Taiz’deki kuşatmayı kim kaldırabilir?

Yemen’de Husilere karşı toplumsal öfke artıyor

Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)
Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)
TT

Taiz’deki kuşatmayı kim kaldırabilir?

Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)
Bir eylemci, 25 Mayıs’ta Taiz kuşatmasının kaldırılması çağrısı yapan kalabalığın arasında bir pankart taşıyor (AFP)

Yemen’in Taiz şehrindeki ana yolların ve çıkışların açılması için çaba sarf eden taraflar, kuşatma nedeniyle Taiz halkının başvurduğu alternatif yollara çok benzeyen uzun ve karmaşık yollar takip ediyor. İlan edilen iki aylık insani ateşkes sona ermek üzereyken şehirdeki kuşatmayı kaldırılmadı. Kuşatmanın kaldırılması için birçok manevra ve hesap yapılıyor.
Aynı şekilde kuşatma altındaki Taiz halkının acıları devam ediyor. Halk, kuşatmadan kaçmak için şehrin ve çevre dağların etrafında dolanan uzun, dar ve çoğunlukla asfaltsız yolları kullanıyor. Her gün yüzlerce araba, kamyon ve otobüs kazası meydana gelirken, durum daha fazla sıkıntıya yol açıyor.
Şehrin en önemli çıkışında, yani şehrin doğusunda Husiler tarafından yedi yıldır kapalı tutulan el-Havban çıkışında yüzlerce vatandaş, uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler’in (BM) liman ve yolların açılmasına yönelik prosedür ve çabalarındaki yavaşlamayı protesto ediyor. Avukat, aktivist ve günlük nöbetlere katılanlardan biri olan Salah Ahmed Galib, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Sana Havalimanı’nın işletmesini kolaylaştırmak için her türlü çabayı gösterdiğini, ama Taiz için konuşmalar ve toplantılar dışında hiçbir şey yapmadığını söyledi.
Salah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, BM Temsilcisine ve uluslar3arası topluma Taiz’deki kuşatmayı kaldırma yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve ilan edilen insani ateşkesin tüm şart ve koşullarını yerine getirmeleri çağrısı yaparken, kendi sarf ettikleri çabaların boşa olacağını bildiklerini söyledi.
Yazar ve araştırmacı Vassam Muhammed de Salah ile aynı fikirde. Öyle ki Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Taiz kuşatmasının yakın zamanda sonlanmayacağını belirten Muhammed, Husilerin Taiz’deki yollardan birini açması halinde halka karşı çeşitli ihlallerin uygulanacağı karmaşık prosedürler ortaya koyacaklarını ve belki de yan yollarda bugün yaşananların iki katının yaşanacağını dile getirdi.
Muhammed, ‘Husiler baskılara yanıt verirse, Taiz kuşatmasını sonlandırmak için ne yapacak?’ diye sorarken, cevabı da yine kendisi verdi; “Yollardan birini açacak. Bu kuşatmanın etkili bir sonu olmayacak. Bu nedenle ‘bu ateşkes, mevcut koşullar ve çeşitli taraflarla ilgili birçok noktada yenilenmiş olsa bile’ Taiz kuşatmasının, son ateşkes anlaşmalarına dayalı olarak sona erebileceğine inanıyorum” dedi.
Husiler açısından Taiz kuşatmasının sona ermesi, en büyük nüfus kitlesine sahip olan şehrin geri döneceği ve yeniden birleşeceği anlamına geliyor. Bu durum, şehrin eski etkisini yeniden kazanmasını ve Husilere karşı direnmek için yeni mücadele yöntemleri geliştirmesini sağlayacak. Bu yöntemler, kuşatma nedeniyle şehrin parçalanma ve bölünmesi ortasında şu an olası değil.

Kuşatma haritasında değişiklikler
Taiz kuşatması, Yemen krizindeki en karmaşık meselelerden biri. Birçok yönden dayatılmış olan kuşatma, şehri kırsal çevresinden izole ederken, şehrin ülkenin geri kalanıyla doğrudan bağlantısını da kesiyor.
Şarku’l Avsat’ın şehir sakinlerinden edindiği bilgilere göre Husiler, savaşın başladığı dönemde doğuda Cumhuriyet Sarayı yakınında, Kalaba, Zeyd el-Muşka ve Sale kasabasının birçok sokağında Sana’ya giden ulaşım araçlarının istasyonlarına, kuzeyde başta Asafra er-Ramdah geçidi olmak üzere birçok geçide ve batıda ise eski havaalanı ve Şar’ab kavşağına konuşlandı. Husiler, bu bölgelere keskin nişancılar ve mayınlar yerleştirirken, şehrin bu bölgelerinin kurtarılması sonrasında Husilerin doğudan, kuzeyden ve batıdan silahlı ve keskin nişancılarıyla kuşattığı Sale kasabasının büyük bölümlerinin yanı sıra Kahire ve Muzaffar kasabalarındaki kuşatma da tamamen değişti. Ancak güneyde, kurtarılmış kırsal mahalleler olan Sabr el-Mavadim, Sabr el-Masrah, Sabr Maşraa ve Hadnan, Husilerin kontrolü altındaki bölgelere uzanan zorunlu çıkışlar haline geldi.
Doğu tarafında ise şehrin en önemli ve en büyük banliyösü olan el-Havban’a giden yol trafiğe kapatıldı. El-Havban, geniş bir sanayi bölgesi ve çoklu ticari faaliyetleri içerdiği için genel açıdan Yemen’de ekonomik hareketliliğin en yoğun olduğu bölgelerden sayılıyor. Söz konusu kasaba, kuşatmadan önce şehrin ekonomik akciğeriydi. Yoğun bir kentsel aktiviteye sahne oluyordu. Kasabada Taiz şehrinin yakınından geçen yol, İb ve Zamar şehirlerinden geçerek kuzeyden başkent Sana’ya ve güneyde de Lahic’den geçerek ülkenin en büyük limanlarını içeren güney liman kenti Aden’e doğru uzanıyor.
Batı tarafından ise kuşatma, hâlâ milislerin kontrolünde olan Hudeyde limanına ek olarak beş yıl önce kurtarılan ve Taiz’in tek doğrudan deniz çıkışı olan Muha limanına giden yolu kesti. Kuzeye gelince şehrin bazı ilçelerine giden tüm yollar trafiğe kapatılmaya devam ediyor.
Güney tarafından yüksekliği ve engebeli yapısı ile ayrıca dar ve virajlı yollarıyla Sabr Dağı öne çıkıyor. Bu yollar, Husilerin Taiz’in batı ve güneybatısını kontrol ettiği dönemde kullanılıyordu.
Aynı şekilde şehirdeki bir vatandaş, el-Havban’a ulaşmak isterse, yarım saatten daha kısa bir sürede ulaşmak için şehrin sokaklarından doğuya yönelmek yerine, kuzeye yönelip Sabr kasabasındaki dar dağ yollarından geçmek, Dimne Hadir bölgesine ve oradan da el-Havban’a ulaşmak zorunda. Şehre dönüş de aynı yoldan oluyor ve bir yolculuk, 8 saati aşıyor. Bu yolculuk sırasında kişi, tutuklanma, kontrol noktalarında gasp, adam kaçırma ve hatta yollara yerleştirilmiş mayınların patlamasına maruz kalabilir.
El-Havban, Taiz şehrini güneybatıdan dünyaya bağlıyor. Kuşatma altındaki şehre hizmet etmede oynadığı hayati rol nedeniyle geniş bir ün kazandı.

Kısmi kurtuluş ve ters sonuçlar
Yazar ve araştırmacı Mustafa Naci el-Cabzi, Taiz kuşatmasının devam etmesinin çeşitli gerekçelerden kaynaklandığını söyledi. Öyle ki şehrin kurtuluş sürecinin tamamlanmaması, tam tersi bir sonuca yol açtı. Ve Husi milisler, toplu intikam ve cezalar olarak kuşatmayı sürdürmeye devam etti. Kuşatma, çocuklar açısından bir keskin nişancıya dönüştü ve yerleşim bölgeleri, her gün top mermileriyle hedef alındı. Bununla birlikte milislerin Taiz’e dayatılan kuşatmalarını sürdürmelerinin ekonomik gerekçeleri de bulunuyor. Bu duruma, Husilerin Taiz’deki en önemli endüstriyel üretim alanları üzerindeki sürekli kontrolü de dahil. Zira Husiler, bu alanlarda uyguladığı vergilerden ve telif ücretlerinden devasa meblağalar ele ediyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Cabzi, Taiz’deki kuşatmanın kaldırılmasının büyük ticari faaliyetlerin başlamasına, geniş çaplı mal takasına olanak tanıyacağını söyledi. Cabzi’ye göre milislerin ekonomisi, kontrolü altındaki bölgelerde yerel para biriminin fiyat farkının korunmasına dayanırken, kurtarılan bölgelerde bu para birimi bozulma yaşayacak.
Araştırmacı Mustafa Naci el-Cabzi, Bab-ul Mendeb ve batı kıyısı hariç Taiz’deki iç bölgelerin kurtarılmasının, halkın yerel iradesiyle ve basit imkanlarla gerçekleştiğini söyledi.
Gazeteci ve yazar Vassam Muhammed ise ülkedeki meşru liderliği, barışçıl bir çözüme abartılı şekilde bağlanmaya karşı uyardı. Husilerin ve projelerinin doğasının anlaşılmamasının şaşırtıcı olduğunu belirten Muhammed, bu durumun askerî açıdan kuşatmayı kırmaya istekli olmamaktan kaynaklandığını belirtti.
Muhammed, Taiz’deki egemen askeri güçlerin doğası göz önüne alındığında bu durumun güçlendiğini ve artık ‘savaşı sürdürmekle ilgilenmediğini’ söyleyen bir tarafın talimatlarına tabi kalındığını dile getirdi. Muhammed’e göre bazı askeri güçler, bölgede İran’a sadık ve Husiler ile ittifak yapan ülkelere de bağlılık borçlu ve bu nedenle yerel siyasi güçler, arenadan erkenden geri çekilirken, açık ve örtülü olarak da Husilerle barışı benimsedi.
Vassam Muhammed, ufukta tek bir fırsatın olduğunu dile getirdi. Muhammed’e göre malların Hudeyde Limanı’na taşınmasının kolaylaştırılması ve Sanaa havaalanına uçuşların düzenlenmesi sonrasında halk öfkesi artarken toplum, uluslararası toplumun Yemen kriziyle ilgilenirken izlediği çifte standardı hissetti. Bu bağlamda Muhammed, artan bu öfkenin, barışçıl gösteriler düzenlemeyi, kapalı yollardan geçmeyi ve her türlü bedeli ödemeyi göze alan protesto hareketleriyle sonuçlanabileceğini vurguladı. Muhammed’e göre insanlar ayrıca yeni koşullarla mücadele etmek için uzun vadede popüler bir hareket inşa etmeyi düşünmeye başlayacak.
Doğudaki el-Havban yolunda bulunan barikatların karşısında nöbet tutan bir vatandaş, “Telefon anlaşmaları ile liman ve havalimanları açtılar. Ama Taiz’in yollarını açmak için istişarelere ve komiteler oluşturmaya yöneliyorlar. Yani yolları açmayacaklar” diye bağırdı.



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.