Iraklı siyasi güçler, Sadr'a sunulacak bir plan üzerinde çalışıyor

Koordinasyon Çerçevesi, tam yetkiye sahip bir hükümetin kurulmasında ısrar ederken çatısı altındaki güçler arasında görüş ayrılıkları devam ediyor

Bağdat'taki Yeşil Bölge’de Meclis’in feshedilmesini isteyen Iraklı protestocular (AFP)
Bağdat'taki Yeşil Bölge’de Meclis’in feshedilmesini isteyen Iraklı protestocular (AFP)
TT

Iraklı siyasi güçler, Sadr'a sunulacak bir plan üzerinde çalışıyor

Bağdat'taki Yeşil Bölge’de Meclis’in feshedilmesini isteyen Iraklı protestocular (AFP)
Bağdat'taki Yeşil Bölge’de Meclis’in feshedilmesini isteyen Iraklı protestocular (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Siyade (Egemenlik) İttifakı ve Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) tarafından yapılan açıklamanın ardından siyasi güçlerin önümüzdeki hafta başında Erbain tatilinden sonra Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr'a sunmak amacıyla bir plan üzerinde çalıştıklarını söylediler. Öte yandan Mukteda es-Sadr, Vatanı Kurtarma İttifakı’ndan ortakları Egemenlik İttifakı ve KDP'nin erken seçim hazırlıklarında tam yetkiye sahip bir hükümet kurma taahhütlerini teyit eden ortak gelecek planına ilişkin yaptığı açıklama hakkında herhangi bir yorum yapmadı. Buna karşın Egemenlik İttifakı, Sadr'ın mevcut Cumhurbaşkanı Berham Salih ve Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin yaklaşan erken seçimleri denetlemeleri için görevlerini sürdürmelerine ilişkin çağrısına olumlu ya da olumsuz herhangi bir karşılık vermezken, KDP,  önde gelen isimlerinden bazılarının yaptığı açıklamalarla bu tür riskli konuların tweet aracılığıyla değil, diyalog yoluyla ele alınması gerektiğini vurguladı. KDP ayrıca, Sadr’ı Meclis'ten çekilirken müttefiklerini (Sünniler ve Kürtler) bilgilendirmediğinin de altını çizdi.
Koordinasyon Çerçevesi dün, Erbil'de yapılan ve ‘uygun ortamın sağlanmasından sonra tam yetkiye sahip bir hükümetin gözetiminde ve anayasal kurumların çalışmalarına geri dönmeleriyle erken seçimlerin yapılması seçeneğine bağlı kaldıklarını’ vurguladıkları ortak bir bildiri yayınladıkları toplantılarının ardından Egemenlik İttifakı’nı ve KDP'yi takdir ettiğini duyurdu.
Koordinasyon Çerçevesi, anayasal kurumların çalışmalarına geri dönmeleri, tam yetkili bir hükümetin kurulması ve anayasal hakların sağlanması için tüm taraflarla diyalogun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Siyasi güçlerin kulislerinden sızdırılan bilgilere göre Iraklı siyasi güçlerin, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin iki ülke arasında mekik dokuduğu ziyaretleri gözden geldikleri bir dönemde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf ve ardından Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Hakan Fidan'ın başta Sünniler ve Kürtler olmak üzere karar verici mercilerle görüşmeleri sonrasında mevcut durumda bir takım değişimler olmaya başladı.
Kaynaklar ve sızdırılan bilgiler, ABD’nin ve Türkiye’nin bu son müdahalelerinin Kürt ve Sünni müttefiklerini kuşatan dengesizlikten kaynaklandığına işaret ederken Tahran, Sadr’a karşı Koordinasyon Çerçevesi güçleriyle aynı safta yer aldığından Şii-Şii krizine dair tutumu açık ve net.
Aynı kaynaklar, Washington'ın Dışişleri Bakan Yardımcısı aracılığıyla ‘Sadr'ın sesinin duyulması’ çağrısının yaklaşan erken seçimleri denetlemeleri için Cumhurbaşkanı Berham Salih ve Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin görevlerine devam etmeleri çağrısını üstü kapalı da olsa kabul ettiği anlamına geldiğini düşünüyorlar.
Siyasi koridorlarda dolaşan bilgilere göre Fidan, Sünni liderleri, Türkiye'nin Irak'ta istikrarın olmasına duyduğu ihtiyaç çerçevesinde bir hükümet kurmaya ve Türk şirketlerinin Irak'taki çalışmalarının devamını sağlamaya çağırdı.
Şii güçler ise halen farklı tutumlar sergiliyorlar. Herkes Erbain (Kırkıncı Gün) nedeniyle yapılan ateşkese bağlı kalırken, Sadr'ın bir sonraki adımının ne olacağına ilişkin korkular arasında bu ateşkes sona ermek üzere. Herkes Sadr’ın, eski müttefiklerinin pratikte Egemenlik İttifakı ve KDP ile kurdukları Üçlü İttifak’ın sonu anlamına gelen anayasal yükümlülükleri tamamlama yönündeki kararına karşı nasıl bir tutum sergileyeceğini beklerken mevcut durum, Yeşil Bölge'de kısa bir süre önce yaşanan kanlı olaylardan daha tehlikeli olabilecek bir Şii-Şii karşılaşması karşısında yine bilinmeyene kapı aralanıyor.
Diğer taraftan Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında önde gelen liderlerden Hukuk Devleti lideri ve eski başbakanlardan Nuri el-Maliki ile Zafer Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi’nin siyasi krizin çözümüne dair farklı görüşleri var. İbadi, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, bir hükümetin kurulmasıyla başlayıp parlamentonun feshedilmesi ve erken seçimlerin yapılmasıyla biten mevcut geçiş sürecini ele almak amacıyla siyasi bir uzlaşı sağlanması çağrısında bulunurken ‘iradelerin kırılmasına’ karşı uyararak iradelerin kırılmasının, halk ve devlet için bir felaket olabileceğini söyledi. İbadi, halkın çıkarlarının ve devletin istikrarının herhangi bir partinin çıkarından daha üstün ve daha değerli olduğunu vurguladı. Ancak Maliki'nin görüşü İbadi'den farklıydı. Bu da Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında gerek Meclis’in feshedilmesi, gerek yeni bir hükümetin kurulması, gerekse Mukteda es-Sadr ile görüşülmesi konularında görüş ayrılıkları olduğunun bir işareti olarak görüldü. Maliki, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, yargının Meclis’in feshedilmesi kararının Meclis oturumları yeniden başlamadan ve tam yetkili yeni bir hükümet kurulmadan erken seçime gidilemeyeceği anlamına geldiğini söyledi. Maliki, “Siyasi güçler de yargının kararına verdikleri desteğin yanı sıra meclisin feshedilmesi ve erken seçim yapılması önerisine karşı olduklarını ifade ettiler” dedi. Bunun, anayasal, hukuki ve siyasi olarak çözülen bir konu olduğunu ve üzerinde konuşulmasının gerekmediğini vurgulayan Maliki, Meclisin nasıl harekete geçirileceğine ve daha iyi hizmet verilmesinin yanı sıra siyasi ve güvenlik istikrarının sağlanması için bir koalisyon hükümetinin oluşumunu nasıl hızlandırılacağına dair konuşmaların, çabaların ve önerilerin bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi.



Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"
TT

Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"

İsrail dün Batı Şeria'daki saldırılarını artırarak, iki yıl boyunca kuzeye yoğunlaştırdığı saldırılarını Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerine de genişletti.

BM İnsan Hakları Ofisi dün, yerleşimcilerin, İsrail güvenlik güçlerinin desteği ve katılımıyla Filistinlilerin geniş bölgelerden zorla göç ettirilmesine yol açtığını ve bunun "savaş suçu teşkil ettiğini" belirterek uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi Direktörü Ajith Sunghay, “İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi bir savaş suçudur ve insanlığa karşı suç teşkil edebilir” dedi.

Bu arada, Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD de dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla Refah sınır kapısının bu hafta içinde açılacağına dair güvenceler aldıklarını ve bugünün (Perşembe) en muhtemel tarih olduğunu vurguladı.

Ancak İsrail'deki haberler açılış tarihi konusunda çelişkili; İsrail Yayın Kurumu bugün açılacağını doğrularken, Walla web sitesi açılışın önümüzdeki pazar günü gerçekleşeceğini belirtti.


Filistinli bir genç Beytüllahim yakınlarında İsrail'in açtığı ateşle öldürüldü

Batı Şeria'da bir İsrail polis kontrol noktası (AFP)
Batı Şeria'da bir İsrail polis kontrol noktası (AFP)
TT

Filistinli bir genç Beytüllahim yakınlarında İsrail'in açtığı ateşle öldürüldü

Batı Şeria'da bir İsrail polis kontrol noktası (AFP)
Batı Şeria'da bir İsrail polis kontrol noktası (AFP)

Filistin Sağlık Bakanlığı dün, Batı Şeria'nın en büyük vilayeti Hebron’a bağlı Aş-Şuyuk kasabasından genç bir Filistinli gencin Beytüllahim yakınlarındaki Tüneller kontrol noktasında İsrail güçleri tarafından vurularak öldürüldüğünü açıkladı.

Filistin Haber Ajansı'na (WAFA) göre, Filistin Sağlık Bakanlığı, "İsrail işgal güçleri tarafından Beytüllahim yakınlarında vurulan 28 yaşındaki Kusay Mahir Ismail Halayka'nın ölümüne ilişkin Genel Sivil İşler Otoritesi tarafından bilgilendirildiğini" belirtti.

İsrail yetkilileri, dün bir Filistinlinin, bir kontrol noktasında İsrail güçlerini bıçaklamaya çalışırken vurularak öldürüldüğünü bildirdi.

İsrail polisi ve sağlık görevlilerine göre Kudüs ile Beytüllahim arasındaki "Tüneller Kontrol Noktası"nda meydana gelen saldırıda hiçbir İsrail gücü mensubu yaralanmadı.

Şarku'l Avsat'ın Times of Israel'den aktardığına göre polis, kontrol noktasında görevli memurların "Batı Şeria'dan yaya olarak gelen şüpheliyi fark ettiklerini ve rutin bir arama sırasında şüphelinin kimlik kartını gösterdikten sonra bir bıçak çıkardığını" belirtti.

İsrail ordusu ise kontrol noktasında konuşlanmış bir askeri polis birliğinin "saldırgana ateş açtığını" açıkladı.

Filistin Yönetimi Sivil İşler Genel Müdürlüğü'ne göre şüpheli öldürüldü ve İsrail cesedine el koydu.


Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel