Florence Nightingale: Londra’dan İstanbul’a Hemşireliğin annesi

Rusya ile savaş, Florence Nightingale’in hemşirelik mesleğinde devrim yapmasına olanak tanıdı. 1854 Kırım Savaşı sırasında genç bir İngiliz hemşire, modern sağlık hizmetlerinin temellerini atmak için çabaladı

Florence Nightingale, Kırım Savaşı sırasında Üsküdar'daki bir askeri hastanede gece turunda, 24 Şubat 1855 (Getty Images)
Florence Nightingale, Kırım Savaşı sırasında Üsküdar'daki bir askeri hastanede gece turunda, 24 Şubat 1855 (Getty Images)
TT

Florence Nightingale: Londra’dan İstanbul’a Hemşireliğin annesi

Florence Nightingale, Kırım Savaşı sırasında Üsküdar'daki bir askeri hastanede gece turunda, 24 Şubat 1855 (Getty Images)
Florence Nightingale, Kırım Savaşı sırasında Üsküdar'daki bir askeri hastanede gece turunda, 24 Şubat 1855 (Getty Images)

Bilmeyenler için, Florence Nightingale’den önce hemşirelik ondan sonrası gibi değildi. Tüm tıp alanında devrim yarattığını söylemek doğru olur. Hemşire, hijyen uygulamalarının savunuculuğunu yaptı. Birileri, bunun önemsiz bir unsur olduğunu söyleyebilir. Ama aslında bu, meslektaşlarının elinde birçok hastanın iyileşmesinin anahtarıydı. Korona pandemisinin ortasında bile hijyen, enfeksiyon zincirlerini kırmak için ‘güvenli bir sığınaktı’ ve öyle olmaya devam ediyor. 
1854 yılında genç İngiliz kadın sağlıkçı, Osmanlı’da Üsküdar Askeri Hastanesi’ne gittiğinde sağlık tesisi, savaş alanının tanık olduğu trajedilerden farklı olmayacak kadar içler acısı durumdaydı. O zamanlar Rusya’nın bugün Ukrayna’ya saldırısındaki savaş alanı gibi Kırım Savaşı’na tanık oluyordu. İngiltere ve müttefikleri, Rus İmparatorluğu’nun toprak hırslarını geri püskürtmeye çalışırken, İngiliz askerlerin ölüm oranları artıyordu. Ancak bunun nedeni vücutlarına giren yaralar ve kurşunlar değildi. Aksine gerekli temizlik ve sterilizasyon sağlansa kaçınılabilecek bir hastalıktan kaynaklanıyordu. 
Genç İngiliz hemşire, yaralı askerlerin nasıl kan ve irinle sırılsıklam olduğuna tanık oldu. Birçok, farelerin sağa sola koştuğu alanlarda yatıyordu. Havalandırması olmayan bir koğuşta, yaralıların çürüyen yaraları kirli sargılarla sarılıyor, bitler ve pireler de dahil olmak üzere parazit böcekler, bazı hastaların vücutlarıyla beslenmeye bırakılıyordu. Her 150 askere sadece bir küvet düşüyordu. Washington Post’a göre ölü bir at, su kaynağında çürümeye bırakılmıştı. 
Gördüğü kadarıyla Nightingale, kollarını sıvadı, 38 kişilik bir ekiple, doktorlar da dahil olmak üzere birçok kişinin önemsiz gördüğü sorunları düzeltmeye koyuldu. Bunlar arasında kanalizasyon ve gıda kalitesi de yer alıyor. Genç hemşire, İngiltere’den ihtiyaç duyduğu malzemelerin gelmesini beklemeden bugün adı İstanbul olan dönemin Konstantiniyye kentine gitti. Yerel pazarlardan sabun, havlu, temiz çarşaf ve taze yiyecek aldı. Daha sonra o ve meslektaşları, hastaneyi temizlemek ve sterilize etmek için yola çıktı. Tedarik, hijyen ve beslenme ile ilgilenen Nightingale, bir nevi sağlık tesisi yöneticisiydi. Sonuç olarak, ölüm oranları azaldı ve kendileri ‘melekler’ olarak adlandırıldı.
Aynı zamanda Nightingale, ‘aydınlatma taşıyıcısıdır’. Çünkü gecenin karanlığında bile, hastalara yardım etmek için savaş alanlarına gider, elinde bir fenerle yolunu arardı. Daha sonra ‘Modern Hemşireliğin Kurucusu’ ve zamanının en beğenilen kadınlarından biri oldu.
Nightingale’e göre hasta bakımı bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bu nedenle kendini, hemşirelik sistemlerine ve yöntemlerine büyük reformlar getirmeye adadı. Hayatının büyük bir kısmını hemşireliğin hem doktorlar hem de insanlar tarafından saygı duyulan bir meslek olmasını savunarak geçirdi. İlk profesyonel hemşirelik okulunu kurdu.
Buna rağmen Nightingale, hemşirelerin askeri mesleklerde ve tıp sektöründe erkeklerin yanında tanık olduğu küçümseme karşısında bağışık değildi. Ayrıca mevcut yönetimi aşma eğilimi birçok yetkiliyi kızdırdı.Ayrıca Washigton Post’a göre savaş sırasında “Fransızların Jeanne d’Arc’ı (Joan of Arc) yakarak infaz ettiği gibi yapabilse her yetkili de beni yakardı. Ama biliyorlar ki ‘savaş ofisi’, beni sınır dışı edemiyor, çünkü ülke beni destekliyor” ifadelerini kaleme aldı. Pek çok eleştirmen, ona karşı bir araya geldi. Kısa süre sonra ister taze ürünleri güvence altına almak isterse Kraliçe Victoria’dan gerekli malzemeleri temin etmek konusunda işleri halletme yeteneğine tanık oldular. 
Dünya geçen cuma günü başlayan ve perşembe günü Nightingale’in (Uluslararası Hemşirelik Günü olarak kutlanan) 202. doğum gününde sona eren Dünya Hemşirelik Haftası’nı kutlarken, ABD de dahil olmak üzere birçok ülke, bir hemşirelik kriziyle karşı karşıya. Kırım Savaşı’ndaki Nightingale gibi hemşireler, genellikle tıbbi sistemde, elleriyle inşa edemedikleri yapısal başarısızlıkların yükünü taşırlar. Hafife alınırlar ve fazla çalıştırılırlar. Buna binaen hemşirelik alanının, ‘korona pandemisinin azalmasıyla birlikte’ istifalar dalgasından büyük bir pay aldığı kaydedildi. ABD’de ise işlerine geri dönmeyi kabul etmeyen bir hemşireler dalgasına tanık oldu. 2030 yılına kadar yaklaşık 200 bin hemşirelik kadrosunun boş kalması beklenirken, diğer ülkeler de aynı durumdan değişen derecelerde mustarip. Yakın zamanda yapılan bir anket, hemşirelerin üçte birinden fazlasının yıl sonuna kadar işlerini bırakmayı planladığını ortaya koydu. Hemşirelerin yarıya yakını, kararlarının yorgunluktan olduğunu ifade etmiştir.
Kovid- 19 pandemisi, özellikle de bakımın yükünün ‘yetersiz buldukları bir ücret karşılığında uzun saatler çalışmak zorunda kalan’ hemşirelere düştüğü hastanelerde mevcut sorunları daha da kötüleştirdi. Hemşireler, işlerinde güvenlik ve saygınlık talep ederek, bugün Nightingale’in başlattığı görevi yerine getiriyorlar.Amaç, mesleklerinde fedakâr değil, uzman olarak muamele görmeyi sağlamaktır.
 
Bayan Florence Nightingale, ABD iç savaşı sırasında Federal Ordu’ya sahra hastanelerinin nasıl işletileceği konusunda tavsiyelerde bulundu (Getty) 
Hasta bakımına, hijyen ve sterilizasyona gösterilen özenin ötesinde Nightingale, verilerin görsel olarak gösterilmesinde de öncü olmuştur. İstanbul’da bir buçuk yıldan uzun bir süre sonra Nightingale, Kırım’ın savaş alanlarından İngiltere’ye döndü ve çalışmalarına burada devam etti. Küçük yaşlardan itibaren matematik okuduğu ve istatistik konusunda tutkulu olduğu göz önüne alındığında, bir sahra hastanesini denetlediğiÜsküdar’daki birçok ölümün ardındaki nedenleri bilmek ve bilgileri insanlara kolay anlaşılır bir şekilde sunmak istiyordu. Ortaya koyduğu çok net çizelgeler ve grafikler, o dönem için devrim niteliğindeydi. Kuru bilimsel istatistikler okumak yerine, önlenebilir bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin Kırım’daki savaş alanında ölenlerden daha fazla olduğunu göstermek için renk kodlu pembe bir çizelge kullandı. 
Nightingale ayrıca, RSS Kraliyet İstatistik Kurumu’na üye olan ilk kadın oldu. Veriler, sağlık sektörü reformu arayışında kullanıldı. Mektuplarından birinde ‘"Ne zaman sinirlensem yeni bir grafik oluşturarak kendimden intikam alırım’ diye yazmıştı. 
Nightingale, hasta bakımını sosyal ve politik bir konu olarak nitelendiriyor. Yüksek ölüm oranı ile düşük gelirin yakından ilişkili olduğunu ortaya koydu. Bu durum, bugün hala bilinen bir olgu. Örneğin birkaç araştırma, fakir ABD’lilerin zenginlerin ölüm oranına göre çok daha yüksek oranlarda koronadan öldüğünü ortaya çıkardı. 
1860 yılında Nightingale, uzmanlar tarafından ilk sivil hemşirelik okulu olarak kabul edilen ‘Nightingale Eğitim Okulu’nu kurdu. Bu çerçevede Nightingale Business Group’ta araştırmacı ve Kanada’daki GuelphÜniversitesi’nde fahri profesör olan Lynn MacDonald, Nightingale Okulu’ndan önce hemşirelerin hiçbir eğitimi olmadığını belirtti. MacDonald, “Eskiden hemşire denenkişiler sadece hastane çalışanlarıydı. Genellikle pek bir şey bilmiyorlardı” dedi. 
Nightingale sayesinde hemşireler, ilk kez 1859 tarihli ‘Hemşirelik Üzerine Notlar’ kitabında açıkladığı bir konu olan ve bugün bizim hasta bakımı olarak kabul ettiğimiz noktaya ilgi duymaya başladı. Nightingale, “Hemşirelik kelimesini kullanıyorum, çünkü daha iyi bir alternatif yok. İlaç vermekten ve kompres yapmaktan biraz daha fazlasını ifade eder. Ancak aynı zamanda temiz hava, ışık, sıcaklık, temizlik, sakinlik ve doğru beslenme seçimi ve yönetimine de atıfta bulunuluyor” ifadelerini kullandı.
Ek olarak okulunda kurs, temel bilimler ve tıp öğretim yoluyla modern hemşirelikte ilk resmi eğitimi sağladı.Hemşirelik işçi sınıfı kadınlarıyla sınırlandırılırken Nightingale, onu meslek saflarına yükseltti ve farklı geçmişlerden kadınlar için daha kabul edilebilir hale getirdi.
Nightingale’in hemşirelik konusundaki bakış açısı, kısmen yazısının geniş çapta yayınlanması sayesinde, Atlantik’in ötesinde ABD’ye ulaştı. Hatta ‘Birlik Ordusu’, ABD İç Savaşı sırasında sahra hastanelerinin nasıl işletileceği konusunda ona danıştı. 1873’te Nightingale’in Londra’daki okulunu açmasından yaklaşık 10 yıl sonra New York’taki Bellevue Hastanesi, müfredatını Nightingale ilkelerine dayandırarak ABD’deki ilk hemşirelik programlarından birini başlattı.
Geçen bir buçuk yüzyıl boyunca, tıp bilimleri genişledi. Örneğin Nightingale okulunu kurduğunda mikrop teorisi yoktu. Bugün iş piyasasına çıkmadan önce hemşireler, hayatlarının birkaç yılını öğrenmek için harcıyor ve birçok hemşire pratisyen hekim meslektaşlarıyla benzer sorumluluklar üstleniyor. 
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre bununla birlikte hemşirelerin eğitiminde önemli gelişmeler görülse de bu, genellikle onlara nasıl davranıldığına yansımamaktadır. Bu nedenle 2022’de birçok hemşire, tamamen farklı alanlara yönelmeye başladı. Washington Post’a göre MacDonald, bugün hemşirelik mesleğinin hala düşük ücretli olduğunu ve hemşirelere saygı duyulmadığını belirtti. MacDonald, “Bu sorunlar hala var. Açıkçası Nightingale’inzamanından bu yana önemli ölçüde küçüldü, ama hala devam ediyor” dedi.



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
TT

Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Danışman Türki Al eş-Şeyh, Riyad Sezonu’nun geleneksel sporların yer aldığı Etnospor Festivali’nin 2026 edisyonuna ev sahipliği yapacağını açıkladı. Kasım ayında başkent Riyad’da düzenlenmesi planlanan festivalin ardından Riyad Sezonu, 2027 yılında İstanbul’da düzenlenecek festival edisyonuna da sponsor olacak. İstanbul’daki organizasyonun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklama, Al eş-Şeyh ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla perşembe günü İstanbul’da düzenlenen imza töreninde yapıldı. Törende Riyad’ın 2026 edisyonuna ev sahipliği yapmasına ve Riyad Sezonu’nun İstanbul’da düzenlenecek bir sonraki edisyona sponsor olmasına ilişkin anlaşmalar imzalandı.

Al eş-Şeyh, Etnospor Festivali’nin gelecek kasım ayında Riyad’da düzenlenecek edisyonunun izleyiciler için “büyük bir sürpriz” barındıracağını açıkladı. Al eş-Şeyh ayrıca gelecek yıl Bilal Erdoğan ve Dünya Etnospor Konfederasyonu ile işbirliğinin sürdürüleceğini ve Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacağını belirtti.

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı, anlaşmanın önümüzdeki dönemde daha fazla işbirliğinin önünü açacağını ifade etti. Al eş-Şeyh, kısa sürede elde edilen sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken ortaklığın başarıya ulaşmasına katkı sağlayan çalışmaları övdü.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen festival, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımcıları geleneksel spor dallarına ilişkin farklı müsabaka ve deneyimlerde buluşturuyor. Uluslararası organizasyon, farklı yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesini kendine çekiyor.

Etnospor kapsamında çeşitli halkların kültürlerinde tarihsel köklere sahip geleneksel spor ve uygulamalar yer alıyor. Geleneksel okçuluk, binicilik sporları, güreş ve atlı sporların yanı sıra zamanla uluslararası etkinlik ve şampiyonalara dönüşen farklı müsabakalar da festival programında bulunuyor.

Bu spor dalları, son yıllarda uluslararası katılımla çeşitli Etnospor etkinliklerine ev sahipliği yapan Türkiye’de geniş bir ilgi görüyor. Riyad’da düzenlenecek 2026 edisyonu, Riyad Sezonu’nun ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler listesine yeni bir organizasyon eklerken Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olması da etkinliğin Suudi Arabistan dışındaki varlığını genişletmesini sağlayacak.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olacağını ve cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin normal takvimi olan 7 Mayıs 2028 olan tarihinin aynı yılın 16 Nisan'ına çekilebileceğini ifade etti.

Türkiye Basın Federasyonu'nca düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum,  “Mecliste 600 milletvekilinin 360'ının, yani milletvekillerinin beşte üç çoğunluğunun seçimlerin yenilenmesi yönünde karar vermesi halinde seçimler 16 Nisan 2028'de yapılabilir” dedi.

 Yeni dönem için adaylık

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2018'de uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında son kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını söyledi.

Uçum'un açıklaması, “erken seçim” yapılmasından ziyade “seçimlerin yenilenmesine” işaret ediyor. Buna göre Erdoğan, cumhurbaşkanı ve Meclisin beş yıllık görev süresi dolmadan önce, 360 milletvekilinin imzasıyla seçimlerin yenilenmesini talep edebiliyor.

dfgthy
Erdoğan’ın başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum (X hesabı)

Seçimlerin yenilenmesi, Erdoğan'ın anayasal olarak iki dönemle sınırlı olan cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkını tüketmesi nedeniyle yeniden aday olabilmesinin iki yolundan biri olarak değerlendiriliyor. Diğer yol ise anayasa değişikliği yapılması veya yeni bir anayasa hazırlanması ve bunun Mecliste üçte iki çoğunlukla, yani 600 milletvekilinden 400'ünün oyuyla kabul edilmesi ya da halkoyuna sunulması.

Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) bu çoğunluğa sahip olmaması ve iktidar partisinin kamuoyu yoklamalarında gerileyen desteği dikkate alındığında, yeni anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edilmemesine ilişkin ihtimallerin de bulunduğu belirtiliyor.

Uçum, daha önce 25 Haziran'da X hesabından yayımladığı açıklamada da seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmiş ve “erken seçim” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkarak “seçimlerin yenilenmesi” senaryosundan söz etmişti.

frgthy
Erdoğan, 14 Eylül'de Türkiye'nin kuzeyindeki Samsun'da gençlerle bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan anayasa referandumunun gerçekleştirildiği tarih olması nedeniyle sembolik önem taşıyor. Söz konusu sistem, 2018'de yapılan erken seçimlerin ardından uygulanmaya başlanmış ve Erdoğan seçimi kazanmıştı.

Gerçekte Erdoğan üç cumhurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Bunlardan ilki 2014'te, parlamenter sistem döneminde başladı. O dönemde cumhurbaşkanlarının tek bir yedi yıllık dönem için seçilmesi ve siyasi partileriyle ilişkilerini kesmeleri öngörülüyordu.

Erdoğan, anayasa değişikliği ve 2018'de seçimlerin yapılması nedeniyle bu dönemi tamamlamadı. Böylece 2018 ve 2023'te olmak üzere iki dönem için aday olma hakkı elde etti. Eğer 360 milletvekilinin onayıyla seçimlerin yenilenmesine karar verilirse bu, Erdoğan'ın Mayıs 2028'e kadar sürmesi öngörülen mevcut ikinci dönemini tamamlamamış olması anlamına gelecek ve yeni bir dönem için adaylığının önünü açacak.

En uygun senaryo

Gözlemciler, seçimlerin normal tarihinden üç hafta önce yapılmasını öngören “seçimlerin yenilenmesi” senaryosunun, Erdoğan'ın mevcut görev süresinin uzun bir bölümünün kaybedilmesini önlemek amacıyla seçildiğini belirtiyor.

Bu değerlendirmelere göre Erdoğan, kabul edilmeme endişesi veya yeniden aday olmasına imkân verecek kadar zaman kalmaması nedeniyle yeni anayasanın gündeme getirilmesini ertelemeyi tercih etti.

Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekiline sahip olmamasına rağmen muhalefet ve bazı gözlemciler, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakmasını öngören “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesi sırasında ortaya çıkan siyasi ivmeye güvenildiğini belirtiyor.

gthyjukı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine 360 milletvekilinin onay vermesi şartıyla seçimleri yenileyebilir (TBMM'nin X hesabı)

Bu kapsamda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) ya da muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), yaşanan bölünmenin ardından destek verecek milletvekillerinin çıkabileceği ifade ediliyor. CHP'de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geçici olarak yeniden genel başkanlık görevine dönmesi ve partide 44 milletvekilinin Özgür Özel'in CHP'den geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından kurduğu “yeni partiye” geçmemiş olması da bu senaryonun unsurları arasında gösteriliyor.

Yoğun mesaj trafiği

Son günlerde seçimlerin öne çekilmesi ve Erdoğan'ın yeniden adaylığına işaret eden mesajlar artarken, bunun “erken seçim” olarak nitelendirilmemesine özellikle dikkat çekiliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın siyasi tarzını bilenler için, bir sonraki seçime hazırlandığımızı söylediğinde bunun erken seçimle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır” dedi.

6yjı7
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamalarında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada bir sonraki seçimlerde aday olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Erdoğan, partisinin 2071 yılına kadar uzanan gelecek planları hazırladığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hayatta olduğum sürece Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceğim” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Ben Tayyip Erdoğan'ım. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet etmek için mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Bu bedende ruh olduğu müddetçe bu sevda sönmeyecek.”

dfgthy
Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda ısrarcı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın en yakın müttefiki olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çarşamba günü yaptığı açıklamada yeniden adaylık konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı üç adımın ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasının ardından önünde sadece üçüncü ve son aşamayı tamamlamak kaldı. İnşallah üçüncü zaferi de tamamlanacaktır.”