İngiltere, Hamaney’in ‘nükleer anlaşma' konusundaki niyetine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
TT

İngiltere, Hamaney’in ‘nükleer anlaşma' konusundaki niyetine şüpheyle yaklaşıyor

ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)
ABD Başkanı Joe Biden, CIA'in 75’inci yıl dönümünü dolayısıyla 8 Temmuz'da düzenlenen törende konuşan CIA Direktörü Burns'u dinlerken. (AFP)

İngiltere, Tahran'ın Washington'dan ‘gerçekçi’ olma ve ‘abartılı’ isteklerini terk etmeyi talep ettiği bir dönemde, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırmak için müzakerelere devam etme niyetini sorguladı. İngiltere'nin dış istihbarat servisi MI6'nın Başkanı Richard Moore, ABD’nin Kolorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, “İranlıların nükleer anlaşma yapmak istediğini sanmıyorum” dedi. 
İngiliz yetkilinin şüpheleri, Tahran ve Washington’ın, ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılması hususunda birbirini suçlamasının ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakan Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın Katarlı mevkidaşı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘nükleer anlaşmayı’ canlandırmak için yürütülen müzakerelerin ele alındığı belirtildi. Açıklamaya göre Abdullahiyan, ABD'nin ‘abartılı taleplerden’ vazgeçmesi gerektiğini vurguladı ve müzakerelerdeki tıkanmayı aşmak için Amerikan tarafını ‘gerçekçi’ olmaya çağırdı. Abdullahiyan, pazartesi akşamı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi ve müzakerelerin koordinatörü Josep Borrell ile yaptığı telefon görüşmesinde de benzer ifadeler kullanmıştı.
Abdullahiyan Borrell’e, "ABD tarafı gerçekçi olmalı, baskı ve yaptırımlardan vazgeçmeli” demişti.
Diğer yandan Washington, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili tartışmalarla ilgisi olmayan talepler öne sürdüğünü ve uranyum zenginleştirme programında endişe verici ilerleme kaydettiğini belirtiyor.  
Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) yeniden canlandırılması için Viyana’da yürütülen müzakerelerde mart ayında sona yaklaşılmıştı. Ancak Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle kendisine uygulanan yaptırımların İran ile olan ilişkilerine olumsuz etkileri olmayacağına dair ABD’den yazılı garanti talep etti. Bu engelin aşılmasının ardından, İran’ın bölgesel faaliyetleri ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD’nin ‘yabancı terör listesinden’ çıkarılması talebi, müzakereleri çıkmaza soktu. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nı ‘terör listesinden’ çıkarma planlarının olmadığını duyurdu. Gözlemcilere göre ABD yönetimi bu yönde sınırlı bir adım atabilir. Ancak bu adımın dahi ABD kamuoyunda birçok kişiyi kızdırması muhtemel görülüyor.

Rusya'ya bağımlılık 
Nükleer müzakerelerin Tahran ile Washington'un pozisyonlarından taviz vermeyi reddetmesi nedeniyle kasvetli bir tabloyla karşı karşıya olduğu bir zamanda, ABD ve Batılı müttefikleri, bir Rus-İran yakınlaşmasından endişe ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında İran'ın Rusya'ya bir tür ‘bağımlı’ olma riski olduğunu belirtti. İran için en güvenli çözümün Viyana Anlaşması'na dönmek olduğunu vurgulayan Price, Tahran'ı ‘tüm ülkelerle yeni ekonomik ilişkiler’ kurmaya davet etti. ABD Sözcüsü açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İran şimdi kaderini, başlangıçta tarafsız görünen ancak daha sonra Başkan Putin’i Ukrayna savaşında destekleyen az sayıdaki ülke ile birleştirdi. Böylesi bir yaklaşım, İran İslam Cumhuriyeti’ni göreceli olarak Rusya’ya bağımlı hale getirebilir.” 
ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley’in CNN ile yaptığı röportajda, “Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın canlandırılması ihtimali gün geçtikçe azalıyor” sözlerine atıfla şunları söyledi:
"İran anlaşmaya dönmek istiyorsa, bunu yapmanın çok kolay bir yolu var: ABD’nin değil, Avrupa Birliği'nin belirlediği şartları kabul etmelidir. Bu adil bir öneridir. Biz bu temelde anlaşmaya hazırız ve İran'ın da aynı şeyi söylemesini bekliyoruz. Ancak bu sonsuza kadar sürecek bir seçenek değil.”  
Robert Malley, CNN’e verdiği demeçte şu ifadeler kullanmıştı:
"İran, kendisi de uluslararası olarak izole edilmiş olan Rusya'ya göreli bir bağımlılık pozisyonunu tercih edebilir ancak bu durumda ekonomik olarak gelişmeye uygun olmayan dar bir tercihte bulunmuş olacaktır. Ya da anlaşmaya geri dönmeyi tercih eder. Böylelikle komşu ülkelerle, Avrupa ve dünyanın diğer ülkeleriyle normal ekonomik ilişkiler kurabilir.”  

Putin'in ziyareti 
İran Ulusal Güvenlik Konseyi'ne yakın platformlardan Nournews, Robert Malley’in açıklamalarını, ‘yaptırımlarına maruz kalan herhangi bir ülkeyi tecrit edilmiş ve uluslararası arenada tanınmayacağını düşünen Beyaz Saray liderliğinin yanılgısına’ bağladı. Nournews’te yayınlanan analizde “Robert Malley’in İran için iki varsayımsal yol belirlemesi, Washington'ın ülkemizin olağanüstü siyasi ve ekonomik hareketliliğinden duyduğu hayal kırıklığını gösteriyor” denildi.
Analizde ayrıca ABD Başkanı Joe Biden'ın Ortadoğu turu düzenleyerek, Rusya, Çin ve İran’a karşı bir cephe oluşturmaya çalıştığı vurgulandı.  
Analizleri genellikle Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin görüşlerini yansıtan platformun değerlendirmesinin devamı şöyle oldu:
"Washington'ın davranışını değiştirme ve küresel ilişkilerdeki değişiklikleri kabul etme iradesi yoksa mevcut kısır döngüde asılı kalacak ve gün geçtikçe uluslararası sistemi etkileme araçlarının kayboluşuna tanık olacaktır."  
Devrim Muhafızları'nın yayın organı Ciwan gazetesi, Biden’ın gezisine atıfta bulunduğu haberinde şu ifadelere yer verdi:
"Ortadoğu’da Tahran’ı odağına alan yeni denklemler kurulmaya çalışılıyor. Mürşid Hamaney, Amerika'yı Fırat'ın doğusundan çıkarmak için devrimci bir yaklaşım izliyor, Suriye yeni gelişmelere gebe.” 
Diğer yandan ABD Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) Başkanı William Burns, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tahran ziyaretinin önemini küçümseyerek, iki ülke arasında güven eksikliği ve enerji ihracatındaki tarihi rekabet nedeniyle sınırlı bir ittifak kurulabileceğini öngördü. Burns’un açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tahran'daki beşinci görüşmesinin ardından geldi. Hamaney, Rus konuğuna, ‘iki ülke arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendirme’ çağrısı yaptı ve bağımsız olduğu için Rusya’yı hedef alan Batıyı eleştirdi. Tahran, BM toplantısında Moskova'yı Ukrayna'yı işgalinden dolayı kınayan karar tasarısında çekimser kalsa da Hamaney, NATO'yu Moskova'ya savaş açmak istemekle suçladı.  
Viyana Anlaşması'nın imzalanmasına katkıda bulunan eski diplomat Burns, Rusya ile İran arasındaki mevcut yakınlaşmanın temel nedeninin, her ikisinin de yaptırımlara tabi olması ve ‘siyasi tecrit halini’ kırmaya çalışması olarak değerlendirdi. CIA Şefi Burns, ABD'nin Kolorado eyaletinde düzenlenen Aspen Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "Her ne kadar (Rusya ve İran) birbirlerine ihtiyaç duyuyor olsa da enerji alanında rekabet ettikleri ve tarih boyunca rakip oldukları için birbirlerine gerçekte güvenmiyorlar" dedi.  
Rusya'nın İran'dan insansız hava araçları satın almaya istekli olduğuna dair gizliliği kaldırılmış bir istihbarat değerlendirmesine de değinen Burns, “Moskova, Rus savunma sanayisinin eksiklikleri için Tahran'dan askeri destek almaya çalışıyor” ifadesini kullandı. Beyaz Saray geçen hafta istihbarat raporlarına dayanarak, Rus yetkililerin İran’ın merkezindeki bir hava üssünü son haftalarda en az iki kez ziyaret ederek, Ukrayna savaşında kullanılmak üzere Tahran’ın ‘Silahlı İnsansız Hava Aracı’ (SİHA) sistemlerini incelediğini bildirmişti. CIA şefi ayrıca İran’ın nükleer silah üretmek için girişimde bulunduğuna inanmadıklarını ancak Tahran’ın nükleer çalışmalarının, istemeleri halinde bir nükleer silah yapmaları için gereken süreyi çok kısalttığını belirtti. 

‘Nükleer silah üretebiliriz’ iması  
İran Dini Lideri Ali Hamaney’ın dış politika danışmanı Kemal Harazi, Tahran’ın teknik açıdan nükleer bomba yapabilecek kapasitede olduğunu ancak bu konuda bir siyasi karar alınmadığını açıklamıştı. Eski diplomat ve teorisyen Muhammed Cevad Laricani, İran'ın bir yıldan fazla bir süredir yüzde 60 seviyesinde uranyum zenginleştirmeyi başardığını söyledi. Nükleer bir silah üretebilmek için uranyumun yüzde 90 seviyesinde zenginleştirilmesi gerekiyor.  
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye yakın olan ‘İntihab’ sitesinde yayınlanan bir analizde şu ifadeler kullanıldı:
“İran’ın nükleer silah üretebileceği yönündeki açıklamalar, nükleer silah üreteceğimizi değil, araçlarımızın olmasına rağmen üretmemeyi tercih ettiğimizi gösteriyor. Bu yöndeki açıklamalar ABD’nin haksız yaklaşımlarına bir tepki olarak gerçekleşmiştir.” 
Ruveydad-24 haber sitesi ise İranlı yetkilinin, ‘teknik olarak nükleer silah üretebiliriz’ açıklamasını, ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’de İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecekleri yönündeki açıklamalarına tepki olarak geldiği yönünde değerlendirdi.  



"Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail, Trump’a İran saldırısını erteletti"

İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)
İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)
TT

"Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail, Trump’a İran saldırısını erteletti"

İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)
İran'da ekonomik krize karşı başlayan gösteriler, öğrencilerin de katılımıyla hızla rejim karşıtı bir protestoya dönüştü (AP)

Türkiye, İsrail ve Körfez ülkelerinin devreye girmesiyle ABD'nin İran'a olası saldırıyı askıya aldığı aktarılıyor.

Guardian'ın diplomasi editörü Patrick Wintour, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Umman'ın "son dakikada lobicilik yaparak" ABD Başkanı Donald Trump'ı İran'a saldırıdan vazgeçirdiğini yazıyor.

Riyad yönetiminin, İran'a yönelik herhangi bir saldırı için ABD'ye hava sahasını kullanma izni vermediği vurgulanıyor.

ABD'yle görüşmeleri sürdüren Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan'ın Türkiye, İran ve Umman'daki meslektaşlarıyla perşembe günü telefonda görüştüğü belirtiliyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dünkü açıklamasında İran'a askeri müdahaleye karşı çıktığı da hatırlatılıyor.

Fidan, "İran'ın uluslararası belli başlı aktörlerle sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsız senaryolardan kaçınması, Türkiye'nin de menfaatine" demişti.

Analize göre, İran'a askeri müdahalenin Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini olumsuz etkileme ihtimali Körfez ülkelerinde endişe yaratıyor.

Adının paylaşılmaması kaydıyla Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili Tahran yönetiminin bölgedeki ülkelerle iletişime geçerek Washington'ı saldırı planlarından caydırmalarını istediğini savunmuştu. Tahran yönetiminin "Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden Türkiye'ye kadar bölgedeki ülkelere, topraklarındaki ABD üslerini vurabileceği" uyarısı yaptığını söylemişti.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre, İran'a saldırı düzenlememesi için Trump'la iletişime geçen ülkeler arasında İsrail de yer alıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Trump'la çarşamba günü konuşarak İran'a saldırı planlarını ertelemesini istediğini söylüyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, dünkü açıklamasında iki liderin telefonda görüştüğünü doğrularken konuşmaya dair detay paylaşmadı.

Leavitt, 800 protestocunun idamının durdurulduğunu bildirdi ancak İran bu kişilerin asılacağına dair herhangi bir açıklama yapmamıştı.

NYT'nin aktardığına göre İsrailli yetkililer protestoların bastırıldığını ve önemli ölçüde azaldığını düşünüyor. İsrail'in, İran'ın güçlü bir misilleme yapmasından endişe ettiği yorumları da paylaşılıyor. 

İsrailli medya kuruluşu Kanal 12 ise Tel Aviv yönetimindeki üst düzey yetkililerin İran'a yönelik yaklaşımda anlaşmazlık yaşadığını bildiriyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre hem ABD'li yetkililer hem de Washington'ın Ortadoğu'daki müttefikleri, İran'a düzenlenecek bir operasyonun yönetimi devirmeyebileceği uyarısını Trump'a iletmiş.

Trump'ın danışmanları, İran yönetiminin devrilmesi için ABD'nin Ortadoğu'da daha fazla askeri güce ihtiyacı olduğunu belirtiyor. Ayrıca İran'a muhtemel saldırı durumunda gelebilecek misillemelere karşı bölgedeki ABD üslerinin korunmasının da zor olabileceği aktarılıyor.

Analizde, Trump'ın Ortadoğu’ya daha fazla asker sevk etmek için zaman kazanmaya çalıştığı değerlendiriliyor. Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Katarlı bir yetkili, geniş çaplı bir saldırı için ABD'nin 5 ila 7 güne ihtiyacı olacağını söylüyor.

İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemler, Tahran'ın diyalog çağrılarına rağmen dindirilemiyor.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı'na (HRANA) göre eylemlerde en az 2 bin 677 kişi hayatını kaybetti, 19 bin 97 kişi de gözaltına alındı.

Independent Türkçe, Guardian, Times of Israel, New York Times, Wall Street Journal


Trump, "2026'da seçime gerek yok" dedi

ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)
TT

Trump, "2026'da seçime gerek yok" dedi

ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Reuters'a yaptığı açıklamada, görev süresi boyunca elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin 2026'da "seçim yapılmaması gerektiğini" söyledi (Reuters)

Reuters'ın haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, görevdeyken elde ettiği başarılar nedeniyle ABD'nin bu yılın gelecek aylarındaki ara seçimlerin yapılmaması gerektiğini söyledi.

Haber kuruluşuna verdiği 30 dakikalık röportajda görevdeyken çok şey başardığını, söyleyen Trump "Düşününce, 2026'da seçim yapmamamız gerek" dedi.

Reuters'a göre Trump, yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin ABD Temsilciler Meclisi veya Senatosu'ndaki kontrolünü kaybetme ihtimalinden duyduğu endişeyi de dile getirdi.

Trump, "Bu derin, psikolojik bir şey ama başkanlığı kazanan ara seçimleri kazanamıyor" dedi.

Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, perşembe günü Trump'ın açıklamalarını soran gazetecilere, Başkan'ın "şaka yaptığını" ve "esprili bir dille konuştuğunu" söyledi

Brookings'e göre tarihsel eğilimler, başkanın partisinin genellikle ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nde koltuk kaybettiğini gösteriyor. The New York Times'ın derlediği anketlere göre son anketler de Kongre için yarışan Demokratların, 2026 ara seçimlerinde halihazırda mütevazı bir avantaja sahip olduğuna işaret ediyor.

Trump bu endişelere rağmen Cumhuriyetçi parlamenterlere, "elde edecekleri epik ara seçim zaferiyle rekorlar kırmayı" beklediğini önceki haftalarda söylemişti.

Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, Demokratların Trump'ın 2026 ara seçimlerine müdahale etmesine hazırlandığını kısa süre önce Associated Press'e söylemişti. Diğer yandan Beyaz Saray, bu tür açıklamaların "korku yaydığını" ifade etmişti.

Schumer bu hafta yaptığı açıklamada "Trump ne gerekiyorsa yapacak, onuru, güvenilirliği ve yasalara saygısı yok. Ancak biz buna hazırlıklıyız ve başaracağımıza inanıyoruz" demişti.

Schumer, Demokratların kasımda Senato'da çoğunluğu elde etme yolunun "şüphecilerin düşündüğünden çok daha geniş, üç ay öncesine ve kesinlikle bir yıl öncesine göre çok daha geniş" olmasını beklediğini de sözlerine eklemişti.

Aynı Reuters röportajında Trump, Danimarka'ya ait Grönland'ı alma girişimiyle ilgili halkın ve hatta bazı Cumhuriyetçilerin endişelerini de geçiştirdi.

Yayın kuruluşuna göre, Amerikalıların sadece yüzde 17'sinin bu bölgeyi alma girişimini desteklediğini ortaya koyan yakın zamanlı Reuters/Ipsos anketiyle ilgili soruya Trump, anketin "sahte" olduğunu söyleyerek cevap verdi.

Independent Türkçe


Venezuela muhalefet lideri Trump ile görüştü ve Nobel Barış Ödülü'nü "takdim etti"

Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)
Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)
TT

Venezuela muhalefet lideri Trump ile görüştü ve Nobel Barış Ödülü'nü "takdim etti"

Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)
Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Venezüella muhalefet lideri Maria Corina Machado ile ABD başkanının Güney Amerika ülkesinin siyasi geleceğini nasıl şekillendireceğini etkileyebilecek önemli toplantıda bir araya geldi.

Öğle yemeğinde gerçekleştirilen toplantı, ikili arasında ilk yüz yüze görüşme oldu.

Yerel saatle 14:40 civarında Beyaz Saray'dan ayrılan Machado, gazetecilere toplantının “harika” geçtiğini söyledi. Machado dün, Nobel Barış Ödülü madalyasını ABD başkanına takdim ettiğini duyurdu. Beyaz Saray'da Trump ile görüşmesinin ardından Kongre binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Nobel Barış Ödülü madalyasını ABD başkanına takdim ettim” dedi.

Buna yanıt olarak ABD başkanı, Truth Social platformunda şöyle yazdı: “Maria, yaptığım çalışmaların takdir edilmesi için kazandığı Nobel Barış Ödülü'nü bana takdim etti. Karşılıklı saygıyı yansıtan ne kadar harika bir jest. Teşekkürler Maria!” Ziyaret sürerken, Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt, Trump'ın Machado ile tanışmayı dört gözle beklediğini, ancak Machado'nun şu anda ülkeyi kısa vadede yönetmek için gerekli desteğe sahip olmadığı yönündeki “gerçekçi” değerlendirmesine sadık kaldığını belirtti.

Aralık ayında deniz yoluyla cesur bir kaçışla Venezuela'dan ayrılan Machado, Trump'ın desteğini almak için Venezuela hükümeti üyeleriyle rekabet ediyor ve ülkenin gelecekteki yönetiminde rol almasını sağlamaya çalışıyor.

Demokratik Geçiş

Amerika Birleşik Devletleri'nin bu ay hızlı bir operasyonla uzun süredir ülkeyi yöneten Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu tutuklamasının ardından, ABD ve Latin Amerika genelindeki bir dizi muhalif figür, Venezuela diasporası üyesi ve politikacı, Venezuela'nın demokratik bir geçiş sürecine başlayacağı umudunu dile getirdi.

Toplantıdan önce yapılan brifingde Leavitt, “Başkanın bu toplantıyı sabırsızlıkla beklediğini ve Venezuela halkının çoğu için gerçekten güçlü ve cesur bir ses olan Bayan Machado ile iyi ve olumlu bir görüşme olmasını umduğunu biliyorum” dedi.

Leavitt, “Bu nedenle Başkan, ülkedeki gerçekler ve orada neler olup bittiği hakkında onunla konuşmayı sabırsızlıkla bekliyor” diye ekledi.

dfrgthy
Maria Corina Machado Beyaz Saray'a geldi (AP)

Trump, Venezuela ekonomisini yeniden inşa etmeye ve ABD'nin ülkenin petrolüne erişimini sağlamaya odaklandığını söylüyor.

3 Ocak operasyonunun ertesi günü, Machado'nun ülkeye dönüp yönetmek için gerekli desteğe sahip olduğundan şüphe duyduğunu ifade ederek gazetecilere şunları söyledi: “O, ülke içinde destek ve saygı görmüyor.”

Trump, Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delsa Rodríguez'i birkaç kez övdü ve çarşamba günü Reuters'a verdiği röportajda “onunla çalışmak çok iyi” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray'da dün yapılan toplantıda görülülen bir diğer konu ise Trump'ın uzun süredir kazanmak istediği Nobel Barış Ödülü'nün geçen ay Machado'ya verilmesi oldu.

Machado, Maduro'yu görevden aldığı için ödülü ABD başkanına sunacağını belirtmişti, ancak Norveç Nobel Enstitüsü ödülün devredilemeyeceğini, paylaşılamayacağını veya iptal edilemeyeceğini açıkladı.

Trump ile görüşmesinden sonra Machado, ödülü başkana takdim edip etmediğini söylemeyi reddetti.

Şarku!l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre çarşamba günü röportajda Machado'nun kendisine ödülü takdim etmesini isteyip istemediği sorulduğunda Trump, “Hayır, öyle demedim. O Nobel Barış Ödülü'nü kazandı” dedi.

Trump, “O çok hoş bir kadın. Sanırım sadece temel konulardan bahsedeceğiz” ifadesini kullandı.