Cezayir İspanya’dan çektiği büyükelçisini Fransa’ya atadı

(Arşiv)
(Arşiv)
TT

Cezayir İspanya’dan çektiği büyükelçisini Fransa’ya atadı

(Arşiv)
(Arşiv)

Cezayir, İspanya ile yaşanan kriz sonrası Madrid’den çektiği büyükelçi Said Musa’yı Fransa’ya büyükelçi olarak görevlendirdi.
Cezayir resmi ajansı APS’nin haberine göre, görevlendirmeye ilişkin Dışişleri Bakanlığı yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, "Fransa hükümeti, Sayın Said Musa'nın Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin Paris’e olağanüstü ve tam yetkili büyükelçisi olarak atanmasına onay verdi" ifadeleri kullanıldı.
Fransa’da çeşitli makamlarda ülkesinin diplomatik misyon temsilciliğini yapan Musa, 2021’de Cezayir’in İspanya büyükelçiliğine atanmıştı.
Büyükelçi Musa, mart ayında İspanya hükümeti ile Cezayir arasında Batı Sahra sorunu nedeniyle yaşanan kriz sonrası istişare için Cezayir’e çekilmişti.
Cezayir'in Paris'teki büyükelçisinin konumu, Fransa'da yaklaşık 5 milyon Cezayirli göçmenin varlığı, iki ülke arasındaki ilişkilerin hassasiyeti ve tarihi arka planı göz önüne alındığında, Cezayir Dışişleri Bakanlığı için en önemli diplomatik pozisyon olarak kabul ediliyor.

İspanya-Cezayir arasındaki kriz
İspanya'nın Batı Sahra konusundaki tutumunu değiştirmesi Cezayir ile ilişkilerinde gerilime neden olmuştu.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Fas Kralı 6. Muhammed'e gönderdiği mektupta, Batı Sahra sorununda Fas'ın ortaya attığı özerklik planını desteklediğini açıklamış, ardından 7 Nisan'da Rabat'a giderek ikili ilişkilerin normalleştirme sürecine girmesini sağlayan ikili anlaşmalara imza atmıştı.
Bu gelişmelerin ardından Cezayir, Madrid'deki büyükelçisini istişare için merkeze çekmişti.
İspanya Başbakanı Sanchez, 8 Haziran'da Mecliste yaptığı konuşmada, İspanya'nın Fas ile ilişkileri normalleştirmek için Batı Sahra politikasında yaptığı değişikliği savunarak, Fas'ın Batı Sahra için önerdiği planın "ciddi, inanılır ve gerçekçi temellere dayandığını, diğer yandan İspanya'nın bu bölge halkının davasından vazgeçmediğini" söylemişti.
Sanchez'in konuşmasından birkaç saat sonra Cezayir Cumhurbaşkanlığı, "İspanya Krallığı ile dostluk, iyi komşuluk ve iş birliği anlaşmasının ivedilikle askıya alındığını" duyurmuş, ardından Maliye Bakanlığı da İspanya ile dış ticaretini dondurduğunu açıklamıştı.

Batı Sahra sorunu
Sakiyetu'l Hamra ve Vadi ez-Zeheb adlı iki ana bölgeden oluşan ve Fas'ın fiili egemenliği altında bulunan Batı Sahra bölgesi uzun yıllardır, Fas-Cezayir-İspanya üçgeninde çözülemeyen soruna dönüşmüşken, kendisini Batı Sahra'nın "kurtuluş" hareketi olarak tanıtan Polisario Cephesi de Batı Sahra sorunu çerçevesinde şekillenen üçgenin merkezinde yer alan ayrılıkçı hareket olarak öne çıkıyor.
Fas, Polisario Cephesi tarafından 1976'da bağımsızlığı ilan edilen eski bir İspanyol sömürgesi olan Batı Sahra sorununun çözümü için 2007'de "genişletilmiş özerkliği" önerirken, Cezayir tarafından desteklenen Polisario ise bu bölgenin kaderinin tayini için referanduma gidilmesi talebinde bulunuyor.



İnsan hakları örgütü: Hartum'da İHA saldırısı sonucu 5 kişi öldü

Sudan'ın başkenti Hartum'da savaşın yol açtığı yıkımdan (Arşiv- Reuters)
Sudan'ın başkenti Hartum'da savaşın yol açtığı yıkımdan (Arşiv- Reuters)
TT

İnsan hakları örgütü: Hartum'da İHA saldırısı sonucu 5 kişi öldü

Sudan'ın başkenti Hartum'da savaşın yol açtığı yıkımdan (Arşiv- Reuters)
Sudan'ın başkenti Hartum'da savaşın yol açtığı yıkımdan (Arşiv- Reuters)

Sudan’ın başkenti Hartum’un büyük metropol bölgesinde dün, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait  insansız hava aracının (İHA) bir aracı hedef alması sonucu 5 sivil hayatını kaybetti. Bu saldırı, insan hakları kuruluşlarına göre başkentte bu hafta gerçekleşen ikinci benzer olay oldu.

Son aylarda Sudan ordusu ile HDK arasında ülke genelinde İHA saldırılarında belirgin bir artış yaşanırken, bazı saldırılar tek seferde onlarca kişi yaşamını yitirmesine sebep oldu.

Savaş sırasında ihlalleri belgeleyen “Acil Durum Avukatları” adlı kuruluş, HDK’ya ait bir İHA’nın dün sabah Omdurman’ın güneyindeki Cemuiyye Üçgeni yolu üzerinde sivil bir aracı vurduğunu ve araçtaki bütün yolcuların hayatını kaybettiğini bildirdi.

Kuruluş aracın, Hartum’un yaklaşık 90 kilometre güneyindeki Beyaz Nil eyaletinde bulunan Şeyh es-Sıddık bölgesinden geldiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre güvenlik kaynakları ve görgü tanıkları, geçen salı günü de başkent merkezinin yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Cebel Evliya bölgesinde bir hastanenin İHA saldırısıyla hedef alındığını bildirdi.

HDK ile Sudan ordusu arasında daha önce yaşanan çatışmalar sırasında Hartum havaalanının içinden yükselen dumanlar (Arşiv- Reuters)HDK ile Sudan ordusu arasında daha önce yaşanan çatışmalar sırasında Hartum havaalanının içinden yükselen dumanlar (Arşiv- Reuters)

Bu saldırı, ordunun bir yıl önce HDK’dan geri aldığı başkentte aylar sonra gerçekleşen ilk saldırı oldu.

Cebel Evliya, ordunun hızlı gerçekleştirdiği karşı saldırısıyla HDK’nın batıya, Darfur’daki ana üssüne çekilmesinden önce Hartum eyaletindeki son kontrol noktasıydı.

HDK, geçen yıl Hartum’da çoğunlukla askeri noktalar, enerji tesisleri ve su altyapısını hedef alan bir dizi İHA saldırısı düzenlemişti.

Ancak son aylarda başkentte görece bir sakinlik yaşandı. Yerinden edilen 1,8 milyondan fazla kişi geri dönerken, havalimanı iç hat uçuşlarına yeniden açıldı. Buna rağmen kentin büyük bir kısmı hâlâ elektrik ve temel hizmetlerden yoksun durumda.

Çatışmalar ise büyük ölçüde Darfur’da yoğunlaştı. Ordu, ekim ayında Faşir kentindeki son üssünü kaybederken, Kurdufan’da HDK doğu ile batıyı bağlayan ana kara yolunun kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalışıyor.

Diğer yandan şiddet olayları Etiyopya sınırına yakın güneydoğudaki Mavi Nil eyaletine de sıçradı. Bu durum, çatışmaların daha da uzaması ve yayılması yönündeki endişeleri artırıyor.

2023 yılından beri devam eden savaş, on binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Bazı tahminlere göre can kaybı 200 bini aşarken, milyonlarca kişi ülke içinde ve dışında yerinden edildi. Savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine neden oldu.


Fetih’in 8. Kongresi, yeni siyasi sistemin liderliğini seçmek amacıyla toplanıyor

Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas, Fetih Devrim Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (Arşiv- WAFA)
Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas, Fetih Devrim Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (Arşiv- WAFA)
TT

Fetih’in 8. Kongresi, yeni siyasi sistemin liderliğini seçmek amacıyla toplanıyor

Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas, Fetih Devrim Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (Arşiv- WAFA)
Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas, Fetih Devrim Konseyi toplantısına başkanlık ediyor (Arşiv- WAFA)

Filistin’de el Fetih hareketi, 14 Mayıs’ta Batı Şeria, Gazze Şeridi, Mısır ve Lübnan’da düzenlenecek 8. kongresine hazırlanıyor. Ancak İsrail’in yurt dışındaki üyelerin Ramallah’a ulaşmasını engelleyebileceğine dair endişeler bulunuyor. 

El Fetih Merkez Konseyi üyesi Teysir Nasrallah, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, kongre üyeliği kriterlerini karşılayan 2 bin 514 üyenin belirlendiğini söyledi.

Kongre, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yönetim yapısını yeniden düzenlemeye ve liderlik geçişini sorunsuz şekilde sağlamaya çalıştığı, siyasi ufkun tıkalı olduğu ve yönetimin ardı ardına krizlerle karşı karşıya bulunduğu hassas bir dönemde gerçekleştiriliyor.

Kongrenin toplanması, Filistin meselesine ilişkin kararları alan hareketin en üst organı olan yeni bir Merkez Komite ile yeni bir Devrim Konseyi’nin seçilmesi anlamına geliyor.

Hareket içinden bilgili kaynaklar, kongre sonucunda oluşacak yeni liderliğin, şu anda şekillenmekte olan yeni siyasi sistemi yöneteceğini ifade etti.


Ekonomiden siyasete: Ali el-Zeydi Koordinasyon Çerçevesi için zaman mı kazanıyor?

Görev süresi sona eren Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Başbakan adayı Ali el-Zeydi, Bağdat'taki Hükümet Sarayı'nda, 27 Nisan 2026 (Reuters)
Görev süresi sona eren Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Başbakan adayı Ali el-Zeydi, Bağdat'taki Hükümet Sarayı'nda, 27 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Ekonomiden siyasete: Ali el-Zeydi Koordinasyon Çerçevesi için zaman mı kazanıyor?

Görev süresi sona eren Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Başbakan adayı Ali el-Zeydi, Bağdat'taki Hükümet Sarayı'nda, 27 Nisan 2026 (Reuters)
Görev süresi sona eren Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Başbakan adayı Ali el-Zeydi, Bağdat'taki Hükümet Sarayı'nda, 27 Nisan 2026 (Reuters)

İyad el-Anbar

Son iki haftadır dokuzuncu hükümetin başbakanlığı için anılan isimlerin aksine, Koordinasyon Çerçevesi Sayın Ali el-Zeydi'yi bir sonraki hükümeti kurmakla görevlendirdi. Başbakan adayı, Irak halkının büyük çoğunluğu tarafından tanınmıyor. Zira kendisi daha önce herhangi bir siyasi deneyimi olmayan, finans ve ekonomi dünyasından gelmiş bir isim.

Zeydi'nin bir sonraki hükümeti kurmakla görevlendirilmesi, birçok gözlemci ve hatta siyasetçi için sürpriz olabilir. Ancak, bunun taşlarının perde arkasında, hem “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki hem de dışındaki siyasi aktörler tarafından yavaş yavaş döşendiği anlaşılıyor. Ne var ki şaşırtıcı olan, aylar önce Koordinasyon Çerçevesi tarafından adaylığı açıklanan, fakat ABD Başkanı Donald Trump’ın adaylığını reddettiğini belirttiği Sayın Maliki'nin, bundan feragat ederek geri çekilmesidir. Aynı durum, son seçimlerde en çok oyu alan ve ekibi ile yakın çevresi seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi konusunda ısrar eden görevi sona ermiş Başbakan Muhammed Şiya Sudani için de geçerlidir.

Ali Zeydi'nin görevlendirilmesi, başbakanı seçme modelinde yeni bir değişimi temsil ediyor. Zira siyasi deneyim veya uzun bir siyasi kariyer onun nitelikleri arasında yer almıyor

Mecliste en büyük bloğu temsil eden siyasi çevrelerin dışından bir ismin aday gösterilmesi, Irak'ta diktatörlükten demokrasiye geçişten bu yana alışılmadık bir durum değil. Nitekim 2018 seçimlerinin ardından Şii siyasi güçler, siyasi hayattan fiilen çekilmiş ve seçim yarışına katılmamış olan Sayın Adil Abdulmehdi'yi seçmişlerdi. Aynı senaryo, Ekim 2019 protestolarının ardından Sayın Mustafa el-Kazımi’nin göreve getirilmesiyle tekrarlandı. Ancak hem Abdulmehdi hem de Kazımi, iktidardaki siyasi sistemin dışında değil, içinde faaliyet gösteriyorlardı. Ali Zeydi’ye gelince, seçimlere katılmadı ve siyasi faaliyetlerde hiçbir varlığı olmadı.

Para ve siyasetin ortaklığı

Ülkelerimizdeki siyasi deneyim bize gücün zenginliği doğurduğunu gösteriyor. Bu nedenle, siyasi bir pozisyon, zenginliğin hazinesinin anahtarı haline geliyor. Bu denklem, iş adamlarının finans ve ekonomiden siyasete ve devlet işlerine geçiş yaptığı gelişmiş ülkelerin deneyimleriyle çelişiyor.

Sayın Ali Zeydi'nin görevlendirilmesi, başbakanı seçme modelinde yeni bir değişimi temsil ediyor. Zira siyasi deneyim veya uzun bir siyasi kariyer, onun nitelikleri arasında yer almıyor. Aksine, o, finans ve ekonomi sektörlerinden siyaset dünyasına geçiş yapmış bir isim. Özgeçmişinin de gösterdiği gibi, kendisi “çeşitli hukuk, finans ve yönetim deneyimine” sahip. En öne çıktığı alan ise “ekonomi, eğitim ve sağlık kurumları yönetimi.”

Başbakan adayı Ali Zeydi, Bağdat'taki ofisinde, 28 Nisan 2026 (AFP)Başbakan adayı Ali Zeydi, Bağdat'taki ofisinde, 28 Nisan 2026 (AFP)

Kırklı yaşlarının başlarında olan Zeydi, hukuk eğitiminin yanı sıra finans ve bankacılık alanında uzmanlığa sahip. Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren bir şirketler grubuna sahip olan ve bunları yöneten Ulusal Holding Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor. Ayrıca özel sektörde faaliyet gösteren eğitim kurumlarına da sahip.

Zeydi'nin, Ticaret ve Savunma Bakanlıkları başta olmak üzere, bakanlıklar ile yatırım ortaklıkları bulunuyor. Bu tür ortaklıklar, siyasi aktörlerle köprüler kurabilir. Zira bilhassa Irak ekonomisi, serbest piyasa yaklaşımını sosyalist ekonomik yasa ve düzenlemeler sistemiyle birleştirmeye çalışan çarpık bir modele sahiptir. Bu nedenle, çoğu ekonomik ve yatırım faaliyeti para ve siyaset arasındaki ortaklıklar aracılığıyla oluşturulmakta ve genişletilmektedir.

Birçok Iraklı, bir sonraki hükümetin yoksullukla mücadele edebileceğini, yolsuzlukla savaşabileceğini, yaşam standartlarını yükseltebileceğini veya kalkınma ve altyapı alanında büyük bir atılım sağlayabileceğini hayal bile etmiyor

 Irak'ta siyasi oyun son derece karmaşıktır. Kartlarının herkese açık olduğu doğru, asıl karmaşıklık aktörler arasındaki ilişkilerde yatmaktadır. Siyaset, para ve silahların iç içe geçmesi, temel işlevi siyasi etki ile devletin kaynakları ve ekonomisi üzerindeki kontrolün genişletilmesi arasındaki ilişkiyi sağlamak olan bir yönetim sistemi ortaya çıkardı. Bu nedenle, devletin en yüksek yürütme pozisyonunu işgal edecek birini seçerken siyasi aktörlerin kriteri siyasi profesyonellik yerine ekonomi, siyaset ve silahların arasındaki iç içe geçmiş çıkar ağını yönetme yeteneği olacaktır.

Zeydi’nin atanması kabul görecek mi?

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin düşünebileceği en kötü kabus, Başkan Trump'ın Nuri el-Maliki'nin adaylığını reddetmesi ve bunu sosyal medya platformunda açıkça duyurması senaryosunun tekrarıdır. Trump bunu tekrarlamayabilir, ancak Zeydi'nin Koordinasyon Çerçevesi tarafından atanması, özellikle de bu duyurunun ABD'nin Bağdat'taki Maslahatgüzarı Joshua Harris'in bir mektubunun sızdırılmasıyla eş zamanlı oalarak gelmesiyle, ABD ve Irak arasındaki giderek karmaşıklaşan bir ilişkinin ortasında gerçekleşti. Harris’in mektubunda, “daha büyük mesele, Irak'ın bir sonraki aşamada ABD'nin ortağı mı yoksa düşmanı mı olmayı seçeceğidir” ifadesi yer alıyordu. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu mektup gerçekliğinden bağımsız olarak, Irak hükümetini silahlı milis gruplar ile mücadelede başarısız olmakla suçlayan ABD Dışişleri Bakanlığı ve Bağdat Büyükelçiliği'nin genel açıklamalarıyla örtüşüyor. Aynı şekilde ABD, Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alan Ebu Ala el-Veli ve Haydar el-Garavi gibi siyasi figürler hakkında bilgi verenlere de maddi ödül vereceğini açıkladı.

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi ve Başbakan adayı Ali Zeydi, Bağdat'ta düzenlenen ve Zeydi'nin yeni hükümeti kurmakla görevlendirildiği törende siyasi figürlerle birlikte duruyor, 27 Nisan 2026 (Reuters)Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi ve Başbakan adayı Ali Zeydi, Bağdat'ta düzenlenen ve Zeydi'nin yeni hükümeti kurmakla görevlendirildiği törende siyasi figürlerle birlikte duruyor, 27 Nisan 2026 (Reuters)       

Asıl kabus, Trump yönetiminin Sayın Zeydi'nin adaylığını açıkça reddetmesinde değil, hükümetinin kurulmasını kısıtlayan ve meclisten güven oyu almasını daha da zorlaştıran Amerikan koşullarında yatıyor olabilir. ABD Maslahatgüzarının ilettiği mesaj, silahlı kanadı olan hiçbir siyasi gücün, kendi siyasi figürleri veya teknokrat bakanları aracılığıyla olsun, bir sonraki hükümette yer almamasını şart koşuyor. Washington’un bu tür güçleri içeren hiçbir hükümetle iş birliği yapmayacağını belirtiyor. Bu nedenle, bir sonraki hükümetin uyması gereken Amerikan koşulları listesi, bu koşulların sadece kendi çıkarlarını değil, siyasi varlıklarını da tehdit ettiğini düşünen liderlerin hakim olduğu bir meclisten hükümetin güven oyu almasına engel olabilir.

Ayrıca, Zeydi'nin adaylığının Koordinasyon Çerçevesi güçleri tarafından zaman kazanma taktiği ve anayasal süre sınırlarına uyma girişimi olduğunu öne sürenler de var. Bu nedenle, bu adaylık tam 1 ay kazanma manevrasıdır ve meclisten güven oyu alması önemli değildir. Çerçeve güçlerinin, ABD ile İran arasındaki savaşın sonuçlarını değerlendirmek ve Irak üzerindeki yansımaları ışığında kartlarını yeniden karmak için bu fırsat penceresine ihtiyaçları var.

İç ve dış faktörler arasında

Birçok Iraklı bir sonraki hükümetin yoksullukla mücadele edebileceğini, yolsuzlukla savaşabileceğini, yaşam standartlarını yükseltebileceğini veya kalkınma ve altyapı alanında büyük bir atılım gerçekleştirebileceğini hayal bile etmiyor. Bu hedefler artık lüks haline geldi, ihtiyacımız olan bir zorunluluk değil. Iraklıların hayalleri artık ülkenin mevcut düzeydeki gerilemesini ve kaosunu durdurmak etrafında dönüyor. Zira etkili siyasi güçlerin kendi çıkarları pahasına devletin varlığını yeniden tesis etmeyi önceliklendirdiğini düşünmek aptalca olacaktır.

Tahran'ın dostu ve Washington'un stratejik ortağı olmak mümkün, ancak Amerikalılar aynı anda hem Tahran hem de Washington ile stratejik ortak olmanızı kabul etmemektedir

Sayın Zeydi hükümetini kurmayı ve meclisten güven oyu almayı başarırsa, başbakan olarak masasında kendisini çok sayıda karmaşık sorun bekliyor olacak. İç siyasi ortamın karmaşıklığı ile uluslararası ve bölgesel siyasetin karmaşıklığı arasında denge kurmak neredeyse imkansız bir görevdir. Bilhassa İran'a karşı ABD-İsrail savaşının ve İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının dumanının Ortadoğu semalarını kaplamaya devam ettiği göz önüne alındığında bu daha da imkansız hale gelmektedir.

İç politikada, göstergeler, özellikle Irak petrol ihracatının durdurulmasının yansımaları, kamu sektöründe maaşların yüksek maliyeti ve önceki yönetimlerin bıraktığı önemli borç yükü göz önüne alındığında, ekonomik durumun yeni hükümetin karşı karşıya kalacağı en önemli meydan okuma olacağını gösteriyor.

El-Şorca Çarşısı, Bağdat, Irak, 8 Eylül 2025 (Reuters)El-Şorca Çarşısı, Bağdat, Irak, 8 Eylül 2025 (Reuters)

Ancak yeni hükümeti bekleyen dış politika dosyaları, ekonomik krizlerden çok daha karmaşık. Muhammed Şiya Sudani hükümetinin Irak'ın ABD ve İsrail ile olan çatışmasında İran'a destek cephesi olmasını engelleyememesi, Körfez ülkelerinin silahlı grupların ekonomik ve egemen tesislerine yönelik saldırıları sebebiyle Irak'ı suçlamaları, bölgesel çevreyle ilişkilerin yeniden kurulmasını karmaşık bir girişim haline getiriyor. Irak ile Körfez ülkeleri arasında güveni yeniden tesis etmek için etkili politikalar gerektiriyor.

ABD ile ilişkiye gelince, Trump yönetiminin mevcut “dost-düşman” dinamiğini artık kabul etmemesi nedeniyle daha net bir şekilde tanımlanması gerekiyor. Daha güçlü bir stratejik ortaklığa doğru ilerlemek, ABD'nin Irak'taki Amerikan varlığını ve çıkarlarını tehdit eden silahlarla ve İran'ın Irak'taki etkisi, vekilleri ve araçlarıyla mücadele açısından bir sonraki Irak hükümeti için öncelik olması gerektiğine inandığı pratik adımlar gerektiriyor. Tahran'ın dostu ve Washington'un stratejik ortağı olmak mümkün, ancak Amerikalılar aynı anda hem Tahran'ın hem de Washington'un stratejik ortağı olmanızı kabul etmemektedir.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.