Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki iş birliğinde herhangi bir sınır olmadığını vurguladı.

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
TT

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Yunanistan'a düzenlediği resmi ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, söz konusu ziyaretin savunma, güvenlik, ekonomi ve ticaret alanlarında iş birliğini geliştiren mevcut anlaşmalar çerçevesinde iki ülke arasında stratejik ortaklığı tesis ettiğini vurguladı. Bakan Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki ekonomik ve siyasi iş birliğinin askeri ve savunma anlaşmasının imzalanması ve uygulanması düzeyine ulaşmasına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Yunan Bakan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Yunanistan ziyaretinin sonuçlarına ilişkin beklentilerin yüksek olduğunu söyledi.  Mevcuttaki ve gelecekteki ortaklıkları geliştirmek için ilişkilerin güçlendirilmesi ve daha geniş ufuklara doğru ilerletilmesi gerektiğine işaret eden Georgiadis’e göre bu ziyaret, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile tutumların koordine edilmesine, bazı ortak çıkarlara ilişkin konularda istişarelerde bulunulmasına ve daha önce imzalanmış anlaşmaları tamamlayacak bazı anlaşmaları imzalamak amacıyla ikili görüşmelerin yapılmasına tanık olacak.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Yunanistan’a samimi duygular beslediğini hissettiklerini belirten Bakan Georgiadis şu ifadeleri kullandı:
 “Yunanistan, Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerin önemine inandığından, iki ülke arasındaki en derin dostluğu koruma ve bu dostluğu daha geniş ufuklara taşıma aynı duyguları paylaşıyor.”
Suudi Arabistan’ın dünya için olduğu kadar bölge için de kilit bir rolü olduğuna inandıklarını ifade eden Yunan Bakan, “Riyad'da geçtiğimiz mart ayında düzenlenen Suudi Arabistan-Yunanistan Forumu'na katılmak üzere Suudi Arabistan’a yaptığım son ziyaret beni çok mutlu etti” dedi.

Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğinin en üst düzeye çıkarılması
Yunan Bakan, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından başlatılan ‘Suudi Arabistan Vizyon 2030’ programları çerçevesinde yeşil ekonomiyi teşvik eden, iklimi ve çevreyi arındıran yeni girişimlere sahip olduğuna dikkat çekti. Georgiadis, Yunanistan Kalkınma Bankası (HDB) ile Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) arasında iki ülkede de yatırım yapılmasının kolaylaştırılması için bir mutabakat zaptı imzalanmasının, bunun teyidi olduğunu vurguladı.
İki ülke arasındaki iş birliğinin Yunanlar ve Araplar arasındaki ilişkilerin önemli bir bölümüne damgasını vurmuş, birkaç yüzyıl öncesine dayanan köklü ilişkilere dayandığını söyleyen Georgiadis, bu ilişkilerin sonsuza kadar süreceğini kaydetti. Ülkesinin Suudi Arabistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Yunan Bakan, Riyad ve Atina'nın onlarca yıldır güçlü ilişkiler kurduğunu söyledi.
Bakan Georgiadis sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yunan şirketlerin Suudi Arabistan’da bazı alanlarda yatırımları var. Diğer yandan Suudi şirketlerin de Yunanistan'a yatırım yapmak için gerçekten istekli olduklarını duyduk. Bunun üzerine Suudi Arabistan'ı ziyaret ederek ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için ortak bir yatırım forumu kurduk. Şu an iki ülke arasındaki ilişkiler bugüne kadarki en iyi durumda.”
Birkaç ay önce Suudi Arabistan ile savunma alanında bir anlaşma imzaladıklarını hatırlatan Yunan Bakan konuya dair şunları söyledi:
“Yunanistan, NATO ile ilgili olanlar hariç onlarca yıldır Akdeniz dışında ilk kez Suudi Arabistan'a enerji alanındaki hayati altyapıyı korumak için Patriot ve diğer füzelerle ilgili çalışmalarda yer almak üzere Yunan askerleri gönderdi.”

“Savunma alanındaki iş birliği, iki ülke arasındaki ilişkinin sağlamlığını yansıtıyor”
Bakan Georgiadis’ın gündeminde iki ülke arasında savunma alanında imzalanan anlaşma da vardı:
“Savunma anlaşmasının imzalanması kararı, Yunanistan'ın Suudi Arabistan’ı ve onun bu alandaki imkanlarını artırmasını desteklemeye ne denli istekli olduğunun açık bir göstergesidir. Yunanistan tarafından gönderilen askeri misyon, bununla yakından ilgileniyor. Daha önce Suudi Arabistan’ı finans ve bankacılık, inşaat, altyapı, sanayi, sanayi şehirleri, petrol, yenilenebilir enerji ve sağlık hizmetleri gibi birçok sektörde faaliyet gösteren Yunan şirketlerinden temsilcilerin yer aldığı büyük bir heyetle ziyaret etmiştik.”
Başlıca sektörlerdeki yetkililerle önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Yunan Bakan sözlerine şöyle devam etti:
“Riyad'daki Suudi Arabistan-Yunanistan Yatırım Forumu sırasında işletmeden işletmeye (Business - to - Business / B2B) 200'den fazla katılımcı arasında görüş alışverişinde bulunuldu. Yunanistan hükümeti olarak bu alanlardaki iş birliğini daha geniş ufuklara taşımanın yollarını ele almak amacıyla Suudi Arabistan hükümeti ve özel sektörde faaliyet gösteren Suudi şirketleriyle birkaç toplantı yaptık.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, yatırımlarla ilgili olarak da şunları söyledi:
“Suudi Arabistan’ın turizm sektörü de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki yatırımlarını Yunanistan’a çekmek ve aynı şekilde Yunan yatırımcıları da Suudi Arabistan’daki çeşitli sektörlere yatırım yapmaya teşvik etmek için Suudi yetkililerle birlikte çalışıyoruz. Suudi Arabistan’ın yakında yenilenebilir enerji, siber güvenlik ve tarım sektörlerinde büyük bir yatırım yapmasını bekliyoruz. Askeri iş birliğine dayalı ekonomik ortaklık ile iki ülke arasında en üst düzeyde stratejik iş birliğine ulaşıyoruz.”

Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa üzerindeki etkileri
Yunanistan’ın Rusya-Ukrayna savaşına dair tutumuna ve bu savaşın ülkesi üzerindeki etkisine değinen Bakan Georgiadis’ın konuya dair değerlendirmeleri şöyle oldu:
“Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı konusundaki tavrımız açık. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini uluslararası yasaların ihlali olarak kınadık. Avrupa'nın Rusya'nın yönelimi nedeniyle doğalgaz, petrol ve elektrik kesintilerinden zarar gördüğüne şüphe yok. Dolayısıyla Avrupa ekonomisi ve Avrupa'nın bir parçası olarak Yunanistan üzerinde etkisi oldu. Yani Yunanistan, savaştan doğrudan etkilenmiştir.”
Ancak Rusya’dan tedarik edilen enerji kaynaklarına bir alternatif bulmaya yönelik genel eğilimin zorunlu hale geldiğini belirten Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturmanın bir yolunu bulabileceğine işaret etti. Genel çerçevede Suudi Arabistan ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkiler, özelde ise Suudi Arabistan-Yunanistan ilişkilerinin derinliğinin altını çizdi.
Yunan Bakan, özelde Rusya-Ukrayna savaşı ve genel çerçevede ülkesine yönelik göç dalgasının yarattığı zorluklara ilişkin de şunları söyledi:
“Ukraynalı mültecileri kabul ettik. Onlar için bir düzenleme hazırlamaya çalışıyoruz. Başta Afrika'dan olmak üzere dünyanın farklı yerlerinden gelen mülteciler ve çatışma ve savaş bölgelerinden gelen mülteciler gerçeği ise Yunanistan için büyük bir ikilem teşkil ediyor.”

Bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanması
Bakan Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanmasının önemine işaret etti:
 “Deniz yolları konusunda, seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyoruz. Bu çerçevede Suudi Arabistan’a askerler gönderdik. Suudi Arabistan’ı savunmaya devam ediyorlar. Hepimizin bölgenin istikrarı için tüm yıl boyunca çalışması gerektiğine inanıyoruz.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarında sonunda Suudi Arabistan’ın kilit önemdeki rolüne dikkat çekti:
“Suudi Arabistan halkına, Yunanistan'da hoş karşılanan dostlar olduklarını söylemek istiyorum. Suudi Arabistan’ın ve bölgenin refahının ve ilerlemesinin anahtarı olduğuna inandığımız Riyad’ın Vizyon 2030 ile iki ülke arasında gerçek ortaklık, saygı ve iş birliği olduğunu görecekler.”



Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
TT

Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)

Suudi Arabistan’da yıllar süren altyapı ve düzenleyici çerçeve çalışmalarının ardından yeni hedef, yapay zekânın kurumların merkezine fiilen entegre edilmesi haline geldi. Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi, şirketin Krallık’taki faaliyetlerinin başına geçmesiyle birlikte bu entegrasyon açığını en önemli önceliği olarak belirledi.

Geçtiğimiz temmuz ayında göreve gelmesinden bu yana verdiği ilk medya demecinde AlGhamdi, önümüzdeki döneme ilişkin üç temel öncelik sıraladı: Güvenilir bir bulut altyapısı oluşturmak, yapay zekâyı deney aşamasından fiili kullanıma geçirmek ve yerel kapasiteyi artırmak. Bu hedefler, Krallık’ın Doğu Bölgesi’nde bir Azure bölgesinin kullanıma sunulması, yetkinlik geliştirme programlarının genişletilmesi ile bölgesel ve küresel ölçekte büyümeye uygun yerel çözümlerin geliştirilmesi süreçleriyle eş zamanlı olarak yürütülecek.

Kurumlar içindeki uygulama açığı

AlGhamdi, Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâya dayalı bir ekonomiye geçiş için gerekli altyapı, veri yönetişimi, sorumlu yapay zekâ ve kapasite inşası alanlarında temel adımları büyük oranda tamamladığını belirtti.

Bu kapsamda Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) kaydettiği ilerlemeye dikkat çeken AlGhamdi, mevzuat çerçevesinin veriyle ilgili 32, yapay zekâyla ilgili ise 13 düzenleyici aracı kapsadığını ifade etti. AlGhamdi buna karşın, önümüzdeki sürecin daha çok kurumların kendi iç dinamiklerinde yaşanacak gelişmelere bağlı olacağını vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan AlGhamdi, “Birtakım kurumlar yapay zekâyı temel operasyonlarına entegre etmek yerine halen bir deney alanı olarak görmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu açığın kapatılması için yapay zekânın doğrudan iş performansına, hizmetlere ve müşteri deneyimine bağlanması gerektiğini belirten AlGhamdi, kullanımın ölçülebilir bir etkiye dönüşebilmesi adına uygun veri, yönetişim, nitelikli insan kaynağı ve işletim modellerinin sağlanmasının şart olduğunu kaydetti.

gjuk
Microsoft: Bulut ve yapay zekâ sağlayıcıları arasındaki rekabet, sadece modeller ve altyapı sunmaktan öteye geçerek, kurumlar içinde gerçek ve güvenli bir etki yaratma yeteneğine doğru kayacak. (Adobe)

Bu yaklaşım, AlGhamdi’nin ilk yılındaki önceliklerinin odağını oluşturuyor. AlGhamdi, hedefin yapay zekânın etkisini ‘sadece bir başlık olmaktan çıkarıp somut hale getirmek’ ve bunu kurumların çalışma yöntemlerine, sundukları hizmetlere ve elde ettikleri sonuçlara yansıtmak olduğunu ifade etti.

İlk yıl için üç öncelik

AlGhamdi ilk olarak, Krallık’ın Doğu Bölgesi’ndeki Azure bölgesinin müşteri iş yüklerine açılmasına hazırlık kapsamında, ‘güvenilir bulut altyapısı’ şeklinde adlandırdığı unsuru öne çıkardı. AlGhamdi bu adımı, yalnızca ülke içindeki işlem kapasitesini artırmakla sınırlı görmeyip kurumların hassas sistemlerini güvenli ve sorumlu bir şekilde modernize edebilme yeteneğiyle ilişkilendirdi.

İkinci öncelik ise yapay zekâ projelerini deney aşamasından pratik değere dönüştürmek. AlGhamdi, başarı kriterinin şirketlerin duyurduğu kullanım senaryolarının sayısıyla değil; verimlilik, hizmetler, operasyonlar ve müşteri deneyiminde sağlanan somut iyileşmeyle ölçüleceğini vurguladı.

Bu deneysel süreçten pratik kullanıma geçişin bir örneği olarak AlGhamdi, Obeikan Group tarafından akıllı fabrikalar için geliştirilen akıllı sistem O3ai platformunu işaret etti.

Suudi yetkinliklerinin geliştirilmesini ise üçüncü sıraya koyan AlGhamdi, Microsoft’un 2030 yılına kadar Suudi Arabistan’da 3 milyon kişinin yapay zekâ becerileri kazanmasına yardımcı olma taahhüdünü hatırlattı. Dönüşümün yerel düzeyde inşa edilmesi ve sürdürülebilir kılınmasının hedeflendiğini belirten AlGhamdi, “Dönüşümü tek başına teknoloji değil, insanlar gerçekleştirir” değerlendirmesinde bulundu.

Bulut teknolojisi... Yerel barındırmadan çok daha fazlası

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki bulut bölgesinin faaliyete geçmesini yalnızca bir kapasite veya veri depolama meselesi olarak sunmayıp şirketlerin ve kamu kurumlarının kritik iş yüklerini modernize etme ve yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırma yeteneğiyle ilişkilendiriyor. Ulusal ölçekte bir genişlemenin; bulut hazırlığı, veri altyapısı, güvenlik, yönetişim, yetkinlikler ve güçlü bir ortaklık ağını içeren bütüncül unsurlara ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken AlGhamdi, yeni bulut bölgesinin yaratacağı asıl geniş etkinin dijital değer üretiminin daha büyük bir kısmının Krallık içine taşınmasıyla görüleceğini belirtiyor. AlGhamdi, bu durumun daha fazla yerel çözüm, teknik kapasitenin derinleşmesi ve iş ortakları arasında yenilikçiliğin yaygınlaşması anlamına gelebileceğini ifade ediyor. Uzun vadede ise hem Suudi pazarında hem de bölgedeki diğer pazarlarda kullanılabilecek fikri mülkiyetlerin üretilmesinin hedeflendiğini vurguluyor.

Daha rekabetçi bir pazar

AlGhamdi, Suudi müşterilerin yerel ve küresel bulut hizmet sağlayıcıları arasında geniş bir seçenek yelpazesine sahip olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirerek, bu durumun ‘güçlü ve hızla olgunlaşan’ bir pazarı yansıttığını ifade etti. Bulut kapasitesinin genişlemesi ve gelişmiş yapay zekâ modellerine erişimin kolaylaşmasıyla birlikte AlGhamdi, rekabetin yalnızca altyapıya veya modele sahip olma ekseninde kalmayacağını vurguladı.

“Fark yaratma süreci erişimden etkiye kayacak” değerlendirmesinde bulunan AlGhamdi, asıl sorunun modele kimin sahip olduğu değil; kurumların bu teknolojiyi güvenli, sorumlu ve çalışma yöntemlerini fiilen değiştirecek şekilde kullanmalarına kimin yardımcı olabileceği hususunda düğümleneceğini belirtti.

cdfgthy
Microsoft, Suudi kuruluşların önündeki en büyük zorluğun, yapay zekâ deneyimlerinden, bunu süreçlere fiilen entegre etmeye ve ölçülebilir sonuçlar elde etmeye geçiş yapmak olduğunu düşünüyor. (Adobe)

AlGhamdi bu durumu; bulut, veri, siber güvenlik, verimlilik araçları, iş uygulamaları, geliştirici araçları ve model seçeneklerinin tek bir platformda birleştirilmesi hedefiyle ilişkilendiriyor. Böylece yapay zekânın günlük iş akışlarının, kararların, operasyonların ve müşteri deneyimlerinin doğal bir parçası haline gelmesi amaçlanıyor.

Her bir kurumun kendine özgü veri, bağlam ve kurumsal bilgi birikimi üzerindeki denetimine de dikkat çeken AlGhamdi, Microsoft’un rekabette öne çıkardığı unsurları ‘güven, seçim imkanı ve kontrol’ kavramlarıyla özetlerken, bunların yanı sıra yapay zekâyı ölçeklenebilir ve ölçülebilir bir etkiye dönüştürme yeteneğinin önemini vurguladı.

Yapay zekâdan elde edilen dengesiz getiri

Üretken yapay zekâya yönelik yatırımların hız kazanmasına rağmen AlGhamdi, kurumların veri, operasyon ve yönetişim sorunlarını çözme kapasitelerinden daha hızlı bir şekilde bu teknolojilere yönelme riski bulunduğunu kabul etti.

Üretken yapay zekânın bir kurumun halihazırda yürüttüğü süreçleri hızlandırabileceğini belirten AlGhamdi, ancak bu teknolojinin ‘zayıf veri altyapısını, dağınık operasyonları veya net bir yönetişim eksikliğini telafi edemeyeceğini’ vurguladı. AlGhamdi, en güçlü sonuçları elde eden kurumların yapay zekâyı bağımsız bir teknoloji projesi olarak değil, iş dönüşümünün bir parçası olarak ele alanlar olduğunu ifade etti.

Söz konusu duruma Ma'aden şirketinin deneyimini örnek gösteren AlGhamdi, şirketteki ekiplerin Microsoft 365 Copilot, Copilot Studio ve Azure OpenAI Service kullanarak ayda 2 bin 200 saatten fazla zaman tasarrufu sağladığını kaydetti. AlGhamdi’ye göre adaptasyon hızı, üzerine kurulduğu altyapının kalitesinden bağımsız değerlendirilmemeli. Güvenlik ve yönetişimin aynı hızla ilerlemesi gerektiğini belirten AlGhamdi, bu noktada asıl sorunun kurumun çok hızlı hareket edip etmediği değil; kurumsal, veri ve güvenlik altyapısının bu hızla eş zamanlı ilerleyip ilerlemediği olduğunu vurguladı.

Teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki önümüzdeki dönemin yalnızca küresel platformların kullanımıyla sınırlı kalmayıp Krallık içinden geliştirilen ve ülke sınırlarını aşabilecek teknolojileri inşa etme kapasitesinin artırılmasıyla ilgili olduğunu vurguladı.

Bu doğrultuda Microsoft’un rolünün Suudi şirketlerine, girişimlere ve yazılımcılara bulut altyapısı, yapay zekâ araçları, siber güvenlik, veri platformları ve ortaklık ekosistemi desteği sunmak olduğunu belirten AlGhamdi, yerel bulut bölgesinin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini karşılarken ülke içinde çözümler geliştirilmesine ve barındırılmasına imkân tanıyacağını kaydetti.

Uzun vadedeki fırsatın çok sayıda Suudi kurumunun ‘teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine’ geçiş yapması olduğunu ifade eden AlGhamdi, bunun bölgesel ve küresel ölçekte rekabet edebilecek fikri mülkiyetlerin, platformların ve yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini kapsadığını belirtti.

Dijital egemenlik ve yerel kapasite

AlGhamdi, dijital egemenlik ile veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık arasındaki farklara ilişkin bir soruya yanıt verirken, yerel düzeyde çözüm geliştirme ve bunları Krallık içinde barındırma kapasitesini artırma konusuna odaklandı.

Yerel bulut altyapısının varlığının, girişimcilerin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini gözeterek Suudi Arabistan içinde çözümler geliştirmesine ve barındırmasına imkân tanıdığını belirten AlGhamdi, bu durumu teknolojiyi kullanmaktan üretmeye geçiş süreciyle ilişkilendirdi.

AlGhamdi; veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık kavramları arasında doğrudan bir ayrıma gitmedi. Buna karşın meseleyi; Suudi şirketlerinin, girişimlerin ve yazılımcıların teknik değerin, bilginin ve fikri mülkiyetin daha büyük bir kısmını Krallık bünyesinde tutabilme yeteneğiyle bağdaştırdı.

Altyapının ötesinde bir rol

AlGhamdi, Microsoft’un Suudi Arabistan’daki rolünü değerlendirirken, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile bulut, yetkinlik gelişimi ve sorumlu yapay zekâ alanlarındaki iş birliği de dahil olmak üzere hükümet, kurumlar, şirketler, yazılımcılar, iş ortakları ve eğitim kurumlarıyla yürütülen 25 yılı aşkın geçmişe dikkat çekti.

Mevcut sürecin sorumluluk seviyesini yalnızca teknoloji sunmanın ötesine taşıdığını belirten AlGhamdi, bunu hizmetlerin ve verimliliğin artırılması, güvenli dijital ortamların güçlendirilmesi ve Suudi yetenekler için daha geniş fırsatlar yaratılması gibi ulusal kazanımlara dönüştürme gerekliliğini vurguladı.

xsdfrgt
Microsoft Arabia, uzun vadeli başarıyı, beceri, yetenek, çözüm ve platformların geliştirilmesi yoluyla Suudi Arabistan’ın teknoloji tüketiminden üretimine geçişiyle ilişkilendiriyor. (Adobe)

AlGhamdi, Microsoft bünyesindeki 15 yılı aşkın deneyiminin ardından bu göreve getirildi. Daha önce şirketin Suudi Arabistan’daki kamu kurumları, ulusal kuruluşlar, eğitim ve sağlık sektörlerine yönelik faaliyetlerini yöneten AlGhamdi, kamu bulut düzenlemeleri ile ulusal analiz platformuna ilişkin girişimlerde de yer aldı. AlGhamdi’nin kariyer geçmişinde ayrıca Oracle ve Google bünyesinde üstlendiği roller bulunuyor.

Önümüzdeki üç yılın sınaması

AlGhamdi, görevdeki üç yılının ardından başarısının nasıl değerlendirileceğine ilişkin soruya yanıt verirken; bunu iş hacmi ya da satılan ürün sayısıyla sınırlamadı. Başarıyı daha geniş bir çerçevede, yapay zekâ alanındaki hedeflerin somut sonuçlara dönüştürülmesiyle ilişkilendiren AlGhamdi, “Üç yıl sonra başarıyı tek bir soruyla değerlendireceğim: Suudi Arabistan’ın yapay zekâ vizyonunu insanların gözlemleyebileceği bir ilerlemeye dönüştürmesine yardımcı olabildik mi?” ifadelerini kullandı.

Bu hedef doğrultusunda AlGhamdi, güvenilir bulut altyapısının kurumlar ve kritik sektörler nezdinde yaygınlaşmasını, yapay zekânın deneysel süreçlerden sıyrılarak verimlilik, hizmetler ve müşteri deneyiminde ölçülebilir iyileşmelere dönüşmesini öncelik olarak tanımladı. AlGhamdi ayrıca, Krallık bünyesinde dijital değer üretebilecek Suudi yeteneklerin, iş ortaklarının ve yazılımcıların sayısının artırılmasını da temel kriterler arasında sıraladı.

Bu kapsamda AlGhamdi’nin çizdiği yeni dönem; teknoloji yatırımlarının benimsenme aşamasından uygulamaya geçiş gücünün test edilmesine odaklanıyor. Süreç, model ve platform kullanımının ötesine geçerek Suudi ekonomisi bünyesinde verimlilik, hizmet kalitesi, nitelikli insan kaynağı ve fikri mülkiyet alanlarında ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini hedefliyor.


Suudi Arabistan, IKBY’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadı

Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, IKBY’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadı

Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)

Suudi Arabistan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarını hedef alan ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisine kadar ulaşan saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Riyad, saldırıların Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Krallığın siyasi ve kamuya mal olmuş isimleri hedef alan düşmanca operasyonları ve Irak devlet kurumlarının güvenliğini tehdit eden ya da ülkenin güvenlik ve istikrarını sarsan her türlü girişimi tamamen reddettiği ifade edildi.

Bakanlık, Riyad’ın devletlerin iç işlerine her türlü müdahaleyi, egemenliklerinin ihlal edilmesini, iyi komşuluk ilkelerine ve uluslararası hukuka aykırı eylemleri reddeden tutumunu yineledi.

Mesrur Barzani ise dün yaptığı açıklamada, İran’a ait iki bomba yüklü insansız hava aracının (İHA) Erbil’deki özel ofisini ve bölgesel istihbarat teşkilatı Parastin’in Direktörü’nün ikametgahını hedef aldığını duyurmuştu. Bölgedeki yetkililer tarafından ‘tehlikeli bir tırmanış ve Irak’ın egemenliğinin ihlali’ olarak nitelendirilen saldırıya ilişkin açıklamasında Barzani, IKBY Terörle Mücadele Birimi tarafından yürütülen soruşturmanın, dün sabah erken saatlerde özel ofisi ile Erbil’de faaliyet gösteren Parastin’in Direktörü’nün ikametgahının İran’a ait iki İHA tarafından hedef alındığını ortaya koyduğunu bildirmişti.


Suudi Arabistan ve Sudan bir “Koordinasyon Konseyi” kurulması için belge imzaladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Sudan bir “Koordinasyon Konseyi” kurulması için belge imzaladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, belgenin imzalanması sırasında (SPA)

Suudi Arabistan ve Sudan, iki tarafın ilgili makamlarını bir araya getiren kurumsal bir çerçevede iş birliği artırma kararlılığından yola çıkarak dün, bir ‘Koordinasyon Konseyi’ kurulmasını öngören belgeyi imzaladı. Bu adım net girişimler, projeler ve hedefler aracılığıyla somut sonuçlar elde etmeyi, iş birliği ile entegrasyonu güçlendirmeyi ve iki ülke liderleri ile halklarının beklentilerini karşılamayı amaçlıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, başkent Riyad'da ikili ilişkileri geliştirmek ve pekiştirmek için etkin bir kurumsal platform olması amacıyla ‘Suudi Arabistan - Sudan Koordinasyon Konseyi’ kuruluş belgesine imza attı.

İş birliğinin güçlendirilmesi

Prens Faysal bin Ferhan'ın Bakan Muhyiddin Salim'i kabulünün ardından iki taraf, iki ülke arasındaki Siyasi İstişare ve Takip Komitesi toplantısına başkanlık etti. Toplantıda ikili ilişkiler ve bu ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilip ilerletilmesinin yolları gözden geçirilirken, bölgesel olaylardaki son gelişmeler ele alındı ve bu konularda görüş alışverişinde bulunuldu.

Suudi Arabistan ve Sudan dışişleri bakanları toplantı sırasında, ikili ilişkileri ve çeşitli alanlardaki ortak iş birliğini güçlendirmek için çalışmaya devam etme konusundaki kararlılıklarını vurguladılar.

Bunun yanı sıra Bakan Muhyiddin, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan - Sudan ilişkilerinin merkeziliğine vurgu yaparak bu ilişkileri ‘stratejik’ olarak nitelendirdi. Söz konusu Koordinasyon Konseyi’nin kurulması için imzalanan belgenin meyvelerinden biri olarak önümüzdeki dönemin tanık olacağı sonuçlara güvendiğini ifade eden Salim, Kızıldeniz'in güvenliğinin her iki ülke için de en yüksek öncelik teşkil ettiğinin altını çizdi.

fevfrb
Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’daki Dışişleri Bakanlığı binasında Sudanlı Bakan Muhyiddin Salem’i kabul etti (SPA)

Riyad, İslamabad ve Ankara arasında imzalanan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ndan övgüyle söz eden Muhyiddin, ‘büyük bir güçten ve uluslararası bir sembolden çok daha fazlası’ olarak tanımladığı Suudi Arabistan ile ortak bir blokta yer alma konusunda iyimser olduğunu belirtti. Suudi Arabistan'ın Sudan'daki tabloyu ‘komşuluk, destekçilik ve ortak kader duygusuyla’ okuduğunu ifade eden Sudanlı bakan, ülkesinin bu üçlü bloğa dahil olmaya bölgesel güvenlik ve istikrarı pekiştirecek olumlu bir adım olarak baktığına işaret etti.

Suudi Arabistan'ın duruşuna övgü

Sudanlı bakan ayrıca, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve paralı askerlerin öncülük ettiği savaşın patlak vermesinden bu yana Sudan'ın içinden geçtiği karmaşık ve zor koşulların gölgesinde Suudi Arabistan'ın destekleyici tutumuna dikkati çekti. Riyad'ın savaşın başlamasıyla birlikte ilk platform olarak ‘Cidde Platformu’na ev sahipliği yaparak Sudan sahnesinde güçlü bir şekilde varlık gösterdiğini belirten Salim, Suudi Arabistan'ın Sudan'a ve halkına gösterdiği ilginin Krallığın duruşunun bir kanıtı olmaya devam edeceğine işaret etti.

Salim, Suudi Arabistan - Sudan Koordinasyon Konseyi’nin kurulmasına yönelik atılan imzanın ‘siyasi, güvenlik, ekonomik ve sosyal’ açıdan kapsamlı bir stratejik çalışmanın meyvelerini vermesini beklediğini ifade etti. Savaşın gölgesinde Kral Selman Yardım Merkezi'nin ülkedeki faaliyetlerinden övgüyle söz eden Sudanlı bakan, ülkesinin savaştan sonra devletlerin gerçek konumlarını görme fırsatı bulduğuna dikkat çekerken, Sudan dış ilişkilerinin her şeyi tam olarak doğru yerine oturtmak adına eskisinden farklı bir tutum ve çizgi benimseyeceğini vurguladı.

Sudan’ın siyasi diyaloğa yönelik beklentisi

Bakan Muhyiddin Salim, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Sudan içinde başlatılan siyasi diyalog hakkında şunları söyledi:

“Siyasi diyaloğun, Sudan krizinin genel vizyonları konusunda sivil güçler arasında bir fikir birliğine yol açmasını umuyoruz. Bu iyi bir gelişme olacaktır. Zira Sudan, bu güçlerin siyasi olarak bölünmesinden ve kutuplaşmasından çok zarar gördü ve bu durum ülkedeki siyasi sahnenin karmaşıklaşmasına neden oldu.”

scdfvgbh
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’da Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim’i kabul ederken (SPA)

Aykırı hareket eden diğer güçlerin önünü kesmek için Sudan meselelerinde sivil ve siyasi güçlerin ortak noktada buluşturulması gerektiğini vurgulayan Salim, partileri ve sivil güçleri, ‘siyasi diyalog’ girişimini, birleştirici ulusal yoldan uzaklaştıran her türlü kısıtlama ve gündemden tamamen kurtulmuş, saf bir milli bilinçle sahiplenmeye çağırdı.

Sudan halkının farklı siyasi görüş ve eğilimlerini temsil eden iç diyalogların başlatılması çağrısında bulunan Salim, içerideki güçlerin büyük bir kısmının safları birleştirme konusunda hemfikir olduğunu belirtti. Salim, ayrıca milli bilinci güçlendiren ve ülkenin toprak bütünlüğü ile egemenliğini koruyan tavsiyeler, öneriler ve girişimler sunarak hükümet ile ulusal güçler arasında dayanışma için bir fırsat yaratıldığını ifade etti.

Sudanlı bakan, herkesin ülkede demografik bir değişimi hedefleyen milislerin öncülük ettiği savaşın ortaya çıkardığı zorluklarla yüzleşebilmesi için Sudanlı vatanseverlerin bir araya gelerek kapsamlı bir ulusal siyasi tutum oluşturmalarının önemine dikkati çekti.

Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanı Salim ve Sudan'ın Riyad Büyükelçisi Defallah el-Hac, dün akşam Riyad'da düzenledikleri basın toplantısında, Riyad ile Hartum arasında Koordinasyon Konseyi’nin kurulmasının, iki ülkenin aralarındaki iş birliği ve koordinasyon düzeyini yükseltme konusundaki kararlılığından kaynaklandığını ve konseyin ikili ilişkileri geliştirmek ile pekiştirmek için etkin bir kurumsal platform olacağını vurguladı.

Bakan Salim ve Büyükelçi Hac, basın toplantısı  sırasında; önümüzdeki dönemin, iş birliği ile entegrasyonu güçlendirecek ve iki ülke liderleri ile halklarının beklentilerini karşılayacak net girişimler, projeler ve hedefler içeren bir dizi istişare, koordinasyon ve eyleme sahne olmasını beklediklerini ifade ettiler.