Kral Selman bin Abdulaziz’in yardımcısı, Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın Hac sürecindeki rolünü hafife alan kötü niyetli taraflar siyasi iç güdülerle hareket ediyor

Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)
Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)
TT

Kral Selman bin Abdulaziz’in yardımcısı, Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan’ın Hac sürecindeki rolünü hafife alan kötü niyetli taraflar siyasi iç güdülerle hareket ediyor

Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)
Prens Halid el-Faysal, bu yılki Hac sezonu öncesinde yapılan hazırlıkları teftiş etti. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in yardımcısı, Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, hacıların karşılanacağı kutsal mekanlarda yapılan hazırlıkları denetledi. Mina'daki Merkez Hac Komitesi toplantısına başkanlık eden Faysal, gösterdikleri özen ve ilgi, aynı zamanda hacılara hizmet etmede sunulan imkanların bolluğu dolayısıyla âkil liderlere teşekkürlerini sundu.
Prens Faysal, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte kendilerinin yapılanlardan emin olmalarına rağmen Suudilerin hacılara hizmet etmedeki rolünü sorgulayanların siyasi amaçlarla hareket ettiklerini vurguladı. “Hacılara hizmet yolundaki bu yüce görevi yerine getirmekle meşgul olduğumuz için bu art niyetli seslere kulak asmıyoruz” vurgusunda bulundu.
41’den fazla devlet kurumu tarafından gerçekleştirilen Hac planlarından bahseden Prens Faysal, her biri 417 yolcu kapasiteli 35 trenin hacıları Mekke ile Cidde arasında taşımak üzere hazırlandığını, her gün gerçekleştirilecek 30 seferin artırılabileceğini belirtti. 790 bin hacının taşınması için 16 bin modern otobüs sağlandığını, Sağlık Bakanlığının Mekke ve kutsal mekanlarda 171 sağlık merkezinin desteklediği 3 bin 700'den fazla yatak kapasiteli 18 hastaneyi, aynı zamanda Cidde ve Taif’teki hastaneler ve sahra hastanelerini de hazır hale getirdiğini kaydetti.
Bu yıl hacılar için yeni özelliklerin yer aldığı bir milyon kartın çıkarılacağı bilgisini veren Prens Faysal, içerisinde kişisel bilgilerin, sağlık bilgilerinin, haca dair verilerin bulunduğu bir barkodun bulunacağını bildirdi. Bu tarz bir uygulamanın düzensiz Hac sürecinin önlenmesine yardımcı olduğunu söyleyen Faysal, güvenlik servislerinin şuana dek sahte Hac kampanyaları ilanı paylaşarak maddi gelir elde etmeye çalışan 30 kişinin tutukladığını bildirdi.

Hac planı
Suudi hükümetinin her Hac mevsiminde hacılara ‘barınma, ulaşım, yemek ve gruplara ayırma’ hususlarında en iyi hizmetleri sunmaya istekli olduğunu vurgulayan Prens Faysal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm bunlar Allah’ın bu ülkeye bahşettiği, hacılara hizmet etme ayrıcalığından kaynaklanıyor. Bu, eşi benzeri olmayan bir onur. Merkez Hac Komitesi olarak, kutsal topraklara gelenlere hizmette her türlü çabanın gösterilmesi gerektiğini daima vurgulayan Suudi liderliğinin direktiflerini uygulamak için çalışıyoruz.”
Yıl boyunca yapılan heyet toplantılarında Hac planlarının görüşüldüğünü, verilen ve verilecek hizmetlerin değerlendirdiğini aktaran Prens Faysal, “Hacıları memnun etme yolunda hizmetleri geliştirmek ve yükseltmek için kazanımları ve olumlu yönleri artırıyor, gözlemlere yönelik çözümler geliştiriyoruz” dedi. 
Hacılara hizmet etmede var gücüyle çalışan, kadroları ve maddi imkanları bu asil amaç için kullanan 41'den fazla devlet kurumu olduğuna işaret eden Prens Faysal, Mekke’de hacıların barındırılacağı binalar için 2 bin 300'den fazla ruhsat verildiğini, böylece bir buçuk milyon hacının bu yapılarda kalabileceğini ifade etti. Cebel-i Rahme çevresinin yenilenmesi için 200 bin metrekarelik bir alanı kaplayan geliştirme projesi olduğu bilgisini veren Prens Faysal, Cebel-i Rahme ve çevresinin aydınlatılması, otobüs ve ziyaretçi araçları için halka açık otoparkların kurulması, sistemlerin işletim ve bakımı, Cemerat bölgesinin denetlenmesi gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiğine dikkat çekti.

Çadırların geliştirilmesi
İlgili makamların tüm Hac sürecinin daha gelişmiş bir düzeyde gerçekleştirilmesi yönünde çalıştığına değinen Prens Faysal, Mina'daki ibadet mekanlarının Mekke ve Kutsal Mekanlar Kraliyet Komisyonu gözetiminde geliştirilmesi projesinin de bu kapsamda geldiğini, buranın yarım milyon metrekarelik bir alana kurulu olduğunu ve mevcut ibadet alanlarının yüzde 20’sini içerdiğini ifade etti. Ayrıca Arafat'ta altyapı geliştirme çalışmalarının henüz ilk aşamasında olduğunu, bu projelerin önümüzdeki birkaç yıl içinde tamamlanacağını da sözlerine ekledi.

Hizmetler
Mekke’de ve ibadet yapılan alanlarda elektrik enerjisinin 3 milyar riyali aşacak değerde artırılmasına yönelik projelerin hayata geçirildiğini aktaran Prens Faysal, Zilhicce ayında yaklaşık 20 milyon metreküp suyun pompalanmasının hedeflendiğini belirtti. Aynı zamanda en az 7 bin 400 destekli işçi çalıştıran 28 servis merkezinin 65 binden fazla ekipmanla donatıldığını kaydetti.  

Hacılar ve sağlık önlemleri
Bu yıl yurtiçinden 150 bin, yurt dışından da 850 bin hacının karşılanacağını hatırlatan Prens Faysal, İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinin her bir ülkenin payını her milyon kişi için bin hacı olarak belirlediğini aktardı. Koronavirüs salgınının Hac mevsimini iki yıl üst üste kısıtlamasının ardından bu yılki hacı sayısındaki artışın hacıların güvenlik ve emniyetlerini sağlama yönünde sağlık önerileri ve ülkelere verilen kotalara dayandırıldığını vurguladı.  
Küresel sağlık durumunu izleyen özel komitelerin varlığına işaret eden Mekke Emiri Faysal, bu komitelerin pandeminin ya da herhangi bir hastalığın yansımalarını incelemek, hacıların güvenliğini sağlamak için mekanizmalar ve önleyici tedbirler almakla görevli olduklarını ifade etti. Nitekim Suudi Arabistan Krallığı’nın bilgeliği sayesinde bu salgın hastalıklarla baş etme konusundaki üstün yeteneğini kanıtladığına işaret eden  Faysal, koronavirüs pandemisinin birçok etkinliğin askıya alınmasına neden olduğunu ancak Hac sürecine hiçbir zaman ara verilmediğini vurguladı. “Müslümanlar Allah’a şükür ki iki yıl içerisinde herhangi bir salgın hastalık kaydedilmeden ibadetlerini gerçekleştirdiler” ifadelerini kullandı.

Mekke yolu girişimi
Mekke yolu girişiimi, başta hacıların Hac ibadetlerini yerine getirmesi için uygun bir iklim yaratılması olmak üzere birçok amaç için ortaya atıldı. Şarku’l Avsat’ın bu girişimden faydalanan ülkelere dair sorusunu yanıtlayan Prens Faysal, “Beytullah misafirlerine en iyi hizmetin verilmesini amaçlayan bu girişime her yıl yeni ülkeler ekleniyor” dedi.
Söz konusu hizmetlerin Krallığa giriş prosedürlerinin tamamlanması, buraya vardıklarında özel bir salonda karşılanmaları ve havaalanında beklemeden ikamet yerlerine transfer edilmeleri yoluyla sunulduğunu belirten Prens Faysal şu an beş ülkenin bu hizmetlerden faydalandığını ancak bu sayının artırılacağını kaydetti.

Teknoloji
Suudi Arabistan Hac sürecinin teknoloji ile pekiştirilmesi yönünde yoğun bir çaba sarf ettiğini belirten Prens Faysal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teknolojiyi misafirlerimize hizmet etme yönünde yıllar önce kullanmaya başladık. Hacıların Krallığa girişlerinden Allah’ın izniyle buradan selametle çıkışlarına kadar tüm süreçlerde teknoloji hakim. Bu konuda öne çıkan çalışmalardan biri de hacılara verilen akıllı kartlar. Yıllar önce başlatılan bu girişim, sürekli olarak geliştirilmekte, hacıların ülkeden ayrılıncaya dek yolculuklarını düzenlemeye katkıda bulunmaktadır.”
Hacıların kaldıkları çadırlar, ulaşım saatleri ve toplanma yerleri hakkında bilgiler içeren bu kartların kalabalıkları organize etmeye ve yönetmeye yardımcı olduğunu belirten Prens Faysal, bu yıl içerisinde barkodların bulunduğu yeni özelliklere sahip bir milyon kartın daha çıkarılacağını ifade etti. Aynı zamanda görevlilere de hacılarla iletişim kurmalarına, onlara rehberlik etmelerine, olaylarla başa çıkmalarına, hacıların verilerini güncellemelerine imkan sağlayacak hızlı müdahale özelliğine sahip kartların dağıtılacağını kaydetti.

Varış ve ayrılış
Havalimanında gelen hacıları ağırlamak üzere belirlenen salonların varışta misafirleri ağırlayacak şekilde genişletilerek 34 adet klimalı salona dönüştürüldüğünü, seyahat işlemlerinin tamamlanması yönünde 498 platformun sağlandığını belirten Prens Faysal, ayrıca 116 otobüs durağının hacıların kutsal mekanlara iletilmesi için hazır olduğunu ifade etti.
Yetkili makamların hacıların varış ve ayrılışları, gruplara ayrılmaları yönünde zaman çizelgeleri hazırladığını söyleyen Prens Faysal, bu yıl Hac ve Umre şirketleri ile Sivil Havacılık Otoritesi arasında, hacıların bavullarının teslim alınması yönünde koordinasyon kurulacağını ifade etti. Bavulların Mekke’de teslim alınacağı salonların seyahat işlemlerinin hızlandırılması için kurulduğunu da ekledi.

Hacıların kutsal mekanlara aktarılması
Hacıların kutsal mekanlara aktarılması için kullanılacak ulaşım araçları konusunda da açıklamalarda bulunan Prens Faysal, Cidde ile Mekke şehri arasında kalan Harameyn Hızlı Treni'nin sunduğu hizmetlere dikkat çekti. Her biri 417 yolcu kapasiteli 35 trenin hacıları Mekke ile Cidde arasında taşımak üzere hazırlandığını, her gün gerçekleştirilecek 30 seferin artırılabileceğini aktaran Prens Faysal, el-Meşair el-Mukaddese Metro Hattı’nın 210 bin hacıyı taşıyacağından, aynı zamanda 16 bin modern otobüs ile 790 bin hacının taşınabileceğinden bahsetti. Hacıların Mescid-i Haram'da beş vakit namaz kılabilmeleri için Mekke’de 9 istasyonun hazır edildiğini, Zilhicce’nin 10 ve 11. günlerinde Mina eteklerindeki beş bölgeden Mescid-i Haram’a götürülmeleri yönünde planların yapıldığını da sözlerine ekledi.

Sahte kampanyalar
İlgili makamların sahte kampanyalar düzenleyerek hacıları kandırmaya çalışan taraflara darbe indirdiğini vurgulayan Prens Faysal sözlerini şöyle sürdürdü:
“Haccı manipüle edenlere ve bu yöndeki dolandırıcılara müsamaha etmiyoruz. Bu kapsamda güvenlik yetkilileri, Hac yapmak isteyenleri dolandırmaya çalışan tarafları takip ediyor. Bu faaliyetlerin sınırlanması kapsamında Hac Bakanlığı, farz olan Hac ibadetlerini gerçekleştirmek isteyenler için internet platformunu ve Eatmarna uygulamasını tahsis etti. Hacı adayları böylece lisanslı şirketlerden kendilerine uygun olanları seçebiliyor. Şuana dek sahte Hac kampanyaları ilanı paylaşarak maddi gelir elde etmeye çalışan 30 ihlalci güvenlik çabaları kapsamında tutukladı.”

Şüpheler
Prens Faysal, her yıl Hac mevsiminde Suudi Arabistan’ın Hac hizmetlerindeki rolünü sorgulayan, aynı cümleleri her seferinde tekrarlayanlar konusunda ise şunları söyledi:
“Bu seslerin her yıl duyulması şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan’ın Hac sürecindeki rolünü hafife alan kötü niyetli taraflar siyasi iç güdülerle hareket ediyor. Krallığın çabalarını gölgede bırakmak, hacılara ve umrecilere verilen hizmeti küçümsemek isteyenler aslında bu kapsamda sarf edilen çabaların derecesini çok iyi biliyorlar. Tüm sektörler verilen hizmetleri geliştirme yönünde durmak bilmeden çalışıyor. Hiçbir şey bizi bundan alıkoyamaz. Daha önce de söylediğim gibi; ev sahipliğimiz Allah’ın bu ülkenin liderlerine bahşettiği bir şereftir. O nedenle bizler bu seslere kulak asmıyoruz. Zira söz konusu yüce görevimizi yerine getirmekle ve bu kapsamda her türlü imkanı sağlamakla meşgulüz.”



Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
TT

Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)

Suudi Arabistan, bugün ateşkes anlaşmasını ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye devleti içindeki tüm sivil ve askeri kurumlara entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı ve bu anlaşmaya ulaşılmasında ABD'nin çabalarını övdü.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu anlaşmanın güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine, devlet kurumlarının inşasına ve hukukun üstünlüğünün uygulanmasına katkıda bulunarak, Suriye halkının kalkınma ve refah özlemlerini karşılayacağı umudunu dile getirdi.

Açıklamada, Suudi Arabistan'ın Suriye hükümetinin sivil barışı teşvik etme ve Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarına tam destek verdiği yinelendi.


El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Güney Yemen liderleri, aşiret şeyhleri ve yerel kanaat önderlerinin katılımıyla Güney İstişare Toplantısı başladı.

Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiriyi Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zura el-Mahrami okudu. Bildiride, toplantının ‘Güney’i kapsayan bir iradeyi temsil ettiği ve farklı kesimler ile vilayetlerden gelen liderler aracılığıyla adil, güvenli ve garantili bir çözüm arayışına yönelik olduğu’ vurgulandı. Bildiride ayrıca, ‘her türlü tırmandırıcı girişimden ve Güney’in davasına ve geleceğine hizmet etmeyen yan çatışmalar yaratma çabalarından uzak durulduğu’ ifade edildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın, konuyla ilgili liderlerle doğrudan yapılan görüşmeler ışığında, Güney halkının haklı taleplerini tamamen desteklediği ve halkın siyasi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün önünü açtığı ifade edildi. Bildiride, bu çözümün önceden belirlenmiş siyasi şartlar veya sınırlamalar dayatmadan, Güney halkının onur, güvenlik, istikrar ve geleceğini teminat altına alacağı kaydedildi. Ayrıca, Güney’in tam egemenliğe sahip bir devlet olarak yeniden kurulmasının da bu haklar kapsamında olduğu belirtildi.

El-Mahrami, Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun tarihi bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iç anlaşmazlıklar veya gereksiz çatışmalar yaratılarak heba edilemeyeceğini vurguladı. Böyle bir tutumun, öncelikle Güney’in davasına karşıt güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Bildiride ayrıca, hiçbir kişi veya Güneyli tarafın dışlanmayacağı ve bu sürecin geniş katılıma ve sorumlu temsil mekanizmalarına dayandığı açık bir şekilde dile getirildi.

El-Mahrami, Riyad’a ulaştıkları günden itibaren Güney davasına yönelik samimi bir karşılama ve açık destek gördüklerini vurguladı. El-Mahrami, “Buradaki varlığımız, halkımızın ve güçlerimizin ihtiyaçlarını doğrudan iletmemize olanak sağladı. Öncelikli konular arasında dört aydır ödenmeyen maaşlar vardı ve Suudi Arabistan’dan bu konuda olumlu ve sorumlu bir geri dönüş aldık. Bu adım, halkımızın çektiği sıkıntıları hafifletme konusundaki içten çabalarını gösteriyor. Ayrıca, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen ekonomik ve sosyal meseleler de Suudi kardeşlerimiz tarafından cömertçe desteklendi” dedi.

El-Mahrami, Suudi yetkililerden, Güney’in güvenliğini sağlayan ve cephelerde görev yapan Güney güçlerinin desteğinin sürdürüleceğine dair doğrudan ve somut teyitler aldıklarını belirtti. Bu kapsamda söz konusu güçlerin haklarının eksiksiz ödeneceği, destekleneceği ve kapasitelerinin güçlendirileceğini ifade eden el-Mahrami, bunun Güney’in istikrarını pekiştireceğini, ulusal kazanımlarını koruyacağını ve Güney cephesini zayıflatmaya veya Güneylilerin rolünü sorgulamaya yönelik girişimlerin önünü keseceğini vurguladı.

Toplantı bildirisine göre, ekonomi ve kalkınmanın desteklenmesi, Güney Yemen ile Suudi Arabistan arasında gelecekteki iş birliğinin temel direklerinden biri olacak. Bugün atılan adımların, güvenlik, istikrar ve kalkınmaya dayalı stratejik bir geleceğin somut başlangıcını temsil ettiği kaydedildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın Güney’i tüm tehditlerden korumada öncü olduğu ve her zaman güçlü bir destek ve güvence sağladığı vurgulandı. Suudi Arabistan’ın Güney’in güvenliği ve istikrarının korunmasında temel bir ortak olduğu, haklı davasını desteklediği ve bu konudaki tutumunun güvenilir ve sürekli olduğu kaydedildi. Bildiride, Güney’in bugün karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Husi milisleri ve bölgeyi hedef alan yayılmacı projeleri ile DEAŞ ve El Kaide gibi diğer terör örgütleri olduğu ifade edildi. Bildirinin devamında şu ifade yer aldı: “Bu nedenle Suudi Arabistan’ın rolünü sorgulama girişimlerini, güneydeki askeri ve güvenlik güçlerini hedef alan kampanyaları ve özellikle de güneyi ve güvenliğini koruma sisteminin bir parçası olan Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri, Kara Kuvvetleri, Şebve Savunma Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’ni hedef alan kampanyaları kategorik olarak reddediyoruz.”

Bildiride, Suudi Arabistan ile karşılıklı güvenin değerli olduğu vurgulanarak, Güneyli liderlerin halklarının davasını bu hassas dönemde devralma sorumluluğunu bildiği ve bu davayı devlet aklıyla yönetmeye devam edeceği ifade edildi. Liderler, bu sürecin spekülasyon veya ani tepkilerle yürütülmeyeceğini belirtti.

Ayrıca bildiride, Güney halkına, meşru beklentilerini bilinçli ve sorumlu bir şekilde ifade etmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede, Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun güvenli ve garantili bir yol olduğu vurgulandı. Bildiride, “Güney devletinin yeniden kurulması hedefi bu siyasi yol üzerinden önceliğimiz ve amacımızdır. Suudi Arabistan’ın himayesi ve desteği, hakların korunmasını, kazanımların sürdürülmesini ve ulusal hedeflerin mümkün olan en düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır” denildi.

Bildiride ayrıca uluslararası toplumdan, Güneylilerin diyalog yoluyla belirlediği seçenekleri desteklemesi, meşru beklentilerine saygı göstermesi ve Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülen bu ciddi süreci desteklemesi istendi. Bu sürecin, Güney ve bölgedeki barış ve istikrar için en gerçekçi çerçeveyi oluşturduğu, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar gereklilikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.


Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)

Suudi Arabistan’ın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen yıllık toplantılarına katılımı, ülkenin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önemli bir durak oluşturdu. Krallık, ekonomi, kalkınma, teknoloji ve çevresel meselelerdeki rolünü güçlendirmeyi sürdürürken, art arda gerçekleştirdiği katılımlarla küresel eğilimlerin şekillendirilmesinde etkili bir aktör olarak konumunu pekiştirdi. Bu süreçte, sınır aşan etki yaratacak girişimlere öncülük etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesi öne çıktı.

Bu platformlarda Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrar ve küresel piyasaların dengelenmesindeki rolü de belirgin biçimde yer aldı. Özellikle enerji sektöründe, üretici ve tüketici çıkarları arasında dengeyi gözeten yaklaşımıyla dikkat çeken Suudi Arabistan, karbon döngüsel ekonomi anlayışını benimseyerek temiz enerjiye ve sürdürülebilir madenciliğe yönelik küresel dönüşüme katkı sundu.

Suudi Arabistan, 48. dönem toplantılarına ‘Bölünmüş bir dünyada ortak bir gelecek inşa etmek’ vizyonuyla katılırken, üst düzey heyetinin sergilediği güçlü temsil, ülkenin uluslararası arenadaki artan ağırlığını yansıttı.

Teknolojik dönüşüm

Suudi Arabistan’ın WEF’teki etkin varlığı yıllar içinde kesintisiz biçimde devam etti. 2019 yılında, Saudi Aramco’ya bağlı Uthmaniyah Gaz İşleme Tesisi’nin Endüstriyel Fenerler küresel listesine dahil edilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adımla söz konusu tesis, petrol ve gaz sektöründe bu prestijli sınıflandırmaya giren ilk tesis olma özelliğini kazandı. Bu gelişme, Krallık’ta yaşanan sanayi dönüşümünün ulaştığı düzeyi yansıtırken, Suudi Arabistan aynı dönemde WEF ile Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nin kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Daha sonra ulusal bir platforma dönüşen bu merkez, geleceğe dönük politikaların şekillendirilmesi ve ileri teknoloji alanlarında Suudi insan kaynağının yetiştirilmesine odaklanarak, Krallık’ın yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm çağında hazırlık düzeyini güçlendirdi.

2020 yılında ise SABIC, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında plastik geri dönüşümüne yönelik TRUCIRCLE™ girişimini hayata geçirerek Krallık’ın forumdaki görünürlüğünü pekiştirdi. Aynı yıl Saudi Aramco, Hurays tesisinin de Endüstriyel Fenerler listesine alındığını duyurdu ve böylece bu küresel sınıflandırmaya giren ikinci Suudi tesisi kayda geçti.

Suudi Arabistan, 2022 yılında WEF platformlarında ‘Tarih bir dönüm noktasında’ başlığı altında küresel meydan okumalarla mücadeleye yönelik vizyonunu ortaya koydu. İklim, ekonomi, enerji ve gıda güvenliği gibi alanlarda ileri çözümler sunan Krallık, Vizyon 2030 programları sayesinde sağlanan ekonomik çeşitlenme, toplumsal güçlenme ve devletin krizlere karşı dayanıklılığını da vurguladı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınıyla mücadele ve toparlanma sürecinde elde edilen kazanımlar da öne çıkarıldı.

Bu etkin varlık, 2023 yılında Suudi Arabistan heyetinin ‘Kentsel kalkınma kaynaklarında dayanıklı bağlantıya doğru’ başlıklı oturumda sergilediği uluslararası iş birliği modeliyle daha da güçlendi. Oturumda şehirlerin geleceği ve sürdürülebilirliği ele alınırken, Suudi Arabistan’ın daha esnek ve yenilikçi kentsel modellerin geliştirilmesindeki öncü rolü ile uluslararası entegrasyonu güçlendiren teknolojik ve ekonomik çözümlere verdiği destek vurgulandı.

Gençleri güçlendirmek

Suudi Arabistan, 2024 yılı WEF’e katılımında da etkili varlığını sürdürdü. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah başkanlığındaki heyet, ‘Güvenin yeniden inşası’ ekseninde Krallık’ın vizyonunu ortaya koyarak, küresel dönüşümlerin özüne temas eden bir yaklaşım sundu. Bu çerçevede ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden insan ve teknolojiye yönelik yeni yatırım alanlarının açılmasına kadar uzanan başlıklar ele alındı.

Forumun farklı platformlarında ise El-Ula, Misk Vakfı, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), yenilikçiliği, gençlerin güçlendirilmesini ve akıllı şehirlerin şekillendirilmesini yansıtan girişimlerle yer aldı. Bu katılım, Suudi Arabistan’ı geleceğin araçlarını kararlılık ve ilhamla yeniden inşa eden bir ülke olarak öne çıkardı.

Suudi Arabistan’ın 2024’teki forum kapsamındaki varlığı, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın himayesinde Riyad’da düzenlenen WEF Özel Toplantısı’na ev sahipliği yapmasıyla daha da pekişti. Toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden binin üzerinde üst düzey lider, kalkınma sorunlarını ve daha istikrarlı bir geleceğe yönelik pratik çözümleri ele almak üzere bir araya geldi.

Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlar ve imzalanan nitelikli anlaşmalar; uzay, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık ve insani çalışmalar gibi alanlara odaklandı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın etkin bir uluslararası ortak konumunu teyit ederken, tüm ülkeler için kalkınma yollarının yeniden çizilmesine ve bölünmeleri aşmayı hedefleyen yeni bir uluslararası iş birliği modelinin benimsenmesine zemin hazırladı.

WEF’in 2025 yılı yıllık toplantısında ise Suudi Arabistan, uluslararası konumunu daha da güçlendirerek, forumla ortaklık içinde 2026 yılının ilk yarısında üst düzey ve periyodik bir küresel toplantıya ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu adım, Krallık’ın liderlik rolüne duyulan küresel güvenin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Siber güvenlik

Forum çalışmaları kapsamında, nitelikli bir dizi girişim de hayata geçirildi. Bunların başında, ekonominin siber güvenlikle ilişkisine odaklanan küresel bir platform olarak Riyad’da Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması yer aldı. Ayrıca Cübeyl Sanayi Kenti, ‘Sürdürülebilir sanayi kümelerine geçiş’ girişimine katılarak bu çerçevede Ortadoğu’da yer alan ilk şehir oldu. Geleceğin Pazarlarının Hızlandırıcısı girişimi ise Suudi Arabistan’ın yenilikçiliği destekleme ve yükselen pazarların büyümesini teşvik etme yönündeki çabalarını öne çıkardı.

Saudi House (Suudi Evi) girişimi de Krallık’ın uluslararası arenadaki artan rolünü ve somut etkisini yansıttı. Girişimciler, değişim öncüleri ve yenilikçileri bir araya getiren bir platform olarak öne çıkan girişim, dünyanın geleceğini şekillendiren temel alanlara ilişkin stratejik vizyonların paylaşılmasına imkân sundu. Ziyaretçiler, Vizyon 2030’un ortaya çıkardığı kalkınma ve yatırım fırsatlarını yakından tanıma imkânı bulurken, girişim kapsamında ele alınan başlıklar aracılığıyla zengin bir bilgi ve ilham kaynağına erişti.

WEF’in yıllık toplantısındaki bu artan varlığıyla Suudi Arabistan, uluslararası çözümlerin şekillendirilmesinde ve küresel ortaklıkların güçlendirilmesinde oynadığı merkezi rolü bir kez daha teyit etti. Krallık’ın art arda gerçekleştirdiği katılımlar, Vizyon 2030’un uluslararası iş birliği yolunu daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirme kapasitesini de açık biçimde ortaya koyuyor.

Niteliksel yatırımlar

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen WEF’in yıllık toplantısına katılımının, Krallık’ın uluslararası etkili platformlardaki varlığını güçlendirdiğini vurguladı. El-Hureyf, bu katılımın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik meseleleri tartışan etkin bir ortak olarak rolünü sürdürmesine ve uluslararası ekonomi trendlerini öngörme çabalarına katkı sağladığını belirtti; bu çabaların istikrar, büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini kaydetti.

7ı8o9
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) oturumlarından birine katılımı sırasında (SPA)

El-Hureyf, özellikle sanayi ve madencilik sektörlerindeki hızlı ekonomik dönüşümlerin, Krallık’ı nitelikli yatırımlar için cazip bir merkez ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak konumuna getirdiğini ifade etti. Bu başarının, rekabetçi bir yatırım ortamı, istikrarlı bir yasal ve düzenleyici çerçeve, gelişmiş altyapı ve farklı sektörlerde kapsamlı bir yetenek geliştirme sistemi üzerine inşa edildiğini belirtti.

El-Hureyf ayrıca, Davos’ta Suudi heyetiyle gerçekleştirdiği temaslar sırasında, küresel şirketlerin liderleri, yatırımcılar ve karar vericilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi, Krallık’ın sanayi ve madencilik alanlarında sunduğu imkân ve teşvikleri tanıtmayı ve nitelikli ortaklıklar kurarak yerli üretimi güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma hedeflerini desteklemeyi planladığını açıkladı.