İran nükleer görüşmeler öncesinde roket denemesi gerçekleştirdi

İran yönetimi dün uydu taşıyan roket fırlattı. (AFP)
İran yönetimi dün uydu taşıyan roket fırlattı. (AFP)
TT

İran nükleer görüşmeler öncesinde roket denemesi gerçekleştirdi

İran yönetimi dün uydu taşıyan roket fırlattı. (AFP)
İran yönetimi dün uydu taşıyan roket fırlattı. (AFP)

İran dün ikinci kez ‘araştırma amaçlı’ uydu taşıyıcı bir roket denemesi gerçekleştirdiğin duyurarak Batı'nın Tahran'ın nükleer programlarına ilişkin korkularını artırması muhtemel bir adım attı. Denemeden önceki gün ise Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Viyana'daki görüşmelerin askıya alınmasının yaklaşık dört ay ardından müzakerelerin yeniden başladığını açıklamıştı.
Fars ve Tasnim haber ajanslarının aktardığına göre İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hüseyni, uydu taşıyıcı roketin üç aşama kapsamında fırlatıldığını, ilk iki aşamada katı yakıtla, üçüncü aşamada ise sıvı yakıtla çalıştırıldığını belirtti.
Bugünkü denemenin başarılı olup olmadığı henüz belli olmasa da Hüseyni, füzenin ‘dünyanın uydu gemileriyle rekabet ettiğini’ öne sürdü. Reuters’ın İran devlet televizyonundan aktardığına göre Hüseyni, “Uydu taşıyıcı roketin üçüncü geliştirme aşaması, bugünkü fırlatış ile elde edilen bilgiler doğrultusunda yapılacak” dedi.
İran 29 Aralık’ta uydu taşıyıcı Simurg roketi ile üç araştırma cihazının başarıyla fırlatıldığını duyurmuştu. Ancak daha sonra roketin gerekli hıza ulaşamaması nedeniyle yörüngeye ulaşamadığı anlaşılmıştı.
Zülcenah uydu roketi denemesi, mart ayı başlarında Maxar Technologies şirketi uydu görüntülerinin Simnan’daki İmam Humeyni Uzay Üssü'ndeki bir fırlatma rampasında yangın işaretlerini ve verdiği hasarı göstermesi ardından geldi. Middlebury Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü bünyesindeki James Martin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Araştırmaları Merkezi’nde uzman olan Jeffrey Lewis, söz konusu roketin İran’ın Zülcenah uydu fırlatma aracı gibi göründüğünü söylemişti.
ABD, uyduları yörüngeye yerleştirmek için kullanılan uzun menzilli füze teknolojisinin nükleer savaş başlıklarını fırlatmak için de kullanılabileceğini düşünüyor. ABD ve müttefiki İsrail, Tahran'ın uydu fırlatma programını kıtalararası balistik füzeler (ICBM) geliştirirken bunu bir kılıf olarak kullanacağından korkuyor. Batı, İran’ın katı yakıt ile çalışan uydu roketlerini en az 5 bin kilometre menzile sahip ICBM’lere dönüştürebileceğinden endişe ediyor
Devrim Muhafızları’nın elinde maksimum 2 bin kilometre menzile sahip balistik füze cephaneliği bulunuyor. Nisan 2020'de yörüngeye bir uydu fırlatarak gizli uzay programını ortaya çıkaran Devrim Muhafızları, 8 Mart'ta ise ikinci uydusunun yörüngeye yerleştirildiğini duyurmuştu.
2015’te nükleer anlaşmaya varılması ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2231 sayılı kararı uyarınca, İran’ın ‘balistik füze teknolojisi geliştirmeye ilişkin deneyler dahil olmak üzere, nükleer silah sağlamayı amaçlayan herhangi bir faaliyetten kaçınması gerekiyor’.
Balistik füze programı, bölgesel faaliyetler ve nükleer kısıtlamaların süresinin uzatılması, önceki ABD Başkanı Donald Trump’ı 2018’de nükleer anlaşmadan çekilerek ‘azami baskı’ uygulamaya yöneltmişti.
Diğer yandan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Tahran ziyaretinde, Tahran ile Washington arasında mart ayında kesintinin kaydedilmesine neden olan çıkmazın üstesinden gelmek için nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin bir anlaşmaya atıfta bulundu. Aynı zamanda iki taraf arasında aylar süren açmazı kırmak için yeni bir girişimde bulunduğunu duyurdu.
Dün Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan bir yetkili, G7 liderlerinin dün geceki akşam yemeğinde nükleer müzakereleri yeniden başlatma olasılığını ele alacaklarını aktardı. Yarın sabah Fransa, İngiltere, Almanya ve ABD arasında daha ayrıntılı görüşmelerin gerçekleştirileceğini belirten yetkili, “Çalışma grupları arasındaki görüşmeler yoğunlaştı” ifadelerini kullandı. Nükleer silahların yayılmasını önlemek ve bölgesel güvenliği korumak için İran ile nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmanın gerekliliğine değinen yetkili, bunun petrol fiyatlarındaki artışla ne derece uyumlu olduğunu bilmek gerektiğini de sözlerine ekledi.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ne bağlı Nur haber sitesi, Doha'nın Tahran ile Washington arasındaki dolaylı müzakerelerde son aşamaya ev sahipliği yapacağını öne sürdü. Söz konusu haberde “Katar'ın müzakereleri sürdürmeye yönelik devam eden çabaları göz önüne alındığında, Doha'nın diğer Körfez ülkelerinden daha fazla şansı var” ifadeleri yer aldı. Borrell, mart ayında görüşmelerin aksayışı ardından bir Körfez ülkesinde müzakerelerin yeniden başlatılacağını duyurmuştu.
Reuters’ın haberine göre Borrell’in açıklaması ardından Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, müzakerelerdeki vaziyet hakkında konuşamayacağını aktardı. Seyahat ettiği uçakta gazetecilere konuşan Kirby şunları söyledi:
“Pozisyonumuzla ilgili hiçbir şey değişmedi. Nükleer anlaşmayı İran'ın nükleer silah edinmesini engellemenin en iyi yolu olarak görmeye devam ediyoruz. Bu nedenle anlaşmaya geri dönmek istiyoruz.”
İran merkezli internet siteleri, Borrell’in cumartesi günü Tahran sokaklarında dolaştığı görüntülerini yayınlayarak kendisinin yaptırımların ve nükleer anlaşmanın etkilerini bilmek istediğini aktardı. Borrell’in Tahran'ın merkezindeki Keşaverz Caddesi'ni ziyaret ettiği belirtildi.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, gerçekleştirdiği bir televizyon röportajında iç ve dış meselelere değindi. ABD yönetimine suçlamalar yönelten Reisi şu ifadeleri kullandı:
“Taahhütlerini yerine getirmeyerek anlaşmayı bozdular. Amerikalıların taahhütlerini yerine getirmeleri gerektiğini defalarca ilan ettik. Müzakereleri bozma niyetinde değiliz. Bu kararların İran'ı tutumlarından geri adım atmaya zorlamayacağını defalarca kez açıkladık.”
Reisi aynı zamanda Borrell’e İran’ın ‘yüce gönüllülüğü’ dolayısıyla müzakereleri takip edeceğini söylediğini de aktardı.
Görüşmelerdeki son gelişmelerden bahseden Reisi sözlerinin devamında “Haksız yaptırımların derhal kaldırılması taraftarı olmaya devam edeceğimizi baştan söyledik” dedi. Aynı zamanda hükümetinin müzakerelerin yanı sıra ikinci bir yol izlediğine, bunun yaptırımların etkisini tersine çevirme yolu olduğuna dikkat çekti. İranlılara seslenen Reisi şunları söyledi:
“Hükümetimizde birinci başkan yardımcısı ve ülke genelindeki diğerleri liderliğinde özel bir grubumuz ve merkezimiz var. Yaptırımların düşürülmesi, müzakerelerde yaptırımların kaldırılması için çalışıyorlar.”
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, İran’ın ilan edilmemiş mevkilerde uluslararası soruşturmanın gerçekleştirilmesi yönünde iş birliğinde bulunmaması dolayısıyla bu ayın başlarında İran’ı kınama kararını onaylamıştı. Bu karara yönelik eleştirisini tekrarlayan Reisi ise şu açıklamada bulundu:
“Biz UAEA ile gerekli tüm işbirliğini gerçekleştirirken Yönetim Kurulu’nun İran halkına karşı böyle bir karar alması uygun değildi. Bu kararın müzakere sürecinde sorunlar yaratacağını beyan etmiştik.”
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahyan da Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Borrell’in ziyareti sırasında ‘olumlu’ görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etmişti.
İranlı uzmanlar, yenilenen müzakere sürecinde hızlı bir anlaşmaya varılacağı ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor. Bir grup uzman, diplomatik aygıtın Mahmud Ahmedinejad döneminde Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreterliğinde bulunan Said Celili'nin izinden gittiğini söylüyor. Zira mevcut hükümetin ‘müzakereleri uzatmak’ istediği düşünülüyor.
Donya-e-Eqtesad gazetesi, nükleer anlaşmanın yeniden hayata geçirilmesinin mümkün olup olmadığını sorgularken Haft-i Sobh gazetesi ise “Nükleer anlaşma: Sonu gelmeyen hikaye” başlıklı yazısında “Müzakereler dokuzuncu kez devam ediyor. Ancak her zamanki gibi ayrıntılardan haberdar değiliz” vurgusunda bulundu. Devrim Muhafızları'na yakınlığıyla bilinen Javan gazetesi, “Çıkmazların zirvesinde müzakere üzerine anlaşmak” başlıklı yazısında “İran ve Batılı taraflar, nükleer anlaşmayı yeniden hayata geçirme yönünde müzakereleri tamamlamak için şanslarını bir kez daha deniyor” ifadelerine başvurdu. Devrim Muhafızları'na bağlı Siasat Rooz gazetesi “İran provokatif adımlara müsamaha göstermez” vurgusunda bulunurken Khorasan gazetesi ise “Batı, üç aylık keskin durumların ardından müzakere masasına döndü” ifadelerini kullandı. İran Dini Lideri Ali Hamaney'in uluslararası ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti'nin ofisine bağlı 'Farheekhtegan' gazetesi haberinde, “İran ve ABD arasında AB aracılığındaki dolaylı görüşme haberleri, Washington'ın yaklaşımı pratikte değişmiş olsaydı şov niteliğinde olmayacaktı” ifadelerini kullandı.
Hamaney'in temsilcisi Hüseyin Şeriatemdari'nin genel yayın yönetmenliğini üstlendiği Kayhan gazetesi, İran Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirilen röportaja atıfta bulunsa da müzakerelerin yeniden başlatılması ve Borrell'in Tahran ziyareti hakkındaki yorumları görmezden geldi. Gazete, Reisi’nin kısa vadede enflasyonun etkisindeki düşüşe ve çarşı fiyatlarını devletin kontrol ettiğine dair söylediklerine atıfta bulunmakla yetindi. İran gazeteleri, müzakerelerin dört saat sürdüğü konusunda hemfikirdi. Reformist gazete Arman Meli, “Müzakereler için yeni bir hayat” ifadelerini kullanırken reformist Al-Sharq gazetesi, “Nükleer anlaşmaya ulaşılabilir mi?” diye sordu.



Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Kahire görüşmelerindeki çekincelerin ardından arabulucuların elinde ‘sınırlı fırsatlar’

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Hamas’ın Kahire’de yapılan görüşmelerde silahsızlanma sürecine ilişkin çekinceler dile getirdiği, İsrail’in ise bu sürecin önce uygulanması şartıyla geri çekilme konusunda taviz vermeme tutumunu sürdürdüğü bildirildi. Taraflar arasındaki ateşkes anlaşmasının, geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran savaşıyla birlikte sekteye uğradığı belirtiliyor.

Hamas’ın çekinceleri, Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar tarafından doğrulandı. Uzmanlara göre bu durum, hem Hamas’ın hem de İsrail’in zaman kazanmaya yöneldiğine ve anlaşma maddelerini uygulama ya da silahsızlanma ve geri çekilme süreçlerine başlama konusunda isteksiz olduklarına işaret ediyor. Bu değerlendirmelerde, İsrail’de seçim yılı olması ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun oy kazanma hedefinin etkili olduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma konusunda sınırlı fırsata sahip olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede üç olası senaryo öne çıkıyor: mevcut durumun devam etmesi, İsrail’in askeri tırmanışa gitmesi ya da uluslararası istikrar güçleri ve polis unsurlarının devreye sokulmasıyla Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin faaliyete başlaması ve sahada değişiklikler yapılarak tarafların anlaşma şartlarına uymaya zorlanması.

Sıkışmış müzakereler

Kahire’de yürütülen müzakerelerin de çıkmaza girdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Hamas ve diğer Filistinli gruplar, kendilerinden herhangi bir taahhüt talep edilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki yükümlülüklerini (insani yardım faaliyetleri ve bölgeye yardım tırlarının girişini) yerine getirmesi gerektiğini savunuyor. Buna karşılık İsrail ve ABD, anlaşmanın ikinci aşamasının en kritik maddesi olan ‘silahsızlanma’ sürecine derhal geçilmesi yönünde baskı yapıyor.

Aynı kaynaklara göre, Hamas müzakere heyeti başkanı Halil el-Hayye ile ABD’li diplomat Aryeh Lightstone arasında Kahire’de gerçekleşen görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

The Jerusalem Post gazetesinin perşembe günü yayımladığı habere göre Hamas, Kahire toplantılarında ABD öncülüğündeki Barış Kurulu tarafından sunulan silahsızlanma planını reddederek üzerinde değişiklik yapılmasını talep etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın yabancı bir koalisyonun Hamas’ı silahsızlandırmada başarılı olamayacağını anladığını belirterek, “Bunu bizim yapmamız gerekecek” ifadesini kullandı. Söz konusu açıklamalar İsrail’in Kanal 14 ve i24NEWS kanalları tarafından da aktarıldı.

Gelişmeleri değerlendiren Filistinli siyaset analisti Abdulmehdi Mutava, Kahire görüşmelerinde özellikle Hamas tarafından dile getirilen çekincelerin, taraflar arasındaki güven eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. Mutava’ya göre, Hamas için silahsızlanma maddesinin uygulanması kolay değil. Ayrıca ABD’nin İran dosyasına odaklanması nedeniyle arabuluculuk sürecine yeterince yoğunlaşmadığı ve bu nedenle İsrail üzerinde henüz ciddi bir baskı oluşmadığı belirtiliyor.

Mutava, İsrail’de yaklaşan seçimler nedeniyle Netanyahu’nun Gazze konusunda herhangi bir taviz vermesinin zor olduğunu da vurguladı. Bu nedenle mevcut tıkanmış durumun Netanyahu açısından siyasi maliyetlerden kaçınma imkânı sunduğunu belirten analist, benzer şekilde Hamas’ın da silahsızlanma konusunda kesin kararlar almaktan kaçınması nedeniyle bu durumdan rahatsızlık duymadığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici kampta su taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Filistin ve İsrail konularında uzman siyaset bilimi profesörü Tarık Fehmi, Kahire’de gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında Mısırlı arabulucunun yoğun çabasına rağmen taraflar arasında hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirtti. Fehmi’ye göre temel sorun, İsrail’in sahadaki karşı hamlelerinden kaynaklanıyor. İsrail’in Gazze Şeridi’nin derinliklerinde yeni ‘stratejik dayanak noktaları’ oluşturma planı üzerinde çalıştığını ifade eden Fehmi, bu yaklaşımın müzakereleri doğrudan sekteye uğratabileceğini ve bunun bir geri çekilmeden ziyade yeniden konuşlanma anlamına geldiğini vurguladı.

Hamas’ın ise İran-İsrail-ABD hattındaki gelişmelerin sonuçlarını beklediğini belirten Fehmi, İsrail’in Gazze dosyasını daha sonraya bırakma eğiliminde olduğunu söyledi. İsrail’in tüm taraflarla aynı anda karşı karşıya gelmek istemediğini dile getiren Fehmi, sınır kapılarının açılması ve yardım tırlarının girişine izin verilmesini bunun göstergesi olarak değerlendirdi.

Arabulucuların devam eden çabaları

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar daha önce Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, arabulucuların ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında kalan adımların derhal uygulanması için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Bu çabaların, ikinci aşamaya ilişkin görüşmelerle eş zamanlı yürütülmesi, İsrail’in ilk aşamadaki yükümlülüklerini tamamlamadan ikinci aşamadan herhangi bir adımın uygulanmaması şartına bağlı olduğu ifade edildi.

Kaynaklardan biri, “Arabulucular, ikinci aşamada özellikle silahsızlanma konusunun kademeli ve ilk aşamanın tamamen uygulanmasına bağlı olacak şekilde ele alınmasını öngören bir formülle taraflar arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor” dedi.

Fehmi, mevcut tabloda önemli bir değişiklik beklemediğini belirterek, İsrail’in kapsamlı bir askeri operasyon ya da Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etmesinin öngörülmediğini, buna karşılık Hamas’ın kontrol ettiği alanlarda manevra yaparak rolünü yeniden şekillendirmeye çalışacağını ifade etti. Fehmi, özellikle idari yapı, silahlanma ve polis gibi çözümsüz kalan başlıklarda bu sürecin devam edeceğini vurguladı.

Fehmi’ye göre taraflar açısından belirleyici bir sonuç doğurmayan, uzaması muhtemel bir geçiş sürecine girilmiş durumda. Bu süreçte her taraf kendi düzenlemelerini gündeme getirecek, ancak somut bir çözüm ortaya konulamayacak. Bu nedenle Gazze’de mevcut durumun yönetimi, kısa vadede öne çıkan başlık olmaya devam edecek.

Mutava ise tarafların tutumu nedeniyle arabulucuların anlaşmayı yeniden canlandırma şansının sınırlı olduğunu belirtti. Mutava, ilk senaryo olarak mevcut durumun korunacağını, tarafların çekincelerini sürdürerek ciddi bir tırmanış olmadan zaman kazanmaya çalışacağını ifade etti. Buna karşılık, Netanyahu’nun seçim yılı dinamikleri nedeniyle İran ve Lübnan cephelerinden iç politik kazanç elde edememesi halinde çatışmaların yeniden başlayabileceği ihtimaline de dikkat çekti.

Mutava’ya göre üçüncü olası senaryo ise uluslararası güçler ile Filistin polisi unsurlarının sahaya konuşlandırılması ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin devreye girerek Hamas ile İsrail’i sahada somut adımlar atmaya zorlayacak yeni bir sürecin başlatılması.


Lübnan, "kırılgan bir ateşkes" ortamında kayıplarını telafi etmeye çalışıyor

 Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
TT

Lübnan, "kırılgan bir ateşkes" ortamında kayıplarını telafi etmeye çalışıyor

 Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)
Güney Lübnan'dan yerinden edilmiş insanlar, Litani Nehri'nin güneyine ulaşmak için yıkılmış bir köprüden geçiyor (Reuters)

Lübnan, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından kayıplarını telafi etmeye başlamıştı; ancak bu kırılgan ateşkes, İsrail'in dün bir kişinin ölümüne yol açan insansız hava aracı (İHA) saldırısıyla ihlal edilmesi ve İsrail ordusuna göre 41'i işgal altındaki 55 kasabayı kapsayan bir tampon bölge oluşturulmasıyla bozuldu. İsrail, sakinlerinin buralara geri dönmesine izin vermedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, anlaşmaya varılmasındaki katkılarından dolayı ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Krallığı'na teşekkür ederek, "kalıcı anlaşmalar üzerinde çalışma" aşamasına geçildiğini duyurdu. Lübnan halkına hitaben yaptığı konuşmada Avn, "Bugün kendimiz için müzakere ediyor ve kendimiz karar veriyoruz. Artık kimsenin oyununda piyon değiliz, kimsenin savaş arenası da değiliz ve bir daha asla olmayacağız. Aksine, kendi karar alma gücüne sahip, bu gücü yücelten ve bunu halkının yaşamı ve çocuklarının refahı için başka hiçbir şey için değil, söz ve eylemle somutlaştıran bir millet olmaya geri döndük" ifadelerini kullandı.

"Topraklarımı özgürleştirmek, halkımı korumak ve ülkemi kurtarmak için nereye gitmem gerekiyorsa gitmeye hazırım," diyen Avn sözlerine şöyle devam etti: "Size tam bir dürüstlük ve güvenle söylüyorum, bu görüşmeler bir zayıflık işareti, geri çekilme veya taviz değil, aksine hakkımıza olan inancımızın ve halkımız için duyduğumuz endişenin gücünden kaynaklanan bir karardır."

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin Hizbullah'a karşı savaşındaki misyonunun henüz tamamlanmadığını belirterek, "Füze ve insansız hava araçlarının kalan tehditlerine ilişkin almayı planladığımız önlemler var ve bunlara burada değinmeyeceğim" dedi.

Buna karşılık Trump, Tel Aviv'in Lübnan'ı bombalamasını yasakladı ve ülkesinin "Hizbullah'la uygun şekilde ilgileneceğini" ve "İsrail'in Lübnan'ı tekrar bombalamasını engelleyeceğini" çünkü "artık yeter" dedi. Trump,"Lübnan'ı yeniden büyük yapacağına" söz verdi.


Irak başbakan adayı bekliyor

Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
TT

Irak başbakan adayı bekliyor

Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)
Irak'ta iktidardaki koalisyon yeni bir başbakan seçemiyor (Koordinasyon Çerçevesi web sitesi)

Artan görüş ayrılıkları ve yeni başbakanın sınırlı bir süre içinde atanması yönündeki anayasal baskılar arasında, gözler bugün Bağdat'ta yapılacak olan "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kritik toplantısına çevrildi.

Toplantı, daha önce ertelenmesinin ardından, iktidar koalisyonunun liderlerinden Ammar el-Hekim'in evinde, üç seçenek arasında yaşanan rekabet ortamında gerçekleştiriliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu seçenekler: Muhammed Şia el-Sudani'nin görev süresinin yenilenmesi, Nuri el-Maliki'nin veya temsilcisinin aday gösterilmesi ya da üçüncü bir isim üzerinde anlaşmaya varılması.

Kaynaklar, güç dengelerinin karmaşıklığına rağmen, bölünmeyi önlemek amacıyla koalisyon liderlerinin üçte ikisinin desteklediği bir adayın seçilmesi için bir formülün değerlendirildiğini belirtiyor. Kaynak, "Koordinasyon Çerçevesi" liderlerinin üçte ikisinin (12 liderden 8'inin) desteğini alan adayın seçilmesini ve geri kalan grupların da bölünmeyi önlemek amacıyla daha sonra karara katılmasını öngören ön bir anlaşmanın görüşüldüğünü ifade etti.