İngiltere, Hamaney’in ‘nükleer anlaşma' konusundaki niyetine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
TT

İngiltere, Hamaney’in ‘nükleer anlaşma' konusundaki niyetine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)

İngiltere, Tahran'ın Washington'dan ‘gerçekçi’ olma ve ‘abartılı’ isteklerini terk etmeyi talep ettiği bir dönemde, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırmak için müzakerelere devam etme niyetini sorguladı. İngiltere'nin dış istihbarat servisi MI6'nın Başkanı Richard Moore, ABD’nin Kolorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, “İranlıların nükleer anlaşma yapmak istediğini sanmıyorum” dedi. 
İngiliz yetkilinin şüpheleri, Tahran ve Washington’ın, ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması hususunda birbirini suçlamasının ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakan Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Katarlı mevkidaşı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırmak için yürütülen müzakerelerin ele alındığı belirtildi. Açıklamaya göre Abdullahiyan, ABD'nin ‘abartılı taleplerden’ vazgeçmesi gerektiğini vurguladı ve müzakerelerdeki tıkanmayı aşmak için Amerikan tarafını ‘gerçekçi’ olmaya çağırdı. Abdullahiyan, pazartesi akşamı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi ve müzakerelerin koordinatörü Josep Borrell ile yaptığı telefon görüşmesinde de benzer ifadeler kullanmıştı.
Abdullahiyan Borrell’e, "ABD tarafı gerçekçi olmalı, baskı ve yaptırımlardan vazgeçmeli” demişti.
Diğer yandan Washington, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili tartışmalarla ilgisi olmayan talepler öne sürdüğünü ve uranyum zenginleştirme programında endişe verici ilerleme kaydettiğini belirtiyor.  
Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden canlandırılması için Viyana’da yürütülen müzakerelerde mart ayında sona yaklaşılmıştı. Ancak Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle kendisine uygulanan yaptırımların İran ile olan ilişkilerine olumsuz etkileri olmayacağına dair ABD’den yazılı garanti talep etti. Bu engelin aşılmasının ardından, İran’ın bölgesel faaliyetleri ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD’nin ‘yabancı terör listesinden’ çıkarılması talebi, müzakereleri çıkmaza soktu. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nı ‘terör listesinden’ çıkarma planlarının olmadığını duyurdu. Gözlemcilere göre ABD yönetimi bu yönde sınırlı bir adım atabilir. Ancak bu adımın dahi ABD kamuoyunda birçok kişiyi kızdırması muhtemel görülüyor.

Rusya'ya bağımlılık 
Nükleer müzakerelerin Tahran ile Washington'un pozisyonlarından taviz vermeyi reddetmesi nedeniyle kasvetli bir tabloyla karşı karşıya olduğu bir zamanda, ABD ve Batılı müttefikleri, bir Rus-İran yakınlaşmasından endişe ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında İran'ın Rusya'ya bir tür ‘bağımlı’ olma riski olduğunu belirtti. İran için en güvenli çözümün Viyana Anlaşması'na dönmek olduğunu vurgulayan Price, Tahran'ı ‘tüm ülkelerle yeni ekonomik ilişkiler’ kurmaya davet etti. ABD Sözcüsü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İran şimdi kaderini, başlangıçta tarafsız görünen ancak daha sonra Başkan Putin’i Ukrayna savaşında destekleyen az sayıdaki ülke ile birleştirdi. Böylesi bir yaklaşım, İran İslam Cumhuriyeti’ni göreceli olarak Rusya’ya bağımlı hale getirebilir.” 
ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in CNN ile yaptığı röportajda, “Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın canlandırılması ihtimali gün geçtikçe azalıyor” sözlerine atıfla şunları söyledi:
"İran anlaşmaya dönmek istiyorsa, bunu yapmanın çok kolay bir yolu var: ABD’nin değil, Avrupa Birliği'nin belirlediği şartları kabul etmelidir. Bu adil bir öneridir. Biz bu temelde anlaşmaya hazırız ve İran'ın da aynı şeyi söylemesini bekliyoruz. Ancak bu sonsuza kadar sürecek bir seçenek değil.”  
Robert Malley, CNN’e verdiği demeçte şu ifadeler kullanmıştı:
"İran, kendisi de uluslararası olarak izole edilmiş olan Rusya'ya göreli bir bağımlılık pozisyonunu tercih edebilir ancak bu durumda ekonomik olarak gelişmeye uygun olmayan dar bir tercihte bulunmuş olacaktır. Ya da anlaşmaya geri dönmeyi tercih eder. Böylelikle komşu ülkelerle, Avrupa ve dünyanın diğer ülkeleriyle normal ekonomik ilişkiler kurabilir.”  

Putin'in ziyareti 
İran Ulusal Güvenlik Konseyi'ne yakın platformlardan Nournews, Robert Malley’in açıklamalarını, ‘yaptırımlarına maruz kalan herhangi bir ülkeyi tecrit edilmiş ve uluslararası arenada tanınmayacağını düşünen Beyaz Saray liderliğinin yanılgısına’ bağladı. Nournews’te yayınlanan analizde “Robert Malley’in İran için iki varsayımsal yol belirlemesi, Washington'ın ülkemizin olağanüstü siyasi ve ekonomik hareketliliğinden duyduğu hayal kırıklığını gösteriyor” denildi.
Analizde ayrıca ABD Başkanı Joe Biden'ın Ortadoğu turu düzenleyerek, Rusya, Çin ve İran’a karşı bir cephe oluşturmaya çalıştığı vurgulandı.  
Analizleri genellikle Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin görüşlerini yansıtan platformun değerlendirmesinin devamı şöyle oldu:
"Washington'ın davranışını değiştirme ve küresel ilişkilerdeki değişiklikleri kabul etme iradesi yoksa mevcut kısır döngüde asılı kalacak ve gün geçtikçe uluslararası sistemi etkileme araçlarının kayboluşuna tanık olacaktır."  
Devrim Muhafızları'nın yayın organı Ciwan gazetesi, Biden’ın gezisine atıfta bulunduğu haberinde şu ifadelere yer verdi:
"Ortadoğu’da Tahran’ı odağına alan yeni denklemler kurulmaya çalışılıyor. Mürşid Hamaney, Amerika'yı Fırat'ın doğusundan çıkarmak için devrimci bir yaklaşım izliyor, Suriye yeni gelişmelere gebe.” 
Diğer yandan ABD Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Başkanı William Burns, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tahran ziyaretinin önemini küçümseyerek, iki ülke arasında güven eksikliği ve enerji ihracatındaki tarihi rekabet nedeniyle sınırlı bir ittifak kurulabileceğini öngördü. Burns’un açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tahran'daki beşinci görüşmesinin ardından geldi. Hamaney, Rus konuğuna, ‘iki ülke arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendirme’ çağrısı yaptı ve bağımsız olduğu için Rusya’yı hedef alan Batıyı eleştirdi. Tahran, BM toplantısında Moskova'yı Ukrayna'yı işgalinden dolayı kınayan karar tasarısında çekimser kalsa da Hamaney, NATO'yu Moskova'ya savaş açmak istemekle suçladı.  
Viyana Anlaşması'nın imzalanmasına katkıda bulunan eski diplomat Burns, Rusya ile İran arasındaki mevcut yakınlaşmanın temel nedeninin, her ikisinin de yaptırımlara tabi olması ve ‘siyasi tecrit halini’ kırmaya çalışması olarak değerlendirdi. CIA Şefi Burns, ABD'nin Kolorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "Her ne kadar (Rusya ve İran) birbirlerine ihtiyaç duyuyor olsa da enerji alanında rekabet ettikleri ve tarih boyunca rakip oldukları için birbirlerine gerçekte güvenmiyorlar" dedi.  
Rusya'nın İran'dan insansız hava araçları satın almaya istekli olduğuna dair gizliliği kaldırılmış bir istihbarat değerlendirmesine de değinen Burns, “Moskova, Rus savunma sanayisinin eksiklikleri için Tahran'dan askeri destek almaya çalışıyor” ifadesini kullandı. Beyaz Saray geçen hafta istihbarat raporlarına dayanarak, Rus yetkililerin İran’ın merkezindeki bir hava üssünü son haftalarda en az iki kez ziyaret ederek, Ukrayna savaşında kullanılmak üzere Tahran’ın ‘Silahlı İnsansız Hava Aracı’ (SİHA) sistemlerini incelediğini bildirmişti. CIA şefi ayrıca İran’ın nükleer silah üretmek için girişimde bulunduğuna inanmadıklarını ancak Tahran’ın nükleer çalışmalarının, istemeleri halinde bir nükleer silah yapmaları için gereken süreyi çok kısalttığını belirtti. 

‘Nükleer silah üretebiliriz’ iması  
İran Dini Lideri Ali Hamaney’ın dış politika danışmanı Kemal Harazi, Tahran’ın teknik açıdan nükleer bomba yapabilecek kapasitede olduğunu ancak bu konuda bir siyasi karar alınmadığını açıklamıştı. Eski diplomat ve teorisyen Muhammed Cevad Laricani, İran'ın bir yıldan fazla bir süredir yüzde 60 seviyesinde uranyum zenginleştirmeyi başardığını söyledi. Nükleer bir silah üretebilmek için uranyumun yüzde 90 seviyesinde zenginleştirilmesi gerekiyor.  
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye yakın olan ‘İntihab’ sitesinde yayınlanan bir analizde şu ifadeler kullanıldı:
“İran’ın nükleer silah üretebileceği yönündeki açıklamalar, nükleer silah üreteceğimizi değil, araçlarımızın olmasına rağmen üretmemeyi tercih ettiğimizi gösteriyor. Bu yöndeki açıklamalar ABD’nin haksız yaklaşımlarına bir tepki olarak gerçekleşmiştir.” 
Ruveydad-24 haber sitesi ise İranlı yetkilinin, ‘teknik olarak nükleer silah üretebiliriz’ açıklamasını, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’de İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecekleri yönündeki açıklamalarına tepki olarak geldiği yönünde değerlendirdi.  



Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
TT

Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)

UNICEF'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika şubesi dün yaptığı açıklamada, Sudan'ın dünyadaki en büyük iç göç dalgasına sahne olduğunu ve 18 eyalette yaklaşık 9,5 milyon insanın yerinden edildiğini belirtti.

Örgüt açıklamasında, yaklaşık üç yıl önce başlayan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmanın yol açtığı savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık nedeniyle çocukların insani bir felaketten muzdarip olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler'e göre Nisan 2023'te başlayan çatışma, ülke içinde ve dışında 12,5 milyondan fazla insanı yerinden etti; bunların 4 milyonu komşu ülkelere sınır geçmek zorunda kaldı. UNICEF, Sudan'daki duruma çözüm bulmak için daha fazla medya desteğine ve fonlamaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB'nin dış politika şefi Kaja Kallas dün, AB'nin HDK ve ordunun unsurlarını hedef alan yeni yaptırımları onayladığını duyurdu. Kallas, "Bu önlemler tek başına savaşı sona erdirmeyecek, ancak sorumlular için maliyeti artıracaktır" ifadelerini kullandı.


Trump, İran'a yönelik olarak savaş gemilerini kullanmak zorunda kalmayacağını umuyor

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
TT

Trump, İran'a yönelik olarak savaş gemilerini kullanmak zorunda kalmayacağını umuyor

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'a karşı askeri harekatın önlenebileceği umudunu dile getirirken, Tahran ile olası bir nükleer anlaşma konusunda daha fazla görüşme yapma olasılığını dışlamadığını belirtti.

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin galasında gazetecilere yaptığı açıklamada, "İlk dönemimde orduyu güçlendirdim ve şimdi İran denen yere doğru giden bir grup savaş gemimiz var ve umarım onları kullanmak zorunda kalmayız" dedi.

Tahran ile görüşme olasılığına ilişkin olarak ise "Bunu daha önce de yaptım ve yapmayı planlıyorum. Evet, şu anda İran'a doğru seyreden çok sayıda çok büyük ve çok güçlü gemimiz var ve bunları kullanmak zorunda kalmasak harika olurdu" ifadelerini kullandı.


İranlı reformist lider Mir-Hüseyin Musevi siyasi değişim istedi

Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.
Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.
TT

İranlı reformist lider Mir-Hüseyin Musevi siyasi değişim istedi

Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.
Reformcu medya kuruluşları tarafından yayınlanan yeni bir fotoğrafta Mir-Hüseyin Musevi ve eşi Zehra Rahneverd görülüyor.

2011'den beri ev hapsinde bulunan İranlı reformcu lider Mir Hüseyin Musevi, İslam Cumhuriyeti'ndeki mevcut yetkililere iktidardan çekilmeleri çağrısında bulunarak, son protestoların yaygın bir şekilde bastırılmasını "büyük bir suç" ve İran tarihinin "kara bir sayfası" olarak nitelendirdi. Musevi, kapsamlı bir anayasa referandumu yoluyla ve herhangi bir yabancı müdahale olmaksızın siyasi değişim talep etti.

Musevi, resmi internet sitesinde yayınladığı sert açıklamada, “İran milletinin uzun tarihine karanlık bir sayfa daha eklendi” diyerek, “yaşananların boyutları her geçen gün daha da korkunç hale geliyor” ve yaşananları “halkımıza karşı bir ihanet ve büyük bir suç” olarak nitelendirdi. “Evler yas içinde, sokaklar yas içinde, şehirler ve köyler yas içinde” diyen Musevi, yaşananların “on yıllarca, hatta yüzyıllarca hatırlanacak bir felaket” olduğunu ifade etti.

Musevi, İranlı yetkililere hitaben, “İnsanlar bu rejimi istemediklerini ve yalanlarınıza inanmadıklarını hangi dilde söyleyecekler? Yeter artık. Oyun bitti” dedi. Rejimi politikalarıyla “yabancı müdahaleye zemin hazırlamakla” suçlayan Musevi, sözlerine şöyle devam etti: “Siz halka sadık olanları ezerken ve insan haklarını savunmak için en ufak bir doğru sözü bile engellerken, yabancı müdahaleye kırmızı halı seriyordunuz.”

Mousevi, yetkililerin "ülkenin krizlerinin hiçbirine çözüm bulamadığını" vurgulayarak, "halkın talepleri karşılanana kadar tekrar protesto etmekten başka seçeneği olmadığını" belirtti. "8 ve 9 Ocak trajedisini tekrarlayamazsınız," diyen Musevi, "ordu ve güvenlik güçlerinin er ya da geç, belki de daha da erken, baskı yükünü taşımaya devam etmeyi reddedeceğini" öngördü.

Musevi, silahlı ve güvenlik güçlerine “silahlarını bırakmaları” ve “iktidardan çekilmeleri” çağrısında bulunarak şunları söyledi: “Silahlarınızı bırakın ve iktidardan çekilin ki, milletin kendisi bu ülkeyi özgürlüğe ve refaha doğru yönlendirebilsin.”

Krizden çıkış yolu konusunda Musevi, üç ilkeye dayalı olarak tüm siyasi yönelimleri kapsayan geniş bir ulusal cephe oluşturarak anayasa konusunda referandum yapılmasını önerdi: yabancı güçlerin müdahale etmemesi, iç baskının reddedilmesi ve barışçıl demokratik geçiş. Kalıcı barış ve güvenliğin sağlanmasının ve ülkenin iktidardaki baskının kötülüklerinden kurtarılmasının ancak halkın iradesiyle ve herhangi bir yabancı müdahale olmaksızın mümkün olabileceğini vurguladı.

Musevi, açıklamasını "özgür ve müreffeh bir İran" için dua ederek sonlandırdı ve "özellikle yükselen yeni nesli için İran'ın şan ve esenliği" umudunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Musevi, Humeyni'nin ölümünden sonra Yüksek Lider olan Ali Hamaney'in başkanlığı döneminde 1981'den 1989'a kadar başbakanlık yaptı.

Musevi, aday olduğu 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yaşanan protesto hareketinde önemli bir rol oynadı. Daha sonra eşi Zehra Rahneverd ile birlikte ev hapsine alındı; bu karar, yaygın insan hakları eleştirilerine konu olmaya devam ediyor.

İnsan hakları örgütleri, bu protestolar sırasında binlerce kişinin öldürüldüğünü doğruladı, ancak toplam sayının on binlerce kişiye ulaşmış olabileceği ihtimalini de göz ardı etmiyorlar.