WHO maymun çiçeği içi küresel acil durum ilan etti

Maymun çiçeği, insanlarda çiçek hastalığına benzer nadir görülen bir viral hastalık (İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı)
Maymun çiçeği, insanlarda çiçek hastalığına benzer nadir görülen bir viral hastalık (İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı)
TT

WHO maymun çiçeği içi küresel acil durum ilan etti

Maymun çiçeği, insanlarda çiçek hastalığına benzer nadir görülen bir viral hastalık (İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı)
Maymun çiçeği, insanlarda çiçek hastalığına benzer nadir görülen bir viral hastalık (İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı)

WHO, maymun çiçeği salgınını Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu ilan etti.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), maymun çiçeği salgınını Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu ilan etti.



Ağır astım hastalarında gözden kaçan tehlike

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Ağır astım hastalarında gözden kaçan tehlike

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir çalışmada doktorlar, şiddetli astıma sahip çoğu kişinin osteoporoz, egzama ve kronik sinüzit gibi genellikle gözden kaçan sağlık sorunlarından da muzdarip olduğunu belirtiyor.

Astım hastalarının yüzde 10 kadarı, öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve göğüs sıkışması gibi şiddetli semptomlar geliştiriyor ve bu belirtiler kortikosteroidler gibi antiinflamatuar ilaçlarla bile tamamen kontrol altına alınamıyor.

Avrupa Solunum Derneği Klinik Araştırma İşbirliği'nden klinisyenler tarafından The Lancet Regional Health Europe adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, tedavi edilmesi zor astımdaki "kalıpların daha derinlemesine anlaşılması", bu durumdan en çok etkilenen hastalar için daha etkili bir tedavilerin önünü açabilir.

Bu örüntülerden biri de ağır astım hastalarının sıklıkla yaşadığı uzun süreli sağlık sorunlarını belirlemek.

11 Avrupa ülkesindeki 2700 hastadan toplanan verileri analiz eden klinisyenler, neredeyse hepsinin en az bir başka önemli sağlık sorunundan, çoğununsa üç veya daha fazla sağlık sorunundan muzdarip olduğunu buldu.

Araştırmacılar, özellikle hasta gruplarında tutarlı bir şekilde ortaya çıkan üç farklı semptom profili belirledi.

Ağır astım hastalarının büyük kısmı, steroid tedavilerinin neden olduğu kilo artışıyla birlikte yüksek oranda osteoporoz bildirdi.

Birçoğu ayrıca saman nezlesi veya rinitin yanı sıra egzama ve solunum yollarında burun polipi adı verilen oluşumlarla birlikte kronik sinüzit bildirdi.

Çalışmaya katılan, Southampton Üniversitesi'nden solunum tıbbı profesörü Ramesh Kurukulaaratchy, "Bulduğumuz örüntüler, astımın ne kadar iyi kontrol edildiği, atakların ne sıklıkla meydana geldiği ve gerekli tedavilerle bağlantılıydı" dedi.

Bu örüntüleri daha iyi anlamak, sadece astımın ötesine bakmamıza ve ağır astımla yaşayanlar için bakımı iyileştirmemize yardımcı olacaktır.

 Klinisyenler, bulguların daha etkili ve kişiye özel astım bakımının önünü açabileceğini söyledi.

"Obezite özellikle dikkat gerektiriyor" dediler ve steroid kaynaklı kilo artışıyla bağlantılı göründüğünü belirttiler.

Eş zamanlı olarak ortaya çıkan ciddi rahatsızlıkların birçoğunun  steroid kullanımıyla bağlantılı görünmesi nedeniyle doktorlar, "şiddetli astım tedavisinde oral steroid bağımlılığının ortadan kaldırılması gerektiği" görüşünü savundu.

Independent Türkçe


Chia tohumlarının belki de bilmediğiniz 5 faydası

Chia tohumları, bitki bazlı omega-3 yağları, tam protein ve lif açısından mükemmel bir kaynaktır (Pixels)
Chia tohumları, bitki bazlı omega-3 yağları, tam protein ve lif açısından mükemmel bir kaynaktır (Pixels)
TT

Chia tohumlarının belki de bilmediğiniz 5 faydası

Chia tohumları, bitki bazlı omega-3 yağları, tam protein ve lif açısından mükemmel bir kaynaktır (Pixels)
Chia tohumları, bitki bazlı omega-3 yağları, tam protein ve lif açısından mükemmel bir kaynaktır (Pixels)

Küçük boyutlarına rağmen chia tohumları, besin değeri açısından oldukça zengin gıdalar arasında yer alır.

Beyaz ve siyah renkli bu tohumlar Aztek ve Maya uygarlıklarının temel besinlerindendir. Günümüzde ise beslenme uzmanları ve bilim insanları tarafından övgüyle söz edilen başlıca “süper gıdalar” arasında gösteriliyor.

Chia tohumları ayrıca sosyal medyada popüler olan sağlıklı yaşam tariflerinin de vazgeçilmez malzemelerinden biri hâline geldi. Reçellerde, kremamsı tatlılarda ve gece boyunca süt içinde bekletilerek hazırlanan pratik kahvaltılarda sıkça kullanılıyor.

Uzman diyetisyen Nicola Ludlam-Raine, chia tohumlarının “bitkisel omega-3 yağları, tam protein ve lif açısından mükemmel bir kaynak” olduğunu belirtiyor. Ayrıca kalsiyum, magnezyum ve demir gibi önemli mineralleri de içerdiğini vurguluyor.

Şarku’l Avsat’ın The Telegraph gazetesinden aktardığı habere göre işte chia tohumu tüketmenin öne çıkan 5 faydası:

1- Kilo vermeye yardımcı olabilir

Beslenme uzmanı Jenna Hope’a göre chia tohumları, yüksek lif ve protein içeriği sayesinde daha uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor ve bu durum kilo kontrolünü destekleyebiliyor.

2017’de “Journal of Functional Foods” dergisinde yayımlanan bir araştırma, chia tohumu tüketen katılımcıların günlük kalori alımının yüzde 25 oranında azaldığını ortaya koydu.

Lif, yiyeceğe hacim kazandırıp midenin boşalmasını yavaşlatırken; protein daha uzun sürede sindirildiği için açlık hissini azaltabiliyor. Ancak uzmanlar, chia tohumlarının yalnızca dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olduğunda kilo yönetimine katkı sağlayacağını belirtiyor.

2- Bağırsak sağlığına iyi gelebilir

Jenna Hope, chia tohumlarının yüksek lif içeriğinin bağırsak hareketlerini desteklediğini ve sindirim sistemindeki faydalı bakterileri beslediğini belirtiyor.

Chia tohumları kuru ya da ıslatılmış şekilde tüketilebilse de su veya süt içinde bekletildiğinde sindirimi kolaylaşıyor ve lif başta olmak üzere besin öğelerinin emilimi artıyor.

Sıvıyla temas ettiğinde kendi ağırlığının yaklaşık 10 katı kadar sıvı emebilen chia tohumları, çözünür lif sayesinde jel kıvamı alıyor. 2022 yılında fareler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bu yapı, dışkıyı yumuşatarak sindirime yardımcı olabilir. Ancak bu etkinin insanlar üzerinde doğrulanması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

3- Kalp sağlığını destekleyebilir

Nicola Ludlam-Raine’e göre chia tohumları, içerdiği “ALA” adlı bitkisel omega-3 yağ asidi sayesinde kalp sağlığını farklı şekillerde destekliyor.

Araştırmalar, ALA’nın iltihabı azaltmaya, trigliserid seviyelerini düşürmeye ve sağlıklı tansiyonu desteklemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

“Nutrition and Metabolism” dergisinde yayımlanan bir çalışma, ALA takviyelerinin metabolik sendrom hastalarında iltihabı azaltabildiğini ortaya koydu. Bunun, hücrelere zarar veren ve yaşlanma ile kronik hastalıklara katkıda bulunan serbest radikalleri dengelemesinden kaynaklandığı belirtiliyor.

Chia tohumlarının somondan daha fazla omega-3 içerdiği ifade edilse de içerdiği omega-3 türü farklılık gösteriyor. Chia, bitkisel ve pasif form olan ALA içerirken; somon ve yağlı balıklarda vücudun daha verimli kullandığı EPA ve DHA bulunuyor.

4- Güçlü antioksidanlar içeriyor

Chia tohumları; klorojenik asit, kafeik asit, kuersetin ve kaempferol gibi antioksidan bileşikler içeriyor. Bu maddeler, iltihap karşıtı, yaşlanma karşıtı ve kalp sağlığını destekleyici özelliklerle ilişkilendiriliyor.

2020 yılında “Amino Acids” dergisinde yayımlanan bir araştırma, bu bileşiklerin yaşlanmayla bağlantılı enzimlere karşı koruma sağlayarak cilt sağlığını iyileştirebileceğini öne sürdü. Ancak bu konuda daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Kaempferolün bağırsak iltihabını azaltabileceği ve kalp sağlığını destekleyebileceği, klorojenik asidin ise insülin direncini iyileştirerek obezite ve tip 2 diyabet riskini azaltabileceği ifade ediliyor.

5- Kadınlarda hormon sağlığını destekleyebilir

Protein, lif ve sağlıklı yağlar hormon dengesinde önemli rol oynarken, chia tohumlarında bulunan omega-3 yağ asitlerinin kadın hormon sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceği belirtiliyor.

Araştırmalar, omega-3 takviyelerinin polikistik over sendromu bulunan kadınlarda testosteron seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu ve adet döngüsünü düzenleyebildiğini gösteriyor.

Bir başka çalışmada ise menopoz sonrası dönemde omega-3 kullanan kadınların kandaki trigliserid seviyelerinde belirgin düşüş gözlemlendi.

Uzmanlar, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurgulasa da mevcut bulgular, chia tohumlarının içerdiği besin öğelerinin hormon sağlığı açısından faydalı olabileceğine işaret ediyor.


WHO: Ebola, ‘küresel salgın acil durumu’ düzeyine ulaşmadı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda Ebola virüsüne yakalandığından şüphelenilen bir çocukla birlikte yürüyen sağlık görevlileri, 9 Eylül 2018. (AP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda Ebola virüsüne yakalandığından şüphelenilen bir çocukla birlikte yürüyen sağlık görevlileri, 9 Eylül 2018. (AP)
TT

WHO: Ebola, ‘küresel salgın acil durumu’ düzeyine ulaşmadı

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda Ebola virüsüne yakalandığından şüphelenilen bir çocukla birlikte yürüyen sağlık görevlileri, 9 Eylül 2018. (AP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda Ebola virüsüne yakalandığından şüphelenilen bir çocukla birlikte yürüyen sağlık görevlileri, 9 Eylül 2018. (AP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yayılan Ebola virüsüne ilişkin riskin ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük olduğunu açıkladı. Örgüt, mevcut durumun ‘küresel salgın acil durumu’ seviyesine ulaşmadığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, “WHO, salgın riskini ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük olarak değerlendiriyor” dedi.

WHO Acil Durum Komitesi Başkanı Lucille Blumberg ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Ebola salgınının pandemi ilanı için gerekli eşiği karşılamadığını belirtti.

Güney Afrika’dan açıklama yapan Blumberg, “Uluslararası düzeyde endişe yaratan halk sağlığı acil durumu ilanına ilişkin mevcut koşullar ve kriterler değerlendirildiğinde, mevcut durumun küresel salgın ilanı kriterlerini karşılamadığı konusunda hemfikiriz” ifadesini kullandı.

Öte yandan Almanya Sağlık Bakanlığı, virüse yakalanan bir ABD vatandaşının tedavi amacıyla Berlin’deki Charite Hastanesi’ne nakledildiğini duyurdu.

Hastanın, Ebola vakalarının hızla yayıldığı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde enfekte olduktan sonra üniversite hastanesindeki özel izolasyon ünitesine alındığı bildirildi.

Almanya Sağlık Bakanı Nina Warken, Alman haber ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada, ortak ülkelere yardım etmenin Alman hükümeti açısından doğal bir sorumluluk olduğunu belirterek, Almanya’nın yüksek derecede bulaşıcı hastalıklara yakalanan hastalar da dahil olmak üzere güçlü bir sağlık bakım ağına sahip olduğunu söyledi.

Warken, “Hasta mümkün olan en iyi bakımı alacak ve en üst düzey güvenlik önlemlerini uygulayacağız” ifadesini kullanırken, ABD’nin Almanya’dan yardım talep etmesinin nedeninin de bu olduğunu kaydetti.

Warken ayrıca, hastanın nakli ile Charite Hastanesi’ndeki tıbbi bakım ve hemşirelik sürecine katılan tüm ekiplere teşekkür ederek, “Hastaya acil şifalar diliyorum” dedi.

Almanya Sağlık Bakanlığı, ABD makamlarının, uçuş süresinin daha kısa olması nedeniyle Almanya’dan destek istediğini açıkladı. Hastanın, yüksek derecede bulaşıcı hastalıklara yönelik özel donanımlı bir uçakla Uganda’dan Berlin’e nakledildiği bildirildi.

Ardından hasta, özel olarak donatılmış bir araçla Charite Hastanesi’ne sevk edildi. Nakil konvoyuna çok sayıda polis aracı ve motosikletinin yanı sıra itfaiye ve ambulans ekiplerinin eşlik ettiği belirtildi. Özel aracın hastaneye yerel saatle 03.00’ten kısa süre önce ulaştığı kaydedildi.

FVFRVB
Sağlık görevlileri, Ebola virüsüne yakalandığı teyit edilen bir hastayı hastaneye naklediyor. (Arşiv – AFP)

Charite Hastanesi’ndeki özel izolasyon ünitesinin, son derece tehlikeli ve hızla yayılan bulaşıcı hastalıkların tedavisine yönelik özel altyapıya sahip olduğu belirtildi.

Ünitenin tamamen kapalı, korumalı ve hastanenin rutin işleyişinden ayrı şekilde faaliyet gösterdiği, böylece diğer hastalarla herhangi bir temas riskinin önüne geçildiği ifade edildi.

Cezayir’de ise Sağlık Bakanlığı, sınır kapıları ve havaalanlarında gözetim ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi talimatı verdi. Bakanlık, sağlık denetimlerinin artırılması, koruyucu ekipmanların sağlanması ve şüpheli vakalara hızlı müdahale edilmesini içeren sıkı önlemlerin uygulanmasını istedi.

Bakanlığın iki gün önce 22 vilayetteki sağlık birimlerine ve sınır sağlık kontrol merkezlerinin yöneticilerine gönderdiği notta, uluslararası hareketlilik nedeniyle bulaş riskine karşı giriş noktalarındaki teyakkuz seviyesinin yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.

Söz konusu notta, mevcut salgının Ebola virüsünün Bundibugyo varyantından kaynaklandığı ve bu türe karşı şu ana kadar onaylanmış bir aşı veya özel tedavi bulunmadığı belirtildi. Bu nedenle önleme ve izleme tedbirlerinin sıkılaştırılması gerektiği ifade edilirken, salgının Orta ve Batı Afrika’nın bazı bölgelerinde, özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda ve komşu ülkelerde yayılmayı sürdürdüğü kaydedildi.

Bakanlık ayrıca, şüpheli vakaların erken tespit edilmesi ve hızla izole edilmesinin yanı sıra, uluslararası sağlık düzenlemeleri çerçevesindeki yükümlülüklere uyularak salgının ülkeye taşınması riskini azaltmak amacıyla farklı sektörler arasında koordinasyon sağlanmasını tavsiye etti.

Açıklamada, sınır sağlık kontrol merkezlerindeki tıbbi ve yardımcı sağlık ekiplerinin güçlendirilmesi, kişisel koruyucu ekipmanlar, dezenfeksiyon malzemeleri ve ateş ölçüm cihazlarının temin edilmesi çağrısında bulunuldu. Bunun yanında, 24 saat hizmet verecek donanımlı ambulansların tahsis edilmesi ve havaalanlarında termal kameraların devreye alınması istendi.

FDRJYBH
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Uganda arasındaki bir sınır noktasında asılı bir Ebola uyarı afişi (AFP)

Cezayir Sağlık Bakanlığı, sınır sağlık kontrol merkezlerinin sorumlularından, sınır polisiyle koordinasyon halinde Ebola’dan etkilenen Afrika ülkelerinden gelen yolcuların tespit edilmesini istedi. Bakanlık ayrıca, şüpheli vakalara derhal müdahale edilmesi, hastaların izole edilmesi ve cerrahi maske takmalarının sağlanması talimatını verdi. Açıklamada, tek kullanımlık cihazlarla ateş ölçümü dışında doğrudan temasın en aza indirilmesi, hijyen ve korunma kurallarına sıkı şekilde uyulması ve müdahalede görev alacak personel sayısının minimum düzeyde tutulması gerektiği belirtildi.

Şüpheli vakaların ise tam donanımlı tıbbi ambulanslarla referans hastanelerine sevk edilmesi gerektiği kaydedildi. Bakanlık, nakil sırasında koruyucu önlemlere eksiksiz uyulmasının yanı sıra, hastanın varış saatine ilişkin referans hastanenin önceden bilgilendirilmesini zorunlu tuttu.