Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki iş birliğinde herhangi bir sınır olmadığını vurguladı.

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
TT

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Yunanistan'a düzenlediği resmi ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, söz konusu ziyaretin savunma, güvenlik, ekonomi ve ticaret alanlarında iş birliğini geliştiren mevcut anlaşmalar çerçevesinde iki ülke arasında stratejik ortaklığı tesis ettiğini vurguladı. Bakan Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki ekonomik ve siyasi iş birliğinin askeri ve savunma anlaşmasının imzalanması ve uygulanması düzeyine ulaşmasına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Yunan Bakan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Yunanistan ziyaretinin sonuçlarına ilişkin beklentilerin yüksek olduğunu söyledi.  Mevcuttaki ve gelecekteki ortaklıkları geliştirmek için ilişkilerin güçlendirilmesi ve daha geniş ufuklara doğru ilerletilmesi gerektiğine işaret eden Georgiadis’e göre bu ziyaret, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile tutumların koordine edilmesine, bazı ortak çıkarlara ilişkin konularda istişarelerde bulunulmasına ve daha önce imzalanmış anlaşmaları tamamlayacak bazı anlaşmaları imzalamak amacıyla ikili görüşmelerin yapılmasına tanık olacak.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Yunanistan’a samimi duygular beslediğini hissettiklerini belirten Bakan Georgiadis şu ifadeleri kullandı:
 “Yunanistan, Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerin önemine inandığından, iki ülke arasındaki en derin dostluğu koruma ve bu dostluğu daha geniş ufuklara taşıma aynı duyguları paylaşıyor.”
Suudi Arabistan’ın dünya için olduğu kadar bölge için de kilit bir rolü olduğuna inandıklarını ifade eden Yunan Bakan, “Riyad'da geçtiğimiz mart ayında düzenlenen Suudi Arabistan-Yunanistan Forumu'na katılmak üzere Suudi Arabistan’a yaptığım son ziyaret beni çok mutlu etti” dedi.

Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğinin en üst düzeye çıkarılması
Yunan Bakan, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından başlatılan ‘Suudi Arabistan Vizyon 2030’ programları çerçevesinde yeşil ekonomiyi teşvik eden, iklimi ve çevreyi arındıran yeni girişimlere sahip olduğuna dikkat çekti. Georgiadis, Yunanistan Kalkınma Bankası (HDB) ile Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) arasında iki ülkede de yatırım yapılmasının kolaylaştırılması için bir mutabakat zaptı imzalanmasının, bunun teyidi olduğunu vurguladı.
İki ülke arasındaki iş birliğinin Yunanlar ve Araplar arasındaki ilişkilerin önemli bir bölümüne damgasını vurmuş, birkaç yüzyıl öncesine dayanan köklü ilişkilere dayandığını söyleyen Georgiadis, bu ilişkilerin sonsuza kadar süreceğini kaydetti. Ülkesinin Suudi Arabistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Yunan Bakan, Riyad ve Atina'nın onlarca yıldır güçlü ilişkiler kurduğunu söyledi.
Bakan Georgiadis sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yunan şirketlerin Suudi Arabistan’da bazı alanlarda yatırımları var. Diğer yandan Suudi şirketlerin de Yunanistan'a yatırım yapmak için gerçekten istekli olduklarını duyduk. Bunun üzerine Suudi Arabistan'ı ziyaret ederek ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için ortak bir yatırım forumu kurduk. Şu an iki ülke arasındaki ilişkiler bugüne kadarki en iyi durumda.”
Birkaç ay önce Suudi Arabistan ile savunma alanında bir anlaşma imzaladıklarını hatırlatan Yunan Bakan konuya dair şunları söyledi:
“Yunanistan, NATO ile ilgili olanlar hariç onlarca yıldır Akdeniz dışında ilk kez Suudi Arabistan'a enerji alanındaki hayati altyapıyı korumak için Patriot ve diğer füzelerle ilgili çalışmalarda yer almak üzere Yunan askerleri gönderdi.”

“Savunma alanındaki iş birliği, iki ülke arasındaki ilişkinin sağlamlığını yansıtıyor”
Bakan Georgiadis’ın gündeminde iki ülke arasında savunma alanında imzalanan anlaşma da vardı:
“Savunma anlaşmasının imzalanması kararı, Yunanistan'ın Suudi Arabistan’ı ve onun bu alandaki imkanlarını artırmasını desteklemeye ne denli istekli olduğunun açık bir göstergesidir. Yunanistan tarafından gönderilen askeri misyon, bununla yakından ilgileniyor. Daha önce Suudi Arabistan’ı finans ve bankacılık, inşaat, altyapı, sanayi, sanayi şehirleri, petrol, yenilenebilir enerji ve sağlık hizmetleri gibi birçok sektörde faaliyet gösteren Yunan şirketlerinden temsilcilerin yer aldığı büyük bir heyetle ziyaret etmiştik.”
Başlıca sektörlerdeki yetkililerle önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Yunan Bakan sözlerine şöyle devam etti:
“Riyad'daki Suudi Arabistan-Yunanistan Yatırım Forumu sırasında işletmeden işletmeye (Business - to - Business / B2B) 200'den fazla katılımcı arasında görüş alışverişinde bulunuldu. Yunanistan hükümeti olarak bu alanlardaki iş birliğini daha geniş ufuklara taşımanın yollarını ele almak amacıyla Suudi Arabistan hükümeti ve özel sektörde faaliyet gösteren Suudi şirketleriyle birkaç toplantı yaptık.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, yatırımlarla ilgili olarak da şunları söyledi:
“Suudi Arabistan’ın turizm sektörü de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki yatırımlarını Yunanistan’a çekmek ve aynı şekilde Yunan yatırımcıları da Suudi Arabistan’daki çeşitli sektörlere yatırım yapmaya teşvik etmek için Suudi yetkililerle birlikte çalışıyoruz. Suudi Arabistan’ın yakında yenilenebilir enerji, siber güvenlik ve tarım sektörlerinde büyük bir yatırım yapmasını bekliyoruz. Askeri iş birliğine dayalı ekonomik ortaklık ile iki ülke arasında en üst düzeyde stratejik iş birliğine ulaşıyoruz.”

Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa üzerindeki etkileri
Yunanistan’ın Rusya-Ukrayna savaşına dair tutumuna ve bu savaşın ülkesi üzerindeki etkisine değinen Bakan Georgiadis’ın konuya dair değerlendirmeleri şöyle oldu:
“Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı konusundaki tavrımız açık. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini uluslararası yasaların ihlali olarak kınadık. Avrupa'nın Rusya'nın yönelimi nedeniyle doğalgaz, petrol ve elektrik kesintilerinden zarar gördüğüne şüphe yok. Dolayısıyla Avrupa ekonomisi ve Avrupa'nın bir parçası olarak Yunanistan üzerinde etkisi oldu. Yani Yunanistan, savaştan doğrudan etkilenmiştir.”
Ancak Rusya’dan tedarik edilen enerji kaynaklarına bir alternatif bulmaya yönelik genel eğilimin zorunlu hale geldiğini belirten Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturmanın bir yolunu bulabileceğine işaret etti. Genel çerçevede Suudi Arabistan ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkiler, özelde ise Suudi Arabistan-Yunanistan ilişkilerinin derinliğinin altını çizdi.
Yunan Bakan, özelde Rusya-Ukrayna savaşı ve genel çerçevede ülkesine yönelik göç dalgasının yarattığı zorluklara ilişkin de şunları söyledi:
“Ukraynalı mültecileri kabul ettik. Onlar için bir düzenleme hazırlamaya çalışıyoruz. Başta Afrika'dan olmak üzere dünyanın farklı yerlerinden gelen mülteciler ve çatışma ve savaş bölgelerinden gelen mülteciler gerçeği ise Yunanistan için büyük bir ikilem teşkil ediyor.”

Bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanması
Bakan Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanmasının önemine işaret etti:
 “Deniz yolları konusunda, seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyoruz. Bu çerçevede Suudi Arabistan’a askerler gönderdik. Suudi Arabistan’ı savunmaya devam ediyorlar. Hepimizin bölgenin istikrarı için tüm yıl boyunca çalışması gerektiğine inanıyoruz.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarında sonunda Suudi Arabistan’ın kilit önemdeki rolüne dikkat çekti:
“Suudi Arabistan halkına, Yunanistan'da hoş karşılanan dostlar olduklarını söylemek istiyorum. Suudi Arabistan’ın ve bölgenin refahının ve ilerlemesinin anahtarı olduğuna inandığımız Riyad’ın Vizyon 2030 ile iki ülke arasında gerçek ortaklık, saygı ve iş birliği olduğunu görecekler.”



Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Suudi Arabistan, Çin öncülüğündeki sınır ötesi dijital para platformundan çekildi

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), Çin öncülüğünde geliştirilen ve uluslararası ödemelerde dolara alternatif ödeme sistemi oluşturulmasını hedefleyen dijital platformdan çekildiğini bildirdi.

SAMA'dan, İngiliz Financial Times gazetesine konuyla ilgili açıklama yapıldı.

Suudi Arabistan'ın, Çin öncülüğünde geliştirilen ve merkez bankalarının dijital para birimleriyle doğrudan sınır ötesi işlem yapmasına imkan tanıyan mBridge platformuna katılımını sonlandırdığı belirtilen açıklamada, "Planlandığı üzere SAMA, mBridge (kavram kanıtlama) çalışmasını 13 Mayıs 2025'te başarıyla tamamladı. Çalışmanın tamamlanmasının ardından SAMA artık mBridge'in katılımcı üyesi değildir." ifadeleri kullanıldı.

Konuya yakın bir kaynak ise SAMA'nın ABD'nin baskısıyla platformdan çekilip çekilmediği konusunda, Suudi Arabistan'ın projedeki rolünün başından itibaren sınırlı olduğunu kaydederek, söz konusu karardan "daha geniş bir sonuç çıkarmanın yanlış olacağını" belirtti.

Blokzincir teknolojisini kullanan platform, merkez bankalarının kendi dijital para birimleri üzerinden doğrudan işlem yapabilmesini sağlayarak döviz işlemlerinin süresini ve maliyetini azaltmayı hedefliyor.

Suudi Arabistan Merkez Bankası, 2023'te Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlements) çatısı altında mBridge'e "gözlemci üye" olarak katılmış, 2024’te ise Çin, Hong Kong, Tayland ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de dahil olduğu aktif katılımcılar arasına girmişti.

Ticari kullanıma açılması planlanan platformun uluslararası para transferi sağlayan SWIFT gibi ödeme sistemlerine bağımlılığı ve doların işlemlerde aracı para birimi olarak rolünü azaltma potansiyeli taşıması, ABD'de tartışmalara yol açmıştı.

Independent Türkçe, Financial Times


PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
TT

PIF, tedarik zincirlerini finanse etmek üzere Tawrid programını başlattı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Abdullah Finans Merkezi’nde bulunan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Suudi Arabistan Merkez Bankası’ndan mevzuat deney ortamı kapsamında faaliyetlerine başlama izni almasının ardından, Suudi Arabistan pazarındaki şirketlere yenilikçi bir dijital platform üzerinden tedarik zinciri finansmanına yönelik özel ürünler sunmak amacıyla Tawrid Finansman Çözümleri Şirketi’ni kurdu.

PIF tarafından yapılan açıklamaya göre Tawrid, yerel tedarik zincirlerinin verimliliğini artırmayı ve ulusal ekonominin çeşitlendirilmesini desteklemeyi hedefliyor. Şirket, PIF’ın 2026-2030 dönemi stratejisi kapsamında kısa süre önce açıklanan altı ekonomik ekosisteme yönelik finansal hizmetleri stratejik bir kolaylaştırıcı olarak konumlandırma yaklaşımıyla uyumlu faaliyet gösterecek.

Şirketin dijital platformu, alıcıları, tedarikçileri ve finansman kuruluşlarını birbirine bağlarken, onaylanmış faturalar kapsamındaki alacakların erken ödenmesi de dahil olmak üzere çeşitli finansman seçenekleri sunacak. Bu sayede başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere şirketlerin faaliyetlerini genişletmeleri, nakit akışlarını ve işletme sermayelerini daha etkin yönetmeleri mümkün olacak. Platform ayrıca Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren yerel bankaların tedarikçilere doğrudan erişmesine olanak tanıyarak ticaretin dijitalleşmesine ve piyasanın dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlayacak.

Bu kapsamda, PIF’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika Yatırımları bünyesindeki Finansal Kuruluşlar Sektörü Direktörü Sultan Al eş-Şeyh, Tawrid’in finansmana erişim imkanlarını ve nakit yönetimini iyileştirerek yerel tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artıracağını belirtti. Eş-Şeyh, bunun yerel özel sektörün büyüme ve verimli çalışma kapasitesini güçlendireceğini ifade etti.

Faaliyetlerine başlamasıyla birlikte Tawrid, Suudi Arabistan’ın önde gelen banka ve şirketlerinden bazılarıyla bağlayıcı anlaşmalar imzaladı. Bu kapsamda Suudi Ulusal Bankası (SNB), Banque Saudi Fransi (BSF), Gulf International Bank-Suudi Arabistan’ın yanı sıra ROSHN Grubu ve Nesma & Partners yer aldı.

Şirketin kuruluşu, PIF’ın Suudi özel sektörünü güçlendirme ve özel sektörün fonun projeleri ile portföy şirketlerindeki katkısını artırma yönündeki çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Bu adım, PIF’ın küresel ölçekte önde gelen yatırım aktörlerinden biri ve Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünün temel itici güçlerinden biri olma rolünü pekiştiriyor.


IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
TT

IFAD Başkanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Yaptırımlar, para transferi kanalları için en büyük zorluk

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Alvaro Lario (Şarku’l Avsat)

Göçmenlerin ailelerine gönderdiği paralar artık yalnızca geçim masraflarını karşılamaya yönelik havaleler olmaktan çıktı. Düşük ve orta gelirli birçok ülkede bu para akışları, krizler karşısında haneler için bir finansal güvenlik ağına, tasarruf ve yatırım kaynağına ve etkileri kırsal ekonomilere ve yerel piyasalara kadar uzanan bir kanala dönüştü.

Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu’nun (IFAD) yayımladığı son rapora göre, düşük ve orta gelirli ülkelere gönderilen işçi dövizleri 2025 yılında 728,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 2016 yılına göre yüzde 94’lük artışa işaret ederken, söz konusu ülkelerdeki doğrudan yabancı yatırımları geride bıraktı ve aynı yıl küresel ölçekte sağlanan resmi kalkınma yardımlarının dört katından fazlasına ulaştı.

Ancak bu para akışlarının büyüklüğü, ailelerin söz konusu kaynaklara erişiminin zorunlu olarak kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Bazı piyasalarda yaptırımların ve finansal uyum gerekliliklerinin sıkılaştırılması, para transferi kanallarını çifte bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Bir yandan finansal sistemin güvenliğini korumak, diğer yandan meşru para akışlarının ailelere mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlamak.

IFAD Başkanı Alvaro Lario, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD’nin ekonomik yaptırımlarının para transferleri ve finansal kapsayıcılık açısından yarattığı en önemli zorluğun, yaptırımlara ve kara para aklama ile terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin gerekliliklere uyarken, ‘yasal aile havaleleri için güvenli, düşük maliyetli ve şeffaf kanalları korumak’ olduğunu söyledi.

Lario, özellikle kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerde denetlenen finansal kanallara erişimin öneminin arttığını belirterek, çok sayıda ailenin yurt dışında yaşayan yakınlarının gönderdiği paralara bağlı olduğunu ifade etti.

Yaptırımlar ve ‘risk azaltma’

Lario, yaptırımların para transferleri üzerindeki etkisinin ülkeye, yaptırımların niteliğine ve kullanılan finansal kanallara göre değiştiğini belirtti. Lario, endişenin yalnızca yaptırımlarla sınırlı olmadığını, finans kuruluşlarının düzenleyici, uyum ve itibar risklerine karşı verdikleri tepkilerin de etkili olduğunu ifade etti.

Kişisel para transferlerine izin verilen durumlarda dahi finans kuruluşlarının belirli ülkelerle bağlantılı işlemlerin gerçekleştirilmesi konusunda daha sıkı tutum sergileyebildiğini söyleyen Lario, muhabir bankacılık ilişkilerine yönelik kısıtlamaların ise para transferi şirketlerinin bankacılık hizmetlerini sürdürmesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

fhyjukı
Çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede, yurtdışından gelen para transferleri ailelerin ayakta kalabilmesi için hayati bir kaynak haline geldi. (IFAD)

Daha geniş kapsamlı bu olgu ‘riskten arındırma’ (de-risking) olarak adlandırılıyor. Bu durum, mevcut resmi para transferi kanallarının sayısının azalmasına, transfer maliyetlerinin ve bekleme sürelerinin artmasına ve dolayısıyla ailelerin paraya erişiminin zorlaşmasına yol açabiliyor.

Lario, bir başka olası sonuca da dikkat çekerek resmi kanalların aşırı derecede zor, pahalı veya erişilemez hale getirilmesinin bazı işlemleri gayriresmi kanallara yöneltebileceğini ve bunun da şeffaflık ile tüketicinin korunması düzeyini artırmak yerine azaltabileceğini belirtti.

Çatışma dönemlerinde bir güvenlik ağı

Bu kanalların önemi, bazı ülkelerin uzun süreli çatışmalar ve ekonomik krizlerle karşı karşıya olduğu Ortadoğu’da daha da öne çıkıyor.

Lario, çatışmalardan ve ekonomik krizlerden etkilenen birçok ülkede para transferlerinin ‘hanelerin dayanıklılığı açısından temel bir kaynak’ haline geldiğini belirtti. İş olanaklarının, kamu hizmetlerinin, sosyal koruma ağlarının ve yerel ekonomilerin sekteye uğradığı dönemlerde, yurt dışında yaşayan aile üyeleri genellikle ilk destek sağlayanlar arasında yer alıyor.

Para transferlerinin önemi yalnızca düzenli şekilde gerçekleşmelerinden kaynaklanmıyor. Bu kaynakların koşullara hızla uyum sağlayabilmesi de önem taşıyor. Göçmenler, ailelerinin ihtiyaçlarına göre para gönderme sıklığını veya miktarını artırabiliyor ya da değiştirebiliyor. Lario’ya göre bu durum, söz konusu paraları krizlere karşı ilk savunma hatlarından biri haline getiriyor.

Gönderilen paralar öncelikle gıda, barınma, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel ihtiyaçların karşılanmasında kullanılıyor. Bununla birlikte ailelere tasarruf oluşturma, sigorta ve kredi hizmetlerine erişme ve yatırım yapma imkânı da sağlayabiliyor.

xs

Lario’nun aktardığına göre, Dünya Bankası’nın Suriye’ye ilişkin bir analizinde uluslararası para transferlerinin alınmasının aşırı yoksulluk oranında 12 puanlık, genel yoksulluk oranında ise 8 puanlık düşüşle bağlantılı olduğu ortaya konuldu. Lübnan’da ise devam eden kriz nedeniyle para transferleri aileler açısından giderek daha önemli bir ekonomik güvenlik mekanizmasına dönüştü.

Ancak para gönderme imkânının bulunması tek başına yeterli değil. Ailelerin bu paraları alıp kullanabilmesini sağlayacak bir finansal altyapıya da ihtiyacı var. Bu durum, finansal altyapının zarar gördüğü, likidite ve nakit kaynaklarının azaldığı, yerinden edilmenin arttığı, insanların hareket kabiliyetinin gerilediği veya ödeme sistemlerinin aksadığı ve finansal hizmet sağlayıcılarının piyasadan çekildiği çatışma dönemlerinde daha da karmaşık hale geliyor.

1,1 milyar kişi para transferlerinden yararlanıyor

IFAD’ın verileri, bu para akışlarının arkasındaki sosyal ekonominin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre 220 milyon göçmen ve diaspora üyesi, yaklaşık 1,1 milyar yakınına maddi destek sağlıyor. Bu da dünyada yaklaşık her altı kişiden birinin para transferleriyle bağlantılı olduğu anlamına geliyor.

2016’dan bu yana para transferleri yüzde 94 artarken, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki nüfus ve göç artışını geride bıraktı.

Bu kaynaklar yalnızca kentlere ulaşmıyor. Göçmenlerin ülkelerine gönderdiği her üç dolardan yaklaşık biri, yani yaklaşık 233 milyar dolar, resmi istihdam olanaklarının, finansal hizmetlerin ve altyapının çoğu zaman yetersiz olduğu kırsal bölgelere ulaşıyor.

IFAD, para transferlerinden yararlanan ailelerin her yıl yaklaşık 22 milyar doları kırsal tarım-gıda sistemlerine yatırdığını ve bunun tarımsal üretimi, kırsal işletmeleri ve istihdam olanaklarını desteklediğini tahmin ediyor.

Lario, bu kaynakların etkisinin ‘yararlanan ailelerin ötesine geçip’ yerel işletmelere, istihdama ve gıda sistemlerine uzandığını belirterek, para transferlerinin milyonlarca kırsal aile için tasarruf yapma, sigorta hizmetlerine erişme ve uygun koşullarda kredi kullanma yolunda başlangıç noktası oluşturabileceğini ifade etti.

Para transferleri dijitalleşiyor

Para transferlerinin hacmindeki artışla birlikte bu piyasanın yapısı da değişiyor. IFAD, günümüzde para transferlerinin yarısından fazlasının dijital bir kanal üzerinden başlatıldığını tahmin ediyor. Bu dönüşüm, gönderim maliyetlerinin düşürülmesine ve işlemlerin daha hızlı ve kolay hale gelmesine katkı sağladı.

Ancak dijital dönüşüm henüz tamamlanmış değil. 2025 yılında ölçüme dahil edilen hizmetlerin yalnızca yüzde 35’i hem gönderim hem de alım tarafında tamamen dijitaldi. Nakit ise birçok para transferi güzergâhında hâlâ yaygın bir yöntem olarak kullanılıyor.

sxdcfvghy
Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı’nda Göçmenlik ve Pasaport Dairesi’nde bekleyen insanlar (Reuters)

Rapora göre bir sonraki aşama yalnızca dijitalleşmeyle sınırlı değil; ailelerin finansal sistemi daha geniş kapsamda kullanabilme kapasitesinin artırılması da önem taşıyor. Bu nedenle hükümetlere, düzenleyici kurumlara, finans kuruluşlarına ve kalkınma ortaklarına; para transferi maliyetlerini düşürme, şeffaflığı artırma, kırsal bölgelerdeki hizmetleri geliştirme, finansal ve dijital kapasiteyi güçlendirme ve tasarruf, sigorta, kredi ile yatırım olanaklarına erişimi genişletme çağrısı yapılıyor.

Asya başı çekiyor, Afrika ise hızla ilerliyor

Asya-Pasifik bölgesi, küresel para transferleri ekonomisinin merkezi olmayı sürdürüyor. Bölge, 384,9 milyar dolar para transferi alırken, bu rakam raporun son 10 yıllık dönemde ele aldığı toplam akışların yüzde 53’üne karşılık geliyor.

Latin Amerika ve Karayipler, son 10 yılda en hızlı büyümeyi kaydeden bölge oldu. Bölgeye gönderilen para transferleri yüzde 132 artarak 168,6 milyar dolara ulaşırken, Afrika’ya yönelik akışlar yüzde 86 artışla 124,2 milyar dolara yükseldi.

Bu rakamlar, ekonomilerin yurt dışında yaşayan vatandaşlarından gelen paralara bağımlılık düzeylerindeki büyük farklılıkları da ortaya koyuyor. 23 ülkede para transferleri gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 10’undan fazlasını oluştururken, 9 ülkede bu transferlerin toplam değeri mal ve hizmet ihracatını aşıyor.

IFAD’a göre bu para akışlarının etkisini en üst düzeye çıkarmak, onları kamu yatırımlarının, sosyal korumanın veya iklim finansmanının alternatifi haline getirmek anlamına gelmiyor. Bunun yerine amaç, ailelerin kendilerine ulaşan paraları daha güvenli ve verimli şekilde kullanabilmelerini sağlayacak bir finansal ortam oluşturmak ve bu kaynakların bir bölümünü acil ihtiyaçları karşılamaya yönelik bir araç olmaktan çıkararak tasarruf, yatırım ve dayanıklılık oluşturma aracı haline getirmek.