İngiltere, Hamaney’in ‘nükleer anlaşma' konusundaki niyetine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
TT

İngiltere, Hamaney’in ‘nükleer anlaşma' konusundaki niyetine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)

İngiltere, Tahran'ın Washington'dan ‘gerçekçi’ olma ve ‘abartılı’ isteklerini terk etmeyi talep ettiği bir dönemde, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırmak için müzakerelere devam etme niyetini sorguladı. İngiltere'nin dış istihbarat servisi MI6'nın Başkanı Richard Moore, ABD’nin Kolorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, “İranlıların nükleer anlaşma yapmak istediğini sanmıyorum” dedi. 
İngiliz yetkilinin şüpheleri, Tahran ve Washington’ın, ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması hususunda birbirini suçlamasının ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakan Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Katarlı mevkidaşı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırmak için yürütülen müzakerelerin ele alındığı belirtildi. Açıklamaya göre Abdullahiyan, ABD'nin ‘abartılı taleplerden’ vazgeçmesi gerektiğini vurguladı ve müzakerelerdeki tıkanmayı aşmak için Amerikan tarafını ‘gerçekçi’ olmaya çağırdı. Abdullahiyan, pazartesi akşamı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi ve müzakerelerin koordinatörü Josep Borrell ile yaptığı telefon görüşmesinde de benzer ifadeler kullanmıştı.
Abdullahiyan Borrell’e, "ABD tarafı gerçekçi olmalı, baskı ve yaptırımlardan vazgeçmeli” demişti.
Diğer yandan Washington, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili tartışmalarla ilgisi olmayan talepler öne sürdüğünü ve uranyum zenginleştirme programında endişe verici ilerleme kaydettiğini belirtiyor.  
Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden canlandırılması için Viyana’da yürütülen müzakerelerde mart ayında sona yaklaşılmıştı. Ancak Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle kendisine uygulanan yaptırımların İran ile olan ilişkilerine olumsuz etkileri olmayacağına dair ABD’den yazılı garanti talep etti. Bu engelin aşılmasının ardından, İran’ın bölgesel faaliyetleri ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD’nin ‘yabancı terör listesinden’ çıkarılması talebi, müzakereleri çıkmaza soktu. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nı ‘terör listesinden’ çıkarma planlarının olmadığını duyurdu. Gözlemcilere göre ABD yönetimi bu yönde sınırlı bir adım atabilir. Ancak bu adımın dahi ABD kamuoyunda birçok kişiyi kızdırması muhtemel görülüyor.

Rusya'ya bağımlılık 
Nükleer müzakerelerin Tahran ile Washington'un pozisyonlarından taviz vermeyi reddetmesi nedeniyle kasvetli bir tabloyla karşı karşıya olduğu bir zamanda, ABD ve Batılı müttefikleri, bir Rus-İran yakınlaşmasından endişe ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında İran'ın Rusya'ya bir tür ‘bağımlı’ olma riski olduğunu belirtti. İran için en güvenli çözümün Viyana Anlaşması'na dönmek olduğunu vurgulayan Price, Tahran'ı ‘tüm ülkelerle yeni ekonomik ilişkiler’ kurmaya davet etti. ABD Sözcüsü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İran şimdi kaderini, başlangıçta tarafsız görünen ancak daha sonra Başkan Putin’i Ukrayna savaşında destekleyen az sayıdaki ülke ile birleştirdi. Böylesi bir yaklaşım, İran İslam Cumhuriyeti’ni göreceli olarak Rusya’ya bağımlı hale getirebilir.” 
ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in CNN ile yaptığı röportajda, “Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın canlandırılması ihtimali gün geçtikçe azalıyor” sözlerine atıfla şunları söyledi:
"İran anlaşmaya dönmek istiyorsa, bunu yapmanın çok kolay bir yolu var: ABD’nin değil, Avrupa Birliği'nin belirlediği şartları kabul etmelidir. Bu adil bir öneridir. Biz bu temelde anlaşmaya hazırız ve İran'ın da aynı şeyi söylemesini bekliyoruz. Ancak bu sonsuza kadar sürecek bir seçenek değil.”  
Robert Malley, CNN’e verdiği demeçte şu ifadeler kullanmıştı:
"İran, kendisi de uluslararası olarak izole edilmiş olan Rusya'ya göreli bir bağımlılık pozisyonunu tercih edebilir ancak bu durumda ekonomik olarak gelişmeye uygun olmayan dar bir tercihte bulunmuş olacaktır. Ya da anlaşmaya geri dönmeyi tercih eder. Böylelikle komşu ülkelerle, Avrupa ve dünyanın diğer ülkeleriyle normal ekonomik ilişkiler kurabilir.”  

Putin'in ziyareti 
İran Ulusal Güvenlik Konseyi'ne yakın platformlardan Nournews, Robert Malley’in açıklamalarını, ‘yaptırımlarına maruz kalan herhangi bir ülkeyi tecrit edilmiş ve uluslararası arenada tanınmayacağını düşünen Beyaz Saray liderliğinin yanılgısına’ bağladı. Nournews’te yayınlanan analizde “Robert Malley’in İran için iki varsayımsal yol belirlemesi, Washington'ın ülkemizin olağanüstü siyasi ve ekonomik hareketliliğinden duyduğu hayal kırıklığını gösteriyor” denildi.
Analizde ayrıca ABD Başkanı Joe Biden'ın Ortadoğu turu düzenleyerek, Rusya, Çin ve İran’a karşı bir cephe oluşturmaya çalıştığı vurgulandı.  
Analizleri genellikle Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin görüşlerini yansıtan platformun değerlendirmesinin devamı şöyle oldu:
"Washington'ın davranışını değiştirme ve küresel ilişkilerdeki değişiklikleri kabul etme iradesi yoksa mevcut kısır döngüde asılı kalacak ve gün geçtikçe uluslararası sistemi etkileme araçlarının kayboluşuna tanık olacaktır."  
Devrim Muhafızları'nın yayın organı Ciwan gazetesi, Biden’ın gezisine atıfta bulunduğu haberinde şu ifadelere yer verdi:
"Ortadoğu’da Tahran’ı odağına alan yeni denklemler kurulmaya çalışılıyor. Mürşid Hamaney, Amerika'yı Fırat'ın doğusundan çıkarmak için devrimci bir yaklaşım izliyor, Suriye yeni gelişmelere gebe.” 
Diğer yandan ABD Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Başkanı William Burns, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tahran ziyaretinin önemini küçümseyerek, iki ülke arasında güven eksikliği ve enerji ihracatındaki tarihi rekabet nedeniyle sınırlı bir ittifak kurulabileceğini öngördü. Burns’un açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tahran'daki beşinci görüşmesinin ardından geldi. Hamaney, Rus konuğuna, ‘iki ülke arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendirme’ çağrısı yaptı ve bağımsız olduğu için Rusya’yı hedef alan Batıyı eleştirdi. Tahran, BM toplantısında Moskova'yı Ukrayna'yı işgalinden dolayı kınayan karar tasarısında çekimser kalsa da Hamaney, NATO'yu Moskova'ya savaş açmak istemekle suçladı.  
Viyana Anlaşması'nın imzalanmasına katkıda bulunan eski diplomat Burns, Rusya ile İran arasındaki mevcut yakınlaşmanın temel nedeninin, her ikisinin de yaptırımlara tabi olması ve ‘siyasi tecrit halini’ kırmaya çalışması olarak değerlendirdi. CIA Şefi Burns, ABD'nin Kolorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "Her ne kadar (Rusya ve İran) birbirlerine ihtiyaç duyuyor olsa da enerji alanında rekabet ettikleri ve tarih boyunca rakip oldukları için birbirlerine gerçekte güvenmiyorlar" dedi.  
Rusya'nın İran'dan insansız hava araçları satın almaya istekli olduğuna dair gizliliği kaldırılmış bir istihbarat değerlendirmesine de değinen Burns, “Moskova, Rus savunma sanayisinin eksiklikleri için Tahran'dan askeri destek almaya çalışıyor” ifadesini kullandı. Beyaz Saray geçen hafta istihbarat raporlarına dayanarak, Rus yetkililerin İran’ın merkezindeki bir hava üssünü son haftalarda en az iki kez ziyaret ederek, Ukrayna savaşında kullanılmak üzere Tahran’ın ‘Silahlı İnsansız Hava Aracı’ (SİHA) sistemlerini incelediğini bildirmişti. CIA şefi ayrıca İran’ın nükleer silah üretmek için girişimde bulunduğuna inanmadıklarını ancak Tahran’ın nükleer çalışmalarının, istemeleri halinde bir nükleer silah yapmaları için gereken süreyi çok kısalttığını belirtti. 

‘Nükleer silah üretebiliriz’ iması  
İran Dini Lideri Ali Hamaney’ın dış politika danışmanı Kemal Harazi, Tahran’ın teknik açıdan nükleer bomba yapabilecek kapasitede olduğunu ancak bu konuda bir siyasi karar alınmadığını açıklamıştı. Eski diplomat ve teorisyen Muhammed Cevad Laricani, İran'ın bir yıldan fazla bir süredir yüzde 60 seviyesinde uranyum zenginleştirmeyi başardığını söyledi. Nükleer bir silah üretebilmek için uranyumun yüzde 90 seviyesinde zenginleştirilmesi gerekiyor.  
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye yakın olan ‘İntihab’ sitesinde yayınlanan bir analizde şu ifadeler kullanıldı:
“İran’ın nükleer silah üretebileceği yönündeki açıklamalar, nükleer silah üreteceğimizi değil, araçlarımızın olmasına rağmen üretmemeyi tercih ettiğimizi gösteriyor. Bu yöndeki açıklamalar ABD’nin haksız yaklaşımlarına bir tepki olarak gerçekleşmiştir.” 
Ruveydad-24 haber sitesi ise İranlı yetkilinin, ‘teknik olarak nükleer silah üretebiliriz’ açıklamasını, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’de İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecekleri yönündeki açıklamalarına tepki olarak geldiği yönünde değerlendirdi.  



ABD’deki bir iç yazışma, ICE polislerine arama izni olmadan evlere girme yetkisi veriyor

ICE polisleri Minneapolis'te bir kişiyi tutuklarken (AFP)
ICE polisleri Minneapolis'te bir kişiyi tutuklarken (AFP)
TT

ABD’deki bir iç yazışma, ICE polislerine arama izni olmadan evlere girme yetkisi veriyor

ICE polisleri Minneapolis'te bir kişiyi tutuklarken (AFP)
ICE polisleri Minneapolis'te bir kişiyi tutuklarken (AFP)

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) tarafından yayınlanan bir iç yazışmada, ICE polisine, hakim tarafından çıkarılan bir arama emri olmadan insanların evlerine zorla girme konusunda geniş yetkiler verildiği ortaya çıktı.

Associated Press'in (AP) aktardığına göre bu gelişme, hükümetin arama yapmasına ilişkin anayasal kısıtlamalara saygı göstermeyi amaçlayan uzun süredir yürürlükte olan yönergelerden keskin bir sapma olduğu anlamına geliyor.

Memorandum, göçmenlik memurlarının, nihai sınır dışı etme kararı olan bir kişiyi tutuklamak için yalnızca daha dar kapsamlı bir idari arama emriyle konutlara zorla girmesine izin veriyor.

Göçmen hakları savunucuları, bu adımın ABD Anayasası'nın Dördüncü Maddesi'nin sağladığı garantileri ihlal ettiğini ve göçmen topluluklarına yıllardır sağlanan rehberliği baltaladığını söylüyor.

cvfgth
Minneapolis'te genç göstericilerin tutuklanması sırasında ICE polisiyle tartışan bir kişi gözaltına alındı (AFP)

Bu değişiklik, Başkan Donald Trump yönetiminin ülke çapında göçmenlere yönelik tutuklamaların önemli ölçüde artırdığı ve toplu olarak sınır dışı etme kampanyası kapsamında binlerce memuru görevlendirdiği bir dönemde gerçekleşti.

Halihazırda Minneapolis gibi şehirlerdeki uygulama yöntemlerini yeniden şekillendiren kitlesel sınır dışı etme kampanyası kapsamında binlerce memur görevlendirilmiş durumda.

Göçmen hakları savunucuları, hukuki yardım kuruluşları ve yerel yönetimler, insanları ICE memurlarına kapılarını açmamaları için yıllardır uyarıyor.

Bu tavsiye, genel olarak kolluk kuvvetlerinin yargı onayı olmadan evlere girmesini yasaklayan Yüksek Mahkeme kararlarına dayanıyordu. Ancak söz konusu iç yazışma, yönetimin göçmenlikle ilgili aldığı sıkı önlemler çerçevesinde tutuklamaların arttığı bir dönemde bu tavsiyeyi doğrudan geçersiz kılıyor.

Bir ihbarcı tarafından yapılan şikayete göre yazışma kurum içinde geniş çapta paylaşılmazken, göreve yeni başlayan personelin eğitiminde kullanıldı.


Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
TT

Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)

Yeni ortaya çıkan bazı raporlar, ABD'nin Davos'ta varılan bir anlaşma taslağı kapsamında Grönland'ın bazı bölgelerini ‘egemen üs bölgeleri’ olarak sınıflandırarak kontrol edebileceğini gösterdi.

The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki modeli yansıtan bu anlaşma çerçevesinde ABD’nin Kuzey Kutbu adasındaki üsleri ABD topraklarının bir parçası olarak kabul edilecek. Bu sınıflandırma, ABD'nin askeri, istihbarat ve eğitim operasyonları yürütmesine olanak tanıyacak ve nadir minerallerin çıkarılması da dahil olmak üzere yerel kalkınmanın belirli yönlerini kolaylaştıracak. Anlaşma, dün akşam ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında imzalandı. Anlaşmanın, ABD'nin bu yarı özerk bölgeyi ilhak etmek için zemin hazırladığı yönündeki Danimarka'nın endişelerini hafifletmesi bekleniyor.

Bu açıklama, Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı iki saatlik uzun konuşma sırasında Danimarka'dan Grönland'ı derhal satın almayı talep etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Konuyla ilgili The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, önerilen anlaşmanın Grönland'ın ABD'ye satılmasına kadar gitmediğini söyledi.

Trump, son dönemde verdiği röportajlarda, anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaktan kaçındı ve sadece mülkiyet meselesinin ‘biraz karmaşık’ olduğunu kabul etti.

ABD Başkanı ayrıca Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyi reddeden Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerine yüzde 10'luk cezai gümrük vergisi uygulama tehdidinden de vazgeçti.

Trump, Rutte ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği görüşmesi sırasında ‘Grönland ve tüm Arktik bölgesi için geleceğe dair bir çerçeveye’ ulaştıklarını söyledi. İngiltere ile Kıbrıs adasında arasındaki mevcut düzenlemelere benzeyen bu plan, Trump'ın ABD'nin savunması için stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğü adayı ele geçirme taleplerine yaratıcı bir çözüm olarak görülüyor.

İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki anlaşmanın şartları, Londra'ya stratejik amaçlarla iki askeri üs üzerinde egemenlik hakkı verirken, bu üslerde ikamet eden Kıbrıslılara adanın geri kalanında sahip oldukları haklara benzer haklar tanıyor.

xsdfr
Grönland'ın başkenti Nuuk’ta teneffüs sırasında karla kaplı okul bahçesinde oynayan çocuklar (AFP)

Şu an Grönland'da askeri üsler kurma ve işletme iznine sahip olan ABD’nin hava, kara ve deniz alanları dahil olmak üzere belirlenen savunma alanlarında sınırsız operasyon özgürlüğü bulunuyor.

Teorik olarak, önerilen yeni çerçeve, ABD’nin Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etmesine ve daha sonra Trump'ın işletmek istediği maden zengini bölgelere yayılmasına olanak tanıyacak.

Bu aynı zamanda ABD’nin planlama izinleri gibi yerel izinleri almasına gerek kalmayacağı anlamına da geliyor.

Öneri, ABD’nin bölgede hayata geçirmek istediği Golden Dome (Altın Kubbe/füze savunma sistemi) projesiyle ilgili varlıkları konuşlandırmasını da kolaylaştıracak.

The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, NATO müzakerecilerinin Trump'ın gözüne girmek için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ve Trump ile görüşmedeki sert tavrını eleştirdiklerini söyledi.

Trump'ın Grönland'ı kontrol altına alma tehditlerinin en önde gelen muhaliflerinden biri olan Macron, ABD şirketlerinin Avrupa iç pazarına girmesini engelleyen Avrupa Birliği'nin (AB) diplomatik çevrelerde ‘Büyük Bazuka’ olarak adlandırılan ve siyasi şantaj ve ekonomik zorbalıkları caydırmayı amaçlayan bu mekanizmayı devreye sokmasını talep etti.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, insanların hemen kabul ettiği bir anlaşma ve özellikle ulusal güvenlik ve gerçek uluslararası güvenlik açısından istediğimiz her şeyi sağladığı için ABD için gerçekten harika” ifadelerini kullandı.

Rutte ise, ABD Başkanıyla yaptığı görüşmede Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği gibi önemli bir konuyu görüşmediğini söyledi.

Rutte, Fox News'e verdiği röportajda şunları ekledi:

“Çin ve Rusya'nın artan faaliyetleri göz önüne alındığında, hızlı değişiklikler geçiren bu geniş kutup bölgesinin korunmasını sağlamak için yapmamız gerekenlere çok odaklanmış durumda.”

Buna karşın şimdiye kadar görüşmelere katılmayan Danimarka, anlaşmayı onaylamadı. Ancak Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen dün yaptığı açıklamada, Trump'ın gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

NATO ülkelerinin askeri yetkilileri, Avrupa ile Washington arasındaki anlaşmazlığın yol açtığı tırmanan siyasi gerilimi yatıştırmak amacıyla bu hafta Davos'a geldi. Bu bağlamda, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich dün meslektaşlarına Grönland ve daha geniş Arktik bölgesini çevreleyen tehditlerin değerlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

Orgeneral Grynkewich, Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda, diğer ülkelerin askeri yetkililerine, dünyanın en kuzeyinde Rusya ve Çin'in oluşturduğu tehdidin niteliğinde temel bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ancak Orgeneral Grynkewich, balistik füze izleme ve tespit sistemlerindeki eksikliklere dikkat çekerek, bunların ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki müzakereler, Rusya veya Çin'in Grönland'da ekonomik veya askeri olarak bir dayanak noktası oluşturmasını önlemek amacıyla devam edecek.

AB liderleri konuyla ilgili olarak bugün, ABD Başkanı Trump’ın Arktik adasına yönelik tehditlerine karşı ortak bir yanıt bulmak amacıyla acil bir zirve düzenledi.


DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
TT

DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur, bugün yaptığı bir açıklamada hem ABD'ye hem de İsrail'e ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyardı. Tümgeneral Pakpur, DMO’nun kendisine verilecek talimatları yerine getirmeye tamamen hazır olduğunu vurguladı.

DMO Komutanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirlerini yerine getirmeye her zamankinden daha hazırız. Düşman, daha acı bir kaderle karşılaşmamak için geçmişten ders almalı.”

Öte yandan İran Şura Meclisi, uluslararası baskıların artmasıyla yetkililerin protestoculara yönelik tutuklama kampanyasını genişlettiği bir dönemde, Dini Lider Ali Hamaney'e saldırı olması halinde ‘cihat’ fetvası çıkaracağı tehdidinde bulunmuştu.

Resmi basın, Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Dini Lider Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının ‘savaş ilanı’ olarak kabul edileceğini ve böyle bir durumun ‘dini adamları tarafından cihat fetvası çıkarılmasına ve dünyanın dört bir yanındaki (İslami) askerlerin tepki göstermesine’ yol açacağı açıklamasında bulunduğunu aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'i, ülkesinin tamamen çökmesi ve son protestolarda ‘kendi vatandaşlarını öldürülmesinden’ sorumlu olmakla suçlamıştı.

Trump ayrıca, “İran'da yeni bir liderlik arayışına girme zamanı geldi” ifadelerini de kullandı.