Suudi Arabistan ve Fas’tan stratejik ittifak mesajı

Suudi Arabistan ve Fas, Arap dünyasında ortak tutumun ve terörle mücadelenin önemini vurguladı

Fas Başbakanı  Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Fas’tan stratejik ittifak mesajı

Fas Başbakanı  Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)

Fas, Suudi Arabistan Krallığı ile mutlak dayanışmasını ve Riyad'ın kendi topraklarının ve vatandaşlarının istikrarını ve güvenliğini korumak için aldığı tüm önlemlere verdiği desteği yeniledi.
Bu, Fas-Suudi Arabistan Ortak Komitesi toplantısının 13. oturumunun tutanaklarında geldi. Oturum, Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud başkanlığında dün (Perşembe) Rabat'ta yapıldı.
Ortak komite, Yemen topraklarından İran yapımı balistik füzelerin ve insansız hava araçlarının Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki sivil bölgeleri hedef almasını kınadı.
Ortak komite ayrıca Arap ve İslam dünyası ile ilgili konuların yanı sıra uluslararası konuları da tartıştı ve iki ülkenin bu konudaki görüşlerinin uyumunu memnuniyetle kaydetti. İki ülkenin ortak çıkarlarına ulaşılmasını sağlamak ve uluslararası arenada meydana gelen hızlı değişimler ışığında Arap ve İslam milletlerinin sorunlarına hizmet etmek için sürekli koordinasyon ve istişare yapılması gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda ortak Arap eyleminin öneminin altı çizildi.
Komite, Arap ülkelerinin dayanışma ve iyi komşuluk değerlerini koruyarak ve devletlerin iç işlerine karışmaktan ve toprak bütünlüklerini tehdit etmekten kaçınarak, birlik ve egemenliklerini savunmaları ve güvenlik ve istikrarlarını güçlendirmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Suriye, Yemen ve Libya gibi Arap ülkelerini etkileyen krizlere siyasi çözüm vurgusu yapan komite, bu çözümün ilgili BM ve uluslararası kararlar uyarınca söz konusu ülkelerin toprak ve ulusal birliklerini koruyan, güvenlik ve istikrarlarını garanti eden ve halklarının kalkınma ve özgürlük isteklerini yerine getiren bir çözüm olması gerektiğini kaydetti.
Fas Krallığı, Suudi Arabistan'ın Yemen'e barış getirmeye yönelik girişimlerine övgüde bulundu. Suudi Arabistan ise Fas Krallığı'nın ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına dayanarak ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin gözetiminde Batı Sahra'da uzlaşmaya dayalı gerçekçi bir siyasi çözüm bulma çabalarına yönelik destekleyici duruşunu teyit etti.
Fas Krallığı'nın toprak bütünlüğüne sarsılmaz destek verdiğini komite tutaklarında ifade eden Suudi Arabistan, ayrıca uluslararası hukuka ve Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarına uygun bir çözüme verdiği desteğin de altını çizdi.
Öte yandan Fas-Suudi Arabistan ortak komitesi, Sahel bölgesinde istikrarı desteklemek, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek ve radikalizm, terörizm ve ayrılıkçı hareketlerle mücadele etmek için daha fazla çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan haber ajansı SPA’dan aktardığı habere göre oturum tutanakları, Suudi Arabistan'ın bu bağlamda Fas Krallığı'nın güvenlik, kalkınma ve insan kaynaklarının oluşumuna odaklanan Sahel bölgesine yönelik üç boyutlu yaklaşımını takdir ettiğini ortaya koydu.
Gerekçeleri ne olursa olsun, aşırılık ve terörizmin tüm biçim ve tezahürlerini kınadığını yenileyen komite, bu tehlikeli belanın bir medeniyet veya din ile bağlantılı olmadığını vurguladı. Ayrıca terörle mücadele etmek, terörü ortadan kaldırmak ve nedenlerini ortadan kaldırmak için ortak bölgesel ve uluslararası çabaların önemini vurgulayan komite, ülkelerin yorulmak bilmez çabalarını ve terörizm ve şiddet içeren aşırıcılıkla mücadele alanında geliştirdikleri öncü girişimleri ele aldı. İki ülke arasında terörle mücadele alanında uluslararası çok taraflı düzeyde koordinasyonun sürdürülmesi gereği vurgulandı.
Öte yandan Suudi Arabistan, Kudüs Komitesi Dönem Başkanı Kral 6. Muhammed'in kutsal şehri savunmak, medeniyet kimliğini korumak ve çeşitli tek tanrılı dinler arasında hoşgörü ve bir arada yaşama sembolü olarak şehrin konumunu korumak için gösterdiği sürekli çabayı övdü.
Komite, Filistin halkıyla sağlam dayanışmasını ve ilgili uluslararası kararlar ve Arap Birliği uyarınca MS 4 Haziran 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir devlet kurma haklarını teyit ettiğini yineledi. Bu bağlamda, barış sürecindeki açmazın aşılması için çabaların yoğunlaştırılması ve nihai çözüme ilişkin tüm konuları ele alan bir anlaşmaya varılması çağrısında bulunan Fas-Suudi Ortak Komitesi belirli bir zaman dilimi içinde müzakere sürecinin yeniden başlatılması için çalışılması gerektiğini kaydetti. Komite anlaşmanın Arap Barış Girişimi ve uluslararası meşruiyet kararları temelinde iki devletli çözüme uygun olarak yapılması gerektiğini hatırlattı.
Toplantı tutanakları, ortak komitenin iki ülkenin bölgesel ve uluslararası örgütlerdeki konumlarını ortak çıkar konularında koordine etmenin önemini vurguladığını ortaya koydu. İki taraf ayrıca, bu kuruluşlarda iki ülkenin adaylıklarını desteklemeye devam etmeyi kabul etti ve komite, gerekli koşulları sağlamak için her yılın başında iki ülkenin adaylıkları hakkında önceden bilgi alışverişinde bulunacağı esnek bir mekanizma benimsemeyi kararlaştırdı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal Bin Ferhan’ın görüşmeleri
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş tarafından kabul edilen Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud, bir dizi bölgesel ve uluslararası meseleyi ve ortak çıkarları ilgilendiren gelişmeleri görüştü. İkili ayrıca iki ülke arasındaki ikili işbirliğini geliştirmenin yollarını ve iki ülke ve halkların ortak çıkarlarına ulaşmak için bunları çeşitli alanlarda geliştirme fırsatlarını da görüştüler.
Suudi Dışişleri Bakanı daha önce Rabat'ta Fas Temsilciler Meclisi Başkanı Raşid et-Talibi el-Alemi ile de bir araya geldi. Bin Ferhan ve Alemi iki ülkenin çıkarlarına ulaşmak için siyasi ve çok taraflı alanlarda işbirliğinin yoğunlaştırılmasının önemine ek olarak, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve ortak işbirliğinin tüm alanlarında bu ilişkileri geliştirmenin yollarını gözden geçirdi.
Diğer yandan Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud, iki ülke arasındaki yüksek düzeydeki işbirliğinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İki ülkenin liderleri Kral 6. Muhammed ve Kral Selman'ın himayesi sayesinde, Kudüs’ün çeşitli siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal boyutlarda tanık olduğu ivme ve gelişme için takdirlerini sundu. Bu, Fas-Suudi Arabistan Ortak Komitesinin Rabat'taki 13. oturumu vesilesiyle Burita ve Prens Faysal bin Ferhan tarafından yapılan görüşmeler sırasında geldi.
Oturumun tutanakları, iki bakanın iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin tüm yönlerinin değerlendirilmesini de içeren verimli kardeşçe görüşmelerde bulunduğunu gösterdi. Görüşmeler, ortak çıkarları ilgilendiren bir dizi bölgesel ve uluslararası meseleyi gözden geçirdi ve bu konudaki görüş uyumunu ve iki kardeş ülke arasındaki koordinasyonu yansıttı.
Komitenin 13-15 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirdiği hazırlık toplantılarında, uzmanlar ve üst düzey yetkililerin memnuniyet verici çalışmaları hakkında iki taraf da bilgilendirildi.
Burita yaptığı açıklamada ülkesinin ve Suudi Arabistan'ın "dostluk bağlarına ve kalıcı dayanışmaya dayanan seçkin bir ilişkiyi ve iki liderliğin bu ilişkiyi en üst düzeye taşıma hırsını" paylaştığını söyledi.
Suudi mevkidaşı ile düzenlediği ortak basın toplantısında Buurita, iki ülke arasındaki ilişkilerin "benzersiz" olduğunu vurguladı. Faslı bakan, Suudi mevkidaşı ile yaptığı görüşmelerin ikili ve bölgesel meseleleri konuşmak için bir fırsat oluşturduğunu da sözlerine ekledi. Bu görüşmelerin, Suudi Arabistan'ın topraklarını korumak ve vatandaşlarına güvence vermek için aldığı tüm önlemlere desteği teyit ettiğini söyleyen Burita, Fas Krallığı'nın yüksek çıkarlarını ilgilendiren konulardaki tutarlı tutumları için Suudi Arabistan Krallığı'na teşekkür ve minnettarlığını ifade etti.



Riyad yönüne ilerleyen Husilere ait seyir füzesi engellendi

Suudi Arabistan Hava Savunma Kuvvetleri'nin gelişmiş savunma sistemleri (SPA)
Suudi Arabistan Hava Savunma Kuvvetleri'nin gelişmiş savunma sistemleri (SPA)
TT

Riyad yönüne ilerleyen Husilere ait seyir füzesi engellendi

Suudi Arabistan Hava Savunma Kuvvetleri'nin gelişmiş savunma sistemleri (SPA)
Suudi Arabistan Hava Savunma Kuvvetleri'nin gelişmiş savunma sistemleri (SPA)

Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, Husiler tarafından Riyad yönüne fırlatılan bir seyir füzesini önledi. Suudi Arabistan'ın çeşitli bölgelerini hedef alan balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) da etkisiz hâle getirilirken, Yemen'de askerî gerilim artmaya devam ediyor.

Taiz, Marib ve Cevf cephelerinde çatışmalar aralıksız sürerken, Yemen hükümet güçleri Husi milislerinin saldırılarını püskürttü. Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Husilere ait mevziler ve askerî yığınaklar hava saldırılarıyla hedef alındı.

Yemen ordusu, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında bin 211 hedefe yönelik operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu. Açıklamada, operasyonlar sonucunda Husilerin yaklaşık 387 yönetici ve mensubunun etkisiz hâle getirildiği, 96 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiği veya kullanılamaz duruma getirildiği belirtildi.

Öte yandan Taiz kentinde insani kriz giderek derinleşiyor. Husilerin kente uyguladığı kuşatma nedeniyle yakıtın tükenmesi ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanması üzerine, hastanelerin 48 saat içinde hizmet veremez hâle gelebileceği uyarısında bulunuldu.


Suudi Arabistan ve Türkiye güvenlik işbirliğini güçlendirecek

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye güvenlik işbirliğini güçlendirecek

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, perşembe günü  Başkent Ankara'da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile bir araya geldi.

İki bakanın gerçekleştirdiği resmi görüşmede Prens Abdülaziz bin Suud, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman'ın talimatlarıyla, iki ülke arasındaki mevcut güvenlik işbirliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Prens Abdülaziz, bu işbirliğinin iki ülke arasındaki seçkin ilişkiler çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

s
İçişleri Bakanı Çiftçi ile Prens Abdülaziz bin Suud Ankara'da bir araya geldi (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı, iki ülke arasındaki köklü tarihi ve kardeşlik bağlarının farklı alanlarda işbirliği ve koordinasyon açısından örnek oluşturduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerin derinliğini, çıkarların ve stratejik yaklaşımların yakınlığını yansıttığını belirten Prens Abdülaziz, anlaşmanın mevcut jeopolitik koşullar çerçevesinde iki ülke liderlerinin krizlerle mücadelede sergilediği sağduyuyu ortaya koyan önemli bir adım olduğunu kaydetti.

cd
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Saud için Ankara'da düzenlenen resmi karşılama töreninden bir kare (SPA)

Görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda güvenlik işbirliği ve koordinasyonun geliştirilmesi, terör örgütleri ve aşırılık yanlısı gruplarla mücadelede çabaların artırılması ve sınır aşan suçlarla mücadele konuları ele alındı. Bu kapsamda uyuşturucu kaçakçılığı ve uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesi de gündeme geldi.

Bölge ve dünyada yaşanan güvenlik sorunları karşısında iki ülkenin ortak çabalarını yoğunlaştırmasının önemine dikkat çekildi.

dvfgbhyjuk
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Ankara'da Türk mevkidaşıyla resmi görüşmelerde bulundu (SPA)

İki taraf, ortak ilgi alanlarına giren güvenlik konularında işbirliğinin sürdürülmesi, ortaklık mekanizmalarının geliştirilmesi ve güvenlik meselelerinde koordinasyonun artırılması konusunda mutabık kaldı. Bu adımların iki ülke liderlerinin beklentilerini karşılamasının hedeflendiği belirtildi.


Aramco’nun kârlarından bütçe gelirlerine... Petrol gelirleri nasıl aktarılıyor?

(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)
(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)
TT

Aramco’nun kârlarından bütçe gelirlerine... Petrol gelirleri nasıl aktarılıyor?

(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)
(foto altı) Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ndeki Dammam yakınlarında bulunan Ras Tanura petrol rafinerisi (AFP)

Saudi Aramco’nın finansal sonuçları ile üçüncü çeyrek bütçe performans raporunun aynı gün yayımlanması, şirketin kârlarındaki artış ile bütçeye kaydedilen devlet petrol gelirlerindeki düşüş arasındaki zıtlığı gözler önüne serdi. Yılın ilk dokuz ayında Aramco’nun net kârı yüzde 34,2 artarak 380,6 milyar riyale (101,5 milyar dolar) yükselirken, aynı dönemde devletin petrol gelirleri yüzde 1,3 geriledi; sadece üçüncü çeyrekte ise yaklaşık yüzde 23’lük bir düşüş kaydetti.

Öte yandan, iki gösterge arasındaki bu kıyaslama, şirket kârları ile devlet hazinesine giren gelirler arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu göstermez. Zira kârların kayda geçirilme esasları ile devlet gelirlerinin hesaplanma ve tahsilat zamanlaması birbirinden farklı. Ayrıca vergiler, telif hakları, temettüler ve mahsuplaşma mutabakatları dahil olmak üzere, taraflar arasındaki mali ilişkinin birden fazla kanalı bulunmakta.

Aramco’nun kârı ve nakit akışları

Aramco, 2026 yılının ilk dokuz ayında, geçen yılın aynı dönemindeki 283,6 milyar riyale (75,6 milyar dolar) kıyasla yüzde 34,2 artışla 380,6 milyar riyal (101,5 milyar dolar) net kâr açıkladı. Şirketin düzeltilmiş net kârı ise bir önceki yılki 302,3 milyar riyalden (80,6 milyar dolar) 368,9 milyar riyale (98,4 milyar dolar) yükseldi.

Ancak şirketin raporuna göre kârlılıktaki bu artış, faaliyetlerden elde edilen nakit akışına aynı ölçüde yansımadı. Faaliyet faaliyetlerinden elde edilen nakit akışı, bir önceki yılın aynı dönemindeki 357,6 milyar riyale (95,4 milyar dolar) yakın bir seyir izleyerek 355,8 milyar riyal (94,9 milyar dolar) seviyesinde neredeyse yatay kaldı.

ascdfvgthy
Riyad’daki menkul kıymetler borsasında, Aramco hisselerinin işlem gördüğü işlem panosuna bakan bir adam (Arşiv – AFP)

Aramco bu durumu, henüz tahsil edilmemiş satışlar, stoklar ve alacak-borç kalemleri gibi günlük operasyonların yürütülmesinde kullanılan fonlarla ilişkili işletme sermayesi değişiklikleriyle açıkladı. Bu değişimler, artan kârın faaliyet nakit akışı üzerindeki etkisini sınırladı.

Buna karşılık, serbest nakit akışı bir önceki yılki 217,3 milyar riyalden (57,9 milyar dolar) 221,6 milyar riyale (59,1 milyar dolar) yükseldi. Şirketin faaliyet nakit akışından sermaye harcamaları düşüldükten sonra kalan nakit miktarını ölçen bu gösterge, sermaye harcamalarının karşılaştırma dönemindeki 140,3 milyar riyalden (37,4 milyar dolar) 134,2 milyar riyale (35,8 milyar dolar) gerilemesinden olumlu etkilendi.

Bütçedeki petrol gelirleri

Tablonun diğer tarafında ise Aramco’nun kârındaki artış, devletin petrol gelirlerine aynı oranda yansımadı. Maliye Bakanlığı verileri, petrol gelirlerinin üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 23 azalarak, geçen yılın aynı dönemindeki 150,8 milyar riyalden (40,2 milyar dolar) 116,5 milyar riyale (31,1 milyar dolar) gerilediğini gösterdi.

Yılın ilk dokuz ayı genelinde ise petrol gelirleri, 2025’in aynı dönemindeki 452,4 milyar riyale (120,6 milyar dolar) kıyasla yüzde 1,3 oranında sınırlı bir düşüşle 446,3 milyar riyal (119 milyar dolar) olarak gerçekleşti.

Buna karşılık, petrol dışı gelirler ilk dokuz ayda yüzde 8 artarak 412,5 milyar riyale (110 milyar dolar) yükseldi ve bütçenin toplam gelirlerinin yüzde 3 artışla 858,9 milyar riyale (229 milyar dolar) ulaşmasına katkı sağladı. Sadece üçüncü çeyrekte ise petrol dışı gelirler yüzde 20 artışla 142,6 milyar riyale (38 milyar dolar) tırmandı.

Böylece petrol dışı gelirlerdeki büyüme, petrol gelirlerindeki düşüşün toplam bütçe gelirleri üzerindeki etkisini sınırlamaya yardımcı oldu. Üçüncü çeyrekte harcamalar 343,4 milyar riyal (91,6 milyar dolar), gelirler ise 259,1 milyar riyal (69,1 milyar dolar) olarak gerçekleşirken, çeyreklik bütçe açığı yaklaşık 84,3 milyar riyal (22,5 milyar dolar) oldu.

Neden rakamlar aynı yönde hareket etmiyor?

Aramco’nun sonuçları ile bütçe gelirleri arasındaki farkın bir nedeni, her iki tarafın yansıttığı verilerin niteliğindeki farklılıktan kaynaklanıyor. Şirketin kârı muhasebe standartlarına göre kayda geçirilirken, bütçe verileri ilgili dönemde tahsil edilen devlet gelirlerini yansıtıyor. Ayrıca devletin Aramco’nun faaliyetlerinden sağladığı fayda; vergiler, telif hakları ve temettüler dahil olmak üzere birden fazla kanal üzerinden gerçekleşiyor ve bu tutarların tahakkuk ile ödeme tarihleri değişkenlik gösteriyor.

Muhasebeleştirilen kârlar, alacakların tahsilat zamanlaması, stok değişimleri ve operasyonel ödemelerden etkilenen likidite nedeniyle aynı dönemde zorunlu olarak nakit akışına dönüşmeyebiliyor. Bu durumun etkisi, Aramco ile hükümet arasındaki doğrudan nakit ödemelerle sınırlı kalmayan ve karşılıklı bazı yükümlülüklerin takas (mahsup) yoluyla kapatılmasını da içeren mali işlemlerde net biçimde görülüyor. Örneğin, şirketin nakit olarak ödediği gelir vergisi, hükümetten olan alacaklarının vergi yükümlülüklerinden düşülmesiyle ikinci çeyrekteki yaklaşık 51 milyar riyalden (13,6 milyar dolar) üçüncü çeyrekte 2,8 milyar riyale (yaklaşık 747 milyon dolar) geriledi. Karşılıklı borç ve alacakların nakit transferi yerine birbiriyle mahsuplaşılması esasına dayanan bu mekanizma, taraflar arasındaki nakit akışının büyüklüğünü ve zamanlamasını doğrudan etkiliyor.

cdghyj
Riyad’daki gökdelenlerin önünden geçen arabalar (AFP)

Dolayısıyla, devlet petrol gelirlerinin Aramco’nun sonuçlarıyla aynı doğrultuda hareket etmesi bir zorunluluk teşkil etmiyor; nitekim her iki unsur da farklı faktörlerden ve hesaplama mekanizmalarından etkileniyor. Şirketin kârı ilgili dönemdeki finansal performansını yansıtırken, bütçeye kaydedilen devlet gelirleri; kamunun hak ettiği vergi, telif hakkı ve temettüler ile bunların tahsilat ve mahsuplaşma takvimine dayanıyor. Bu nedenle, devlet petrol gelirlerinin gerilediği bir dönemde şirketin kârı artış gösterebiliyor.

Sonuç olarak veriler, Aramco’nun güçlü kârlılığını sürdürdüğünü ve yüksek nakit akışı seviyelerini koruduğunu gösteriyor. Bu durum, şirketin yatırımlarına ve başta devlet olmak üzere hissedarlarına temettü dağıtmaya devam etme kapasitesini destekliyor. Öte yandan, petrol dışı gelirlerdeki büyüme, petrol gelirlerindeki dalgalanmaların etkisini sınırlamada bütçe kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemini ortaya koyarken, kamu maliyesini destekleyen kanalları güçlendiriyor ve Krallık’taki ekonomik dönüşüm sürecine katkı sağlıyor.