İngiltere Başbakanı Truss: Kraliçe II. Elizabeth, dünyanın tanıdığı en büyük liderlerden biriydi

Kraliçe 2. Elizabeth hükümeti kurması için Salı günü  Liz Truss'ı görevlendirmişti (AP)
Kraliçe 2. Elizabeth hükümeti kurması için Salı günü Liz Truss'ı görevlendirmişti (AP)
TT

İngiltere Başbakanı Truss: Kraliçe II. Elizabeth, dünyanın tanıdığı en büyük liderlerden biriydi

Kraliçe 2. Elizabeth hükümeti kurması için Salı günü  Liz Truss'ı görevlendirmişti (AP)
Kraliçe 2. Elizabeth hükümeti kurması için Salı günü Liz Truss'ı görevlendirmişti (AP)

İngiltere Başbakanı Liz Truss, vefat eden Kraliçe II. Elizabeth için "Dünyanın tanıdığı en büyük liderlerden biriydi" ifadesini kullandı.
İngiltere parlamentosunda II. Elizabeth'in ölümü dolayısıyla özel anma oturumu düzenlendi.
Avam Kamarasına koyu renkli takım elbiseyle gelen milletvekilleri, oturuma II. Elizabeth için saygı duruşuyla başladı.
Ardından milletvekilleri, II. Elizabeth'e şükranlarını sunan konuşmalar yaptı.

"Kraliçe'nin vefatı tüm dünyada yürekten bir keder taşmasına sebep oldu"
Anma oturumunda konuşan İngiltere Başbakanı Liz Truss, II. Elizabeth'in vefatının "tüm dünyada yürekten bir keder taşmasına sebep olduğunu" vurgulayarak "Majesteleri, dünyanın tanıdığı en büyük liderlerden biriydi. O, modern İngiltere'nin üzerine inşa edildiği bir kayaydı. Onun hükümdarlığı altında büyüyen ve gelişen dinamik bir ulus inşa edildi" dedi.
Truss, İngiltere'nin bugünlere II. Elizabeth'in sayesinde geldiğini vurgulayarak "Hikmetli sözleri, en zor zamanlarda bize güç verdi. Kovid-19 salgınının en zor günlerinde, yeniden bir araya geleceğimize dair bize umut verdi" diye konuştu.

Kral III. Charles Londra'ya indi
Öte yandan II. Elizabeth'in vefatının ardından kraliyet ailesinin başına geçen Kral III. Charles, İskoçya'dan İngiltere'nin başkenti Londra'ya geçti.
III. Charles'ı taşıyan uçağın öğlen saatlerinde İskoçya'daki havalimanından hareket ettiği yerel saatle 13.30 civarında Londra'ya vardığı bildirildi.



Trump, İran üzerindeki baskıyı artırıyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump, İran üzerindeki baskıyı artırıyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran üzerindeki baskıyı artırarak ülkeye yönelik yeni saldırılar düzenleyebileceği tehdidinde bulundu. Trump, müzakerelerin “çok uzun sürdüğünü” öne sürerek, köprüler ve enerji santrallerinin hedef alınabileceğini söyledi.

Trump, dün Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Onları çok sert şekilde vuracağız” dedi. “Bir anlaşmaya gerçekten çok yaklaşmıştık ancak onlar sürekli oyalıyor, aklımızla alay etmeyi sürdürüyorlar” ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklamaları, taraflar arasında yaşanan tehlikeli karşılıklı saldırıların ardından geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bir Apache helikopterinin düşürülmesine karşılık olarak Hürmüz Boğazı yakınlarında hava savunma sistemleri, radarlar ve komuta-kontrol merkezlerinin vurulduğunu duyurdu.

İran Devrim Muhafızları ise ABD’ye ait Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn’deki üsleri hedef aldığını açıkladı ve saldırıların yeniden başlaması halinde “ezici ve kararlı” bir karşılık verileceği uyarısında bulundu.

İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Ebu’l Fazl Şikarci, Tahran’ın herhangi bir tehdide “daha sert ve daha güçlü” şekilde yanıt vereceğini belirtirken, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan kritik altyapı tesislerinin hedef alınmasını “çaresizliğin göstergesi” olarak nitelendirdi.

Diplomatik cephede ise Washington yönetimi görüşmelerin sürdüğünü teyit etti. Katarlı müzakerecilerin taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek amacıyla Tahran’a gittiği bildirildi. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı, Washington ve Tel Aviv’i diplomatik süreci baltalamakla suçladı.

Öte yandan Körfez İşbirliği Konseyi Bakanlar Konseyi, dün Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yönelik İran saldırılarını kınadı. Konsey, söz konusu saldırıları “devletlerin egemenliğine, halkların güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir saldırı; uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Şartı ve iyi komşuluk ilkelerinin ağır ihlali” olarak değerlendirdi.

Manama’daki toplantısının ardından yayımlanan sonuç bildirisinde Konsey, Körfez ülkelerinin güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğunu ve üye ülkelerden herhangi birine yönelik saldırının tümüne yapılmış sayılacağını vurguladı. Ayrıca anlaşmazlıkların çözümünde barış, iyi komşuluk ilişkileri ve diplomatik yolların tercih edilmesi gerektiği belirtildi.

Viyana’da ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını açıklamasını ve bunların denetlenmesine izin vermesini öngören bir kararı kabul etti. Tahran yönetimi karara sert tepki gösterdi.


Ateşkeste silahların gölgesi: ABD ve İran yeni saldırılar yaparken müzakere kapısı yine de açık

Ateşkeste silahların gölgesi: ABD ve İran yeni saldırılar yaparken müzakere kapısı yine de açık
TT

Ateşkeste silahların gölgesi: ABD ve İran yeni saldırılar yaparken müzakere kapısı yine de açık

Ateşkeste silahların gölgesi: ABD ve İran yeni saldırılar yaparken müzakere kapısı yine de açık

Bölge, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında geçtiğimiz nisan ayında varılan ateşkes anlaşmasından bu yana yaşanan en büyük askeri ve silahlı çatışmaya sahne olarak tehlikeli bir güvenlik dönüm noktasına girdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu bugün yaptığı açıklamada; Ürdün’deki bir ABD üssünü ve Körfez bölgesinde Kuveyt ile Bahreyn’i de kapsayan 21 hedefi vuran geniş çaplı saldırılar düzenlediğini duyurdu. Bu gerilim, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarında İran içindeki hava savunma sistemlerini, yer kontrol istasyonlarını ve gözlem radar tesislerini hedef alan yoğun hava saldırılarına misilleme olarak gerçekleşti.

Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, "Savaş çığırtkanı Amerikan rejiminin" bugün sabaha karşı asılsız bahanelerle Cask, Sirik ve Keşm’deki çeşitli noktalara saldırılar düzenlediği, bunun sonucunda Sirik’teki bir iletişim kulesinin hasar gördüğü ve şehre ait iki su deposunun imha edildiği belirtildi. Açıklamada, bu "şer dolu hamleye" cevap olarak Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri unsurlarının gece saat 02:30’da Bahreyn’deki 5. Filo’yu insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığı belirtildi ve "şer odaklı eylemlerin" devam etmesi halinde "çok daha sert ve ağır cevaplar" verileceği uyarısında bulunuldu.

Trump: Bedelini ödeyecekler

Buna karşılık, söz konusu ABD saldırıları doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirildi. ABC News’e konuşan Trump, yanıtın "çok güçlü olması gerektiğini" belirterek, İran'ın "bir anlaşma için müzakere etmeyi çok uzun süredir ağırdan aldığını" ve "şimdi bunun bedelini ödemek zorunda kalacağını" vurguladı.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise kuvvetlerinin İran'a karşı ABD Doğu Saati ile 17:00'de (TSİ 00:00) başlayan ve 21:00'den hemen önce tamamlanan "meşru müdafaa" saldırıları düzenlediğini açıkladı. Operasyonun, dün ABD Ordusu’na ait bir "Apache" tipi helikopterin düşürülmesine misilleme olarak yapıldığı belirtilirken; Amerikalı bir yetkili, Hürmüz Boğazı yakınlarında yaklaşık 20 İran hedefinin vurulduğu bilgisini paylaştı.

Tahran’dan diplomasi resti

Diplomatik tarafta ise İran Dışişleri Bakanlığı bugün, Tahran ile Washington arasındaki karşılıklı darbelerin ve İsrail'in Lübnan’da devam eden saldırılarının ardından ABD ve İsrail'i savaşı sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik süreci baltalamakla suçladı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ateşkesin defalarca ihlal edildiği bir ortamda ABD ile yürütülen diplomatik çabaların "ilerleyemeyeceğini" belirterek şunları söyledi:

"Gece yaşananların ardından Washington ile yürütülen diplomatik süreci yeniden değerlendirmemiz gerekiyor... Herhangi bir diplomatik süreç, asgari düzeyde de olsa bir istikrar gerektirir."


İran neden İsrail'e saldırma riskini göze aldı?

Güney Lübnan'daki Nebatiye'den görülen, tarihi Şakif (Beaufort) Kalesi yakınlarını hedef alan İsrail hava saldırısı, 4 Haziran 2026 (New York Times)
Güney Lübnan'daki Nebatiye'den görülen, tarihi Şakif (Beaufort) Kalesi yakınlarını hedef alan İsrail hava saldırısı, 4 Haziran 2026 (New York Times)
TT

İran neden İsrail'e saldırma riskini göze aldı?

Güney Lübnan'daki Nebatiye'den görülen, tarihi Şakif (Beaufort) Kalesi yakınlarını hedef alan İsrail hava saldırısı, 4 Haziran 2026 (New York Times)
Güney Lübnan'daki Nebatiye'den görülen, tarihi Şakif (Beaufort) Kalesi yakınlarını hedef alan İsrail hava saldırısı, 4 Haziran 2026 (New York Times)

Erika Solomon\Washington

İlk bakışta, İran'ın Lübnan'daki İsrail saldırılarına verdiği yanıt, yıkıcı bir bölgesel savaşı yeniden alevlendirme tehdidi taşıyan pervasız bir eylem gibi görünebilir. Ancak yeni yöneticilerinin stratejik değişimini yansıtan daha agresif bir yaklaşımın parçası olarak, İran açısından bu saldırılar gerekliydi. Onlar için savaştan çıkarılan ders, güçlü bir yanıtın hayatta kalmalarını ve hatta daha güçlü rakiplerine karşı kozlar elde etmelerini sağladığıydı.

Washington'daki Dawn Stratejik Çalışmalar Merkezi'nde İran uzmanı olan Omid Memarian, “İran güç göstermek ve gerilimi artırma kabiliyetine sahip olduğunu kanıtlamak istiyor” diyerek, “Gerekirse savaşı yeniden başlatmaya hazır oldukları mesajını veriyorlar” değerlendimesinde bulundu.

Son on yıldır İran'ın eski Dini Lideri Ali Hamaney döneminde, ülke İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ni hedef almakta çok daha temkinli davrandı. İran, 2020'de ABD'nin en üst düzey askeri komutanlarından Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından Washington'a sınırlı yanıtlar vermekle yetinmişti. Yine geçen yıl Haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında verdiği yanıtı, tamamen Katar'daki tek bir ABD üssünü hedef alan saldırılarla sınırlandırmıştı.

Son haftalarda İranlı yetkililer, ana müttefikleri olan Lübnanlı silahlı Hizbullah örgütüne yönelik İsrail saldırılarına büyük ölçüde tahammül ettiler. Tahran, saldırıları eleştirmekle yetindi ve Hizbullah'ın nisan ayında Washington ile vardığı bölgesel ateşkes anlaşmasına dahil edilmesi gerektiği konusunda uyardı. Ancak İsrail saldırıları Güney Lübnan ile sınırlı kaldığı sürece İran misilleme yapmadı.

7 Haziran'da yayınlanan bir videodan alınan fotoğraf karesinde, İran'ın İsrail'e doğru füzeler fırlattığı görülüyor (Reuters)7 Haziran'da yayınlanan bir videodan alınan fotoğraf karesinde, İran'ın İsrail'e doğru füzeler fırlattığı görülüyor (Reuters)

İran, İsrail'in saldırılarını Hizbullah'ın kalesi olan Beyrut'un güney banliyösüne doğru genişletmesi durumunda bu hesapların değişeceği konusunda da uyarıda bulundu. İsrail de pazar günü tam olarak bunu yaptı.

İran Dini Liderine danışmanlık yapan etkili bir organ olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Başkanı Sadık Laricani, “İran'ın Lübnan'ı savunmak için yaptığı saldırı sadece askeri bir yanıt değil, stratejik bir doktrinin resmi duyurusuydu” ifadesini kullandı.

Laricani, “Direniş ekseninin herhangi bir bileşeni saldırıya uğrarsa, yanıt coğrafi sınırları aşacak ve bölgesel güç dengesini değiştirecektir” diyerek, Hizbullah da dahil olmak üzere müttefik silahlı örgütlerden oluşan bölgesel ağı tanımlamak için İran terimini kullandı.

İran, bu hamlelerle bölgesel müttefiklerini savunma konusundaki kararlılığını göstermeyi amaçlıyor. Şarku’l Avsat için bu analizi kaleme alan Erika Solomon’a göre bu imaj, Tahran'ın 2024'te İsrail'in Hizbullah'ı ciddi şekilde zayıflatan ve Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın ölümüne yol açan saldırılarına yanıt vermekten kaçınmasıyla bir önceki liderlik döneminde zarar görmüştü.

Şubat ayında başlatılan ve aralarında Hamaney'in de bulunduğu eski İran liderliğinin önemli bir bölümünün öldürülmesiyle sonuçlanan İran'a karşı ABD-İsrail savaşından bu yana, Tahran'daki yeni yöneticiler daha agresif davranmaya hazır olmalarını büyük bir başarı sayıyorlar.

Analistler, bu daha agresif yaklaşımın İran'ın sadece Amerikan ve İsrail saldırılarına karşı koymasını değil, aynı zamanda rakiplerine ekonomik zarar vermesini ve dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz taşıma yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı kontrol ederek stratejik bir baskı kartı elde etmesini sağladığına inanıyorlar.

İran'ın yeni liderleri ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın bu daha saldırgan stratejiye daha çok karşılık verdiğini gördüler. Nitekim geçen hafta İsrail'i Beyrut'a saldırmamaya ikna etti. Ardından, pazartesi günü, İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne yönelik saldırıları ve İran'ın yanıtının ardından, yine her iki tarafa da saldırıları durdurma çağrısında bulundu.

Trump'ın açıklamalarının ardından, Devrim Muhafızları hemen saldırılarını durdurduğunu açıkladı, ancak İsrail'in güney Lübnan'a yönelik hava saldırılarına devam etmesi halinde -ki bu da neredeyse kesin görünüyor- saldırılara yeniden başlayabileceğini bildirdi.

Memarian bu tür saldırıların, İran'a Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkiyi test etme fırsatı da verdiğine inanıyor.

“İsrail ve Amerikan hedefleri arasında bir uçurum olduğunun farkındalar” diyen Memarian, “Trump'ı İsrail'i dizginlemeye zorlamak istiyorlar” yorumunda bulundu.

Ancak Hizbullah'ı savunmak sadece bir test veya güç gösterisi ile ilgili değil. Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü'nde İranlı güvenlik uzmanı Hamid Rıza Azizi'ye göre, “Tahran, Hizbullah'ın son savaş sırasında kuzey İsrail'e saldırmaya devam etme kabiliyetini, İran'a, saldırılarını petrol zengini Körfez komşularına odaklama alanı sağlamak için gerekli görüyor.”

Azizi, İsrail'in Hizbullah'ı daha da zayıflatmasına izin vermenin, Tahran'ın kaçınılmaz olarak gördüğü gelecekteki herhangi bir çatışmada İran için askerî açıdan maliyetli olacağını ifade etti.

İran ayrıca, Washington ile çatışmayı sona erdirmek için bir anlaşmaya varmaya çalışırken, İsrail’in saldırılarda bulunmasını, Tahran'ın son savaş sırasında elde ettiği stratejik kazanımları sessizce zayıflatmayı amaçlayan bir ABD-İsrail stratejisinin parçası olarak gördüğü için yanıt vermeyi gerekli gördü.

Haftalardır ABD güçleri, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere sessizce eşlik ediyor. Birçok analist bunu, ABD'nin küresel ekonomi üzerindeki baskıyı hafifletme ve aynı zamanda İran'ın gemilerine uyguladığı ablukayı sıkılaştırarak İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma çabası olarak tanımlıyor. Tahran, İsrail'in Hizbullah'ı zayıflatma çabalarının da bu stratejinin bir parçası olduğundan endişe ediyor.

Azizi, İranlıların, ABD ve İsrail'in “ateşkesi, İran'ın bu savaş sırasında kazandığı etkiyi zayıflatacak şekilde sahadaki gerçekleri yeniden şekillendirmek için kullandığına” inandığını söyledi.

İran'ın güçlü bir şekilde karşılık vermeye hazır olması, aynı zamanda Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanan ve bu sonbahardaki ara seçimler öncesinde derinleşen küresel ekonomik krizle karşı karşıya olan Trump'ın başka bir büyük ölçekli savaşa girmeyeceğine ne kadar inandığını da gösteriyor.

Cenevre'deki Lisansüstü Enstitüsü'nde İran uzmanı olan Farzan Sabit, “Trump'ın savaşa gireceğini düşünmüyorlar” dedi. “Ama girse bile, işleri kontrol altına alabileceklerinden oldukça eminler” diye de ekledi.