Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki iş birliğinde herhangi bir sınır olmadığını vurguladı.

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
TT

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Yunanistan'a düzenlediği resmi ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, söz konusu ziyaretin savunma, güvenlik, ekonomi ve ticaret alanlarında iş birliğini geliştiren mevcut anlaşmalar çerçevesinde iki ülke arasında stratejik ortaklığı tesis ettiğini vurguladı. Bakan Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki ekonomik ve siyasi iş birliğinin askeri ve savunma anlaşmasının imzalanması ve uygulanması düzeyine ulaşmasına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Yunan Bakan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Yunanistan ziyaretinin sonuçlarına ilişkin beklentilerin yüksek olduğunu söyledi.  Mevcuttaki ve gelecekteki ortaklıkları geliştirmek için ilişkilerin güçlendirilmesi ve daha geniş ufuklara doğru ilerletilmesi gerektiğine işaret eden Georgiadis’e göre bu ziyaret, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile tutumların koordine edilmesine, bazı ortak çıkarlara ilişkin konularda istişarelerde bulunulmasına ve daha önce imzalanmış anlaşmaları tamamlayacak bazı anlaşmaları imzalamak amacıyla ikili görüşmelerin yapılmasına tanık olacak.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Yunanistan’a samimi duygular beslediğini hissettiklerini belirten Bakan Georgiadis şu ifadeleri kullandı:
 “Yunanistan, Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerin önemine inandığından, iki ülke arasındaki en derin dostluğu koruma ve bu dostluğu daha geniş ufuklara taşıma aynı duyguları paylaşıyor.”
Suudi Arabistan’ın dünya için olduğu kadar bölge için de kilit bir rolü olduğuna inandıklarını ifade eden Yunan Bakan, “Riyad'da geçtiğimiz mart ayında düzenlenen Suudi Arabistan-Yunanistan Forumu'na katılmak üzere Suudi Arabistan’a yaptığım son ziyaret beni çok mutlu etti” dedi.

Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğinin en üst düzeye çıkarılması
Yunan Bakan, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından başlatılan ‘Suudi Arabistan Vizyon 2030’ programları çerçevesinde yeşil ekonomiyi teşvik eden, iklimi ve çevreyi arındıran yeni girişimlere sahip olduğuna dikkat çekti. Georgiadis, Yunanistan Kalkınma Bankası (HDB) ile Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) arasında iki ülkede de yatırım yapılmasının kolaylaştırılması için bir mutabakat zaptı imzalanmasının, bunun teyidi olduğunu vurguladı.
İki ülke arasındaki iş birliğinin Yunanlar ve Araplar arasındaki ilişkilerin önemli bir bölümüne damgasını vurmuş, birkaç yüzyıl öncesine dayanan köklü ilişkilere dayandığını söyleyen Georgiadis, bu ilişkilerin sonsuza kadar süreceğini kaydetti. Ülkesinin Suudi Arabistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Yunan Bakan, Riyad ve Atina'nın onlarca yıldır güçlü ilişkiler kurduğunu söyledi.
Bakan Georgiadis sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yunan şirketlerin Suudi Arabistan’da bazı alanlarda yatırımları var. Diğer yandan Suudi şirketlerin de Yunanistan'a yatırım yapmak için gerçekten istekli olduklarını duyduk. Bunun üzerine Suudi Arabistan'ı ziyaret ederek ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için ortak bir yatırım forumu kurduk. Şu an iki ülke arasındaki ilişkiler bugüne kadarki en iyi durumda.”
Birkaç ay önce Suudi Arabistan ile savunma alanında bir anlaşma imzaladıklarını hatırlatan Yunan Bakan konuya dair şunları söyledi:
“Yunanistan, NATO ile ilgili olanlar hariç onlarca yıldır Akdeniz dışında ilk kez Suudi Arabistan'a enerji alanındaki hayati altyapıyı korumak için Patriot ve diğer füzelerle ilgili çalışmalarda yer almak üzere Yunan askerleri gönderdi.”

“Savunma alanındaki iş birliği, iki ülke arasındaki ilişkinin sağlamlığını yansıtıyor”
Bakan Georgiadis’ın gündeminde iki ülke arasında savunma alanında imzalanan anlaşma da vardı:
“Savunma anlaşmasının imzalanması kararı, Yunanistan'ın Suudi Arabistan’ı ve onun bu alandaki imkanlarını artırmasını desteklemeye ne denli istekli olduğunun açık bir göstergesidir. Yunanistan tarafından gönderilen askeri misyon, bununla yakından ilgileniyor. Daha önce Suudi Arabistan’ı finans ve bankacılık, inşaat, altyapı, sanayi, sanayi şehirleri, petrol, yenilenebilir enerji ve sağlık hizmetleri gibi birçok sektörde faaliyet gösteren Yunan şirketlerinden temsilcilerin yer aldığı büyük bir heyetle ziyaret etmiştik.”
Başlıca sektörlerdeki yetkililerle önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Yunan Bakan sözlerine şöyle devam etti:
“Riyad'daki Suudi Arabistan-Yunanistan Yatırım Forumu sırasında işletmeden işletmeye (Business - to - Business / B2B) 200'den fazla katılımcı arasında görüş alışverişinde bulunuldu. Yunanistan hükümeti olarak bu alanlardaki iş birliğini daha geniş ufuklara taşımanın yollarını ele almak amacıyla Suudi Arabistan hükümeti ve özel sektörde faaliyet gösteren Suudi şirketleriyle birkaç toplantı yaptık.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, yatırımlarla ilgili olarak da şunları söyledi:
“Suudi Arabistan’ın turizm sektörü de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki yatırımlarını Yunanistan’a çekmek ve aynı şekilde Yunan yatırımcıları da Suudi Arabistan’daki çeşitli sektörlere yatırım yapmaya teşvik etmek için Suudi yetkililerle birlikte çalışıyoruz. Suudi Arabistan’ın yakında yenilenebilir enerji, siber güvenlik ve tarım sektörlerinde büyük bir yatırım yapmasını bekliyoruz. Askeri iş birliğine dayalı ekonomik ortaklık ile iki ülke arasında en üst düzeyde stratejik iş birliğine ulaşıyoruz.”

Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa üzerindeki etkileri
Yunanistan’ın Rusya-Ukrayna savaşına dair tutumuna ve bu savaşın ülkesi üzerindeki etkisine değinen Bakan Georgiadis’ın konuya dair değerlendirmeleri şöyle oldu:
“Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı konusundaki tavrımız açık. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini uluslararası yasaların ihlali olarak kınadık. Avrupa'nın Rusya'nın yönelimi nedeniyle doğalgaz, petrol ve elektrik kesintilerinden zarar gördüğüne şüphe yok. Dolayısıyla Avrupa ekonomisi ve Avrupa'nın bir parçası olarak Yunanistan üzerinde etkisi oldu. Yani Yunanistan, savaştan doğrudan etkilenmiştir.”
Ancak Rusya’dan tedarik edilen enerji kaynaklarına bir alternatif bulmaya yönelik genel eğilimin zorunlu hale geldiğini belirten Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturmanın bir yolunu bulabileceğine işaret etti. Genel çerçevede Suudi Arabistan ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkiler, özelde ise Suudi Arabistan-Yunanistan ilişkilerinin derinliğinin altını çizdi.
Yunan Bakan, özelde Rusya-Ukrayna savaşı ve genel çerçevede ülkesine yönelik göç dalgasının yarattığı zorluklara ilişkin de şunları söyledi:
“Ukraynalı mültecileri kabul ettik. Onlar için bir düzenleme hazırlamaya çalışıyoruz. Başta Afrika'dan olmak üzere dünyanın farklı yerlerinden gelen mülteciler ve çatışma ve savaş bölgelerinden gelen mülteciler gerçeği ise Yunanistan için büyük bir ikilem teşkil ediyor.”

Bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanması
Bakan Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanmasının önemine işaret etti:
 “Deniz yolları konusunda, seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyoruz. Bu çerçevede Suudi Arabistan’a askerler gönderdik. Suudi Arabistan’ı savunmaya devam ediyorlar. Hepimizin bölgenin istikrarı için tüm yıl boyunca çalışması gerektiğine inanıyoruz.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarında sonunda Suudi Arabistan’ın kilit önemdeki rolüne dikkat çekti:
“Suudi Arabistan halkına, Yunanistan'da hoş karşılanan dostlar olduklarını söylemek istiyorum. Suudi Arabistan’ın ve bölgenin refahının ve ilerlemesinin anahtarı olduğuna inandığımız Riyad’ın Vizyon 2030 ile iki ülke arasında gerçek ortaklık, saygı ve iş birliği olduğunu görecekler.”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.