. Gedvilas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar euroyu aşan ortaklığın, Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji güvenliği açısından yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini belirtti. Bu dönüşümün, dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine dayandığını ifade etti.

Riyad yönetiminin Doğu-Batı petrol boru hattı üzerinden alternatif bir deniz koridoru sağlamasının yalnızca geçici bir kriz tedbiri olmadığını kaydeden Gedvilas, bunun Suudi Arabistan’ın küresel stratejik değerini artıran bir adım olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan’ın aynı anda hem Arap Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesine sahip olmasının, ‘tek koridor’ riskini fiilen ortadan kaldırdığını söyleyen Gedvilas, bunun bölgesel gerilimlerin en yoğun dönemlerinde bile enerji arzının kesintisiz sürmesini sağladığını belirtti.

Avrupa üzerindeki doğrudan etkilerle ilgili değerlendirmede bulunan Gedvilas, kısa vadede söz konusu koridorun Avrupa açısından temel öneminin fiziksel arz güvenliğinden ziyade fiyat istikrarı olduğunu ifade etti. Ancak uzun vadede koridorun öneminin çok daha büyük olduğunu belirten Gedvilas, Suudi Arabistan’ın Avrupa’nın enerji dönüşüm sürecinde kilit ortak haline geldiğini söyledi. Gedvilas, “Bu koridorun Avrupa açısından önemi yalnızca ham petrol akışını güvence altına almakla sınırlı değil. Aynı zamanda Suudi Arabistan’ın gelecekteki Avrupa enerji sistemiyle kurduğu ilişkinin stratejik biçimde yeniden şekillenmesini temsil ediyor. NEOM ve Yanbu gibi yeni nesil çoklu enerji ihracat merkezleri de Suudi Arabistan’ı geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinin merkezine yerleştiriyor” ifadelerini kullandı.

devfevf
(foto altı) Suudi Arabistan’daki Avrupa Ticaret Odası CEO’su Kristijonas Gedvilas (X)

Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak sevkiyatlarını doğrudan İtalya ve Almanya’ya uzanan Güney Hidrojen Koridoru’na ihraç ettiğini belirten Gedvilas, bunun Avrupa’nın sanayide karbon azaltım programına doğrudan katkı sağladığını ifade etti. Suudi Arabistan ile Mısır arasındaki elektrik bağlantısının da ayrı bir boyut taşıdığını söyleyen Gedvilas, bu altyapının Avrupa elektrik şebekeleriyle entegrasyonun önünü açtığını ve Avrupa’nın düşük karbonlu, çeşitlendirilmiş enerji kaynaklarına yönelik artan talebini desteklediğini kaydetti.

Avrupa maliyetlerinin istikrarına yapısal katkılar

Gedvilas, alternatif enerji koridorunun stratejik etkisinin Avrupa açısından doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Avrupa Birliği’nin (AB) petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu Körfez bölgesinden karşıladığını söyledi. Gedvilas’a göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek aksaklıkların oluşturduğu risk, doğrudan fiziksel arz eksikliğinden ziyade küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükseliş baskısı yaratmasından kaynaklanıyor.

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın alternatif koridorunun temel değerinin ‘piyasa akışının sürekliliğini’ güvence altına almak olduğunu ifade etti. Bu durumun, dolaylı ancak somut biçimde Avrupa’daki enerji maliyetlerinin kontrol altında tutulmasına ve üretim sektörlerinin fiyat dalgalanmalarına karşı korunmasına katkı sağladığını kaydetti.

Mevcut tablo, Avrupa’nın 2022 yılında karşı karşıya kaldığı enerji krizini yeniden gündeme taşıdı. Avrupa, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve enerji fiyatlarının yükselmesi nedeniyle son beş yıl içinde ikinci büyük enerji krizini yaşarken, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında ortaya çıkan doğal gaz krizinin etkileri yeniden hatırlanıyor. O dönemde gaz arzındaki azalma, şirketler ve tüketiciler üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturmuş, Avrupa hükümetlerini acil destek paketleri kapsamında yüz milyarlarca euro harcamaya zorlamıştı. Bugün ise Suudi Arabistan’ın alternatif enerji koridoru, Avrupalı tüketicilerin yeniden yüksek enflasyon sarmalına sürüklenmesini önleyen önemli bir güvence olarak öne çıkıyor.

Egemenlik güvenilirliği

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki etkili konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesiyle küresel petrol piyasalarının en önemli aktörlerinden biri haline gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Gedvilas, bu konumun, ülkenin küresel enerji arzını güvence altına alma ve kriz dönemlerinde fiyat dalgalanmalarını sınırlama konusundaki uzun yıllara dayanan rolünün sonucu olduğunu belirtti. Suudi Arabistan’ın mevcut bölgesel kriz ortamında da bu stratejik rolünü başarıyla sürdürdüğünü ifade eden Gedvilas, küresel enerji güvenliğinin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde Riyad yönetiminin istikrar sağlayıcı işlevini koruduğunu kaydetti.

Gedvilas’a göre alternatif enerji koridoru, Suudi Arabistan’ın güvenilirliğini yapısal düzeyde daha da güçlendiriyor. Ülkenin aynı anda hem Arap Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden ihracat yapabilme kapasitesine sahip olmasının, tek bir deniz güzergâhına bağımlılığı ortadan kaldırdığını belirten Gedvilas, bunun jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı dönemlerde bile enerji akışının sürdürülebilirliğini garanti altına aldığını söyledi.

Suudi esnekliği karşısında Avrupa’nın ‘savunmasızlığı’

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın entegre ihracat altyapısı ve gelişmiş petrokimya sanayisinin, ülkenin dünyanın en esnek enerji ortaklarından biri olarak konumunu güçlendirdiğini söyledi. Gedvilas’a göre bu stratejik kapasite, savaşın yol açtığı enerji krizinin Avrupa’nın geleneksel enerji güzergâhlarına olan bağımlılığındaki kırılganlığı ortaya çıkardığı bir dönemde daha da önem kazandı. Avrupa’nın bugün dizel ve havacılık yakıtı piyasalarında yaşanan sert dalgalanmalar ile tam enerji bağımsızlığına ulaşamama gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Gedvilas, bu ‘kırılganlık’ ortamında Suudi Arabistan’ın vazgeçilmez bir güvence unsuru olarak öne çıktığını ifade etti.

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın yalnızca fiziksel enerji arzı sağlayan bir ülke olmadığını, aynı zamanda uluslararası piyasalardaki dalgalanmalardan kaynaklanan ‘jeopolitik baskılara’ karşı Avrupa ekonomisini koruyan temel aktörlerden biri haline geldiğini söyledi.

dvfd
Yanbu Limanı, Suudi Arabistan’ın en önemli deniz limanlarından biri (Suudi Arabistan Limanlar Otoritesi)

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gedvilas, Suudi Arabistan’ın küresel enerji piyasalarının istikrarındaki rolünün kapsam ve nitelik açısından köklü biçimde genişleme sürecine girdiğini belirtti. Tarihsel olarak hidrokarbon güvenliğinin temel referans noktası olan Suudi Arabistan’ın bugün aynı zamanda sürdürülebilir enerjiye geçiş ve yeşil hidrojen üretimi alanlarında küresel dönüşüme liderlik ettiğini kaydetti. Gedvilas’a göre bu stratejik vizyon, Riyad yönetiminin şekillenmekte olan yeni enerji düzeninin temel taşlarından biri olarak kalmasını sağlayacak. Bu durum da Suudi Arabistan’ın Avrupa için uzun vadeli ve güvenilir bir stratejik ortak olarak konumunu güçlendirirken, gelecekte ortaya çıkabilecek jeopolitik baskılar ve enerji krizleri karşısında Avrupa’nın enerji güvenliğini koruma kapasitesini artıracak.