Kral Selman bin Abdulaziz’in yardımcısı, Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın Hac sürecindeki rolünü hafife alan kötü niyetli taraflar siyasi iç güdülerle hareket ediyor

Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)
Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)
TT

Kral Selman bin Abdulaziz’in yardımcısı, Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın Hac sürecindeki rolünü hafife alan kötü niyetli taraflar siyasi iç güdülerle hareket ediyor

Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)
Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in yardımcısı, Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, hacıların karşılanacağı kutsal mekanlarda yapılan hazırlıkları denetledi. Mina'daki Merkez Hac Komitesi toplantısına başkanlık eden Faysal, gösterdikleri özen ve ilgi, aynı zamanda hacılara hizmet etmede sunulan imkanların bolluğu dolayısıyla âkil liderlere teşekkürlerini sundu.
Prens Faysal, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte kendilerinin yapılanlardan emin olmalarına rağmen Suudilerin hacılara hizmet etmedeki rolünü sorgulayanların siyasi amaçlarla hareket ettiklerini vurguladı. “Hacılara hizmet yolundaki bu yüce görevi yerine getirmekle meşgul olduğumuz için bu art niyetli seslere kulak asmıyoruz” vurgusunda bulundu.
41’den fazla devlet kurumu tarafından gerçekleştirilen Hac planlarından bahseden Prens Faysal, her biri 417 yolcu kapasiteli 35 trenin hacıları Mekke ile Cidde arasında taşımak üzere hazırlandığını, her gün gerçekleştirilecek 30 seferin artırılabileceğini belirtti. 790 bin hacının taşınması için 16 bin modern otobüs sağlandığını, Sağlık Bakanlığının Mekke ve kutsal mekanlarda 171 sağlık merkezinin desteklediği 3 bin 700'den fazla yatak kapasiteli 18 hastaneyi, aynı zamanda Cidde ve Taif’teki hastaneler ve sahra hastanelerini de hazır hale getirdiğini kaydetti.
Bu yıl hacılar için yeni özelliklerin yer aldığı bir milyon kartın çıkarılacağı bilgisini veren Prens Faysal, içerisinde kişisel bilgilerin, sağlık bilgilerinin, haca dair verilerin bulunduğu bir barkodun bulunacağını bildirdi. Bu tarz bir uygulamanın düzensiz Hac sürecinin önlenmesine yardımcı olduğunu söyleyen Faysal, güvenlik servislerinin şuana dek sahte Hac kampanyaları ilanı paylaşarak maddi gelir elde etmeye çalışan 30 kişinin tutukladığını bildirdi.

Hac planı
Suudi hükümetinin her Hac mevsiminde hacılara ‘barınma, ulaşım, yemek ve gruplara ayırma’ hususlarında en iyi hizmetleri sunmaya istekli olduğunu vurgulayan Prens Faysal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm bunlar Allah’ın bu ülkeye bahşettiği, hacılara hizmet etme ayrıcalığından kaynaklanıyor. Bu, eşi benzeri olmayan bir onur. Merkez Hac Komitesi olarak, kutsal topraklara gelenlere hizmette her türlü çabanın gösterilmesi gerektiğini daima vurgulayan Suudi liderliğinin direktiflerini uygulamak için çalışıyoruz.”
Yıl boyunca yapılan heyet toplantılarında Hac planlarının görüşüldüğünü, verilen ve verilecek hizmetlerin değerlendirdiğini aktaran Prens Faysal, “Hacıları memnun etme yolunda hizmetleri geliştirmek ve yükseltmek için kazanımları ve olumlu yönleri artırıyor, gözlemlere yönelik çözümler geliştiriyoruz” dedi. 
Hacılara hizmet etmede var gücüyle çalışan, kadroları ve maddi imkanları bu asil amaç için kullanan 41'den fazla devlet kurumu olduğuna işaret eden Prens Faysal, Mekke’de hacıların barındırılacağı binalar için 2 bin 300'den fazla ruhsat verildiğini, böylece bir buçuk milyon hacının bu yapılarda kalabileceğini ifade etti. Cebel-i Rahme çevresinin yenilenmesi için 200 bin metrekarelik bir alanı kaplayan geliştirme projesi olduğu bilgisini veren Prens Faysal, Cebel-i Rahme ve çevresinin aydınlatılması, otobüs ve ziyaretçi araçları için halka açık otoparkların kurulması, sistemlerin işletim ve bakımı, Cemerat bölgesinin denetlenmesi gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiğine dikkat çekti.

Çadırların geliştirilmesi
İlgili makamların tüm Hac sürecinin daha gelişmiş bir düzeyde gerçekleştirilmesi yönünde çalıştığına değinen Prens Faysal, Mina'daki ibadet mekanlarının Mekke ve Kutsal Mekanlar Kraliyet Komisyonu gözetiminde geliştirilmesi projesinin de bu kapsamda geldiğini, buranın yarım milyon metrekarelik bir alana kurulu olduğunu ve mevcut ibadet alanlarının yüzde 20’sini içerdiğini ifade etti. Ayrıca Arafat'ta altyapı geliştirme çalışmalarının henüz ilk aşamasında olduğunu, bu projelerin önümüzdeki birkaç yıl içinde tamamlanacağını da sözlerine ekledi.

Hizmetler
Mekke’de ve ibadet yapılan alanlarda elektrik enerjisinin 3 milyar riyali aşacak değerde artırılmasına yönelik projelerin hayata geçirildiğini aktaran Prens Faysal, Zilhicce ayında yaklaşık 20 milyon metreküp suyun pompalanmasının hedeflendiğini belirtti. Aynı zamanda en az 7 bin 400 destekli işçi çalıştıran 28 servis merkezinin 65 binden fazla ekipmanla donatıldığını kaydetti.  

Hacılar ve sağlık önlemleri
Bu yıl yurtiçinden 150 bin, yurt dışından da 850 bin hacının karşılanacağını hatırlatan Prens Faysal, İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinin her bir ülkenin payını her milyon kişi için bin hacı olarak belirlediğini aktardı. Koronavirüs salgınının Hac mevsimini iki yıl üst üste kısıtlamasının ardından bu yılki hacı sayısındaki artışın hacıların güvenlik ve emniyetlerini sağlama yönünde sağlık önerileri ve ülkelere verilen kotalara dayandırıldığını vurguladı.  
Küresel sağlık durumunu izleyen özel komitelerin varlığına işaret eden Mekke Emiri Faysal, bu komitelerin pandeminin ya da herhangi bir hastalığın yansımalarını incelemek, hacıların güvenliğini sağlamak için mekanizmalar ve önleyici tedbirler almakla görevli olduklarını ifade etti. Nitekim Suudi Arabistan Krallığı’nın bilgeliği sayesinde bu salgın hastalıklarla baş etme konusundaki üstün yeteneğini kanıtladığına işaret eden  Faysal, koronavirüs pandemisinin birçok etkinliğin askıya alınmasına neden olduğunu ancak Hac sürecine hiçbir zaman ara verilmediğini vurguladı. “Müslümanlar Allah’a şükür ki iki yıl içerisinde herhangi bir salgın hastalık kaydedilmeden ibadetlerini gerçekleştirdiler” ifadelerini kullandı.

Mekke yolu girişimi
Mekke yolu girişiimi, başta hacıların Hac ibadetlerini yerine getirmesi için uygun bir iklim yaratılması olmak üzere birçok amaç için ortaya atıldı. Şarku’l Avsat’ın bu girişimden faydalanan ülkelere dair sorusunu yanıtlayan Prens Faysal, “Beytullah misafirlerine en iyi hizmetin verilmesini amaçlayan bu girişime her yıl yeni ülkeler ekleniyor” dedi.
Söz konusu hizmetlerin Krallığa giriş prosedürlerinin tamamlanması, buraya vardıklarında özel bir salonda karşılanmaları ve havaalanında beklemeden ikamet yerlerine transfer edilmeleri yoluyla sunulduğunu belirten Prens Faysal şu an beş ülkenin bu hizmetlerden faydalandığını ancak bu sayının artırılacağını kaydetti.

Teknoloji
Suudi Arabistan Hac sürecinin teknoloji ile pekiştirilmesi yönünde yoğun bir çaba sarf ettiğini belirten Prens Faysal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teknolojiyi misafirlerimize hizmet etme yönünde yıllar önce kullanmaya başladık. Hacıların Krallığa girişlerinden Allah’ın izniyle buradan selametle çıkışlarına kadar tüm süreçlerde teknoloji hakim. Bu konuda öne çıkan çalışmalardan biri de hacılara verilen akıllı kartlar. Yıllar önce başlatılan bu girişim, sürekli olarak geliştirilmekte, hacıların ülkeden ayrılıncaya dek yolculuklarını düzenlemeye katkıda bulunmaktadır.”
Hacıların kaldıkları çadırlar, ulaşım saatleri ve toplanma yerleri hakkında bilgiler içeren bu kartların kalabalıkları organize etmeye ve yönetmeye yardımcı olduğunu belirten Prens Faysal, bu yıl içerisinde barkodların bulunduğu yeni özelliklere sahip bir milyon kartın daha çıkarılacağını ifade etti. Aynı zamanda görevlilere de hacılarla iletişim kurmalarına, onlara rehberlik etmelerine, olaylarla başa çıkmalarına, hacıların verilerini güncellemelerine imkan sağlayacak hızlı müdahale özelliğine sahip kartların dağıtılacağını kaydetti.

Varış ve ayrılış
Havalimanında gelen hacıları ağırlamak üzere belirlenen salonların varışta misafirleri ağırlayacak şekilde genişletilerek 34 adet klimalı salona dönüştürüldüğünü, seyahat işlemlerinin tamamlanması yönünde 498 platformun sağlandığını belirten Prens Faysal, ayrıca 116 otobüs durağının hacıların kutsal mekanlara iletilmesi için hazır olduğunu ifade etti.
Yetkili makamların hacıların varış ve ayrılışları, gruplara ayrılmaları yönünde zaman çizelgeleri hazırladığını söyleyen Prens Faysal, bu yıl Hac ve Umre şirketleri ile Sivil Havacılık Otoritesi arasında, hacıların bavullarının teslim alınması yönünde koordinasyon kurulacağını ifade etti. Bavulların Mekke’de teslim alınacağı salonların seyahat işlemlerinin hızlandırılması için kurulduğunu da ekledi.

Hacıların kutsal mekanlara aktarılması
Hacıların kutsal mekanlara aktarılması için kullanılacak ulaşım araçları konusunda da açıklamalarda bulunan Prens Faysal, Cidde ile Mekke şehri arasında kalan Harameyn Hızlı Treni'nin sunduğu hizmetlere dikkat çekti. Her biri 417 yolcu kapasiteli 35 trenin hacıları Mekke ile Cidde arasında taşımak üzere hazırlandığını, her gün gerçekleştirilecek 30 seferin artırılabileceğini aktaran Prens Faysal, el-Meşair el-Mukaddese Metro Hattı’nın 210 bin hacıyı taşıyacağından, aynı zamanda 16 bin modern otobüs ile 790 bin hacının taşınabileceğinden bahsetti. Hacıların Mescid-i Haram'da beş vakit namaz kılabilmeleri için Mekke’de 9 istasyonun hazır edildiğini, Zilhicce’nin 10 ve 11. günlerinde Mina eteklerindeki beş bölgeden Mescid-i Haram’a götürülmeleri yönünde planların yapıldığını da sözlerine ekledi.

Sahte kampanyalar
İlgili makamların sahte kampanyalar düzenleyerek hacıları kandırmaya çalışan taraflara darbe indirdiğini vurgulayan Prens Faysal sözlerini şöyle sürdürdü:
“Haccı manipüle edenlere ve bu yöndeki dolandırıcılara müsamaha etmiyoruz. Bu kapsamda güvenlik yetkilileri, Hac yapmak isteyenleri dolandırmaya çalışan tarafları takip ediyor. Bu faaliyetlerin sınırlanması kapsamında Hac Bakanlığı, farz olan Hac ibadetlerini gerçekleştirmek isteyenler için internet platformunu ve Eatmarna uygulamasını tahsis etti. Hacı adayları böylece lisanslı şirketlerden kendilerine uygun olanları seçebiliyor. Şuana dek sahte Hac kampanyaları ilanı paylaşarak maddi gelir elde etmeye çalışan 30 ihlalci güvenlik çabaları kapsamında tutukladı.”

Şüpheler
Prens Faysal, her yıl Hac mevsiminde Suudi Arabistan’ın Hac hizmetlerindeki rolünü sorgulayan, aynı cümleleri her seferinde tekrarlayanlar konusunda ise şunları söyledi:
“Bu seslerin her yıl duyulması şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan’ın Hac sürecindeki rolünü hafife alan kötü niyetli taraflar siyasi iç güdülerle hareket ediyor. Krallığın çabalarını gölgede bırakmak, hacılara ve umrecilere verilen hizmeti küçümsemek isteyenler aslında bu kapsamda sarf edilen çabaların derecesini çok iyi biliyorlar. Tüm sektörler verilen hizmetleri geliştirme yönünde durmak bilmeden çalışıyor. Hiçbir şey bizi bundan alıkoyamaz. Daha önce de söylediğim gibi; ev sahipliğimiz Allah’ın bu ülkenin liderlerine bahşettiği bir şereftir. O nedenle bizler bu seslere kulak asmıyoruz. Zira söz konusu yüce görevimizi yerine getirmekle ve bu kapsamda her türlü imkanı sağlamakla meşgulüz.”



Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye koordinasyonu bölgedeki gerilimin azaltılmasına nasıl destek sağlıyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye koordinasyonu bölgedeki gerilimin azaltılmasına nasıl destek sağlıyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki hafta Suudi Arabistan ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Riyad, Kahire ve Ankara arasındaki üçlü koordinasyonun, ulusların egemenliğini ve istikrarını tehdit eden çeşitli tehlikelerle mücadelede üç ülkenin aktif rollerine olan bağımlılıkla birlikte, bölgedeki krizlerin yatıştırılmasında ne ölçüde olumlu bir etki yaratacağı konusunda soruları gündeme getiriyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı, 3 ve 4 Şubat tarihlerinde Suudi Arabistan ve ardından Mısır'ı ziyaret edecek. Anadolu Ajansına (AA) göre, bu ziyaret sırasında Filistin sorunu ve Suriye'deki gelişmelerin yanı sıra "Ankara ile Riyad ve Kahire arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi" konularına odaklanarak bölgesel meseleleri ele alacak.

Ziyaretin Suudi Arabistan'da düzenlenecek Suudi-Türk İş Forumu ile başlaması ve ardından Mısır'da benzer bir forumun düzenlenmesi planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemci ve uzmanlara göre üç ülke bölgedeki birçok krizin, özellikle de Gazze Şeridi'ndeki durumun çözümünde büyük etkiye sahip. Suudi Arabistan ve Mısır'ın Arap davalarını destekleme ve bölgedeki birçok ülkenin karşı karşıya kaldığı bölünme senaryolarıyla mücadele etme vizyonunu benimsediğini ve Türkiye ile koordinasyonun sükunetin yolunu açabileceğini belirttiler.

Erdoğan'ın Kahire ziyareti, Mısır-Türkiye ilişkilerindeki son gelişmeleri yansıtacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Eylül 2014'te Türk Cumhurbaşkanı'nın daveti üzerine Ankara'yı ziyaret etmiş ve bu ziyaret, Erdoğan'ın aynı yılın 14 Şubat'ında Kahire'ye yaptığı ziyarete bir karşılık niteliğinde olmuştu.

O dönemde Mısır Cumhurbaşkanı, bu ziyareti "bölgesel ve uluslararası alanlardaki kilit rolleri temelinde Mısır ve Türkiye arasında yeni bir dostluk ve iş birliği aşamasına başlama arzusunu" yansıttığı şeklinde değerlendirmişti.

Türkiye'de uluslararası ilişkiler alanında araştırmacı Taha Odeh, "Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye" üçlüsünün "bölgedeki birçok krizin, özellikle de Gazze'deki durumun çözümünde büyük bir etkiye sahip olduğuna" inanıyor. Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasının başlaması ve bölgesel ittifakların yeniden şekillendirilmesine dair görüşmelerin, "özellikle Batı'nın Ortadoğu meselelerindeki varlığının azaldığı bir dönemde, gerilimi azaltmak için üç ülke arasında müzakere ve koordinasyonu gerektiren iki unsur" olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada değerlendirmesine şöyle devam etti: "Bölgedeki çetrefilli sorunlara çözüm bulmak için Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye koordinasyonu gereklidir." Ziyaretin, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında bir savunma ittifakı kurulması yönündeki görüşmelerin ardından gerçekleştiğini belirten yetkili, bu adımların "özellikle bölgesel çatışma cephelerinde gerilimi azaltma çabalarını desteklediğini" kaydetti.

Erdoğan, geçen Ekim ayında Gazze için imzalanan Şarm eş-Şeyh barış anlaşmasına katıldı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, geçen Ekim ayında Gazze için imzalanan Şarm eş-Şeyh barış anlaşmasına katıldı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

AA’nın haberine göre Erdoğan'ın görüşmelerinde, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı kapsayan ortak bir savunma grubunun kurulmasına ilişkin gelişmelerin yanı sıra, "Gazze ve Suriye'nin yeniden inşası mekanizmaları ve istikrarın sağlanmasına yönelik bölgesel girişimler, Dünya Barış Konseyi de dahil olmak üzere" konuları ele alınacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan'ın değerlendirmesine göre ziyaret, önceden yapılan düzenlemelere rağmen önemli bir zamanda gerçekleşiyor. Türk Cumhurbaşkanı'nın turu, "Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere üç bölgesel sütunla koordinasyon gerektiren bir dizi cephede bölgesel gelişmelerle eş zamanlı olarak geliyor."

Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır liderliğiyle bölgesel konularda, özellikle Gazze'deki durum, ateşkes planının ikinci aşamasının gereklilikleri, Sudan'daki savaşı durdurma yolları, Somali'ye destek ve egemenliğinin korunması, Libya'daki siyasi çözüm ve Suriye'nin birlik ve istikrarının korunması konularında koordinasyon mekanizmalarını görüşecek" dedi ve ayrıca "özellikle ekonomik düzeyde ikili ilişkileri güçlendirecek" değerlendirmesinde bulundu.

Suudi siyasi analist Halid el-Mecarşi, Suudi Arabistan ve Mısır'ın "Ortadoğu'daki istikrarın iki kanadını temsil ettiğini ve son Arap ve İslam krizleri nedeniyle birçok yükü omuzladığını" belirterek, bu aşamanın üç ülke arasında koordinasyon ve iş birliği gerektirdiğini ve "bölgesel krizlerin yatıştırılması ve çözümlenmesinin yolunu açacak bir Arap-İslam ittifakı kurulması gerektiğini" kaydetti.

El Mecarşi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya devam ederek, Riyad ve Kahire'nin "bölgedeki birçok dış emel ile özellikle Sudan, Somali ve Yemen gibi bir dizi Arap ülkesinin karşı karşıya kaldığı bölünme senaryolarıyla mücadele ettiğini" belirtti ve iki ülkenin "Gazze'deki durumdan başlayarak Arap davalarını destekleme vizyonunu benimsediğini, ayrıca bölge ülkelerinin birliğini ve egemenliğini desteklediğini" ifade etti.


Suudi Arabistan'ın yardımıyla... Lübnan bir uyuşturucu üretim tesisine el koydu

Uyuşturucu üretim laboratuvarında ele geçirilen malzemeler (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)
Uyuşturucu üretim laboratuvarında ele geçirilen malzemeler (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan'ın yardımıyla... Lübnan bir uyuşturucu üretim tesisine el koydu

Uyuşturucu üretim laboratuvarında ele geçirilen malzemeler (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)
Uyuşturucu üretim laboratuvarında ele geçirilen malzemeler (Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Lübnan makamlarının uyuşturucu madde üretimi yapılan bir fabrikayı ele geçirmesine yardımcı oldu. Ele geçirilenler arasında amfetamin ve metamfetamin gibi uyuşturucu maddeler, tıbbi düzenlemeye tabi 870 tablet, 4 bin 600 kilogram haşiş (bitkiden yapılan çeşitli ürünler), uyuşturucu madde üretiminde kullanılan öncül maddeler ve ateşli silahlar bulunuyordu.

Bakanlığın güvenlik sözcüsü Tuğgeneral Talal el-Şalhub, bugün yaptığı açıklamada, operasyonun, uyuşturucu kaçakçılığı yapan suç şebekelerinin faaliyetlerinin proaktif güvenlik takibi sonucunda ve Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı'nın Uyuşturucuyla Mücadele Müdürlüğü aracılığıyla Lübnan'daki muadiline ilettiği bilgiler doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirtti.

Güvenlik sözcüsü, Lübnan makamlarıyla uyuşturucu takibi ve ele geçirilmesi konusunda olumlu iş birliğine dikkat çekerek, Suudi Arabistan'ın ülkenin güvenliğini ve gençliğini uyuşturucuyla hedef alan suç faaliyetlerini izlemeye, bunlarla mücadele etmeye ve engellemeye, ayrıca bu faaliyetlere karışanları tutuklamaya devam edeceğini vurguladı.


Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Hillary Clinton’la Riyad’da görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (SPA)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Hillary Clinton’la Riyad’da görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, bugün (Çarşamba) eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’u kabul etti.

Prens Muhammed bin Selman, eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’u El-Yemame Sarayı’ndaki ofisinde kabul etti.

Clinton, 26–28 Ocak tarihlerinde Riyad’da düzenlenen 5. “Gayrimenkulün Geleceği” forumunda ana konuşmacı olarak yer aldı. Forum, “Ufuklar Genişliyor, Gayrimenkuller Büyüyor” sloganıyla gerçekleştirildi. Foruma hem yerel hem de uluslararası katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.