Sudan’ın doğusundaki kriz yeniden gündeme geldi… Kızıldeniz eyaleti valisini görevden alma çağrıları sürüyor

Port Sudan kentinde oturma eylemi düzenlendi. Devlete ait maden şirketi kapatıldı. Limanları kapatma tehditleri yeniden gündeme geldi.

Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan Limanı (Getty Images)
Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan Limanı (Getty Images)
TT

Sudan’ın doğusundaki kriz yeniden gündeme geldi… Kızıldeniz eyaleti valisini görevden alma çağrıları sürüyor

Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan Limanı (Getty Images)
Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan Limanı (Getty Images)

Sudan’ın doğusu ile ülkenin diğer bölgeleri arasında taşımacılıkta kullanılan yolları trafiğe ve Kızıldeniz’deki limanlarda çalışmaları durdurma tehditleri yeniden gündeme geldi. Geçen yıl da bölgedeki ithalat ve ihracat hareketi tamamen durdurulmuştu. Bu tehditlerin, askeri otoritenin Doğu’daki vatandaşlara, Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın Ekim 2021’deki darbesine ortam hazırlamaları karşılığında verdiği taahhütleri yerine getirmemesinin ardından geldiği iddia ediliyor. Buna göre, askeri otoritenin Ekim darbesine ortam hazırlamak amacıyla Doğu’nun önde gelen isimlerinden dönemin başbakanı Abdullah Hamduk üzerinde baskı kurmaları için limanları kapatmalarını istediği ileri sürülüyor.
Ülkenin doğusundaki Bica (Beja) kabilesi mensubu göstericiler, bir haftadan fazla süren bir oturma eyleminin ardından Sudan Maden Kaynakları Şirketi'nin genel merkezinin kapatıldığını duyurdular. Göstericiler eyalet valisinin görevden alınmasını talep ederek, bu talebin yerine getirilmemesi halinde daha önce yaptıkları gibi kapatma eylemlerinin tüm şirketlere, liman ve kara yollarına uzanacağı tehdidinde bulundu.

Ötekileştirme sorunu
Sudan’ın Doğu Bölgesi üç eyaletten oluşuyor: Kızıldeniz Eyaleti, Kesla Eyaleti ve Kadarif Eyaleti. Sudan'ın denize açılan tek kapısı Kızıldeniz'de 700 kilometre uzunluğundaki kıyı hattıdır. Bu hatta üç liman bulunuyor: Üçü arasında en büyüğü olma özelliğine sahip olan Port Sudan Limanı, tarihi Sevakin Limanı ve Sudan ile Güney Sudan Cumhuriyeti’nin petrolünün ihraç edildiği Beşair Limanı. Bu kıyı hattının kuzeyinde Mısır, doğu ve güneyinde Eritre ve Etiyopya devletleri bulunuyor.
Doğu Bölgesi sahip olduğu tarım, su ve maden kaynaklarına rağmen ülkenin 1956’da bağımsızlığına kavuşmasından bu yana sürekli açlık ve ‘ötekileştirme’ sorunundan mustarip. Verimli geniş tarım topraklarına sahip olan Bölge’nin Kesla ve Kadarif eyaletleri bol yağış alıyor. Yağışlara ek olarak 5 nehrin suyundan faydalanma imkanına sahip. Kızıldeniz eyaleti sahip olduğu doğal sahil imkanına rağmen kaynak, su, eğitim ve sağlık hizmetleri alanlarında sıkıntı çekiyor. Ülkede tarım üretiminde birinci sırada yer alan Kadarif eyaleti ise Sudan’daki yoksulluk oranının en yüksek olduğu eyalet olma özelliğine sahip.

Beja kabilesi Konseyi
Bica (Beja) Kabilesi Konseyi Ekim 2020’de imzalanan Cuba Barış Anlaşması’nı protesto etmek için Aralık 2021’de Kızıldeniz üzerindeki limanları ve ülkenin doğu ile orta kesimini birbirine bağlayan kara yolunu kapatmıştı. Doğu Bölgesi halkını temsil eden Muhammed el-Emin Türk liderliğindeki Beja kabilesi bölgedeki ihracat ve ithalat akışını bir ay boyunca durdurulmasına sebep olduğunu reddediyor. Sudan Ordu Komutanı Burhan’ın darbesine ve ardından aldığı kararlara itiraz eden muhalifler, kabilenin bu eylemlerinin Abdullah Hamduk liderliğindeki sivil hükümet üzerinde baskı uygulayarak hükümetin düşmesine sebep olduğu değerlendirmesinde bulunuyor. Burhan’ın Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) Aralık 2021’deki olaylar sırasında kabile ile yaptığı arabuluculuğunun ardından limanlar ve yollar yeniden açılmıştı. Bu arabuluculuk faaliyeti sırasında özel bir komite oluşturularak Doğu Bölgesi sakinlerinin kronik sorunlarına çözüm için anlaşma sağlanmıştı. Doğu sakinleri ise bu anlaşmanın gerekliliklerinin yerine getirilmediğini belirtiyor. Bu nedenle kabile lideri Muhammed el-Emin Türk yaptığı son açıklamada, Birleşmiş Milletler'in (BM) Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı ve BM Sudan Temsilcisi Volker Peretz’in ülkenin doğusunu ‘ötekileştirici uygulamalarına’ devam etmesi halinde ülkenin doğusunu tümüyle kapatmakla tehdit etti. Beja kabilesinin lider kadrosundan gelen bu tür açıklamalar gerginliğin tırmanması ve doğudaki tüm liman ve şirketlerin kapatılması ihtimalini güçlendiriyor.

Kapatma tehdidi
Muhammed el-Emin Türk, UNITAMS, Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) Sudan’da yönetim krizini çözmek amacıyla bir araya gelerek oluşturduğu üçlü mekanizma ile Sudan’ın doğusundaki bileşenler arasındaki görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, sivil hükümetin yaptığı gibi Doğu Bölgesi’nin görmezden gelinmemesi halinde limanları kapatmayacağını aksi takdirde tekrar başa dönerek tüm limanları ve yolları kapatacağını vurguladı.
Türk bu açıklamalarını liman ve yolları kapatma ilanı değil, bir şart olarak nitelendirdi. Türk, “Deniz taşımacılığında ithalat ve ihracat yapan tüm kardeşlerim müsterih olsun. Limanları ve yolları kapatma niyetimiz yok. Genel anlamda şu anda denizi ve yolları kapatmamızı gerektirecek bir durum yok. Bu tür laflar dolaşırsa bu onu söyleyenin şahsi düşüncesidir konseyi bağlamaz” ifadelerini kullandı.
Beja Konseyi Sözcüsü Abdullah Obşar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Doğu sakinleri günlerdir Kızıldeniz eyalet hükümeti önünde oturma eylemi düzenliyor dün Sudan Maden Kaynakları Şirketi’ni kapattılar. Bu adım, eyaletin güvenlik komitesine verilen notanın ardından atıldı. Bu notada aşamalı kapatma eylemleri üzerinden gerginliği tırmandırma adımları yer alıyor” dedi. Fakat kapatma niyetlerinin olduğu iddiasını yalanlayan Obşar, “Halihazırda kesinlikle ulusal yol ve limanları kapatma niyetinde değiliz” ifadesini kullandı.
Obşar, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Ülkede güvenlikten sorumlu Egemenlik Konseyi, kan parasının ödenmesine dayanan bir halk geleneği olan Kild anlaşmasını uygulama konusunda siyaset sahasında sorunun çözümüne yönelik somut adımlar görmüyoruz. Bilakis Kızıldeniz eyaleti valisi üzerinden bu durumu geçiştirme çabaları söz konusu. Vali bunun için elinden geleni yapıyor. Bu nedenle biz de valinin görevden alınmasını talep ediyoruz.”

UNITAMS ile görüşme
UNITAMS ile Doğu Bölgesi’ndeki halk bileşenleri arasında önceki gün yapılan görüşmeye değinen Obşar, üçlü mekanizma temsilcileriyle yaptıkları toplantıda, 25 Ekim kararları öncesinde Kızıldeniz eyaletine bağlı turizm kenti Orkit’te yapılan konferansta sorunun çözümü için varılan anlaşmanın Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’ın kararlarıyla geçersiz hale geldiğini ilettiklerini söyledi. Obşar, “Dün onlardan sorunun çözümü için eski vizyon doğrultusunda dört nokta üzerinde bizimle çalışmalarını istedik” dedi. Beja Kabilesi Konseyi, Sudan’ın doğusuyla ilgili işletilen sürece son verilmesini, yeni bir uzlaşı masası kurulmasını, bölge sakinlerinin haklarının teslim edilmesini, bölgeyi ötekileştiren uygulamaların durdurulmasını, kültürel ve tarihi haklarının korunmasını talep ediyor ve bu taleplerinin karşılanmaması halinde uluslararası anlaşmalar ve normlar doğrultusunda kendi kaderini tayin hakkı isteyeceğini belirtiyor. Konsey bölge halkı karşıtı politikalar izleyen Kızıldeniz Eyalet Valisi Ali Adrub’un görevden alınmasını istiyor.

Sudan’ın doğusu geçmişte protesto hareketlerine tanık oldu. Bunlar arasında en öne çıkanı Beja Kongre Partisi’nin Ulusal Demokrasi İttifakına katılmasıyla gerçekleşen protestolardı. Nitekim bu ittifak devrik lider Ömer el-Beşir başkanlığındaki İslamcı hükümete karşı gösteriler tertip etmişti. Ayrıca Beja Kongre Partisi’nin Eritre Devleti tarafından yönetilen bazı eylemlere katıldığı iddia ediliyor. Sudan barış anlaşması "Nivaşa"nın imzalanmasından kısa bir süre sonra 2006 yılında Eritre'nin başkenti Asmara'da "Doğu Sudan Barış Anlaşması" imzalandı. Bu anlaşma, Doğu Bölgesi’nin ülke yönetiminde söz sahibi olması, bölgenin yeniden imarı için fon oluşturulması ve tarihi haklarının korunmasını öngörüyordu. Fakat devrik rejim Doğu Bölgesi’ne yürütme otoritesinde rol vermesinin dışında bu anlaşmayı uygulamadı. Yeniden imar için oluşturulan fon üzerinde ise yolsuzlukların yapıldığı öne sürülüyor.

Krizin kökleri
Sudan’ın doğusundaki krizin kökleri, ülkenin bağımsızlığından önceki dönemlere dayanıyor. Nitekim bölge o dönem ekonomik ve siyasi açıdan dışlanıyordu. Ancak derinlerde büyüyen bu kriz, Beşir hükümetinin silahlı gruplar arasında Cuba Barış Anlaşması’nın imzalanmasıyla patlak verdi. Anlaşmada Doğu Bölgesi’yle ilgili çizilen yol haritası Emin Türk liderliğindeki Beja kabilesi tarafından reddedildi. Kabile bu yol haritasının bölgenin taleplerini karşılamadığını ve Beja halkını temsil etmediğini ilan etti. Kabilenin bu açıklamanın ardından doğudaki liman ve şirketlere yönelik ‘kapatma politikası’ izlemesi siyasi krize yol açtı. Bu kriz hükümeti yol haritasını askıya aldığını ilan etmek zorunda bıraktı. Beja kabilesinin düzenlediği gösterilere El-Handude, El-Beşşariyyin, El-Ababide, El-Emrer, El-Halanka, Ertika, Şayab, Cemilat, Bedaviyat, Beni Amr, Habbab, Marya kabileleri ile bölgede uzantıları bulunan diğer bazı kabileler katıldı.
Beja Konseyi yöneticilerinden Hamid Ebu Zeyneb, Konsey’in Facebook sayfasında dün paylaşılan açıklamasında, eyalet hükümeti önünde gerçekleştirdikleri 8 günlük oturma eyleminin ardından bölgede faaliyet gösteren, gelirleri bölge halkıyla paylaşılmayan ve faydasını görmedikleri en büyük maden şirketinin binasını girişe kapatmak için harekete geçtiklerini bildirdi. Ebu Zeyneb, Doğu Bölgesi’nin halkı, kaynaklarını korumak için şehit vermesine rağmen iktidarın ‘pastayı bölerken’ Doğu Sudan’ı hesaba katmadığını ifade etti. Ebu Zeyneb, “Sorunumuzu barışçıl bir şekilde çözmek için 40 yıldır Milletvekili Türk başkanlığında Hartum’a gidiyorduk. Kaynaklar bizde olmasına rağmen sabırlıyız. Biz en zengin ve fakat halkı kesinlikle en fakir olan eyaletiz” ifadesini kullandı.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.