ENKS, Barzani ile Kürt gruplar arasında yapılan görüşmelerin askıya alınmasını görüştü

Suriye'nin kuzeyindeki demografik değişime yönelik tehditler ve girişimlerin ele alındığı bir toplantı yapıldı

ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
TT

ENKS, Barzani ile Kürt gruplar arasında yapılan görüşmelerin askıya alınmasını görüştü

ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)
ENKS Başkanlık Divanı üyesi ve Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso (Şarku’l Avsat)

Eski Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Kürt lider Mesud Barzani, Suriye muhalefet kanadı Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliğindeki bir heyet ile Suriyeli Kürt gruplar arasındaki görüşmelerin askıya alınmasını ve Türkiye'nin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere askeri bir operasyon başlatma tehdidinin ardından Kürt grupların Türkiye’nin olası operasyonunu püskürtmek için bir hava savunma sistemi konuşlandırılması yönündeki Suriye güçlerine yaptığı çağrılara ilişkin ENKS’nin tutumlarını görüştü.
Barzani ile yapılan toplantıya katılan Suriye Kürdistan Birlik Partisi Sekreteri Süleyman Oso, Şarku’l Avsat’a telefon aracılığıyla açıklamalarda bulundu.  Oso, toplantıda Suriye'deki Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehditlerin ve Kürtlerin yoğun oldukları bölgelerdeki demografik değişim girişimlerinin yanı sıra Suriyeli gruplar ve SDG tarafından geriye kalanları göçe zorlamak ve Kürt yoğunluklu bölgeleri gerçek sakinlerinden boşaltmak amacıyla Kürtleri yıldırma girişimlerinin ele alındığını söyledi.
Öte yandan Mesut Barzani'nin ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda, ENKS’nin önde gelen isimleriyle Suriye'deki son duruma ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu. Suriye Kürtlerinin durumuyla ilgili son gelişmeler ve Türkiye’nin askeri bir operasyon başlatmaya yönelik son tehditlerinden duydukları korkular ayrıntılı olarak ele alındı. Iraklı Kürt lider, Kürtlere meşru haklarını elde etmeleri yolunda tam destek verme taahhüdünde bulundu.
IKBY Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise Kürtlerin anavatanlarında kalmaları ve göçe zorlanmamaları gerektiğine dair gözlem ve tavsiyeler yer alırken ‘sabırlı ve sebatlı’ davranılması çağrısında bulunuldu.
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Siyasi Komite Üyesi ve Kürt toplumunun siyasi partileri, sivil akımları ve aktif isimlerini içeren geniş bir ittifak olan ENKS'nin Başkanlık Divanı üyesi olan Oso, Suriyeli Kürt gruplar arasında yaklaşık iki yıl önce askıya alınan görüşmeler hakkında Şarku'l Avsat'a konuştu. Barzani ile bu konuda bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Oso, “Kendisine PYD'nin bu görüşmeleri kendi adına sonlandırdığını ve bu müzakerelerde varılanlara ilişkin taahhüdünü duyurduğunu bildirdik” dedi. Buna karşın Barzani'nin Suriye halkına ve Suriye krizine siyasi bir çözüm bulunmasına verdiği desteği ve Suriyelilerin yaşadığı trajedinin sona ermesi gerektiğini vurguladığı aktarıldı.
Kürt siyasetçi Oso, ENKS konferansında yaşanan olaylarla ilgili olarak şunları söyledi:
“ENKS, PYD’ye bağlı Asayiş güçlerinin konferans salonuna baskın düzenlediği ve silah zoruyla konferansın tamamlanmasını engellediği Eylül 2017'den bu yana dördüncü konferansını halen düzenlemedi.”
Konferansların siyasi partilerin ve çerçevelerin mücadelesinde önemli istasyonlar olduğuna işaret eden Oso, konferans için bir tarih ve yer belirtmeden, “Konferansı yaparsak, Suriye sahnesindeki tüm siyasi gelişmeler ve tüm Kürt bölgelerinde halkımızın karşı karşıya olduğu tehdit ve tehlikeler ile Cenevre'deki siyasi süreç incelenecektir” dedi.
Suriye muhalefet kanadında yer alan ENKS’nin temsilcilerinden bir heyet, muhalefet adına Suriye Müzakere Komitesi'ne ve Suriye krizinin çözümüne ilişkin Cenevre görüşmelerine katılıyor. Suriye anayasasını hazırlamakla görevli mini komitede de ENKS temsilcileri yer alıyor. ENKS çatısı altında bir araya gelen partiler, 2020 yılının başlarında ABD himayesinde PYD liderliğindeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni temsil eden Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) ile doğrudan görüşmelere başladı. Ancak siyasi bir anlaşmaya varılmasına rağmen, Kürt-Kürt diyalogu iki yıl önce tökezledi ve ilerleme kaydedilemeyerek, askıya alındı.
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri bir operasyon başlatmaya ilişkin tehditleriyle ilgili ENKS’nin tutumuna da değinen Oso, askeri seçeneklerin daha fazla ölüm, yıkım ve yerinden edilmeyi beraberinde getirmesi nedeniyle bir çözüm olmadığını söyledi. PKK'yı Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerini kontrol etmekle suçlayan Oso, PKK'nın kontrolünün, Türkiye’nin bu bölgeleri işgal etmesi için bir gerekçe oluşturduğuna dikkati çekti. Oso, Uluslararası toplumu ve bölge ülkelerini bir an önce siyasi bir çözüme ulaşılması ve Suriyelilerin trajedisine son verilmesi için adımların hızlandırılması çağrısında bulundu.
SDG, PYD ve Özerk Yönetim lideri ve yetkililerinin, Suriye rejimi güçlerini Türkiye’nin olası askeri operasyonunu püskürtmek için hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması çağrılarıyla ilgili de konuşan Oso, “Tüm bunlar, bölgeyi Rusya’nın himayesinde rejime teslim etmeye yönelik ön girişimlerdir. Bu durum siyaset sahnesini daha da karmaşık hale getirecektir” ifadelerini kullandı. Siyasi çözümün Suriye krizine ilişkin uluslararası kararlara uygun olduğunun altını çizen Kürt yetkili, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının ‘tüm Suriyeliler için güvenlik ve emniyetin tesis edilmesini garanti eden son çare’ olduğunu vurguladı.
Öte yandan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi dün, Dünya Mülteci Günü vesilesiyle resmi internet sitesi üzerinden yayınladığı bir bildiride, insani yardım kuruluşlarını, insan hakları savunucularını ve BM kuruluşlarını, Fırat'ın doğusundaki nüfuz alanlarındaki onlarca kampa dağılmış yerinden edilmiş binlerce kişiye ve mültecilere karşı sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Göçmen ve Mülteci İşleri Dairesi Başkanı Heval Şehmus Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Özerk Yönetimin kontrolündeki bölgelerde 150 bini aşkın insanın barındığı 16 kamp bulunduğunu ve aynı zamanda Rakka, Deyrizor, Tabka ve Menbiç kırsalında onlarca düzensiz kampın olduğunu söyledi. Ahmed, BM’yi, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’ndaki (DMUK) ülkeleri ve Rusya'yı, bu bölgelerden yerinden edilmiş Suriyelilerin güvenli ve gönüllü bir şekilde geri dönmelerine izin vermesi için Türkiye'ye baskı yapmaya çağırdı.
Mevcut abluka haline ve Özerk Yönetim bölgelerine açılan sınır kapılarının kapatılmasına değinen Kürt yetkili, Moskova ve Pekin’in BMGK’da Suriye’ye sınır ötesi yardımların geçişiyle ilgili yapılan oylamada veto haklarını kullanmaları nedeniyle Yarubiye Sınır Kapısı’nın halen bu yardımlara kapalı olduğuna dikkati çekti. Özerk Yönetim için hayati öneme sahip olan Yarubiye Sınır Kapısı’nın açılması gerektiğini vurgulayan Ahmed, Özerk Yönetim bölgelerinin, Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Hol ve Roj mülteci kamplarında kalan binlerce Iraklı mülteciyi kabul ettiğini söyledi.
Ahmed, son olarak şunları söyledi:
“Halep kırsalındaki Afrin, Haseke'deki Rasulayn ve Rakka'daki Tel Abyad il ve ilçelerinde, kısıtlı maddi imkanlara ve mevcut abluka haline rağmen yerinden edilen binlerce Suriyelinin hayati ihtiyaçlarının karşılanması için çalışıyoruz.”



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.