Körfez, uzun vadeli sermayeyi çekmek için altyapısını hazırlıyor

Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan bir yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Bölge, devlet finansmanından daha geniş kapsamlı ortaklıklara geçiyor

Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)
Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)
TT

Körfez, uzun vadeli sermayeyi çekmek için altyapısını hazırlıyor

Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)
Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)

Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri; hükümetleri, kalkınma bankalarını, egemen yatırımcıları ve özel sektörü bir araya getiren daha gelişmiş ortaklıklar aracılığıyla, uzun vadeli özel ve kurumsal sermayeyi harekete geçirmeye dayalı yeni bir altyapı finansmanı aşamasına geçiyor.

Bu dönüşüm; bölgenin enerji, su ve dijitalleşme alanlarındaki ihtiyaçlarının artmasıyla birlikte büyük projelerin uzun vadeli yatırılabilir varlıklara dönüştürülmesinin önem kazanmasıyla gerçekleşiyor.

Körfez’de yaşanan bu değişimler, yalnızca altyapı harcamalarının hacmindeki artışı değil, finansman denkleminin kendisindeki daha derin bir değişimi de gösteriyor. Enerji, su, ulaşım ve dijital ekonomi projelerinin genişlemesiyle birlikte, artan yatırım ihtiyaçlarını karşılamada tek başına kamu finansmanı yetersiz kalıyor. Emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve varlık yöneticileri ise doğaları gereği uzun yıllar boyunca istikrarlı nakit akışı sağlayan varlıklarla uyumlu, uzun vadeli sermayeye sahip bulunuyor.

Bu doğrultuda bölge; riskleri paylaşabilen, projelerin kredi değerliliğini artıran ve kamu yatırımlarını özel sermaye ile kurumsal sermayeyi çekebilecek fırsatlara dönüştüren finansman yapıları kurmaya yöneliyor.

Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Baş Yatırım Sorumlusu Suud bin Abdullah es-Seyyari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde ‘temellerin güçlü’ olduğunu belirtti. Es-Seyyari; nüfus artışı, kentleşme ve ekonomik dönüşüm programlarının yenilenebilir enerji, dijital altyapı, su ve sağlık hizmetleri alanlarında geniş bir fırsat yelpazesi yarattığını vurguladı.

Zorluğun artık mevcut fırsatların büyüklüğünden ziyade, risklerin nasıl yapılandırılacağı ve projelerin hayata geçirilmesi için gerekli sermayenin nasıl toplanacağıyla ilgili olduğunu belirten es-Seyyari, çok taraflı kalkınma kurumlarının projeleri daha finanse edilebilir hale getirmede, yatırımcılar için riskleri azaltmada ve kendi doğrudan katkılarının çok ötesinde sermaye akışlarını teşvik etmede kilit bir rol oynayabileceğini ifade etti.

Yenilenebilir enerji ve dijital altyapı

Es-Seyyari, önümüzdeki beş yıl içindeki en belirgin yatırım fırsatlarının ekonomik büyüme ile iklim ve sürdürülebilirlik hedeflerinin kesişim noktasında yer alacağını açıkladı. Bu kapsamda, depolama teknolojileriyle birlikte büyük ölçekli yenilenebilir enerji projelerinin bölgedeki enerji dönüşümünün temel taşını oluşturacağını belirtti.

xscdfg
Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Baş Yatırım Sorumlusu Suud bin Abdullah es-Seyyari (AIIB)

Es-Seyyari, bu tür projelere örnek olarak Umman’daki 500 megavat kapasiteli İbri II Güneş Enerjisi Santrali’nin finansman deneyimini gösterdi.

Ulusal fiber optik ağlardan akıllı lojistik hizmetlerine kadar teknoloji destekli altyapının ‘diğer tüm varlık sınıflarının değerini katladığını’ ifade eden es-Seyyari; sağlık ve eğitim başta olmak üzere sosyal altyapının da bölgedeki nüfus artışı ve kentleşmeye paralel olarak büyüyeceğini kaydetti.

Es-Seyyari ayrıca, “Disiplinli yapılandırma ile güçlü çevresel ve sosyal standartlar, bir fırsatı sürdürülebilir ve uzun vadeli bir değere dönüştüren temel unsurlardır” ifadesini kullandı.

Kalkınma kurumları, projelerin finansman edilebilirliğini destekliyor

Es-Seyyari, çok taraflı kalkınma bankalarının riskleri paylaşarak ve gerekli teknik uzmanlığı sağlayarak, hükümetlerin altyapı planlarını finanse edilebilir ve yatırılabilir projelere dönüştürmede kilit bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Bu doğrultuda, ana su arıtma tesislerinin modernizasyonunu hedefleyen ve Suudi Arabistan Su İdaresi ile gerçekleştirilen son finansman projesini örnek gösteren es-Seyyari, bu işlemin Ulusal Altyapı Fonu ve ticari borç verenlerle iş birliği içinde yapılandırıldığını belirtti. Es-Seyyari, bu ölçekteki bir projenin yatırılabilir hale gelmesinin; çok taraflı bir kalkınma kurumunun ticari kreditörlerin üstlenemeyeceği riskleri absorbe etmesi, çevresel ve sosyal özen incelemelerini yürütmesi ve anlaşmayı uluslararası standartlara göre yapılandırmak için gerekli teknik kapasiteyi sağlaması sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

Es-Seyyari değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Model tam olarak budur; çok taraflı kalkınma kurumları, disiplinli hazırlık, karma finansman ve kredi değerliliğinin artırılması yoluyla hedefleri finanse edilebilir projelere dönüştürür.”

Es-Seyyari, bankanın projelerde yer almasının ‘piyasaya güven verdiğini, algılanan riskleri azalttığını ve özel sermayeyi kendi doğrudan taahhütlerinin çok ötesinde teşvik ettiğini’ de sözlerine ekledi.

Risk dağılımı

Özel sektörün altyapı projelerine katılımının artmasının önündeki engellere değinen es-Seyyari, bu sektördeki risklerin tamamen ortadan kaldırılamayacağını, ancak taraflar arasında uygun şekilde dağıtılması gerektiğini belirtti. Es-Seyyari, düzenleyici belirsizlikler, erken aşama inşaat riskleri veya net geçmişi bulunmayan gelir modelleri gibi yatırımcıların fiyatlandırmakta zorlandığı riskleri üstlenmelerinin istendiği durumlarda zorlukların ortaya çıktığını vurguladı.

“Çok taraflı bir kalkınma bankası olarak görevimiz, bu risk dağılımını düzeltmektir” ifadesini kullanan es-Seyyari, bankanın bu doğrultuda hareket ettiğini kaydetti.

Es-Seyyari, kamu bütçeleri üzerindeki yükü hafifleten egemen olmayan finansmanın yanı sıra, garanti mekanizmaları ve ilk zarar üstlenme yapılarının kurumsal yatırımcılar için ticari dilimlerin cazibesini artırdığını, ayrıca projelerin uygulama ve işletme süreçlerine olan güveni pekiştirdiğini belirtti.

Gelecekteki projelerin yatırımcılar açısından şeffaf ve öngörülebilir olmasının önemine dikkat çeken es-Seyyari, bankanın Suudi Arabistan ile geliştirdiği yatırım programının, tekil anlaşmalara bağımlı kalmak yerine piyasaya yapılandırılmış bir dizi yatırım fırsatı konusunda daha net bir vizyon sunduğunu vurguladı.

Kurumsal yatırımcıları çekmek için 4 koşul

Es-Seyyari, emeklilik fonları ve sigorta şirketlerinin devasa miktarlarda uzun vadeli sermaye yönettiğini, bu yatırımların niteliği ile söz konusu kurumların yükümlülükleri arasındaki doğal uyuma rağmen, portföylerinin yalnızca sınırlı bir kısmının altyapıya ayrılmış durumda olduğunu ifade etti.

Altyapı yatırımlarının uzun vadeli, öngörülebilir ve genellikle enflasyona endeksli nakit akışları sunduğunu belirten es-Seyyari, bu durumun kurumsal yatırımcıların yükümlülükleriyle yüksek düzeyde uyum sağladığını vurguladı.

Bu tür yatırımların önünü daha fazla açmak için dört temel şart belirleyen es-Seyyari, bunları; net kamu-özel iş birliği düzenlemelerini de içeren istikrarlı hukuki ve düzenleyici çerçeveler, ihale belgeleri ile proje yapılarının standartlaştırılması, kredi değerliliğini artırıcı araçların sağlanması ve çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında güvenilir bir performans sergilenmesi şeklinde sıraladı.

“Küresel yatırımcıların birçoğu net sıfır emisyon taahhütlerine tabi durumda. Bu nedenle Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu varlıklar arıyorlar” diyen es-Seyyari, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu şartlar sağlandığında, Körfez’deki altyapı projeleri kurumsal yatırımcılar için ana varlık sınıfına dönüşebilir. Sermaye de bunu takip edecektir.”

Bölgesel fonlar sermaye mobilizasyonunu güçlendiriyor

Es-Seyyari, bölgesel fonları Körfez’de ve genel olarak bölgedeki altyapı projeleri için özel sermayeyi harekete geçirmede en etkili araçlardan biri olarak nitelendirdi.

Doğrudan kredinin tek bir projeyi finanse ettiğini belirten es-Seyyari, iyi yapılandırılmış bir yatırım platformunun ise birden fazla projeden oluşan bir portföyü finanse edebileceğini, riskleri çeşitlendirebileceğini ve etrafında entegre bir yatırım ekosistemi kurabileceğini açıkladı.

AIIB’nin Körfez ülkelerindeki altyapı fonlarına yönelik taahhütlerine dikkat çeken es-Seyyari, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ve Umman Yatırım Otoritesi gibi yatırımcıların desteğiyle hareket eden Rakiza ile Aberdeen Standard Investcorp Infrastructure Partners gibi fonları örnek gösterdi. Es-Seyyari, bu fonların sağlık, eğitim, su, ulaşım ve dijital ağlar da dâhil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki sürdürülebilir temel altyapıları hedeflediğini kaydetti.

AIIB’nin katılımının yalnızca sermaye sağlamakla kalmayıp aynı zamanda projelere belirli standartlar getirdiğini vurgulayan es-Seyyari, alt projelerin bankanın kriterlerine göre değerlendirildiğini, uygun olmayan faaliyetlerin kapsam dışı bırakıldığını ve yönetişim gerekliliklerinin sözleşmelere dâhil edildiğini belirtti.

Es-Seyyari, ‘ölçek, disiplin ve yerel uzmanlık’ bileşiminin, kurumsal sermayeyi bölgenin altyapı ihtiyaçlarına yönlendirmede temel unsur olduğunu ifade etti.

Mevcut varlıkların güncellenmesi

Es-Seyyari, Körfez ülkelerinin ekonomik büyüme, çevresel hedefler ve uzun vadeli finansman ihtiyaçları arasında denge kuran sürdürülebilir bir altyapı ekosistemi inşa etmede kaydettiği ilerlemeyi övdü. Sürdürülebilirliğin, net sıfır taahhütlerinden yenilenebilir enerji hedeflerine kadar bölgedeki ulusal vizyonların temel bir parçası haline geldiğini belirten es-Seyyari, özellikle dikkat çeken hususun, bölge ülkelerinin sadece yeni projeler inşa etmekle kalmayıp mevcut varlıkları modernize etmeye yönelmesi olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’daki su arıtma tesislerinin modernizasyonunu buna örnek gösteren es-Seyyari, termal arıtma teknolojilerinden ters ozmoz teknolojisine geçişin, üretim kapasitesini artırıp varlıkların ömrünü uzatırken enerji tüketimini ve emisyonları azaltacağını açıkladı.

“Büyüme ve çevresel performans birlikte ilerliyor” diyen es-Seyyari, bölgedeki finansman ekosisteminin de çok taraflı, ulusal ve ticari kurumları bir araya getiren finansal yapılarla hızla geliştiğini belirtti.

AIIB tarafından onaylanan her finansmanın Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu olduğunu vurgulayan es-Seyyari, “Bölgenin yönü net ve biz bu süreci desteklemekten gurur duyuyoruz” dedi.

Enerji, su ve yeşil hidrojen

Es-Seyyari, önümüzdeki on yıl içinde Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin altyapıyla bağlantılı bir dizi alanda öne çıkacağını öngörüyor. Bu alanların başında yenilenebilir enerji ve depolama sistemleri, gelişmekte olan yeşil hidrojen ekonomisinin yanı sıra teknoloji odaklı altyapı ile iklim değişikliklerine karşı dirençli su sistemleri geliyor. Bölgenin bağlantı altyapısı, veri merkezi kapasiteleri ve dijital altyapı alanlarında halihazırda ileri düzey yatırımlara sahip olduğunu belirten es-Seyyari; su güvenliğinin ise bölgenin yapısı ve gelecekteki ihtiyaçları dikkate alındığında stratejik bir öncelik teşkil ettiğini vurguladı.

Finansman modellerinde dönüşüm

Es-Seyyari, önümüzdeki on yıldaki en belirgin gelişmenin sadece altyapı projelerinin niteliğiyle sınırlı kalmayacağını, bu projelerin finanse edilme yöntemlerine de yayılacağını değerlendiriyor. Bu süreçte, ağırlıklı olarak kamu finansmanına dayanan modellerden; hükümetleri, kalkınma kurumlarını, egemen yatırımcıları ve özel sermayeyi bir araya getiren daha gelişmiş ortaklıklara doğru kademeli bir geçiş yaşanması öngörülüyor.

frgty
Asya Altyapı Yatırım Bankası binası (AIIB)

Bu dönüşümün AIIB’nin desteklemek amacıyla kurulduğu rolün özünü oluşturduğunu belirten es-Seyyari, bankanın Doha’da ev sahipliği yapacağı 11. Yıllık Toplantısı’nın ‘Yarının Altyapısı: Etki ve İnovasyon’ teması altında önemli bir dönüm noktası olacağını ifade etti. Es-Seyyari, önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin yenilenebilir enerji, dijital altyapı ve su sistemleri alanlarında bir dizi küresel trende öncülük etmesini beklediğini kaydetti.



Suudi Arabistan futbolunda transfer dengeleri yeniden mi değişiyor?

70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)
70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)
TT

Suudi Arabistan futbolunda transfer dengeleri yeniden mi değişiyor?

70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)
70 milyon euroluk bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli listeye zirveden girdi (El-Hilal Kulübü)

Suudi Arabistan Profesyonel Ligi’nde 2026-2027 sezonu yaz transfer dönemi, 484 milyon euroyu aşan harcamayla kapandı. Suudi kulüpleri kadrolarını güçlendirmek için yüksek miktarlarda harcama yapmayı sürdürürken bu rakam geçen sezona kıyasla daha düşük kaldı. Transfer döneminde en fazla harcama yapan kulüp ise rakiplerine açık ara fark atan El-Hilal oldu.

Şarku’l Avsat’ın Transfermarkt’an aktardığı verilere göre  Suudi Arabistan Ligi’ndeki toplam transfer harcaması 484,276 milyon euroya ulaştı. Bu rakam yaklaşık 2,116 milyar Suudi riyaline denk geliyor. Oyuncu satışlarından elde edilen gelir ise 95,176 milyon euro, yaklaşık 416 milyon riyal olarak kaydedildi.

cdfgrthyju
Beş en pahalı transferin üçü El-Hilal’e ait olurken bu transferlerin toplam bedeli 192,9 milyon euroya ulaştı (El-Hilal Kulübü)

Böylece lig kulüplerinin yaz transfer dönemindeki net harcaması yaklaşık 389,1 milyon euro, yani yaklaşık 1,7 milyar riyal oldu. Bu rakam, oyuncu transferleri için ödenen tutarlarla satışlardan elde edilen gelir arasındaki farkı ifade ediyor.

Harcamalarda El-Hilal açık ara zirvede yer aldı. Kulübün transferlerinin toplam değeri 205,87 milyon euroya, yaklaşık 900 milyon riyale ulaştı. Böylece El-Hilal tek başına ligdeki toplam transfer harcamalarının yaklaşık yüzde 42,5’ini gerçekleştirdi.

dfrgthy
Hollandalı Crysencio Summerville, 64,5 milyon euro bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer oldu (El-Hilal Kulübü)

El-Ehli, 84,26 milyon euroluk (yaklaşık 368 milyon riyal) harcamayla ikinci sırada yer aldı. Onu 79 milyon euroyla (yaklaşık 345 milyon riyal) El-Kadsiyye izledi. El-İttihad 33 milyon euro (yaklaşık 144 milyon riyal) ile dördüncü, En-Nasr ise 22 milyon euro (yaklaşık 96 milyon riyal) ile beşinci sırada yer aldı.

Ed-Diriyye 19,6 milyon euro, El-Fetih 13,5 milyon euro, Et-Taavun 9,85 milyon euro, El-İttifak 6,2 milyon euro, El-Hazm 2,8 milyon euro, Eş-Şebab 2,75 milyon euro, Ebha 2,38 milyon euro ve El-Hulud 2,25 milyon euro harcadı. Neom kulübünün oyuncu alımlarının toplam değeri ise 925 bin euro oldu.

Buna karşılık El-Halic, El-Feyha, Er-Riyad ve El-Faysali, Transfermarkt’ta yer alan verilere göre yaz transfer döneminde oyuncu bonservisi için herhangi bir harcama kaydetmedi.

Oyuncu satışlarında El-İttihad zirvede

Oyuncu satışlarından elde edilen gelirlerde ise ligin zirvesinde El-İttihad yer aldı. Kulüp satışlardan 30 milyon euro, yaklaşık 131 milyon riyal gelir sağladı. El-İttihad’ı 20,84 milyon euro (yaklaşık 91 milyon riyal) gelirle El-Hilal takip etti.

cdvfgbhyju
El-İttihad CEO’su Domingos, yeni transferi Rios’un tanıtımı sırasında (El-İttihad Kulübü)

En-Nasr 9 milyon euroluk satış geliri elde ederken onu 7,67 milyon euroyla Et-Taavun ve aynı miktarla Er-Riyad izledi. El-Fetih 6,51 milyon euro, El-Kadsiyye 6,93 milyon euro, El-Ehli 4 milyon euro, El-Feyha 2,3 milyon euro ve Eş-Şebab 275 bin euro satış geliri kaydetti.

Suudi Arabistan Ligi’nin yaz transfer dönemindeki en pahalı beş transferi, toplam harcamanın büyük bölümünü oluşturdu. Bu beş transferin toplam değeri 293,25 milyon euroya, yaklaşık 1,282 milyar riyale ulaştı.

cdfvgbh
Tijjani Reijnders’ın El-Kadsiyye’ye transferi 61 milyon euroya mal oldu (Oyuncunun X hesabı)

Listenin zirvesinde, El-Hilal’e transfer olan Brezilyalı Gabriel Martinelli yer aldı. Transferin değeri 70 milyon euro, yaklaşık 305,9 milyon riyal olarak kaydedildi.

Martinelli’yi, El-Hilal’e 64,5 milyon euro karşılığında transfer olan Hollandalı Crysencio Summerville izledi. Üçüncü sırada ise vatandaşı Tijjani Reijnders bulunuyor. Reijnders, El-Kadsiyye’ye 61 milyon euro karşılığında transfer oldu. Bu transferin yaklaşık değeri 266,6 milyon riyal.

El-Hilal’e transfer olan İngiliz Ollie Watkins, 58,4 milyon euroluk bonservis bedeliyle dördüncü sırada yer aldı. Beşinci sırada ise 39,35 milyon euro karşılığında El-Ehli’ye transfer olan Portekizli Francisco Trincão bulunuyor.

cgbhyjukı
Portekizli Francisco Trincão’nun transferi El-Ehli’ye 39,35 milyon euroya mal oldu (El-Ehli Kulübü)

Böylece yalnızca bu beş transfer, lig kulüplerinin toplam 484,28 milyon euroluk harcamasının yüzde 60,55’ini oluşturdu. Başka bir ifadeyle transfer döneminde harcanan paranın beşte üçünden fazlası yalnızca beş transferde kullanıldı.

En pahalı beş transferin üçü El-Hilal tarafından gerçekleştirildi. Bu üç transferin toplam bedeli 192,9 milyon euroya, yaklaşık 843 milyon riyale ulaştı.

Dört sezonda Suudi transfer harcamaları

Transfermarkt’ın son dört sezona ilişkin verilerinin karşılaştırılması, bu yaz transfer dönemindeki harcamaların geçen sezona göre gerilediğini ancak 2024-2025 sezonunun üzerinde kaldığını gösteriyor. Buna karşılık 2023-2024 sezonunun rekor düzeydeki harcamaları hâlâ açık ara zirvede bulunuyor.

Geçen yaz transfer dönemiyle karşılaştırıldığında harcamalar 638,48 milyon eurodan 484,28 milyon euroya geriledi. Böylece yaklaşık 154,2 milyon euroluk, yüzde 24,2’lik bir düşüş kaydedildi.

Buna rağmen bu yaz ki harcama, 2024-2025 sezonundaki rakamın yaklaşık 37,85 milyon euro üzerinde kaldı. Bu da yüzde 8,5’lik artış anlamına geliyor.

Buna karşılık kulüplerin 944,15 milyon euro harcadığı 2023-2024 sezonunun rekor transfer dönemiyle kıyaslandığında mevcut harcama yaklaşık 459,88 milyon euro, yani yüzde 48,7 daha düşük seviyede kaldı.

csdfvghyj
Hollandalı Crysencio Summerville, 64,5 milyon euro bonservis bedeliyle El-Hilal’e transfer oldu (El-Hilal Kulübü)

Dört sezon arasındaki karşılaştırmada en yüksek harcama 2023-2024 sezonunda gerçekleşti. Bu dönemde kulüpler toplam 944,15 milyon euro (4,13 milyar riyal) harcadı.

Bunu 638,5 milyon euro (2,79 milyar riyal) ile 2025-2026 sezonu, 484,3 milyon euro (2,12 milyar riyal) ile mevcut sezon ve 446,4 milyon euro (1,95 milyar riyal) ile 2024-2025 sezonu izledi.

Oyuncu satışlarında ise son dört sezonun en yüksek geliri 2025-2026 sezonunda elde edildi. Bu dönemde satışlardan 147,28 milyon euro gelir sağlandı. Bu rakam 2024-2025 sezonunda 110,03 milyon euro, mevcut transfer döneminde 95,18 milyon euro ve 2023-2024 sezonunda 69,13 milyon euro olarak kaydedildi.

Veriler ayrıca El-Hilal, El-Ehli ve El-Kadsiyye’nin tek başına 369,13 milyon euro harcadığını gösteriyor. Yaklaşık 1,61 milyar riyale denk gelen bu tutar, mevcut transfer döneminde ligdeki toplam harcamanın yüzde 76’sından fazlasını oluşturuyor. Bu tablo, Suudi Arabistan Ligi’ndeki satın alma gücünün sınırlı sayıdaki kulüpte yoğunlaştığına işaret ediyor.

Oyuncu hareketliliğinde 399 transfer

Oyuncu hareketliliği açısından ise Profesyonel Lig’in internet sitesinde yer alan kulüp kadrolarına göre yaz transfer döneminde 399 oyuncu giriş ve çıkışı gerçekleşti. Bunların 193’ünü lige gelen, 206’sını ise kulüplerinden ayrılan oyuncular oluşturdu.

Ebha, 20 yeni oyuncuyla en fazla transfer yapan kulüp oldu. Onu 19 oyuncuyla El-Faysali, 16 oyuncuyla Eş-Şebab, 15 oyuncuyla Et-Taavun ve 13 oyuncuyla El-Halic izledi. El-Fetih ve Ed-Diriyye ise 12’şer oyuncu transfer etti.

Buna karşılık En-Nasr, yalnızca bir oyuncu transfer ederek en az oyuncu alan kulüp oldu. Onu 6 oyuncuyla El-İttihad, 7’şer oyuncuyla El-Kadsiyye ve El-Feyha takip etti.

Kulüplerden ayrılan oyuncu sayısında da Ebha 19 oyuncuyla ilk sırada yer aldı. Eş-Şebab ve Et-Taavun 17’şer ayrılıkla ikinci sırayı paylaşırken El-Fetih 14 oyuncuyla onları takip etti. El-Hilal, El-İttihad ve El-Hulud’dan 13’er oyuncu ayrıldı.

El-Faysali ise yalnızca bir oyuncunun ayrılmasıyla bu kategoride en düşük rakama sahip kulüp oldu.


Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Hafar el-Batın’da kıyı destinasyonu geliştirmek için şirket kurdu

Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)
Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Hafar el-Batın’da kıyı destinasyonu geliştirmek için şirket kurdu

Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)
Havadan çekilmiş Hafar el-Batın Valiliği görüntüsü (Kral Abdülaziz Vakfı)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), Körfez kıyısındaki Hafar el-Batın kentinde bütünleşik bir turizm ve konut destinasyonu geliştirmek amacıyla “Sahil el-Halîc Gayrimenkul Geliştirme Şirketi”ni kurduğunu açıkladı. Projenin, Doğu Bölgesi’nin kuzeyinde konut ve turizm seçeneklerine yönelik artan talebi karşılaması hedefleniyor.

Şirket, Hafar el-Batın sahilini geliştirerek kenti bir şehir merkezine ve Suudi Arabistan’dan ve komşu Körfez ülkelerinden bölgeye sakin ve ziyaretçileri çekecek bir destinasyona dönüştürmeyi planlıyor. Projenin özel sektörle ortaklık içinde hayata geçirilmesi ve yerel ve bölgesel yatırımcıların bölgeye çekilmesi hedefleniyor.

Yaklaşık 20 kilometrekarelik bir alanı kapsayan proje, Körfez kıyısında 10 kilometre uzunluğunda bir sahil şeridini içeriyor. Proje, Hafar el-Batın’ın coğrafi konumundan ve Kuveyt ile diğer Körfez ülkelerine yakınlığından yararlanarak yeni destinasyona yönelik nüfus ve ziyaretçi hareketliliğini desteklemeyi amaçlıyor.

Destinasyonun tamamlandığında sekiz konut bölgesinden oluşması ve 16 binden fazla konut birimi barındırması planlanıyor. Projede ayrıca yaklaşık 1.400 otel biriminin yanı sıra kamu hizmetleri, ticari ve turistik tesisler, eğitim alanları ve tekne marinaları için ayrılmış bölümler yer alacak.

Projenin üç ana aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamanın çalışmalarının 2030 yılında tamamlanması ve bu aşamada üç konut bölgesinin geliştirilmesi öngörülüyor. Böylece bütünleşik bir konut ve turizm topluluğunun kademeli olarak oluşturulması hedefleniyor.

Kamu Yatırım Fonu Yerel Gayrimenkul Yatırımları Genel İdaresi Başkanı Saad el-Kurud, şirketin Hafar el-Batın’ın sahip olduğu kentsel ve lojistik avantajlardan yararlanacağını söyledi. Kurud, projenin bölge halkı için yeni istihdam ve fırsatlar oluşturulmasına, kentin altyapısının geliştirilmesine ve özel sektörle ortaklıkların güçlendirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Kurud, fonun yerel gayrimenkul sektöründeki projeleri aracılığıyla stratejik sektörlerin kapasitesini artırmaya ve bunların kendi ekonomik ekosistemleri içindeki entegrasyonunu güçlendirmeye devam ettiğini ifade etti. Bunun ekonomik kalkınmadaki rolü desteklemeyi ve sürdürülebilir getiriler sağlamayı amaçladığını kaydetti.

Şirketin kuruluşu, Kamu Yatırım Fonu’nun “Kentsel Gelişim ve Şehircilik Kalkınması” ekosistemi kapsamındaki yatırımlarının bir parçasını oluşturuyor. Bu ekosistem, özel sektörle ortaklık içinde Suudi Arabistan’ın farklı bölgelerinde yürütülen gayrimenkul projelerini içeriyor. Söz konusu yatırımlarla uzun vadeli değerin artırılması, yeni fırsatların oluşturulması ve kentsel gelişimde inovasyonun desteklenmesi hedefleniyor.

Kentsel Gelişim ve Şehircilik Kalkınması ekosistemi, Kamu Yatırım Fonu’nun 2026-2030 dönemi stratejisi kapsamında açıkladığı altı ekonomik ekosistemden biri olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda yapılan yatırımların yaşam kalitesini artırması, insan odaklı gelişmiş ve sürdürülebilir şehirlerin oluşturulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Fonun yerel projelere yönelik yatırımları, Suudi Arabistan ekonomisinin çeşitlendirilmesine, yeni fırsatların oluşturulmasına ve ülkenin farklı şehirlerinde ticari ve yatırım hareketliliğinin artırılmasına katkı sağlıyor. Bu yatırımlar aynı zamanda altyapının geliştirilmesini ve çeşitli alanlarda deneyim ve bilgi birikiminin aktarılmasını destekliyor.

Kamu Yatırım Fonu, Suudi Arabistan’daki ekonomik dönüşüme öncülük etmeyi ve sürdürülebilir getiriler elde etmeyi amaçlayan uzun vadeli bir strateji doğrultusunda faaliyet gösteriyor. Fon, ekonomik büyümeyi ve ekonominin gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesini destekleyen sektör ve projelere yatırım yapıyor.


Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır dışişleri bakanları, pazar günü İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Savunma Bakanı Israel Katz’ın Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tehcir edilmesine ilişkin açıklamalarını sert bir şekilde kınadı. Bakanlar, açıklamalarda Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik plan ve mekanizmaların gündeme getirilmesini de reddetti.

Bakanlar ortak açıklamada, söz konusu açıklama ve önerileri kışkırtıcı olarak nitelendirerek bunların uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ve Filistin halkının meşru ve devredilemez haklarına doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtti.

Açıklamada, Filistinlilerin tehcir edilmesini amaçlayan her türlü girişim ve planın kesin bir dille reddedildiği vurgulandı. Bu girişimlerin işgal altındaki Filistin toprakları içinde veya dışında olmasına ya da hangi ad ve gerekçeyle sunulmasına bakılmaksızın reddedildiği belirtilirken zorla tehcire yönelik çağrıların resmî politikaya veya Filistinlileri topraklarından koparmayı hedefleyen fiili uygulamalara dönüştürülmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuldu.

Bakanlar, bu tür adımların başta ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planı olmak üzere uluslararası barış çabalarına doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığını belirtti. Açıklamada, söz konusu planın zorla tehciri reddettiğine dikkat çekilerek bu tür girişimlerin bölgedeki istikrarın sağlanması ihtimalini zayıflatabileceği uyarısı yapıldı.

Ortak açıklamada, Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken Gazze ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistin topraklarının bütünlüğünün korunması gerektiği ifade edildi.

Bakanlar, adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda, ilgili uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Bakanlar ayrıca uluslararası topluma ve özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sorumluluklarını yerine getirerek işgal altındaki Filistin topraklarında yeni bir demografik veya coğrafi gerçeklik dayatma girişimlerine karşı çıkma çağrısında bulundu.

Açıklamada, uluslararası hukuk kurallarına uyulmasının güvence altına alınması istenirken Filistin halkının kendi topraklarındaki varlığını ve direncini destekleme kararlılığı yinelendi. Ayrıca Filistin meselesini ortadan kaldırmaya veya Filistin halkının meşru haklarını zayıflatmaya yönelik her türlü girişimin reddedildiği belirtildi.