Rabıta Genel Sekreteri, zengin ve fakir insanlar arasındaki uçurumun kapatılması çağrısında bulundu

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, insani yardımla ilgili uluslararası bir foruma katıldı

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, uluslararası kuruluşların liderleri ile bir arada (Şarku’l Avsat)
Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, uluslararası kuruluşların liderleri ile bir arada (Şarku’l Avsat)
TT

Rabıta Genel Sekreteri, zengin ve fakir insanlar arasındaki uçurumun kapatılması çağrısında bulundu

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, uluslararası kuruluşların liderleri ile bir arada (Şarku’l Avsat)
Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, uluslararası kuruluşların liderleri ile bir arada (Şarku’l Avsat)

Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, insanlar arasındaki benzerliklerin onları birbirine kardeş kıldığını ve bu kardeşliğin anlaşılmasının yolunun söz ve hareketlerde ve onlara sempati duymaktan geçtiğini ifade etti.
Genel Sekreter el- İsa, Birleşmiş Milletler kurumlarının başkanlarının Cenevre’de bir araya geldiği üst düzey bir foruma onur konuğu olarak katıldığı sırada söz konusu açıklamada bulundu.
El- İsa, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), Kovid-19 pandemisi ile mücadelesine övgüde bulunarak insani yardım çalışmalarının gereken dayanışma düzeyine ulaşmamasına ilişkin üzüntüsünü dile getirdi. Genel Sekreter, “Tek bir uluslararası sistemin varlığına rağmen zengin ve fakir insanlar arasındaki uçurum hala çok geniş. Örneğin zenginler Kovid-19 aşılarını olurken yoksul insanlar ya aşı olmuyor ya da tüm dozları olamıyor” dedi.
Yapılan yardımların nedenlerine değinen Genel Sekreter İsa, insani veya uluslararası ilişkiler nedeniyle insanların birbirine yardım etmekte motive olduğu, dünyanın her yerindeki muhtaç konumdaki insanların ve yoksulların çıkarının gözetildiğini belirtti.
İnsani yardım alanında ülkelerin çalışmalarını denetleyen ilgili uluslararası kuruluşların önemine vurgu yapan el- İsa, istismara maruz kalmış, zorla çalıştırılmış, insan ticaretine kurban gitmiş insanlara yardım eden kişilere ve kuruluşlara destek vermenin gerekliliğine dikkat çekti.
Rabıta’nın dünya çapında gerçekleştirdiği insani yardım çalışmalarına vurgu yapan el-İsa, dini veya başka bir nedenle ayrım gözetmeksizin önceliklerinin inanç ve insanlık olduğunu belirtti.  İsa, ilgili uluslararası kuruluşların, insani yardım alanında ülkeler için performans ölçümleri ve onursal ödüller vermelerinin önemine dikkat çekti.
WHO Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı konuşmada, mültecilere yardım etmek için görevlerini acil ve etkin bir şekilde yerine getiren sağlık çalışanlarına destek olunması gerektiğini belirtti. Ghebreyesus, iklim değişikliği ve doğal afetlerin en az çatışmalar ve saldırılar kadar felaketlere yol açtığı belirtilerek, bu felaketlere karşı hazırlıklı olunması için çağrıda bulundu.
Cenevre’nin ev sahipliği yaptığı ‘İnsani Alanda Uluslararası Kuruluşlar Arasındaki İşbirliği’ isimli foruma Dünya Kiliseler Konseyi, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile insani çalışma alanlarında etkili olan uluslararası kuruluşların başkanları katıldı.
UNHCR Komiseri Kelly Clements konuşmasında, “Barış, günümüzde insanoğlunun karşı karşıya olduğu pek çok zorluğun tedavisi olduğu gibi yerinden edilmişlerin yaşadığı krizin de kalıcı bir çaresidir” dedi.
Norveç eski Başbakanı Kjell Magne Bondevik, sivil toplum örgütlerinin insani yardımın savunmasız gruplara ulaştırılmasında önemli bir etkiye sahip olduğunu belirterek, bağımsız kuruluşların ve derneklerin faaliyetlerinin küçümsenemeyeceğini belirtti.
Dünya Kiliseler Konseyi Genel Sekreteri Ivan Saka, uluslararası yardım kuruluşlarının çalışmalarına rağmen, ulusal ve yerel temelli örgütler ve toplulukların insani yardım ve kalkınmanın öncüsü ve uzun vadeli temeli olduğunu söyledi.
Eski Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani, acı çeken halkalara zamanında yardım sağlamak için işbirliğinin önemini vurguladı.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri, insani yardım çalışmalarının yerel liderliğin mevcudiyetinin önemli bir konu olduğunu belirtti. Genel Sekreter, insani yardım çalışmalarının karşı karşıya olduğu zorlukların savaşlar ve çatışmalarla sınırlı olmadığı, Kovid-19 krizinin etkilerine ek olarak iklim değişikliği, ekonomik çöküş ve her türlü ayrımcılığı içerdiğini belirtti.
Dünya Gıda Örgütü İcra Direktörü David Beasley, dünya çapında artan gıda fiyatları ve enflasyonun 48’den fazla ülkede huzursuzluk, isyan ve protesto yaşanmasına neden olduğunu vurguladı.
Uluslararası Yaşam Sanatı Vakfı Direktörü Swami Jyothirmaya, barışın her kalkınma projesinin temel unsuru olduğunu ve dünyadaki herkesin iyi bir aile, güvenli bir toplum ve başarılı bir ülke kurması için barışın gerekli olduğunu belirtti. Jyothirmaya, psikolojik baskıların şiddete neden olduğunu belirterek, “Herkesin psikolojisini etkileyen Kovid-19 pandemisinin bugün neden olmuş olduğu şiddet olaylarının çoğunu bu şekilde açıklayabiliriz” dedi.



Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İran’ın Körfez’e yönelik saldırılarını kınadı ve tazminat talep etti

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İran’ın Körfez’e yönelik saldırılarını kınadı ve tazminat talep etti

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin bayrakları (AFP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi bugün yaptığı açıklamada, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik 
saldırılarını kınayarak bu eylemleri ‘çirkin’ olarak nitelendirdi ve Tahran’a tüm mağdurlara hızla tazminat ödemesi çağrısında bulundu.
47 üyeden oluşan Konsey, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi altı ülke ile Ürdün tarafından sunulan tasarıyı destekledi. Kararda, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini aksatma girişimleri başta 
olmak üzere İran’ın eylemleri kınanarak, ‘tüm gerekçesiz saldırıların derhal durdurulması’ talep edildi.
Kararda ayrıca, uluslararası hukuk kurallarına uyulması, sivillerin ve kritik altyapıların hedef alınmaması gerektiği vurgulandı. Uluslararası deniz taşımacılığının korunması ve enerji arzının istikrarının sağlanmasının önemi de özellikle belirtildi.
Bu adım, bölgedeki gerilimin arttığı bir dönemde gelirken, uluslararası toplumdan gerilimin kontrol altına alınması ve bunun bölgesel güvenlik ile küresel ekonomi üzerindeki olası etkilerinin önlenmesi yönündeki çağrıların arttığına işaret ediyor.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı, askeri gerginliğin artmasının sonuçlarını görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı, askeri gerginliğin artmasının sonuçlarını  görüştü
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı, askeri gerginliğin artmasının sonuçlarını görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı, askeri gerginliğin artmasının sonuçlarını  görüştü

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri, devam eden askeri gerilimin bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrara etkilerini ve bu çerçevede yürütülen diplomatik çabaları ele aldı.
Pakistan Başbakanı, ülkesinin Suudi Arabistan’a tam destek verdiğini vurgulayarak, İran’dan 
kaynaklanan ve ülkenin güvenliği ile egemenliğini hedef alan saldırılar karşısında her zaman kararlı 
şekilde Riyad’ın yanında yer alacaklarını ifade etti.
Şerif, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda da Pakistan’ın Suudi Arabistan ile dayanışmasının 
sürdüğünü ve özellikle mevcut bölgesel zorluklar ile güvenlik tehditleri karşısında ülkesinin Suudi Arabistan’ın güvenliği ve egemenliğine bağlılığını yineledi.
Her türlü saldırıyı kınadığını belirten Şerif, “Kardeşim Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığım görüşmede, Kral Selman bin Abdulaziz başta olmak üzere kraliyet ailesi ve Suudi halkının Ramazan Bayramı’nı tebrik ettim” ifadesini kullandı.
Şerif ayrıca, Suudi Arabistan’ın sergilediği itidali takdir ettiğini belirterek, gerilimin düşürülmesi, çatışmaların sona erdirilmesi ve İslam dünyasında birlik sağlanması gerektiğini vurguladı. Pakistan’ın bölgesel barış ve istikrarı hedefleyen diplomatik girişimlerine de değinen Şerif, iki ülkenin yakın koordinasyonu sürdürme konusunda mutabık kaldığını ifade etti.


Suudi Arabistan, mevcut durum nedeniyle ülkeden ayrılmakta zorluk çeken vize sahiplerinin durumunu ele alıyor

Bu prosedürler, herhangi bir ücret veya ceza uygulanmadan (Suudi Arabistan pasaportları için) ülkeden çıkmayı mümkün kılıyor
Bu prosedürler, herhangi bir ücret veya ceza uygulanmadan (Suudi Arabistan pasaportları için) ülkeden çıkmayı mümkün kılıyor
TT

Suudi Arabistan, mevcut durum nedeniyle ülkeden ayrılmakta zorluk çeken vize sahiplerinin durumunu ele alıyor

Bu prosedürler, herhangi bir ücret veya ceza uygulanmadan (Suudi Arabistan pasaportları için) ülkeden çıkmayı mümkün kılıyor
Bu prosedürler, herhangi bir ücret veya ceza uygulanmadan (Suudi Arabistan pasaportları için) ülkeden çıkmayı mümkün kılıyor

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, bölgedeki mevcut durum nedeniyle ülkeyi terk edemeyen Umre, transit ve nihai çıkış vizeleri de dahil olmak üzere her türden ziyaret vizesi sahiplerinin durumuna yönelik çalışmalara, liderliğin talimatları doğrultusunda başlandığını duyurdu.

Bakanlık, bu tedbirlerin, ziyaretçinin ev sahibinin talebi üzerine, 8/9/1447 H. (25/2/2026 M.) tarihinden itibaren süresi dolan vizelerin, 1/11/1447 H. (18/4/2026 M.) tarihine kadar, “Absher” uygulaması üzerinden yasal olarak belirlenen ücretlerin ödenmesinin ardından uzatılmasını içerdiğini açıkladı.

Tedbirler ayrıca, vize süresi dolmuş kişilerin, vize uzatımı veya herhangi bir gecikme ücreti ya da cezası ödemek zorunda kalmadan, uluslararası sınır kapılarından doğrudan çıkış yapabilmelerini de içeriyor.

Bakanlık, ilgili düzenlemelerin ihlal edenlere uygulanmasını önlemek için yararlanıcıları18 Nisan 2026 tarihinden önce ayrılma girişiminde bulunmaya çağırdı ve ilgili düzenlemelere uygun olarak prosedürleri kolaylaştırma ve hareketin düzenliliğini sağlama konusundaki hassasiyetini vurguladı.