Yemen’de gıda güvenliği iyileşiyor

Yemen’e gıda güvenliğini artıran 3 faktörden biri ateşkesin sağlanması oldu

Taiz’de Suudi yardımlarının dağıtım çalışmasından bir kare (SPA)
Taiz’de Suudi yardımlarının dağıtım çalışmasından bir kare (SPA)
TT

Yemen’de gıda güvenliği iyileşiyor

Taiz’de Suudi yardımlarının dağıtım çalışmasından bir kare (SPA)
Taiz’de Suudi yardımlarının dağıtım çalışmasından bir kare (SPA)

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından Yemen’deki gıda güvenliğine ilişkin yayınlanan yeni bir analiz, bu yılın ikinci çeyreğinde gıda güvenliği durumunda kaydedilen iyileşmeyi 3 faktöre bağladı. Söz konusu faktörler arasında, yağmur ve tarım mevsiminin başlaması, ateşkesin insani yardımların erişiminin genişlemesine yönelik etkisi ve Ukrayna’dan küresel buğday arzının yeniden başlaması yer alıyordu.
22 Yemen vilayetinin 9’u gıda güvensizliği konusunda yüksek alarm seviyesinde sınıflandırıldı. Ülkede akut gıda güvensizliğinin ‘hala sürekli olarak yüksek ve tehlikeli derecede değişken’ olduğunu ortaya koyan rapora göre, silahlı çatışmalardaki tarihsel düşüşe rağmen, 11 vilayet alarm durumunda kaldı. Ateşkes, yardımların ulaşması, yakıt kullanılabilirliğini ve sermaye hareketliliğini iyileştirerek olumlu gelişmeler sağladı.
FAO tarafından yayınlanan analiz, temel olarak küresel olaylardan kaynaklanan gıda fiyatları yükselmesi nedeniyle yaşam maliyetinin istikrarlı bir şekilde arttığını belirtti.
Yüksek alarm durumunda sınıflandırılan 9 vilayetten, el-Hudayde, el-Cevf, Hacca ve Saada olmak üzere 4’ünde, nüfusun üçte ikisinden fazlası, yılın başından Mayıs ayına kadar olan dönem için Entegre Gıda Güvenliği Aşaması Sınıflandırması’nda (IPC) üçüncü aşamasında yer aldı. Bu aşama, ciddi gıda güvensizliğinin devam ettiğini gösteriyordu.
BM analizi, önümüzdeki Eylül ayına kadar olan dönemde, yüksek geçen ay yağmurun başlamasıyla başlayan tarım mevsimi de dahil olmak üzere, birçok hafifletici faktörün bir sonucu olarak gıda güvensizliğinin azalacağını öne sürdü. Gıda güvensizliğinin ciddi yoğunluğuna rağmen, yağmur mevsimi ovaları su basması, gündelik tarım işçiliğinden elde edilen gelirin sağlanması ve ateşkesin etkisi insani yardımın genişlemesine neden oldu.
FAO, Ukrayna’dan küresel buğday arzının yeniden başlamasının, istikrar beklentisinin yanı sıra gıda ürünlerinin fiyatlarının ve yakıt fiyatlarının düşmesi ile yaşam maliyetini olumlu yönde etkileyeceğine inanıyor.
Bu yılın üçüncü çeyreğinde, 5 valilik “yüksek alarm”, 14 valilik “alarm” ve 3 valilik “düşük uyarı” seviyelerinde sınıflandırıldı. el-Mahvit, Zumar, İbb, Saada ve Sana’nın “yüksek alarm” durumundan “alarm” durumuna geçmesi bekleniyor. Sokotra ise, adaya erişimi engelleyen rüzgarlar nedeniyle düşük seviyeden yüksek alarm seviyesine yükselmesi beklenen tek vilayet olarak sınıflandırıldı. Yılın üçüncü çeyreği için beklentilerin ‘olumlu’ olduğu sonucuna varıldı.
Bu değerlendirmeler uyarınca, Yemenlilerin gıda güvensizliği oranı yüzde 60’tan yüzde 40’a düştü. Bu oranlar, halkın yüzde 42’sinin IPC analizinin 3’üncü aşamasına eşdeğer gıda güvensizliği yaşadığını gösteren yakın tarihli bir ulusal değerlendirmeye dayanıyor.
Uluslararası analize göre, bu durum diğer gıda tüketim göstergeleri tarafından destekleniyor. Ülkede nüfusun yüzde biri şiddetli açlıkla yüzleşiyor ve durumları IPC’nin 5’inci aşamasına denk geliyor.
Rapora göre, Rusya-Ukrayna savaşının etkileri, küresel bir gıda kıtlığına neden oldu ve Yemen’de birçok aileyi etkiledi. Zira başta tahıl olmak üzere gıda fiyatlarının maddi durumu kötü aileler için oldukça pahalı bir hale getirdi. Alternatif ithalatçı ülkeler tarafından uygulanan ihracat yasakları da gıda fiyatlarındaki artışı kötüleştirdi.
Mayıs ayında FAO tahıl fiyat endeksi rekor seviyeye ulaştı ve Haziran ayında uluslararası buğday fiyatlarındaki düşüş sebebiyle buğday fiyatı bir miktar (yüzde 4,1) geriledi. Yemen’deki tacirler de toptan alımlarda artışa tanık oldu, bu durum malların stoklanmasına ve fiyatların artmasına neden oldu.
BM raporu, 2022’de kaydedilen gıda maliyetinin yükselmesiyle birlikte, yaşam maliyetinin istikrarlı bir şekilde arttığını belirtti. Yılın ikinci çeyreği için ortalama yaşam maliyet 112 bin Yemen riyali (bir dolar 600 Yemen riyaline eşit) olarak kaydedildi. Yaşam maliyetindeki son artış, temel olarak uluslararası piyasada tahıl fiyatlarının artmasına bağlandı.
Rapora göre, iklim değişikliği de geçim kaynaklarını da etkiliyor. Zira bu yıl, 2014 (en kurak yıl) ve 2000’den sonra son 40 yılın en kurak üçüncü yılı oldu. Yağışlar yılda ortalama 0,3 mm azaldı bununla birlikte, aşırı durumların aynı sıra daha fazla kuraklık ve daha fazla sel de bekleniyor. Yılın ilk yarısında, çoğu çiftçi ilk ekim sezonunu kaybetti ve hanelerin üçte biri ekim alanlarının azaldığını bildirdi.
Başka bir raporda, Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Temmuz ayının ikinci yarısını ve Ağustos ayının ilk haftasını, ülke genelinde sağanak yağışlar ve yaygın sağanak yağış dönemi olarak nitelendirdi. Birçok bölgenin hala şiddetli yağmurların ve yıkıcı sellerin etkilerinden mustarip olduğunu belirtti. Bu hava felaketin binlerce aileyi yerinden ettiğini, çok sayıda sivilin ölümüne neden olduğunu ve mülkleri yok ettiğini söyledi. Ülke genelinde, yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kamplardan 32 binden fazla ailenin bu felaketten etkilendiğini, barınakları, geçim kaynakları ve su kaynaklarının zarar gördüğünü aktardı.
Raporda, FAO tarafından yayınlanan meteorolojik erken uyarıya göre, şiddetli yağışların bu ayın 20’sine kadar devam etmesi ve Yemen’in zaten etkilenmiş olan bölgelerini tehdit etmesi ve daha fazla yerinden edilme ve geçim kaynağı kaybına yol açması bekleniyor.
Rapora göre, el-Hudeyde, el-Mahvit, Hadramut, Hacca, Lahic, Rima, Saada, Sana, Şebva, Taiz illerinin ovalarındaki yaklaşık 20 bin kişinin selden etkilenmesi bekleniyor.



Selam: Washington, Fransa'nın ‘mekanizma müzakerelerinden’ çıkarılmasını talep etmedi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Arşiv – Reuters)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Arşiv – Reuters)
TT

Selam: Washington, Fransa'nın ‘mekanizma müzakerelerinden’ çıkarılmasını talep etmedi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Arşiv – Reuters)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam (Arşiv – Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın ABD ile karşı karşıya gelme durumu olmadığını belirtti ve Washington’ın ‘Ateşkesi Denetleme Komitesi (Mekanizma) müzakerelerinden Fransa’yı çıkarma talebinde bulunmadığını’ vurguladı.

En-Nehar gazetesine konuşan Selam, Paris ve Beyrut’un Lübnan ordusunu destekleme konferansının 5 Mart’ta Paris’te gerçekleştirileceği konusunda anlaşmaya vardığını söyledi. Selam, bu çerçevede Katarlı Bakan Muhammed el-Huleyfi’nin yarın Beyrut’a geleceğini ve hazırlık toplantısının şubat ayında Körfez ülkelerinden birinde, muhtemelen Katar’da düzenleneceğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ile Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron arasındaki anlaşmazlığın Lübnan’daki Fransız rolünü aksatıp aksatmayacağı sorusuna ise Selam, “Mekanizma sorunu, çok daha önemli olan diğer sorunların yanında küçük bir mesele. Açıkçası Lübnan dünyanın merkezi değil” yanıtını verdi.

Selam, önceki gün Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı görüşmenin ardından, Macron’un ‘Ateşkesi Denetleme Komitesi’nin rolüne bağlı kalma taahhüdünü’ yinelediğini aktararak, Lübnan’ın ‘Fransa’nın kurucu rolü devam ettiği sürece mekanizmada varlığının sürmesini istediğini ve güneydeki Fransız varlığına bağlı kaldıklarını’ vurguladı.

Selam ayrıca, “Mekanizma halen aktif ve işlevi bitmiş değil. Ateşkes anlaşmasıyla kuruldu ve gerektiğinde Lübnan sivil varlığını güçlendirmek için hazır” dedi.

Lübnan’da çıkan bazı sızıntılar, ABD’nin mekanizma toplantılarına Fransız katılımını istemediğine işaret etse de Selam, ABD’nin ‘Lübnan'ın bir ortağı olduğunu ve Ateşkesi Denetleme Komitesi’nde kilit bir ortak olduğu için onunla bir çatışma içinde olmadığını’ kaydetti.


Mazlum Abdi: Ateşkes dönemini 18 Aralık anlaşmasında pratik ilerleme sağlamak için kullanıyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Ateşkes dönemini 18 Aralık anlaşmasında pratik ilerleme sağlamak için kullanıyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi, bir süredir ateşkes sağlanması yönünde çabalar yürütüldüğünü belirterek, mevcut ateşkesin ‘ABD ordusunun talebi üzerine’ hayata geçirildiğini açıkladı.

Abdi, “Önümüzdeki kısa süre içinde anlaşmayı uygulamaya hazırız… Birçok konuda mutabakat sağlandı” ifadelerini kullandı. Kürtçe yayın yapan Ronahi televizyonuna konuşan Abdi, “Ateşkes süresini değerlendirecek ve bu dönemde 18 Aralık anlaşmasında somut ilerleme kaydetmeye çalışacağız” dedi.

Anlaşmaya göre hükümet güçlerinin Kürt bölgelerine girmeyeceğini belirten Abdi, buna karşın SDG’ye bağlı kurumların devlet kurumlarıyla entegre edileceğini söyledi.

Abdi, Şam’dan kente girilmemesi yönünde talepte bulunulduğunu ve bu talebin kabul edildiğini ifade ederek, tarafların buna bağlı kalmasını umduklarını dile getirdi. Abdi, Kobani ve Kamışlı’ya ilişkin herhangi bir çözümün, Serekaniye (Resulayn) ve Afrin’i de kapsaması gerektiğini ifade etti.

Jdkdk
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile görüştü. (Kürdistan Demokrat Partisi – KDP)

Abdi, “Ateşkes süresini, varılan anlaşmayı hayata geçirmek için değerlendirmeye çalışıyoruz” dedi. Sürecin müzakereler çerçevesinde ilerlediğini belirten Abdi, taraflar arasında bazı maddelerde uzlaşı sağlandığını, ancak kendilerine yöneltilen bazı taleplerin de bulunduğunu ifade etti.

Mevcut sürenin, entegrasyon yönünde somut adımlarla tamamlanacağını kaydeden Abdi, SDG’nin 18 Aralık’ta Şam ile varılan anlaşmayı kısa süre içinde uygulamaya hazır olduğunu vurguladı. Abdi ayrıca, Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği görevleri için bazı isimlerin önerildiğini, ancak şu ana kadar üzerinde mutabakata varılmış bir listenin oluşmadığını söyledi.

Abdi, görüşmelerin uluslararası himaye altında yürütüldüğünü; ABD’nin siyasi ve askeri kurumları ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da sürece dahil olduğunu belirtti. Bununla birlikte, yaşananların nihai bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Abdi, uluslararası toplumun gerilimi düşürmeye yönelik çabalarının, Şam’ın taahhütlerine bağlı kalmasına ve öne sürülen talepleri uygulamasına bağlı olduğunu vurguladı. Abdi, ‘kabul edilemez’ koşullar dayatılmadığı sürece bu girişimlerin başarıya ulaşacağını dile getirdi.

Mxmxm
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (North Press Agency – NPA)

Bu çerçevede Abdi, Şam ile ‘açık bir iletişim hattının’ bulunduğunu belirterek, yapılan anlaşma uyarınca ordunun Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere girmemesi gerektiğini vurguladı.

Abdi, Suriye hükümetiyle bir anlaşma ve çözüme ulaşılana kadar ‘direnişin’ süreceğini ifade ederken, Kobani’nin tıpkı 2014 yılında olduğu gibi bu direnişe öncülük edeceğini söyledi.

Jxjxj
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları, Kürtlerin kontrolündeki Ayn el-Arab (Kobani) şehrine geldi. (AFP)

SDG bugün yaptığı açıklamada, Suriye hükümetine bağlı grupların sabahın erken saatlerinden itibaren saldırılar başlatmasının ardından Kobani’nin güneydoğusunda şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Yapılan açıklamada, çatışmaların özellikle el-Celbiye kasabasında devam ettiği; saldırgan grupların tank ve zırhlı araçlardan oluşan ek takviyeler getirdiği ve bölge üzerinde yoğun Türk insansız hava aracı (İHA) uçuşlarının gerçekleştiği ifade edildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise dün SDG’yi ateşkesi ihlal etmek ve Kobani çevresindeki ordu mevzilerini 25’ten fazla İHA’yla hedef almakla suçladı.


SDG: Kobani'nin güneydoğusunda Suriye hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı

Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
TT

SDG: Kobani'nin güneydoğusunda Suriye hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı

Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanlığı bugün yaptığı açıklamada, Kobani/Ayn el-Arab kenti üzerinde yeniden saldırı, kuşatma ve sürekli baskılar yaşandığını duyurdu. Açıklamada, bunun ‘kentin halkının iradesini zayıflatma ve istikrarı bozma amaçlı açık girişimler’ olarak nitelendirildiği belirtildi. SDG, kuzey ve doğu Suriye’de istikrarın bozulmasının bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu ve terör örgütlerine saflarını yeniden organize etme ve faaliyetlerini canlandırma fırsatı verdiğini vurguladı.

SDG, sabah saatlerinden itibaren Suriye hükümetine bağlı güçlerin Kobani’nin güneydoğusunda SDG unsurlarına saldırmasıyla şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Yapılan açıklamada, çatışmaların özellikle el-Celbiye kasabasında devam ettiği; saldırgan grupların tank ve zırhlı araçlardan oluşan ek takviyeler getirdiği ve bölge üzerinde yoğun Türk insansız hava aracı (İHA) uçuşlarının gerçekleştiği ifade edildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise dün SDG’yi ateşkesi ihlal etmek ve Kobani çevresindeki ordu mevzilerini 25’ten fazla İHA’yla bombalamakla suçladı.

Suriye ordusu, dört gün süren önceki ateşkesin sona ermesinin ardından, Kürt güçleriyle ateşkesi 15 gün daha uzattığını önceki gün duyurmuştu.

SDG, hükümete bağlı grupların saldırılarının ‘ateşkesin net bir ihlali’ olduğunu belirterek, bunun Şam’ın taahhütlerine uymadığını ve bölgedeki istikrarsızlık politikasının devam ettiğini gösterdiğini ifade etti. SDG, ateşkesi garanti eden taraflardan ‘bu saldırıları durdurmak ve Şam’ın sürdürdüğü tırmanışı sonlandırmak için derhal harekete geçmelerini’ talep etti.

SDG, bugün Kobani’nin DEAŞ’tan kurtuluşunun 11. yıldönümü vesilesiyle yaptığı basın açıklamasında, “Bugünkü Kobani saldırısı, DEAŞ’a karşı kazanılan zaferin simgesine doğrudan bir saldırıdır; projeyi bozan bir şehre yönelik intikam girişimidir ve istikrarı zayıflatma, kaosu körükleme ve terörün geri dönmesine alan açma girişimlerinden ayrı değerlendirilemez” ifadelerini kullandı.

SDG, uluslararası topluma yönelik açık bir mesaj vererek, “DEAŞ’a karşı elde edilen kazanımları korumak ve bu savaşta ağır bedeller ödeyen bölgelerin güvenliğini ve istikrarını sağlamak siyasi bir tercih değil, ortak bir etik ve hukuki sorumluluktur” dedi.

Açıklamada ayrıca, “Kobani’ye yönelik sessizlik, terörün yenilgiye uğratılması için verilen fedakârlıklarla çelişiyor ve uluslararası çabaları zayıflatıyor” denilerek, Kobani’nin “direniş ve kararlılığın kalıcı simgesi olmaya devam edeceği; 11 yıl önce kazanılan zaferin sadece anı değil, özgürlüğü savunma, şehitlerin kazanımlarını koruma ve Suriye halkları için güvenli, demokratik bir gelecek inşa etme yönünde yenilenmiş bir taahhüt” olduğu vurgulandı.