Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki iş birliğinde herhangi bir sınır olmadığını vurguladı.

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
TT

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Yunanistan ziyareti stratejik ortaklığı tesis ediyor

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis (Şarku’l Avsat)

Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Adonis Georgiadis, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Yunanistan'a düzenlediği resmi ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, söz konusu ziyaretin savunma, güvenlik, ekonomi ve ticaret alanlarında iş birliğini geliştiren mevcut anlaşmalar çerçevesinde iki ülke arasında stratejik ortaklığı tesis ettiğini vurguladı. Bakan Georgiadis, Riyad ve Atina arasındaki ekonomik ve siyasi iş birliğinin askeri ve savunma anlaşmasının imzalanması ve uygulanması düzeyine ulaşmasına dikkat çekti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Yunan Bakan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Yunanistan ziyaretinin sonuçlarına ilişkin beklentilerin yüksek olduğunu söyledi.  Mevcuttaki ve gelecekteki ortaklıkları geliştirmek için ilişkilerin güçlendirilmesi ve daha geniş ufuklara doğru ilerletilmesi gerektiğine işaret eden Georgiadis’e göre bu ziyaret, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile tutumların koordine edilmesine, bazı ortak çıkarlara ilişkin konularda istişarelerde bulunulmasına ve daha önce imzalanmış anlaşmaları tamamlayacak bazı anlaşmaları imzalamak amacıyla ikili görüşmelerin yapılmasına tanık olacak.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Yunanistan’a samimi duygular beslediğini hissettiklerini belirten Bakan Georgiadis şu ifadeleri kullandı:
 “Yunanistan, Suudi Arabistan ile stratejik ilişkilerin önemine inandığından, iki ülke arasındaki en derin dostluğu koruma ve bu dostluğu daha geniş ufuklara taşıma aynı duyguları paylaşıyor.”
Suudi Arabistan’ın dünya için olduğu kadar bölge için de kilit bir rolü olduğuna inandıklarını ifade eden Yunan Bakan, “Riyad'da geçtiğimiz mart ayında düzenlenen Suudi Arabistan-Yunanistan Forumu'na katılmak üzere Suudi Arabistan’a yaptığım son ziyaret beni çok mutlu etti” dedi.

Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğinin en üst düzeye çıkarılması
Yunan Bakan, Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından başlatılan ‘Suudi Arabistan Vizyon 2030’ programları çerçevesinde yeşil ekonomiyi teşvik eden, iklimi ve çevreyi arındıran yeni girişimlere sahip olduğuna dikkat çekti. Georgiadis, Yunanistan Kalkınma Bankası (HDB) ile Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) arasında iki ülkede de yatırım yapılmasının kolaylaştırılması için bir mutabakat zaptı imzalanmasının, bunun teyidi olduğunu vurguladı.
İki ülke arasındaki iş birliğinin Yunanlar ve Araplar arasındaki ilişkilerin önemli bir bölümüne damgasını vurmuş, birkaç yüzyıl öncesine dayanan köklü ilişkilere dayandığını söyleyen Georgiadis, bu ilişkilerin sonsuza kadar süreceğini kaydetti. Ülkesinin Suudi Arabistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Yunan Bakan, Riyad ve Atina'nın onlarca yıldır güçlü ilişkiler kurduğunu söyledi.
Bakan Georgiadis sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yunan şirketlerin Suudi Arabistan’da bazı alanlarda yatırımları var. Diğer yandan Suudi şirketlerin de Yunanistan'a yatırım yapmak için gerçekten istekli olduklarını duyduk. Bunun üzerine Suudi Arabistan'ı ziyaret ederek ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğini en üst düzeye çıkarmak için ortak bir yatırım forumu kurduk. Şu an iki ülke arasındaki ilişkiler bugüne kadarki en iyi durumda.”
Birkaç ay önce Suudi Arabistan ile savunma alanında bir anlaşma imzaladıklarını hatırlatan Yunan Bakan konuya dair şunları söyledi:
“Yunanistan, NATO ile ilgili olanlar hariç onlarca yıldır Akdeniz dışında ilk kez Suudi Arabistan'a enerji alanındaki hayati altyapıyı korumak için Patriot ve diğer füzelerle ilgili çalışmalarda yer almak üzere Yunan askerleri gönderdi.”

“Savunma alanındaki iş birliği, iki ülke arasındaki ilişkinin sağlamlığını yansıtıyor”
Bakan Georgiadis’ın gündeminde iki ülke arasında savunma alanında imzalanan anlaşma da vardı:
“Savunma anlaşmasının imzalanması kararı, Yunanistan'ın Suudi Arabistan’ı ve onun bu alandaki imkanlarını artırmasını desteklemeye ne denli istekli olduğunun açık bir göstergesidir. Yunanistan tarafından gönderilen askeri misyon, bununla yakından ilgileniyor. Daha önce Suudi Arabistan’ı finans ve bankacılık, inşaat, altyapı, sanayi, sanayi şehirleri, petrol, yenilenebilir enerji ve sağlık hizmetleri gibi birçok sektörde faaliyet gösteren Yunan şirketlerinden temsilcilerin yer aldığı büyük bir heyetle ziyaret etmiştik.”
Başlıca sektörlerdeki yetkililerle önemli görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Yunan Bakan sözlerine şöyle devam etti:
“Riyad'daki Suudi Arabistan-Yunanistan Yatırım Forumu sırasında işletmeden işletmeye (Business - to - Business / B2B) 200'den fazla katılımcı arasında görüş alışverişinde bulunuldu. Yunanistan hükümeti olarak bu alanlardaki iş birliğini daha geniş ufuklara taşımanın yollarını ele almak amacıyla Suudi Arabistan hükümeti ve özel sektörde faaliyet gösteren Suudi şirketleriyle birkaç toplantı yaptık.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, yatırımlarla ilgili olarak da şunları söyledi:
“Suudi Arabistan’ın turizm sektörü de dahil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki yatırımlarını Yunanistan’a çekmek ve aynı şekilde Yunan yatırımcıları da Suudi Arabistan’daki çeşitli sektörlere yatırım yapmaya teşvik etmek için Suudi yetkililerle birlikte çalışıyoruz. Suudi Arabistan’ın yakında yenilenebilir enerji, siber güvenlik ve tarım sektörlerinde büyük bir yatırım yapmasını bekliyoruz. Askeri iş birliğine dayalı ekonomik ortaklık ile iki ülke arasında en üst düzeyde stratejik iş birliğine ulaşıyoruz.”

Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa üzerindeki etkileri
Yunanistan’ın Rusya-Ukrayna savaşına dair tutumuna ve bu savaşın ülkesi üzerindeki etkisine değinen Bakan Georgiadis’ın konuya dair değerlendirmeleri şöyle oldu:
“Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı konusundaki tavrımız açık. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini uluslararası yasaların ihlali olarak kınadık. Avrupa'nın Rusya'nın yönelimi nedeniyle doğalgaz, petrol ve elektrik kesintilerinden zarar gördüğüne şüphe yok. Dolayısıyla Avrupa ekonomisi ve Avrupa'nın bir parçası olarak Yunanistan üzerinde etkisi oldu. Yani Yunanistan, savaştan doğrudan etkilenmiştir.”
Ancak Rusya’dan tedarik edilen enerji kaynaklarına bir alternatif bulmaya yönelik genel eğilimin zorunlu hale geldiğini belirten Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı, Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturmanın bir yolunu bulabileceğine işaret etti. Genel çerçevede Suudi Arabistan ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkiler, özelde ise Suudi Arabistan-Yunanistan ilişkilerinin derinliğinin altını çizdi.
Yunan Bakan, özelde Rusya-Ukrayna savaşı ve genel çerçevede ülkesine yönelik göç dalgasının yarattığı zorluklara ilişkin de şunları söyledi:
“Ukraynalı mültecileri kabul ettik. Onlar için bir düzenleme hazırlamaya çalışıyoruz. Başta Afrika'dan olmak üzere dünyanın farklı yerlerinden gelen mülteciler ve çatışma ve savaş bölgelerinden gelen mülteciler gerçeği ise Yunanistan için büyük bir ikilem teşkil ediyor.”

Bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanması
Bakan Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bölgedeki deniz seyrüseferlerinin güvenliğinin sağlanmasının önemine işaret etti:
 “Deniz yolları konusunda, seyrüsefer güvenliğinin sağlanması için Suudi Arabistan ile birlikte çalışıyoruz. Bu çerçevede Suudi Arabistan’a askerler gönderdik. Suudi Arabistan’ı savunmaya devam ediyorlar. Hepimizin bölgenin istikrarı için tüm yıl boyunca çalışması gerektiğine inanıyoruz.”
Yunanistan Kalkınma ve Yatırım Bakanı Georgiadis, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarında sonunda Suudi Arabistan’ın kilit önemdeki rolüne dikkat çekti:
“Suudi Arabistan halkına, Yunanistan'da hoş karşılanan dostlar olduklarını söylemek istiyorum. Suudi Arabistan’ın ve bölgenin refahının ve ilerlemesinin anahtarı olduğuna inandığımız Riyad’ın Vizyon 2030 ile iki ülke arasında gerçek ortaklık, saygı ve iş birliği olduğunu görecekler.”



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Mısır ziyaretinin sonuçlarını nasıl yorumlamalıyız?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Mısır ziyaretinin sonuçlarını nasıl yorumlamalıyız?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’na varışında karşıladı. (Reuters)

Ahmed Abdulhakim

Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı gözlemci ve analistler, Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik ortaklığın derinliğini ve bölgesel gelişmelere ilişkin tutumların uyumunu ortaya koyan bu ziyaretin, artan bölgesel gerilim ile tehditler ortamında ve her iki ülkenin Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazları ile Kızıldeniz’deki seyir güvenliğine verdiği önem ışığında ‘olağanüstü bir öneme’ sahip olduğu konusunda görüş birliğine vardı.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki lider, Suudi Arabistan-Mısır ilişkilerini ve bunları geliştirme yollarının yanı sıra bölgedeki son gelişmeleri, Ortadoğu’nun güvenlik ve istikrarına ilişkin konuları ve bunların başında gelen deniz seyir güvenliği ile özgürlüğünü ve bu husustaki koordinasyon çalışmalarını ele aldı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise görüşmelerde Mısır-Suudi Arabistan ilişkilerinin Arap dünyasında en üst düzeyde olması gerektiği hususunda mutabakata varıldığı ifade edildi. Açıklamada, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken; Suudi Arabistan’ın egemenliğini, istikrarını, toprak bütünlüğünü veya uluslararası deniz hatlarındaki seyir özgürlüğünü hedef alan her türlü saldırı ve tehdidin Mısır tarafından tamamen reddedildiği ve kınandığı belirtildi.

İlişki stratejisinin teyidi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın Arap İşlerinden Sorumlu Eski Bakan Yardımcısı Yaser Osman, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ziyaretini ve Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmeyi, zamanlaması ve taşıdığı anlamlar bakımından ‘bölgenin son dönemde tanıklık ettiği en önemli etkinliklerden biri’ olarak değerlendirdi. Independent Arabia’ya konuşan Osman, ziyaretin iki kardeş ülkenin liderleri arasındaki sıradan ve rutin temaslar kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bu ziyaret, son derece kritik bir zaman diliminde; bölgenin, bölgesel güvenliği, istikrarı ve deniz seyir özgürlüğünü tehdit eden tehlikeli ve hızlı gelişmelerle karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Bu durum, söz konusu sınamalara karşı acil istişareyi ve ortak iş birliğini zorunlu kılmaktadır” dedi.

Ziyaret koşullarının iki ülkenin ulusal güvenliğinin ne denli birbiriyle bağlantılı olduğunu, stratejik çıkarlarının kenetlendiğini, ikili ilişkilerin gücünü, ortak kader birliğini ve bölge sorunlarına yönelik görüş yakınlığını gösterdiğini belirten Osman, bu çerçevede Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan her türlü tehdit karşısında Riyad ile tam bir dayanışma içinde olduğu yönündeki temel yaklaşımını vurgulamaya özen gösterdiğini ifade etti.

Osman, ziyaretin iki ülkenin bölgesel krizlere yönelik tutumlarında tam bir görüş birliğinin varlığını ortaya koyduğunu kaydetti. Bu uyumun boğazlardaki seyir özgürlüğü, Filistin davası ve Sudan krizi gibi bölgeyi ilgilendiren tüm dosyalarda geçerli olduğunu belirten Osman, ziyaretin ana mesajının ‘iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin sarsılmazlığını ve bölgenin karşı karşıya olduğu sınamalarla mücadeledeki ortak iradeyi teyit etmek’ olduğunu vurguladı.

rgrtgt
Mısır Cumhurbaşkanı ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi arasındaki görüşmede, mevcut koşullarda iki ülke arasındaki dayanışma ve koordinasyonun önemi vurgulandı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre iki lider arasındaki görüşmelerde bölgesel gelişmeler ve mevcut sınamalar ele alındı. Sisi, Mısır’ın mevcut bölgesel koşullar karşısında Suudi Arabistan ile tüm Arap ülkelerine yönelik sarsılmaz desteğini yineledi. Bu çerçevede iki ülke arasındaki koordinasyon ve temasların artırılması gerektiği vurgulandı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ise Mısır’ın bölgesel istikrar ve barış çabalarına verdiği desteği takdirle karşıladığını belirterek, son jeopolitik sınamalar karşısında Mısır’ın Suudi Arabistan’a gösterdiği dayanışma ve desteği övgüyle karşıladı. Görüşmede ayrıca, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Hürmüz ile Babu’l Mendeb boğazları ve Kızıldeniz’de deniz seyir güvenliğini ve özgürlüğünü sağlama konusundaki kararlılığı teyit edildi. Sisi, Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını korumak için aldığı tedbirleri desteklediklerini, aynı zamanda Yemen krizine kapsamlı ve sürdürülebilir bir siyasi çözüm bulunmasını desteklediklerini vurguladı.

İş birliği ve koordinasyon ‘acil bir gereklilik’

Arap Araştırma ve Etütler Merkezi Direktörü Hani Süleyman, Kahire ve Riyad arasındaki ‘koordinasyon ve iş birliğini güçlendirmenin’ artık bir lüks değil, bölgenin karşı karşıya kaldığı güvenlik sınamaları ve gelişmelerle mücadelede ‘acil bir zorunluluk’ olduğunu ifade etti. Süleyman, Suudi Arabistan ve Mısır’ın üstlendiği rol ile sahip oldukları farklı kapasitelerin, yalnızca kendi çıkarlarını korumak açısından değil, bölge ülkelerinin karşılaştığı siyasi ve güvenlik sınamalarıyla mücadele etmek açısından da hayati ve stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

İki ülkenin çabalarını birleştirmesi ve aralarındaki koordinasyonu en üst düzeye çıkarması sayesinde ‘uzun süredir devam eden krizlere yönelik ortak yaklaşımlar ve çözümler geliştirebilecek kapasitede’ olduğunu belirten Süleyman, bu durumun birçok uluslararası aktöre de net ve doğrudan mesajlar taşıdığını kaydetti. Süleyman, bu mesajın iki ülkenin her türlü sınamayla Arap dünyasının yaklaşımları doğrultusunda ve bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü ile güvenliğini koruyacak şekilde mücadele etme kararlılığı olduğunu ifade etti.

Süleyman, her iki ülkenin de bölge meselelerinde akılcı ve dengeli bir dış politika izlediğini, koordinasyonun artırılmasıyla önümüzdeki dönemde olumlu sonuçlar elde edileceğini dile getirdi. Ziyaretin çıktılarına da değinen Süleyman, bu sonuçların yakın gelecekte ortak ilgi alanına giren tüm dosyalarda somut gelişmeler olarak sahaya yansıyacağını belirtti.

trht5rhb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Mısır ziyareti bir gün sürdü; Sisi ile yaptığı görüşmelerde ikili ilişkiler ve bu ilişkilerin geliştirilme yolları ile bölgedeki gelişmeler ele alındı. (Reuters)

Benzer şekilde, Mısır Dışişleri Bakanlığı Eski Bakan Yardımcısı Seyyid Kasım el-Mısri, ‘Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki iş birliği ve koordinasyonun derinleştirilmesinin, muhtelif güvenlik ve siyasi sınamalarla mücadelede her zaman büyük önem taşıdığını’ ifade etti. Tarihi, coğrafi, ekonomik ve güvenlik bağlarıyla örülü iki ülke ilişkilerinin konjonktürel bir krize veya geçici bir sınamaya bağlı olmadığını belirten el-Mısri, bu bağları güçlendirmenin Arap coğrafyasının güvenliğini ve istikrarını korumak için elzem olduğunu vurguladı.

İki ülke arasındaki ilişkilerin köklü ve her düzeyde derin olduğunu dile getiren el-Mısri, her iki tarafın da Arap çıkarlarını korumaya katkı sağlayacak kapasiteye sahip olduğunu kaydetti. Son yıllarda Arap ortak hareket mekanizmalarında yaşanan aksaklıklara rağmen ‘Mısır-Suudi Arabistan ekseninin bölgedeki istikrar ve güvenliğin ana sütunu olmayı sürdürdüğünü’ belirten el-Mısri, bu eksenin güçlendirilmesinin her iki ülke için de zorunlu hale geldiğini ifade etti. Son bölgesel gelişmelerin ve tehditlerin iki ülkenin çıkarlarının ortak olduğunu gösterdiğini vurgulayan el-Mısri, birine yönelik tehdidin diğerinin de güvenlik ve istikrarını doğrudan etkilediğini belirtti.

Aynı doğrultuda değerlendirmelerde bulunan Arap Birliği Eski Genel Sekreteri Amr Musa da Mısır-Suudi Arabistan yakınlaşması ve koordinasyonunun artık bir tercih değil, bölgedeki durumun hassasiyetinin dayattığı bir zorunluluk olduğunu ifade etti. X platformu üzerinden yaptığı açıklamada Musa; Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik tekrarlanan saldırıların yanı sıra Lübnan, Suriye, Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’teki saldırılar ile Kızıldeniz ve bölgesel sulardaki seyir güvenliğine dönük tırmanan tehditlerin net ve etkili bir Arap tutumunu zorunlu kıldığını vurguladı.

Musa, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Arap sisteminin iki temel sütunu olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki yakınlaşma ve sıkı koordinasyonun, Arap güvenliğini ve çıkarlarını koruyacak, ayrıca Arapların kendi bölgelerinin geleceğini belirleme yetisini yeniden kazandıracak kapsamlı bir siyasi hareketi başlatmak için şart olduğunu kaydetti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan ziyaretin ardından yapılan açıklamada, iki liderin görüşmede ‘mevcut koşulların iki ülke arasında daha fazla dayanışma ve koordinasyonu gerektirdiğini, her iki ülkenin çıkar ve hedeflerinin örtüştüğünü ve aralarında tam bir anlayış birliği bulunduğunu’ vurguladıkları belirtildi. Açıklamada, Veliaht Prens’in ziyaretinin Mısır ile Suudi Arabistan ve tüm Körfez ülkeleri arasındaki tam dayanışma ve kardeşliği teyit ettiği ifade edilerek; Sisi ve Selman’ın, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin güvenliğinin Mısır ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu yineledikleri kaydedildi. Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın egemenliğini, istikrarını, toprak bütünlüğünü veya uluslararası deniz hatlarındaki seyir özgürlüğünü hedef alan her türlü saldırı ve tehdidi tam bir kararlılıkla reddettiği ve kınadığı vurgulandı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’na göre görüşmede, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Filistin davasına ilişkin tutumlarının tam olarak örtüştüğü teyit edilerek, iki devletli çözüm ile uluslararası meşruiyet kararlarına dayanan adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerektiği belirtildi. İki lider, ABD Başkanı’nın barış planının ikinci aşamasının gerekliliklerinin ve 2803 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanması, Gazze Şeridi’ne yeterli miktarda insani yardımın ulaştırılması ile Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail ihlallerinin durdurulması gerektiğinin altını çizdi.

Sudan krizine ilişkin olarak ise iki lider, Mısır ve Suudi Arabistan’ın Sudan’ın güvenliğine, istikrarına ve ulusal kurumlarının bütünlüğüne verdiği desteğin sürdüğünü teyit etti. Sudan ordusunun herhangi bir milis gücü veya yasa dışı paralel yapıyla bir tutulmasının reddedildiği görüşmede, Sudan’ın birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü tehdidin Mısır, Suudi Arabistan ve tüm bölge ülkelerinin kolektif güvenliği için bir risk oluşturduğu vurgulandı.


Husilerin Mekke-i Mükerreme’yi hedef almasına yönelik geniş çaplı kınamalar

Mekke’deki Mescid-i Haram’a dünyanın dört bir yanından çok sayıda mümin akın ediyor (SPA)
Mekke’deki Mescid-i Haram’a dünyanın dört bir yanından çok sayıda mümin akın ediyor (SPA)
TT

Husilerin Mekke-i Mükerreme’yi hedef almasına yönelik geniş çaplı kınamalar

Mekke’deki Mescid-i Haram’a dünyanın dört bir yanından çok sayıda mümin akın ediyor (SPA)
Mekke’deki Mescid-i Haram’a dünyanın dört bir yanından çok sayıda mümin akın ediyor (SPA)

Çeşitli Arap ve İslam ülkeleri ile kuruluşlar, Husilerin Mekke-i Mükerreme’yi bir insansız hava aracıyla (İHA) hedef almasını kınadı.

Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, salı akşamı Husilerin fırlattığı düşman İHA’yı önledi. İHA, kutsal kentin hava sahasına girmeden önce Mekke’nin güneyinde imha edildi.

Mekke-i Mükerreme’nin bu saldırıyla hedef alınması, Pakistan, Ürdün, Katar, Kuveyt, Mısır, Bahreyn, Yemen ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yanı sıra Körfez İşbirliği Konseyi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği tarafından geniş çapta kınandı. Söz konusu ülkeler ve kuruluşlar, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını belirtirken, krallık topraklarının hedef alınmasını ve egemenliğinin ihlal edilmesini reddetti.

Öte yandan, Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, “Bu düşmanca ve terörist girişim, Mekke-i Mükerreme’yi hedef almaya yönelik ikinci girişimdir” dedi. Maliki, saldırıyı, vahyin indiği, İslam mesajının doğduğu ve dünyanın dört bir yanından milyonlarca Müslümanın gönlünde özel yere sahip olan Mekke’yi hedef almaya yönelik “çirkin” bir eylem olarak nitelendirdi.

Maliki, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’nin güvenliği ile hacı ve umre ziyaretçilerinin emniyetinin kırmızı çizgi olduğunu vurgulayarak, koalisyonun ortak kuvvetler komutanlığının Husilere karşı gerekli ve caydırıcı önlemleri almaktan çekinmeyeceğini belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, ülkenin Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’nin, hacı ve umre ziyaretçilerinin, tüm Suudi Arabistan topraklarının, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin güvenliğini korumak için gerekli bütün tedbirleri alma konusunda meşru hakkı bulunduğunu vurguladı.